|
#1
|
Bunlara Baktınız mı?
22.11.08, 22:34
1930'larda belgelerin kopyasını çıkarmanın tek yolu fotoğraf yöntemiydi. Bu yüzden, banyo çözeltileri kullanılır ve işlem çok yavaş gerçekleşirdi. New York'lu Chester Carlson, yıllarca çalışarak, bu yöntemlerin yarattığı sorunları ortadan kaldıracak yeni bir işlem geliştirdi. Yöntemine «elektrofotoğraf»adını verdi. İlk deneylerinde, üstüne bir post parçası sürterek statik elektrikle yüklediği kükürt kaplı bir levha kullandı (Bk. ELEKTROSTATİK). Levhanın üstüne bir görüntü düşürüldüğünde, ışık, statik yükü bozuyordu. Levhaya püskürtülen kurtayağı tozu, yük^ lü bölgelere yapışıyor ve görüntü, kopyayı oluşturacak biçimde mumlu kağıda geçiriliyordu. Bu yalın ve ilkel işlem, yıllar sonra milyonlarca dolarlık bir şirketin temelini oluşturdu. Ne var ki, başlangıçta Carlson'un parasal destek bulmak için altı yıl uğraşması gerekti. Carlson'un önerileri İBM ile Kodak firmalarınca geri çevrildi, ama Batelle Araştırma Enstitüsü ile küçük bir fotoğrafçılık şirketi olan Haloid, onu desteklemeyi kabul ettiler. Yeni kurulan şirket, yunanca «kuru» ve «yazı» anlamına gelen «xeros» ile «graphe» sözcüklerinden esinlenerek, bu işleme, kserografi adını yerdi. Kserograf silindiri: İlk işleme çok benzeyen modern kserografi yöntemi, altı önemli noktada geliştirilmiştir. Ama bunları anlatmadan önce, makinanın temel parçası olan kserograf silindirini gözden geçirmek gerekir. Silindirin yüzeyi alüminyumdan yapılmış, bunun üstüne alüminyum oksitten oluşan ince (yaklaşık 10 atom kalınlığında) bir tabaka kaplanmıştır. Bu tabakanın da üstünde bir selenyum tabakası yeralır. Selenyum, ışıliletken bir maddedir; yani, yalnızca üstüne ışık düştüğü zaman iletken olur. Bu tabaka, özellikle çok duyarlı olacak biçimde hazırlanmıştır. Bu yüzden, silindirin yüzeyinde oluşan yük dağılımı, silindir karanlıkta kaldığı sürece varlığını korur. Işık düştüğü zaman selenyum, yükü alüminyuma ileterek, dengeler. Alüminyum oksit tabakası, yük boşalmasını yavaşlatan yalıtkan bir tabaka görevini üstlenir. Kserografi sürecinde önce, silindirin yüzeyi karanlıkta elektrostatik olarak yüklenir. Bu amaçla silindir, "korotron"adı verilen ve üstüne (yaklaşık 7 kV kadar) yüksek gerilim uygulanan çıplak telin altında döndürülür. Gerilim, havayı iyonlaştırır ve genellikle telin çevresinde mavi bir bulut ya da korona göze çarpar. Düzgün bir kopya elde etmek için, silindir üstündeki yük dağılımı da düzgün olmalıdır. Bu yüzden de silindirin, telin altında değişmez bir hızla dönmesi, tel ile silindir arasındaki uzaklığın ve korotronun geriliminin değişmez kalması gerekir. Ayrıca, alüminyum tabaka iyice topraklanmalı ve korotron tel temiz olmalıdır. Poz ve developman: İkinci işlem poz işlemidir. Kopyası çıkarılacak belgenin görüntüsü, mercek ve aynalardan oluşan bir sistemle silindire düşürülür. Görüntü, fotoğrafta olduğu gibi terstir. Kağıttaki beyaz bölgeler ışığı çok yansıttıklarından, silindirin üstündeki yük dağılımı bu bölgelerde bozulur; siyah bölgeler ise, ışığı yansıtmadıklarından yükte bir değişiklik yaratmazlar. Böylece, silindirin üstünde görünmeyen ve ışık altında kaldığı zaman ortadan kalkan bir statik yük görüntüsü oluşur. Bundan sonraki developman aşamasında, özel bir kuru banyo kullanılır. Bu banyo, taşıyıcı ve renklendirici tozların bir karışımıdır. Taşıyıcı (genellikle kum ya da metalden) plastikle kaplanmış küçük cam bilyalardan oluşur. Bunların çapları .0,25 mm kadardır. Renklendiriciyse, termoplastik reçineden ya da karbondan yapılmış, ince, siyah bir tozdur. Bu tanecikler son derece küçüktür; taşıyıcı tanelerinin yanında, futbol topunun yanındaki bir bezelye tanesi gibi kalırlar. RenklendiTici ve plastik kaplı bilyalar, triboelektrik nitelikli, yani birbirlerine sürtündükleri zaman statik elektrik üreten türdendir. Bu işlem sırasında taşıyıcı artı, renklendiriciyse eksi yük kazanır. Böylece, taşıyıcı bilyalar, renk değiştirici bir tabakanın içinde kalırlar.Developman, silindirin üstüne dökülür, renklendiriciyle kaplı bilyalar yüzey üstünde yuvarlanır.Belirmeyen görüntünün artı yükü, taşıyıcı üstündekinden daha çok olduğundan, renklendirici, silindir üstündeki yüklü bölgelere tutunur (bu bölge, kopyası alınan kağıdın siyah bölgelerinin karşılığıdır). Böylece silindirin üstünde, renk değiştiricilerden oluşan gerçek bir görüntü ortaya çıkar. Aktarım ve sabitleme: Bundan sonraki aşama, aktarımdır. Artı yükün etkisiyle silindirin yüzeyine yapışan renklendiriciyi ayırıp kağıda geçirmek için, kağıdın daha yüksek artı bir yük içermesi gerekir. Bu da gene korotron kullanılarak sağlanır. Korotron, silindirin üstüne yapışan kağıdı yükler ve renk kağıda geçer. Artık, kopya aşağı yukarı tamamdır. Beşinci işlem olan sabitleme işlemine geçilir. Renklendirici, bir termoplastik, yani ısıtıldığı zaman eriyen bir tür reçinedir. Bu yüzden kopya, ısı yayan bir aygıttan ya da ısıtılmış merdaneler arasından geçirilir. Böylece, renklendirici eriyerek, kağıdın liflerine karışır ve soğuduğu zaman kalıcı bir kuru kopya oluşturur. Temizleme:Artık, kopya tamamlanmıştır; ama renklendirici hiç bir zaman bütünüyle kağıda geçmediğinden, bir sonraki kopya yapılmadan önce silindirin temizlenmesi gerekir. Altıncı ve sonuncu işlem olantemizleme, üç aşamada gerçekleşir. Önce eksi yüklü ya da alternatif akım geçirilen bir korotron, silindiri deşarj eder; bunu, silme ve poz aşamaları izler. Eksi yüklü korotron, artakalan artı yükü ortadan kaldırır ve renklendirici maddenin, silindirin üstünden fırçalanarak ya da silinerek çıkarılması daha kolaylaşır. Ama, silme işlemiyle silindir üstünde statik yük oluşabildiğinden, bunlar, poz işlemiyle ortadan kaldırılır. Her kopya için bu altı .işlem art arda gerçekleştirilir. Bazı makinalar saniyede iki kopya bile yapabilirler. Kseroradyografi: Kseroradyografi, kserografiden geliştirilmiş ilginç bir yöntemdir. Bu yöntemde, ışık yerine kullanılan röntgen ışınları, alışılmış kopyalar yerine, filmleri etkiler. İşlem aşağı yukarı aynıdır, ama silindirin yerini bir düzlem plaka alır. Bu plaka elektrik ile yüklenerek özel bi bölümde saklanır. Film çekileceği zaman plaka buradan alınır, hastanın altına yerleştirilir. Işın gönderildikten sonra plaka banyo edilir. Filmde ayrıntıların görünmesi için özel bir mavi boya, taşıyıcı olmadan kullanılır. Belirli bir miktar boya, plakanın üstüne püskürtülerek, yüklü bölgelere yapışması sağlanır. Plaka üstünde oluşan görüntü, son film görüntüsünü verecek biçimde özel bir kağıda aktarılır. Bu yöntemin, alışılmış röntgen işleminden üstünlüğü, daha düşük dozlarla film çekimini olanaklı kılması, daha hızlı olması (filmin banyosu birkaç dakika sürer) ve görüntünün daha nitelikli olmasıdır. Karanlık oda gerektirmediği gibi, elde edilen kopya, isteğe göre, artr ya da eksi resim verecek biçimde değerlendirilebilir. Bu yöntem, özellikle alışılmış röntgen yönteminin yeterli bilgi sağlamadığı boğaz ve gırtlak filmlerinde ya da mamografi (meme röntgeni) gibi yumuşak doku araştırmalarında yararlı olur. Özgün kopyaların renkli olması: Buraya kadar, özgün kopyaların siyah beyaz olduğu durumlardan söz ettik. Renkli baskılardan siyah beyaz kopya elde edilmesi gerektiği zaman, selenyumlu silindirin renklere farklı ölçülerde duyarlı olması, çeşitli sorunlar doğurur. Sözgelimi, mavi ışık, silindirin çabuk deşarj olmasını sağlar; oysa, tayfın öteki ucunda yeralan kırmızı (dalgaboyu daha uzundur), pek az deşarja neden olur. Mavi renk, selenyumu, üstüne basıldığı beyaz kağıdın rengi gibi etkilediğinden, bu rengin kağıda çıkması güçtür. Kırmızı renkse, siyah renk gibi etki eder ve kopyaya elverişlidir. Renkli kopya: Siyahın yanı sıra, altı renk verebilen renkli kserografi de geliştirilmiştir. Renkli baskı işlemine benzeyen bu yöntemde, özgün renkler, üç renkli görüntülere dönüştürülür. Bunlar çıkartmalı renk sisteminin (Bk. RENKÖLÇÜMÜ) birincil renkleri olan mor, sarı ve koyu mavidir. Kırmızı, mavi ve yeşil, bu renklerin birleştirilmesiyle elde edilir. Kırmızı için mor ve sarı, yeşil için koyu mavi ve sarı, lacivert için de koyu mavi ile mor üst üste basılır. Üç rengin birden üst üste basılmasıysa siyah verir. Sözgelimi, mor rengi elde etmek için, silindir üstündeki, özgün kopyadaki morun karşılığı olan bölgelerin dışında kalan bütün yüzeyin renksiz olması gerekir. Mor boya, yüklü bölgelere yapışır. Mor, kırmızı ile mavinin karışımı olduğundan, yeşil filtre kullanılır. Böylece, silindire yalnızca yeşil ışık düşer ve özgün kopyadaki yeşil içeren bütün renkleri taşıyan bölgeler (beyaz dahil, çünkü beyaz da yeşil rengi içerir) deşarj olur. Yeşil renk, tayfın ortalarında yeraldığından, yüklü bölgeler, tayfın geri kalan bölümünün, yani kırmızı ile mavinin karşılığıdır. Bunların birleşmesi de moru oluşturur. Renkli baskı için gereken öteki iki renk de, benzer biçimde elde edilir. Sarı renk, silindirin üstüne mavi filtreden ışık düşürüldükten sonra, sarı boyayla oluşturulur. Koyu mavi içinse, kırmızı filtre kullanılır. Silindirin üstüne sırayla her filtreden bir kez ışık düşürülüp, ardından uygun renkle banyo yapılarak, üç renk birbiri ardınca üst üste eklenir. Oluşan son görüntü sabitlenir ve 30 saniye içinde bütünüyle renkli bir kopya halini alır. Kaynak:4-5.cilt Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Araçlar ve Gereçler » |
| Sponsorlar |
| |