|
#1
|
|
23.06.08, 19:03
Tüp bebekte yeni yöntem | Kırışıklıklara yeni yöntem | Sinüzit tedavisinde yeni bir yöntem | Beyin Gücünü Arttıracak 11 Yeni Yöntem.. | Organ naklinde embriyona gerek bırakmayan yeni yöntem | Çevremizdeki bütün cisimler ışığı yansıtır. Ayna yüzeyinin öteki yüzeylerden farkı, son derece pürüzsüz olması nedeniyle, ışık ışınlarını yansıtırken karıştırıp dağıtmamasıdır. Bir cisimden yayılan ışık ışınlan,bir aynadan yansıdıktan sonra yayılmayı sürdürürler, ama bu kez yeni bir noktadan yayılmaya başlarlar. Bir cismin yerini,ışığın yayıldığı yer olarak algılarız. Bu nedenle, aynadan yansıyan ışınlan gözleyen bir gözlemci, ışınlann aynanın önünde ya da arkasında yer alan zahiri bir kaynaktan geldiği kanısına kapılır. Görüntü oluşumunun incelenmesi, OPTİK biliminin bir bölümüdür. Evlerde kullanılan aynalar, genellikle düzdür ve bir cam levhanın arkasına ince bir gümüş tabakası kaplanarak (sır) yapılmıştır. Düz aynalar cismin solunu sağ, sağını sol gösterme dışında (yanal ters çevrilme) cismin görüntüsünün aynını verirler. Otomobillerin dikiz aynaları gibi bazı aynalar ise, dışbükeydir ve küçülmüş yanat-ters görüntü verirler. Tıraş aynaları İçbükeydir ve cisimlerin yanal-ters ve büyültülmüş görüntülerini oluştururlar. Lunaparklardaki kahkaha aynalarının bazı yerleri içbükey, bazı yerleri de dışbükeydir. Böylece görüntünün bazı yerleri uzamış, bazı yerleri de daralmış olarak görünür. Görüntüler, katlı yansıma ile de elde edilebilirler: Çifte yansıma ters çevrilmeyi ortadan kaldırır. İki ayna kullanarak doğru,yani ters çevrilmemiş görüntü veren bir ayna yapılabilir. Tek yönlü diye adlandırılan aynalar, olağandan daha ince bir gümüş tabakasıyla kaplanmış camdan oluşur. Aynaya (önünden ya da arkasından gelen) ışığın çoğu, bu gümüş tabakası tarafından yansıtılır, bir bölümüyse,aynanın öteki tarafına geçirilir.Gözlemci tarafındaki oda karartılmış, karşısı ise aydınlıktır. işıklı taraftan aynaya gelen ışığın büyük bölümü geri yansıyacağından, karartılmış odadan gelen zayıf ışıktan daha baskın çıkar. Böylece gözlemci, kendisi görünmeden gözlem yapabilir. Aydınlatılmış odadan gelen ışığın geçen bölümü.gözlemciye iyi bir görüntü vermeye yetecek kadardır. Ayna üretimi: Kolayca dökülüp cilalanarak, pürüzsüz hale getirilebilmeleri ve dayanıklı olmaları nedeniyle metaller, ayna yapımında öteden beri kullanılırdı. Milattan yüzyıllarca önce Mısırlılar, Etrüskler, Yunanlılar, ve Romalılar süslü, bronz el aynaları yapmışlardır. Lüks aynalar gümüşten yapılırdı. Romalı yazar Plinius, kalay ve gümüşle kaplanmış cam aynaların varlığından söz etmektedir. Ancak bu yöntem, Ortaçağ'a dek pek yaygınlasmadı. İlk kez XVI. yüzyılda Venedikli yapımcılarca büyük ölçüde kullanıldı. Yöntem aşağı yukarı şöyledir: İnce bir kalay yaprak düz olarak yayılır. Üstü cıva (oda sıcaklıklığında sıvı halde bulunur) ile kaplanır ve bir kağıtla cıvanın fazlası sıkıştırılarak alınır. Daha sonra, kağıdın üstüne bir cam levha konur ve aradaki kağıt yavaşça çekilip alınır. Cıva kalayla bir amalgam, yani bir kimyasal birleşim oluşturarak, camın alt yüzeyini kaplar. Geriye yalnız, cama koruyucu bir sırt geçirilmesi kalır. Bu yöntem, XIX. yüzyılda Justus von Liebig'in (1803-1873) camın üzerine bir çözeltiyle gümüş kaplama yöntemini bulmasıyla bırakılmıştır. Yeni yöntem günümüzde bile, günlük amaçlar için yapılan aynalarda kullanılmaktadır. Yumuşak gümüş tabakası, çizilmemesi için bakır sülfat gibi maddelerle kaplanır ve boyanır. Tek yönlü aynalara bu yöntem uygulanmaz, bunun yerine ışık geçiren bir cila sürülür. Normal aynaların camları, hem çok düz bir yüzey sağlar, hem de yansıtıcı gümüş tabakasını korur. Buna karşılık cam,ışığın bir bölümünü soğurur ve katlı görüntü oluşmasına neden olan katlı yansıma olayı ortaya çıkar. Katlı görüntüler, günlük kullanımda herhangi bir sorun yaratmayacak kadar zayıftır; oysa bilimsel çalışmalar için yapılan aynaların ön yüzleri, katlı görüntüyü ortadan kaldırmak için, gümüşlenir. Örneğin, modern bir TELESKOP'ta kullanılan içbükey aynalar çok düzgün biçimlendirilmiş cam ya da seramik bir yüzey üstüne kaplanan ince bir alüminyum ya da krom-alüminyum tabakadan oluşur. Kaplama, vakumla biriktirme yöntemi ile yapılır. Kaplanmak istenen maddenin küçük bir parçası, vakum odasında ısıtıcı sargının üzerine konur. Buharlaşan metal, gene oda içinde bulunan aynanın yüzünde biriktirilerek kaplama sağlanır. Ortaya çıkan tabakanın kalınlığı bir santimin birkaç milyonda biri kadardır. Gerektiğinde bu tabaka, kimyasal yoldan kolaylıkla ortadan kaldırılabilir. İyi taşlanmış bir ayna, yüzeyi bozulmadan tekrar tekrar kaplanabilir. Teleskopları ve benzeri optik aygıtları, aynaların yansıtma güçleri azaldıkça, yani her iki yılda bir, yeniden kaplatmak gerekir. Her büyük teleskopun yakınına bu nedenle bir de kaplama tesisi kurulmuştur. Kaynak:4 1.cilt / s.153-155 Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Araçlar ve Gereçler » Optik Araçlar Konu remşit tarafından (27.06.08 saat 21:42 ) değiştirilmiştir.. |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| misirlilar, kalay, etruskler, civa, cifte yansima, amalgam, yunanlilar |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|