Ynt: milli savunma komisyonunda iade edilen kanunlarımız ASSUBAY KANUNLARININ REDDEDİLDİĞİ VE GERİ GÖNDERİLDİĞİ BU TUTANAKLARI ASSUBAYLAR UNUTMAYACAK 20.10.2006 MECLİS TUTANAĞIDIR
Önergeler gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.
Okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu'nun, 19.10.2006 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisini İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.
Prof. Dr. Haluk Koç
Samsun
Grup Başkanvekili
Öneri:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler kısmının 308 inci sırasında yer alan 1088 Sıra Sayısının bu kısmın 6 ncı sırasına alınması önerilmiştir.
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Enver Öktem, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)
ENVER ÖKTEM (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Kanunu'nun öne alınmasıyla ilgili, Cumhuriyet Halk Partisi Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu kanun teklifinin özü, ülkemizde halen fiilen çalışan 100 bin, bir o kadar da emekli olan 200 bin astsubayımızı ilgilendirmektedir. Elbette ki, ülkemizde, sadece, sorunları olan kesim astsubaylarımız değildir. Bugün, işçilerimizin büyük sorunları vardır, kamu çalışanlarımızın büyük sorunları vardır, çiftçilerimizin, üreticilerimizin büyük sorunları vardır, esnafımızın, sanatkârımızın büyük sorunları vardır, gençliğimizin sorunları vardır. Bu sorunları daha da çoğaltmak mümkündür.
14
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, bugün, asgari ücretle çalışan işçilerimizin aldığı ücret, takdir edersiniz ki, bir ev kirasını karşılamaz noktaya gelmiştir. Bundan bir süre önce kamu çalışanlarımıza yaptığımız zammı hatırlayınız. O zamla, bugün, memurlarımızın ulaştığı ücretlerin tümü, yoksulluk sınırının altında bir yaşama insanlarımızı mahkûm etmiştir. Esnaf ve sanatkârımız dükkanlarını açtıklarında bir yıl öncesini arar noktaya gelmişlerdir. Ciroları, neredeyse, yarı yarıya düşer hale gelmiştir.
Demin, burada, AKP Grubu adına bir konuşma yapan, şahsı adına konuşma yapan arkadaşımız, fındıkla ilgili görüşlerini dile getirirken, gerçekten, üreticilerimizin, çiftçilerimizin de çok mutlu olduğu bir tabloyu sergilemeye çalıştı.
Değerli arkadaşlarım, o konuşmayı dinlerken, bir ara, gerçekten bu konuşulan rakamların Türkiye gerçeklerini yansıtıp yansıtmadığını hafızamda canlandırmaya çalıştım ve düşündüm ki, bir sorun var, bir problem var, bu problemin asıl kaynağı ya Karadenizli yurttaşlarımızdır ya da gerçekten burada bunun tersinde bir iddiada bulunan arkadaşlarımızdır. Şimdi, 100 binlerce Karadenizli yurttaşımız yürüyüş yapmış, miting yapmış. Bunlar delirdi mi de durup dururken yürüyüş yaptılar değerli arkadaşlar? Çıldırdı mı bu insanlar? Bir insan, durup dururken, 100 bin kişi bir alana toplanır, bir yolu tıkar mı? Nasıl bir iştir ki, hiç arzu etmediğimiz halde, içinde AKP'li yöneticilerin de bulunduğu Karadenizli yurttaşlarımız bu Parlamentonun milletvekillerini linç etmeye kalkar? Böyle bir şey olabilir mi değerli arkadaşlarım? Bir problem yoksa, gerçekten, anlatıldığı gibi, her şey güllük gülistanlıksa neden bunlar oluyor?
Değerli arkadaşlarım, güneşi balçıkla sıvamak mümkün değil. Gerçekleri çok iyi ortaya koymamız gerekiyor. Bu gerçekler belki acı olabilir ama, olayın neresinden, zararın neresinden dönersek, belki, olayı daha rahatlıkla çözme şansına sahip oluruz diye düşünüyorum değerli arkadaşlarım.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, asıl konumuz olan astsubaylarla ilgili verdiğimiz teklif de bu demin sıraladığım kesitlerin sorunlarından pek farklı değil. 200 bin astsubayımız bu olayla ilgilidir ama, aileleriyle birlikte yaklaşık 1 milyon insanı ilgilendiren bir kanun teklifidir.
Değerli arkadaşlarım, bu arkadaşlarımız, gerçekten, bugün, yoksulluk sınırının altında bir ücretle çalışmaktadırlar ve bu arkadaşlarımızın yaptığı iş, görev, gerçekten kutsal bir görevdir, vatansever bir görevdir.
Değerli arkadaşlarım, 1984 yılından bu yana, Türkiye'de, yaklaşık 1.000'in üzerinde astsubayımız, uzman çavuşumuz ve subayımız şehit olmuştur ve bu insanlarımız, bir ölçüde, ülkemizdeki terörü engellemek için en önde savaşan insanlardır. Geçenlerde Sayın Ulaştırma Bakanımızın oğlu Lübnan'a giden askerî kafilenin içerisinde yer aldı, medyada, gazetelerimizde yer aldı değerli arkadaşlarım. Hatta, Sayın Bakanımızı konuşturdular. Çok mutlu oldu. Bütün yurttaşlar olarak biz de dedik ki: "Ne kadar güzel, üç ay, gidecek, Lübnan'da, her yurttaşın oğlu gibi, o da askerliğini yapacak."
Değerli arkadaşlarım, üç aylık bir askerî görevi, medya, aldı, bir gün boyunca işledi de, 1.000 küsur insanımızı şehit verdik ve bu insanlarımız ölmeye devam etmektedirler ve bu insanlarımıza birkaç tane hakkı çok göreceğiz. İstenilen şeyler atla deve değil değerli arkadaşlarım. Anayasal bir eşitsizliği, bir hukuksuzluğu, bir adaletsizliği gidermek istiyoruz. Bugün, Türkiye'de Anayasanın önünde eşitlik ilkesinden yararlanamayan, belki de, tek kesim, bu astsubaylarımız. Yüksekokulu bitirmelerine rağmen, birinci derecenin dördüncü kademesine gelmeleri yasak olan bir kesimle karşı karşıyayız. İstenilen şey; Anayasa var olan eşitlik ilkesini hayata geçirilmesidir, bir hukuksuzluğun giderilmesidir, bir adaletsizliğin giderilmesidir. Bunu yaparken, sadece bu kanun teklifinin Cumhuriyet Halk Partisine ait olmasını da istemeyiz. İstiyoruz ki, bu şeref, bütün Genel Kurula ait olsun. 200 bin tane vatansever insanımızın bu haklarını teslim etmek istiyoruz.
Sayın Eyüp Fatsa'nın, bundan önceki kanun teklifimizin görüşülmesinde, öne alınmasını teklif ettiğimizde yaptığı konuşma önümdedir. Sayın Fatsa "Bu kanun teklifinin aleyhine söz almış olmama rağmen, aslında ben bu kanun teklifinin özüne karşı değilim. Benim de desteklediğim bir kanun teklifidir; ancak, şeklen birtakım eksikliklerin giderilmesini istiyoruz, bunun giderilmesi için de elimden geleni yapacağım, daha sonra bu olayı gündeme getirelim." demiştir ve tutanaklarda mevcuttur.
Şimdi, Sayın Fatsa buradadır, kendisinden rica ediyorum, 200 bin tane astsubayımız adına rica ediyorum: Gerçekten, bir mağduriyet söz konusudur. Bu insanlar psikolojik olarak son derece rahatsız konuma gelmişlerdir. Aileleri perişan noktadadırlar.
Lütfen bu talebimizi dikkate alınız. Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Güvenlik sorunu yaşayan bir ülkede, bizim buna ihtiyacımız vardır. Elbette ki, diğer yurttaşlarımızın da sorunlarını tek tek gündeme getirmek mümkündür, onları getireceğiz, onları çözmek için elimizden geleni yapacağız. Ancak, bu kanun teklifimiz önümüze kadar gelmiştir. İstenilen şeyin bütçeye getirdiği bir yük de, olağanüstü bir yük de söz konusu değildir değerli arkadaşlarım. Bunların yeniden komisyonlara gönderilmesine de gerek yoktur. Kanun teklifi önümüze gelmiştir. Orada yapılması gereken, İktidarın
15
da istediği bir redaksiyon söz konusuysa onları da yaparak, bu arkadaşlarımızı, bu yurttaşlarımızı, bu 1 milyon insanı kapsayacak olan düzenlemeyi el birliğiyle gerçekleştirmek istiyoruz.
Değerli arkadaşlarım, eğer bunu gerçekleştirirsek, umut ediyorum ki, bu insanlara çok önemli bir hediye vermiş oluruz. Eğer ola ki vermez isek AKP'li arkadaşlarımızın oylarıyla yine reddedilecek olur ise biraz sonra kuracağım cümlenin, o retten sonra geçerli olmasını talep edeceğim.
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - Öyle şey olur mu?
ENVER ÖKTEM (Devamla) - O da şudur: Gerçekten bu hukuksuzluğu gidermediğimiz takdirde -kış ayı yaklaşıyor; yağmur var, kar var, dolu var- dilerim o zaman, eğer ret oyu verirseniz, dilerim o zaman başınıza fındık kadar büyüklüğünde dolu yağar.
Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Öktem.
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye) - Tam Kadir Gecesi duası oldu.
BAŞKAN - Grup önerisi lehinde söz isteyen Rasim Çakır, Edirne Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)
RASİM ÇAKIR (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 926 sayılı Personel Yasası'yla ilgili değişiklik içeren, Cumhuriyet Halk Parti milletvekilleri Enver Öktem ve Bülent Baratalı'nın yasa teklifiyle ilgili kanunun hemen görüşülmesi noktasında, Cumhuriyet Halk Parti Grubu adına lehinde söz almış bulunuyorum; öncelikle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Hepinizin bildiği gibi astsubaylar, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin omurgasını teşkil eden, en ağır görevleri ve sorumlulukları üslenen, 24 saat erle beraber yatıp kalkan ve onlarla beraber en ciddi yükü omuzlayan insanlardan oluşuyor.
Maalesef, Türk Silahlı Kuvvetler Personel Yasası düzenlenirken, değerli astsubaylarımızın bu meşakkatli, bu özverili çalışmaları yeterince dikkate alınmamış ki, burada, sonradan üniversiteyi bitiren astsubay arkadaşlarımızın 1'inci derecenin 4'üncü kademesine gelebilmeleri engellenmiş. Sivilde, üniversiteyi bitiren bir sivil devlet memurunun kademeli olarak 1'in 4'üne gelebilmesine olanak sağlanırken, sadece astsubay olduğu için, bu devlet memurlarının 1'in 4'üne gelmeleri maalesef engellenmiş. Tabii bu da onların sosyal yaşamlarını, toplumdaki statülerini, çocuklarının yaşam standartlarını belirleyen de bir kanun olmuş. Aynı şekilde, üniversiteyi bitirmeden emekli olan veya üniversiteyi bitirdikten sonra emekli olan astsubaylarımızın da derece ilerlemeleri bu kanun gereği yeteri kadar tekabül etmediği için, maalesef günlük yaşamımızda, etrafımızda emekli olan astsubay vatandaşlarımızın sosyal statülerine hiçte yakışmayan gündelik işlerde çalışma zorunluluğuna gelmişler.
Değerli arkadaşlarım, bu, öncelikle Anayasanın eşitlik ilkesine uygun olmayan, toplum olarak, Türk milleti olarak kabul edemeyeceğimiz ve hele hele Parlamento olarak ulusal kurtuluş savaşını, cepheyi direkt sevk ve idare eden gazi Parlamento olarak kabul edemeyeceğimiz bir durumdur. Biz, bu durumun düzeltilmesiyle ilgili, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili olarak bir yasa teklifi verdik. Bütün iyi niyetimizle ve samimiyetimizle iktidar partisine destek olmak, ona yardımcı olmak düşüncesiyle sorunu tespit ettik, gündeme getirdik ve çözüm önerdik. Öncelikle bizim bu yasa teklifimiz kırkbeş gün beklemesine rağmen, maalesef Millî Savunma Komisyonunda görüşülmedi. Daha sonra, biz Grup olarak Danışma Kurulunda, bu yasa teklifinin, İç Tüzük'ün bize verdiği yetkiye dayanarak, yasa teklifinin Komisyonda görüşülmeden Genel Kurulda görüşülmesini talep ettik. O Genel Kurulda bir takiyeyle karşı karşıya kaldık. O Genel Kurulda, hatırlayacaksınız, Grup Başkan Vekili Sayın Salih Kapusuz, bizim Grup önerimize "evet" diyerek yasanın gündeme alınmasını sizlere kabul ettirdi. Biz ve bizimle beraber astsubay ve emekli astsubay arkadaşlar, Parlamentonun bu kararını alkışlarla ve canı gönülden kabul ettik; çok iyimserdik, çok umutluyduk. Ama, maalesef, alınan sıra, bu yıl süre yetmeyeceği için, kanun 2006 yılı sonunda kadük olacaktı. Dolayısıyla, sizlerin vermiş olduğu o değerli "evet" oylarının, astsubayların durumunu değiştirmek adına hiçbir fonksiyonu olmayacaktı. Verdiğiniz evet oyları, kaldırdığınız parmaklar, havada asılı kalacaktı, boşta kalacaktı. Bunun üzerine, biz Cumhuriyet Halk Parti Grubu olarak yeniden Danışma Kuruluna getirdik ve yasanın birinci öncelikle görüşülmesini talep ettik. O görüşmede de, Sayın Fatsa "bu yasanın özüne katılmakla beraber, konunun komisyonlarda ve bütün milletvekillerinin katkılarıyla ve Genelkurmayın katkılarıyla daha olumlu, mantıklı ve kabul edilebilir bir şekilde çözülmesinden taraf olduğunu" ifade etti. Ama, bugüne kadar bekledik, maalesef, bu konuyla ilgili yapılan ve yapılmış olan en ufak bir çalışmaya tanıklık edemedik. Verilen sözler, hep ileriki tarihlere, hep boş vaatler şeklinde oldu.
Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak sizlere yine bir iyilik yapmak istiyoruz. Sizlerin değerli astsubaylarımızın ve ailelerinin gözünde itibarlarınızı artırmak, iktidar büyüklüğünüzü artırmak adına size bir iyilik yapmak istiyoruz ve bu yasanın yeniden birincil öncelikle görüşülmesini talep
16
________________________________________
ediyoruz. Maalesef, bu talebimiz Danışma Kurulunda kabul görmedi. Umuyorum ki, Danışma Kurulunda kabul görmeyen bu talep, Yüce Heyetinizde, Genel Kurulda kabul görür.
Değerli arkadaşlarım, unutmayınız ki, bu ülkede Türk Silahlı Kuvvetlerde astsubaylar yan gelip yatmıyor. Astsubaylar barışta ter döküyor, eğitim yapıyor, savaşa hazırlanıyor ve erlerini eğitiyor, savaşta da can veriyor, kan döküyor.
Bugüne kadar, az önce değerli İzmir Milletvekili arkadaşımın da ifade ettiği gibi binlerce şehit vermiş bu camia, maalesef, Sayın Başbakanın dediği gibi yan gelip yatmıyor; can veriyor, kan veriyor, şehit oluyor.
Yani, biz, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak…
MUSTAFA NURİ AKBULUT (Erzurum) - Ne ilgisi var?
RASİM ÇAKIR (Devamla) - Çok ilgisi var.
…buna sahip çıkıyorsak, buna sahip çıkma gayreti içerisindeysek, ben dilerdim ki, Sayın Başbakan bu lafı söyledikten hemen sonra hatasının farkına varsın. Hemen bir dakika sonra, bir gün sonra, bir saat sonra kamuoyu önüne çıkıp Silahlı Kuvvetlerden özür dilesin. Ama, Sayın Başbakan…
MEHMET EMİN MURAT BİLGİÇ (Isparta) - Propaganda yapmayın lütfen.
RASİM ÇAKIR (Devamla) - Hayır… Ama, Sayın Başbakan, ne zamanki bu laftan sonra AKP'nin oylarının düştüğünü görmeye başladı, ne zamanki bir ayağı çukura gittiğini fark etmeye başladı, o zaman zevahiri kurtarmak için çıktı, lütfen kabilinden, bu milletten özür dilemek zorunda kaldı.
AYHAN ZEYNEP TEKİN BÖRÜ (Adana) - "Bir ayağı çukura gitti" demek ne kadar ayıp! Ne kadar ayıp!
RASİM ÇAKIR (Devamla) - Gönül rızasıyla değil, özür dilemek zorunda kaldı.
AYHAN ZEYNEP TEKİN BÖRÜ (Adana) - Sizin de ayağınız… Bunlar konuşulmaz, ayıp!
RASİM ÇAKIR (Devamla) - Ben, Partinin bir ayağı çukurda demek istedim Sayın Hanımefendi.
AYHAN ZEYNEP TEKİN BÖRÜ (Adana) - Bu tabiri kullanmayın, çok ayıp!
RASİM ÇAKIR (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlarım, size bir fırsat veriyoruz. (AK Parti sıralarından "yakışmıyor" sesleri) Yakışıyor veya yakışmıyor, biz size bir fırsat veriyoruz, biz size bir fırsat sunuyoruz.
Sayın Başbakanın geçtiğimiz günlerde televizyonda Türk milletinin gözünün içine bakarak "Eğer böyle anlaşıldıysa, ben, özür diliyorum" demesindeki samimiyetin ölçüsünü, işte, şimdi, burada yine milletin önünde sizin oylarınızla test edeceğiz! (CHP sıralarından alkışlar) Sizin oylarınızla test edeceğiz! Eğer, gerçekten Sayın Başbakan samimiyse, gerçekten yanlış anlaşıldığını düşünüyorsa, gerçekten Silahlı Kuvvetler personelinin özlük haklarıyla ilgili hassas ve duyarlıysa, o zaman, biliyorum ki sizler de Sayın Başbakanı hiç mahcup etmezsiniz, hiç kırmazsınız, onun dileği sizin için bir emirdir…
AYHAN ZEYNEP TEKİN BÖRÜ (Adana) - O bizim bileceğimiz iş!
RASİM ÇAKIR (Devamla) - …sizler de burada Cumhuriyet Halk Partisinin bu Yasa Teklifi'ne "evet" dersiniz.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Sizin dolduruşunuza gelmeyiz!
RASİM ÇAKIR (Devamla) - Ve size verdiğimiz bu fırsattan dolayı bana laf atmazsınız, bana teşekkür edersiniz. (AK Parti sıralarından "Vay, vay, vay" sesleri)
Biz, size, yüce Türk milleti önünde samimiyetinizi ispat etme hakkı veriyoruz, şansı veriyoruz. Bu şansı doğru kullanın. Eğer, bu şansı doğru kullanmazsanız, o anketlerin gösterdiği bayır aşağı gidiş hızlanarak devam edecektir. Biz, önümüzdeki dönemde…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çakır, lütfen toparlar mısınız.
BAYRAM ÖZÇELİK (Burdur) - "Allah bizi iktidardan korusun" diyen Genel Başkanına ne diyeceksin?
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Başkan, Divan Üyesi oradan laf atıyor!
RASİM ÇAKIR (Devamla) - Biz, önümüzdeki dönemde hepinizle olmasa bile içinizden bazı arkadaşlarla beraber bu Parlamentoda yine çalışmak istiyoruz. Sizin barajın altında kalmanıza gönlümüz razı olmaz. O bakımdan, size bu fırsatı veriyoruz. Lütfen, bu fırsatı iyi değerlendirin.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ) - Aç tavuk rüyasında darı görürmüş!
RASİM ÇAKIR (Devamla) - Son cümle olarak da şunu ifade etmek istiyorum: Az önce Sayın Bakan kürsüden bir söz söyledi; "Cumhuriyet Halk Partisi olarak, siz, hep felaket tellallığı mı yapacaksınız" şeklinde bir söz söyledi.
MURAT YILMAZER (Kırıkkale) - Doğru söylemiş!
RASİM ÇAKIR (Devamla) - Doğru veya yanlış olduğunu yüce millet takdir eder, siz değil!
Ama, tabii ki, biz muhalefetiz. Bizim görevimiz olumsuzluğu söylemek, yanlışı söylemek, eksiği söylemek. Sizin göreviniz de, doğruyu yapmaya gayret etmek. Ama, biz, felaketleri söylemeye devam edeceğiz. Çünkü, bu milletin başına gelmiş olan en büyük felaket AKP İktidarıdır. (CHP
17
sıralarından alkışlar) Bu felaketten bu milleti kurtarmak için, sonuna kadar, doğru bildiklerimizi bu kürsüde söylemeye devam edeceğiz.
Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Çakır.
Önerinin aleyhinde söz isteyen, Recep Garip, Adana Milletvekili.
RECEP GARİP (Adana) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün, gündemimize geçmek için, sabahleyin, parti gruplarının, gündemi yeniden tanzim etmek ve düzenlemek maksadıyla, grup öneriyle ilgili toplantı yapılmış ve anlaşılamamış, anlaşma sağlanamamış; dolayısıyla, bunu tartışıyoruz.
Ancak, hepiniz bilirsiniz ki, uzun süreden bu yana tartışmış olduğumuz ya da gündemimizde olan konu, otuz yaş, milletvekilliği seçiminin yirmi beş yaşa indirilmesi konusu gündemimizdedir ve bu salı günü gündeme alınmış, ancak dün yine çalıştırılmak istenilmemiş, gece geç saatlere kadar gündeme geçilememiş…
HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Siz de toplantıda bulunun.
RECEP GARİP (Devamla) - …ancak, gündeme geçilmiş, 2'inci maddede kalınmış.
OSMAN ÖZCAN (Antalya) - Neredeydiniz?..
RECEP GARİP (Devamla) - Dinleyeceksiniz!
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Siz yok muydunuz burada?
RECEP GARİP (Devamla) - Dinleyeceksiniz! Gece saat 23.00'e kadar buradaydım.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Siz yok muydunuz?
RECEP GARİP (Devamla) - Buradaydık…
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - "Üç" diyorsunuz da ondan…
RECEP GARİP (Devamla) - Çok değerli arkadaşlar, dinlemeyi öğreneceksiniz! Dinlemeyi öğreneceksiniz!
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Dinliyoruz, merak etme!
RECEP GARİP (Devamla) - Bakın şu anda, şu anda sizin konuşmalarınızı, Anadolu'daki bütün, televizyonlarının başında bulunan halk izliyor, herkes izliyor.
HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Onca parayı…
RECEP GARİP (Devamla) - Yani, kimin doğru, kimin yanlış, kimin haklı, kimin haksız, kim neyi savunuyor, kimin neyi savunmadığını, Anadolu'da, yediden yetmişe herkes iyi biliyor ve iyi izliyor.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Bu telaşını… 20 milyarı iade etmeden maaşını nasıl alacaksın merak ediyorum…
HALİL ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) - Haram o para!..
RECEP GARİP (Devamla) - Telaş halinde olan sizsiniz, telaşa kapılmayın.
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - 20 milyarı iade etmeden maaşını nasıl alacaksın merak ediyorum…
RECEP GARİP (Devamla) - Telaşa kapılmayın, gündemi belirliyoruz.
BAŞKAN - Sayın Garip, lütfen, karşılıklı konuşmayalım. Genel Kurula hitap eder misiniz?
RECEP GARİP (Devamla) - Çok değerli arkadaşlar…Çok değerli arkadaşlar…
MEHMET KÜÇÜKAŞIK (Bursa) - Verecek misiniz vermeyecek misiniz, onu bekliyoruz.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen… Niye müdahale ediyorsunuz sayın hatibe…
__________________ Büyük bir halk üniversitesi olan kurumda milletin çoğunluğuna A'yı,B'yi öğreten onlar.. Ali okullarını baş öğretmenleri !..Assubaylar... |