Cevap: Şarap başımı ağrıtır mı? Mehmet Ömür Baş ağrıtan şaraplar Şarap içilen akşamın sabahı baş ağrısı çekilmesi sıkça rastlanan bir durumdur. Şarap kırmızıysa, baş ağrısı daha şiddetli bir şekilde hissedilir. Nasıl olur böyle bir şey? Şarabın içinde bulunan ve başımızı ağrıtarak hayatımızı zehir eden madde nedir? Meyve aromalarıyla süslü güzel bir Cabarnet Sauvignon'la taçlandırılmış keyifli bir akşam yemeğinin bedelini baş ağrısıyla ödemek kimsenin hoşuna gitmez. Ancak bazılarının bu derde diğer insanlardan daha sık düştükleri de bilinen bir gerçektir. Şarap içtikten sonra başları ağrıyan bu insanlarda histamin intoleransı denilen bir rahatsızlık vardır. Bu kişilerin vücutlarında diamin oksidaz enzimi normalden daha az bulunur. Histamini parçalamakla görevli olan bu madde, görevini yapamadığı için histamin parçalanamaz ve birikir. Biriken histamin ise baş ağrısı yapar. Deneysel çalışmalarda histamin verilerek baş ağrısı oluşturulabilineceği gösterilmiştir. Damardan histamin istemiyorsanız, güzel bir kırmızı şarap içebilirsiniz. Aynı işi görür. Aslında histamin bütün şaraplarda vardır. Ama kırmızı şaraplarda, beyaz şaraplara göre 20 ila 200 kat daha fazladır. Histamin, şarap dışında başka gıdalarda da vardır. Şaraptaki kadar çok olmamakla beraber, sardalyede, bazı peynir çeşitlerinde, domates salçasında ve ıspanakta da bulunur. Bu dertten kurtulmanın yolu çok kolaydır. Histamin içeren maddeleri vücudunuza sokmazsınız, olur biter. Yani kısaca kırmızı şarabı unutun demek lazım. Çünkü şaraptaki histamin, diğer gıdalarda olduğundan fazladır. Bu durumda B6 içeren vitamin hapları ve antihistaminli ilaçlar faydalıdır. Bu hafta sizlere bir güzelden bahsetmek istiyoruz. Güzelin adı, Aliağa. Aslında güzel yerine yakışıklı demek daha doğru belki. Sadece adı nedeniyle değil. Güçlü gövdesi, kadifemsi tanenleri, genç yaşına rağmen içerdiği tüm kırmızı tonlarıyla, hoş aroması ve uzun süren bitişiyle, dengeli bu İspanyol matadoru, bir güzelden çok yakışıklı bir kahramana benzetmek daha doğru. Kavaklıdere Şarapları’nın doğru bir seçimle ithal ettiği bu şarap, çok dengeli ve sizi misafirlerinize karşı mahcup etmeyecek niteliklere sahip. Aliağa, iki önemli şarap ülkesinin asil üzümlerinin birleşiminden oluşan bir kupaj. Fransa'dan gelen Cabarnet Sauvignon, yerli Tempranillo ile karışıp mükemmel bir melez meydana getirmiş. İçmeye doyamıyorsunuz. Üç kişi olarak tadımını yaptık, ertesi gün hiçbirimizin başı ağrımadı. Ya histamini az veya bizim histamin intoleransımız yok. Aliağa gibi bir Türk ismini yabancı bir şarapta kullanmak, sanırız egzotik bir hava kazandırmakta şaraba. Cotes du Rhône bölgesi şaraplarından Cote Rotie La Turque de uzun süre saklanabilen, az üretilen kıymetli bir şaraptır. Kelimelerin koku ve tat psikofizyolojisinde önemli bir yeri olduğu artık kabul görmektedir. Şişedeki şarabın adı 'zarafet' olsa başka tat alırsınız, 'kefalet' olsa başka tat alırsınız, 'rezalet' olsa bambaşka tat alırsınız... Sanki 1985 Petrus'u anlattığımızı düşünebilirsiniz. Çok isterdik, ama Antik A.Ş. müzayedesinde hepsi satıldı, bitti. Bir yazımızda da içtiğimiz bir Petrus'un güzelliklerini sizlere aktarabilmeyi diliyoruz. Petrus içip de başı ağrıyan kimse duymadık, ama neden olmasın... Bu haftaki yazımızı Muharrem Gerçeker'in bir şiiriyle bitiriyoruz: Bir kadeh şaraba koy beni/ Yudumla seninle kalayım/ Bir büyük yalana say beni/ Cezam ne ise katlanayım. Hepinize güzel şaraplı, ama baş ağrısız bir hafta diliyoruz. tempo dergisi
Konu nuvekolik tarafından (02.11.07 saat 21:15 ) değiştirilmiştir..
|