Fırlatma koltuğu - çalışması Herhangi bir tehlike durumunda çalıştırılan fırlatma koltuğu, üstünde bulunan pilot, paraşüt ve ilk yardım paketiyle birlikte uçaktan dışarı atılır.
Fırlatma işlemini gerçekleştiren fırlatma tabancası, uçağın içine, pilot koltuğunun arkasına dikey durumda bağlanır ve koltuğu, sesüstü hızla yol alan uçaktan bile oldukça uzağa fırlatacak kadar güçlüdür.
Bazı koltukların altına, fırlatma yüksekliğini artırma amacıyla, fırlatma tabancasına ek olarak, küçük bir roket motoru takılır. Koltuk uçaktan ayrılırken, roket de çalışmaya başlar ve koltuğu, üstündekilerle birlikte yaklaşık 90 m yüksekliğe fırlatır. 90 metre, fırlatmanın yerdeki uçaktan yapılması durumunda bile, paraşütün güvenle açılmasını sağlamaya yeterlidir. Bu özellik, dikine kalkış, iniş ya da kısa kalkış, iniş yapan uçaklar ile yere yakın düzeyde pikeye geçen uçaklarda çok değerli bir gelişmedir.
Fırlatma işlemini başlatmak için pilot, başının üstünde ya da dizlerinin arasında bulunan bir kolu çeker. Bazı uçaklardaysa, pilotun yüzünü rüzgardan koruyan siperler vardır. Bu siperin ya da kolun çekilmesiyle, önce, pilot kabininin üstündeki kapak (kanopi) fırlayıp gider; ardından da ateşlenen bir kartuş, öteki kartuşları ve fırlatma tabancasını ve varsa, roket motorunu ateşleyip, koltuğu yukarı doğru fırlatır.
Koltuğun uçaktan ayrılmasını izleyen ilk işlem, koltuğun üstüne bağlı olan küçük paraşütün açılmasıdır. Küçük paraşüt, küçük paraşüt tabancasından fırlatılan bir çelik kurşun yardımıyla kutusundan çıkarılıp hemen açılır. Bu paraşütün görevi, koltuğu dengeleyip, hızını düşürmek ve böylece pilot paraşütünün, parçalanmadan açılmasını sağlamaktır.
Küçük paraşüt, koltuğu yeterince yavaşlatınca, basınca karşı duyarlı (barostatik denetimli) vs zaman ayarlı salıverme birimi, pilotu koltuğa bağlayan kemeri çözer ve pilot, açılan paraşütün kendisini çekmesiyle, koltuğundan ayrılarak olağan paraşüt inişine geçer.
Uçaktan fırlatma işlemi, 3 000 metrenin üstünde olmuşsa, zaman ayarlı salıverme birimi, bir aneroit altimetre ya da barometre gibi, atmosfer basıncıyla çalışan barostatla denetlenir ve daha geç çalışır (yükseklik arttıkça, atmosfer basıncı düşer). Ana paraşütün açılması bu yüksekliğe kadar geciktirilerek, pilotun, soğuk ve düşük yoğunluklu üst atmosfer tabakalarından kısa sürede inmesi sağlanır.
Koltukta, ayrıca, fırlatma sırasında otomatik olarak çalışmaya başlayan ve pilotun rahat soluk almasını sağlayan bir oksijen sistemi de bulunmaktadır.
Fırlatma ve paraşütün açılıp, koltuğun ayrılması işlemleri otomatik olarak gerçekleşir; ama bu sistemlerden birinin bozulması durumunda pilot, paraşütünü, bir kordonu çekerek elle de açabilir.
Kurtarma kabinleri: Ses hızının çok üstündeki hızlarda uçmakta olan uçaklarda, fırlatma koltukları kullanılmaz. Çünkü pilot, çok yüksek ve apansız hız düşüşleriyle karşılaşır: Pilota çarpan hava akımı, üstündeki uçuş giysisini, başlığını ve oksijen maskesini parçalayabilecek ya da söküp götürecek güçtedir.
Bu sorunun çözümü için, çağdaş av ve bombardıman uçaklarının pilot kabinleri, bir tehlike durumunda, fırlatma tabancaları ve roketlerle uçaktan ayrılabilecek biçimde yapılır. Kabinde, düşüş hızını kesmeye ve dengelemeye yarayan paraşütler ile pilotların yeterli yükseklik ve hıza Eriştiklerinde atlayabilmeleri için fırlatma koltukları bulunur.
__________________ |