iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 02:33 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Gökbilim » Kayıp Bağlantı

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 06.06.08, 13:05
Standart Kayıp Bağlantı

06.06.08, 13:05



Bağlantı Sorunu | Sayfalara bağlantı eklemek | Aztech DSL600EW bağlantı sorunu | Foruma Bağlantı Sorunu Hakkında | Penisin büyüklüğü ile zevk alma arasında bir bağlantı yoktur |

Kayıp Bağlantı

Bir Kaverengi Cüceden kaynaklanan Radyo Yayınının keşfi Pulsarların Nasıl Çalıştığı Gizemini Aydınlatabilir


Yukarıdaki çizimde inanılmaz parlaklıkda ki radyasyon ışınlarının ortaya çıktığı, bir kahverengi cücenin manyetik kutuplarındaki süper-aurora(kutup ışıkları) bir ressamın gözünden betimlenmektedir. Cücenin her dönüşünde cüceden kaynaklanan ışınlar dünyayı peryodik atımlarla taramaktadır.

Bir kaç yıl evvel kahverengi Cücelerin önemli miktarda radyo dalgaları üretilemeyeceği düşünülürken, yeni keşfedilen bir Kahverengi cücenin deniz fenerlerini andıran, pulsar benzeri inanılmaz parlaklıkda radyo dalgaları yaydığı keşfedildi. Bu keşif, Ulusal Bilim Kurumunun çok büyük dizge(VLA) 'sini kullanan bir araştırma ekibi tarafından gerçekleştirildi.

Ulusal İrlanda Üniversitesinden, Greg Hallinan'a göre ; "Bu radyo yayımı kahve rengi cüce ile beraber devinmekte ve Dünyaya çarptıklarında farkedebilmekteyiz, aynen pulsarlarda olduğu gibi" demektedir. Ve ;"Artık kahverengi cücelerin, güneş sistemimizdeki ışıma yapan(radyo yayımından bahsedilmektedir, bknz Jüpiter kutup ışıkları) gezegenler ile pulsarlar arasındaki kayıp bağlantının olabileceklerini düşündüklerini" eklemektedir.


Kahverengi cüceler bir yıldız oluşturmaya yetemeyecek fakat bir gezegene göre çok büyük olan kütleleri ile esrarengiz gök cisimleridir. Daha büyük yıldızların enerji oluşturmasını sağlayan çekirdeğindeki hidrojeni helyuma dönüştürecek füzyonu tetikleyemeyecek kadar az miktarda kütleleri olduğu için bazıları kahverengi cücelere başarısız yıldızlar adını vermektedirler. Güneş sistemimizin tartışmasız devi jüpiterin 15 ila 80 katı bir kütleye sahip olan kahverengi cücelerin varlığı uzun zamandır bilinmektedir, fakat 1995'e kadar gökbilimciler ancak bir tanesini gerçekten gözlemleyebilmişlerdir. şimdilerde ise birkaç düzinesinin olduğu bilinmektedir.

2001 yılında , görevli gökbilimcilerin kahverengi cücelerin radyo dalgaboyunda gözlemlenemeyeceğini iddia etmelerine karşın bir gurup yazokulu öğrencisi VLA'yı kullanarak bir kahverengi cüceyi gözlemlediler.
Ve gökcisminde gerçekleşen güçlü radyo yayımı parlaması gökbilimcileri oldukça şaşırtmış ve öğrencilerin keşif ile ilgili makaleleri prestijli bilimsel bir dergi olan Nature'da yayınlanmıştır.

Hallinan ve ekibi geçen yıl bir grup kahverengi cüceyi gözlemlediklerinde ise bunlardan 3 tanesinin pulsarlarda olduğu gibi tekrar eden inanılmaz güçlü radyo atımları gösterdiklerini farkettiler. Ve radyo atımlarının, aynen süper yoğun nötron yıldızları olan pulsarlarda gözlemlenen, kahverengi cücenin kutuplarından yayımlanan ışınlardan kaynaklandığı sonucuna vardılar.

Kahverengi cücenin yayımladığı radyasyon atımlarının karakteristiği ise güneş sistemimizdeki gezegenlerden jüpiter ve Dünyayıda içeren bazı gezegenlerde görülen mekanizmaya benzer süreçlerle üretildikleri sonucunu önermektedir. Bu süreç, gezegenin manyetik alanı ile etkileşime giren elektronların aynen bir lazeri tetikleyen ışık dalgalarında gerçekleştiği gibi doğal maserler tarafından tetiklenen radyo dalgaları tarafından üretilmektedir.

İrlanda Üniversitesinden, Aaron Golden'a göre ise; "gözlemlenen kahverengi cüceler, gezegenler ve pulsarların yaydıkları radyo atımı güçlerinin arasında bir değerde radyo dalgaları yayınlamaktadır. Gerçi kahverengi cücelerin yaydıkları radyo atımlarının pulsarların yayımladığı radyo dalgalarının üretildiği süreçden farklı bir şekilde gerçekleştiğini düşünsek de , kahverengi cüceler hakkındaki daha ileri çalışmalar pulsarların nasıl işlediği ile ilgili bazı bilinmezleri/sırları anlamamıza yardımcı olabilecek yeteri derecede benzerlikler içermektedir" demektedir.

Pulsarlar 40 yıldan beridir bilinmelerine karşın halen güçlü radyo atımlarını nasıl gerçekleştirdikleri tam olarak anlaşılamamıştır.
Kahverengi cüceler pulsarlara nazaran çok daha acelesiz bir devir hızıyla devinmektedirler. Pulsarlar saniyede onlarca ila saniyede yüzlerce radyo atımı yayınlamalarına karşın VLA ile gözlemlenen kahverengi cücelerin gösterdiği radyo atımlarının genlikleri yaklaşık olarak her iki yada üç saatte bir radyo atımı seviyesindedir.

Kaynak : Astronomy.com




Büyük Bir Keşif : Yeni Bulunan Bir Gezegen Yaşama Ev Sahipliği Yapıyor Olabilir.

Gökbilimcilerin bu gün keşfini ilan ettiği güneş sistemi dışındaki şimdiye kadar keşfedilenler arasındaki dünyaya en çok benzeyen ilk karasal gezegenin üzerinde sıvı su hatta yaşam barındırabileceği iddia ediliyor!!

Bilindiği üzere sıvı su yaşam için anahtar bir bileşiktir. Yeni keşfedilen gezegen yıldızının yörüngesinde, "Goldilocks mesafesi" olarak adlandırılan (sıvı suyun donmadan yada buharlaşmadan kalabilmesi için gezegenin yıldıza bulunması gereken) en uygun uzaklıkta dolanmaktadır.
Henüz gökbilimcilerin elinde gezegen biyolojisi hakkında sinyal alabilecek imkan bulunmasa da yapılan bu keşif, güneş sistemi dışı gezegenleri keşfi ve dünya-dışı yaşam arama konusunda çok önemli bir kilometre taşıdır ki keşfi gerçekleşebilec bir dünya-dışı yaşam büyük olasılıkla evrene bakışımızı temelden sarsabilecek bir potansiyele sahiptir.

İsviçre Geneva gözlem evinden araştırma lideri Stephane Udry'e göre " Hedef güneş benzeri bir yıldızın çevresinde dolanan dünya benzeri bir gezegende yaşam bulmaktı. ve gerçekleşen keşif bu yolda atılmış çok önemli bir adımdır. her attığınız bir adım önemli getirileri olan ilerlemeler sunacaktır" demektedir.
Yeni keşfedilen gezegen, Dünyamızın çapının %50si kadar daha büyük ve kütlesi Dünyamızın 5 katı kadardır. "Süper Dünya" olarak adlandırılan Gliese 581 C nin yörüngesinde dolandığı yıldızı Gliese581 ise bizden 20,5 IY uzaklıkda konumlanmış güneşimizin üçde biri kütlesine sahip minik bir kırmızı cücedir.

Bu Güne Kadar Keşfedilmiş En Küçük Güneşsistemi-Dışı Gezegen

Gliese 581 C, şimdiye dek keşfedilmiş güneşsistemi-dışı gezegenler arasındaki en küçük olanıdır. Yıldızının çevresinde dünyamızın güneşe olan uzaklığının 15'de biri kadar uzaklıkda ki bir yörüngede döner ve bir yılı dünyamızın 15 gününe denk gelmektedir. Kırmızı cüceler, yada M cüceleri, güneşimizden 50 kat soluk ve soğuk yıldızları olması hasebi ile gezegenleri yaşamsal bölge olarak adlandırılan, sıvı suyun barınabileceği yıldıza en uygun uzaklığa sahip uzay bölgesi yıldıza, günşe sistemimizde olduğundan daha yakındır. ve gezegenler kırmızı cüce yıldıza çok yakın mesafelerde yörüngelerde dolansalar bile yaşamsal bölge içinde kalabilmektedirler.

Grenoble Universitesinden araştırma ekibi üyesi Xavier Delfosse 'a göre;
"Yıldızına yaşamsal bölge içinde kalabileceği bir uzaklıkta bulunan gezegen, Dünyamıza kıyasla çok daha yakın bir yörüngeye sahip olmalıdır ve ileride dünyadışı-yaşama adanacak olan uzay çalışmaları için çok önemli bir hedef olabilir. Evrenin hazine haritasında ,Bu gezegen X olarak işaretlenmeyi haketmektedir." diye ekliyor.
Kırmızı cücenin çevresinde ise 2 adet daha gezegen bulunduğu bilinmektedir. Aynı gözlem ekibi tarafında keşfedilmiş olan, bir tanesi yıldızının çevresinde Gliese 581 C 'e göre çok daha yakın bir yörüngeye sahip 15 dünya kütlesindeki bir "sıcak-jüpiter" gazdevi 'dir. Diğeri ise Gliese 581C ile aynı tarihte keşfedilmiş olan, yaşamsal bölgenin dışında bulunan 8 dünya kütlesine sahip bir gezegendir.


Olası Bir Su Dünyası

Bilgisayar, modelleri Gliese 581 C 'nin bir karasal gezegen yada tamamıyla okyanuslarla örtülmüş bir su dünyası olabileceğini önremektedirler.
Udry'e göre Tahminlerimize göre keşfedilen süper-dünyanın üzerinde ortalam sıcaklığın 0 ila 40 derece Celcius civarında olabilir. ve bu ortamda su sıvı olarak kalabilecektir." diyor.

Gökbilimciler, keşfi gerçekleşen yeni "dünya" yı, La Sille, Şili'de ki 3,6 metre açıklığa sahip Avrupa Güney Gözlemevi teleskobuna takılan HARP cihazı sayesinde gerçekleştirdiler. Yalpalama yada "radyal hız" tekniği olarak adlandırılan ve gezegenlerin yıldızlarına uyguladıkları kütleçekimsel etkiler ile yıldızlarına yaptırdıkları yalpalama hareketlerini ölçerek gezegen kütlelerini ve büyüklüklerini tespit ettiler.

Udry 'nin söylediğine göre gliese 581c üzerinde yaptıkları hesaplar ile gezegenin yaşamsal bölge içinde bulunduğunu anlamaları çok fazla uzun sürmemiş ve Bunu anladığı anda medyadan gelebilecek bilgi almak isteyenlerin açacağı telefonlara cevap vermek için bir sürü vakit harcaması gerekeceğini farketmiş. ki bu keşif habercilerin büyük bir hevesle yayınlamak isteyecekleri büyük bir olaydı.

Daha Yapılacak İşler Var

Araştırma ekibinde bulunmayan Harvard-Smithsonian astrofizik Merkezi'nden gökbilimci David Charbonneau'a göre bu "tam anlamıyla fantastik bir keşifdir. ve bu büyük olasılıkla etrafda buna benzer bir sürü gezegen daha bulunabileceği anlamına gelmektedir"
Gliese 581 c henüz üzerinde yaşam barındırdığı kanıtlanmamış da olsa ilk defa anahtar bir ihtiyacı/beklentiyi karşılamışdır.
Charbonneau araştırma ekibinin teknik özelliklerini şöyle övmektedir; "her bir gezegenin yıldızına uyguladıkları bu yalpa hareketinin miktarı sadece saniyede birkaç metre kadar azdır. ve bu kullandıkları ölçüm cihazlarının ne kadar kaliteli olduğunu göstermektedir." diyor.

Harvard-Smithsonian CfA 'a dan bir diğer gökbilimci David Latham keşif hakkında başka gökbilimcilerin övgülerine katılmakla beraber diğer hedefin keşfi yapılacak olan gezegenin yörüngesinin onu yıldızı ile dünyamızın arasına sokacağı yaşamsal bölgedeki benzer bir dünya bulmaktır. Ve gökbilimciler bu sayede transit geçiş tekniği olarak adlandırılan yıldızları önünden geçen gezegenlerin yıldızlarının ışıklarında meydana getirecekleri bir miktar sönükleştirmelerinin ölçülerek gezgen büyüklüğünü hesaplamayı umud etmektedirler.


Latham'a göre ancak bu sayede keşfedilecek gezegenin karasal mı yoksa bir su dünyasımı olduğu kesin olarak anlaşılabilecektir.
Washington Carnegie Enstitüsünden teorik gezegen bilimcisi Alan Boss'a göre "gezegenin sıvı su tutabilme potansiyeli onu büyüleyici hale getirmektedir. Gliese 581c keşfi yapılan en yakın gezegenlerden biridir. ve sanırım SETI hastaları bunu dinliyorlardır." diyor
SETI enstitüsünden kıdemli gökbilimci Seth Shostak'a göre Gliese 581 sistemi zeki yaşam sinyalleri aranması için iki defa dinlenmiş. ilk defasında 1995 de Avustralyadaki Parks Radyo teleskobu kullanılarak , ikincisinde ise 1997 yılında Batı Virginia daki Greenbank Radyo teleskobu kullanılarak izlenmiş, ama hiç bir sinyal alınamamış.
Shostak'a göre iki defa dinlenilmiş olması bir defa daha dinlenilmeyeceği anlamına gelmez hatta Yapmalıyız zira bu şimdiye kadar keşfedilen güneşdışı-gezegenler arasındaki en güçlü adaydır diyor.
Shostak, keşif karşısında çok memnun olduğunu ifade ediyor. "bu daha evvelden kalmış olan, dünya boyutlu gezegenlerin yaygın olmadığı önerisini tarihe gömdüğünü işaret etmektedir." diyor ve "artık iki tanesinin yaşamsal bölge içerisinde bulunduğunu biliyoruz. birisi bizimki,dünyamız diğeri ise şimdi keşfedilen. ve iki tane bir taneden iyidir." diye ekliyor.
Shostak, Gliese 581 sisteminin yazın devreye girmesi planlanan yeni Allen Teleskop dizgesi kullanılarak çok daha geniş bir radyo spekturumunda tekrar bakılması gerektiğini ifade etmektedir.

Kaynak : Space.com

En Düşük Kütleye Sahip Beyaz Cüce
Araştırmalar Bir beyaz cüce yörüngesinde dolanan gökadamızın en düşük kütleye sahip olan beyaz cücesini ortaya çıkardı:


Yukarıda bir sanatçının gözünden keşfedilmiş en düşük kütleye sahip beyaz cüce ile ona eşlik eden bir diğer beyaz cüce yoldaşını betimlemektedir. Ön plandaki beyaz cüce 500 milyon yıl evvel,kütlesini eşine kaptırdığı radikal bir kütle kaybına uğramıştır. Şu an düşük kütleli olan beyaz cüce güneşimizin %17 si kadarlık bir kütleye sahiptir.

Gökbilimciler Satürn büyüklüğünde bir boyuta sahip, helyumdan oluşan ve güneşimizin 5 te biri kadar bir kütleye sahip gökadamızdaki en düşük kütleli beyaz cüceyi keşfettiler. Bunun yanı sıra bir de beyaz cücenin radikal kütle kayıp planınıda ortaya çıkardılar. Diğeri gibi beyaz cüce olan görünmeyen bir eşi ise beyaz cücedeki önemli miktarlardaki kütleyi emerek eşini gölgede bırakmayı başarmış.
Harward Simithsonian enstitüsünden Warren Brown'a göre bu çok garip bir yıldızdır. Bu seviyede düşük kütleli bir beyaz cücenin oluşması için normal ötesi durumlar gerçekleşmesi gerekmektedir.

Güneş boyutlarında bir yıldız öldüğünde bir beyaz cüceye dönüşmektedir. SDSS J091709.55+463821.8 (bundan sonra J0917+46) olarak da adlandırılan yeni keşfedilen beyaz cüce Vaşak ve Büyük Ayı takımyıldızlarının sınırında Dünyamızdan 7400 ıy ötelerde bulunmaktadır. Normalde beyaz cüceler yaklaşık olarak Güneşimizin yarısı kadar bir kütleye sahip olması gerekirken yeni bulunan beyaz cüce ise çok daha küçük bir kesiri kadar kütleye sahiptir.
Ohio Eyalet üniversitesinden Türk gökbilimci Mükremin Kılıç'a göre ise Beyaz cücemizin fiziksel boyutlarına nazaran kütlesi oldukça cılızdır.


Sloan Dijital Gökyüzü taraması'ından alınan bu fotoğrafta gökadamızdaki en düşük kütleli beyaz cüce görülmektedir. SDSS J091709.55+463821.8
bizden 7400 IY uzaklarda bulunmakta ve beyaz cüceye oldukça yakın bir yörüngeye sahip görünmeyen bir eş yıldız eşlik etmektedir.

Gökbilimciler J0917+46 'yı keşfettiklerinde beyaz cücenin kütle kaybetmesinden sorumlu görünmeyen bir eşi olduğunu tahmin etmişlerdi.
Daha sonra alınan radyal hız ölçümleri ile beraber,kütleçekimsel etkileriyle beyaz cüceyi yörüngesinde çekiştirerek yalpa yaptıran bir eşi olduğu sinyalini tespit etmeleriyle beraber tahminleri doğrulanmış oldu. Gökbilimciler görünmeyen eşin çok düşük kütleli anakol yıldızı yada bir karadelik olabileceği ihtimalini düşünürlerken bu adayın beyaz cüce(daha akla yatkın) yada bir nötron yıldızı olması gerektiğini hesapladılar
Brown: " hiç bir yıldız bu kadar düşük kütleli bir beyaz cüceye dönüşebilecek kadar yaşlı değildir." demektedir. ve " Bunun yanısıra beyaz cüceden kütlenin bir eş yıldız tarafından emilmiş olması gerektiğini biliyoruz " diye ekliyor.

Simithsonian Astrofizik Gözlemevinden eş-sorumlu Scott Kenyon'a göre ise ; Bu eş yıldızın bulunması yıldız evrimi teorilerinin çok önemli bir testten geçmesi manasına gelmektedir. Eş yıldızın büyük kütleli bir beyaz cüce yada bir nötron yıldızı olması ise teoriylede uyumlu bulunmaktadır.
Ekip aynı zamanda bu eş garip kürelerin geçmişinide tanımlamıştır. Bu çift yıldız sistemi birisi güneşimizin iki katı kütleye sahip bir yıldız ve ötekisi de güneşimizden çok daha düşük kütleli bir yıldız çiftinden oluşmuş olmalıydı. Daha ağır olan yıldız büyük ihtimalle eşinden çok daha evvel evrim geçirerek Güneşimizin 3 de biri kadar bir kütleye sahip bir beyaz cüceye dönüştü 10 milyar yıl sonra ise eşi de bir başka beyaz cüce haline dönüştü. Her aşamada evrim geçirerek dış katmanlarını uzaya salmış olan yıldızın dış zarfı eşini yavaşlatarak, sistemdeki yıldızların tuzaklanarak bir irlerine daha çok yaklaşmalarına sebep oldu. şu an iki yıldız birbirlerinin yörüngesinde 650 000 mil mesafede saatte 335 000 millik bir hızla dönerek bir turlarını 7,6 saatte tamamlamaktadırlar.

Kılıç'a göre ise beyaz cücemizle eşi arasındaki ilişki iki tarafında birbirine çok şeyler verdikleri bir kozmik evliliğe benzemektedir.İki yıldızda birbirlerine çok yaklaşmaya başlamakta ve bir tanesi diğerini kucaklar gibi sararak sürekli kütle kaybetmekte ve birbirlerine yaklaşmaktalar, diğeride evrim geçirerek dev haline geldiğinde ilk yıldızı kucaklayarak büyük miktarda kütlesini aktarmakta ve dans devam ettikçe sürekli daha çok yakınlaşmaktadırlar.

Gökbilimcilere iki beyaz cücenin gerçekleşmesi en az on milyar yıl sürecek bir süreçte birleşeceklerini tahmin etmektedirler.

Kaynak Astronomy.com



» Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Gökbilim »
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...

Konu safran çiçeği tarafından (06.06.08 saat 13:11 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 06.06.08, 13:12
safran çiçeği - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: Dünya' dan...
İletiler: 3.250
Ettiği Teşekkür: 2.707
1.906 tane iletisine 4.468 kere teşekkür edilmiş
safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Kayıp Bağlantı

Evren İçin Karanlık Bir Gelecek Tahmin Edildi


geri çekilmeli hız, uzaklık ve süpernova olarak adlandırılan yıldız patlamalarının yaş ölçümleri, Evrenin genişlemesinin hızlandığı ile ilgili ilk belirtileri bizlere sağlamıştır.

Milyarlarca yıllık süreçlerde imparatorluklar çökebilir, ekosistemler yıkılabilir ama madde , evrenin geleceği ile ilgili yapılan yeni araştırmalara göre daimi kalacaktır.
halen gözlemlenememiş ve bir sır olarak duran karanlık enerji tarafından hızlandırılmış olan, evrenin duraksama bilmez genişlemesi, gökbilimcilerin tahminine göre öylesine bir ortam oluşturacaktır ki, enerjisi ve radyasyonu tükenmiş olsada madde yapayalnız durağan kalacaktır. Yeni bulgular, maddenin aşamalı bir biçimde yoğun-radyasyonun oluşturduğu bir evrene dönüşeceğini öneren teorinin zıddını söylemektedir.
Case Western Reserve Üniversitesinden fizikçi, Lawrance Krauss'a göre Eğer madde bozunmaya başlasa bile yinede evrendeki en temel öz olarak kalabilecektir. diyor ve "Bu sebeptendir ki elmaslar daimidir" diye eklemketedir.

Gelecek, Geçmiş Gibi Değildir

Krauss ve Vanderbilt Üniversitesinden asistan Robert Scherrer uzak geleceği tahmin etmek için kullandıkları matematiksel metod sayesinde, sıcaklık, ışık ve diğer formları içeren radyasyonun yerine geçebilmek için maddenin proton, elektron ve nötron gibi yapılara dönüşerek bozunması ile yenilenmesi sürecinin yavaş kalacağına ve yetişemeyeceğini öngörmektedirler. Bu meselenin kalbinde yatan temel unsur ise evrenin tamamını doldurarak evrenin genişlemesini hızlandıran hipotetik bir enerji olarak kabul edilen Karanlık Enrerjidir.

Krauss'a göre gelecek, geçmişden farklı olacak ve bu gelecek düşündüğümüzden de farklı olacaktır.

Araştırmanın detayları 25 nisandaki Physical Review D. dergisinin online sayısında yayınlanacaktır.
Önceki Teorilere göre en sonunda madde değil radyasyon kazanacaktır. zira madde trilyonlarca yıl sonra bozunarak radyasyona dönüşecektir.

Scherrer'a göre ise Evren radyasyon baskın olarak başlamıştır. Günümüzde ise evren çoğunlukla maddeden ibarettir ve radyasyonun şu arta kalan ünlü Arkaplan mikrodalga ışıması zayıfça sürmektedir.


Yukarıda bir süper bilgisayar yardımı ile oluşturulmuş bu evrenin kesit alanı görüntüsünde gökadalar flamanlar arasındaki maddeden oluşan parlak noktalar ve bu flamanlar arasını doldurmuş galaktik adalar arasındaki karanlık enerji denizleri görülmektedir

Yaşam İçin Kasvetli Bir Gelecek

Şu karanlık enerjiye şükürler olsun uzak gelecekte madde, radyasyona baskın olacaktır fakat bu garip kuvvet halen direkt olarak gözlemlenememiş ve yaşam için bizim bildiğimiz yanlızca kasvetli ve yanlız bir tablo çizmektedir.
Scherrer maddenin sebatkarlığı üzerine günümüz evren tahminlerinin yaşamın çok zor bir süreç geçireceği çok soğuk bir evren tahmini yaptığını ekleyerek "bunun rastladığımız birçeşit ufak bağışlayıcı özellik" olduğunu söylemektedir.

100 milyar yıllık bir süreç sonunda karanlık enerjinin, evrenin içindeki tüm uzak gökadaları, yıldızları ışık hızının ötesine kadar hızlandıracağını ve budurumda uzak gelecekteki gözlemciler için görünmez hale geleceklerdir. Şuan evrenin yarı yaşındaki 13,7 milyar ışıkyılı ötelerdeki gök cisimleri hemen hemen görünür iken daha ötesindeki gök cisimleri görünmezdirler ve yaklaşık 10 trilyon yıl içinde Gökadamız samanyolunuda içeren yanlızca yerel gökadalar kümesi görünür olabilecektir.

Krauss'a göre gelecek çok kötüdür. uzundönemli yaşam için hertürlü olasılık durumuna karşı karanlık enerji ile dolu bir evren en kötüsüdür.
Krauss bir trilyon yıl sonunda gökbilimciler artık gökadaların ve evrenin uzaklaşması ile ilgili , mikrodalga fon ışınımı ve gökadaların kırmızıya kaymaları gibi fiğer kozmik işaretleri ölçemeyeceklerini eklemektedir.
Evrenin geleceği ve nasıl sona ereceği ile ilgili ilk teorileri geliştirmiş olan Krauss, Bunlar kozmoloji hakkındaki tüm modern anlayışımızın temellerini oluşturmaktadır demektedir. ve gelecekte insanlar evrene ne olduğunu anlayamayacaklardır diye eklemektedir.
Bu durum, günümüz gökbilimcilerini evreni araştırma konusunda emsalsiz bir konuma getirmektedir demektedir.
Ve Krauss bu durum için ; Evren tarihinde hiçbirşey sayılabilecek random bir süreç içerisinde bizlerin evreni anlayabilebilmemizin oldukça ilginç olduğunu gün yüzüne çıkarmaktadır. diyor

Kaynak : Space.com
__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 06.06.08, 13:13
safran çiçeği - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: Dünya' dan...
İletiler: 3.250
Ettiği Teşekkür: 2.707
1.906 tane iletisine 4.468 kere teşekkür edilmiş
safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Kayıp Bağlantı

Devasa Bir Yıldız Patlaması Gökbilimcileri Şaşkına Çevirdi



Gökbilimcilerin şimdiye kadar tespit ettikleri en enerjik ve parlak süpernova patlaması, anti madde yakıtı ile ateşlendiği yolunda kuşkular bulunan yeni tip bir süpernova çeşidi için ilk kanıt olabilir.

"SN 2006gy" olarak adlandırılan süpernova patlaması bizden 240 milyon IY ötelerdeki NGC1260 olarak adlandırılan bir gökada da gerçekleşti ve normal süpernovalardan 100 kat daha fazla enerji açığa çıkardığı tespit edildi. 2006 Eylülünde Chandra X-ışını gözlem uydusu ve yerdeki teleskoplar tarafından tespit edilen süpernova 70 gün süren parlaklığı sırasında sönükleşmeden evvel bulunduğu gökadadan 10 kat daha fazla parlak göründü ve toplam 50 milyon güneşe eşdeğer ışıma yaptı ki birçok süpernovanın normalde doruk noktası birkaç gün veya bir iki hafta ile sınırlı kalmaktadır.

California, Berkeley Üniversitesinden Hawaii deki Keck ve Californiadaki Lick gözlemevindeki yerden yapılan gözlemleri yürüten ekibin lideri Alex Filipenko 'ya göre "Tüm gözlemlenmiş infilak eden yıldızlara nazaran bu seferki bir kral sayılmaktadır. Ne kadar parlak olduğu ve parlaklığını koruduğu sürenin uzunluğu bizleri adeta şaşkına çevirdi" diye ekliyor.

Bulgular bu gün NASA 'nın basın konferansında duyuruldu ve Gelecek ayın The Astrophysical Journal dergisinde yayınlanacak makalede evrenin en büyük kütleli yıldızlarının meydana getirdiği temelde yepyeni bir süpernova çeşidini konu alarak bulgular detaylandırılacaktır.

Filipenko 'ya göre yeni infilak eden canavar süpernova evrenin ilk dönemini patlayıcı ışık şovları ile aydınlatmış olan ilk yıldızları önermektedir. ve ilk nesil çok büyük kütleli yıldızların ömürlerinin nasıl sonlandığını görmüş olduklarını ekliyor.
Astrofizikçiler aynı zamanda gökadamızda patlayabilecek büyük kütleli bir yıldızın nasıl görüneceği hakkında bir önizleme şansı yakalamış oldular.

Patlamayla Sönüş

Süpernovalar, yıldızların çekip gittiklerinde söyledikleri bir şarkı gibidir. Şair Dylan Thomas 'ın da önerdiği gibi çok ağır ve kadim yıldızların "yanarak gününün sonunu hiddet ile kapattıkları" zaman "Gazap ile Hiddet ile sönükleşen ışığa inat" gerçekleşmektedirler.

Bir çok süpernova, kütlesi 8 ila 20 güneşkütlesi arasında değişen yıldızların kendi kütleçekimi altında çökmesi ile gerçekleşmektedir. Gökbilimciler 150 güneş kütlesine sahip olduğunu iddia ettikleri SN 2006gy da farklı birşeylerin cereyan etmiş olduğunu düşünüyorlar.
Bu kütleye sahip yıldızlar inanılmaz derecede nadirdirler. Gökbilimciler böyle yıldızların 400 milyar yıldıza sahip olan Samanyolunda yanlızca bir düzine kadar bulunabileceğini tahmin ediyorlar.

Süperkütleli yıldızların yaşamlarının sonunda o kadar çok gama ışığı radyasyonu yayımladığı düşünülüyor ki bu radyasyonun bir kısmı elektron ve pozitronlardan oluşan madde ve antimaddeye dönüşüyor olmalı. Antimadde parçacıkarının normal madde ile aynı kütleye sahip olduğu fakat karşıt atomik parçacıklara göre spin ve elektrik yükü gibi bazı özeliklerinin farklı olduğu bilinmektedir. Gama radyasyonu ise yıldızın dış katmanlarının çökmesini engellemektedir. Radyasyon bir kere kaybolduğunda, yıldızın dış katmanları içe doğru çökmeye başlar ve yıldızı yok edecek olan termonükleer bir patlamayı tetikler.

Yeni bulgular, evrenin ilk dönemlerindeki bazı yıldızların SN 2006gy kadar büyük kütleli oldukları süpernovanın yukarıda anlatılan çöküş hikayesine uymadan doğrudan karadeliğe dönüşerek bu tarz spekülatif patlamalar gerçekleştirdiklerini önermektedir.
Berkeley'den Nathan Smith 'e göre Erken evrendeki etkiler dikkate alındığında 2 ihtimal arasında büyük farklılıklar bulunmaktadır. Birincisi gökadaları büyük miktarlarda yeni oluşmuş elementlerle kirletecek diğeri ise onları sonsuza dek karadeliklerde hapsedecektir.

Eta Carinae

Gökbilimcilere göre SN 2006gy de olan olaylar bizim gökadamızda olacaklar için bir işaret olabilir. Eta Carinae gökadamızdaki en parlak yıldızlardan biridir ve 7000 IY ötelerdeki yıldız dengeli gibi görünsede her an kendi infilakını yapabilecek durumda bulunmaktadır.

Baltimore Uzay Enstitüsünden Mario Livio 'ya göre bu olay yarında gerçekleşebilir 1000 yıl sonrada

Eta Carinae 5 milyon güneş enerjisine denk miktarda ışıma yapmakta olan çok dengesiz bir yıldızdır ve gökbilimcilere göre SN 2006gy 'nin infilak etmeden evvel başına gelenlere benzer biçimde Eta Carinae yüzeyinde gerçekleştirdiği patlamalar sebebi ile etrafına gaz bulutundan bir koza örmüş durumdadır.

Gökbilimcilere göre her nekadar eta Carinae bize oldukça yakın gözükse de yıldızda gerçekleşebilecek bir süper novanın uzaklığı sayesinde dünyada yaşamı tehtid edemeyeceği düşünülüyor.
Livio'ya göre bu gece Eta Carinae nın bu gece Dünyamızdaki yaşamı söndüremeyeceğini bilerek rahatça uyuyabiliriz ama SN 2006gy ve ortaya çıkardığı tüm yeni sorular bir süre bizi ayık tutacak gibi gözüküyor.

Kaynak : Space.com
__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 06.06.08, 13:15
safran çiçeği - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: Dünya' dan...
İletiler: 3.250
Ettiği Teşekkür: 2.707
1.906 tane iletisine 4.468 kere teşekkür edilmiş
safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Kayıp Bağlantı


Yukarıdaki resimde güneş sistemi dışına doğru epeyce yol almış olan Voyager 1 ve 2 uzay araçlarının heliosheath adı verilen güneş rüzgarı ile yıldızlar arası gazın karışmaya başladığı bölgeyi geçişini temsil etmektedir.

Güneş sistemimiz Samanyolunun Dışına Doğru yol Alıyor.

En son bilgisayar modellerinin öneridiğine göre Güneş sistemimizin neredeyse samanyolu düzlemine dik olan yörünge açısı yüzünden Samanyolu dışına, uzaya savrulmaktadır.

Virgina George Mason Üniversitesinden çalışma ekibi lideri astrofizikçi Merav Opher'e göre bu durum hemen hemen gökadanın kenarına savrulmak gibi birşeydir.
11 Mayısda ki Science degisinde detaylandırılacak olan bulguların önerdiğine göre güneş sistemimizi saran gökadadaki manyetik alan önceden düşünüldüğü gibi samanyolu gökada düzlemine paralel değil aksine düzleme çok keskin bir açı ile eğim yapmaktadır.

Heliosfer

Bu açı ile ilgili deliller, güneş sistemi etrafındaki Helyosfer olarak adlandırılan koza benzeri örtü ve güneşin püskürttüğü düşük enerjili ve yüklü parçacıkların akımı olan güneş rüzgarını da içine alan bulgulardan kaynaklanmaktadır. Güneşimiz ve gezegenleri uzayda yol almakta iken yıldızlar arası ortamdaki gaz helyosfere bir baskı uygulamaktadır ve bu durgun gözüken fırtınayı plutonu aşan mesafelere kadar uzanan kozmik bir mermi benzeri bir şekil halinde uzatmaktadır.

Bulgular, Voyager 1 ve 2 uzay araçları tarafından henüz gönderilmiş Veriler ışığında güneş helyosferinin kuzay yarı küresi dışa doğru uzamaktayken güney yarı küresinin içe doğru büzülmüş olması olgusundan yararlanılarak ortaya çıkarıldı.

Bilgisayar benzetim tekniklerini kullanan Opher ve ekibi bu olgunun en iyi şekilde ancak güneş sistemi dışındaki galaktik manyetik alanın gökada düzlemimize 60 - 90 derece kadar eğimli olması ile açıklanabileceği sonucuna ulaştılar.

Opher ; Galaktik manyetik alan güneş sistemimizin helyosferinin yönüne etki ederek sert bir açı ile eğilmesine yol açtığını bildirmektedir. ve bu benzerliğin burnu yere doğru eğimli bi şekilde havada yol alan bir mermiye benzediğini eklemektedir. "Eğer gökada düzlemi içinde bir manyetik alanına sahip olduğumuz düşünülürse o zaman ters bir bükülme yaşardınız"

Opherin bildirdiğine göre bu yeni çalışma yerel galaktik manyetik alanına ilk incelemedir. daha evvelki çalışmalar çok daha büyük ölçeklere sahip helyosferimizin bin katı büyüklükteki manyetik alanlar ile ilgiliydi.
Bu biraz kıtaları incelemek yerine ülkeleri incelemeye benzemektedir.

Turbulans

Galaktik manyetik alanının kaynağı tam bir muammadır. En kabul gören fikre göre gökamızında doğduğu yıldızlar arasındaki devasa toz bulutları ve gazın bir manyetik alanı vardır. ve gökada bu bulut içerisinde bir disk haline gelerek büzülmekte iken bu manyetik alanda etkin hale gelmiştir.
Fakat şunu kendinize sorabilirsiniz. Bu buluttaki manyetik alanı ne oluşturdu?

Arizona Üniversitesinden astrofizikçi, Randy Jokipii eşlik ettiği science dergisindeki bir makalesinde Opher'in ekibinin bulguları galaktik manyetik alan bir akışkan sıvının turbulasyonu gibi olduğu düşünüldüğünde açıklanabilmektedir. Turbulans, bir sıvının rastgele biçimde girdaplar oluşturarak dönmesi ve artık düz bir şekilde akmayıp kahveye konmuş bir krema gibi anaforlar oluşturması fenomenidir.

Opher'a göre ise turbulans yapan galaktik manyetik alan fikri bilim dünyasına yabancı değil hatta önceden varlığı düşünülüyorken artık göstergeler bunun gerçekten var olduğunu kanıtlıyor.

Kaynak Space.com
__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 06.06.08, 13:15
safran çiçeği - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: Dünya' dan...
İletiler: 3.250
Ettiği Teşekkür: 2.707
1.906 tane iletisine 4.468 kere teşekkür edilmiş
safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Kayıp Bağlantı


Yukarıdaki bilgisayar animasyonundan esinlenilerek oluşturulmuş görüntüde iki gökadanın ve karadeliklerinin birleşmeleri tasvir edilmiştir. iki Karadelik bir birleri etrafında yüzlerce milyon yıl döndükten sonra tekbir süper kütleli karadelik oluşturmak için birleşeceklerdir. Ve bu birleşme sırasında evrene inanılmaz şiddette kütleçekimsel dalgalar yayılacaktır.

Birleşmekte Olan Karadelikler Yeni Detayları İle Gözlemlendi

Bilimadamları, 300 milyon ışık yılı uzaklarda çarpışmakta olan iki gökadanın çekirdeğinde ki süper-kütleli karadelik çiftinin hassas biçimde yerlerini saptadılar.

Hawaii deki Keck II teleskobu ile alınan kızılötesi görüntülerde NGC 6240 olarak adlandırılan birleşmekte olan gökadaların merkezindeki her ikiz karadeliğinde yörüngesinde devinen yıldızlardan oluşan bir disk ve yıldızlarası toz bulutları ile dolu yıldızoluşum bulutları belirlendi.

Kozmik Tren Kazası

Bilimadamları NGC 6420 'i ışığın bir çok farklı dalga boyunda parça parça gözlemlediler. Hubble uzay teleskobundan görünür ışık dalgaboyunda alınan görüntüler birleşmekte olan gökadaların dış kısımlarını ve yetim yıldızlar, gaz ve tozun meydana getirdiği gelgitleri açığa çıkardı.

NASA'nın Chandra X-ışını gözlem uydusundan elde edilen veriler sayesinde ise birleşen gökadaların kalbindeki süper kütleli karadeliklerin varlığı ortaya çıkarıldı ve Çok Uzun Yer Dizgesi(VLBA Radyo gözlem merkezi) sayesinde de gökadaların merkezi bölgelerindeki ikiz radyo kaynakları ortaya çıkarıldı. Geriye kalan problem ise elde edilen görüntülerin tutarlı biçimde birleştirilmesi oldu.

Kaliforniya daki Willem de Vries Universitesinden Davis 'in aktardığında göre "Bir sürü değişik teleskoplara sahipsiniz ve her biri gökyüzünün aynı parçasına bakarken çılgınca farklı şeyler görmektedir."

KECK II teleskopları nisbeten, Dünya atmosferindeki turbulansları sonucu olarak görüntünün bozulmasını engellemek amacı ile aynayı gerçek zamanlı deforme etmek için yapay olarak lazer sayesinde yapılmış olan klavuz yıldız kullanılması prensibi olarak adlandırılan adaptif optik teknolojisi kullanmaktadır.

Keck II teleskoplarının uzamsal olarak yüksel çözünürlüklü görüntüleri Gökbilimcilere NGC 6240 'ı diğer teleskoplar ile optik, x-ışını ve radyo dalgalarınde yakalanmış görüntülerden çok daha fazla ayrıntılı olarak izlemelerini sağlamaktadır.

Bir Rosetta Taşı gibi, Keck II görüntüleri gökbilimcilere NGC 6420 'nin bir çok ayrıntısının ilk defa çapını ölçme imkanı sağlamaktadır.

Kalifornia Üniversitesi Santa Cruz dan Claire Max 'in aktardığına göre; "Şu an karadeliğin tam olarak etrafındaki tüm sıcak tozu kızıl ötesinde yıldızları ise görünür ışık, kızıl ötesi , X-ışınları ve radyo dalga boylarında gözlemleyebiliyoruz"



Eş Evrim

Gökbilimcilere göre gökada birleşmeleri , gökadaların evrimi en önemli yollardan birisidir. Lav lambasındaki ısıtılmış mum gibi iki ufak gökada bir araya gelerek daha büyük tek bir gökada oluşturmaktadır yada gaz topakları ve yıldızlar dağınık gökada çarpışmaları sırasında uzaya savrularak dağılmakta ve kozmik süreler sonunda sonuç cüce bir gökadanın evrimi ile sonlanmaktadır.

Bizim kendi gökadamız Samanyoluda komşusu Androme ile bir kaç milyar yıl içerisinde birleşirek gökbilimcilerin şaka yollu "Milkomea" yada "Andromeda Yolu" olarak adlandırdıkları devasa eliptik bir gökada oluşturması bekleniyor.
Ve bu gerçekleşir ise NGC 6420 dekine benzer bir karadelik birleşmesi gerçekleşecektir.

Max 'in space.com 'a aktardığına göre " Bizim NGC 6420 deki birleşen karadeliklere göre daha cılız bir karadeliğimiz var. ama Var olduğunu biliyoruz ve Andromedanında sahip olduğunu biliyoruz" .

Gökadalar birleştiğinde merkezlerindeki izbandut karadelikleride birleşerek büyürler. Güncel çalışmalar göstermiştir ki Süper-kütleli karadelikler bulundukları gökada hakkında birçok özelliğin belirlenmesinde anahtar rol oynamaktadır. Bilim adamları tarafından bazen "Eş Evrim" olarak da adlandırılan bu fikir son yıllarda bilim dünyasında su yüzüne çıkmış olan en şaşırtıcı tasavvurdur.

Max 'in aktardığına göre; " Karadeliklerin kütleçekimsel etkileri tam olarak etraflarındaki ufak bölgeler ile sınırlandırılmıştır. Buna göre gökadanın tümünü nasıl etkileyebilmektedirler ? , Fakat eğer karadelik ile bulunduğu gökada aynı birleşme sekansı sırasında evrim geçirmişler ise o zaman budurum ortaya çıkmış olan korelasyonu açıklayabilmektedir. "

Bilim adamlarının tahminlerine göre 10 ila 100 milyon yıl içerisinde NGC 6420 deki karadelikler birbirlerine sarmallar yaparak yaklaşacaklar ve birleşeceklerdir.

Kaynak : Space.com
__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 06.06.08, 13:17
safran çiçeği - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: Dünya' dan...
İletiler: 3.250
Ettiği Teşekkür: 2.707
1.906 tane iletisine 4.468 kere teşekkür edilmiş
safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Kayıp Bağlantı


Eğer bir karadelik hızlı biçimde deviniyorsa karadeliğin olay ufku daha yavaş dönen karadeliklere göre çok daha dar olacaktır. Genel relativitedeki bu etki sayesinde gökbilimciler karadeliğin devinim hızını ölçebilmektedirler.


Son Sürat Devinen Bir Karadelik

Fizik kurallarını altüst ederek saniyede 950 defa dönen Bir karadelik keşfedildi.

Peki gökbilimciler bunu nasıl tespit edebildiler?
X-ışınları saçan sıcak bir gaz kütlesi gökadaya doğru ilerlerken, oraya gerçekten vardığında gözden kaybolur. En içdeki Stabil Yörünge olarak adlandırılan bölgeyi geçtiğinde ise normal Newton yörünge kanunları ortadan kalkarak gaz karadeliğe milisaniye sürelerinde dalarak kaybolur.

Genel görelilik teorisine göre bir karadelik nekadar hızlı döner ise karadeliğe düşmekte olan madde son durağına gelmeden evvel karadeliğin daha çok yakınlarına sokulabilmektedir.

Bu bağlamda, Harvard-Smithsonian enstitüsünden araştırma takımına liderlik etmekte olan Jeffrey McClintock ve Ramesh Narayan spiraller çizerek karadeliğe yağmakta olan madde karadeliğin 30 kilometre kadar içerisine sokulduğunu hesaplayabilmişlerdir. Ve bu da Karadeliğin 14 güneş kütleli ağırlığı da hesap edildiğinde bu karadeliğin kendi etrafında saniyede 950 tur yaparak neredeyse genel görelilik kanunundaki karadelik kütlesi için verilen teorik üst devinim limitini %100 aşmış olduğu anlamına gelmektedir.

Kaynak : sky&telescope
__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 06.06.08, 13:17
safran çiçeği - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: Dünya' dan...
İletiler: 3.250
Ettiği Teşekkür: 2.707
1.906 tane iletisine 4.468 kere teşekkür edilmiş
safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Kayıp Bağlantı

Yeni Bir Kozmik Patlama Sınıfı

Gökbilimciler M85 gökadasında yeni bir sınıf yıldız patlaması keşfettiler.


Başakçı Gökadalar kümesinin en kuzeydeki üyesi olan ve Berenisin saçı Takımyıldızındaki M85 gökadası yeni keşfedilmiş bir tipde yıldız patlamasına evsahipliği yapdı.

Gökbilimciler bu günlerde yeni keşfedilen bir yıldız patlaması sınıfını ilan etmektedirler. Bulgular, M85 olarak adlandırılan Başakçı kümesindeki bir gökadada gözlemlenen bir parlamaya dayanmaktadır.

M85OT2006-1 olarak adlandırılan kozmik patlamanın keşfini ilan eden araştırma ekibinin üyesi Shrinivas R. Kulkarni 'ye göre meydana gelmiş olan bu olay günümüzden 49 milyon yıl önce gerçekleşmiş olan iki normal yıldızın birleşmesinden kaynaklanmaktadır.

Kalifornia Teknoloji Enstitüsünden Astronomi ve Gezegen bilimci profesör Kulkarni 'inin aktardığına göre ; " Bu esrarengiz keşif aslında transit yıldız birleşmelerinin bir çeşidi olan bu tip olaylar ile ilgili buzdağının görünen yanlızca bir kısmıdır." Caltech ve Berkley üniversitelerinden gökbilimcilerin bir araya geldiği keşif ekibi son bulgularını gelecek ayın Nature Dergisinde yayınlayacaklardır.

Bu şaşkınlık uyandıran keşif Berkeley'den Alex Filippenko ve Weidong Li tarafından yürütülen Katzman otomatik görüntüleme teleskobu ile Lick Gözlemevindeki süpernova araştırma programı sırasında gerçekleşdi.
Günlük süpernova takip programından sorumlu olan Dr. Li 'ye göre "Bu programın ana bilimsel amacı halen başarı ile sürdürdüğü süpernova keşifleri gerçekleştirmek iken M85OT2006-1 gibi yeni tipdeki konuk nesnelerinde keşfedilmesi oldukça tatmin edici bir gelişmedir."

Kulkarni ve Caltech 'deki asistanları yeni bir çeşit kozmik patlamanın olduğunu iddia etmektedirler. Mevcut programa ek olarak başlattıkları Palomardaki 60inçlik teleskop, Meşhur 200 inçlik Hale teleskobu ve Hawaii deki Keck teleskopları ile gözlemler ile ileride Hawaii ve Şili Deki diğer teleskopların da dahil edileceği bir program ile gözlemlerini genişletmek istiyorlar.

Yeni keşfedilen yıldız Patlaması şaşırtıcıdır, zira yıldızın tamamen havaya uçtuğu bir süpernova için çok fazla sönük, bir beyaz cücenin yüzeyinde gerçekleşen bir termonükleer patlama olan bir novaya göre ise çok fazla parlakdır. Kulkarni ile araştırmaları yürüten doktora sonrası asistan olan Arne Rau ya göre "en basitinden şok olmuş durumdadırlar zira kısa süre önce spekülasyondan ibaret iken şuan gerçek bir keşif gerçekleştirmiş durumdadırlar. ve bu onlar için gerçekden heyecan verici bir andır."

Gökbilimciler için iki ana yıldız patlaması sınıfını (nova ve süpernova) ayırt edebilmeleri neredeyse bir yüzyıl almıştır. 40 yıl evvel ilk gama-ışını patlamasının keşfi ile bu tip patlamalarda gökbilim lügatine eklenmiş oldu.
M85OT2006-1 Caltech gökbilimcilerinin Parlak Kırmızı Novae olarak adlandırdığı yeni tipde bir Kozmik Yıldız Patlaması sınıfının oluşturulması fikrini güçlendirmiştir. Bu tip olaylar oldukça farklı(kırmızı) bir renge sahip ve novae, süpernovae ve gama-ışını patlamalarına nazaran çok daha yavaş gerçekleşmektedir.

M85OT2006-1 nin infilak ettiği gökada genel olarak yaşlı yıldızlardan oluşmaktadır ve bu olay büyük ihtimalle güneşimize yakın kütlelere sahip yıldız populasyonlarında ortaya çıkmış olmalıdır. Bir onyıl dan daha evvel Andromeda gökadasında buna benzer ama çok olumsuz şartlarda gözlemlenebilmiş bir olay gerçekleşmişti.

Kulkarni 'nin ifade ettiğine göre Parlak Kırmızı Novae olarak adlandırılan bu olay iki yıldızın birleşmesi sonucu "Ortak Zarfın Evrimi" olarak tanımlanan bir tepkimeye girmeleri sonucu gerçekleşmiştir. Kulkarninin eklediğine göre " Ortak Zarfın Evrimi" olayı güçlü teorik altyapısı olan bir çıkarımsama iken artık adeta suç üstü yakalanmış bir vakaadır"

İligi araştırmaya ek olarak Rau NASA'nın Spitzer Teleskobu ile M85OT2006-1 nın görüntülerini aldılar. Nesne infilakından 1 yıl sonra Hubble uzay teleskobu için bile görsel bölgede çok zayıf parlaklıkda sönükleşmesine karşın orta-kızılötesi dalga boylarında tespit edilebilir haldeydi. Zira Spitzer Teleskobu evrendeki görece soğuk maddenin gözlemlenmesi için oldukça ideal bir gereçtir.
Rau 'nun aktardığına göre ; "Spitzer bu kozmik garip kürenin keşfinin doğrulanması için hayati öneme haiz idi. Parlak olsada "soğuk" bir patlamanın gözlenmesi oldukça zor bir olaydır.

Yeni keşfedilen bu kozmik yıldız patlaması sınıfndan sonra gökbilimcilerin benzer olayların incelenmesi konusunda daha dikkatli araştırmalar yapacakları su götürmezdir. Gelecekdeki görüntüleme araştırmaları bu keşif sayesinde güçlendirilecektir. Kulkarni ; "Kendi bölgenizde yeni bir Pamuk endüstrisini yarattığınızı bilmek çok hoş bir duygudur" diye ekliyor..

Kaynak : Astronomy Magazine
__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 06.06.08, 13:18
safran çiçeği - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: Dünya' dan...
İletiler: 3.250
Ettiği Teşekkür: 2.707
1.906 tane iletisine 4.468 kere teşekkür edilmiş
safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!