iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 01:57 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Araçlar-Gereçler-İcatlar » Genel Araçlar » Suciğeri-regülatör-tüpler-kayışlar-dalgıçlık

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28.11.08, 14:49
Standart Suciğeri-regülatör-tüpler-kayışlar-dalgıçlık

remşit - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 1.427
Send PM

28.11.08, 14:49



Suciğeri, dalma sırasında dalgıçların, kendilerine gerekli havayı yanlarında taşımalarını sağlayan bir sistemdir. Yüzeyle hiç bir bağlantıya gerek göstermeyen suciğeri, dalgıçların, hava boruları, güvenlik ipleri ve metal başlık gibi parçalardan oluşmuş geleneksel dalgıç donanımıyla olduğundan daha rahat hareket etmesini sağlar.
Suciğeriyle dalan dalgıcın su altında kalma süresi, taşıdığı hava tüplerinin hacmiyle sınırlıdır. Ama gene de, suciğerinin sağladığı oldukça uzun dalma süreleri, bu aygıtın sualtı bilimi ve teknolojisi ile arama ve kurtarma işlerinde Önem kazanmasına ve dalgıçlığın dünyanın her yanında bir spor haline gelmesine yolaçmıştır.
Suciğeri beş ana parçadan oluşur: Yüksek basınçlı havanın ortam basıncına indirilmesini sağlayan (ortam basıncı, dalgıcın çevresindeki suyun basıncıdır) bir valf ya da regülatör; içinde sıkıştırılmış hava bulunan tüpler; aygıtı dalgıcın gövdesine göre doğru konumda tutan kayışlar; havanın tüplerden dalgıca iletilmesini ve dışarı atılmasını sağlayan borular; dalgıcın havayı emdiği ağızlık. Bu parçaların tümü çok önemlidir, ama en karmaşık ve en zekice yapılmış olanı, regülatördür.
insan karada yaşayan bir canlı olduğundan, bedeni, normal atmosfer basıncı düzeyindeki (deniz düzeyinde bir atmosfer ya da 1 bar kadar) basınçlara uyarlanmıştır. Oysa su, havadan çok daha yoğun olduğu için, dalgıç su içinde, karadakinden daha büyük bir basıncın etkisi altında kalır. Derine inildikçe basınç artar. 10 metre derinlikte, deniz suyu basıncı yaklaşık iki atmosfer kadardır ve her 10 metrede bir, basınç, yaklaşık bir atmosfer artar.
İnsan bedeni, çok büyük basınçlar altında bile sıkıştırılamayan katı ve sıvı maddelerden oluşur. Ama bedende, içi hava dolu boşluklar da bulunur (akciğerler, sinüsler, iç kulak, mide) ve bunların tümü solunum sistemine bağlanır. Bu nedenle, solunan hava, bedeni çevreleyen havayla aynı basınçta değilse, boşluklar daralmaya zorlanacaktır. Hava kolayca sıkıştırılabildiği için.pek derin olmayan yerlerde bile, solunum çok güçleşecek ve dalgıç daha da derine inerse, basınç bu boşlukları dümdüz edip, dalgıcın ölümüne yolaçacaktır.
Regülatör: Regülatörün işlevi, bu sorunların ortaya çıkmamasını sağlamaktır. Bunun en yalın yolu, bir yanı yüksek basınçlı tüpe bağlanmış olan yuvarlak bir kutudur. Kutunun öteki yanı, suyun girmesi için açık bırakılmıştır. Ancak, açık yanda bulunan bir lastik diyafram nedeniyle su, kutunun içine dolmaz. Diyafram, kutunun içinde, silindirden çıkan havayı denetleyen bir valfa bağlanmıştır. Diyafram içeri itildikçe bu valf açılır.
Dış basınç (atmosfer basıncı yada su basıncı), diyaframı içeri doğru iter. Bu durumda hava valfı, öteki yana geçen hava basıncı dengeleninceye kadar açılır. Valfın iki yanındaki basınç eşit olduğundan, dalgıcın soluduğu hava, ortam başmandadır.
Dalgıç bu havayı soluduğunda, hazne içinde bir vakum yaratır. Dış basınç, valfı yeniden açar ve işlem böylece sürer.
Tek aşamalı aygıtların sakıncası, yüksek basıncın valf üstüne büyük bir yük yüklemesidir. Bunu önlemek için, iki aşamalı aygıtlar geliştirilmiştir. İki aşamalı aygıtlarda, önceden ayarlanmış bir yay basıncına karşı hareket eden bir valf, havayı 200 bar basınçtan 7 bar basınca indirir. Hava bundan sonra, tek aşamalı aygıta benzer bir aygıtla ortam basıncına düşürülebilir.
Bölünmüş aşamalı ya da tek borulu tipteki aygıtlarda, birinci aşama doğrudan tüpün üstüne takılmıştır ve küçük çaplı tek bir basınç hortumuyla maskeye bağlanır. İkinci regülatörse, maskede bulunur.
Bazı regülatörlerde, hava borularının bağlanabileceği girişler bulunur. Bu borularla, yüzeydeki tüplerden ya da KOMPRESÖR'lerden oldukça düşük basınçta hava alınabilir. Yöntem, dalgıcın daha uzun süre su altında kalmasını sağlar.
Tüpler ve kayışlar: İçlerine hava depolanan tüpler oldukça yalındır. Çeşitli büyüklüklerde yapılırlar. İçlerindeki hava tükenince kolayca yüzeye çıkmaları için, genellikle boş durumdayken yüzebilir olmaları istenir. Hava tüpleri gri renge boyanır, tepelerine de siyah ve beyaz boya sürülür. Bu renkler, tüp içindeki
gazı gösteren geleneksel renklerdir (siyah beyaz, tüp içinde hava bulunduğunu gösterir). Tipik bir tüpte 20.0 bar basınç altında 1,7 m3 hava bulunur.
Dalınan derinlik arttıkça, her solukta tüketilen hava miktarı artar. Bu nedenle dalma derinliği, su altında kalma süresini kısıtlar. 10 m derinlikte bir dalış için bir saatlik hava veren tüpler, 30 m derinlikte 30 dakikalık hava sağlayabilir. Dalgıcın çok hareket etmesi ve üşümesi de, hava tüketimini artırdığından, su altında kalma süresini kısaltır.
Kayışlar genellikle, çelik telli naylon ya da pamuk dokumalardan yapılır. Kayışların görevi yalnızca silindirleri dalgıcın sırtında tutmak değil, aynı zamanda regülatörün, dalgıcın akciğerlerinin olabildiğince yakınında bulunmasını sağlamaktır.
Gelişmeler: İlk güvenilir suciğeri sistemi, «fec • quesYves Cousteau ve Emil Gagnan tarafından geliştirildi. Bu alanda daha önce de çeşitli araştırmalar ve deneyler yapılmıştı. Bunların ilk örnekleri mayın kurtarma çalışmalarıyla ilgiliydi. 1879'da H.A. Fleuss adlı bir tasarımcı, Londra'da, havanın sırtta taşınan esnek bir torba içinde depolandığı bir donanım sergilemişti. Bu sistemde, dalgıcın kullandığı hava yeniden torbaya veriliyordu. Ancak, bu hava geri dönerken, kostik potasla karbondioksidi alınıyordu.
Her solunumda içindeki oksijenin yalnızca küçük bir bölümü tüketildiğinden, küçük bir hava deposu, uzun bir süre kullanılabiliyordu. Dalgıcın tükettiği oksijen, gene yanında taşıdığı küçük bir tüpten yenilendiğinden, dalma süreleri oldukça uzun tutulabiliyordu.
Ne var ki, söz konusu aygıt yalnızca sığ sularda kullanılabiliyordu ve regülatörü bulunmadığından, bu durumda bile solunumu güçleştiriyordu.
İkinci Dünya savaşı başlarında etkili donanımlar geliştirmek için yapılan çalışmalar hızlandı. Birçok sistem geliştirildi, ama tümünde de (Amerikan, Alman ve İngiliz yapımları) bazı temel kusurlar bulunuyordu.
Bu sorunların çözülmesi, Alman işgali altındaki Fransa'da çalışan Cousteau ile arkadaşları tarafından gerçekleştirildi. Cousteau'nun en önemli başarısı da, su altında daha büyük serbestlik sağlayan regülatörü ortaya çıkarmasıydı.
Kaynak:4-cilt:6

Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Araçlar ve Gereçler »
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar