iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 03:14 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Araçlar-Gereçler-İcatlar » Genel Araçlar » Stereofoni ve kuadrofoni-mikrofon teknikleri-stereo plaklar-stereo radyo yayını

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28.11.08, 14:37
Standart Stereofoni ve kuadrofoni-mikrofon teknikleri-stereo plaklar-stereo radyo yayını

28.11.08, 14:37



“Stereofoni” adı verilen teknik, uzaysal etkiler yaratan ses, kayıt ve yayın sistemlerini kapsar.
İnsan, sağ ve sol kulağına ulaşan ses sinyallerini karşılaştırarak, ses kaynağının yerini ve doğrultusunu saptayabilir. Sol kulağa ulaşan ses, sağ kulağa ulaşandan daha önce geliyorsa, daha şiddetli ve tonu daha yüksekse, beyin, ses kaynağının bedene göre solda bir yerde olduğunu sezer. Seste bu üç özellik bir arada bulunur. Bedenimizin solunda bulunan bir kaynaktan çıkan ses dalgaları, uzaklık arttıkça ses enerjisi azaldığından, sol kulağımıza daha önce ulaşırlar ve sağ kulağımıza varacak olanlardan daha şiddetlidirler. Ayrıca baş, bu durumda sağ kulağa ulaşacak ses dalgalarını önemli ölçüde engellemektedir. Sol kulakta işitilen ses, ton bakımından daha nettir; çünkü baş, sesin yüksek frekanslı bileşenlerinin sağ kulağa ulaşmasını engelleyici bir etki yapmaktadır.
Stereo kayıtlarda amaç, ses dalgalarını iki kanala kaydedip, iki kanal üstünden çalarak, tıpkı bir konserdeki dinleyicinin sağ ve sol kulağına sesin değişik biçimlerde ulaşması gibi bir etki yaratmaktadır.
îlk stereo uygulamalarında, her kulak için bir MİKROFON ile birlikte, bir manken kafa kullanılıyordu. Birbirinden uzak noktalara yerleştirilmiş HOPARLÖR'lere, ayrı YÜKSELTİCİ'lerden elektrik sinyali gönderildiği zaman, dinleyici, ses kaynağının iki hoparlörün ortasında kalan bir çizgide yeraldığmı düşünüyordu. Dinleyicinin kulaklık takması, gerçeğe daha yakın bir ses veriyordu. Sağ sinyallerin sağ kulağa, sol sinyallerin de sol kulağa gönderilmesiyle, dinleyici, kendisini konser salonunda gibi hissedebiliyordu. Bu ilkeden günümüzde, özellikle Almanya'da yararlanılmaktadır. Almanya'da geliştirilen bir sistemde yatay düzlem içinde dinleyicinin başım 360°'lik bir açıylatam olarak sarabilen ses alanları oluşturulmaktadır.
Mikrofon teknikleri: Manken kata sistemleri, pek kullanışlı değildir. Bu yüzden, stereo kayıt sistemlerinin çoğunda, bilinen mikrofon düzenlemelerinden yararlanılır. 1930 yıllarında İngiliz mühendis A.B. Biumlein, stereo kayıt yapmak için, sesin ulaşma zamanı ve şiddet farkı özelliklerinden, yalnızca birini kullanmanın yeterli olabileceğini göstermiştir.
Blumlein, «kesişen çift» denilen bir mikrofon düzenlemesi yaptı. Bunda, iki ayrı mikrofon tam olarak birbiri üstüne yerleştiriliyor, böylece sesin ulaşma zamanı bakımından herhangi bir fark ortaya çıkmıyordu. Blumlein, birbirine göre 90c'lik açıyla yerleştirilmiş, yönlendirilmiş mikrofon düzenlemeleri de yaptı. Bu durumda bir şiddet farkı oluşuyordu. Sahnenin tam ortasında bulunan seslerin şiddeti 90° çevrilmiş mikrofonda duyulmuyor (şiddetleri sıfır), başka yerlerden çıkan seslerse, gittikçe artan bir şiddette algılanabiliyordu. Başka bir yontemdeyse, birbirinden bütünüyle uzak, ama doğrultuya bağlı olmayan iki mikrofon kullanılarak, ulaşma zamanı farkından yararlanılıp, stereo kayıt yapıldı. Sözgelimi, solda bulunan çalgıların sesi, soldaki mikrofon tarafından, sağdakinden birkaç milisaniye önce alınabilmekteydi.
Elektrikli düzenlemelerle, belirli bir müzik aygıtı ya da ses için, monofonik bir mikrofon kullanılabilir. Bunun aldığı sinyaller, bir çift yükselticiden ve sesgenliği denetiminden geçirildikten sonra, iki hoparlör arasındaki bir yerden geliyormuş gibi yayınlanabilir. Ses genliği denetimine, «panoramik potansiyometre» ya da kısaca «panpot» denir.
Stereo plaklar: Stereo kaydın bütün noktalarında, sağ ve sol elektrik sinyallerinin birbirinden tam olarak ayrılması önemlidir. MAGNBTİK BANT'larda iki ayrı sinyal, iki ayrı kanala kaydedilir. Plaktaysa, bir tek kanala birbirinden bağımsız iki dalga biçiminin kaydedilmesi söz konusu olduğundan, işlem daha güçtür. Ancak, kayıt iğnesinin birbirine dik iki düzlem içinde hareket ettirilmesiyle, bu güçlüğün üstesinden gelinebilir (Bk. PLAK ÜRETİMİ).
Sol sinyaller kayıt iğnesinin yanal hareketleriyle, sağ sinyaller de düşey hareketleriyle plak üstüne kaydedilebilir. Ne var ki, yerçekimi kuvvetleri ve geometrideki bakışımsızlık bazı zorluklar yaratır. Bu nedenle hareketli eksenler, birbirine 45°'lik açıda (90° yerine) tutulur. 40°/45°'lik stereo plak kayıt yöntemi, 1958' den bu yana kullanılmaktadır. Sol kanaldan gelen sinyaller, plaktaki yarığın (kayıt izi) iç çeperine, sağ kanaldan gelenler de dış çeperine işlenmektedir. Tam ortada bulunan bir solistin sesiyse, hem sağ, hem de sol hoparlörden eşit olarak yayınlanması gerektiğinden, yarığın hem iç, hem de dış çeperine eşit olarak kaydedilir. Sağ ve sol sinyallerin polarması (ya da fazı), yanal düzlem üstünde birbirini artırıcı etki yapacak biçimde ayarlanır. Bu özellik, stereo plağın, mono pikapta da çalmabilmesini sağlar. Çıkış sinyali, sağ ve sol sinyallerin toplamından oluşmaktadır.
Stereo radyo yayını: En iyi stereo yayının iki ayrı verici ve alıcı kullanma yöntemiyle gerçekleştirilebileceği kanıtlanmışsa da, dalga bantlarında, oluşacak karışıklık ve fazladan alıcı kullanma zorunluluğu, sistemi ekonomik olmaktan çıkarır. Bu yüzden, 1967'den bu yana stereo program yayınlayan bütün istasyonlarda mültipleks yayın sistemi kullanılmaktadır (Bk. STEREO RADYO).
Kullanılan Zenith—GE sisteminde, vericinin taşıyıcı frekansını modüle etmede sağ ve sol sinyallerin toplamı (L + R) kullanılır. Sinyal farkları (LR) süpersonik frekanstaki bir alt taşıyıcıya uygulanır ve sonra, bileşke sinyal, ana taşıyıcıyı biçimlendirir. Mono alıcısı bulunan bir dinleyici, yalnızca toplam (L + R) sinyali alır. Ama stereo geri kodlayıcısı bulunan alıcılarda, toplam ve fark sinyalleri ayrılarak, asıl stereo seslerin bulunması için matris devresi kullanılır:
Biçimlendirici sinyalin karmaşıklığından ötürü stereo yayınlar yalnızca çok yüksek frekans (VHF) ve FREKANS MODÜLASYONU (FM) bantları üstünden yapılır. Bunun, genlik modülasyonuyla çalışan uzun, orta ve kısa dalga bantlarına göre niteliği çok daha yüksektir.
Dört kanallı stereo (kuadrofoni): StereoTlun 60°' lik yayılma alanını yetersiz bulan ses mühendisleri, dinleyiciyi çevreleyen (360°'lik açı içinde) yöntemler geliştirdiler. Gerçekleştirilmek isteneniki amaç vardı: Bir konser salonunda dinleyicilerin kulağına ulaşan seslerin % 50'sinden fazlasını aynen yayınlamak; dinleyicide, büyük bir salonda müzik dinliyormuş izlenimini yaratabilmek.
360°'lik açı içinde algılanabilen ses veren sistemlerin çoğunda, dört kanal kullanılır. Bunlar, dört mikrofon, dört yükseltici ve dört hoparlörle gerçekleştirilir. Bu yüzden, söz konusu teknik, «kuadrofoni» (dört seslilik) diye adlandırılır. Kuadrofoni, stereofoninin geliştirilmiş bir türüdür. Bunda da temel ilkeler, insan beyninin sesin yerini ve doğrultusunu saptama özelliğine dayandırılmıştır. Bitişik mikrofonlar, sol ön, sağ ön, sol arka, sağ arka, vb. düzeninde yerleştirilir ve alıcıda 90°'lik açıyla yerleştirilmiş hoparlörlere verilir.
Kuadrofonik plaklar: Stereoda, olduğu gibi, magnetik banta kuadrofonik kayıt yapmak (dört kanallı bantla) oldukça kolaydır. Ama plak kaydı zordur. Günümüzde bu alanda, birbirinden farklı iki yöntem kabul edilmiştir.
“Matris kuadrofonisn” adı verilen yalın bir yöntemde,4 sinyal, standart stereo plak üreticisinde kaydedilmeden önce, belirlenmiş faz ve genlik farklarıyla bir kodlayıcıda. birleştirilir. Dinleyici, plağı sıradan bir stereo pikapta çalar. Burada fazladan bir matris geri kodlayıcısma gerek vardır. Bu aygıt, fazladan iki yükseltici ve iki hoparlör için asıl sinyalleri oluşturur. Bu yüzden matris kuadrofoni, pahalı ve karmaşık bir sistem değildir. Ancak matris, kanallar arasındaki kaçak sesleri de alacağından, yöne bağlı olayları her zaman duyarh biçimde algılayamaz. Bu sorunun üstesinden gelmek" için değişik devreler geliştirilmiştir. Sözgelimi, herhangi bir andaki en yüksek sinyal seçilerek, uygun bir hoparlöre gönderilir.
İyi bir kanal ayrımı, ikinci plak sisteminin önemli bir özelliğidir. Ama bu da, karmaşık ve üretimi pahalı bir sistemdir. Bu yönteme «ayrık kuadrofoni» denir. İlke olarak, stereo radyo yayınında kullanılanın aynıdır. Yalnız burada, 30 kHz'lik bir taşıyıcı kullanılır. Sözgelimi, sol kanalın kayıt kafasına gönderilmesinde, toplam (Lf + Lb) sinyali taban bandına uygulanırken, fark sinyali (Lf Lb) taşıyıcı dalgayı biçimlendirir.
Dinleyici, demodülatör kullanmak zorundadır. Demodülatorle dört sinyal, taşıyıcı dalgadan ayrılabilir. Bu tür kayıtların frekani bandı çok geniş olduğundan (45 kHz'e kadar) özel pikaplar gereklidir. Kayıt düzeni (plak üstüne ses izlerinin işlenmesi) karmaşıktır. Kayıt kafasına uygulanan en yüksek frekansı düşürmek içhv plağın dönme hızı yavaşlatılır. Ayrıca sistemde gürültü azaltma ve Öndistorsiyon devreleri vardır. Bu tür plakların, aşınmanın az olması için özel plastiklere basılması gerekir.


Kaynak:4-cilt:6

Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Araçlar ve Gereçler »
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar