|
#1
|
Bunlara Baktınız mı?
16.07.08, 18:20
Çanın geçmişi, Tarihöncesi zamanlara dayanır. Çin'de, İ.Ö. III. yüzyıldan bu yana ağır çanların kullanıldığı söylenir. Doğu çanları, genellikle tepesi kapalı ve açık ucuna doğru kalınlığı artan silindir biçimindedir. Bunlar dışardan, ortaya yakın bir yere vurularak çalınır. Avrupa'da çanlar, hıristiyanlık dönemi boyunca görünüşte pek değişmedi. Ancak, eski çanların biçimleri, günümüzdeki çanlara oranla biraz daha koniye yakındı. Avrupa'nın bazı kiliselerinde bugün de, XIII. yüzyılda ya da daha önce dökülmüş çanlar kullanılmaktadır. Bir çana vurulduğu zaman, metal titreşmeye başlar ve bu, havayı harekete geçirerek, kişinin kulağına özgün çan sesi olarak gelir. Titreşim, dolayısıyle de ses, çok karmaşıktır; çana vurulduktan hemen sonra, 60'ı aşkın değişik titreşim oluşur. Bu titreşimlerin çoğu çabucak yok olur ve böylece geriye, ancak on kadar bileşen ya da parti (ya da müzikal parti) kalır; bunların içinde beş kadarı ağır basar ve biraz müzikten anlayan bir kulak tarafından kolayca ayırt edilebilir. En pes armonik, en uzun sürendir ve mırıltı adını alır. Daha tiz armonikler, mırıltı frekansının iki, üç, dört katıdır ve sırasıyla temel ses, beşli, nominal diye adlandırılır. Bunlar mırıltının üstünde tam oktavlar olarak duyulur ve içlerinden hangisinin baskın olacağı, çana ve dinleyene göre değişir. Çana özgün sesini veren, frekansı mırıltının 2,4 katı olan üçlü armoniktir. Bu armoniklerin her biri, çanın üstünde değişik bir titreşim kalıbından (örneğinden) oluşursa da, genel olarak tümü birden işitilir. Her kalıpta (örnekte) madenin hiç titreşmediği, titreşim bölgelerini böldüğü bazı nodal (hareketsiz, düğüm) çizgiler vardır. Bir çanın bakışımı hiç bir zaman kusursuz olamayacağı için, genel olarak her armonik tek bir titreşim (frekans) olarak değil, dinleyenin kulağında birbirine karışıp tınlama adı verilen tek ve güçlü bir etki yaratan birbirine yakın frekans çiftlerinden oluşur. Örneğin, bir armonik (parsiyel) gerçekte biri 1 000 Hz (Hertz), öteki 1 004 Hz olan iki bileşenden oluşabilir: ama kulağa frekansı 1 002 Hz olan, her saniyede dört kez yükselip sönen tek bir nota olarak gelir. Tınlama, çanın dikkatle akort edilmesiyle ve tokmağın vuracağı noktanın özenle seçilmesiyle en aza indirilebilir, ama hiç bir zaman tümüyle kaldırılamaz; bu yüzden tınlama, özellikle küçük çanlarda pek belirgin olan, çan sesinin özelliklerinden bir başkasıdır. Çanlar bronzdan (genellikle % 77 bakır, % 23 kalay) dökülür; çünkü bronz çok sert bir ALAŞIM'dır (eski toplar ve Romalıların kılıçları da bronzdan yapılırdı) ve paslanmaz. Eritilmiş çan, metal bir iç çe-kirdek ile bir dış zarftan oluşan bir kalıba dökülür. Çekirdek ve zarf, birlikte çana biçim verirler. Çanın dış yüzünde genellikle, kabartma harflerle dökülmüş bir yazı bulunur. Bu harfler, kalıba dökülmeden önce, zarfın kenarını oluşturan kalıp malzemesine kazınır. Kalıp, kil ile keçi kılı ve at gübresi gibi geleneksel maddelerin bir karışımıdır. Bu maddeler, eritilmiş metal kalıba dökülürken yanarak, soğumaya yardımcı olacak havalandırma deliklerini oluştururlar. Seri üretimde el çanları, günümüzde seramik kalıplara dökülmektedir; ama bu, büyük ve tek tek yapılan çanlar için uygun bir kalıp türü değildir. Eski çanların tepelerinde, döküm sırasında yapılmış bir halkalar düzeni vardı. Bu halkalardan, tahta sopalar ve kamalarla yerlerine asılırlardı. GünümüE çanlarının tepeleri çoğunlukla düz olur. Daha sonra bu tepeler delinerek, askı cıvataları geçirilir. Bu teknik ilk kez, metal delme işinin yeterince kolaylaştığı XIX. yüzyılda uygulanmıştır. Çanın genel biçimi denemeyle bulunur; ama istenilen frekansları (ses titreşimlerini) tam olarak elde edebilmek için, çan, son ses değerinden biraz daha kalın dökülür. Böylece biraz daha pes titreşimler elde edilir ve bunlar, çanın içi bir torna tezgâhında yontularak artırılabilir. Sözgelimi, çanın tepesinden bir miktar metal çıkarılıp alınacak olursa, öteki armoniklere oranla temel ya da oktav 1, daha çok artacaktır. Bir kilise çan kulesindeki çanlar, karşıt dengeli bir çerçeveye asılır; tokmak serbestçe sallanır. Çanlar, bir ipin çekilmesiyle çalınır. Her vuruş, çanın açık yüzü göğe bakacak biçimde, hemen hemen dikey bir durumla başlar. Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Araçlar ve Gereçler » Genel Araçlar Kaynak:4 2.cilt / s.377-381 |
| Sponsorlar |
| |