iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 11:40 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Araçlar-Gereçler-İcatlar » Silahlar » Atom bombası'nın yapımı-kullanılması-Çekirdek bölünmesi-bombanın çalışması-gelişimi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 23.06.08, 10:21
Standart Atom bombası'nın yapımı-kullanılması-Çekirdek bölünmesi-bombanın çalışması-gelişimi

23.06.08, 10:21



Atom bombası şimdiye kadar savaşta iki kez, Hiroşima ve Nagazaki'de kullanıldı, ama her iki seferinde de patlama büyük bir şehri yerle bir etmeğe yetti
Günümüzde yerini daha güçlü olan hidrojen bombası aldıysa da, atom bombası, gene de, dünya tarihini büyük ölçüde değiştirmiş güçlü bir silahtır.
Gerçekte «atom bombası» terimi, atomsal gücü kullanan hidrojen bombasını da içerir; ama bu terim genellikle, yalnızca FİZYON (çekirdek bölünmesi) yoluyla güç Üreten silahlar için kullanılır. Hidrojen bombası İse FÜZYON (çekirdek kavuşumu) ile çalışır. Çekirdek parçalanması da, kavuşumu da dev boyutlarda enerji üreten patlamalar oluşturur.
Günümüzde atom bombası, süper güçler tarafından artık modası geçmiş bir silah sayılmaktadır. Ancak, gene de, pek çok kullanım yeri vardır. Örneğin, hidrojen bombasının patlatılmasında ve bazı mühendislik projelerinin gerçekleşmesinde dinamit gibi kullanılmaktadır. S.S.C.B ' nde gümüş madeni çıkarılmasında bu bombadan yararlanılır. Ayrıca, dev bir kana) projesinde de kullanımı düşünülmektedir.

Çekirdek bölünmesi:
Atom bombasının dev gücü, ATOM'u birarada tutan kuvvetlerden kaynaklanır. Bu kuvvetler magnetik kuvvetlere benzerler, ama aynı değildirler. Bütün maddelerin atomları, bu kuvvetler yoluyla birarada durur. Tek bir atomun parçalanmasından açığa çıkan enerji çok küçüktür; ama küçücük bir madde parçasının içinde bile milyarlarca atom olduğu düşünülürse, herhangi bir maddedeki tüm atomların parçalanmasıyla çok büyük bir enerjinin açığa çıkacağı anlaşılabilir.
Doğada Bulunan elementlerin çoğunun atomları kararlı olduğundan, bunların, örneğin TANECİK HIZLANDIRICILARI'nda bombalanması gibi teknikler
kullanılmadan parçalanması olanaksızdır. Ancak ötekilerine oranla kolay parçalanan bir doğal element vardır: Uranyum. Uranyumun bu kararsızlığı, atomlarının birarada tutulmayacak ölçüde büyük olmasından kaynaklanır. Atomların (kolaylık sağlama amacıyla) üç atom-altı tanecikten oluştuğu varsayılabilir: Çekirdeği oluşturan proton ve nötronlar ile çekirdek çevresinde güneş sistemine benzer yörüngelerde dolanan elektronlar. Bir element ne kadar hafifse, atomunda o kadar az atom-altı taneciği var demektir.
atom-bombasinin-yapimi-kullanilmasi-cekirdek-bolunmesi-bombanin-calismasi-gelisimi-atom-bombasi-jpg
 

Uranyum çok ağır (altından bile ağır ) bir elementtir ve doğal elementlerin en büyük atomlusudur. Nötron sayısı da proton sayısından çok fazladır. Bu özellik parçalanmayı kolaylaştırmaz, ama nükleer tepkimenin patlamaya dönüşmesinde önemli bir rol oynar.
Doğal uranyumun iki İZOTOP'u (İzotop, aynı elementin nötron sayılan farklı türlerine verilen addır) vardır. Doğal uranyumun büyük kısmı 92 proton ve 146 nötronu olan U-238 (92 + 146-238) izotopundan, ri0,6 kadarı ise 92 proton ve 143 nötronlu U-235 izotopundan oluşmuştur. U-235 İzotopu, U-238'in tersine, parçalanabilir niteliktedir ve bomba yapımında kullanılır.
Uranyumun iki izotopunda olduğu gibi, başka bazı ağır elementler de doğal radyoaktiflik gösterirler. Yani, bunları oluşturan kararsız atomlar uzun süreçler içinde kendiliğinden bozunur. Bu bozunmada «fazla» nötronlar ve başka tanecikler dışarı atılır. Uranyum atomları da böyle yavaş yavaş bozunarak başka bir metale (kurşuna) dönüşür. Ancak uranyumdan ölçülebilir miktarda atomun kurşuna dönüşmesi binlerce yıl sürer.
Bir zincir tepkimede U-235 atomları kendiliğinden bozunmaya oranla çok hızlı parçalanırlar. Burada kendiliklerinden dağılmak yerine, çekirdeği uyaran nötronlar tarafından zorla parçalanırlar. U-235 atomu bir tek nötronla parçalanabilecek kadar kararsızdır. Parçalanma, genellikle, daha küçük atomları olan kripton ve baryum gibi iki değişik elementin ortaya çıkmasına neden olur.
 
atom-bombasinin-yapimi-kullanilmasi-cekirdek-bolunmesi-bombanin-calismasi-gelisimi-atom-jpg

U-235 atomu bölündüğünde ısı ve gamma ışınımı biçiminde enerji yayar. Gamma ışınımı RADYOAKTİFLİK'in en güçlü biçimi ve yaşam için en zararlı olanlarından biridir. Bölünme sonucunda, ayrıca, baryum ve kripton için gerekli olmayan 3 fazla nötron da salınır. Bu nötronlar başka atomlarla çarpışırlarsa, onları da bölerek başka çekirdek parçalanmalarına yolaçarlar.
Kuramsal açıdan yalnızca bir tek U-235 atomunu bölmek yeterlidir. Çünkü bu parçalanmadan açığa çıkacak nötronlar başka atomları parçalayabilir ve ondan üreyenler de daha başkalarını bölebilirler. İşte bu yüzden bu tepkimeye. ZİNCİRLEME TEPKİME denir. Sözkonusu olaylar büyük bir hızla gerçekleşir ve saniyenin milyonda biri kadar bir sürede tüm atomlar parçalanmış olur.
atom-bombasinin-yapimi-kullanilmasi-cekirdek-bolunmesi-bombanin-calismasi-gelisimi-atom-nagasakibomb-jpg
 

Uygulamada, bir nükleer patlamayı başlatmak pek kolay değildir. Zincirleme tepkimenin kendi kendisini besleyebilmesi için ortamda belli miktarda U-235 bulunması gerekir. Gerekenden daha az U-235 varsa, parçalanmadan doğan nötronlar, çevrelerinde yeni parçalanmalara neden olmadan uranyum ortamından çıkıp gidebilirler.
Zincirleme tepkimenin sürebilmesi için gerekli olan U-235 kütlesinin en az miktarına, kritik kütle (dönüşül kütle») denir.' Kritik kütlenin miktarı, içerdiği maddenin arılığı ile de ilgilidir. Bu miktar, arı U-235 için 50 kg'dlr; ama U-235 hiç bir zaman tam olarak arılaştırılamadığından, gerçekte bu miktar, daha fazla olur.
Atom bombası yapımında uranyumdan başka plütonyumun Pu-239 izotopu da kullanılır. Plütonyum doğada bulunmaz; uranyumdan elde edilir. Bir NÜKLEER REAKTÖR'de bulunan U-238, yoğun radyoaktif bombardıman altında bazı tanecikleri yapısında tutarak, plütonyuma dönüşür.
Plütonyum da zincirleme bir tepkimeyi kendiliğinden başlatmaz. Dışardan bir nötron kaynağı kullanılarak bu zorluğun Üstesinden gelinebilir. Bu kaynak plütonyumdan daha hızlı nötron salabilen radyoaktif bir maddedir. Bazı bomba türlerinde bir berilyum-po-lonyum karışımı da kullanılır. Nötron kaynağı bölünebilen bir madde değildir; yalnızca tepkimeyi başlatma görevini yerine getirir.

Atom ve mekanizması- atomos

İlk uçak bombaları-Bomba tasarımı-Bomba tipleri-Su bombaları-Zırh delici bombalar

1.cilt / s.138-142

Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Araçlar ve Gereçler » Silahlar
__________________

#sadece remşit#

Konu remşit tarafından (09.07.08 saat 17:34 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 23.06.08, 10:38
remşit - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: Jul 2006
Nereden: Ankara
İletiler: 1.427
Ettiği Teşekkür: 321
263 tane iletisine 365 kere teşekkür edilmiş
remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.
  Send PM
Standart Atom bombası'nın çalışması-gelişimi

Bombanın çalışması:
Bir atom bombası, yalnızca nükleer yakıttan oluşmaz. Bombayı hazırlamak için çok karmaşık bir düzenek gerekir. Ayrıca, istenmeyen patlamaların önlenmesi için çeşitli güvenlik sistemleri geliştirilmiştir.
Kritik kütleyi aşan miktarda bir uranyum parçasının uygun bir kaba konulmasıyla bomba yapılamaz: bu durumda uranyum hemen patlar. Kritik altı olan iki ya da daha çok sayıda kütlenin, birbirinden yeterli uzaklıkta yerleştirilmesi gerekir. Böylece, istendiğinde bu paıçalaı «birleştirilerek», zincirleme tepkime başlatılır.
Yapılabilecek en ilkel atom bombası, Hiroşima'ya atılan türdendir. İçinde namlulu bir top bulunduğundan, bu tür bombalara «top türü» bombalar denir. Namlunun bir ucunda, kritik kütleden biraz küçük ve küresel bir uranyum parçası bulunur. Ancak, kürenin namlunun tam karşısına raslayan bölümünde konik bir boşluk vardır. Bu boşluğun tepesi kürenin merkezine dek varır. Namlunun öteki ucunda da, bu konik boşluğu dolduracak biçimde bir U-235 parçası bulunur. Bu iki parça bir araya geldiğinde kritik kütleden biraz daha büyük bir kütle oluşur.
Küçük kütlenin arkasına, yüksek patlama güçlü bir PATLAYICI madde yerleştirilir. Bu madde patla-tıldığında koni hızla küredeki boşluğa saplanır. Böylece kritik altı iki kütleden kritik bir kütle elde edilir ve atom bombası derhal patlar.
Plütonyum bombalan bundan biraz daha karışıktır. Çünkü plütonyum U-235'den daha kolay bölünebilir. Ayrıca plütonyumun kritik kütlesi de küçüktür, saf plütonyum 16 kg kadardır.
Bu kütle, plütonyum küresini U-238 le kaplayarak 10 kg'a dek düşürülebilir. U-238, parçalanabilir olmasına karşın, ortamdan dışarı çıkmağa çalışan nötronları geri yansıtarak nötron kaybını azaltır.
Plütonyum «top türü» bir aygıtla patlatılamaz; çünkü uranyumdan çok daha büyük bir birleştirme hızına gereksinim vardır. Birleştirme hızlı olmazsa patlama da tam olmaz.
Bu yüzden plütonyum «içe patlama» ya da «göçme» diyebileceğimiz bir yöntemle birleştirilir. Biraraya geldiğinde bir küre oluşturacak biçimdeki plütonyum parçacıkları, bir nötron kaynağı çevresine eşituzaklıkta yerleştirilir. Kama (koni) biçimindeki parçaların arkalarına aynı miktarda patlayıcı konup, aynı anda patlatılırsa parçaların hepsi merkeze doğru yolalır ve bir bütün oluşturur. Bu yöntem Nagazaki'ye atılan atom bambasında kullanılmıştır.
Zincirleme tepkimeyi başlatma yöntemleri yanında, patlayıcıları patlatmanın da bir düzenekle sağlanması gerekir. Bu düzenek bombanın yapısına ve kullanışına göre değişir. Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan bombalar, ALTİMETRE'lerle çalıştırılmıştı. Böylece, bombaların, kentin üzerinde en büyük tahribatı gerçekleştirecek yüksekliğe gelince patlaması sağlanmıştı.

Bombanın Gelişimi:
Uranyum filizinden U-235'in elde edilmesi kolay yollardan gerçekleşebilseydi, ilk atom bombası İkinci Dünya Savaşı'ndan yıllar önce yapılırdı. Oysa, U-235 elde etmek çok zordur. Yaklaşık 25 000 ton uranyum filizinden 50 ton kadar uranyum çıkarılır. Bu uranyumun da % 99,3'ü U-238'den oluşur. Ayrıca bu iki izotopun kimyasal özellikleri birbirine çok benzediğinden,anlaştırma için U-235'e yapılan her işlem U-238'i de aynı biçimde etkiler.
İki izotopu birbirinden ayırmak için mekanik yöntemler kullanılır. Bunların hepsi U-238 atomunun U-235'den biraz daha ağır olması ilkesine dayanır.
İkinci Dünya Savaşı'nın başlamasından Önce, 2 Ağustos 1939'da, ünlü bilim adamı Albert Einstein, Amerika Birleşik Devletleri devlet başkanı Franklin D. Rooseveit'e bir mektup yazarak Almanların bomba yapmak için U-235'İ arılaştırmağa çalıştıklarını belirtti.
Bunun üzerine ABD hükümeti de «Manhattan Projesini başlattı. Buna göre kurulacak bir komite, bir bombanın en çabuk yoldan yapımını üstleniyordu.
İlk sorun patlamaya yetecek miktarda «zenginleştirilmiş», yani normalden çok U-235 içeren uranyumun elde edilmesiydi. O günlerde geliştirilen yöntem, bugün de kullanılmaktadır.
Amerikalı bilim adamları Oak Bidge'de (Tennessee). bir zenginleştirme tesisi kurdular. Bu tesis 1940' da Columbia Üniversitesi'nde H.C. Urey ve yardımcıları tarafından gerçekleştirilen gaz yayınması ilkesine göre çalışıyordu.
Bu tesisde uranyum flüorla birleştirilerek, uranyum heksa flüorür durumuna getirilir. Elde edilen gaz pompalarla çok ince süzgeçlerden geçmeğe zorlanır. U-235 atomları, U-238'den daha hafif, bu nedenle de hızlı olduğundan, süzgeçlerden daha çabuk geçer ve birkaç bin süzgeçten sonra gazdaki U-235 yoğunluğu artar. Yoğunluk artım oranı, reaktör yakıttan için %2, bombalar için çok daha yüksek olmalıdır. Kuramsal olarak bu oran %95'e dek çıkarılabilir.
Bugün dünyadaki zenginleştirilmiş uranyumun çoğu bu yöntemle elde edilir. Magnetik aynştırma yöntemi denen başka bir yöntemle de U-235 oranı % 85'e ulaşabilir. Bu yöntemde elektrik yüklenmiş u-ranyum tetraklorür gazı kuvvetli bir magnetik alandan geçirilir. U-235 tanecikleri daha hafif olduğundan mıknatıstan daha az etkilenir ve yavaş yavaş gaz akımından ayrılır. Bu yöntem siklotron'u bulan Ernest O. Lawrence tarafından, Berkeley'deki California Üniversitesi'nde geliştirilmiştir.
Gittikçe yaygınlaşmakta olan üçüncü bir zenginleştirme yönteminde de, gaz SANTRİFÜJ'ü kullanılır. Bu sistemde İzotopları kütlesel olarak ayırmak için merkezkaç kuvvetten yararlanılır.
Bölünebilir İkinci yakıt olan plütonyum doğada, doğal katran ve fergusonit filizlerinde bulunur. Plütonyumun katran filizinde bulunma oranı, trilyonda 7 kadardır. Uygulamada, plütonyum, nükleer reaktörlerde kolayca üretilebilmektedir. Nagazaki'ye atılan bombanın plütonyumu, 1943'de bitirilen Hanford'daki (Washington) Üç reaktörde Üretilmişti.
Bölünebilir madde yapımı, zamanla, uranyum ve plütonyum üreticileri arasında yarışa döndü. Önce plütonyum hazırlandı ve 16 temmuz 1945'de New Mexico' da, Alamogordo yakınlarındaki çölde patlatılan deneme bombasında kullanıldı.
Bundan üç hafta sonra da ilk uranyum bombası Hiroşima'ya atıldı. Bu bombaya «Little Boy» (küçük oğlan) adı verildi; plütonyum bombasına da, «daha kaba yapılı olduğu için «Fat Man» (Şişko adam) denilmişti.

Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Araçlar ve Gereçler » Silahlar
__________________

#sadece remşit#
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar