|
#1
|
Bunlara Baktınız mı?
28.11.08, 14:37
Günümüzde kullanılan bütün projeksiyon makinaları, XIX. yy'da din adamı ve fizikçi Athanasius Kircher'in geliştirdiği sihirli fenerden türetilmiştir. XIX. yüzyılın en büyük eğlencelerinden biri olan sihirli fenerde, bir cam üstüne boyanmış şekil ya da manzara resimlerinden oluşan görüntüler, bir duvara ya da bir perdeye yansıtılırdı. işık kaynağı titrek "bir mum ışığıydı; ama bu renkli şekiller, gene de büyük ilgi çekiyordu. Temel düzenek: Eski sihirli fenerlerden yeni sinema makinalarına kadar, bütün projeksiyon makinaları, şu temel parçalardan oluşur: Işık kaynağı; kondansör; filmin yerleştirildiği düzlem; gösterici merceği. Gösterilecek nesne, film düzlemine yerleştirilir. Işık onun içinden geçerek gösterici merceğine ulaşır. Gösterici merceği perdeye, nesnenin büyütülmüş bir görüntüsünü yansıtır. Kondansör de, görüntünün güçlü ve düzenli biçimde aydınlanmasını sağlar. Kondansör: Kondansör genellikle iki parçadan oluşur: Işık kaynağının arkasında yeralan bir küresel ayna; ışık kaynağı ile film düzlemi arasında bulunan bir mercek sistemi. Küresel ayna, ters yöne giden ışık ışınlarını alıp, geri yansıtır; böylece ışık kaynağının parlaklığını iki katına çıkarır. Mercek sistemi, her yönde parıldayan ışığın büyük bir bölümünü toplayıp, film düzlemi üstünde yoğunlaştırır. Aygıttan önemli ölçüde ışık ve ısı yayılır. Bu yüzden, ışık kaynağının ve merceklerin zarar görmemesi için, bir havalandırma sistemiyle donatılır. Film de genellikle, ısı soğurucu camla korunur. Isı soğurucu cam, perdede hiç bir aydınlanma sağlamaksızın filmi gereksiz yere ısıtan KIZILALTI IŞINIM'ı soğuran bir camdır. Işık kaynakları: tik ışık kaynağı mumdu; ama mum istenilen nitelikte ışık vermiyordu. İlk sinema makinalarında, ya elektrik lambası ya da karbon arkı lambası kullanıldı. Daha parlak ışık veren ve uzun yıllar kullanılan ark lambası, günümüzde de standart ışık kaynağıdır. Ama birkaç yıl önce, 1 500 saat kadar hiç bir bakım gerektirmeksizin çalışabilen ve parlak bir ışık veren ksenon deşarj tüpleri ortaya çıkmıştır. Bunlar, saniyede 48 kez yanıp sönecek biçimde de yapılabildiklerinden, sinema makinalarındaki mekanik örtücü gereksinimini ortadan kaldırırlar.. Birçok küçük projektörde (hareketli ve hareketsiz), güçleri 1 000 watt'ı bulan sarımlı tungsten lambalar kullanılır; ama soğutulması gereken bu lambaların yerini, yavaş yavaş kuvars halojen lambalar almaktadır. Halojen lambalar, ışıklarının büyük bir bölümü kızılaltı bölgesinde olan tungsten lambalara oranla, gün ışığına daha yakın ışık verirler. Ayrıca, daha âz ısı ürettiklerinden, soğutulmaları gerekmez. Mercekler: Taşınabilir projektörler, değişik bo yutlardaki odalarda, çeşitli projeksiyon uzaklıklarında kullanılabilmeleri için, değiştirilebilen merceklerle donatılır. Sözgelimi, kısa odak uzaklıklı mercekler, küçük odalarda büyük görüntü verirler. Oysa uzak mesafelerde, aynı büyüklükte görüntü elde edebilmek için, daha uzun odak uzaklıklı mercekler kullanılır. Projeksiyon merceğinden geçen enerji, oldukça yüksektir. Dolayısıyle parçaların ısıya dayanıklı malzemeden yapılması gerekir. Slayt değiştirme sistemi: Slayt projektörünün yaygınlaşması, otomatik gösterme yöntemli yeni modellerin geliştirilmesine yolaçmıştır. İlerigeri hareket edebilen kızaklı projeksiyon makinalarının yerini, karmaşık aygıtlar almaktadır. Slaytlar, 3650 kaset alabilen ve slaytları tek tek merceğin önüne kaydıran kızağa, önceden yerleştirilir. Her slayt, ucunda düğmeleri olan uzun bir kabloyla uzaktan denetlenebilen bir motor yardımıyla ya da solenoit yardımıyla çalışan bir düzenekle projektöre sokulur. Aygıtta, odakayarını yapmak için ilerigeri hareket eden bir servo motor da bulunur. Sinema: Sinema makinasının projeksiyon sistemi, temelde, öteki projeksiyon makinalarına benzer. Ama sinema makinasına, hem filmi hareket ettirecek, hem de projeksiyon penceresi önünde belirli bir süre hareketsiz tutacak karmaşık bir düzenek eklenmiştir. Bu, normal olarak, «aralı hareket mekanizması» adı verilen bir düzenekle gerçekleştirilir. En yalın aralı hareket mekanizması, bazı fotoğraf makinalarında da kullanılan tırnaktır. Tırnağın iğneleri, filmin kenarındaki deliklere girer. Bir mil mekanizması, tırnağı aşağı çekerek filmden ayırır ve ikinci hareket için yeniden yukarı iter. Böylece film, duraklayarak pencere önünden geçer. 8 mm'lik makinaların çoğunda ve bazı 16 mm'lik makinalarda kullanılan tırnağın yerini, 35 ve 70 mm' lik makinalarda, «malta haçı» adı verilen daha dayanıklı bir mekanizma alır. Söz konusu sisteme bu ad, yıldız biçimli bir haça benzediği için verilmiştir. Haç kollarının ucunda birer yarık bulunur. Bir,yanında iğneler olan bir tekerlek döner ve her turda iğne, malta haçının yarıklarından birine girerek haçı 90° döndürür. Malta haçı da, filmi uygun hızda döndüren bir makaraya bağlıdır. Film pencerenin önünden geçerken görüntüyü kesmek için, makînada bir örtücü bulunur. Filmler genellikle saniyede 24 kare hızla gösterilirler. Ama bu hızda, görüntüde hafif bir titreme olduğundan, örtücü, saniyede 24 kez değil, 48 kez kesinti yapacak biçimde çalışır. Örtücü olarak ya iki yarıklı bir disk ya da uygun aralıklı bir tambur kullanılır. Saniyede 16 ya da 18 kare hızla çalışan küçük, göstericilerde, 48 karelik görüntü elde etmek için, üç kanatlı örtücü kullanılır. Ses kuşağı: Ses kuşağı, görüntü bölgesinin dışında yeralan magnetik ya da optik bir şerittir. TEYP' İerde olduğu gibi, ya bir magnetik kafayla ya da kararma ve aydınlanmalara duyarlı bir optik düzenekle yeniden sese çevrilir. Filmin ses kuşağının pürüzsüz olması çok önemlidir. Herhangi 'bir çıkıntı ya da dalga, sesi bozar. Bu yüzden, hem ^es kafası pencereden oldukça uzağa yerleştirilir, herri de ses ile görüntü arasında uygun bir mesafe bırakılır. Kaynak:4-cilt:6 Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Araçlar ve Gereçler » |
| Sponsorlar |
| |