BALIKÇi SETİ
Mekan olgusu , mimarlık disiplini içerisinde oldukça sabit , değişmez ve matematiksel bir zemine oturtulmuş geometri olarak değerlendirilir . Ancak , bir mekan , kullanıcılarıyla var olabilir ve nitelik kazanabilir . Bu nedenle , mekan , dinamik , yeniden üretilebilen ve yaşayabilen bir olgu haline gelmelidir .
Tasarlanan çevrenin dönüşüm içerisinde olmasıgerekliliği , var olan bir mekanı sürekli yaşanılabilir kılmasından ve canlı kalmasından kaynaklanır . Zamanla mekanın başkalaşması , sonsuz bir dönüşüm içine girmesi , mekanı ölümsüz kılacak ve her zaman yaşatacaktır .
Var olan bir tasarım , bitmiş bir nesne / mekan değil , aksine üzerine gelecek bir eklentiyle kendini yineleyen ve başka fonksiyonlara da izin veren bir olgudur . Doğru bir eklenti , o tasarımın sonsuzluğa doğru yol almasını sağlayıp , var olan tasarım üzerinde iz bırakacaktır .
‘Bütün tasarımlar ihtiyaç neticesinde doğmaktadır ve eklentilerle gelişmektedir’
Sri Lanka ’ da bulunan balıkçıların , alışılmışın dışında bir balık avlama yöntemleri vardır . Gelgitler neticesinde denizin çekilmesiyle , üzerinde bir kişinin oturabileceği kadar çıkıntısı olan dar bir kalasın kuma dikilmesi sonucunda hazırlanan bir balıkçı setidir bu . Denizin tekrar yükselmesi ile beraber , balıkçılar bu setlerin üzerinde oturarak mercan kayalıklarına gelen balıkları avlamaktadırlar .
Bu , kullanıcının yarattığı bir dönüşümdür . Kendi mekanını , tek bir eklentiyle kendisi yaratarak mekanda iz bırakır ve o mekanı sonsuzluğa ulaştırır .
Deniz , bütün tasarımların olduğu gibi değişemez bir olgu değildir ; kullanıcı ihtiyacı belirleyip onun bir parçası olan kuma bir eklenti yaparak , onu , değişim ve dönüşüm içerisine sokmuştur.
Denizin üzerinde sabit kalabilmek için bir mekana , bir olguya ihtiyaç duyulur ve Sri Lanka ‘ da ki balı[/font]kçılar , alışılmış , klasik bir balıkçı teknesinden ziyade tek kişilik bir balıkçı setinin üzerinde oturarak ihtiyaçlarını farklı bir şekilde gidermektedirler .
Dönüşüm içerisindeki mekan ve yaplan performans birbirlerini bir döngü şeklinde izlemelidir . Yani , mekanın, gerçekleşecek işlevi belirlemesi kadar , gerçekleşecek işlevin de mekanı belirlemesi oldukça önemlidir . Bu noktada , Sri Lanka ’ da ki balıkçılar , bir balıkçı setini kullanarak hem kendi mekanlarını hem de işlevlerini yaşatıyorlar .
Yaşayan bir çevre ,yaşayan bir tasarım , oluşum , değişim ve uyum içinde sürdürülebilir mekan , özellikle de kültürel bir değer taşıdığında mekan bilincinin kavranmasında söz konusu dönüşüm kaçınılmaz olmaktadır . Çünkü bir mekanınyada tasarımınfiziksel olarak varlığı[/font]nı sürdürmesi buna bağlı olup , çoğu zaman varolma nedeni olan yerin ruhuna uygun işlevlerini karşılayamadığında ve kullanıma olanak vermediğinde yaşamı sona ermektedir.
Bu bağlamda Sri Lanka’ da ki balıkçılar , yaşadıkları ortama uyum sağlayıp , ihtiyaca da bağlı kalıp mekanını ona göre kullanmaktadırlar . Çevresel etkenler , balıkçıları o mekanı yaratmaya itmiştir .
Balıkçılar dar ve uzun bir kalasa ister oturarak isterlerse de ayakta durarak dayanmaktadır . Bu nedenle tasarım birçok işlevi içinde barındırmaktadır Dar ve uzun olan bu kalas küçük çıkmalarla fonksiyonlarını mükemmel bir boyuta getirmiştir . Ayrıca çok küçük bir çıkmayla da tuttukları balıkları muhafaza edebilmektedirler.
Balıkçılar mekanı terk ettiklerinde de kuma saplanan kalas yerini koruduğu için mekanda kendilerine ait bir iz bırakırlar . Bu da mekan olgusunun yaşanabilirliğni göstermektedir .
Yaşadıkları bölge , doğal afetlerin oldukça fazla yaşandığı bir bölge olması ve büyük bir kesimin geçimlerini balıkçılıktan sağladığı Sri Lanka ‘ da , balıkçılar mekanı kullanılabilir hale getirmişlerdir .
Başak Uygun
Başkent Üniversitesi, GSTMF, İç Mimarlık









Normal
