Nüve Forum


Silahlar hakkinda Ateşli Silahların Tarihçesi ile ilgili bilgiler


Ateşli Silahların Tarihçesi: Ateşli silahların tarihi barutun keşfi ile başlar. Ancak barutu kimin ve ne zaman keşfettiği bilinmemektedir. Prof. J.K.Partington milattan sonra bin yıllarından önce Çinlilerin güherçile esaslı barut kullandıklarını

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 23.01.08, 22:42
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Ateşli Silahların Tarihçesi

Ateşli Silahların Tarihçesi:
Ateşli silahların tarihi barutun keşfi ile başlar. Ancak barutu kimin ve
ne zaman keşfettiği bilinmemektedir.
Prof. J.K.Partington milattan sonra bin yıllarından önce Çinlilerin
güherçile esaslı barut kullandıklarını bildirmekte ise de 12. yy***8217;da
İspanya***8217;da Müslüman Endülüslerin kolayca tutuşabilen tozlarla uğraştığı
göz önüne alındığında bu tozların Çin***8217;e Kuzey Afrika üzerinden müslüman
tüccarlar tarafından götürüldükleri görüşü daha ağır basmaktadır. Çin***8217;de
barut hakkındaki ilk yazılı belgeye bu tarihten sonra rastlanmıştır. 1776
yılında Doğu Hindistan Şirketi tarafından eski Sanskritçe yazılarının
çevrilmesi ile barutun Hindistan***8217;da beş yüz yıldır bilindiği ortaya
çıkmıştır. Tüm tartışmalara rağmen barutun önce kimler tarafından
bulunduğu ve hangi amaçla kullanıldığı tam olarak açıklanamamıştır .
Kara barut:
İnsanlığın bildiği en eski patlayıcı, kara baruttur. 13. yy***8217;dan beri
Avrupa***8217;da bilinmekte ve kullanılmaktadır. O zamanlarda %15 mangal kömürü,
%10 kükürt ve %75 güherçile (potasyum nitrat) karışımından oluşmaktaydı.
Amerika Birleşik Devletleri***8217;nde ilk kullanılan barut %15.6 kömür, %10.4
kükürt ve %74 güherçile içeren karışımdı. Bu tür barutta güherçile yanıcı,
kömür ve kükürt ise yakıcıdır. Kapalı yerde çabuk yanıyor ve patlıyordu.
Bu karışım 16. yy ortalarına kadar ***8216;***8217;Serpentine***8217;***8217;, bu tarihten sonra
***8216;***8217;Corned***8217;***8217; olarak biliniyordu. Bu toz birden patlayarak sıklıkla kazalara
sebebiyet veriyordu. Kara barutun bir çok modifiye edilmiş şekilleri
geliştirildi.
Dumansız Barut:
Kara barut fazla duman çıkarması ve artık oluşturması sebebiyle yerini
dumansız baruta bırakmıştır. Tek veya çift bazlı olabilir. Dumansız
barutun temel maddesi nitroselülozdur. Tek bazlı türünde baz nitroselüloz,
çift bazlı türünde baz nitroselüloz ve nitrogliserindir. Nitroselüloz
uygun çözücülerle homojen katı bir maddeye dönüştüğü zaman sadece yüzeysel
olarak yanar ve ani patlama göstermez. İtici etkisinden dolayı tercih
sebebi olmasına yol açmıştır. Nitroselülozun üretiminde ilk adım nitrik
asit ile selüloz elyafın birleştirilmesidir. Bu şekilde meydana gelen
selüloz nitrat, karbon monoksit, karbondioksit, nitrojen, hidrojen ve
buhar meydana getiren patlayıcı bir maddedir. Dumansız barutlu silah
ateşlendiğinde yara etrafındaki is***8217;in rengi daha az dikkat çekicidir.
Yandığı zaman hacminin 900-1000 misli patlama gazı meydana getirir.
Tarihi açıdan dumansız barut ilk önce av tüfekleri için geliştirilmiştir.
Harrison***8217;a göre dumansız barutun av tüfeklerinde ilk defa başarılı bir
şekilde kullanımı 1864***8217;de Prusya Ordusunda Yüzbaşı E.Schultze tarafından
gerçekleştirilmiştir. Berg ise, ilk kullanımın Fransa***8216;da 1884***8217;de
M.Vieille***8217;ye ait olduğunu söylemektedir. Bundan 3 yıl sonra Alfred Nobel,
%40 nitrogliserin ve %60 nitroselüloz birleşimi ile birlikte
***8216;***8217;Ballistite***8217;***8217; diye adlandırılan dumansız barutu icat etmiştir. Bundan
sonra seri halde kısa namlulu silahlar yapılmaya başlanmıştır. Tüm
bunların yanında yarı dumansız baruttan da söz edilebilir. Genellikle %85
kara barut ile %15 dumansız barutun karışımıdır.
1900***8217;lü yıllara gelince çoğu askeri tüfeklerde dumansız barut
kullanılmaktaydı. Amerika Birleşik Devletleri***8217;nde E. I. du Pont de Nemours
Şirketi başlıca dumansız barut imalatçısıydı. Onların imal ettiği
barutlarda esası teşkil eden madde sadece nitroselülozdu. 20. yy***8217;ın
başlarında Hercules Barut Şirketi, nitrogliserin ve nitroselülozdan oluşan
çift bazlı dumansız barutu imal etti.
Dumansız barut giderek yaygın bir şekilde kullanılmaya başladı. Bunun
nedeni dışardan ilave bir oksijen gereksinimi olmaksızın, silahın bir
bölümünde yanmasına olanak sağlayacak yeterli oksijeni, bunun
bileşenlerinin ihtiva etmesiydi. Silah içinde barut tutuşturulduğunda,
oluşan ısı ve gaz, basıncı arttırarak daha fazla ısı, yanma ve patlamaya
yol açıyordu.
Tarihsel olarak gelişimini ve etkisini arttıran baruta benzer şekilde,
ateşli silahlarda da bir aşama görülmüştür. Bu aşamalar daha çok ateşleme
sistemlerinde, namlular ve mermilerde gerçekleştirilmiştir.
A- Ateşleme Sistemleri:
*El topu (14.yy): Büyük toplarda kullanılan sistem daha küçültülmüş ve
elde taşınabilir kaba silah şeklinde kullanılmaya başlanmıştır. Bunlar
basitçe bir ucu açık demir veya pirinçten yapılı borulardan oluşuyordu.
Kapalı ucunda bir deliği vardı. Bu boruların uzunluğu 23cm. civarındaydı.
El topunun ateşlenmesi için yanan bir çubuk, akkor haline getirilmiş demir
parçası veya bir kor parçası kullanılmıştır.
*Kibrit ile ateşleme sistemi (1450): El toplarındaki sistem biraz daha
geliştirilerek ateşleme kibrit ile sağlanmaya başlanmıştır. Bu sistem el
topuna benzer özellikler taşıyan silaha özel olarak yanıcı bir cisime
batırılmış kordonu, barut ile temasa getiren bir aygıt eklenmiştir. Yine
bu dönemde yiv açılma işlemi uygulanmaya başlanmıştır. Yiv***8217;in icadının
Almanya veya Avusturya***8217;da olup olmadığı bilinmemektedir. Fakat 1493 ile
1508 yılları arasında ilk kullanılan yivli silahların, Alman imparatoru
Maximillan I***8217;in silahları olduğu bilinmektedir.
*Tekerlekli ateşleme sistemi (1517): Johann Kiefuss adında bir Alman
tarafından bulunmuş olan bu sistemde, piritten, elle kurulan bir yay
vasıtası ile döndürülen, kenarı tırtıklı bir tekerlek vasıtasıyla ateşleme
kabına kıvılcımlar fırlatılıyordu. Bu sistem ateşlemenin daha hızlı ve
daha garantili hale getirilmiş bir şekli olmuştur.
*Çakmaklı silahlar (1550-1615): Bu tür ateşli silahlar da evre evre
gelişmiştir. 1550 yıllarında ilk türlerine İskandinavya***8217;da rastlanmıştır.
Bu silahların ateşleme sisteminde tetik ile düşürülen çakmaktaşı bağlanmış
bir horoz, çarpma bölümüne vurmak suretiyle ateşleme kabına kıvılcımlar
fırlatırdı. Buna benzer sistemlerden İskandinav tipinde, biraz daha
geliştirilmiş çarpma tablası vardı ve ateşleme kabı ile bir ünite olarak
birleştirilmişti. En sonunda Fransa***8217;da gerçekleştirilen çakmak sistemi
ortaya çıkmıştır. Bu türde en önemli değişiklik ilk modellerde açıkta ve
dışta olan ateşleme sisteminin, tüfeğin iç bölümüne yerleştirilmiş
olmasıdır. 15. yy***8217;ın sonları ile 16. yy***8217;ın başlarında kavisli yivin
kullanıldığına dair kanıtlar bulunmaktadır. 1577 ile 1648 yılları
arasındaki dönemde yivli silahlar ilk defa askeri amaçlı olarak
Danimarka***8217;da kullanıldılar.
*Hazne dolumlu ateşli silahlar (1776): Ağızdan doldurulan ilkel tüfek
yerine bu yılda ilk defa haznesi mermi ile doldurulan tüfekler ortaya
çıkmıştır. 1776 yılında İngiliz ordusunda Ferguson markalı ve bu türde
ateşli silahlar kullanılmaya başlanmıştır.
*Revolver (1835): 1835***8217;de Samuel Colt ilk revolverinin patentini almıştır.
Bu ilk model revolverde top kısmında açılmış birkaç mermi yatağı,
ateşlenecek mermiyi namlu hizasına getiriyordu.
*Makineli silah (1884): 2 Mart 1963 tarihli İngiliz Kraliyet Cemiyeti***8217;nin
kayıtlarına göre, yarı otomatik silahların prensipleri İngilizler
tarafından bulundu. Bununla birlikte yarı otomatik silahların
geliştirilmesi 1881 ile 1883 yılları arasında bir Amerikalı olan Hiram
Maxim tarafından yapıldı. Amerika Birleşik Devletlerinde, Hiram Maxim
tetik basılı kaldığı ve şarjörde mermi bulunduğu sürece silahın geri
tepmesi ile dolumu sağlayan ve ateşe devam eden ilk makineli silahı
meydana getirmiştir. Bu buluş, savaşlarda oldukça büyük etkiler yapmıştır.
*Otomatik tabanca (1892): Bu tür tabancalara yarı otomatik veya
kendiliğinden dolan tabancalar ismi de verilebilir. Her atış için tetiğe
ayrı olarak basmak gerekmektedir. Bu tür ilk ateşli silahlar Avusturya***8217;da
Schonberger tarafından imal edilmiştir. Ticari olarak ilk başarılı yarı
otomatik tabanca Amerikalı Borchard tarafından 1892***8217;de üretilmiştir.
B- Mermilerdeki Gelişme:
*İlk mermi (1575): Merminin ilk şekli bugünkü mermilerle pek az benzerlik
göstermiştir. Temel olarak, mermi çekirdeği ve yeterli ölçüde barutu
içeren bir kağıt paket şeklinde kullanılmıştır. Bu sistemin avantajı,
ateşli silahı doldurmada çabukluk sağlanmış olması ve taşıma işlemi
esnasında barut kaybının önlenmesiydi. Daha iyi vuruş gücü ve etkinlik
elde etmek için küresel mermi modern mermilere benzeyecek şekilde
uzatılarak ağırlık ve vuruş gücü arttırılmıştır.
*Vurma sistemi (1807): Bu sistemi bir İskoç papazı olan Alexander
J.Forsyth geliştirmiştir. Bu sistemde patlama özelliği taşıyan bileşikler
ince parçalar haline getirilir ve bunlara çarpan bir horoz, bu bileşikleri
patlatarak barutu ateşlerdi.
*Çarpma kapsülü (1814): Philadelphia***8217;lı Joshua Shaw, Forsyth prensiplerini
kullanarak çarpma kapsülünü geliştirmiştir. Bu kapsülde patlayıcı bir
bileşik bulunuyordu. Bu sistem dolma tüfekler için en çok kullanılan
ateşleme sistemi olmuştur.
*İğne vuruşu ile ateşlenen mermi (1836): Bu tip mermi Fransa***8217;da Lefaucheux
tarafından geliştirilmiştir. Çıkıntılı bir iğne, buna çarpan horoz
etkisiyle ateşleme karışımının olduğu kısma girerek, kovanda ateşlemeyi
sağlardı. Bu tip mermi, mermi çekirdeği, barut ve ateşleyicinin hepsini
bir tek mermide taşıyan ilk mermi modeli olmuştur.
*Çevresel vuruşlu mermi (1845): Fransa***8217;da Flobert tarafından
geliştirilmiştir. Bu kovanda ilk ateşleyici bileşiği, merminin arka
bölümünde ve çevresinde boş olarak düzenlenmiş kenar kısmına konur.
Ateşleme iğnesi veya horozun bu bölüme çarpması sonucunda barutun
ateşlenmesi sağlanırdı.
*Merkezi vuruşlu mermi (1858): Bu mermi türünü Morse geliştirmiştir.
Ateşleyici taşıyan kapsül merminin arka bölümünde yer alır. Bu kapsüle
iğnenin çarpması sonucu kapsül içindeki ateşleyici, barutun ateşlenmesini
sağlar. Gerek çevresel vuruşlu mermiler, gerekse merkezi vuruşlu mermiler
bugün modern silahların standardı olarak kullanılmaktadırlar.
C- Namlulardaki Gelişme:
Bir ateşli silahın imalat işlemleri sırasında sert bir çelik çubuk, çelik
bir namlu haline getirilmek için bir uçtan diğer uca kadar delinir.
Ardından namlunun iç tarafı ateşleme işlemi denilen çevrilme ile tam
olarak düz hale getirilir. Yivsiz namlu, bu ***355;ekilde yapılır ve yuvarlak,
küresel kurşun bir mermi bu namludan ateşlenebilir. Bu silahın en büyük
dezavantajı kullanılan küresel mermi namlu çapında olsa bile namluya tam
olarak uymaz. Yanan barutla oluşan basınçlı gazların önemli bir kısmı
küresel merminin kenarlarından ön tarafa geçerek silahın etkinliğini
azaltır.
16. yy.da savaşan askerler açısından namlu ağzından silahın doldurulması
işleminin kısa bir süre sonra pratik olmadığı görüldü. Bu nedenle namlunun
dip kısmından doldurulabilen ve birkaç defa ateşlenebilen silahların
yapımına girişildi. Bu sistemde ayrı bölümler önce dolduruluyordu. Daha
sonra bu kısım namlu dibine yerleştiriliyordu. Namlu dibinden doldurma
konusunda yapılan çalışmalar, bir eksen etrafına yerleştirilen birkaç
namludan oluşan bir silahın yapımına yol açtı. 18. yy***8217;ın erken ve orta
dönemlerinde savunma için kullanılan bu silahlar heybetli görünümde olan
el silahları idi. Bu silahlar 14gr. veya daha fazla ağırlıkta olan bir
mermiyi atabilen 15-20cm. uzunluğunda bir namluya sahiptiler. Bu el
silahlarının ilkinde ilk atıştan sonra namlu kısmı el ile döndürülerek
daha sonraki atışlar için aşağıdaki dolu bir namlunun pozisyonuna
getiriliyordu. Üst üste bir çift namlunun bulunması, ayrı ayrı ve yeniden
doldurmaksızın dört atışın yapılmasına olanak sağlıyordu. Orta çağda, 15
veya daha fazla namlusu olan birkaç silah yapıldı. Bununla birlikte bu
silahların çoğunda namlu sayısı altıdan azdı. Bunların çoğunda modern tek
veya çift namlulu silahların çapının yaklaşık olarak, yarısı kadar olan
bir namlu çapı bulunuyordu. Çok sayıda namlusu bulunan bu eski silahlara
günümüzde ***8216;***8217;Pepperbox***8221; denilmektedir.
Yanan barutun basınç etkisinden daha fazla yararlanmak için namlunun boyu
uzatılmıştır. Ancak burada da bazı komplikasyonlarla karşılaşılmıştır.
Mermi taklalar atarak çabucak hızını kaybetmiş ve uzun namlulu silah
kullanışsız duruma düşmüştür.
Namlulardaki en büyük gelişme namlu içine yiv ve setlerin açılması ile
oluşmuştur. İlk kayıtlara 1450 ile 1500 yılları arasında rastlanmıştır.
Almanya ile Avusturya***8217;dan çıkarak yayıldığı görülmüştür. Yaygın olarak
kullanımı seneler sonra gerçekleşmiş ve şekilleri değişerek günümüze kadar
gelmiştir. Böylece mermi, kat ettiği yolun büyük çoğunluğu boyunca takla
atmadan ve sallanmadan yol almaya başlamıştır. Merminin kendi çevresinde
dönüşü, namlu uzunluğundan bağımsız olarak uzun mesafelerde bile mermiye
etkinlik kazandırmıştır. Namlu içindeki yivler, şu anda genellikle
namlunun içerisine bir kere de spiral oluklar açan bir matkap aracılığı
ile yapılmaktadır. İşlem sırasında çelik namlunun içerisindeki çok küçük
sert parçalar matkabın kesici ucuna zarar vermekte ve bu zararın
oluşturduğu iz, bu namlu içersindeki tüm yiv boyunca devam etmektedir.
Böylece her yiv oluğu, içerisinde matkabın kesici ucuna uyan bir dizi iz
oluşturur. Bu izler matkabın her kullanılışında değişmekte, ayrıca aynı
namlu içerisindeki her yivde de değişmektedir. Bu nedenle aynı imalatçı
tarafından üretilen iki silah namlusundaki izlerin şeklinin aynı olması
mümkün değildir. Böyle bir namludan geçen merminin yüzeyinde karakteristik
çizgiler oluşacaktır.
Çeşitli gelişmeler sonucunda silahlar, 18. yy***8217;ın son yarısında fonksiyonel
açıdan en yüksek duruma ulaştılar. Daha eski modellerde namluların
birleştiği kısmın her atışta el ile döndürme zorunluluğu bulunmakta ise
de, 1830 yılında Londra***8217;lı Joseph Land***8217;ın çalışması sonucunda namluların
birleşme yerinin döndürülmesi işlemi mekanik hale getirildi.
Bu "Pepperbox" silahlarının dezavantajı, tetik çekildiğinde namlunun
otomatik olarak dönmesinin yanı sıra horozunun kalkarak, hedefin
görülmesini zorlaştırmasıydı. Samuel Colt 1835 yılında nişan alma sorununu
çözdü. Colt, bölümler ihtiva eden, silindiri bulunan ancak silahın
namlusunun sabit kaldığı bir tabanca (revolver) geliştirdi. Samuel Colt
bunu, silindiri döndüren ve her atıştan sonra aynı hizada kilitlenen bir
iç mekanizma geliştirerek sağladı. En büyük dezavantajı silindirin
önünden, her bölümün barut ve mermi ile doldurulmasıydı. Arka tarafta her
bir bölümün baş kısmında küçük bir kapsül yer alıyordu. Bu yapı da işlemi
yavaşlatıyordu.
Pepperbox tipindeki ilk Fransız revolveri 1851 yılında yapılan Lefaucheux
idi. Yapımından hemen sonra arkadan doldurulan mermilerle birlikte birçok
revolver ortaya çıktı. 1900***8217;lü yıllarda en fazla gelişimi bu toplu
tabancalar (revolver) gösterdi. Bundan sonraki gelişimleri ise pek fazla
değildi. Manufrance gibi 0.25 kalibrelik otomatik silahlar ortaya çıktı.
I. Dünya Savaşı***8217;ndan önce Colt 0.45 modeli ve Luger gibi daha
geliştirilmiş silahlardan bazıları yapıldı.
İkinci dünya savaşından sonra keşfedilen ve silahların namlu ucuna takılan
susturucu (silencer) denilen alet patlamanın sesini hafifletmiş; ancak,
atış mesafesi tayinin güçleştirmiştir.
KAYNAKLAR:
B. Üner, G. Ağır- S. Koç., ATEŞLİ SİLAHLAR VE BALİSTİĞİN TARİHÇESİ
***8220;BALİSTİK***8221; konulu II.Adli Bilimler Sempozyumu (Adli Tıp Uzmanları Derneği
İzmir Temsilciliği ve İzmir Tabip Odası , 4-5 Nisan 1997- İZMİR )
Berg, S.O., The Forensic Ballistics Laboratory in Forensic Medicine
(Tedeschi, C.G. Ecket, W.G., Tedeschi, G.L., eds) W.B. Saunders Co.,
Philadelphia, London, Toronto Vol. 1. Section 2, (1977).
Cowan, M.E., A Study of the "Parafin Test" Journal of Forensic Sciences,
12/1: 19-35 (1967).
Dillon, J.H., The Modified Griess Test: A Chemically Spesific
Choromophoric Test for Nitrite Compounds in Gunshot Residues. AFTE
Journal. 22/3: 243-250 (1990).
Dillon, J.H., The Sodium Rhodizonate Test: A Chemically Spesific
Choromophoric Test for Lead in Gunshot Residues. AFTE Journal. 22/3:
251-256 (1990).
Fatteh, Abdullah Medicolegal İnvestigation of Gunshot Wounds, J.B.
Lippincott Company, Philadelphia, Toronto (1976).
Jaroslav, N., Highlights in Medico-legal Relations, U.S. Goverment
Printing (1977).
Mant, A.K., Modern Trends in Forensic Medicine 3, Bell and Bain Ltd.
Glasgow (1973).
Parikh, C.K., Firearms and Firearm İnjuries, Medical Publications, Coloba,
Bombay (1979).
Steinberg, M., Leist, Y., Goldschmidt, P., Tassa, M. Spectrophotometric
Determination of Nitrites in Gunpowder Residue on Shooter's Hands. Journal
of Forensic Sciences. 29/2: 464-470 (1984).
Wilber, Charles G., Lantz, Robert K. Gunshot Residue, Ten Years Later, The
American Journal of Forensic Medicine and Pathology (1991).




ATEŞLİ SİLAHLARIN TARİHÇESİ
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
ateşli, silahların, tarihçesi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 08:10 .