iconBütün zaman ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 17:14 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Coğrafya ve Tarih » Ülkeler » Avrupa » İsviçre, coğrafyası, tarihi, siyasi yapısı, ekonomisi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 11.06.08, 15:24
Standart İsviçre, coğrafyası, tarihi, siyasi yapısı, ekonomisi

11.06.08, 15:24


Orta Avrupa "da ülke. Batıda Fransa, kuzeyde Federal Almanya Cumhuriyeti'yle, doğuda Avusturya ve Liechtenstein'la. güneyde İtalya'yla komşu olan İsviçre, dağlık arazide ver alan bir ülkedir.
isvicre-cografyasi-tarihi-siyasi-yapisi-ekonomisi-isvicrefondue-jpg
 

COĞRAFYA
İsviçre güneybatı ve kuzeydoğu doğrultusunda uzanan üç doğal bütünden oluşur: jüra, Mittelland (orta ülke) ya da "Yayla" ve Alpler.
ALPLER. Güneyde ve doğuda ülke topraklarının % 58,5'ini kaplarlar. Billurlu yapıda olan Güney Alpleri, tırtıklı tepeleri çoğunlukla 4 000 m'yi geçen (Cervino ya da Matterhorn, 4 477 m: Weisshom 4 517 m) Valais Alpleri'ni, 3 107 m'ye ulaşan Sankt-Gotthard kütlesini, Graubünden Alpleri'ni (Ber-nina 4 052 m) ve vadileri Po ovasına açılan Ticino Alpleri'ni kapsar. Güney Alpieri'nden uzunlamasına Rhone ve yukarı Ren vadileriyle ayrılan Kuzey Alpleri, Cenevre gölünden (Leman gölü) Bodensee gölüne (Konstanz gölü) kadar uzanır; bunlar batıda ve doğuda kıvrımlı kalkerlerden, ortada billurlu kayaçlardan (özellikle Bern Alpleri'nin en yüksek kesiminde
 
isvicre-cografyasi-tarihi-siyasi-yapisi-ekonomisi-isvicre_grossmunster_church-jpg
[Finsteraarhorn, 4 274 m; jungfrau,4158 m]) oluşur; Bern Alpleri doğuya doğru Uri ve Glarus Alpleri'yle (Tödi, 3 623 m) uzanır, güneydoğuya doğru alçalır. Kıvrımlı kalker tortulları ve Önalpler' in Üçüncü Zaman şistleri, Alpler'in kuzey kesiminde 2 000 m- 2 500 m yüksekliğe varan dağkolları oluşturur (Rigi, 1 797 m; Santis, 2 501 m). Çok sayıda olan enine ovalar Alpler ve Önalpler bütününün yoğunluğunu azaltır; tümü de, İsviçre'yi aşağı yukarı baştan başa kaplamış olan Dördüncü Zaman buzulları tarafından biçimlendirilmiştir;
isvicre-cografyasi-tarihi-siyasi-yapisi-ekonomisi-isvicrealphorn-jpg
 

Alp zincirinin kenarlarına dizilmiş olan dar ve derin göller de gene buzulların etkisiyle oluşmuştur. Alp bölgesi iklimi yükselti nedeniyle serttir. Sözgelimi, 1 440 m yükseklikte bulunan Andermatt'ta ocak ayı sıcaklığı -6,5°G, temmuz sıcaklığı 11,6°C'tır; yıllık yağışlar da 1211mm'dir.Kışın son
 
isvicre-cografyasi-tarihi-siyasi-yapisi-ekonomisi-isvicre_landwasserviadukt-jpeg
günlerinde ve ilkbaharda güneyden esen kuru ve sıcak fön rüzgârı, karların erimesini hızlandırır. Vadilerde, özellikle Rhone vadisi ya da İsviçre'nin en sıcak ve güneşli yeri olan Güney Ticino vadisinde (Lugano'da ocakta 2,3°C; temmuzda 21,3°C; 120 günde 1 800 mm yağış; 2 100 saat güneş) iklim koşulları elverişlidir. Bitki örtüsü de yükselti ve konuma göre değişir: 800-1 200 m'ye kadar olan yerlerde tarım yapılır. 1 200-1 800 m'ye kadar yapraklı ağaçlar. 1 800-2 100 m'ye kadar kozalaklılar. 2 200-2 500 m'ye kadar Alp tipi çayırlar, bu sınırın ötesinde de karlar ve buzullar uzanır. Alpler' deki akarsulara buzul (yaz aylarında suları kabaran yukarı Ren ve Rhöne) ya da kar-buzul (ilkbaharda taşan Reuss Aar) rejimleri egemendir.
isvicre-cografyasi-tarihi-siyasi-yapisi-ekonomisi-isvicre-john_calvin_-_best_likeness-jpg
 

MİTTELLAND.
Ülkenin % 31,5'ini kaplayan bir bölgedir, jüra ve Alpler arasında dar ve uzun bir geçit görümünde olan bu bölge, yükseltileri 375 ile 800 m arasında değişen vadiler ve tepelerden meydana gelmiş, Üçüncü Zaman molasları (karbonatlı kumtaşı) ve ırmak-buzul alüvyonlarıyla oluşmuştur. Göller çok sayıdadır ve değişik kökenlidir.
 
isvicre-cografyasi-tarihi-siyasi-yapisi-ekonomisi-isvicre_1393_sempacherbrief-jpeg

Aar, Ren'e ulaşmadan önce Mittelland'ın sularının büyük bölümünü toplar. Karasal eğilimli okyanus iklimi (Bern'de, ocak ayında -1.1°C; temmuzda 18°C; 160 günde 1 000 mm yağış) ve verimli topraklar sayesinde, bu orta ülkede yoğun tarım yapılır;
isvicre-cografyasi-tarihi-siyasi-yapisi-ekonomisi-isvicre_passstrassen_unter_1500-jpg
 

kentleşme merkezleri ve çok sayıda köy ve kasaba, sanayi sayesinde gelişmektedir. Ren koridoru ve Basel üstünden Almanya'yla, Cenevre üstünden Fransa'yla ve Sankt Gotthard üstünden İtalya'yla bağlantı kurabilen Mittelland, ülkenin en hareketli bölgesidir.
isvicre-cografyasi-tarihi-siyasi-yapisi-ekonomisi-isvicrelauterbrunnen-valley-jpg
 

JÜRA. İsviçre yüzölçümünün % 10'unu kaplar. Batıda, kıvrımlı kalkerler, kuzeyde de Fransa'ya ve Almanya'ya doğru hafif eğimli kalkerli
 
isvicre-cografyasi-tarihi-siyasi-yapisi-ekonomisi-isvicredansi-jpg
yaylalardan oluşur. Bol yağış alan (yılda 1 000 - 2 000 mm) bölgede, okyanustan gelen hava kütleleri tepeleri döver; yazlar serin geçer (990 m yükseklikte yer alan La Chaux-de-Fonds'da ocak ayında - 1,7°C; temmuz aynıda 15,6°C). Akarsuların büyük bölümü doğrudan ya da Aar yoluyla dolaylı olarak Ren ırmağına yönelir; geri kalanlarsa Doubs yoluyla Rhöne'a ulaşırlar, jüra, çayırların ve kozalaklı ormanlarının bulunduğu bir bölgedir.
 
isvicre-cografyasi-tarihi-siyasi-yapisi-ekonomisi-isvicre_passstrassen_unter_1500-png

NÜFUS
İsviçre'nin nüfusu 1950'den bu yana iki katını aştı. Son on yıl içinde de göçler sayesinde %15,2 oranında artış gösterdi. Önce ülkeye İtalyanlar (2/3) ve İspanyollar gelerek özellikle metalürji, inşaat ve dokumacılık alanında çalışmaya başladüar. Öte yandan, vadiler dışında dağlık kesimle kırsal kesimin nüfusu kentlere göç nedeniyle giderek azaldı; günümüzde nüfusun. %43'ü kentlerde toplanmıştır, özellikle Mittelland'da Solothurn-Zürih-Winterthur ekseni, gerçek bir kentleşme alam oluşturur (km2'ye 400 kişi).

Nüve Forum » kütüphane » Coğrafya ve Tarih » Ülkeler » Avrupa

kaynak 3
6.cilt / s.2090-2096
__________________

#sadece remşit#
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
remşit kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
CiwCiw (11.06.08)
Sponsorlar
  #2  
Alt 11.06.08, 15:28
remşit - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: Jul 2006
Nereden: Ankara
İletiler: 1.430
Ettiği Teşekkür: 296
182 tane iletisine 263 kere teşekkür edilmiş
remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.
  Send PM
Standart İsviçre,coğrafyası,tarihi,siyasi yapısı,ekonomisi

TARİH
KONFEDERASYON

İsviçre'nin ilk halkını Kelt kökenli Helvetler oluşturur. İ.Ö.58'de Kimberler ve Tötonlar:-dan kaçan bu halk, Galya'ya girdi ve orada Sezar tarafından durduruldu. Canlarını kurtaranlarsa ülkelerine götürülerek boyun eğmek zorunda bırakıldılar ve ülkeleri Romahlaştırıldı. Büyük göçler sırasında (V.yy.) ülke Germen kabileleri olan Alamanlar tarafından işgal edildi, yeni gelenler yerli halkı büyük ölçüde Germenlestirdiler, daha sonra da Burgundlar geldi, ama bunlar yerli halkla kaynaştılar. Clovis ve oğullarının döneminde. Burgund Krallığı Frank Krallığı tarafından fethedildi, önce Merovenj,daha sonra da Karolenj İmparatorluğu' nun bir parçası haline geldi. Karolenj; İmparatorluğu'nun kesin olarak parçalanmasından (843) sonra İsviçre büyük ölçüde jüraötesi Bourgogne Kral-lığı'na bağlandı; jüraötesi Bourgogne Krallığı'yla jüraberisi Bourgogne Krallığı 934'ten başlayarak Arles Krallığı'nı kurdular.i032'desonBour-gogne kralının ölümü üstüne, Germania krah, kendisine miras olarak kalan Helvetia'yı Kutsal Roma Germen împaratorluğu'na kattı.
Alman imparatorları ile papalar arasındaki çatışmalardan (XI. yy. -XIII. yy.) yararlanan İsviçre, siyasal açıdan çeşitli bölümlere ayrıldı. Feodal senyörler, özgür kentler ve özgür köylü toplulukları arasında paylaşıldı. Bu sonuncu topluluklar da özgür kentler gibi, hukuksal açıdan komşu senyör-lere değil ama doğrudan doğruya imparatora bağlıydılar; bu da onların uygulamada bağımsız olduklarını gösteriyordu.
VValdstâtten (orman ülkesi) olarak adlandırılan Uri, Schvvyz ve Untervvalden kantonlarının durumu XIII. yy'ın ortasından beri böyledir. XIII. yy. sonunda İsviçre'yi paylaşan feodal kontlar arasında en güçlü olanları,İsviçre'nin Alman kesimindeki Habsburg kontları ve İsviçre'nin Fransız kesimindeki kontlardır (daha sonra dükler).
İmparator Rudolf I von Habsburg'un ölümünden sonra VValdstâttenler özgürlüklerinin, Avusturya'da egemenlik kurmuş olan Habsburglar tarafından zedeleneceğinden korktular. 1 Ağustos 1291'de Uri, Schvvyz ve Untervvalden kantonlarının delegeleri sürekli bir ittifak kurdular. Yazılı olarak gerçekleştirilen bu anlaşmada (Grütli andı, 1291) bir iç anlaşmazlık söz konusu olduğunda hakemliğe başvurma, savaş durumu söz konusu olduğunda da yabancı yargıçların reddi ve karşılıklı yardımlaşma açıkça belirtilmiştir. Habsburglara karşı direnme hareketi, 1315'te Konfederasyon askerlerinin, Morgarten'de Avusturyalı Leopold I von Habsburg'un şövalyelerini yenilgiye uğratması ve ittifaklarını yenilemeleriyle (Brunnen anlaşması) kesinlik kazandı. BAĞIMSIZLIK. Eski Konfederasyon, yeni kantonların (Lüzern, 1332; Zürih, 1351; Glarus ve Zug, 1352; Bern, 1353;Fribourg[Freiburg]ve Solothurn, 1481; Basel ve Schaffhausen, 1501; Appenzell, 1513) ve uyruk ülkelerle (Aargau, 1415; Thurgau, 1460; Ticino, 1512) XV. yy'da müttefiklerin (Vaiais, Neuchâtel ve Valangin, Toggen-burg, Sankt-Gallen, Graubünden) katılmasıyla genişledi. Sempach'ta (1386) ve Nâfels'de (1388) yenilen, Aargau ile Thurgau'yu elden çıkaran ve Schvvaben savaşları sırasında da bozguna uğrayan, 1437'den başlayarak imparatorluk tacının sahibi Habsburglar, 1499'daki Basel barışıyla konfederelerin bağımsızlığını tanıdı. Konfedereler arasındaki ilişkiler birçok kez tehlikeye düştü; Zürih ve Schvvyz (öbür kantonlardan yardım gördü) arasındaki savaş (1436-1450); Bourgogne savaşlarının hemen ardından kent-kantonlarla köy-kantonlar arasında başgösteren anlaşmazlıklar ve İsviçrelileri uzlaştıran Unterwaldenli bir keşişin aracılığı. Yiğit Chares'a karşı kazanılan 1476-1477 zaferleri, konfederelerin askeri gücünü sağlamlaştırdı, kantonlar İtalya savaşlarına katıldılar: 1513'te Konfederasyon askeri gücünün doruğuna ulaştı. Ama siyasal görüş ayrılıkları Melegnano'da (1515) geri çekilmeye neden oldu. İsviçreliler bu tarihte Fransa'yla sürekli bir barış imzaladılar ve yayılma siyasetlerinden vazgeçtiler.
Hümanist papazların (özellikle Zwin-gli) girişimiyle gerçekleştirilenReform hareketi, on yıllık bir süre içinde Fri-bourg (Freiburg) ve Salothurn dışındaki kent-kantonlarda ve müttefiklerde yaygınlaştı. Fransızca konuşulan ve henüz Konfederasyon'a katılmamış olan batı kesime deFarelve Viret sayesinde girdi. Dinsel anlaşmazlıklar Katoliklerin askeri alanda başarı kazanmalarıyla sonuçlandı: Kappel barışıyla (1531} XIX. yy'a kadar, dinsel alanlar, yani hangi kantonda hangi dinin benimsenmiş olduğu belirlendi. Sözgelimi Bern, Zürih, Basel ve Schaffhausen kantonları Protestandı, Glarus ve Appenzell'de hem Katoliklik hem de Protestanlık yaygmdı, geri kalanlarsa Katolikti. 1536'da Bern, Savoie'dan Vaud'yu aldı; Farel Cenevre'de Reform'un başarıya ulaşmasını sağlamak amacıyla, Bern'i müttefik olarak tutarken Calvin'i
destekliyordu.
Ortak savunma için birleşen kantonlar, her yıl toplanan bir Diyet'te ortak çıkarları konusunda tartışırlardı, ama son karar kanton hükümetierinin elindeydi. Kent-kantonlar birer aristokrat cumhuriyetleriydiler; köy-kantonlarıysa (Landsgemeinden le birlikte) demokratik cumhuriyetlerdi. Uyruk ülkeler, ilgili kanton hükümetleri taraf ından atanan yüksek adalet görevlilerince (baüli) yönetilirdi. Her kantonun belli bir asker kontenjanı bulunurdu. Ayrıca birçok İsviçreli, paralı asker olarak Avrupa ordularına yazıldılar ve çoğu kez birbirlerine karşı savaştılar, ama Konfederasyon, bunlara görev veren devletlerden yana olmadı, kantonlar da değişik dinsel eğilimlerine karşın iç savaşı önlemek için yabancılarla birleşmeyi reddettiler. Konfederasyon, Vestfalya anlaşmalarıyla (1648) bağımsızlığına kavuştu.
Aristokrat hükümetlerin tutumu çeşitli karışıklıklara yol açtı (1653'te köylü savaşları; Davel'in 1723'te Vaud'daki girişimi; Cenevre'de XVIII. yy'da görülen karışıklıklar] ama bunlar etkin bir biçimde bastırıldı. Yeni çıkan dinsel anlaşmazlıklar (1656,1712) sonunda, Diyet'te azınlıkta olan ama daha büyük bir kalabalık oluşturan Protestan kantonların Kappel barışının geçersiz kılınmasını sağlamalarına ve din özgürlüğünün benimsenmesine yol açtı.
__________________

#sadece remşit#
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 11.06.08, 15:36
remşit - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: Jul 2006
Nereden: Ankara
İletiler: 1.430
Ettiği Teşekkür: 296
182 tane iletisine 263 kere teşekkür edilmiş
remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.
  Send PM
Standart Cevap: İsviçre,coğrafyası,tarihi,siyasi yapısı,ekonomisi

FEDERATİF DEVLET
Louis XVI'nm düşmesiyle, Fransa Krallığı'yla imzalanmış olan sürekli barış sona erdi. Direktuvar'm 1798'deki işgal girişimi sonucunda, eski Konfederasyon devrilerek Helvet Cumhuriyeti kuruldu. İsviçre, Avrupa'nın savaş alanı haline geldi. Bonapart, iç savaşın pençesindeki İsviçre'ye barış getirdi; 1803'te de İsviçre Konfederasyonu oluşturuldu. Federalizm kuruldu, ama sivil eşitlik, eski müttefikler ve uyruklar olan yeni kantonların kurulmasına yol açtı: Böylece Sankt-Gallen,Ticino, Aargau, Thurgau, Vaud, Grau-bünden doğdu. İsviçre, Napolyon savaşlarından çok zararlı çıktı (Berezina'da 8 000 ölü; dokumacılık alanındaki bunalım). Viyana kongresi ve ikinci Paris anlaşmasında ülkenin aşağı yukarı günümüzdeki şuurları saptandı: Valais, Neuchâtel ve Cenevre 1815'te kanton haline geldüer; eski Basel (jüra) piskoposluğu da Bern'e bağlandı; eski müttefik olan Mulhou-se, Fransa'da kaldı, Valtellina da Avusturya'ya bağlandı.Öte yandan, çeşitli güçler, İsviçre'nin bağımsızlığını ve sürekli yansızlığını tanıdılar. Restorasyon, Eski Rejim'e dönüş biçiminde kendini gösterdi (iktidardaki aristokrat aileler, sansür, mutlakiyet), yalnızca ticaret özgürlüğü güvence altına alınmıştı. 1815'teki federal anlaşma eski Diyet'in kurulmasını sağladı, yürütme gücü yönetici kantonun hükümeti tarafından temsil ediliyordu (sırayla Bern, Zürih ve Lüzern). Yeniden refaha kavuşan isviçre, liberalizme doğru bir gelişme gösterdi; birçok kantonda liberal anayasalar benimsendi (1831). ingiltere'nin desteği ve yurtseverliğin yüceltilmesi, büyük güçlerin müdahalesini engelledi. Radikal merkezci ve Kilise karşıtçılarıyla muhafazakârlann çatışmaları giderek çok kötü bir görünüm kazandı. Sonunda Katolik ve muhafazakâr kantonlar ayrı bir birlik oluşturdular (1845). Ama birlik, radikal kantonların çoğunluk sağladığı Diyet tarafından dağıtıldı. General Dufour'un yönettiği federal ordu, muhafazakâr güçler müdahale edemeden,Katolik kantonların ordusunu yendi (1847). Uzlaşmayı olanaklı kılmak amacıyla, 1848 Anayasası sayesinde A.B.D'ndekinden esinlenilerek, tam merkezüeş-meyle mutlak federalizm arasında bir yol bulundu. 1874'teki yeni anayasadan sonra merkezileşmede gelişme gözlendi (sivil yasalarla ceza yasalarının, ordunun birleştirilmesi, vb.), ayrıca, federal yasama konusmıda isteğe bağlı bir halkoylaması,! 918'de nispi temsil sistemin kabulü; yabancı devletlerle, ticari olmayan anlaşmalarda zorunlu halkoylaması gibi çeşitli haklar getirildi.
İktisadi gelişme 1930 yıllarındaki bunalımla kesintiye uğradı ve 1936'da para devalüe edildi. 1918'deki genel grevden başka toplumsal yaşamda önemli sayılabilecek anlaşmazlıklar olmadı. 1945'ten bu yana İsviçre, tarihinde görülmedik bir refah içinde yaşamaktadır.
İsviçre'nin yansızlığına, 1939 -1944'teki hava saldınları dışında, Avrupa ve dünya çapındaki anlaşmazlıklar sırasında saygı gösterildi.Uluslar-arası büyük örgütler, merkezlerini İsviçre'de kurdular. Bunlar arasmda Kızıl Haç, Milletler Cemiyeti, Uluslararası İş Bürosu, vb. sayılabilir. 1940'tan 1944'e kadar tümüyle Eksen güçleriyle çevrili olan İsviçre, general Guisan, Wahlen, vb. gibi sorumluluk duygusu olan kimseler sayesinde bir barış ve bağımsızlık "adacığı" olarak kalmıştır.
1945'ten sonra, ülke içinde kararlılık egemen oldu. İç siyasetteki en önemli olaylardan biri de, 1971'de federal alanda, kadınlara oy hakkının tanınması ve bunun ardından Ulusal Mec-lis'e on iki kadın üyenin seçümesidir; öte yandan, ülkede çalışan çok sayıda (yaklaşık 1 milyon) yabancıya karşı belli belirsiz bir düşmanlık beslenmektedir, bu tutum 1974'te yaklaşık 500 000 yabancı işçinin ülkeden yollanıp yollanmaması konusunda girişilen bir halkoylamasıyla açığa çıkmıştır. Ama, İsviçreliler bu halkoylama-sında l'e karşı 2 çoğunlukla işçilerin sürülmesine karşı çıkmışlardır. İsviçre, Birleşmiş Milletler Örgütü' nün özel kuruluşlarına katıldı ve 1972'de bir serbest değişim anlaşması imzaladı.
Son yıllarda Avrupa ülkelerini sarsan büyük olaylar, görünürde İsviçre'ye zarar vermemiş gibidir; siyasal yaşam tam bir kararlılık içindedir: Seçimden seçime, partilerin durumunda benzerine az raslanan bir denge görülmüş, oy kaymaları yok denecek kadar az olmuştur. Ama çekimser kalan seçmenlerin sayısı da tedirginlik yaratacak kadar yüksektir; bu da kuşkusuz, halkın bir bölümünün siyasal partilere olan güvensizliğinin göstergesidir. Federal seçimlere katüma oram çoğunlukla %40'm altındadır; bu oran bazı belediye seçimlerinde %20'ye, hatta %15'e düşer. Federal Meclis, İsviçrelilerin deyimiyle "tılsımlı formüT'e göre oluşur: Yürütme gücünün yedi sandalyesinden ikisini radikaller, ikisini sosyalistler, ikisini hıristiyan-demokratlar, birim merkez demokratlar alır. Dörder yıllık dönemlerin sonunda genellikle yerlerini koruyan hükümet üyeleri, kendi istekleriyle çeki-linceye kadar işbaşında kalırlar. Bu kurumların taşıdıkları ağırlığa ve toplumsal uzlaşmanın başka yerlerde olduğundan çok daha ileri bir düzeye erişmiş bulunmasına karşın, gene de Konfederasyon içinde bazı çözümlerin geçerliği tartışılmaktadır. İktisadi güç ile siyasal güç arasındaki karışıklığa son verilmesini isteyen sesler yükselmektedir; bankacılıkta gizlilik ilkesine açıkça karşı çıkılmakta, sosyalistler bankaların etkinliklerinin daha sıkı bir denetim altma alınmasını istemektedirler. Bern kantomındaki fransızca konuşan azınlığın sorununa çözüm bulunması yolunda bir adım atılmış, 1 Ocak 1979'da Jürakantonu oluşturulmuştur. 1980'de Kilise'yle devletin kesin olarak birbirinden ayrılmasına halkoylamasıyla karşı çıkılmıştır. İsviçre Federal Meclisi toplanarak 8 Aralık 1982'de Pierre Aubert'i 1983 yılı Konfederasyon başkanı olarak seçti. Ekim 1983'te genel seçimler yapıldıktan sonra Aralık 1983'te de L.Schlumpf 1984 yılı Konfederasyon başkam seçildi.
__________________

#sadece remşit#
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 11.06.08, 15:39
remşit - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: Jul 2006
Nereden: Ankara
İletiler: 1.430
Ettiği Teşekkür: 296
182 tane iletisine 263 kere teşekkür edilmiş
remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.remşit gerçekten çok iyi biri.
  Send PM
Standart İsviçre'de İktisat-Tarım-Sanayi-Ulaşım ve Ticaret

İKTİSAT / TARIM
İsviçre'de tarım, çayırlarla birlikte ülke topraklarının %30'unu kaplar; etkin nüfusun %7-8'i de küçük işletmelerde çalışır; tarım alanında, ülke gereksmiminin hemen hemen yarısı sağlanır,, özellikle buğday, patates, arpa ve çavdar yetiştirilir. Meyve ağaçları daha çok Thurgau ve Va-lais'de yaygındır, burası ayrıca,Vaud ve Cenevre gibi şarap yapımıyla ünlüdür. Sürekli otlaklarla birlikte hayvancılık, ülke topraklarının %40'ına yayılmıştır. Sığırlar, etleri ve sütleri için yetiştirilir; hayvancılığa bağlı olarak yağ, peynir, süttozu, vb. yapımı önemli boyutlara ulaşmıştır.

SANAYİ
İktisadın başlıca kesimini oluşturan sanayi alanında etkin nüfusun %50'si çalışır; ülkede kömür, maden ve hidrokarbon çıkarılmadığı halde sanayi büyük gelişme göstermiştir. Federal Almanya Cumhuriyeti'nden alman kömürün yerini giderek petrol almaktadır. Petrol,Cenova ve Lavera' dan gelen petrol boru hatlarıyla Col-lombey (Valais) ve Cressier (Neuchâtel) rafinerilerine sevkedilir. Öte yandan, Gröningen'de doğal gaz elde edilir. İsviçre beyaz kömür bakımından zengin bir ülkedir (28 milyon kWs), ama hidroelektrik donanımları henüz tamamlanmış olan ülkede, son yıllarda nükleer santralların yapımına girişilmiştir (Beznau-Dottingen, Mühleberg), ama bu girişimler çevre koruyucularının eleştirilerine hedef olmuştur.
Bex ve Rheinfelden' deki tuz yatakları dışında yeraltı gelir kaynaklarının yoksulluğu ve hammadde kaynaklarının uzak olması, sanayinin duyarlı araçlar ve lüks eşya yapımına yönel meşine yol açmıştır; üstelik ülkenin siyasal ve parasal konulardaki kararlılığı, yabancı sermayenin bu alanı desteklemesini sağlamıştır. Makine sanayisi ve duyarlı araçların yapımı, başlıca dışsatım kesimini oluşturur. Baden, Oerlikon, Cenevre, Bern'de elektrikli eşya yapımı, Cenevre, Neuchâtel ve Schaffhausen'de duyarlı araç yapımı; Winterthur'da dokuma makineleri ve Diesel motorları yapımı gelişmiştir. Saatçilik, ABD ve Japonya'nın rekabetine karşın dünyada birinci sırada yer alır. Alüminyum elektrometalurjisi daha çok Valais'de (Martigny, Chippis) toplanmıştır. Basel'de kurulan ve gelişen kimya sanayisi, özellikle Cenevre ve Valais'ye de yayılmıştır.
Ülkenin kuzey kesiminde yoğunlaşmış olan dokuma sanayisi yapay ve sentetik elyaf kullanımına yönelmiştir. Sanayi, yalnızca büyük merkezlerin değil, ama birçok küçük kent ve kasabaların da başlıca etkinliğini oluşturur.

ULAŞIM VE TİCARET
Önemli bir demiryolu ağına sahip olan İsviçre, Alp-ler'i aşan büyük Simplon, Lötschberg ve Gotthard hatları sayesinde Avrupa'nın önemli bir kavşak noktası haline gelmiştir. Dar ve dişlilerle donatılmış yerel hatlarsa turizme önemli ölçüde yardımcı olmaktadır. Karayolları da Alpler'i aşan otoyollar ve tünellerin (Grand-Saint-Bernard) yapımıyla giderek büyük gelişme göstermektedir. Akarsu ağı yok gibidir, Ren ulaşımının son durağı sayılan Basel, önemli bir ırmak limanıdır, ikinci Dünya savaşı sırasında oluşturulan ticaret filosu Rotterdam, Marsilya ve Cenova limanlarında konaklar. Ülkenin A.E.T'yla olan ticari alışverişi, üyesi olduğu Avrupa Serbest Mübadele Toplulugu'yla olan alışverişten daha önemlidir. Ticaret bilançosundaki giderek artan açık, başka gelir kaynaklarıyla (sermaye hareketleri, sigortalar, taşımacılık, özellikle de turizm) dengelenmiştir. İsviçre özellikle etkin bir bankacüık örgütüyle donatılmıştır. İsviçre Ulusal Bankası'nm (merkezi Bern'de) yanı sıra ülkede 4 000 kadar kanton bankası ve yerel banka, vb. vardır. En önemli İsviçre bankaları olan Cenevre, Zürih ve Basel bankaları iktisadi alanda büyük rol oynarlar.
__________________

#sadece remşit#
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 11.06.08, 21:11
Baldassare - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Atılgan
Üyelik tarihi: Oct 2006
Nereden: Acıbadem / İstanbul ve Gebze / Kocaeli
İletiler: 688
Ettiği Teşekkür: 168
93 tane iletisine 127 kere teşekkür edilmiş
Baldassare olağanüstü bir gizeme sahip!Baldassare olağanüstü bir gizeme sahip!Baldassare olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: İsviçre,coğrafyası,tarihi,siyasi yapısı,ekonomisi

İsviçre (Almanca: die Schweiz, Fransızca: la Suisse, İtalyanca: Svizzera ve Romanş: Svizra), resmî adıyla İsviçre Konfederasyonu, Orta Avrupa'da Alp Dağları'nda yer alan ve denize kıyısı bulunmayan bir ülke. Kuzeyinde Almanya, batısında Fransa, güneyinde İtalya ve doğusunda Avusturya ile Lihtenstein'a komşu olan ve tarihsel olarak bir konfederasyon olan ülke 1848 yılından beri bir federasyondur. Bankacılık ve finans sektörlerinde çok güçlü bir ekonomiye sahip olan İsviçre uzun süredir siyasi ve askerî tarafsızlık geleneğine sahiptir. Bu nedenlerden ötürü birçok uluslararası örgüte evsahipliği yapmaktadır.
Ülkenin resmî Latince adı olan Confoederatio Helvetica, Helvetler Konfederasyonu anlamına gelmektedir. Dört resmî dilden herhangi birine öncelik vermemek amacıyla Latince kullanılmaktadır. Ülke kısaltması olarak (CH) kullanılmasının nedeni de budur. Fransızca (Confédération suisse), İtalyanca (Confederazione Svizzera) ve Romanş (Confederaziun svizra) resmî adları "İsviçre Konfederasyonu" olarak çevrilirken Almanca resmî ad olan Schweizerische Eidgenossenschaft "İsviçre Ant Kardeşliği" ya da "İsviçre Sözleşme Ülkesi" anlamına gelir.
Tarihçe:
İsviçre tarihi bugünkü İsviçre Konfederasyonu topraklarının tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar uzanan tarihini kapsar.
Orta Çağ:
1291 yılında Uri, Schwyz ve Unterwalden kantonlarının oluşturduğu üç orman kantonu temsilcileri bir Federal Beyanname altına imza attı. Beyannameye imza atan taraflar, o zamanlar Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’nda Avusturya Düklüğünü elinde tutan Habsburg hanedanının hükmüne karşı çıkabilmek için birleşmeyi taahhüt ediyorlardı. 15 Kasım 1315 günü Morgarten Çarpışması’nda Habsburg ordusunu yenen İsviçreliler, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu içinde İsviçre Konfederasyonunun varlığını güven altına almıştır.
1353 yılına gelindiğinde ilk birleşen üç kantona ek olarak Glarus ve Zug kantonlarıyla Lüzern, Zürih ve Bern şehir devletleri de birliğe katılarak 15. yüzyıla kadar varlığını sürdüren (Zürih bir toprak anlaşmazlığı nedeniyle 1440 yılında konfederasyondan atılmıştır) ve sekiz eyaletten oluşan "Eski Federasyonu" kurdular. 1470’lerde Bourgogne dükü I. Charles’a karşı kazandıkları zaferler ve İsviçre paralı askerlerinin başarılarıyla federasyonun hem gücü hem de zenginliği arttı. İsviçre kantonları sıralaması yapılırken geleneksel olarak, şehir devletlerini takiben kurucu kantonlar ilk sekiz "Eski Kanton" olarak önde anılır, 1481 yılından sonra federasyona katılan diğer kantonlar tarih sırasına göre dizilir. Kutsal Roma Cermen İmparatoru I. Maximilian’a karşı İsviçrelilerin 1499 yılında kazandığı zafer sonucunda, İsviçre, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’ndan ayrılıp de facto bağımsızlığını kazanmıştır.
1506 yılında II. Julius, günümüzde hâlâ Vatikan’ı koruyan İsviçreli Muhafızları işe aldı. Federasyonun genişlemesi ve ilk savaşlarda elde edilen yenilmezlik ünü 1515 yılında Marignano Çarpışması’ndaki İsviçre yenilgisi ile ilk kez durakladı. Bazı kantonlarda Huldrych Zwingli’nin Reformunun başarılı olması 1529 ve 1531 yıllarında kantonlararası savaşların (Kappeler Kriege) çıkmasına neden oldu. Katolik ve Protestan kantonlar arasında anlaşmazlığın devam etmesi üzerine 1656 ve 1712 yıllarında Villmergen Çarpışmaları ile karşılıklı şiddet devam etmiştir. 1648 yılında Westfalya Barış Antlaşması ile Avrupalı ülkeler İsviçre’nin Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’ndan ayrılmasını ve tarafsızlığını tanıdı.
1798 Fransız İşgali:
1798 yılında Fransız Devrimi orduları İsviçre’yi işgal ederek zorla yeni bir anayasayı uygulattırdı. Bu anayasa ile ülkenin hükümeti merkezîleştiriliyor ve kantonlar ortadan kaldırılıyordu. Helvet Cumhuriyeti olarak bilinen yeni devletin halk arasında hiç desteği yoktu. Yabancı işgal kuvvetleri tarafından zorla kabul ettirilen bu hükümet dinsel inanç özgürlüğü de dahil olmak üzere yüzyıllarca süren gelenekleri yıkmıştı. Bu devlet, İsviçre’yi Fransa’nın bir uydusundan başka bir şey yapmamıştı. Sık sık ortaya çıkan ayaklanmalar, Fransız birliklerinin varlığı nedeniyle başarıya ulaşamamıştı. Eylül ayında Nidwalden isyanının Fransızlar tarafından kanlı bir şekilde bastırılması çok iyi karşılanmamıştı.
Fransa ile diğer ülkeler arasında savaş çıktıktan sonra İsviçre, Avusturya ve Rusya gibi başka kuvvetler tarafından da işgal edilmişti. İsviçreliler, merkezî hükümeti destekleyen "Cumhuriyetçiler" ve kantonların özerkliğinin tekrar verilmesini isteyen "Federalistler" arasında ikiye bölünmüştü. Napolyon Bonapart, her iki tarafın önde gelen politikacılarını 1803 yılında Paris’te biraraya getirdi. Bu toplantının sonucunda İsviçre’nin özerkliğini büyük oranda geri veren ve 19 kantondan oluşan bir Konfederasyonu kuran Aracılık Yasası çıkmıştır. Bu tarihten sonra İsviçre politikasının en önemli konusu kantonların kendi kendini yönetme geleneği ile merkezî bir hükümet gerekliliği arasında geçecektir. 1815 yılında Viyana Kongresi ile İsviçre’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı tüm Avrupa güçleri tarafından tanınmıştır. Bu tarihte, Valais, Neuchâtel ve Cenevre kantonlarının federasyona katılmasıyla birlikte İsviçre tarihteki en son genişlemeyi gerçekleştirmiştir.
1848 Anayasası:
1845 yılında katolik ve protestan kantonlar arasında bir iç savaş (Sonderbundskrieg) patlak verdi. O zamanlar hükümette olan Radikal Partinin yaymaya çalıştığı daha üniter bir İsviçre fikrinden hoşlanmayan katolikler Sonderbund adını verdikleri özel bir antlaşma ortaya çıkardılar. Radikallerin de bu antlaşmaya karşı çıkması üzerine ortaya çıkan savaş bir aydan az sürdü ve yaklaşık yüz kayıp verildi. Küçük başkaldırılar dışında bu çarpışma, İsviçre topraklarında yaşanan son silahlı çatışmaydı.
İç savaştan sonra İsviçre referandum uygulamasına geçti ve 1849 yılında federal anayasa kabul edildi. Bu anayasa ile merkezî otorite kuruluyor ve kantonlar yerel konularda kendi kendilerini yönetebiliyorlardı. Nüfus artışı, Sanayi Devrimi ve tek para birimi kullanılması nedeniyle 1872 yılında bu anayasa önemli oranda düzeltilmiştir. Bu anayasayla savunma, ticaret ve yasal konularda federal sorumluluk da düzenlenmişti.
1893 yılında anayasa olağandışı bir şekilde doğrudan demokrasinin uygulanmasına yönelik olarak düzenlenmiştir ve günümüzde de tek örneği teşkil etmektedir.
20. Yüzyıl:
İsviçre 1920 yılında Milletler Cemiyeti’ne ve 1963 yılında da Avrupa Konseyi’ne katıldı. I. Dünya Savaşı’nda tarafsızlığını açıklayan ülke askerî olarak savaşa katılmadı. II. Dünya Savaşı’nda da tarafsızlık açıklanmış, bir Alman müdahalesi planlansa da bu gerçekleşmemiştir. Bu müdahalenin gerçekleşmemesinin nedenlerinden birisi olarak General Henri Guisan önderliğinde İsviçre Silahlı Kuvvetlerinin seferberliğe geçmesi gösterilir. Bazı İsviçre vatandaşlarının Yahudi Soykırımı esnasında elde edilen paraların yıkanmasına yardımcı oldukları dolayısıyla da İsviçre’nin tarafsızlığına gölge düştüğü iddialarının [1] yanısıra İsviçre, Almanya ve Mihver Kuvvetlere karşı yürütülen casusluk faaliyetlerinin bir merkezi hâline gelerek yenilmelerine yardımcı olmuştur.
1959 yılından itibaren kantonlarda kadınlara oy hakkı verilmeye başlandı. 1971 yılında federal düzeyden sonra en son 1990 yılında Appenzell Innerrhoden kantonunda kadınlara oy hakkı verilmiştir. 1979 yılında Bern kantonunun bazı kısımları bağımsızlıklarını kazanarak yeni Jura kantonunu kurmuştur. 18 Nisan 1999’da İsviçre halkı ve kantonlar tamamen gözden geçirilmiş ve yenilenmiş bir federal anayasanın kabulü yönünde oy kullanılmıştır.
Yakın Tarih:
İsviçre 2002 yılında Birleşmiş Milletler’e tam üye oldu. EFTA (Avrupa Serbest Ticaret Alanı)’nın kurucu üyesi olan ülke EEA (Avrupa Ekonomik Alanı)’nın bir parçası değildir. Avrupa Birliği’ne üye olmak için Mayıs 1992 tarihinde başvuru yapılmış olsa da, Aralık 1992’de EEA için yapılan referandum sonucunda (EEA konusunda referandum yapan tek ülke İsviçre’dir) halkın EEA’ya girişi kabul etmemesi üzerine bu konuda başka bir girişimde bulunulmamıştır. Bu tarihten sonra AB konusunda çeşitli referandumlar yapılmasına rağmen, bunlar ülke içindeki marjinal gruplar tarafından başlatılmış ve hükümetin desteğini almamıştır. Yine de İsviçre yasaları AB yasalarıyla uyumlu hâle gelmek üzere yavaş yavaş düzenlenmektedir ve hükümet Avrupa Birliği ile bir dizi karşılıklı antlaşma imzalamıştır. Avusturya’nın 1995 yılında AB’ye girmesiyle birlikte İsviçre ve Lihtenştein tamamen AB ile komşu olmuştur. 5 Haziran 2005’te İsviçreliler % 55'lik çoğunlukla Schengen antlaşmasına katılmayı kabul etmişlerdir. AB yorumcuları bu sonucu geleneksel olarak izolasyonist bir ülke olarak nitelendirilen İsviçre’nin bir iyi niyet gösterisi olarak değerlendirdiler.
Siyasal Yapı:
Çift meclisli İsviçre parlamentosu Federal Meclis, Federal Konsey’den ayrı olarak temel iktidar merkezidir. Federal Meclisi oluşturan Eyaletler Konseyi ve Ulusal Konsey yasa çıkarmak da dahil olmak üzere her açıdan eşit güce sahiptir.
1999 anayasasına göre, federasyona özel olarak delege edilmemiş tüm güçler kantonların elindedir.
Eyaletler konseyinin 46 üyesi (her kantondan iki ve yarım kantondan bir olmak üzere) doğrudan her kantonda seçilir. Ulusal Konsey’in 200 üyesi ise nispi temsil esaslarına dayanarak seçilir. Her iki meclise seçilenlerin görev süresi 4 yıldır. Referandumlar yoluyla her yurttaş federal hükümet tarafından kabul edilmiş yasaların geçerliliğini sorgulayabilir ve federal anayasaya düzeltme yapılmasını isteyebilir. Bu haklar İsviçre’yi doğrudan demokrasi uygulanan bir ülke yapmaktadır.
Yürütme erki ve devlet başkanlığı görevi yedi üyeden oluşan Federal Konsey’de toplanmıştır. Her ne kadar anayasaya göre Meclis Konsey üyelerini seçse ve denetlese de, yasama sürecini yönlendirme ve federal yasaları uygulama konusunda Federal Konsey yavaş yavaş önde gelen bir role kavuşmuştur. Özel temsil görevlerini yürütmek üzere konseyi oluşturan yedi kişi içinden bir kişi bir yıllığına İsviçre Konfederasyon Başkanı olarak seçilir.
1959 yılından Aralık 2003’e kadar Federal Konsey’de İsviçre’nin dört önemli siyasi partisi, federal meclisteki temsil oranlarına göre oluşan "sihirli formüle" göre temsil edilmiştir: 2 üye Hristiyan Demokratlardan (CVP/PDC), 2 üye Sosyal Demokratlardan (SPS/PSS), 2 üye Liberal Demokratlardan (FDP/PRD), ve 1 üye de İsviçre Halk Partisinden (SVP/UDC). Konseydeki bu geleneksel üye dağılımı herhangi bir yasa ile tanımlanmamıştır ve 2003 seçimlerinden sonra Hristiyan Demokratlar ikinci sandalyelerini, o yıl meclis seçimlerinde en güçlü parti olarak çıkan İsviçre Halk Partisine kaptırmıştır.
Federal Yüksek Mahkeme’nin görevi kanton mahkemelerinden gelen temyizlere ve federal yönetimin idarî kararlara bakmaktır. Yüksek Mahkeme yargıçları, altı yıllık görev süresi için Federal Meclis tarafından seçilir.
Doğrudan Demokrasi:
1848 federal anayasanın uygulanmaya başlandığından beri İsviçre Dünya üzerinde eşi benzeri olmayan bir hükümet sistemine evsahipliği yapmaktadır: Doğrudan demokrasi. Parlamenter demokrasi’nin vazgeçilmez ögeleri olan meclis ve konseyler de bulunduğundan kimi zaman bu sistem yarı-doğrudan sistem olarak da adlandırılır. İsviçre doğrudan demokrasisinin federal düzeydeki araçları halkın hakları denilen anayasal girişim ve referandumdur. Kanton ve belediye düzeyinde de bu araçlar daha geniş ve farklı olarak uygulanmaktadır.
Meclis tarafından onaylanmış bir yasanın geçerliliğini sorgulamak isteyen bir grup yurttaş eğer yasanın çıkmasından sonraki 100 gün içinde yasaya karşı 50.000 imza toplayabilirlerse federal bir referandum isteğinde bulunabilirler. Bu durumda yasanın kabulu ya da reddi için ulusal düzeyde ve basit çoğunluk ile karar verilen bir oylama yapılır. Federal bir yasaya karşı sekiz kanton birleşerek de referandum isteğinde bulunabilir.
Benzer şekilde yurttaşlar bir anayasal değişikliği 18 aylık bir süre içinde destekleyen 100.000 imzaya ulaşabilirlerse federal anayasal girişim ile ulusal oylamaya gidebilirler. Meclis anayasal değişiklik isteğini tamamlayıcı olarak karşı öneri getirebilir ve seçmenler her iki önerinin kabulu durumunda seçeneklerini oy pusulalarında işaretler. Anayasal değişikliklerin, ister meclis tarafından getirilmiş ister anayasal girişimle sunulmuş olsun kabul edilmesi için hem ulusal düzeydeki oylamanın sonucunun çoğunluğu hem de kantonların sonuçlarının çoğunluğu olmak üzere çifte çoğunluk aranır.
İsviçre'de Bulunan Uluslararası Örgütler:
Özellikle İsviçre’nintarafsızlığı nedeniyle hatırı sayılır bir miktarda uluslararası örgütün merkezi İsviçre’de bulunmaktadır. 1863 yılında İsviçre’de kurulan Kızıl Haç’ın merkezi hâlâ buradadır. İsviçre Avrupa Birliği’nin bir üyesi değildir ve 1990’ların başında yapılan referandum sonucunda İsviçre halkı AB’ye katılmayı reddetmiştir. 2002 yılında Birleşmiş Milletler’e katılan İsviçre, bu örgüte en son katılan ülkelerden biridir.
Enerji Politikası:
İsviçre’de üretilen enerjinin % 40’ı nükleer enerji ve % 60’ı hidroelektrik kaynaklıdır.
18 Mayıs 2003 tarihinde, Moratorium Plus adındaki halk girişimi yeni nükleer enerji santrallerinin yapımını yasaklayan yasanın uzatılmasını istedi. Ancak hem Moratorium Plus hem de Electricity Without Nuclear girişimleri bu sefer kabul görmedi: Moratorium Plus % 41,6 evet ve % 58,4 hayır oyu; Electricity Without Nuclear % 33,7 evet ve % 66,3 hayır oyu. 10 yıldır yeni nükleer enerji santrallerinin yapımı konusundaki moratoryum, 1990 yılında oylanan ve % 54,5 evet oyuna karşı % 45,5 hayır oyuyla kabul edilen bir halk girişiminin sonucuydu.
Kantonlar (Eyaletler):
İsviçre Konfederasyonu 26 kantondan oluşmaktadır:
Aargau, Appenzell Innerrhoden, Appenzell Ausserrhoden, Basel - Stadt, Basel - Landschaft, Bern, Fribourg, Cenevre, Glarus, Graubünden, Jura, Lüzern, Neuchâtel, Nidwalden, Obwalden, Schaffhausen, Schwyz, Solothurn, St. Gallen, Thurgau, Ticino, Uri, Valais, Vaud, Zug, Zürih
Bu kantonlar Eyaletler Konseyi’nde tek üye ile temsil edilir.
Kantonların nüfusu 15.000 (Appenzell Innerrhoden) ile 1.253.500 (Zürih) arasında ve yüzölçümü de 37 km² (Basel-Stadt) ile 7.105 km² (Graubünden) arasında değişir. Kantonlarda toplam 2.889 belediye bulunmaktadır.
İsviçre içinde iki anklav (kuşatılmış toprak) bulunur: Almanya’ya ait olan Büsingen ile İtalya’ya ait olan Campione d'Italia.
Avusturya’nın Vorarlberg eyaletinde 11 Mayıs 1919 tarihinde yapılan referandum sonucunda halkın %80’i eyaletin İsviçre Konfederasyonu'na katılması önerisini destekledi. Ancak Avusturya Hükümeti’nin, Müttefik kuvvetlerin, İsviçre liberallerinin, İtalyan İsviçrelilerin ve Fransız İsviçrelilerin karşı çıkmasıyla bu gerçeklerşmedi.
Coğrafya:
41.285 kilometrekarelik yüzölçümüyle İsviçre görece küçük bir ülkedir. 7,4 milyonluk nüfusa sahip olan ülkede nüfus yoğunluğu kilometrekareye 182 kişidir. [7]
İsviçre’de üç ana topografik alan bulunur: İsviçre Alpleri, İsviçre platosu, ve Jura Dağları. Alpler, ülkeyi orta ve güneyinden kateden yüksek sıradağlardır. İsviçre Alpleri’nin yüksek dorukları arasında (en yüksek zirvesi 4.634 metrelik Dufour Zirvesidir) bazılarında buzul bulunan sayısız vadi yeralır. Buralarda doğan Ren, Rhône, Inn, Aare ve Ticino gibi Avrupa’nın başlıca nehirleri Cenevre Gölü, Zürih Gölü, Neuchâtel Gölü ve Konstanz Gölü gibi göllere dökülür.
Ülkenin daha yoğun nüfusa sahip olan kuzey kısmı daha düzlük de olsa kuzeybatıda bulunan daha küçük Jura Dağları gibi dağlık da olabilir. İsviçre’nin iklimi genel olarak ılıman olsa da yüksek dağlardaki zorlu şartlardan İsviçre’nin güney ucundaki sıcak Akdeniz iklimine kadar bölgeden bölgeye değişiklik gösterir.
Yüksek dağlarla ayrılan birçok vadinin varlığı nedeniyle İsviçre’nin ekosistemleri çok hassastır ve hemen hemen her vadide kendine özgü ekolojiler oluşmuştur. Dağlık bölgelerde de diğer yükseltilerde bulunmayan zengin bir bitki örtüsü bulunur.
Ekonomi:
Zengin ve kararlı bir pazar ekonomisine sahip olan İsviçre, kişibaşı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’da Amerika Birleşik Devletleri, Japonya ve büyük Avrupa ekonomilerinin önünde yer alırken alım gücü paritesinde onuncu sırada gelir. 20. yüzyılın çok önemli bir döneminde açık ara ile Avrupa’nın en refah ülkesi olan İsviçre 1990’lardan beri ağır bir büyüme dönemine girmiş ve 2005’e gelindiğinde kişi başına GSYİH’da nüfusu bir milyondan büyük Avrupa ülkeleri arasında İrlanda, Danimarka ve Norveç’in ardından dördüncülüğe düşmüş ve satınalma paritesine göre de onunculuğa gerilemiştir. İsviçre Avrupa Serbest Ticaret Alanı üyesidir.
Son yıllarda İsviçreliler uluslararası rekabet güçlerini arttırmak için ekonomik uygulamalarını büyük bir oranda Avrupa Birliği ile uyumlu hâle getirmiş olsalarda güçlü bir büyüme oranına ulaşamadılar. Avrupa Birliği’ne tam üyelik İsviçre hükümetinin uzun dönem hedefleri arasında yer alsa da İsviçre halkı önemli ölçüde buna karşı çıkmaktadır. İsviçre’nin Avrupa’nın geri kalanından izole olmasının olumsuz etkilerini azaltmak için Bern ve Brüksel arasında ticaret bağlarını daha da liberalleştirmek için karşılıklı yedi sektörel anlaşma imzalanmıştır. 1999 yılında imzalanan ve 2001 yılında yürürlüğe giren bu anlaşmaların arasında serbest dolaşım hakkı da bulunmaktadır. Dokuz farklı alanı kapsayan ikinci bir dizi sektörel anlaşma 2004 yılında imzalanmıştır ve hükümetler tarafından bu anlaşmaların kabulü beklenmektedir. Bu ikinci dizi anlaşma arasında Şengen antlaşması ve Dublin anlaşması bulunmaktadır. İki taraf arasında diğer alanlarda karşılıklı işbirliği konuları görüşülmektedir. Dört yeni alanda hazırlık görüşmelerine başlanmıştır: elektrik enerjisi pazarının açılması, Avrupa Galileo GPS sistemine dahil olma, Avrupa hastalık önleme merkezi ile işbirliği ve yiyecek ürünlerinin kaynak sertifikalarının tanınması. İsviçre Aralık 1992’de Avrupa Ekonomik Alanı’na üye olmama yönünde oy kullandığı için hem Avrupa Birliği ile hem de Avrupa ülkeleriyle ilişkilerini ikili sektörel anlaşmalarla sürdürmektedir. Mart 2001’de yapılan referandumla İsviçre halkı ülkenin AB’ne tam üye olmasına karşı yönde oy kullanmıştır.
Güncel Ekonomik Gelişmeler:
İsviçre ekonomisi, 2001 yılından bu yana genel bir durgunluk içindedir. Atalete yol açan tekelci yaklaşımın da etkisiyle ekonomik yapıda zaman içinde ortaya çıkan sorunların çözümü için geniş kapsamlı idari ve sosyal reformlara ihtiyaç bulunduğu genel kanıdır. İsviçre’nin idari yapısı itibarıyla uzun bir süreç içereceği anlaşılan yapısal reformlar için Federal Hükümet bazı çalışmalar başlatmıştır.
İç pazardaki yapısal sorunların aşılmasının zaman alacağının bilincinde olan Federal Hükümet dış dünya ile ekonomik ilişkilere özel bir önem atfetmektedir. Bu çerçevede, ilk kez 2005 yılında dış ekonomik ilişkiler stratejisi oluşturulmuş ve uygulamaya konmuştur. Dışa dönük stratejinin bir sonucu olarak İsviçre’nin çok uluslu nitelikteki, uluslararası alanda yatırım ve faaliyette bulunan UBS gibi bankaları ile Roche, Novartis, Nestle gibi şirketleri son dönemde tarihi kârlar elde etmektedirler.
Bununla birlikte ülkedeki iç piyasadaki daralma aşılamamaktadır. Bunu aşmak için devlet inşaat sektörü gibi istihdam ve çeşitli sektörlerde zincirleme olumlu katkı sağlayan alanları teşvik etmektedir. Bunlara ilave olarak AB ile ikili anlaşmalarla artan ekonomik ilişkilerin de etkisiyle iç piyasa, komşu AB ülkelerinin tüketim sektöründe (çoğunlukla gıda, süpermarketler, giyim ve ev eşyaları) faaliyet gösteren mağazalarına açılmış ve böylece ülke içindeki tekelci yaklaşımlar azalmaya başlamıştır. Bunun hem fiyatlara hem de istihdama olumlu etkisi olmaktadır.
Bu gelişmelerin etkisiyle 2006 yılının ilk altı ay verileri itibariyle ekonomi olumlu ilerleme kaydetmiştir. Son yıllarda en büyük sorun olan işsizlik 2006 yılında düzenli olarak azalarak yüzde 3.1’e gerilemiştir. Keza, artan petrol fiyatlarına ve faiz oranlarının yükselmesine rağmen enflasyonda görece az bir artış olmuştur. Bu artış da petrol fiyatlarına bağlı üretici fiyatlarındaki artışın etkisiyle olmuştur. Ekonomideki genel iyileşmenin bir göstergesi de Hükümetin 2006 yılı büyüme tahminini Haziran ayında yüzde 2 oranında yükselterek yüzde 2.7 olarak açıklaması olmuştur. Keza, OECD de İsviçre için 2006 yılı büyüme tahminini yüzde 1.7’den yüzde 2.4’e çıkarmıştır.
İsviçre’nin 2005 yılı Ocak-Haziran döneminde 64 milyar ABD Doları olan ihracatı, 2006 yılının aynı döneminde yüzde 7.50 artarak 68,8 milyar Dolar’a yükselmiştir. 2005 yılında 61 milyar Dolar olan ülke ithalatının 2006 yılında yüzde 9.01 artarak 66,5 milyar Dolar’a yükseldiği görülmüştür. NOT:isviçre bu kadar gelişmesinin en büyük sebebi:kirli paradır.kağıt üzerinde olmayan bankalar ülkeleri dolandıran kişiler tarafından paraları isviçre bankalarına yatırmaktalar.Böylece bankalar da inanılmaz para kazanıyorlar.O yüzden de Avrupa Birliği üyesi olmamaktadır.
Nüfus Yapısı:
İsviçre Avrupa’nın bazı önemli kültürlerinin kavşak yerinde yer alır. Bu kültürler ülkenin dillerini ve kültürü önemli ölçüde etkilemiştir. İsviçre’nin dört resmî dili vardır: kuzeyde ve orta İsviçre’de Almanca (64%); batıda Fransızca (20.4%); güneyde İtalyanca (6.5%); ve güneydoğuda Graubünden kantonunda küçük bir azınlık tarafından konuşulan Romanş (< 1%). Federal hükümet dört resmî dili de kullanmak zorundadır. Federal Meclis’te bu dört dilde simültane tercüme yapılmaktadır. İsviçre’de konuşulan Almanca diyalekt grubuna genel olarak İsviçre Almancası denir, ancak yazılı iletişimde ve radyo-televizyon yayımcılığınd standart Yüksek Almanca kullanılır. Benzer şekilde İsviçre’nin diğer bölgelerinde de İsviçre Fransızcası ve Ticino diyalekti kullanılır. Ayrıca resmî diller (Almanca, Fransızca ve İtalyanca) diğer dillerden İsviçre dışında anlaşılmayan bazı terimleri (Fransızca’dan geçen Almanca Billette [9]) ve diğer dillerdekine benzer kelime kullanımlarını (İtalyanca azione, eylem anlamında değil Almanca Aktion gibi indirim anlamında kullanılır) ödünç almıştır. Her İsviçrelinin okulda kendi anadilinden başka İsviçre’nin resmî dillerinden birini öğrenmesi zorunludur. Bu nedenle İsviçrelilerin çoğu en azından iki dil bilmektedir.
Ülkede ikamet eden yabancılar ve geçici yabancı işçiler nüfusun %21’ini oluşturur. Ortalama 100.000 Türk vatandaşimizin isviçre'de yaşadığı bilinmektedir.
Din:
İsviçre’de ülke çapında bir devlet dini olmasa da Cenevre ve Neuchâtel kantonlarının dışındaki tüm kantonlarda vergilendirme yoluyla Roman Katolik, Eski Katolik ya da İsviçre Reform Kiliseleri desteklenir.
İsviçre’de en yaygın din %44 ile Roma Katolik Kilisesi’dir. Ardından %38,5 ile protestanlık gelir. Göçmenlik ile birlikte %4,3’lük bir müslüman nüfus ile %1,8’lik bir ortodoks nüfus da yerleşmiştir. Farklı dillere sahip bir nüfusa sahip olan İsviçre’nin istikrarlı ve müreffeh bir ülke olması, bu ülkenin bir konsensus ya da ahenk devleti olarak tanımlanmasına yol açmıştır.
Tarihsel olarak ülke katolikler ve protestanlar arasında yaklaşık eşit olarak dağılmıştır. Hatta Appenzell gibi bazı kantonlar resmî olarak katolik ve protestan bölümlere ayrılmıştır ve bir çok köyün girişinde baskın olan din, "bu köy katoliktir/protestantır" tabelalarıyla belirtilmiştir. Ancak bazı genel modeller de bulunur. Büyük şehirler arasında başkent Bern, bankacılık merkezi Zürih ve Basel’de protestanlık baskınken Lüzern gibi diğer şehirler çoğunlukla katoliktir. Cenevre ilk Calvincilik merkezi olarak tanınmıştır ve dünya üzerinde Fransızların çoğunluğunun katolik olmasına karşın Fransız İsviçresinin çoğunluğu protestandır. Diğer yandan İsviçre’nin kuruluşunda bulunan Almanca konuşulan Schwyz, Uri, ve Unterwalden kantonlarıyla İtalyanca konuşulan Ticino kantonu genelde katoliktir.
Kültür:
İsviçre’nin kültürü komşuları tarafında çok etkilendiyse de yıllar boyunca önemli bölgesel farklılıklar gösteren kendine özgü bir kültür oluşmuştur. Özel olarak Fransızca konuşulan bölgelere Fransa’ya, Almanca konuşulan bölgeler Almanya’ya ve İtalyanca konuşulan bölgeler de İtalya’ya, ülkelerindeki diğer bölgelerden daha yakındır. İsviçre’deki kuvvetli bölgecilik nedeniyle homojen bir İsviçre kültüründen söz etmek oldukça zordur.
Kültürel olarak aktif olan bir çok İsviçre, ülkelerindeki kısıtlı olanaklar nedeniyle yurtdışına çıkmayı tercih etmiştir. Aynı zamanda İsviçre’nin tarafsızlığı ve düşük vergi oranları da tüm dünyadan bir çok yaratıcı insanı bu ülkeye çekmiştir. Savaş zamanlarında siyasi sığınma geleneği bir çok sanatçının bu ülkeye gelmesinde yardımcı olurken günümüzde bunu düşük vergi oranları sağlamaktadır.
__________________
Koz sizi izlemeye devam ediyor...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Baldassare kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
lolipop (11.06.08)
Sponsorlar
Cevapla

Tags
weisshom, valais alpleri, mittelland, matterhorn, liechtenstein, jura, guney alpleri, avusturya, almanya, yayla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz