iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 11:54 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Eğitim & Kişisel Gelişim » Eğitim » Hangi Yaşta Hangi Eğitim

Eğitim Temel eğitim bilgi ve kaynak paylaşım yerimizdir.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 12.05.08, 01:07
Standart Hangi Yaşta Hangi Eğitim

12.05.08, 01:07



1. Bölüm AİLEDE İLETİŞİMÇocuk psikolojisinin tarihî gelişimine bakış
Çocuk psikolojisinin doğu ve batıdaki tarihî gelişimine kısaca değinmek yararlı olacaktır.
Sokrat'ın talebesi olan Platon "Çocuk eğitiminin farklı olması gerektiğini çünkü yeteneklerinin değişik olduğunu söyler"
Çocuklar hakkında ilk bilimsel yazı ve çalışma 1774 yılında yapılmış ve Pestalozzi bu öncülüğü yapmıştır. Bundan 10 yıl sonra çocuk psikolojisinin daha da geliştiği görülür ve Preyer'in çalışmaları dikkat çekicidir.
Asrımızda ise Paulov ve Thordike'nin çocuk psikolojisine katkıları hayli fazladır.
Eflatun, çocuk terbiyesini "Bedene ve ruha lâzım olan tekamülü sağlamaktır" şeklinde formüle eder. A. Cuvillier terbiyeyi çocuğun sosyalleştirmesi olarak ele alır. Çiçeron terbiyenin amacını çocuğu insanlığa yükseltmek olarak görür.
Çocukları korumak düşüncesi ilk defa Amerika'da çocuk mahkemelerinin kurulması ile ortaya çıkar.
İnsan Hakları Beyannamesine 1948 yılında çocuk haklarını koruyucu bazı maddelerin konulduğunu görürüz.
Çocuk haklarının resmen korunması 1959 yılında Çocuk Haklan Beyannamesinin kabulü ile başlar.
İslâm dünyasında çocuk haklarının korunması konusu İslâmiyetle birlikte başlamıştır.
Hz. Ömer zamanında çocuklu ailelere devlet yardımı yapılmıştır. Çocuklarla ilgili hükümlerin toplandığı ilk eser Hicrî 632'de Estruşenî tarafından yazılmıştır. Daha sonra Hicrî 751'de İbni Kayyım el-Cevziyye'nin telifini görürüz.
İbni Sina (980-1037): Çocukta ruh ve beden gelişiminin beraber yürütülmesini savunur. Kanun adlı eserinde, "Çocuklar bakılmalı, aşırıya kaçmamak şartıyla hareketleri kontrol edilmeli. Fıtrî kabiliyetleri desteklenmeli, onu tedirgin edecek şeyler ortadan kaldırılmalıdır. Bu tarz yetiştirme ruh ve beden çelişmesine katkıda bulunur. Bu davranışlar çocuğun ilk yıllarındaki kişiliğine siner. Altı yaşına gelince eğitim ve öğretim için öğretmene gönderilmeli, basamak basamak giden bir eğitim yolu izlenmeli ve gereksiz bilgiler yüklemekten kaçmak gerekir" der.
Gazzali: Çocuk kalbinin saf ve temiz olduğunu ileri sürer. Bu nedenle herşeyi anlamaya müsait bir durumu vardır. Eğitimi yabanî ısırgan otlarını ayıklayan bahçıvana benzetir. Eğitimin çocuğu kötülüklerden korunarak yapılmasını ve şiddete başvurulmaktan kaçınılması gerektiğini söyler. Aksi takdirde bu davranışların çocuğu kötülüklere iteceğini ifade eder.
İbrahim Hakkı Hazretlerinin Marifetname'sinde de çocuk terbiyesi ile ilgili geniş bilgiler bulmak mümkündür.
Çocuk haklarının îslâmiyetle birlikte korunmaya başladığını belirtmiştik. Yüce Peygamberimiz çocuk karakterinin değişkenliğine işaretle: "Bulûğa erinceye kadar çocuktan kalem kaldırılmıştır. Yani yaptıklarından mes'ul değildir" buyurur. Çocuklara eşit davranılması hususunda ise şu ikazda bulunur: "Çocukların senin üzerindeki haklarından biri, onlara eşit davranmandır."
Farabî, çocuk terbiyesi hakkında haz ve elemi gözeten bir yol izlenmesini savunur.
Taşköprîzade çocuk kalbini henüz şekil almamış ve cilalanmamış bir demire benzetir.
__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 12.05.08, 01:09
safran çiçeği - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: Dünya' dan...
İletiler: 3.457
Ettiği Teşekkür: 2.884
1.988 tane iletisine 4.603 kere teşekkür edilmiş
safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Hangİ YaŞta Hangİ EĞİtİm?

2. Bölüm ÇOCUK GELİŞİMİ Çocuğun gelişim dönemleri ve özellikleri


ÇOCUK GELİŞİMİ

a-Bedensel
b-Zihinsel
c-Sosyal gelişim
Çocuk psikolojisi doğum öncesinden başlayarak ergenlik dönemine kadar olan bölümü ele alır. Çevre faktörlerinin ço*cuğun bünyesinde etkisini, büyüme ve gelişme dönemlerini ve çocukla toplum arasındaki iletişimi inceler.
Çocuk anne-babanın cinsel hücrelerinin birleşmesinden meydana gelir. Alın yazımızı içinde barındıran 46 kromo*zomla birlikte, anne-babanın genetik mirasını da taşır. Do*kuz ay, on gün sonra bu tek hücre milyarlarca sayıya ulaşa*rak, mükemmel bir insan yavrusu olarak bir çığlıkla birlikte dünyaya gözünü açar.
Yeni doğan bir bebek ortalama olarak günde 7-8 defa bes*lenir. Sonraki dönemlerde bu sayı gittikçe azalır. Çocuğun beslenmesinde anne sütünün yerini hiçbir şeyin alamayacağı inkâr edilemez bir gerçektir.
Yeni doğan çocuğun uyku ihtiyacı da oldukça fazladır. Bir günün 16-18 saatini uyku ile geçirir. Bir yaşındaki çocuğun uyku ile geçirdiği süre 8-10 saat arasında değişir. Uz*manlar gözlem ve teshillere dayanarak yeterli olan uyku mik*tarlarını şöyle belirlemişlerdir:
2-5 yaşlarda 13-15 saat 6-8 yaşlarda 12-15 saat
8-10 yaşlarda 11-15 ve 10 yaşında ergenlik dönemine ka*dar çocukların 10-11 saat uyudukları görülmektedir.
Bu dönemde bebek kendini diğer varlıklardan ayıramaz: İki yaşında karmaşık şeyleri beceremez. Basit zihinsel çalış*maları yapabilir. Yedinci ve sekizinci ayda destek konulma*dan oturur. Emeklemeyi dokuzuncu ayda gerçekleştirir ve bir yerlere tutunarak dolaşabilir. Birinci yaşında tek başına ayağa kalkabilmekte, bir yaşını bitirirken acemi yürüyüşlere başlamaktadır.
İlk iki yaşında boy hızlı bir gelişme gösterdikten sonra ya*vaşlar.
Doğumda 3-5 kg olan ağırlık, ilk yaşta üç katına çıkmıştır. İkinci yılda bu ağırlık 12 kg'a ulaşır.
Altı ve yedinci aylarda ilk diş belirir, dört yaşına doğru süt dişleri tamamlanır.
Üç yaşında çocuk sembolik düşünür. Fazla karışık şeyleri yapamaz. Bu semboller kesin şeyler değildir. 2 yaşındaki ço*cuk yürür ve objeleri tutabilir. Arkadaşları ile diyalog kurmaya başlar ve onlarla beraber olmaktan zevk alır. Sosyalleşme bi*lincinin ilk harcı bu dönemde atılır.
Sembollerle düşünme 3-4 yaşlarında başlar. Yaşıtları ile ilişkiye girebilir. Düşünce biçimi hep "ben" merkezlidir.
Bir-bir buçuk yaş arasında çocuğun konuşmalarını ailesi dışındakiler pek anlayamazlar. Bu yaşta cümleler tek sözcüklüdür. Çok sözcüklerle kendini ifade etme 4 yaşındadır.
Erken konuşmaya başlayan çocuklar genelde normal ya da normalin üstünde zekâlı çocuklardır. Anne-babanın ço*cukla ilgilenmesi, çocuğun oynadığıın da erken konuşma üzerinde etkisinin olduğunu unutmamak ge*rekir. Refah düzeyi yüksek olan ailelerde konuşma yaşı daha erkendir. Aile fertleri arasında sağlıklı iletişim ve diyalog da konuşma yaşında etkili bir unsurdur. oyunlar ve kitaplar
Ev dışındaki kişilerle olan ilişki çocuğa diyalog deneyi*mini kazandırır. Bu nedenle ana okuluna giden çocuklar daha fazla çocuklarla iletişim kurduklarıçin çevre ve toplumla daha rahat uyum sağlarlar. i
İki-üç yaş arası, çocuk açısından zorlu bir dönem niteli*ğindedir. Çocuk dengeli değil, genelde isyankârdır. Söz din*lemediği gibi çevresinden yardım da kabul etmez. Bu olum*suz dönem anne ve babayı fazla endişelendirmemelidir. Kontrol altına almayı denemek fayda yerine zarar verir. Bu hareketlerimizle hareketlerin aşırılık kazanmasına ve daha olumsuz davranışlar sergilemesine sebep oluruz.
Bu devreyi uysal ve dengeli bir kişilik sergileyen dönem izler. Çünkü çocuk 3 yaşına gelmiştir. 2 yaşında başlayan sorgulama ve sorma dönemi 4 yaşında en üst düzeye çıkar. Bu çağdaki tipik soruların başında, "Ben nereden, nasıl gel*dim?" sorusu gelir. Çocuğun yaşına uygun olarak kısa, öz ve doğru cevaplar verilmelidir. Bu soruya, çocuğun anlayıp kavrayabileceği bir sadelik ve yalınlıkta bir karşılık verilme*si en uygun olanıdır. Sözgelişi, "Çocuklar annenin karnı içinden çıkarlar" gibi bir cevap verilebilir. Kesinlikle çocuğu susturmak ve gerçeği yansıtmayan karşılıklar vermek doğru değildir. Bu konuda anne-babaya önemli görevler düşer. Ço*cuklarıyla iyi bir diyalog kurarak sağlıklı bir öğrenme ortamı hazırlayabilirler. Şüphesiz ki anne babanın kültür seviyeleri de bu açıdan önemlidir.
Beş yaşına gelen bir çocuğun şahsî ve sosyal ilişkileri art*mıştır. Olaylar karşısında soğukkanlıdır. Dikkatli ve kararlı bir tutumu vardır.
Altı yaşındaki çocukta belirgin değişimler göze çarpar. Kararsız ve tenbel bir kişilik sergiler. Bu davranışlar bir geçiş dönemini oluşturur. Artık okul çağışlamıştır. Bu dönemin belirgin özelliği grup oyunlarıdır. Daha önceleri tek başına sürdürülen oyunlar grup oyunlarına yerini bırakmıştır. ba
Çocuğun her yönüyle istikrarlı ve huzurlu olduğu devre, on yaş dönemidir. Beden ve ruh sağlığı bakımından gelişim 9 yaşına göre daha iyidir. 9 yaşında görülen gerginlik, on ya*şında uysallık ve uyumluluğa yerini bırakmıştır. Çocuklar olayların üzerinde bu yaşta fazla durmazlar. Anne ve baba ta*rafından kolaylıkla anlaşılır. Öfkenin çok az görüldüğü bir yaştır. Anne-baba ve öğretmen ilişkileri çok iyidir. Baba on*lar için önder ve yol göstericidir.
Annenin bebeğini kucağına alması çocuğa güven ve haz duygulan kazandırır. Anne sütünün bir fonksiyonu da budur. Emzirmek için çocuk kucağa alındığında, anne ile çocuk ara*sında tarifi imkânsız bir iletişim yaşanır. Anne çocuk ilişkile*ri bu dönemde başlar.
Anne-baba olarak çocuğumuza cinsel hayat konusunda bilgi verip vermemekte kararsız kalırız. "Çocuğa cinsî hayat hakkında bilgi verilmeli mi?" şeklindeki bir soruya, uz*manların verdiği cevap hiç duraksamadan "Evet" olur. Ve olumlu cevap verilmesi konusunda ittifak halindedirler. Ço*cuk doğum ve cinsiyetle ilgili konuları anne-babasından öğrenemezse bunlara başka yerlerden cevap arayacaktır. Çoğu zaman da bilgi almaya çalıştığı kaynaklar sağlıksız, bulduğu cevaplar yetersiz ve ikna edici olamaz. Çoğu zamanda konu*yu yanlış yönlendirmeye ve istismar etmeye çalışan yayınla*rın tuzağına düşme tehlikesi ile karşı karşıyadır.
Makul olanı ebeveynin usûlü dairesince, konuyu sır ol*maktan çıkarmak için onlara yaşlarına göre tatmin edici ve ikna edici bilgiler vermesidir. Çocuğun nereden geldiğine cevap olarak çoğu aileler kapıdan bulduklarını, pazardan al*dıklarını, leyleğin getirdiğini veya doktorun verdiğini söyler*ler. Çocuk bu cevaplarla tatmin olmadığı gibi kaçamak ce*vapların verilmesi merakını daha da arttırır. İkna edilmeyen çocukta, bu konuların güzel bir şey olmadığı, ilgilenmesinin yarar sağlamadığı düşüncesi ağırlık kazanır ve suçluluk duy*gusuna kapılır. Bu davranış onun daha sonraki hayatına men*fi tesir yaptığı gibi bir yaşam boyu ruhsal bozukluk olarak da kendi aile ortamında da sürebilir. Aslında bu his de diğer me*raklar gibi yerinde bir duygudur. Esas olan merakı sağlıklı bir biçimde doyurmaktır.
Ayıplamak veya kınamak hiç doğru bir davranış şekli de*ğildir. Kınanan meraklar saplantı halini alır. Gizli olan, ya da yasaklanana karşı ilgi gittikçe artar.
Peki, çocuğa bu bilgileri kim vermelidir? Anne mi? Yoksa baba mı? Bu çocuğa göre değişiklik arz eder. En iyisi çocuk kime soru yöneltiyorsa, gerekli bilgi ve cevapları da ondan alabilmelidir. Çünkü çocuk soru sorduğu kişiyi kendisine da*ha yakın bulmaktadır. Bilgi verirken, güven verici açıklama*lardan kaçınmamak gerekir.
Bu soruların cevabı çocuğun yaşı ve karakter gelişimi ile uygunluk arz etmeli. Her şeyden önce anne ve baba da doğru ve yeterli bilgiye sahip olmalıdır.
Çocuğun gelişim dönemleri ve özellikleri
* Süt çocukluğu
* Özerklik dönemi
* Oyun dönemi
İnsan hayatını dört büyük devreye ayırmak mümkündür. Bunlar sırası ile şöyledir:
Çocukluk dönemi
Gençlik dönemi
Olgunluk dönemi
İhtiyarlık dönemi
Çocukluk ve gençlik dönemleri ise üç devre halinde ince*lenir:
İlk çocukluk dönemi: Bu dönem doğuştan başlar ve ye*di yaşına kadar devam eder.
İkinci çocukluk devri: Yedi ve on dört yaş arasını kapsar.
3- Üçüncü dönem olan gençlik devresi ise: 14-21 yaşları arasıdır. Tüm bu dönemleri kesin çizgilerle birbirinden ayır*mak mümkün değildir. Uzviyet itibarıyla birbirinden farklı belirtileri olduğu gibi, huy bakımından da değişiklik göste*rirler. Kısaca belirtmek gerekirse:
*7. yaşa kadar çocukta oyun hakimdir. Bilgisini oyun va*sıtasıyla kazanır. Bilgi kaynağı oyundur diyebiliriz. 7-14. yaşlarda oyun artık çalışmadan ayırt edilir. Bilgiler şuurlu bi*çimde kazanılır.
*15. yaşta çocukta mizaç, karakter ve şahsiyet teşekkül eder. Çocuğun gelişimini bilmek ve o dönemlerde beliren ka*biliyetleri göz önüne almak çocuk terbiyesi açısından çok önemlidir.
Bazı beceriler belli yaşlarda kazanılır. Örneğin 3 yaşında*ki bir çocuk sayıçok güzel öğrenip ko*nuşabilir. sayamazken, bir dili
Çocuğun 0-12 yaş arasındaki dönemlerini bu nedenle da*ha kapsamlı olarak incelemek yararlı olacaktır.
Çocuğun gelişim devrelerini;
* Süt çocukluğu
* Özerklik devresi
* Oyun dönemi ve
* İlkokul dönemi olarak sıralamak mümkündür.
__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 12.05.08, 01:13
safran çiçeği - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: Dünya' dan...
İletiler: 3.457
Ettiği Teşekkür: 2.884
1.988 tane iletisine 4.603 kere teşekkür edilmiş
safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Hangİ YaŞta Hangİ EĞİtİm?

Özerklik dönemi (1-3 yaş)
Çocuk artık yürür ve koşar. Durmadan dolaşır ve çevresini araştırır. Bulduğu herşeyi ağzına götürür. İsteklerine karşı çıkılmasını hiç istemez. Öfkelidir. Başına buyruk olmayı arzu eder. Tam anlamıyla kendini ayrı bir varlık olarak görür. Fa*kat anne-baba ile diğer kardeşlerin yasaklamaları ve koydu*ğu kurallarla karşılaşan çocuk hayatın sınırsız olamayacağını yavaş yavaşmak istemez. Gerçek eşyaları kavrar.Kendisine verilen oyuncaklarla oynamak ona daha zevkli gelir. Kitapları yırtmak duvarlara resim yapmak ve çizmekten hoşlanır.
Bu devrede çocuğun yasaklarla tanışması çok önemlidir.
Hiç kural tanımayan ve bilmeyen çocuk saldırgan olur.

İsteklerini her ne şekilde olursa olsun elde etmeye çalışır ve bencil, saldırgan bir kişilik kazanır.
Baskı ve dayakla karşılaşan çocuk daha değişik bir kişilik sergiler. Aşırı uysal, herşeye boğun eğen silik bir kişilik tab*losu ile karşımıza çıkar. Bu nedenle çocuğun gelişim sürecin*de sergileyeceği özellikleri iyi gözlemek izleyeceğimiz yol ve tutum açısından önem taşır.
Bu yaşta çocuk inatçı, her şeyi karıştıran bir yapıda ve ha*reketleri çelişkilerle doludur. Buna inat devri diyoruz. Özellikleri şudur: Çocuk istediği şeylere karşı o anda inat eder. Zihni başka şeylere çevrildiği zaman inadından vazgeçer. Bu özellik bir kaç hafta ya da birkaç ay sürebilir.
Üçüncü yaşın sonunda çocuk artık söz dinler, olumlu dav*ranışlar sergiler ve uysal bir kişilik gösterir. Bu devrede anne-babanın dikkatli ve soğukkanlı olmaları gerekir.
Dayak ve korkutmalar biraz önce söylediğimiz gibi çok zararlıdır.
Çocuk artık kendi kendisine yetecek bir seviyeye gelmiş*tir, döküp saçmasına bakmadan kendi kendisini beslemesine imkân vermek gerekir.
Ayrı bir başlık halinde inceleyeceğimiz gibi, tuvalet eğiti*mi için uygun yaşın birinci yaş olduğu bilinmelidir.
Baskı yapmadan başlatmak çok önemlidir. Çocuğun tep*kisine meydan vermeden düzenli ve kararlı biçimde zamanla düzene sokulur.
Birinci yaşın sonunda çocuğun yatağını ayırmak ve kendi odasında yatırmak gerekir. Çocuk kendi başına yatamaz, korkar, nasıl yatabilir, gibi düşüncelerle yatağını ayırmamak daha sonra telâfisi imkânsız yanlışlara yol açabilir.
Üç yaş sonunda uysallık döneminin başladığını söylemiş*tik. Bu dönemde herkesle barış içinde olan çocuk masal, hi*kâye ve çizgi filmlerden hoşlanır.
__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 12.05.08, 01:19
safran çiçeği - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bölüm Yöneticisi
Üyelik tarihi: Nov 2006
Nereden: Dünya' dan...
İletiler: 3.457
Ettiği Teşekkür: 2.884
1.988 tane iletisine 4.603 kere teşekkür edilmiş
safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!safran çiçeği öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Hangİ YaŞta Hangİ EĞİtİm?

Yemek yememe veya az yeme alışkanlığı
Beslenmede iyi bir alışkanlık kazandırılmasıçocuğun kişilik gelişmesinde yardımcı olur.

Normal olarak çocuk acıktığı zaman yemek yer.
Beslenmede güçlük çekiyorsa bunun fizyolojik ya da psikolojik boyutları vardır.
Bu iki sebep bazen beraber de olabilir. Hasta olan bir çocuğun yememesi psikolojik bir nedene dayanır. Bu durum normal sayılır.
Fakat hiçbir sebep yokken yemek yememesi, anne-baba ve kardeş gibi çevresindekilerle olan bir uyumsuzluktan ileri gelmiş olabilir.
Bu durum karşısında anne-babanın takınacağı tavır çok önemlidir. Her şeyden önce endişeye kapılmamak gerekir. Çocuğu zorlamamalı. Bazı anne-babalar işi rüşvete kadar götürürler. Çocuğun bu hassasiyeti öğrenmesi, onu anormal bir şekilde kullanmasına neden olur. Bilinçli ve bilinçsiz olarak bir isteğini yaptırmak için bu durum bir vasıta olarak kul*lanılır. Anne babayı dize getirmek için bazı yollara sık sık baş vurabilir. Bu da çocukta "Onları dize getirdim" gibisinden bir üstünlük duygusu meydana getirir.
Yemek yemediğinden dolayı çocuğu cezalandırmak, ya da şiddet kullanma yoluna gitmek de hatalıdır.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Dayak çocuğu öfkelendirip heyecana getireceğinden iştahını tamamen kapatır. Bu gibi durumlarda bir şey yiyemeyeceği gibi, yenilenleri de sindiremez.
Çocuğun bu davranışlarını başkalarına anlatmak doğru değildir. Kendisinin önemli bir kişi olduğu kanısına varır. Ve hareketlerini devam ettirir.

Çocuğa zorla yemek yedirmemek gerekir. Önüne konan yemeği yemeğe alıştırılmalı, yemiyorsa sofradan kaldırmak yerinde bir tutumdur. Öğün arasında iştahı kırıcı bir şeyler yedirilmemelidir. Çocuk belli zamanlarda yemeğe alışmalıdır.
Çocuklarda temizlik ve kuruluk alışkanlığı
Çocuklarda temizlik ve kuruluk bir alışkanlık haline geti*rilmelidir. Bazıçocuklar yaşları ilerlediği halde altlarınııslatmaya devam ederler. Bunlardan bazıları temizlik ve kuruluk alışkanlığını almamışlardır. Bu hal bilinçaltı ruhsal sebeplere bağlı olarak gelişir. Çocuk bu hareketiyle çevresindekilerden ilgi toplamak ya da öç almak isteğindedir.
Normal olarak bir çocuk dışkısını 2 yaşında, çişini 3 yaşın sonunda söylemesini öğrenir. Bu yaşlardan önce alışkanlık kazandırılamaz. 4-5 yaşlarına kadar gündüzleri arada sırada, geceleri ise daha fazla altlarına kaçırırlar.
Öksüz ve yetiştirme yurtlarında bu oran daha fazladır. Bunun nedeni yetersiz eğitime bağlıdır. Bedensel ve ruhsal hastalıklar da gece işemeye neden olabilirler.
İdrar ve barsalların anatomik olarak olgunlaşmaları belli bir zamana bağlıdır. Bu durum 2 yaşına kadar devam eder. Fakat 6 aylıktan itibaren kısa aralıklarla alıştırmaya başlamak şarttır. 6 aylıkken saatte bir, l yaşını doldurduktan sonra 1.5 saatte bir lâzımlığa götürmek gerekir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Temizlik ve kuruluk anlayışı ve alışkanlığı oldukça uzun bir zamanda ve tekrarla kazandırılır.
Çocuk çişini haber vermeyi öğrendikten sonra zaman zaman altınııslatabilir. Çocuk uykuya girdikten 3-4 saat sonra iyice uyandırılmalı ve ihtiyacını görmesi istenmeli. Bu şekilde çocuk zaman zaman uyanma alışkanlığı da kazanır. Kuruluk ve temizlik alışkanlığı için bu şarttır.

Genelde altınııslatan çocukların uykusu çok derindir. Bu nedenle sidik torbasının büzücü kasları derin uykuda gevşer ya da trbanın dolması sonucu gelen uyanlar çocuğu uyan*dırmaya yetmez. Bunun sonucu da altınııslatma olayı gerçekleşir. Çocuğun altınııslatmasıçoğunlukla ruhî sebeplere dayanmaktadır. Çocuğu erken tuvalet eğitimine tâbi tutma ve baskıcı bir eğitim uygulama gece işemelerine neden olur.
Aileye gelen yeni üye de onu kıskançlığa sevk eder. An-ne-babanın bebeğe yönelen ilgisi onu rahatsız edebilir. Dikkatleri üzerine çekmek için de altını ıslatır. Çok kısa süren bu dönem biraz sevgi ile aşılabilir.
Akş** yemeklerinde çocuğa fazla sulu şeyler yedirilmemesi gece işemelerinin önüne geçilmesi için uygulanacak tedbirlerden biridir.
Altını ıslatmaması için 3-4 yaşından sonra altına bez ve muşamba sermek bu alışkanlığın devam etmesine neden olur.
Altınııslatan çocuğu dövmek, utandırmak ve çeşitli şekillerde korkutmak doğru bir davranış değildir. Bu bir eğitim işidir, demiştik. Korkutma ya da dövme çocukta aşağılık ve güvensizlik duygusunu geliştirir.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx


__________________
Kendini Kozasına Kapatmış
Orada Yaşamaya Çalışan
Bir Tırtılım Ben...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar