|
#1
|
|
28.11.08, 14:37
Otomobilde güvenlik, ilk otomobillerden bu yana önemli bir konu olmuştur. Otomobilde alınan güvenlik Önlemleri, iki gruba ayrılabilir: Etkin; edilgin. EtKin güvenlik önlemleri, kaza olasılığını azaltmak için alınır. Edilgin Önlemlerse, çarpışma sırasında görülen zararı azaltmayı amaçlar. Etkin güvenlikte önemli olan özellikler, FREN'ler, yolu kavrama, denge, ışıklar, görüş açıklığı, lastikler ve sürücünün otomobili denetleme kolaylığıdır. Frenler: Son yıllarda frenler büyük ölçüde değiştirilmiş ve tamburlu frenlerin yerini, disk frenler, almıştır. Tamburun içini dışarı doğru iten balatalar yerine, yanlardan bir kıskaçla kuvvet uygulanan balataların sıktığı bir disk takılmaktadır. Disk frenlerin en önemli üstünlüğü, çabuk aşınmamaları ve tamburlarda aşırı ısınma göstermemeleridir. Yakın gelecekte, kilitlenmeyen frenler uygulamaya konacaktır. Başlangıçta uçaklar için geliştirilen bu sistemler, tekerlekleri kayma durumuna getirecek kadar yavaşlatmakta ve sonra bir miktar dönmeye izin vermektedirler. Bu durum, en hızlı durma süresini sağlamakta ve otomobilin denetimden çıkmasına yolaçacak bir tekerlek kilitlenmesi olasılığını ortadan kaldırmaktadır. Lastikler: 1950 yıllarından bu yana, lastikler de önemli değişiklikler geçirmiştir. Yapısına yeni maddeler katılarak lastiğin kayma direnci artırılmış ve son yıllarda, apansız patlamanın yolaçacağı tehlikeleri önleyen yeni tipler geliştirilmiştir. Bunların en ilgi çekicilerinden biri, dar bir tekerleğe takılan lastiktir. Bu tür lastiğin havası bütünüyle boşalsa da, tekerlek, lastik kenarlarına zarar vermeden döner. Buna ek olarak, lastiğin içinde özel bir sıvı vardır. Bu sıvı, sönmüş lastik dönerken buharlaşarak, lastiğin yeniden şişmesini sağlayacak bir iç basınç ortaya çıkarır. Görüş: Polarmalı far sisteminin üstünlükleri, uzun yıllar tartışma konusu olmuştur. Böyle bir sistemde, belirli bir düzlemde polarılmış ışık üreten farlar vardır. Ayrıca, bütün otomobillerin ön camlarının, karşıdan gelen aracın ışığını yok edip, öndeki görüş mesafesini koruyacak biçimde yönlendirilmiş polarıcı camdan yapılması düşünülmüştür. Kuramsal bakımdan çok çekici olan bu sistem, uygulamaya pek elverişli değildir. Bütün aydınlatma sistemlerini değiştirmek, aşağı yukarı olanaksızdır. Ayrıca, kazaların büyük bir bölümünün nedeni ışık olmadığından, bu tür bir uygulamanın sağlayacağı yararlar, yapılacak masrafları karşılamaz. Aracın hızı gibi bilgileri ön camda gösteren bir aygıt da geliştirilmektedir. Bu aygıtın oluşturduğu görüntü, sürücünün gözünü değişik uzaklıklara odaklamaması için, camın bir miktar önünde belirir. Böylece sürücünün, hıza ve otomobilinin öteki işlevlerine ilişkin bilgiyi, gözünü yoldan ayırmadan alması sağlanacaktır. Güvenlik araştırmaları: Son on yıllık dönemde, otomobil güvenlik araştırmalarının başlıca amacı, edilgin önlemlerin artırılması olmuştur. Bu alanda sağlanabilecek temel önlem, çarpışma sırasında, otomobildeki kişinin üstüne zararlı olabilecek miktarda yük binmesini önlemektir. Güvenlik kemeri bu amaçla geliştirilmiştir. Böylece, sürücü ve yolcuların, otomobilin iç bölümlerine çarpma olasılığı azaltılır. İkinci önlem de, sürücü ve yolcuların çarpabileceği yapıların, çabuk dağılacak ya da vurma hızını kesecek biçimde yapılmasıdır. Bu amaçla yapılan çalışmalarda, bedenin dayanabileceği kuvvetlere ilişkin ayrıntılı bilgi edinmek gerekir. Ne var ki, biyomekaniğin bu dalı yeterince gelişmemiştir. Düşük hızlı çarpışmalarda gönüllülerle çalışılabilmekte, yüksek hızlı çarpışmalarda da manken kullanılmaktadır. Ancak, manken ile insan oldukça farklıdır ve bu farklar, çarpışma sırasında çok önemli olabilir. Sorunun bir ölçüde de olsa üstesinden gelmek için, çalışmalarda bazen insan kadavraları kullanılmaktadır. Çarpışma sırasında yaralanma olasılığını azaltma konusuna köklü çözümlerin getirilememesine karşılık, bu alanda önemli gelişmeler gerçekleştirilmiştir: Güvenlikli kapı kolları; güvenlik camı; amorti sörlü direksiyonlar ve direksiyon kolonları; baş koruyucuları; çeşitli güvenlik kemeri sistemleri. Güvenlik camı: Otomobilin önüne takılan güvenlik camları, 1930 yıllarında ortaya çıkmış ilk edilgin güvenlik önlemlerinden biridir. Ama kullanılışı hâlâ tartışma konusudur. Kuzey Amerika ve İskandinavya'da, bir saydam plastik tabakayla ayrılan iki tavlanmış cam tabakasından oluşan yapı yeğlenmektedir. Avrupa'nın geri kalan bölgelerinde ve Japonya' daysa, daha ucuz olması nedeniyle, ısıl işlemle iç gerilmeleri önlenmiş cam kullanılmaktadır. Bu, tek tabakalı bir türdür ve kırılınca, keskin kenarları olmayan küçük parçalara ayrılır. Son yıllarda, plastik ara tabakanın özelliklerinin değiştirilmesiyle, tabakalı cam da geliştirilmiştir. Araştırmalar, bu yeni tabakalı camın, ısıl işlemden geçirilmiş camdan dört kat daha güvenilir olduğunu ortaya çıkarmıştır. Ne var ki, tabakalı camın pahalı olması nedeniyle, ısıl işlemden geçirilmiş camın kullanımının yasaklanması doğrultusunda karar alınamamaktadır. Güvenlik kemerleri: Güvenlik kemerlerinin yararları kesin olarak ortaya konmuştur. Araştırmalar, kazaların yolaçtığı ölüm ya da ağır yaralanma olaylarının % 50'sinin, güvenlik kemerleriyle önleneceğini göstermektedir. Otomobilin öndeki bir nesneye çarpması durumunda güvenlik kemeri, sürücü ve yolcuların koltuktan fırlamalarını engeller. Ancak, böyle bir sistemin etkili olabilmesi için, olabildiğince az gevşeme göstermesi ve güvenlik kemerine binen yüklerin kısa sürede kaldırılması önemlidir. Kemere, çarpışmayı algılayıp, saniyenin binde biri gibi kısa bir süre içinde gevşekliği giderecek bir aygıt yerleştirilebilir. Yükü sınırlamak için de, kemerlerin bir bölümü, kolayca kopan dokumalardan yapılmaktadır. Bunlar, yük önceden belirlenmiş bir düzeye ulaşınca koparak, kemerin yavaş yavaş genişlemesini sağlarlar. Böylece yolcunun ileri doğru hareketi, aşağı yukarı değişmez bir yük altında gerçekleşebilir. Günümüzün güvenlik kemerlerinin en önemli sakıncası, koltukların ayarlanabilir olmasına karşılık, kemerlerin doğrudan 'otomobile bağlanmasıdır. Bu yüzden, çok uzun ya da kısa insanlar söz konusu olduğunda, güvenlik kemerinden istenen sonuç alınamaz. Çarpışma sırasında kemerin yükü, gövdenin yumuşak bölgelerine, özellikle karın dolayına etkir. Oysa doğru olarak yerleştirilmiş bir kemerde yük, leğen kemiği çevresine biner. Yakın gelecekte bu sorunun, doğrudan oturma yerine bağlı olan ve onunla birlikte ayarlanabilen güvenlik kemerleriyle çözüleceği sanılmaktadır. Hava tamponları: Güvenlik kemerlerinin yerini alabilecek yeni yöntemlerden biri de HAVA TAMPONU'dur. Hava tamponu üç parçadan oluşur: Çarpma Sırasında ortaya çıkan kuvvetlere karşı duyarlı bir aygıt; yüksek basınçlı bir gaz tüpü; bir naylon torba. Kaza sırasında algılayıcı aygıt, gaz tüpüne sinyal gönderir ve saniyenin onda biri kadar bir süre içinde, gaz tüpü torbayı şişirir. Ne var ki, sistemin yalnızca önden gelen darbelerde yararlı olması ve bu tür çarpışmaların toplam trafik kazalarının % 60'tan azını oluşturması nedeniyle, hava tamponunun etkisinin sınırlı olduğu görülmüştür. Ayrıca, hava tamponu, pahalı bir aygıttır. Birçok mühendis, bu paranın, otomobilin başka parçalarına harcanmasının daha yararlı olacağını ileri sürmektedir. Kapı kilitleri: Açılmaya karşı güvenlikli kapı kilitleri oldukça ucuzdur ve güvenlik önlemlerinin en başarılı sonuç veren öğelerinden biridir. Trafik kazalarında otomobilden fırlama, çeşitli bakımlardan çok tehlikelidir. Bu nedenle, çarpışma sırasında kapıların kapalı kalması çok önemlidir. Kapı çerçevesine monte edilmiş bir halkaya ya da düzleme giren bir parçası olan, açılmaya karşı güvenlikli kapı kilidi, her yönden gelebilecek 1 500 kg'a kadar kuvvetlere (hem içerden, hem dışardan) dayanabilecek yapıdadır. Sonuç olarak, 1956 yılı istatistiklerine göre ölümle sonuçlanan trafik kazaları arasında ilk sırayı aldığı saptanan fırlama, böylece önlenebilmektedir. Direksiyon kolonları: Direksiyon ve kolonun, trafik kazalarında sürücü yaralanmalarının ana kaynağı olduğu belirlenmiştir. Bu amaçla, amortisörlü ve sürücüye saplanmayan yapılar ortaya çıkarılmış; ama birbirinden oldukça farklı olan bu sistemlerden bazılarının, bütünüyle yararsız olduğu anlaşılmıştır. Enerji soğuran kolonların, iki işlevi yerine getiı mesi gerekir. Bunların birincisi, çarpışma sırasında, direksiyonun ve kolonun geriye itilmesini engellemektir. Böylece, direksiyon kolonunun, sürücünün göğsüne saplanması önlenebilir. İkinci işlevse, sürücü direksiyon simidine çarptığında, bu darbeyi dayanılabilir düzeye indirmektir. Başka bir deyişle, direksiyon simidinin, sürücünün ağırlığı altında yavaşça biçim değiştirmesi gerekir. Ayrıca, direksiyon simidinin, sürücünün yüzüne ya da karnına değil, göğsüne çarpacak konumda dufması da sağlanmalıdır. Bu sorunlar, henüz bütünüyle çözülmemiştir. İnsan göğsünün çarpma etkisine dayanıklılığı konusunda daha ayrıntılı bilgiler sağlanmadıkça, köklü bir çözüm bulmak oldukça zordur. Baş destekleri: Otomobillere arkadan çarpılması da, oldukça sık raslanan trafik kazaları arasındadır. Arkadan çarpmalarda, araç, birden ileri doğru hızlanır, bunun sonucu olarak da sürücü ve yolcuların başı arkaya doğru savrulur. Bu tür tehlikeleri önlemek için, bazı ülkelerdeki otomobillere baş destekleri takılmaktadır. Ne var ki, bunların çoğu yetersizdir. Sözgelimi, bütün baş destekleri ayarlanabilir biçimde olan, A.B.D'nde yapılan anketler, bunların % 8Q'inin, hiç bir zaman yerlerine tam takılmadığını göstermiştir. Bu nedenle, koltuğa bağlı baş desteklerinin daha iyi bir çözüm olduğu düşünülmektedir. Yayalar: Trafik kazalarına karşı alınacak güvenlik önlemleri alanında, günümüze kadar yalnızca, araç içindeki kişilerin korunması konusunda çalışmalar yapılmıştır. Oysa, yayarlar da ciddi tehlikelerle karşı karşıyadır. Bu amaçla yapılan ilk çalışma, çarpma sırasında yayaya en az zarar verecek çamurluk yüksekliğinin araştırılmasıdır. Bazı ülkelerde, otomobillerin önüne ve yanlarına, keskin ya da tehlikeli çıkıntılar takmayı yasaklayan yasalar konmuştur. Kaynak:4-cilt:6 Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Araçlar ve Gereçler » |
| Sponsorlar |
| |