|
#1
|
|
05.02.08, 21:11
Hangi ülkede bulunduğu kesin olarak bilinmeyen barutun ortaya çıkması ile topun gelişimi arasında yakın bir bağ vardır. XIX. yüzyılın başlarında, topun, Çinliler ya da Hintliler tarafından yapıldığına inanılırdı; ama daha sonra yapılan araştırmalar, bu konudaki belgelerin yanlış yorumlandığını ortaya koymuştur. Konu Başlıkları: 1-) Yapımı 2-) Ateşleme 3-) Top Tipleri Konu remşit tarafından (05.02.08 saat 21:18 ) değiştirilmiştir.. |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| Yapım: İlk topların, bronz ve pirinçten dökülerek yapıldıkları sanılmaktadır. Kısa bir süre sonra dövme demir silahlar ortaya çıkmıştır. Demir, döküm sırasında geyrekleştiğinden, basınç altında kolayca kırılıyordu. Bununla birlikte, dövme demirden pek çok top yapıldı. Dökülmüş demir çubuklar yan yana bir daire halinde diziliyor, sonra, sıcak metal elle dövülerek birbirine kaynatılıyordu. Arada kalan boşluklar kurşunla kapatılıyor, ardından da çubuklar, birbirlerinden ayrılmamaları için. demir çemberlerle çevriliyordu. Kullanılan teknik, asası yukarı «fıçı» yapımına benzemekteydi. Çubukların birbirlerine dövülerek kaynatılmasından sonra, ağızdan dolan top yapmak için dibe. kaynakla bir kapak konuyordu. Bir süre sonra, dipten dolma sistemi bulundu. Bu sistemde, namlu arkasının üstü. güllenin ve barut haznesinin konabilmesi için açık bırakılıyor, fitil için de bir delik açılıyordu. Ne var ki. topların büyümesi ve barut hakkının çoğalmasıyla, barut gazının kaçmasını engelleyecek bir sistem arandı ve bu sağlanamayınca, yeniden ağızdan dolma toplara dönüldü. XVI. yüzyılda, 90 kg ağırlığında, 3 cm çapında, yarım kilogramlık gülle atan Robinet'den. 410 kg ağırlığında, 23 cm çapında ve 2T kg'hk gülle atan Basi-lisk'e kadar çeşitli toplar kullanıldı. Bu silahlarda güllenin çapı (ya da kalibresi) genellikle namlu çapından 6 mm kadar dardı. Daha sonra silah yapımcıları, dev toplar yapmaya başladılar. Bu dev toplardan bazıları günümüze kalmıştır. Edinburgh şatosunda bulunan Mons Meg, XV. yüzyılda Belçika'nın Mons kentinde yapılmıştı. Ağırlığı beş ton. namlu çapı 51' cm, atış menzili de 2.3 km olan bu top. 150 kg ağırlığında bir taş gülle atardı. İstanbul'un fethinde Fatih Sultan Mehmet tarafından kullanılan bronz topsa, 19 ton ağırlığında. 5 m uzunluğundaydı. Bu topla 65 cm çapında, 270 kg ağırlığında taş gülleler atılırdı. Topun atış menzili 1.8 km'ydi. Bugüne kadar yapılmış olan en büyük topsa "Büyük Moskova Havanı" dır. Kalibresi (ya da çapı) 90 cm olan bu top bir ton ağırlığında taş gülleler atardı. |
|
#3
| ||||
| ||||
| Ateşleme: Top ateşleme yöntemlerinde yüzyıllardır önemli bir değişiklik olmamıştır. Ağızdan doldurulan barut hakkı, arkasından konan bir tamponla sıkıştırılırdı. Mermi ya da gülle, gene namlu ağzından konur ve namlu dibine, tampona kadar itilirdi. Topun ateşlenmesi için. ateşleme deliğine ince barut dökülüp, bir fitille yakılırdı. Bu toplar atış sırasında geri teperler ve atış ekibi, özellikle büyük topların eski yerlerine çekilmesinde büyük güçlük çekerdi. Atıştan sonra ayrıca, içerde kalan yanmış parçaların yeni barutu ateşlememesi için. namlu içinin temizlenmesi gerekiyordu. Topun sürekli ve hatasız atış yapabilmesi konusunda karşılaşılan en büyük güçlük, barutun nitelikli olmamasıydı. İlk ortaya çıkarılan, 60-40-20 oranında güherçile, kükürt, odun kömürü karışımından oluşan baruttu. Bu barutun gücü, karıştırılma derecesi ve depolanma süresine göre değişiyordu, ama genellikle düşük nitelikliydi. İyi karıştırıldığında gücü artıyor, ne var ki, karıştırıldıktan sonra uzunca bir süre bekletilen barut, yeniden bileşenlerine ayrılıyor ve ateşlenemiyordu. Bu yüzden, söz konusu barutun atıştan hemen önce iyice karıştırılması zorunluydu. Barutu oluşturan maddeler ıslatılıp karıştırıldıktan sonra, bir tabaka halinde yayılıp kurutuluyor, sonra bu tabaka parçalanıp elekten geçirilerek, büyük silahlar için iri taneli barut, küçük silahlar için de küçük taneli barut ayrılıyordu. Bu tür barut daha iyi ateşleme sağlamaktaydı. Bununla birlikte, topların yeterince dayanıklı olmaması nedeniyle, söz -konusu baruttan ancak yüz yıl sonra tam olarak yararlanıldı. |
|
#4
| ||||
| ||||
| Top tipleri: Taş ve demir gülleler, kale duvarlarının yıkılmasında etkili olmalarına karşılık, savaş alanlarında elverişli değillerdi. Bu nedenle, bir süre sonra, aynı anda atış yapan birden çok namlulu top ve demir parçaları, taş, çivi dolu kapları düşman askerlerine atma gibi yöntemler denendi. Parça etkili bu atışlar, daha sonra geliştirildi ve ağ ya da torba içine alınan güllelerle atış yapılmaya başlandı. Eski savaş gemilerinde toplarla, düşman gemilerinin direklerini yıkma amacıyla birbirlerine zincirle bağlı çift gülleler ya da çubuk mermiler atılırdı. Kızdırılmış gülleler de ahşap gemilere karşı çok etkiliydi, ama topu kullananlar için de tehlikeli olabiliyordu. Napolyon devrinde kullanılan kara ve deniz toplarında, top kundağı görevi yapan arabalar daha küçük ve hareketli hale getirildi. Top arabaları atlarla çekilmeye başlandı ve topçular, aşağı yukarı süvari birlikleri kadar hızlı bir güç oldu. Daha sonra toplar, sahra, dağ, kıyı topları gibi çeşitli sınıflara ayrıldı. Öte yandan, büyük ve ağır gövdeli, tahta tekerlekli gemi topları pek gelişme gösteremedi. Bunun bir nedeni, GERİ TEPMESİZ SİLAHLAR'ın bulunmasından önce, gemilerde yeterli geri tepme mesafesi bulunmamasıydı. Büyük ve ağır deniz topları, XIX. yüzyıl sonları ile XX. yüzyıl başlarında, yüksek atış oranlı ve taretli toplara dönüştü. Günümüzde top olarak tanımlanan silahlar, uçaklarda ve zırhlı araçlarda kullanılmaktadır. Bu tür küçük toplar, 15-30 mm kalibreliktir ve dakikada 500-900 tane yüksek patlayıcın mermi atabilmektedir. kaynak 4 7.cilt / s.2159-2161 |
| Sponsorlar |
| |