|
#1
|
|
14.11.08, 22:54
İlk gözlüğü kimin yaptığı kesin olarak bilinmemektedir. Gözlüğün kullanımına ilişkin ilk belge, XIII. yüzyıldan kalmadır. Gözlüğü buldukları ileri sürülen kişiler arasında, İngiliz Roger BACON'dan da söz' edilir. Gözlüklü birini gösteren ilk portre de, 1352 yılında, ressam Tommaso da Modena tarafından yapılmıştır. Gözlük yapımı XV. yüzyılda Avrupa'da iyice yaygınlaştı. Matbaa ortaya çıkınca, gözlük istemi de arttı. Önceleri yalnızca, hipermetroptuk (yakını görememe) ve presbitlik (gözün uyum yetisini yitirmesi sonucu oluşan hipermetropluk) için kullanılan dışbükey MERCEKLER yapılıyordu. Miyopluğu (uzağı görememe) düzeltmede kullanılan içbükey mercekli gözlükler, ancak XVI. yüzyılın başında ortaya çıktı. Bu gözlükleri ilk takanlardan biri Papa Leo Xidi. Çerçeve: îlk gözlüklerin çerçeveleri bakır, kurşun ya da tahtadan yapılır ve yuvarlak biçimli olurdu. Daha sonraları aynı amaçla kösele, kemik ve boynuz da kullanıldı. XVII. yüzyılın başında çelikten, hafif çerçeveler yapıldı. XVIII. yüzyıldaysa aynı amaçla, bağadan (kaplumbağa kabuğu) da yararlanıldı ve çerçeveler günümüzdeki alışılmış biçimini aldı. Günümüzde çerçeveler genellikle, metal ya da plastikten yapılmaktadır. En çok kullanılan plastik türleri selüloz asetat, selüloz nitrat ve «termoplas-tik» diye adlandırılan, ısıtılınca yumuşayıp soğutulunca yeniden sertleşen akrilik reçinelerdir. Selüloz asetat, selüloz nitrat gibi kolayca solmaz, alev almaz, kolayca biçimlendirilebilir ve dayanıklıdır. Selüloz nitrat ise, solmasına ve kolay alev almasına karşılık, daha serttir ve biçimini korur. Perspeks (pleksiglas) gibi akrilik reçineler, beden asitlerinden etkilenmezler ve boyandıkları zaman, selülozlardan daha parlak olurlar; ama işlenmeleri zordur. Metal çerçevelerin en yaygın türlerinden biri, altın kaplamadır. Bunlarda, içteki pirinç gibi bir metalin üstüne, altın bir tabaka kaplanmıştır. Paslanmaz çelik, alüminyum, gümüş-nikel ve üstü rodyum kaplanmış metaller de kullanılır. Selüloz asetat, farklı renkteki ince tabakaların: üst üste dizilip, bir çözücü ve plastikleştirici eklenerek hidrolik presten geçirilmesiyle hazırlanır. Sıkıştırılmış kütle yana çevrilip, 3-6 milimetre kalınlığında dilimler halinde kesilir. Kesim .düzlemi, tabaka düzlemine diktir ve asetatın üstünde dalgalı renklerin belirmesine yolaçar. Ekstrüzyonla dökülmüş selüloz asetat, dilimlenmiş asetattan çok daha sert ve dayanıklıdır. Üstelik daha iyi parlatüabilir. Selüloz asetat tozları, uygun bir plastikleştiriciyle bir silindir içinde karıştırılıp ısıtıldıktan sonra, yüksek basınç altında, istenilen kalınlığa ayarlanmış bir yarıktan geçirilir. Aynı yarıktan çeşitli renklerde maddeler geçirilerek, istenilen desenler elde edilir. Çerçeve yapımı: Günümüzde çerçeveler seri olarak üretilir ve her çerçeve, yaklaşık olarak 100 ayrı işlemden geçer. Plastik çerçevelerin ön kesimleri, frezelerle hazırlanır. Gözlük malzemesi aparatlara bağlanır ve freze kalemleriyle, camların takılacağı delikler açılır. Deliğin çevresine de, içine camın geçirileceği ince oyuklar kazılır. Aradaki köprü bölümü, çerçeve ısıtılıp yumuşatıldıktan sonra biçim verme yoluyla yapılır. Saplar ise, enjeksiyon ya da pres dökümle üretilir. Pekiştirme telleri sap içine, ya yapım sırasında yerleştirilir ya da sonradan ısıtılarak içlerinden geçirilir. Parçalar, monte edilmeden önce, içinde süngertaşları bulunan bir tamburda parlatılır. Montaj işlemi özel bir düzenekte yapılır; menteşeler ya doğrudan pimlenir ya da ısı verilerek basınçla gömülür. Metal çerçeveler kesilip, yontulup, kıvrılarak hazırlanır. Bu işlemler sırasında metal çok sertleşir; yeniden biçim verilebilecek duruma gelmesi için tavlanması gerekir, Bu amaçla çerçeveler, koruyucu bir çözeltiyle kaplanarak, fırında yüksek sıcaklıklara kadar ısıtılır ve suda soğutulup temizlenir. Parçalar punta kaynağıyla, birleştirilir; en sonunda da, burun yerindeki ve yanlardaki plastik parçalar takılır. Kaynak:4 3.cilt / s.962-966 Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Araçlar ve Gereçler » Optik Araçlar |
| remşit kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
Rosella (16.11.08) | ||
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| Gözlük camları: Gözlük camı olarak genellikle Croıon camı adı verilen bir CAM türü kullanılır. Bu camın Kırılma indisi (optik ortamın ışığı kırma özelliği) 1,523'tür. Son yıllarda, kırılma indisi 1,7 olan ve aynı güçteki Crown camından hem daha ince, hem de daha hafif bir cam türü geliştirilmiştir. Büyük mercekli gözlüklerde, camdan çok daha hafif olan akrilik plastikler kullanılır. Gözlük camı olarak kullanılacak cam ve plastiklerin, her türlü çizik, hava kabarcığı, bulanıklık ya da iç gerilmeden arındırılmış olması gerekir (Bk. OPTİK ÖĞE ÜRETİMİ). Gözlüklerde kullanılan merceklerin gücü de bütün merceklerde olduğu gibi dioptri ile ölçülür. Dioptri, metre cinsinden ölçülen odak uzaklığının evrik değeridir. Mercekler menisk (bir yüzü dışbükey, öteki yüzü içbükey), küresel ve silindirsi olarak yapılır. Si-lindirsi merceklerin birbirine dik iki düzleminin eğrilik yarıçapları farklıdır; göz yüzeyinin eğriliğinin eşit olmamasından kaynaklanan astigmatlığı düzeltmede kullanılırlar. Miyopluk ve hipermetropluk için yalın küresel mercekler kullanılır. Renkli mercekler, camın hamurunu boyama ya da hazır mercekleri metal oksitlerle vakumda kaplama yoluyla hazırlanır. Camın bileşimine gümüş halürler katılarak, ışık şiddetine göre rengi koyulaşıp açılan fotokromatik camlar yapılır. Endüstride kullanılan güvenlik göz-lükleriyse tabakalı camlardan, güçlendirilmiş camlardan ya da plastiklerden hazırlanır. Birden çok görme kusurunun düzeltilmesi gereken durumlarda çok odaklı mercekler kullanılır. Sözgelimi bifokal (çift. odaklı) merceklerde, üst bölüm uzağı görmek, alt bölüm ise yakını görmek ve okumak içindir. Bifokal mercekler iki j türdür: Tek parçalı bifokal; birleşik bifokal. Yüzyılımızın başında bulunan tek parçalı bifokal mercekler, merceğin bir yüzü, farklı biçim verilmiş iki yüzeyden oluşacak biçimde yapılır. Birleşik bifokallerdeyse, asıl merceğin dışbükey dış yüzüne, küçük bir küresel yuva açılır ve buraya, okuma işlevini sağlayacak küçük bir mercek yerleştirilir. Bundan sonra sistem, iki mercek iyice kaynaşıncaya kadar fırında ısıtılır. Okuma işlemi için gerekli yüksek gücü sağlama amacıyla, bu küçük mercek, kırma indisi asıl merceğin indisinden daha büyük olan camdan yapılır. Muayene: Gözlük hazırlanmadan önce, hastaya ne türden mercek gerektiğinin ve merceğin gücünün ne olacağının, bir uzman tarafından belirlenmesi gerekir. Bu da, dış ya da iç (ya da ikisi birlikte) muayenelerle yapılır. Gözün gücü optometre adı verilen bir aygıtla ölçülür. Bu aygıt, aydınlanmış şeklin görüntüsünü, gözün arka yüzeyindeki ağtabakaya paralel ışınlarla düşürür. Doktor, ışın demetini, net bir biçim elde edecek gibi ayarlar. Bu durumda göz merceğinin gücü, ışığı düşüren aygıtın üstündeki ölçekten doğrudan doğruya okunur. Aygıt, iki asal düzlemdeki bozukluğu da ölçme amacıyla, ekseni çevresinde doksan derece döndürül'ebilir. «Oftalmetron» adı verilen yeni geliştirilmiş elektronik bir aygıt da, ağtabaka-yı tümüyle tarar ve her düzlemin gücünü ayrı ayrı kaydeder. Gözün kırma gücü, retinoskop adlı bir aygıtla incelenir. Retinoskop, bir ışık kaynağı ile ışık demetinin yakınsaklığını ya da ıraksaklığını ayarlayan ve kaynak ile ortası delik bir aynanın arasında bulunan bir mercekten oluşur. Hasta gözünü, uzaktaki, bir cisme diker; doktor da, aynayla ışık demetini hastanın gözüne yöneltir. Işık ağtabakadan yansır ve hastanın gözbebeğinin üstünde, kırmızı bir görüntü oluşturur. Doktor, bu görüntüyü aynanın ortasındaki delikten izler ve retinoskop hareket ettikçe, görüntünün ne yöne kaydığını inceler. Miyoplarda yansıyan görüntü, retinoskopun ışığıyla aynı yönde, hipermetroplarda ise ters yönde hareket eder. Kesişen bir hareket de, astigmatlık bulunduğunu gösterir. Doktorların, gözün içini inceleme amacıyla kullandıkları OFTALMOSKOP da benzer ilkelere göre çalışır. Görme kusurunun niteliği belirlendikten sonra, retinoskoptan izlenen yansıyan ışık yok oluncaya kadar, hastanın gözünün önüne mercekler yerleştirilir. Böylece doktor, hastaya gerekli gözlük camının derecesini saptar. Deneme mercekleri, ya çerçevenin içine tek tek yerleştirilir ya da «refraktör başlığı» diye adlandırılan bir düzenekle otomatik olarak seçilir. Refraktör başlığı, hastanın gözlerinin önüne getirilen ayrı bir aygıttır. Muayenede hasta, altı metre uzaktaki bir tabloya bakar. Gözlerinden biri kapalıdır. Ötekinin önüne, en net ve keskin görüntü sağlanıncaya kadar çeşitli mercekler yerleştirilir. Astigmatlık söz konusuysa, silindirsi mercekler eklenir. Gözlükler, çeşitli mercekler, çerçeveler, parçalar ve öteki optik araç, gereçleri bulunduran gözlükçü-lerde hazırlanır. Her mercek, çerçeveye takılmadan önce, «fokimetre» adı verilen optik işaretleme aygı-tıyla işaretlenir ve yarı ya da tam otomatik kesme makinasıyla, istenilen büyüklük ve biçimde kesilir. Bu işlem için mercek, bir milin ucundaki yastıkların arasına yerleştirilir ve yavaş yavaş döndürülerek, elmas taşlar yardımıyla kesilir. Bu taşlar aynı zamanda, hazır merceğin V biçimindeki kenar ağzına da bi çim verirler. » Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Araçlar ve Gereçler » Optik Araçlar » |
| Sponsorlar |
| |