iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 11:56 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Eğitim & Kişisel Gelişim » Eğitim » eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

Eğitim Temel eğitim bilgi ve kaynak paylaşım yerimizdir.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 12.10.08, 00:08
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.373
Ettiği Teşekkür: 3.799
2.391 tane iletisine 5.590 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

BEYİN NASIL ÇALIŞIR?

Beynimiz aşağıdaki soruları sorarak gelen bilgiyi sorgular.
• Bu bilgiyi daha önce duydun mu? Veya gördün mü?
• Bu bilgi nereye uyar? Bununla ne yapabilirim?
• Bu bilginin dün, geçen ay veya yıl duyduğum düşünce ile aynı olduğunu farz edebilir miyim?
Beyin sadece bilgiyi almaz onu işler. Bir bakıma bilgisayar gibi çalışır. Bilgisayarın girilen verileri daha sonra kullanabilmesi için onları saklaması yani kaydetmesi gerekir. Beynimizin hafızaya kaydetmesi için yeni bilgiyi test etmesi, özetlemesi veya başkalarına açıklaması gerekir.Öğrenme pasif olduğunda beynimiz yeni bilgiyi kaydedemez.

Eğer öğrenciler aşağıda belirtilenleri yaparlarsa daha iyi öğrenirler.

1- Bilgiyi kendi kelimeleriyle yeniden ifadelendirmek.
2- Örneklendirmek
3- Çeşitli biçimlerinin ve durumlarının neler olduğunu ayırt etmek.
4- Bilgi ile diğer faktörler ve fikirler arasında bağlantı kurmak.
5-Bilgiyi çeşitli biçimlerde kullanmak.
6- Bazı sonuçlarını önceden görmek.
7- Bilginin karşıtını veya tersini ifadelendirmek.

Öğrenmek bilgiyi bir bütün olarak yutmak değil, çiğnemektir.

Öğretmen öğrencilerinin yerine onların beyinlerinde bilgiyi işleyemez ama onların bu işi yapmalarını kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleyebilir. Örneğin;
Öğrencilere yeni bilgiyi birbirleri ile tartışma fırsatı vererek, yeni bilgi ile ilgili hem kendisine hem de diğer öğrencilere soru sorma yolunu açarak, uygulatarak ve bir başkasına öğretme fırsatı yaratarak öğrenmeye rehberlik yapabilir.

Öğrenme kısa süreli bir olay değildir.Bir zaman dilimi içerisinde aşamalarla gerçekleşir. Bu süreçte tekrar yetmez.
Örneğin; Matematik gibi soyut konuların öğrenilmesinde somut araçları kullanmak ve günlük yaşamla bağlantılı örnekler vermek gerekir. Öğrenme, öğrencinin kendi öğrenmesinde başrolü oynaması ile gerçekleşir.
Öğrenme aktif olduğunda öğrenci bir şeyler, ister bir problemi çözmek için bilgiler ister, bir işi yapabilmek için yol bulmaya çalışır.
Kısaca öğrenci; arar, sorar, sorgular.

ÖĞRENME ÜZERİNE BİR DENEY

İkinci sınıf öğrencileri arasında öğrenme üzerine yapılmış bir deneyde izlenen adımlar ve sonuçlar;
Uygulama Adımları:
1- Öğretmen tahtaya aşağıdaki işlemleri yazar;
43 21 19 36 198
8 5 3 7 42
-______ -_____ -_____ -_____ -_____

2- Öğrenciler tahtadaki işlemleri defterine yazarken;
Öğretmen sözlü olarak “çıkartma işlemine başlamadan önce tahtadaki işlemleri büyükten küçüğe yeniden sıralayınız” talimatını verir.

3- Öğrenciler işlemini tamamlayıp cevapların kontrolüne geçildiğinde
Öğretmen sözlü olarak vermiş olduğu işlemlerin büyükten küçüğe yeniden sıralanması talimatının öğrencilerin çoğu tarafından anlaşılmamış olduğunu
görür.

Sonuç

Bu olayda öğrenciler aynı anda görsel ve işitsel olmak üzere iki farklı türde duyumsal girdi almışlardır. Bu girdiyi kısa süreli hafızaya kaydetme potansiyelleri olmasına rağmen, o sırada tahtada gördükleri işlemleri deftere yazmakta oldukları için sözlü olarak verilen talimat kısa süreli hafızada işleme sokulmamıştır.

Sonuç olarak ta öğretmenin talimatı anlaşılmamış ve yerine getirilmemiştir.

DİKKAT!!!
Çoğu insan özellikle de çocuklar, iki farklı kaynaktan gelen duyumsal girdileri aynı anda işleyemezler.
ÇÖZÜM
Öğretmen, öğrencileri tahtadaki işlemi defterlerine geçirinceye kadar bekleyecek ondan sonra ikinci talimatı verecektir.

DÜŞÜNMEYİ ÖĞRETMEK
Düşünmeyi bilmek, iyi bir eğitimin öğrencilere kazandırdığı bir beceri olmalıdır.
Düşünme becerimiz, yeni bilgiyi ne kadar iyi alabilmemiz ve işleyebilmemiz üzerinde etkilidir.
Bunun için sorgulama ve düşünmeyi sağlamak için zamanın bir bölümünü kullanmak gerekir.
Özellikle zor öğrenen öğrencilerin bu zamana daha fazla ihtiyacı vardır.
NASIL?

Düşünme üzerinde kendi düşüncenizi gözden geçirin.

“Zeki çocuklar otomatik olarak daha iyi düşünür” fikrini benimsemeyin
Çünkü, zeki çocuklar çabuk cevap verebildikleri için düşünme alışkanlığı geliştiremezler. Ayrıca, nasıl okunacağını bilmek, matematik kuramlarını ezberlemek gibi akademik beceriler düşünme becerisi ile aynı şey değildir.

Erken Başlayın:

Düşünmeyi öğrenmek ve hayal gücünü genişletmek
mümkün olduğunca erken hatta okul öncesi döneme kadar inen bir yaşta başlamalıdır.
Öğrencilere düşünecekleri bir şeyler verin.
Öğrencileri sanat ile tanıştırın, onları müzelere ve konserlere götürün.
Onları gördükleri ve duydukları şeyler hakkında düşünmeye teşvik edin.
Onlara çok sayıda “Eğer.......olsa ne olurdu? , ...........ya.........ise” gibi sorular sorarak düşündürün.

Şaka yapın.

Şakalar, kelime oyunları ve nükteler, kelimelerin ve durumların farklı perspektiflerden değerlendirilmesi olduğu için düşünmeyi sağlar.

Öğrencilere bütün yönlerden bakmayı öğretin.

Apaçık görülen cevap her zaman en iyi cevap değildir.
Örneğin, çocukların her zaman “harçlığını arttırmamızı ister misin? Sorusuna verdikleri “evet” cevabı,
bu durumun kendi sorumluluklarını arttırdığını anladıkları an’ a kadar en iyi cevaptır.

Öğrencileri eğilimleri ve kalıpları bulmaları ve bağlantılar kurmaları için teşvik edin.

“Bu bilgi ile geçen hafta öğrendiğim bilgi arasında nasıl bir bağlantı kurabilirim?”
sorusunun cevabı ile bağlantılar kurma becerisi
öğrenmenin anahtarıdır.

Alışılmadık sorular sorun.

Bütün arabaları sarıya boyarsak ne olur?
İnsanlara uçma becerisi nasıl kazandırabiliriz?”
”Dünyanın bir tarafı daima gece diğer tarafı daima gündüz olsa neler olur?”
gibi tek cevabı olmayan ve ilginç fikirler üretmeye yönelten sorular düşünmeyi geliştirir.

Öğrencilere ne anlama geldiğini söylemeyi öğretin.

Dikkatlice seçilmiş kusursuz kelimeler fikirleri kesinleştirir.
“Ahbaplık ve arkadaşlık kavramları arasındaki fark nedir?”
“Bir kişiyi esrarengiz olarak tanımlarsanız ne demek istemişsinizdir?”
gibi sorular kavramların ve kelimelerin taşıdıkları anlamların ortaya konması
kişilerin ne düşündüğünün açıkça ortaya konması açısından çok yararlıdır.

Öğrencileri diğer bakış açılarını dikkate almaları için teşvik edin.

Farklı bakış açılarını dinlerken görüş açımız genişler.Aynı olay üzerine yazılmış farklı kitapların olayı ne kadar farklı yorumlar ile ele aldığını örneklerle gösterin.

Yazın.

Yazmak çok okumuş, bilgili kişilerin yaptığı bir etkinliktir. Yazmak sistematik düşünmeyi kazandırır. Düşüncelerimiz,kağıt üzerine dökmeye geçinceye kadar net değildir. Öğretmen, öğrencilerini okudukları kitap üzerindeki görüşlerini yazmaları için, o gün öğrendiklerini geçmiş bilgileri ile nasıl yorumladıklarını ve güncel olaylar üzerindeki düşüncelerini yazmaları için teşvik etmelidir.

Öğrencilerin kendilerini başkalarının yerine koymasını isteyin.

EMPATİ
Başkalarının nasıl düşündüğünü ve hissettiğini anlamaya çalışma alışkanlığını geliştirin.
Bunun için bir konuyu başkalarının perspektifine göre yazmak veya bir öyküdeki karakterin bakış açılarını ve olayı açıklamaktır.

DOĞRU SORULAR SORARAK
Eğitimciler, Sokrat’ın öğrencilerini düşündürmek ve onların fikirlerini analiz etmeleri için 2200 yıl öncesinden günümüze doğru soru sorma stratejilerinin öneminin farkındadırlar.


Doğru soru;
Düşünmeyi başlatır,öğrencilerin yaratıcılıklarını ve kendi görüşlerini geliştirmelerinde, ihtiyaçlarına uygun pratik yapma fırsatı verir.

İlköğretim ve ortaöğretimde öğretmenler bir derste onlarca soru sormasına rağmen bu soruların %90’nın cevabı ezberlenen bilgilerdir.
Düşünmeyi sağlayacak sorular sormak için doğru soru sorma stratejileri olarak şunlar önerilmektedir;
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #12  
Alt 12.10.08, 00:08
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.373
Ettiği Teşekkür: 3.799
2.391 tane iletisine 5.590 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

Strateji 1 :
Evet Ama Neden?

Öğrencilere bir cevabın neden doğru olduğunu sorun.
Örnek: 6x (9 - 4) = 30 cevabı neden doğrudur?
Kristof Kolomb Amerikayı keşfettiği için neden meşhur olmuştur?
Her iki soruda temel bilgilerin bilinmesinin yanı sıra sorular bu bilgilerin kullanılmasını gerektirir.

Strateji 2 : Faydası Nedir?
Bilginin kullanılmasına odaklanmış sorular sorun.
Örnek: Bitkilerin büyümesi üzerinde ışığın etkisini bilmemizin faydası nedir?
Öğrenciler bitkileri nereye dikeceğimize veya hangi bitkilerin ışığın gelişine göre daha uygun olduğuna karar verebilmemiz için gibi cevaplar verebilirler.
“Neden” sorularının bir başka yararı da, öğrencilerin kısa süre sonra sadece cevap vermenin dışında kendi kendilerine soru sormalarını da sağlar.

Strateji 3 :Şimdi Fark Nedir?
Bir yeniliğin veya değişimin uygulanmasıyla ilgili sorular sorun.
Uyarlamak. Bir fikri farklı bir biçime çevirerek sorun.
Örnek: Bazı hayvanlar gibi insanlar da kış uykusuna yatsalardı neler olurdu?

Değiştirmek
Bir olay, Bir öyküyü vb. Biraz değiştirerek sorun.
Örnek: Eğer Hansel ve Gratel ormanda yanlarına bir harita almış olsalardı neler olurdu?

Yerine Geçirmek
Bir şeyi bir başka şeyin yerine geçirerek sorun.
Örnek:Ekmeğin arasına elma koyarak tost yaparsak tadı nasıl olur?

Büyütmek.
Bir konuyu eklemeler yaparak,çoğaltarak genişleterek sorun.
Örnek: Newton’un dördüncü yasası ne olacaktı?

Yeniden Düzenlemek.
Sıralamaları değiştirerek sorun.
Örnek: A harfi en son Z harfi ilk harf olsaydı alfabedeki sıralama nasıl olurdu?

Ters Çevirmek.
Olayları tam tersinden sorun.
Örnek: Sabah yatıp akşam kalkarsak neler olur?

Strateji 4: Doğru, Yanlış veya Hiçbiri?

Ezberlenmiş bilgi ile cevaplandırılan sorular arkasından neden bu şekilde olduğunu sorun
Örnek: Türkiye’de kaç ilin olduğunu sorduktan sonra illerin neden 1,2,3, gibi sayılar ile adlandırılmayıp ta her birine ayrı isim verildiğini sorun.

Strateji 5 : Nedir? Yerine Neden?

Öğrencileri dikkatli bir analize yönelten birden fazla doğru cevabı olan sorular sorun. Bu strateji öğrencilere temel becerilerin kazandırılmasında etkilidir.
Örnek: Sıfatın tanımını yaptırmak yerine bir cümle içerisinde uygun yerdeki boşluğun bir kelime ile doldurulmasını isteyin ve neden bu kelimeyi kullandığını sorun.

Strateji 6 : Benzer veya Farklı

Kavramları, olguları, olayları değerlendirerek karşılaştırmayı gerektiren sorular sorun.
Örnek: Atatürk ile Fatih Sultan Mehmet’in yaptıklarının benzerliklerini ve farklılıklarını sorun.

Strateji 7 : Sıra dışı Bağlantılar

Sıra dışı ve yaratıcı fikirler gerektiren sorular sorun.
Örnek: Kavramları öğretirken bunların alışılagelmiş eylemler ve alışkanlıklar ile bağlantısının dışında kullanımını isteyin.
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 12.10.08, 00:12
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.373
Ettiği Teşekkür: 3.799
2.391 tane iletisine 5.590 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

ÖĞRENCİLERİN SORDUĞU SORULAR


Öğrenciler sordukları sorularla bilgi almak, diğer öğrencilere farklı bir bakış kazandırmak veya onlara fikir vermek için soruları kullanırlar. Öğrencilerin sorduğu sorular, öğretmenin yanlış anlaşılan ve karıştırılan yerleri belirlemesine yardımcı olur.

Soru sormak riskli bir iştir.

Sınıf arkadaşları arasında aptal yerine düşme, Öğretmeni zor durumda bırakmak için soru sormak gibi yanlış anlaşılma riski vardır.Bu nedenle,herkesin birbirine güven duyduğu ortamda öğrenciler rahatlıkla soru sorabilirler.

Rahat soru sorabildiği bir ortam onları nasıl düşündükleri,düşünmeyi bilip bilmedikleri konusunda öğretmenlere ipuçları vereceği için teşvik edilmeli ödüllendirilmeli alışkanlık durumuna getirilmelidir.
“Düşünmeyen beyin sorgulamaz.”

Yaratıcılık Teşvik Edilmesi

Yaratıcılık,”İnsanların bilişi,duyguları,eylemleri ve sezgilerini de kapsayan tüm fonksiyonlarının sentezidir. “Yaratıcı kişiler farklı bakış açısına sahiptir.
Problemlere ne olması gerektiğinden çok nasıl olması gerektiği konusunda odaklanırlar

Öğrencilerde yaratıcılığın desteklenmesi için;

Rol yapma.

Öğrencilerin kendilerini bir başkasının yerine koyması istenir. Onun açısından bakarak konuyu incelemesi söylenir. Böylece düşüncelerini yazılı veya sözlü olarak
açıklama fırsatı sağlanır.

“Eğer........olsaydı?

Soru şekliyle öğrencilerin verilen bir konu üzerinde düşünmeye başlamaları sağlanır.
Örneğin: Eğer toplum kurallarını çocuklar koysaydı bu kurallar nasıl olurdu?
Eğer dünyada yerçekimi olmasaydı neler olurdu?
Eğer balinalarla iletişim kurabilseydik neler olurdu?
Gibi sorular ile yaratıcı düşünce teşvik edilir.

Parçaları düşünme üzerinde pratik yapma.

Okul ile ağaç arasındaki benzerlikler nelerdir? Bir insan ile kitap arasında nasıl bir benzerlik bulunur? Gibi sorular ile öğrenciler bütünün parçalarını karşılaştırmalı olarak düşünmeye sevk edilebilirler.

Açık uçlu problemleri çözme.

Kürdanlar ve silgi parçaları kullanarak nasıl bir bina maketi yaparsınız?
Hangi atık maddeleri kullanarak ne gibi sanatsal eserler yapabilirsiniz?
Gibi sorular sorarak öğrencilerin dikkati farklı şeyler üzerinde düşünmeye sevk edilebilir.

Hayal gücünü genişleterek

Hayal gücü doğal akıcılığı olan bir düşünme biçimidir ve çok hassastır.Küçümsendiğinde veya eleştirilerek, ilgisizlikle dinlendiğinde hemen durur. Hayal gücü, yaratıcılığın aracı olduğu için hassasiyetle dinlenmeli ve önemsenmelidir.
Örneğin : Buzul çağında donmuş topraklar üzerinde insanlar yaşasaydı nasıl tarım yaparlardı? Bu çağda yaşayan bir ailenin yaşayışı nasıl olurdu? Aile fertlerinin sorumlulukları nasıl olurdu?Hatta bu çağdaki okul nasıl olurdu? Gibi öğrencilere sorulacak sorular ile öğrencilerin hayal güçleri harekete geçirilebilir. Dolayısıyla düşünmeye yönlendirilebilirler.



ÖDEVLER NE OLMAMALI?


Öğrenciler sadece güçlük çeksin diye bir iş,
Öğrencilere sınıfta tamamlayamadıkları çalışmaları tamamlama fırsatı,
Öğrencileri sınıfta oyalama,
Öğrencilere ceza,
Öğrencilerin kendi kendilerine öğrenme yöntemi,
Veli de iyi öğretmen imajı yaratmak için,
Not vermek için ,

Olmamalı!!!




ÖDEVLER NE OLMALI?


Amacı ve tamamlamanın neden önemli olduğu açıklanmalı,
Öğrencinin zamanına ve emeğine değmeli,
Velileri, öğrenciye uygun çalışma ortamı hazırlamak için teşvik etmeli,
Öğrencinin emeğinin dikkate alındığını göstermek için toplanmalı,kontrol edilmeli ve üzerinde tartışılmalı,
Öğrencilerin kişiliklerini ortaya koymalarına fırsat vermeli,
Öğrencilerin yaratıcılıklarına fırsat sağlayarak öğrenme deneyimlerini zenginleştirmeli,
Öğrencileri araştırmaya yöneltmeli.
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 12.10.08, 00:15
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.373
Ettiği Teşekkür: 3.799
2.391 tane iletisine 5.590 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

ÖĞRENCİLERLE İLETİŞİM


“Sorunlu öğrenci” ve “ Sorunlu Öğrencilerle İletişim” başlıklarını ele alacak olursak çok geniş bir konu bizi karşılamaktadır. Çünkü Sorunlu Öğrenci deyince aklımıza
-Zihinsel özür
-Öğrenme bozukluğu
-Koordinasyon bozukluğu
-Konuşma ve algılama bozuklukları
-Dikkat eksikliği ve yıkıcı davranış bozuklukları
-Beslenme ve yeme bozuklukları
-Tik bozuklukları
-Enüresiz, enkopresis
gibi sorunlar gelmektedir.
Bunlar çocuklarda görülen ve özel iletişim sorunları doğuran hastalıklar. Ergenlik döneminde belirli hale gelen kişilik bozuklukları ve ergenlik dönemi sorunları da bunlara eklenebilir.
Her bir tabloda farklı yaklaşımlar söz konusudur. Tedavi o konuda uzmanlaşmış hekim ve psikologlar tarafından yapılabilir. Tabii ne türlü bozukluk söz konusu olursa olsun, Aile ve öğretmen, bilinçli ve sabırlı olarak, her zaman, profesyonel ekibin yanında ve denetiminde, onlarla iş birliği içinde, tedavi uğraşında, esas tedavi edici olarak yerinialır.
Acaba biz eğitimcilerin okul ortamında karşılaştığı sorunlu öğrenciler, yukarıda belirttiğimiz grupta yer alan öğrencilerimiz mi, yoksa karşılıklı olarak iletişim problemlerinden kaynaklanan ve bu yüzden sorun yaşadığımız öğrencilerimiz mi? Öncelikle bu sorunun cevabını vermemiz gerekiyor.
Burada ele alınacak sorunlu öğrenci kavramı işetişim donanımlarımızdaki eksikliklerden dolayı sorun yaşayan öğrencilerimiz olacaktır. Bu nedenle de ele alınacak konu Etkili İletişim dir.
İ L E T İ Ş İ M VE B İ Z



En büyük sevincimiz ve kederimiz başka insanlarla olan ilişkilerimizden kaynaklanır. Yaşamda mutluluk ve huzur, sağlıklı iletişim biçimleriyle kurulan ilişkilerde yaşanır.Sağlıklı iletişim becerileri bir dizi tekniklerin öğrenilmesiyle yaşama geçirilir, ancak bu tekniklerden önce, işe kendimizden başlamamız uygun olur.İletişim önce kendi içimizde başlar ve biz iç dünyamızı anladıkça teknikler hayata geçirilir.Biz ne isek, iletişim biçimlerimizde öyledir. Çünkü düşündüğümüz gibi davranırız . Ancak bir duyguya sahipsek onu verebilir ya da paylaşabiliriz.Kendimizi değerli buluyorsak ve yeteneklerimize karşı güçlü bir inanç taşıyorsak karşımızdaki kişiyi değerli görür,saygılı bir ilişki kurarız.



Sağlıklı bir iletişimin en önemli dayanağı başkalarını anlama gayretidir.Başkalarını anlayabilmemiz için karşımızdan gelen iletiyi “karşı açıdan” görebilmemiz gerekir. Karşı açıdan görebilmemiz için farklılıklara değer vermemiz, empatiyle dinlememiz ve iletişimin temel kurallarına uymamız gerekir.



Sağlıklı ilişkiler ve iletişim emek ister. Bu emeğin odak noktası kendimizdir. Bireylerin etkili yaşam ve etkili iletişimleri, bahsedilen temel ilkeleri kendi kişilikleriyle bütünleştirmeleri sayesinde gerçekleşir.


Aşağıda, iletişim sürecinin parçalarından bir tanesi olan , etkili iletişim temel kurallarından bahsedilmiştir. Etkili iletişim sürecinde dikkat etmemiz gereken bu kurallar; iletişim sürecindeki tarzımız ve iletişim yöntemlerimizin niteliğidir

İLETİŞİMİN TEMEL KURALLARI
· Dinlerken başka şeyler yapmayın.
· Kişiler hakkında yorum yapmayın.
· Konuşulanları yarıda kesmeyin
· Yargılamayın ve eleştirmeyin
· Çok fazla konuşmayın
· Anlatılanlara gülmeyin; insanları utandırmayın
· Saldırgan tavırlar takınmayın
· Duygularınızı gizlemeye çalışmayın
· Zıtlaşmayın ve tartışmayın.
· Birisi ağlamaya başladığında tedirgin olmayın
· Savunmaya geçmeyin; sadece dinleyin.
· Kişileri karar vermeye, yorum yapmaya zorlamayın.
· Yumuşak bir sesle ve acele etmeden konuşun.
· Yeri ve zamanı uygun olduğunda şaka yapın gülümseyin
· Göz teması kurun
· Çocukla yüz yüze konuşun.
· Açık uçlu sorular sorun
· Basit ve anlaşılır bir dil kullanın
· Etkileşime önem verin, uygun olduğunda kişiye dokunun ve sarılın
· Sabırlı ve kabul edici olun
· Geri bildirim verin
· Dikkatli bir şekilde dinleyin ve dinlediğinizi davranışlarınızla belli edin
· Daha iyi anlamak için sorular sorun
· Gerçekçi ve belirli önerilerde bulunun.

Yukarıda belirtilen ilkelere sorun yaşadığımız öğrencilerimizle olan ilişkilerimizde pratik bir değer katabildiğimizde, süreç içinde göreceğiz ki sorunlu öğrenci olarak adlandırdığımız öğrencilerin sayıları giderek azalacaktır. Ve geriye kalan sayı; bize gerçekten sorun yaşayan öğrencilerimizi fark etmemizde ve onlara daha uygun yaklaşım tarzlarını bulmamızda bizlere yardımcı olacaktır.
Sınıf ortamında sorun yaşanan öğrenci profilleri ve yaklaşım tarzları Öğrencilerin Kullandığı Baş Etme Yöntemleri konusunda ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
İLETİŞİM ENGELLERİ
Alanda yapılan çalışmalar,iletişim sürecinde 8 tip engelin olduğunu göstermektedir. Bunlar;
Psikolojik : Verici ve alıcının görüş çerçeveleri, duygu ve heyecanları, saplantılar, ön yargılar.
Semantik: Konuşma ve yazı dilindeki fark ve anlaşmazlıklar
Statü : Verici ve alıcının akademik ve mesleki gelişme farkları, kaynak sorunu.
Korunma: Savunma mekanizmaları.
Alan: İletişim birimleri arasındaki uzaklık.
Hiyerarşi :Ast-üst çatışmaları, yetkinin az verilmesi, düzensiz haber akışı.
Uyutma : Karar sürecine katılmayanların emirleri savsaklaması.
Sınırlama : Örgütün konumu gereği bazı iletilerin gizli kalması.
Bu engelleri daha spesifik bir konuya uyarlarsak yani eğitim öğretim etkinliklerinde çocuk ve ergenlerle olan ilişkilerimize uyarlayacak olursak iletişim engelleri şu şekilde karşımıza çıkıyor;
ÇOCUK VE ERGENLERDE İLETİŞİM ENGELLERİ

1-Emretme,yönetme:
“ Yapman gerekir,yapacaksın,yapmak zorundasın...”
Korku ya da aktif direnç yaratabilir;
Söylenenin tersini denemeye davet edebilir;
İsyankar davranışa ya da misillemeye yol açabilir.
2-Uyarma,tehdit etme:
“Ya yaparsın,yoksa...”
Korku,boyun eğme yaratabilir;
Söz konusu sonuçların gerçekten meydana gelip gelmeyeceğini denemeye yol açar;
Gücenme,kızgınlık,isyankarlığa neden olabilir.

3-Ahlak dersi ve vaaz verme:
“...yapmalıydın” veya “senin sorumluluğun” ya da “şöyle yapmak gerekir”
Suçluluk duyguları yaratır;
Çocuğun durumunu daha şiddetle savunmasına yol açabilir

4-Öğüt verme,çözüm getirme:“Ben olsam...” “Neden...yapmıyorsun” “Sana şunu önereyim”
Çocuğun kendi sorunlarını çözmekten aciz olduğunu ima eder;
Çocuğun sorunu düşünüp,değişik çözümler getirmesine engel olur;
Bağımlılık yaratır.

5-Mantık yoluyla inandırma,tartışma:
“İşte bu nedenle hatalısın” “ Olaylar gösterir ki...”
Savunucu tutumlara yol açar;
Çoğunlukla çocuğun artık ailesini dinlememesine neden olur;
Çocuğun kendisini yetersiz hissetmesini sağlar.

6-Yargılama,suçlama:
“ Olgunca düşünmüyorsun” “Sen zaten tembelsin”
Yetersizlik, aptallık ve yanlış değerlendirme anlamı taşır;
Çocuğun azarlanma ve eleştirilme korkusuyla iletişimini kesmesine neden olur;
Genellikle çocuk yargı ve eleştirileri gerçek olarak algılar (ben tembelim) ya da karşılık verir( siz daha mükemmel değilsiniz)

7-Övme, görüşüne katılma:
“Haklısın, o öğretmen berbat birine benziyor” “Bence harikasın”
Ailenin beklentilerinin çok yüksek olduğunu ima eder;
Çocuğun kendini algılayışı ile övgü birbirine uygun değilse çocukta kaygı yaratabilir.

8-Ad takma, alay etme:
“Koca bebek” “Geri zekalı” “Hadi sende sulu göz”
Çocuğun kendini değersiz hissetmesine ve sevilmediğini düşünmesine yol açar;
Kendine bakışını olumsuz etkiler;
Genellikle karşılık verme isteği uyandırır.

9-Tahlil etme, teşhis koyma:
“Senin derdin nedir biliyor musun?” “Aslında böyle demek istemiyorsun”
Tehdit ve tedirgin edici olabilir, başarısızlık duygusu uyandırabilir;
Çocuk kendisini korumasız ve kıstırılmış hisseder;
Yanlış anlaşılma endişesi ile iletişimi keser.

10-Güven verme,teselli etme:“Aldırma...Boş ver düzelir” “Hadi biraz neşelen”
Kendini “anlaşılmamış” hissetmesine neden olur;
Kızgınlık duyguları uyandırır. (Size göre kolay tabii !)
Genellikle mesajı “Kendini kötü hissetmen doğru değil” biçiminde algılar.

11-İncelemek,soruşturmak:“ Neden?...Kim?...Sen ne yaptın?”
Genellikle hayır demeye veya kaçamak cevaplar vermeye yöneltir;
Soruyu soran nereye varma istediğini açıklamadığından çocukta endişe yaratabilir;
Sorulara cevap vermeye çalışan çocuk kendi sorununu gözden kaçırabilir.

12-İşi alaya vurma, konu değiştirme:“ Dünyayı neden sen yönetmiyorsun?” “Daha güzel şeylerden konuşalım”
Yaşamın güçlükleriyle savaşmak yerine onlarda kaçınmak gerektiği mesajını alabilir;
Çocuğa sorunlarının önemsiz olduğu anlamını verebilir;
Güçlüklerle karşılaştığında paylaşmaya çekinebilir.
İletişim engelleri çocuğa faydalı olmadığı gibi, onun ileride karşılaşacağı sorunları içe atmasına neden olabilir. Bunun yerine yapılacak yardımcı davranışlar şunlar olabilir:

Sessizlik : Sadece sessiz durarak gence konuşma alanı bıraktığımız için, genç konuşmaya yönelebilir.
Empati: Empati kendini karşındakinin yerine koyarak olaylara onun gözüyle, onun dünyasından bakmaya çalışmaktır. Arkadaşıyla kavga ettiği için üzülen gence “Ne var bunda bu kadar üzülecek?” demek yerine kendinizi çocuğunuzun yerine koyarak arkadaşının onun için önemli olduğunu anlamaya çalışmalısınız.
Kabul: Çocuğunuzu sorunları ile birlikte kabul etmelisiniz. Çocuğunuzun hata yapabileceğini daima kabullenmelisiniz.
Dürüst olmak: Size derdini anlatmaya çalışan çocuğunuza mutlaka yetişkin görüşü ve rolüyle değil( anne- baba) insan olarak yaklaşmaya çalışmak ve onun duygularını anne-baba bakışı ile değil bir insan bakışı ile algılamaya çalışıp dürüst cevaplar vermek çocuğa daha anlamlı ve sıcak bir yaklaşım verir.
Bütün bunlar dinlemeye açık yardımcı davranışlardır. Bunun yanında katılımcı dinleme ile çocuğumuzu daha iyi anlayabilir ve rahatlatabiliriz.
Katılımlı dinleme basit bir tekrardır. Çocuğun söylediklerini kendi cümlelerinizle ona tekrar etmeniz çocuğa onu duyduğunuz mesajını ve sorununu tekrar gözden geçirme imkanını verir. Çocuğun sorununu çözmesini kolaylaştırır. Çocukları sizin söylediklerinizi dinlemeye daha istekli yapar. Bir kişi karşısındakini dinliyorsa onun görüşlerinin de dinlenilmesi daha kolay olur.( iş dönüşü ev örneği)
Etkin dinleme çocuğu kendi kendine düşünmeye, sorununa kendi tanısını koymaya ve çözümlerini bulmaya çağırır.Dinleme güven iletir.
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 12.10.08, 00:17
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.373
Ettiği Teşekkür: 3.799
2.391 tane iletisine 5.590 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

ÖĞRENCİLERİN KULLANDIĞI BAŞETME YÖNTEMLERİ


Hiç şüphesiz ki öğretmenlik mesleğinin en önemli ve zorlu bileşenlerinden birisidir sınıf yönetimi . Bir sınıfı idare etmenin ne kadar önemli bir iş olduğunu farklı yeteneğe, geçmişe ve mizaca sahip 20 ya da daha fazla öğrenciyi alıp birlikte çalışan, haklara saygı duyan bir grup oluşturmanın ne kadar zahmetli bir iş olduğunu asla unutmamalıyız. Belirli türlerdeki öğrenci davranışları (her sınıfta görülmesine karşın yine de can sıkıcı olan) bu işin başarılmasını daha zor hale getirir. Buna rağmen sınıftaki en zor kişiliklerin bile, hakları ve sorumlulukları dengeleyen olumlu disiplin yöntemlerine olumlu karşılık verdikleri yapılan alan araştırmalarında gözlenmiştir.
Acaba hangi tür kişilikler ile sınıf ortamında sorun yaşanmaktadır?


SINIF TA 5 ZOR KİŞİLİK VE YAKLAŞIM TARZLARI


1. Gevezeler
2. Yapışkanlar
3. Boykotçular
4. Tartışmacılar
5. Somurtkanlar

1. GEVEZELER

Düşünelim ki bir sınıfta öğretmen grup etkinliklerinden önce bir noktayı açıklıyor; tam bu anda bir öğrenci diğerine dönüp fısıldamaya başlıyor.
Öğretmen: "Lale ve Emel, Dersi anlatmaya çalışıyorum!"
Lale: "Ama ben konuşmuyordum!"
Öğretmen: "Lale, seni Emel ile konuşurken gördüm. Ben ders anlatırken konuşma. Dikkatini buraya ver."
Lale: "Hocam yapmayın. Emel sadece bana çalışmayla ilgili bir soru sordu!"
Öğretmen: "Beni dinle- Kimin ne söylediği beni ilgilendirmez.
(Öğretmen doğal olarak sinirlenmiştir; özellikle Lale' nin ses tonundan ve el kol hareketlerinden dolayı.)
Lale: "Ama, Emel "
Öğretmen: "Lale!" Bu yüksek ses tonunu şöyle bir ifade izler: "Bir kelime daha söylersen..." ya da azarlayıcı bir tonda "... bıktım usandım". Her iki durumda da zarar verici bir yan vardır.


İZLENECEK STRATEJİLER

·Olumlu bir yönlendirmede ya da anımsatmada bulunun ve ardından teşekkür edin.

İstemediğiniz davranışa değil istediğinize odaklanın; Örneğin "Karışma" demek yerine "Teker Teker" ya da "Görgü kurallarımızı hatırlayalım" gibi. Yönlendirmeleri kısa tutun; sorun üzerinde çok fazla durmaktan kaçının. Buna ek olarak, davranış hedefimize daha uygun bir mesaj verdiğinden dolayı düzeltme yaparken bile "lütfen"e ek olarak kimi zaman "teşekkürler" sözcüğünü kullanmanın daha etkili olduğunu gördüm.

·Ses tonunuzu ve beden dilinizi seçin.
Öğrenciler tarafından nasıl duyulduğumuz büyük ölçüde bizim sözsüz davranış biçimlerimize bağlıdır. "Sessiz adımlarla lütfen,. Teşekkürler" ifadesini alaycı bir ses tonuyla ve parmağınızı öğrencilere doğru sallayarak söyleme olumlu sözcüklerin hepsini bir çırpıda yok eder. Ses tonunuzu, bakışınızı, öğrenciye yakınlığınızı ve beden dilinizi sürekli kontrol altında tutun.

·Stratejik aralar vermeyi deneyin.

Öğretmenler dikkati çekmek ya da korumak istediklerinde duraklamaların bilinçli kullanımı yardımcı olabilir. Gerekli talimatı vermeden önce kullanılan bir ara öğrencilerin size bakmasını, sizi dinlemesini ve hemen ardından yanıt vermesini sağlayabilir. Öğretmen odanın diğer köşesinde konuşan iki öğrenciye seslendiğinde "Lale, Emel ne yapıyorsunuz?" büyük olasılıkla onlar yalnızca kendi adlarının söylendiğini duyacaklar, sorunun ne olduğunu anlamayacaklardır bile. Önce öğrencilerin adlarıyla (daha otoriter bir tonda) başlayıp bir ara verdikten sonra yönlendirmeyle devam etmek daha iyi fikirdir.

·Nasıl yönlendireceğinizi bilerek dikkati asıl konunun üzerinde tutun.

Konuşan öğrencilerden önlerine dönüp konuştuğunuz sürece dinlemelerini isteyerek dikkatimizi birincil davranış sorununa (bizim öğretme ve diğerlerinin öğrenme haklarını öncelikle etkileyen davranış biçimi) vermiş oluruz. Öğrenciler tartışır ya da surat asarlarsa bu davranış sırası gelmeden konuşma sorununa yönelik olmaz. Yeniden yönlendirme, ikincil konulara dikkatimizi vermek yerine kurallara, haklara veya verilen talimatlara odaklanma şeklidir. Öğrencilerin görüşlerine bir parça katılıp (öğrencilerin duygularına değer verip) sonra çabucak asıl konuya dönerek bunu yapabilirsiniz.

UYGULAMALI STRATEJİLER

Öğretmen ödevi açıklarken Lale ve Emel özel olarak konuşup diğerlerini rahatsız ediyorlar. Öğretmen konuşmayı keser. Kimi zaman bilinçli olarak yapılan bir duraklamanın tek başına öğrencilerin dikkatini çekmeye yettiğinin farkındadır - ama bu sefer işe yaramaz. Bu yüzden o kızlardan önlerine dönüp dinlemelerini ister: "Emel . . ., Lale . . ., lütfen önünüze dönüp dinleyin, teşekkürler." Lale darılmış bir şekilde "ama biz sadece ödev hakkında konuşuyorduk" der. Bu noktada öğretmen söylenen şeyin doğru olup olmadığıyla ilgilenmez.Konuyu başka bir yöne çevirir:
"Ders hakkında konuşuyor olabilirsiniz ama önünüze dönüp dinlemenizi istiyorum, teşekkürler. Bu anlattıklarımızı bilmeniz gerekiyor." Lale' nin kırgınlığı ya da küslüğü sürerken (ama sesini çıkarmadan) öğretmen dikkatinizi sınıfın geri kalanına verir ve konuşmasına kaldığı yerden devam eder.


2. YAPIŞKANLAR

Bir sonraki tiplememizde küçük sınıflardan birindeki kompozisyon dersinde öğrencilerin başındayız. Halil sınıfın diğer yanından seslenir.
Halil: "Öğretmenim, öğretmenim, bakar mısınız?"
Öğretmen: "Bir dakika Halid."
Halil: "Ama öğretmenim bundan sonra ne yapacağımızı bilmiyorum!"
Öğretmen: "Dinle, aynı anda hem orada hem burada olamam değil mi?"
Halil: (ağlamaklı bir tonda) "Ama öğretmenim. . ."
Öğretmen: "Tamam, tamam!" Öğretmen, onun her çağırışında kendisine yardımcı olmaya gideceği gibi asılsız bir düşünceyi kuvvetlendirerek ona yardımcı olmaya gider.


İZLENECEK STRATEJİLER

·Bilinçli olarak duymamazlıktan gelmeyle başlayın.

Bilinçli olarak duymamazlıktan gelme, belirli davranışları gözardı etmek ve dikkatleri dersin akışı üzerinde tutmak ya da olumlu davranışları farketmek ve desteklemek amacıyla öğretmenlerin bilinçli olarak aldıkları bir karardır. Öğrenciler kısa zamanda 'kurallara uyup parmak kaldıran ve bekleyen' öğrencileri öğretmenlerin dinlediklerini anlayacaklar ve kurallara uymaya çalışacaklardır.

·El işaretleriyle basit yönlendirmeleri/anımsatmaları birleştirin.

Bilinçli olarak duymamazlıktan gelme işe yaramazsa ve öğrencinin davranışı diğer öğrencilerin öğrenmesini ya da sizin öğretmenizi etkiliyorsa basit bir yönlendirmede bulunmayı ya da anımsatmayı deneyin: "Söz almadan önce parmak kaldırın, lütfen" ya da "sınıf içindeki kurallarımız neydi?" Sözlü yönergelerinizi güçlendirmek ya da kimi zaman onların yerine kullanmak açısından el işaretli çok etkili olabilir (özellikle sene başından beri bunları kullanmaya başladıysanız). Örneğin, öğrencinin beklemesi gerektiğini belirtmek için elinizi dur anlamında kaldırın ya da çocuğa parmak kaldırması gerektiğini anımsatmak için bir parmağınızı konuşmaması gerektiği anlamında ağzına koyup diğer parmağınızı havaya kaldırabilirsiniz.

·Öğrencilere seçenekler sunun.

Verilen ödev öğrenciye özel değilse "bana sormadan önce çevrendeki üç arkadaşına sor" türünde bir yöntem oturtabilirsiniz. Öğrencileri izlenmesi gereken işlemler konusunda birbirlerine yardımcı olmaya, masalarında sessizce bilgi alışverişinde bulunmaya ve ancak son çare olarak sizin yardımınızı istemeye teşvik edin.

UYGULAMALI STRATEJİLER

Öğretmen birinci sınıflardaki bir sanat etkinliği sırasında öğrencilerin arasında dolaşıp kilden yaptıkları şekiller hakkında konuşuyor. Sıraların birinde bir öğrenciyle konuşurken diğer yanındaki birisi elbisesini çekiştirme başlıyor: "Öğretmenim, şuna bakın, yaptığıma bakın!" Öğretmen bakabilir ya da çekilmesini söyleyebilir ama bunun yerine bilinçli olarak duymamazlıktan geliyor. En sonunda pes ediyor, parmağını kaldırıp bekliyor. Öğretmen böyle yapmamış olsaydı elini kaldırıp "bekliyoruz" anlamına gelen bir işaret yapar ve dikkatini daha önce konuşmakta olduğu öğrenciye tekrar verir. Her iki durumda da ilk öğrenciyle işini bitirip diğerine döndüğünde hala sessizce beklediğini görürse çalışmasını görmeye can atar bir şekilde yanına gider.

3. BOYKOTCULAR
Üçüncü sınıftakilerin tümü harita çizme projeleri üzerinde harıl harıl çalışıyorlar, Deniz
dışında. O, morali bozuk bir şekilde havaya bakıyor. Öğretmeni onun bu çalışmayı yapabileceğini çok iyi biliyor. Öğretmeni deli eden asıl sorun da bu.

Öğretmen: "Deniz, niçin çalışmıyorsun?"
Deniz: (iç çekerek) "Bilmiyorum"
Öğretmen: "Ödevle ilgili bir sorunun mu var?"
Deniz: "Eveet . . . coğrafya sıkıcı geliyor."
Öğretmen: "Sıkıcı öyle mi? Bak işte bu çok kötü. Ne yazık ki orada oturup haritayı tamamlayıncaya kadar canının sıkılmasına katlanman gerekiyor. . . . Bunu tamamlamanın ne kadar süreceği beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor!"
Bu süre boyunca Deniz önüne kapanıyor ve tartışma sürüp gidiyor.

İZLENECEK STRATEJİLER

·Öğrencilere sonuçlarıyla birlikte seçenekler sunun.

Öğrenciler ödevleri ağırdan alıyor ya da yapmıyorlarsa onları doğrudan bir seçeneğe ya da sonuca yönlendirin. "Ödevini şimdi yapmazsan onu ders dışındaki boş zamanlarında yapman gerekecektir" demek, özellikle boş zamanını satranç, kişisel çalışmaları ya da bilgisayar oyunlarıyla geçiriyorsa işe yarayacaktır. Kullandığınız dil, öğrencilere davranışlarının kendi sorumlulukları altında olduğu ve nasıl davrandıkları konusunda denetime sahip oldukları mesajını verecektir.

·Çalışmaya yeniden dönmesi için süre verin.

Çalışmaya yeniden dönmesi için verilen süre, öğretmenin düzeltici yönlendirmesine yanıt vermesi için öğrenciye verdiği süredir. Öğrenciye bir yol önerdikten ya da bir anımsatma yaptıktan sonra öğretmen sakin bir şekilde sınıfta göz gezdirebilir ya da başka bir öğrenciyle uğraşmak için dönebilir. Böyle yapmakla öğrencinin yönlendirildiği şekilde davranacağını beklediği mesajını iletir. Bu, öğrencilerin isteklere uyarken incinmemelerini sağlarken öğretmenlerin de gereksiz, uzun tartışmalara girmelerini önler.

·İlişkiyi yeniden kurun.

Bir düzeltme yaptıktan ve öğrenci de buna uyduktan sonra (gönülsüzce de olsa) ders sırasında daha sonra yanına gidip ilişkinizi yeniden kurmak önemlidir. Bunu olumlu bir kaç sözcük fısıldayarak ("Böyle çalıştığını görmek çok güzel...") ya da sadece gülümseyip başınızı onaylayarak bile yapabilirsiniz. Bu, çocuğa ilişkinizin hala sorunsuz olduğu (düzeltmeyi bir kenara koyarsak) ve onun sizin gözünüzde hala iyi bir yere sahip olduğu izlenimini verir. Kısa bir teşekkür ya da onay "Çabalarını fark ediyorum" anlamına gelir ve arada herhangi bir kırgınlığın olmadığı mesajını da verir.

UYGULAMALI STRATEJİLER
Deniz ve öğretmeni arasında geçen konuşmaya yeniden dönelim.
Öğretmen: "Deniz . . . Ödevini şimdi yapmazsan bunu teneffüste yapmak zorunda kalacaksın."
Deniz: "Ama bu hiç adil değil." Kollarını kavuşturur ve somurtur.
Öğretmen: "Belki öyle ama bu senin seçimin."
Öğretmen yürür ve Deniz'e işe yeniden dönebilmesi için zaman verir. Öğretmenin kendisine bakmadığından emin olduktan bir kaç dakika sonra gönülsüzce de olsa Deniz çalışmasına devam eder (aslında öğretmeni onu yan gözüyle izleyebiliyordur). Teneffüs zili çaldıktan sonra öğretmeni onunla yeniden konuşur.
Öğretmen: "Doğru kararı verdiğine sevindim Deniz." O oynamaya giderken öğretmeni de aferin anlamında koluna hafifçe vurur.

4. TARTIŞMACILAR

Her okulda öğretmenlerine kafa tutan, karşılık veren ve hiçbir sözün altında kalmak istemeyen öğrenciler olur. Bu tür kişilerin niçin suçsuz oldukları, yapılanın niçin adil olmadığı, öğretmenlerin niçin onlara taktıkları konusunda on ayrı neden ve açıklama sıralayabilirler. Asıl şaşırtıcı olan öğretmen ve öğrenci arasındaki tartışmaların çoğunun aşağıdaki son sınıf örneğinde olduğu gibi ufak tefek, önemsiz konularla başlamasıdır.

Öğretmen: "Yasin, niçin masanda değilsin?"
Yasin: "Sadece Demet' den bir cetvel istiyordum!"
Öğretmen: "Bana bak, sakın yalan söylemeye kalkma. Cetvel istemiyordun. Seni gördüm. (Öğretmen Yasin' in suratında 'seni kandırıyorum' anlamına gelen sırıtmayı gördüğü için daha da sinirlenir.) Bu davranışından bıkıp usandım!"
Yasin: "Bu arada cetvel isteyip istemediğimi nereden biliyorsunuz? Demet' e sorabilirsiniz." (Öfkeli bir şekilde kollarını kavuşturur. Tüm sınıf onu izliyordur.)
Öğretmen: "Çok akıllı olduğunu sanıyorsun değil mi? Bak sana ne diyeceğim. . ." Bu noktada, Yasin ağır kanlı ve kızgın bir şekilde sandalyesine yaslanırken ufak bir söylev başlar. Önceki atışmalardan canı sıkılan öğretmen Yasin 'in suratında tehditkar bir ifadeyle sandalyeye yaslanışını göze batan bir terbiyesizlik olarak yorumlar. Tartışmayı sürdürüp öğrenciye meydan okur.
Öğretmen : "Sen ne yaptığını sanıyorsun, ha?"

İZLENECEK STRATEJİLER

·Birincil davranışı ikincil davranıştan ayırt edin.

Yasin 'in öğretmenleri onu sorunlu bir çocuk olarak anlatırken düşündükleri ikincil davranışlarının toplamı (ondan daha öncelikli olan birincil davranışlardan ağırlığı duygusal olarak daha fazla olduğundan). Öğretmenin sorusuna verilen "Evet" yanıtı bile hem kulağı hem gözü rahatsız edebilir. Konuşma tonlarını, biçimlerini ya da sözcüklerini suçlamak istersek öğrencilerin ikincil davranışlarına fazla tepki göstermemiz ya da onlara odaklanmamız kaçınılmazdır. En azından şimdilik birincil davranışlara odaklanın.

·Gereksiz tartışmalardan kaçının.

Kavgacı bir öğrenciyi doğrudan kontrol edemesek de kavgalarla nasıl başedebileceğimizi kontrol edebiliriz. Tepki gösteren ya da savunmaya geçen düzeltmeler, özellikle beden dili biraz saldırgansa, tartışmayı uzatır ve dikkatimizi özgün konudan uzaklaştırır. Öğrenciler tartışmalarını hiçbir zaman uysal olmayan yaşıtlarının önünde sürdürebilirler. Kendinize güvenli ama nazik olun, öğrenciyi asıl konuya yeniden yönlendirin ve tartışarak, kavga ederek ya da düşmanca taktiklerle ikincil davranışlara esir olmayın.

·Dersten sonra karşılıklı görüşmeler planlayın.

Tartışan birinin ikincil davranışlarını o an için görmemezlikten gelme sizin avantajınıza olsa da bu konuda bir şey yapmamanız gerektiği anlamına gelmez (özellikle öğrenci bu tür davranışları alışkanlık haline getirmişse). Dersten sonra karşılıklı görüşme planlayıp öğrenciye ikincil davranışının nasıl gözüktüğünü ya da anlaşıldığını ve karşılıklı haklarımızı nasıl etkilediğini anlatabilir (hatta gösterebilirsiniz). Dersten sonra karşılıklı görüşmeler hakkında daha fazla bilgi için Somurtkanlar bölümüne bakın.

UYGULAMALI STRATEJİLER

Başka bir sınıfta öğretmen Burak'ın ödevine başlamadığını fark eder. Yanına gidip sıradan bir tarzda sordum: " Burak, henüz başlamamışsın sanırım. Bir sorun mu var?" Öğretmen in davranışları cana yakındır. "Evet, şey, kalemim yok, nereden bulabilirim?" yanıtına "Sorun değil, benimkini ödünç alabilirsin" diye karşılık verir öğretmen (Öğretmen bu tip öğrencileriyle ders yapacağı zaman yanına kurşun, tükenmez kalemler, cetveller ve silgiler almaktadır - sorunları önleyici bir idare tarzı). Kendi kendine bir şeyler mırıldanıp sesini azaltıp önüne bakarak "Evet, şey cetvelim yok" dediğinde Yasin, Öğretmen, masasındaki malzeme kutusunu göstererek "benimkilerden birini ödünç alabilirsin" yanıtını verir. "Şey, benim kağıdım da yok" derken sesi oldukça sinirli bir tona bürünmüştür. Zavallı çocuk! Öğretmen alaycı olmaya çok müsaittir ama "Masamda kağıt da var" yanıtını verir. "Daha sonra gelip nasıl gittiğine bakarım" diye de ekler. Bu son yardımsever açıklamadan sonra belki de öğrenci içinden küfretmiştir. Öğretmen daha sonra ders sırasında homurtuları konusunda kendisini kontrol edebildiği için onu takdir eder. Terbiyeli olmak zor iştir.


5. SOMURTKANLAR

Gül çok sevilen, parlak bir beşinci sınıf öğrencisi. Ödevlerini yapması konusunda bir sorunu olmasa da öğretmeni onun davranış sorunları olduğundan yakınıyor. O sınıfla yapılan ilk değerlendirme de Gül' ün ders sırasında sürekli gezindiği ve diğer öğrencilerle sohbet ettiği farkedilmiş. Bilinçli olarak bir süre bu görmezden gelinmiş ama sonraları o, kendi masasına dönmesi konusunda uyarılmış. Gül, gözleri tavana bakarak, ıslık gibi bir sesle "Sadece Ceren'den silgi alıyordum" . Bu sırada çıkardığı "cık cık" sesleri ve başka yöne çevirdiği gözleriyle somurtkan karşılığı tamamlanır (en sık görülen ikincil davranış). Hemen hemen onun bu davranışı her düzeltilişinde, basit anımsatmalar bile olsa, bu durum tekrar etmektedir. Sınıfta bu tür davranışların çoğu yönlendirilip gerginlik azaltılmaya çalışılır ama en sonunda başka bir şeyler yapılması gerekmektedir

İZLENECEK STRATEJİLER

·Gerekiyorsa okuldan sonra bir sohbet ayarlayın.

Bu tür kısa konuşmalar (etik açıdan kapı açık olarak) öğrencilerin davranışları açısından ders sırasında neler olduğunu aydınlatmanızı sağlamak için çok uygundur. Öğrencilere, alışkanlık haline gelmiş ikincil davranışlarının sınıf hakları ve sorumluluklarına göre kabul edilemez olduğunu anlatmamız çok önemlidir. Bu tür sohbetlerin yılın başlarında yapılmaya başlaması ikna edici olması bakımından oldukça etkili olur (yılanın başının küçükken ezilmesi yaklaşımı). Böylece öğrenciler öğretmenin her zaman belirli davranışları dersten sonra takip edeceği mesajını almış olurlar.

·Davetinizin zamanlamasını iyi yapın.

Öğretmenler öğrencileriyle dersten sonra konuşmak isterlerse teneffüs zili çalmadan hemen önce kalmalarını istemek daha iyi olabilir. Böylece, "Niçin?", "Neden Ben?" ya da "Ne Yaptım?" gibi gereksiz tartışmaları önlemiş olursunuz.


·Olumlu mesajlar vermeye çalışın.

İkazlarımızın, düzeltmelerimizin ve gerilmiş ilişkilerin onarımının süren bir ilişkili sayesinde mümkün olabileceğini unutmayalım. Olumlu bir ses tonuyla ve arkadaşça konuşun, parmağınızı sallamak gibi tehdit edici beden dilinden kaçının. Söylev çekmektense karşılıklı konuşmak daha iyidir.

·Sorunlu davranışı yansıtmayı önerin.

Birçok öğrenci ikincil davranışının nasıl gözüktüğünün farkında değildir. Onlar olayları bizim gözlerimizle göremezler. Öğretmenler çoğu zaman bu tür davranışları kaba ve otoritelerini sarsıcı bir davranış olarak görürler. Bizim değer yargılarımıza göre kaba olan şey aslında zayıf sosyal beceriler, kötü alışkanlıklar, öğrencinin dikkat çekme isteği ya da sınıf ortamında gücünü gösterme arayışından ibarettir.
Davranışlarında neler gördüğümüzü yansıtıp duygularımızı açıklayabilirsek ve saygı ya da adil muamele görmeleri için onları sınıf kurallarına uymaya davet edersek en azından kabalıktan ne anladığımızı ve böyle davranışların ilişkileri nasıl zedelediğini açıklamış oluruz.

UYGULAMALI STRATEJİLER
Öğretmen teneffüs zilinden hemen önce Gül’ e dersten sonra birkaç dakika kalmasını söyler. Gül incinmiş bir tonda "Niçin?" diye sorar . Öğretmen bunu duymazdan gelerek sınıfı dışarı çıkarır. Sınıf dışarı çıkarken Gül ellerini kavuşturup duvara yaslanır. Öğretmen Gül’e biraz önce derste bir sorun olup olmadığını sorar.
Gül: (gözleri yere bakarak bastırmaya çalıştığı bir somurtkanlıkla) "Hayır."
Öğretmen: "Dersten sonra kalmanı istediğim için belki de kızgınsın ya da moralin bozuk, öyle mi?"
Gül: "Evet. Kötü ne yaptım?"
Öğretmen: "Masanı dönmeni söylediğim zamanı hatırlıyor musun? Ne yaptığını ve ne söylediğini anımsıyor musun?" Bu noktada Gül önemsiz bir bakış fırlattı.
Öğretmen: "Ne dediğini sana göstermemi ister misin?"
Gül: "Efendim?"
Öğretmen: "Dur sana göstereyim."
Bu noktada onun sabahki duruşunu, el kol hareketlerini ve ses tonunu başını sallayışıyla ve kaba bakışıyla yansıtmaya çalıştım. Kısa bir gösterimden sonra gülümseyerek solümü tamamladım. Gül gönülsüzce gülümseyerek savunmaya geçti: "Bunu her zaman yapmıyorum". "Evet her zaman değil" diyerek sürdürdüm "ama bu davranışları çok sık yapıyorsun. Ben sana bu şekilde davranmıyorum Gül. Bu şekilde konuştuğunda ses tonundan ve söyleyiş şeklinden dolayı saygısızlık haline geliyor".
Gül: "Şey, bunu yapmak istememiştim."
Öğretmen: "Olabilir, sen bunu kastetmemiş olabilirsin ama senin ne söylediğin ve nasıl anlaşıldığı bu."
Bu durumda öğrencilerden bazıları gelişigüzel bir özür ifade ederler. "Gerçekten üzgün hissetmiyorsun, değil mi?" türünde bir yanıt vermekten kaçının. Saygı konusundaki okul kurallarını anımsatıp özrü kabul edin.
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 12.10.08, 00:26
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.373
Ettiği Teşekkür: 3.799
2.391 tane iletisine 5.590 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

DEĞER ÇATIŞMASI

Öğrenciler üzerinde etkili olabilmesi için ben-iletileri üç öğeyi taşımalıdır.

1-Sorun oluşturan davranışın tanımlarını içermelidir: Öğretmenin, kendisi ile neden yüzleştiğini kestirmek zorunda kalmamalıdır. Öğrenci iyi bir ben-iletisi yorum içermeyen haber gibidir. “Kabadayılık ettiğin zaman...” Yargılama ile başlayan ben-iletilerine “kılık değiştirmiş sen-iletileri” denir. İyi bir ben-iletisinde zaman belirten bir bağlaç vardır. Öğrenciye sorun teşkil eden davranışın zamanını belirtmek çok önemlidir. Öğretmen, öğrenciye değil onun belli bir davranışına kızmıştır.

2-Öğrencinin kabul edilmeyen davranışını öğretmen üzerindeki kesin gerçek, somut etkisinin ona söylenmesidir. “Senin uzun saçlarını görmeye dayanamıyorum” somut etki açıkça söylenmiş ise ben iletisi başarısız olur. Ben-iletilerini kullanmaya başlayan öğretmenlerin yapacakları ilk iş kabul edilmez öğrenci davranışlarını iki grup içinde sınıflandırmak olmalıdır. Somut etkisi olanlar ve olmayanlar.

3-Duyguların dile getirilmesi: Ben-iletisi, davranış, etki ve duygu zincirinden oluşur. Ben-iletisinden nasıl dönülür? Vites nasıl değiştirilir. Ben-iletileri, sen-iletilerine göre öğrencileri daha az savunmaya iter. Fakat her şeye rağmen iyi bir ben-iletisinden bile öğrenci incinebilir. Öğretmen bunu fark edince hemen, yüzleşmeden etkin dinlemeye geçmelidir. Bu bir tür vites değiştirmedir.
Öğretmenler Kendilerini Nasıl Kızdırır: Kızgınlık, öğretmenin üç bölümlü ben-iletisini, duygu bölümünde olduğundan, yüzleşmeler öğrenciler tarafından suçlama ve bastırıcı iletiler olarak algılanır. Kızgınlık ikinci bir duygudur. Her zaman daha önce yaşanan başka duyguların sonucunda oluşur. Öğretmen bahçede dolaşırken, çocuklardan birinin attığı taş başını sıyırıp geçer. Öğretmenler kızgınlık iletilerinin bir işe yaramadığını bilirler. Işe yarasalardı dünyanın kuşaklar arası tüm sorunları yıllar önce çözülmüş olurdu.Öğretmenin ilk duygusu korkudur, ikinci duygusu kızgınlıktır. EÖE( Etkili Öğretmenlik Eğitimi) kurallarında öğretmenle birinci duygularını öğrencilerine iletmeleri öğretilir.

BEN-İLETİLERİNİN TEHLİKELERİ

Ben-iletileri uygulayabilecek kişinin kendini tüm çıplaklığıyla ortaya koymasıdır.
İnsanın kendini değiştirme ihtimalidir.
Sorumluluktur.
Etkili ben-iletileri neler yapar: Ben-iletileri, düşüncesiz kimseleri düşünceye yöneltir. Öğretmenlerin ben diliyle konuşmaları, öğrencilere insanlar arası etkili iletişimi öğretir. Çünkü onlar öğretmenlerini kendilerine model olarak alırlar.







SINIF ORTAMINI DEĞİŞTİRMEK
BUNUN DA 8 YOLU VARDIR
1. Ortamı zenginleştirme. 5. Ortamı yeniden düzenlemek.
2. Ortamı fakirleştirme. 6. Ortamı yalınlaştırmak.
3. Ortamı kısıtlamak. 7. Ortamı sistemleştirmek.
4. Ortamı genişletmek. 8. Ortam için önceden plan yapmak

SINIFTA ZAMANI VERİMLİ KULLANMA

Sorunsuz ortamlarda üç tür işe yarar ve kullanılabilir zaman vardır:
Sayısız uyaranla baş edilebilme zamanı (rahatsız edicilerin kaldırılmaları)
Bireysel zaman (sessizlik köşeleri, bireysel çalışma köşeleri, ses geçirmeyen kulaklıklar)
En uygun zaman (öğrencinin sorunsuz ilgi beklediği zaman Öğretmenlerin öğretebildiği öğrencilerin öğrenebildiği, her birinin “insan” olabildiği zamanlardır, dersler her iki taraf için daha zevkli olacaktır.

SINIFTA TARTIŞMA
Ben-iletilerinin etkisiz olduğu, sınıf ortamını değiştirmenin işe yaramadığı durumlar iki nedene bağlanabilir: Ya çocuğu kabul edilemez davranışa yönelten dürtü çok güçlüdür ya da öğretmeni ile iyi ilişkiler içinde olmadığı için onun ihtiyaçlarını umursamaz sonuç olarak, pek çok sınıfta öğretmen ve öğrenciler zaman zaman ihtiyaç çatışması yaşayabilirler.
Çatışmaların sıklığı o ilişkinin doyurucu olmadığı ve sağlıksız olduğu anlamına gelmez önemli olan çözümlenmemiş çatışmanın sayısı ve çatışmaların çözümünde kullanılan yöntemlerdir.

ÇATIŞMAYI ORTAYA ÇIKARAN NEDİR?
Bir çatışmanın varlığı için iki taraf gerektiğinden, çatışma tek olarak ne öğretmene nede öğrenciye aittir. Dolayısıyla her iki tarafında sorunu vardır.eğer bir taradın gereksinimi çok güçlü ise, öbür tarafın ben iletisin etkisi çok az olur.

ÖĞRETMENLER ÇATIŞMALARI NASIL ÇÖZERLER?
Öğretmenler çatışmaların çözümüne genellikle kazanmak kaybetmek olarak bakarlar. Öğrencileri doğal düşmanları olarak görürler. Önemli olan hoşgörü ve dostlukla yaklaşmak ve iletişimdir. Ayrıca davranış değişikliğinin bir anda olmasını beklemekte hatadır.

KAZAN KAYBET YAKLAŞIM

YÖNTEM 1 VE YÖNTEM 2
Yöntem 1’de her zaman öğretmen kazanır. Yöntem 2’de ise öğrenciler kazanır öğretmen kaybeder. Her iki yönteminde birbirlerine göre oldukça fazla avantaj ve dezavantajları vardır. Ayrıca birçok öğretmenin bir kez yöntem 1’i bir başka kez de yöntem 2’yi kullanmaları öğrencilerin kafalarını karıştırır. öğrenciler böyle bir ortamda kendilerini sınırlı belirsiz bir dünyada zannederler.
SINIFTA OTORİTE
Birinci tür otorite uzmanlığa deneyime dayanır. Bu tür öğretmenler bunu öğretmenliklerinin ayrılmaz bir parçası olarak görür. Bu otorite sınıfta hiç sorun oluşturmaz. İkinci tür otorite ise öğretmenin öğrenciyi ödüllendirme ve cezalandırma gücünden doğar. Bu güç öğrencilerin bağımlılığından gelir. Ayrıca şu bir gerçektir ki öğrenciler büyüyüp geliştiklerinde ve öğretmenlerine bağımlılıkları azaldıkça öğretmenlerin onlar üzerindeki ödül ve ceza güçleri de azalır. Öğretmen güç gösterdikçe isyanda artacaktır. İkinci otorite çoğunlukla öğrenciyi ezer, benlik imajını zedeler, kendine olan güvenini azaltır. Bu durumlarda isyan etme, meydan okuma, karşı koyma, yalan söyleme, duyguları saklama, sinsice davranma, başkalarını suçlama, dedikodu yapma, hile yapma, patronluk taslama, yenilgiden nefret etme, işbirliği yapma, boyun eğme, rol yapma, yağcılık yapma, hayal kurma, geri çekilme ve yeni şeyler denemekten kaçma gibi davranışlar gözlenir.
“Öğretmenin gücü, kurbanlarına güç verir. Kendi karşıtlarını çoğaltır, kendi yok oluşunu hızlandırır.”

SINIF İÇİ ÇATIŞMALAR İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİSİ
YÖNTEM 3 : KAYBEDEN YOK YÖNTEMİ

Daha önce anlattığımız yöntem 1 ve yöntem 2’ye alternatif olarak daha doğru, daha mantıklı ve daha etkili bir yöntemdir. Bu yöntemi biz yöntem 3 olarak ele alacağız. Yöntem 3 , çıkarlar çatıştığında, her iki taraf için kabul edilebilecek ve hiçbirinin kaybetmeden kazanacağı bir çözüm üretme yöntemidir. Burada en önemli soru, eni yi çözümü kimin getireceği değil, her iki tarafında kabul edebileceği bir çözümün nasıl bulunabileceğidir. Yöntem 3 yarışmayı değil işbirliğini ve sorunların en iyi nasıl çözülebileceğini öğretir. Başka bir üstünlüğü ise çözümlerin tarafların dışında hiç kimse tarafından kabul edilmek zorunda olmamasıdır. Ayrıca bireylerin yaratıcılığını ortaya çıkarır, kendilerine özgü sorunlarına yine kendilerine özgü yapıcı çözümler bulmada onları özgür kılar. Temelde bir sorun çözme yöntemidir.
YÖNTEM 3 İÇİN ÖN KOŞULLAR
Öğretmenlerin yöntem 3’ü kullanmaya başlamadan önce etkin dinleme konusunda yetkinleşmeleri gerekir. Aksi takdirde verim alınamaz.
Öğrencilere suçlayıcı utandırıcı ve aşağılayıcı sen iletileri yerine öğretmen kendi gereksinimlerini açıkça, dostça ve dürüstçe ifade eden ben iletilerini göndermelidir. Aksi takdirde öğretmene olan güven en baştan yıkılmış olur.
Öğretmenlerin öğrencilerin tümü ile yepyeni bir çatışma çözme yöntemi deneyeceklerine inanmaları gerekir.

YÖNTEM 3 ALTI AŞAMADA SORUN ÇÖZME
1. Sorunu tanımlama
2. Olası çözümler üretme
3. Çözümleri değerlendirme