|
#1
|
|
17.01.07, 15:17
Pazar günü Hürriyet gazetesinde bir bilim adamımızın söyleşisi önemli noktalara temas ediyor. Metnin tamamı için : Hürriyet - Üç toynaklı atı gören yaradılışçılar kuduracak Yazıda geçtiği gibi, liselerde , bir bilim olan biyoloji derslerinde biyolojinin temeli olan evrim teorisi Üstünkörü anlatılıyor.Mitokondri nedir amip bölünme nasıldırlar sadece ayrıntıdır.Önemli olan resmin tamamını görebilmek, gösterebilmektir. Ayrıca, evrim teorisi dün düşmanlığı da değildir, inanan yine inanır, adı üstünde din bir inançtır. Darwin bir ‘din düşmanı’ değil bir bilim adamıdır. Eğer dini kabullere karşı gelinecek diye bilimsel ********* yapılmayacak olsaydı, dünyanın hala düz olduğunu sanırdık.Galileo’yu anımsayalım.. Türkiye, dini bir cumhuriyet değil, laik bir ülke.O zaman bilim neyi gösteriyorsa o okutulmalı,öğretilmeli… Resmi görüş bu olmalı..Ama mevcut durum hiçte bunu tutmuyor maalesef…. 13 yıl önce, Sivas’ın Halimhanı ve Hayranlı köylerinin yakınlarında 50 kilometrekarelik bir alan Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Erksin Güleç’in çok ilgisini çekti. Çünkü elindeki haritalar ve uydu fotoğrafları burada fosillerin bulunduğunu gösteriyordu. 8-9 milyon yıl öncesine ait insan atalarının fosillerini bulmak için, 15 kişilik bir ekiple kazmaya başladı. Tespit ettiği 70 noktanın ikisini kazmayı yeni bitirdi. Birçok hayvan fosili buldu: Zürafa, hipparion adı verilen üç toynaklı at, antilop, keçi, sincap ve fare. Bu fosiller Anadolu’da milyonlarca yıl öncesinde nasıl bir yaşam alanı olduğunu ve hayvanların nasıl bir evrim geçirdiğini gösteriyor. Devlet Bakanı ve Sivas milletvekili Abdüllatif Şener’in de desteklediği ve merakla izlediği bu kazıda, Time Dergisi’nin 2001’de dünyanın en iyileri arasında saydığı antropolog Tim White’ın rolü neydi? Sivas’tan çıkarılan fosiller Yaradılış’a inananları kızdıracak mı? Evrim teorisinde eksik halka kaldı mı? Prof. Dr. Erksin Güleç’i Ankara’daki laboratuvarında ziyaret edip sorduk. MÜTHİŞ BİR GERİLEME İÇİNDEYİZ Bir ankete göre Türkiye’deki biyoloji ve fen öğretmenlerinin yarısından fazlası evrim kuramını ya tam olarak ya da hiç benimsemiyor. Bu sizce tedirgin edici mi? - Sinir bozucu! Eski eşim Cengiz Güleç, DSP milletvekiliydi. Zamanın milli eğitim bakanına evrim teorisinin ders kitaplarına kapsamlı şekilde girmesi gerektiğini anlatmaya çalışmış, başaramamıştım. Şimdiki Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’e anlatmak iyice zor olur herhalde. Öğrencilerime bir ********* yaptırttım, ders kitaplarında evrimin nasıl üstünkörü, bir cümleyle anlatıldığını gördük. Lise yıllarımda evrimle ilgili pek çok şey bilirdik, çünkü anlatılırdı. Müthiş bir gerileme ve cehalet içindeyiz. Dolayısıyla, herkes ******* dağıttığı saçma sapan metinlere inanıyor. Hocam Fikret Ozansoy vefatından önce vasiyet gibi bir mektup yazmıştı: "Evrimsel jeoloji ve pozitif bilimler öğretilmeden bu memleket adam olmaz. Bunun için çabalamalısın." Evrim teorisinde eksik halka kalmadı Şu anda insanın kökeni Afrika’dır diyebiliyor muyuz? - Kesinlikle. Etiyopya’daki kazılarda ilk insanın fosilleri bulundu. Etiyopya’nın özelliği 6.5 milyon yıldan günümüze kadar insanın evrimini aynı çökellerde takip edebilmeniz. Zaten oradaki kazıları yürüten Tim White, 3-4 yıl sonra bulduklarıyla ilgili bir harita yayınlayacak. O zaman kimsenin evrim teorisine karşı söyleyecek sözü kalmayacak. 21. yüzyılın insan evrimiyle ilgili en büyük buluntusu nedir, Lucy mi? - Hayır. Yanlış izlenimin nedeni Lucy’yi bulan bilim adamı Don Johanson’ın çok medyatik olması. Dünyayı dolaşıp seminer verir, boş zamanlarında opera şarkıları söyler. İlginç bir karakterdir. 1994’te yine Afrika’da, Lucy’den daha eksiksiz, daha eski (4.2 milyon yıllık) bir iskelet bulundu. Evrim teorisiyle ilgili eksik halka kaldı mı? - Hemen hemen kalmadı. 1990’lardan itibaren o kadar çok parça bulundu ki, her biri bir eksiği tamamladı. Tim White evrimi çözdüğünü söylüyor. Bence haklı. Bulgulardan evrimi takip edebiliyoruz: Dik yürümeye uyum, beynin gelişmesi, aletlerin yapımı... Hepsini biliyoruz. Ancak süreç tek çizgiden oluşan kronolojik harita değil, dallı budaklı bir harita. Peki yaradılışçıların tutunacağı ne kaldı? - Cehalet tabii ki. Yaradılışın teorisi mi olur? Bu bir inanç meselesi. İnanırsın ya da inanmazsın. Bush’un desteklediği Akıllı Tasarım da çok saçma. Bütün bunlar Tanrı’yı küçümsemek. İnsanda bulduğunuz proteini çok ilkel canlıda da bulabiliyorsunuz. Tanrı bu kadar altyapısız mı? Akıllı Tasarım gerçek olsa insanın çok farklı, üstün yapısı olması gerekmez miydi? |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| Sayın nuno_valente.. Öncelikle yazınız için teşekkür ediyoruz.. Ancak şunu hemen belirtmek isterimki, bilim tutucudur.. yani sanıldığının aksine bilimde ilerleme oldukça zordur. Kesinlik kazanmadan hiçbir ileri sürülen teori hiçbir topluluğa kabul ettirilmeye çalışılmamalıdır..bu çaba büyük risktir ve tehlike içerir.. Sadece gezegenlerin elips şeklinde hareket ettikleri yaklaşık 900 yılda kabul edilmiştir.. Bu kabul yapılırken de teoriyi ileri süren ve destekleyen birçok kişi dahil asılmışlardır.. Halen soy, dil, din gibi birçok konular yüzünden insanların birbirine girdikleri bir zamandayken bir de yaşamla ilgili bu denli hassas bir konuyu %100 doğruymuşçasına bahsetmek sanırım hiç de olumlu sonuçlara neden olmaz.. Ayrıca çok önemli bir husus daha... İnsan aslında söylenenin aksine üstün bir canlıdır.. Sadece bir proteinin başka canlılarda da olması bizleri sıradan yaratıklar yapmaz..Biz daha kitap okumaktan yoksun, televizyon bağımlısı, eğlence düşkünü insanlar olarak beynimizin ortalama %3-5'ini kullanabiliyorken tabiki yaşayan diğer calılardan bir farkımız olamayacaktır.. Hatta genelimiz asalaklar gibi yaşıyor.. Yaşadıklarının bile farkında değiller.. Uzun lafın kısası tabiki yaşama dair birçok düşünce hepimizin kafalarında mevcuttur..İnançlı olanlarımızın bile.. Ancak körü körüne hiçbir şeye takılı kalmamak gerekir.. kitaplarda yazılı olan bu teorilerin büyük kısmı doğruluğu tartışılır tahminlerdir... Aslında konu çok uzun ve derin bir konu.. yaşam ile ilgili çok değişik düşünceleri olan birçok bilimkişisi tanıyorum.. ama hepsinin vardığı ortak nokta şudurki, durduk yerde nedensiz bir yaşam mümkün değil.. ve bu olağanüstü düzen bir büyük güç tarafından yönlendirilmekte... buna ne derseniz diyin: Tanrı, enerji, vs vs... Hepsi de aynı şeyi işaret ediyor..Büyük güç...
__________________ |
|
#3
| ||||
| ||||
| Alıntı:
Evrim teorisinin, biyolojinin temeli olduğunu söylemek bana pek inandırıcı gelmedi açıkçası. Adı üstünde bir teori. sadece varsayımlardan yola çıkan, kesindir diye tabir edemeyeceğimiz bir teori. Teoriliğin dışına bir adım geçemeyen, Evrim diye bulunan her fosil tezinin çürütüldüğü bir teori. Din, adı üstünde bir inaç olabilir, Dayandığı temel, bir yaratıcı olduğu inancıdır, evrim teorisinin dayanığı ise insanın var olmasında yaratıcı faktörü olmadığıdır. Bu da onun, Pekde öyle Dinin uanında olmadığını göstermektedir. Alıntı:
Dünyanın, bırakın Yuvarlak olduğunu bilmeyi, hatta elips şeklinde olduğu Müslümanlar tarafından bilinmekteydi (900 yıldan daha önce), Tarihi sayfaları dikkatli incelerseniz göreceğiniz şu olacaktır (Galileo’de dahil olmak üzere) yapılan keşif yolcuklarında kılavuzlar hep müslüman kişilerden oluşmaktaydı, genelde bu tür ayrıntılar hep ufak köşelere yazıldığı için çoğumuz görmemekteyiz. Laik devlet olmamız, her teoriyi kitaplara aktaracağımız anlamına gelmemeli. Bu şekilde kitaplar teorilerden geçilmezdi. Bu teori dünya üzerinde o bilinen bir teoride olabilir, ama gencecik beyinlerin, daha yeni yeni birlşeyleri kavramaya başladığı bu safhada kafalarını karıştırmaya gerek yok sanırım. Nasıl olsa belli bir süreçten sonra onuda okurlar. Alıntı:
Alıntı:
![]() ve Diğerleri ![]() ![]() |
|
#4
| ||||
| ||||
| Evrim ile ilgili diğer konular: * Evrim Sahtekarlığı * Evrim Teorisi... * Evrim ile İlgili Devamlı Konu Açan Arkadaşlara Sorular * Evrim Diyalektiktir I * Evrim Diyalektiktir II * Evrim Diyalektiktir III * Beşinci Ayak Parmağı * Darwin'in Irkçılığı ve Türk Düşmanlığı * Bilimsel Yöntem * Evrimi geçersiz kılan fosiller * Ceninin Anne Karnında Geçirdiği Safhalar ve Evrim * Terörizmin Gerçek İdeolojik Kökeni: DARWINİZM ve MATERYALİZM * Bakterinin Kamçısı * Kuş evriminin kayıp halkası da bulundu * Allah'ın İzniyle Maymuna Evet... (İlahiyatçıların Görüşleri) * Maymun Görünümlü Bebek |
|
#5
| ||||
| ||||
| @puskullupabuc Vermiş olduğun linkler için teşekkür ederim, bayağı gündem oluşturan bir konuymuş Vermiş olduğunuz linklerden şuan için sadece, * Allah'ın İzniyle Maymuna Evet... (İlahiyatçıların Görüşleri) konusu dikkatimi çeken bir konu olduğu için bir göz attım, konu uzadıkça uzamış ilk başlarda tartışma olarak başlamış ama sona doğru tekrarlar devam etmiş, açıkçası 3. sayfasına kadar gelemedim (tekrarlar devam ediyordur diye). Konun devamına yazarak konuyu orada devam etmeye gerek görmedim, ama konumuz darwin ve teorisi olduğuna göre oraya vereceğim cevabı kısaca buraya yazabilirim. konuyu okumak isteyenler oradan okuyabilir halihazırda. Hz Ademin yaratılışında bir takım evreler olmuştur, bu doğrudur da, Dünyanın yaradılışında da bir takım evreler olduğu gibi. Hz Ademin yaradılışındaki evreler yeryüzünde olmadığı için bunu maymun veya başka bir canlı türünden geçiş olarak algılamak nekadar doğru olur bilemem. Yeni doğan Çocuğun öğrenme ve büyüme sırasındaki evrelerini, nasıl ki Evrim teorisiyle açıklayamazsak, Hz Ademin son haline gelen evreleride o tür bir açıklamyla ele almamız yanlış olur. İnan herkes için Hz. Adem ilk insandır ve topraktan yaratılmıştır. Toprak yeryüzünden alınmasına rağmen yaratılma safhasının yeryüzünde olmadığını okuduğumuz bilgilerden öğreniyoruz ve ayrıca İnsandan önce yeryüzünde canlılarında yaşadığınıda aynı şekilde öğreniyoruz. Yeryüzünde canlılar mevcutken, buna maymunda dahil, İnsanın Maymundan gelebileceğini savunmak nekadar doğru olur o da ayrı bir konu. Diğer bir konuda Hz Adem, yani ilk insanın Boyunun günümüz insanından çok daha uzun olduğudur. bu bile maymundan uzak bir evre geçirdiğine delildir. Mehmet Byaraktar bunda bir sakınca görmeyebilir bu onun kendi görüşü, bunun arkasındanda denizdeki bir canlı ve sonrasında da yoktan var olma gelmeyeceği garantisini kim verebilir. bu tür söylemler sadece kafa karıştırmak ve ilerisi için zemin hazırlamaktan ötede birşey değil. Herzaman öyle olmadımı, önce önümüze acaba sorusuyla çıktılar, sonra olurmu, olsa nasıl olurla devam ettiler, aslında uygun devamında geldi ve sonrasında içimize soktular. Okullarda, yurtlarda uyuşturucu kullanan gençliğe yaptıkları gibi. Her irade hürdür, istediğini kabul etip etmeme konusunda serbestir, fiziksel kelepçeler vurlsa dahi, düşüncüye kelepçe vurulamaz, ama düşünürken doğrunun ne olabileceğini iyi araştırıp, sonra karar vermek eniyi olacaktır. bunun dışında bir hareket, insanın dalgalanmaların ortasında bırakır, bir oraya bir oraya gidip gelir. |
|
#6
| |||
| |||
| BİLİMSEL BİR TOPLANTI Herkes 30 haziran 1860 tarihini bekliyordu. O gün Oxford’daki İngiliz Bilim Geliştirme Derneği’nin bir toplantısı yapılacaktı. Bu tip etkinliklerde bilimsel konular ele alındığı için görüşmelerde ciddiyet ön plandadır. Bilimle ilgili kişiler fikirlerini ağırbaşlı tavırlarla anlatır,izleyenler sessizce dinlerlerdi. Ama o gün yapılacak toplantının her zamankinden farklı geçeceği tahmin ediliyordu. Zihinlerde böyle bir kanı belirmesinin iki nedeni vardı: Birincisi, Darwin’in evrim kuramı için görüşler ortaya konacaktı. İkincisi,o günlerin iki ünlü bilim adamı arasındaki kişisel çekişme en üst seviyedeydi. Richard Owen hayvan anatomisi alanında uzman bir kişidir. Fosil kemiklerini,eksiklikleri tamamlayarak tam iskelet haline getirmede dünyaca ünlü idi. Thomas Henry Huxley ise kendi alanında bir hayli başarılı olan biyologdu. Bu iki kişi birbirinden hiç hoşlanmıyordu.Meslek hayatları boyunca bu böyle devam etti. Özellikle Zooloji Derneği,Royal Society ve Doğa Tarihi Müzesi mücadele mekanları oldu. Bu kurumların idari yapısı,buralara sunulan bilimsel bilgiler ve sonuçların değerlendirilmeleri… Bunların tümü, ikisi için uzlaşamadıkları konulardan sadece birkaçıdır. En önemlisi ise R.Owen ,Darwin’den ve onun kuramından nefret ediyordu. Huxley ise Darwin’in en ateşli taraftarıydı. Toplantıya katılacak olan bir diğer kişi ise herkesin dikkatini üzerinde toplamıştı. Bu kişi Oxford Piskoposu Samuel Wilberforce idi. Tabii ki evrim kuramının tek kelimesine bile inanmıyordu. İnanmamak bir tarafa elinden gelse bu tip görüşleri insanların zihninden silerdi. Yaygın bir söylentiye göre R.Owen bir gece önce piskoposu evinde ziyaret etmişti. Ona teori ile ilgili geniş açıklamalarda bulunmuştu. Nihayet o gün geldi. Bin kişiden fazla insan salonu olduğu gibi doldurdu.Bir o kadarı içeri girememişti. Darwin toplantıya katılmıyordu. Açılış konuşmasını New York Üniversite’sinden J.W.Draper yaptı. Konu ‘Bay Darwin’in Görüşleri Işığında Avrupa’nın Entelektüel Gelişimi’ idi. Konuşma açılış özelliğinde idi ama tam iki saat sürdü. Büyük bir ihtimalle dinleyicilerin ezici çoğunluğu uyuklamıştır. Nihayet kürsüye Piskopos S. Wilberforce çıktı. O günlerde ses kayıt cihazları olmadığı için bundan sonrası rivayet şeklindedir. Üstelik bu rivayetler konuya taraf olup olmama açısına göre yorumlanarak söylenir. İfade edilen kelimeler harfi harfine olmasa da asıl düşünce olarak bugüne ulaşmıştır. S. Wilberforce evrim teorisinin anlamsızlığından söz ederek konuşmasına başladı. Bir müddet sonra Thomas Henry Huxley’in oturduğu bölüme döndü. Bizzat ona,maymunlarla akrabalığının büyükanne tarafından mı, Yoksa büyükbaba tarafından mı geldiğini sordu. Huxley,şüphesiz Darwin’in insanların maymundan geldiğini iddia etmediğini biliyordu. Söz konusu olan insan ve maymunun ortak bir atadan türeyişi idi. Ama Piskopos S. Wilberforce’ın bu sorusu karşısında biraz sinirlendi. Orada bulunanların bazısı bu sözlerin şaka yollu söylendiğini belirtmiştir. Ama bazıları da bir meydan okuyuş olarak algıladı. Huxley ayağa kalkarak cevabını şöyle verdi: --‘Bilimsel gerçekleri baltalamak için diller döken bir adamın soyundan gelmektense, Alçak gönüllü ve haddini bilen bir maymunun soyundan gelmeyi tercih ederim.’ Huxley’in sözleri kelimesi kelimesine böyle miydi?Bunu tam olarak bilemeyiz. Ama;orasının bilimsel tartışmaların yer aldığı bir mekan olduğunu, Böyle bir yerde cahilce konuşan birinin akrabası olmaktansa, Maymunla akrabalığı yeğleyeceği anlamında konuşmuştu. Bu sözler üzerine ortalık bir anda karıştı. Bağırıp çağıran insanların gürültüsü salonun her yanını kaplayıverdi. İzleyicilerin bir kısmı bu sözlerin S. Wilberforce’ın makamına hakaret olduğunu söylüyordu. İyi bir bilim takipçisi olan Lady Brewster yere düşüp bayıldı. O tarihten 25 yıl önce Darwin’in yolculuk yaptığı geminin kaptanı Robert Fitzroy da oradaydı. Elindeki Kutsal Kitap’ı havada sallayıp ‘Kitap.Kitap’ diye bağırıyordu. Piskopos S. Wilberforce ve yanındakiler salonu terk etti. Bunlardan sonra neler olduğu da çeşitli şekillerde anlatılır. Bazıları bir-iki bilimadamının kürsüye çıkarak konuştuklarını ve toplantının devam ettiğini söylerler.
__________________ SEDAT SENCAN |
|
#7
| ||||
| ||||
| Ardıç ağaçını tohumunun filizlenmesi için bazı emzimlere ihtiyaç vardır.Buda yalnız Ardıç kuşu midesindeki enzimlerdir. Çok garip bir durum!
__________________ ... mezarcılar öldüğünde kazmalarını gömmezler. ...ruhum kokuşacağına ağzım koksun Ne verirseniz alırım, Ben bir DİLENCİYİM |
|
#8
| |||
| |||
| |
| Sponsorlar |
| |