iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 12:28 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Eğitim & Kişisel Gelişim » Eğitim » eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

Eğitim Temel eğitim bilgi ve kaynak paylaşım yerimizdir.

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 11.10.08, 18:15
Standart eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

11.10.08, 18:15



EĞİTİM NEDİR?


Eğitim; en basit anlamıyla davranışları değiştirme sanatı. Yani bireyde istendik davranışların yerleşmesi, olumsuz davranışların sonlandırılması amacıyla sürdürülen sistematik bir program.

Modern pedagoji ve eğitim biliminin tanımıyla;

Eğitim; kişiyi aklı, duyguları ve davranışlarıyla bir bütün olarak ele alan bir oluşturma ve yönlendirme sürecidir
Nasıl ki her sistematik programın olmazsa olmazları varsa elbette ki eğitim sisteminin de olmazsa olmazları var; disiplin gibi, yürütülecek olan eğitim-öğretim programları gibi, eşgüdümlülük gibi. Ve hedef kitlenin iyi tanınması gibi. Burada ele alınacak konu Eğitimin iki temel aşamasında; Çocukluk ve Ergenlik dönemlerindeki bireylerin özelliklerinin tanınması, bu dönemlerdeki öğrencilere yaklaşım tarzlarıdır.

Biz eğitimciler artık biliyoruz ki;
  • <LI class=MsoNormal style="mso-list: l25 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt">Günümüzde eğitimin sağlıklı olabilmesi için, insan duyarlılığının eğitimi, bedenin ve mantıksal zekanın eğitimi kadar önemlidir. <LI class=MsoNormal style="mso-list: l25 level1 lfo1; tab-stops: list 36.0pt">Okul öncesindeki ve temel eğitim çağındaki çocuk, öğrenme potansiyeli en yüksek olan varlıktır.
  • Çevresindeki tüm yetişkinleri model olarak alır.

    “Eğitim; Yaşamın Kendisidir”
Ve insan duyarlılığının eğitimi için yani “özgür, kendisini ifade edebilen, kendini tanıyan, sorumluluk sahibi olan, görev bilinci gelişmiş, özgüveni yüksek, özsaygılı bireyler yetiştirmek için” akademik bilgiyi yüklemeden önce o insanı tüm yönleri ile tanımalıyız.


» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Eğitim & Kişisel Gelişim » Eğitim »

kaynak:
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları

Konu oguzgolcik tarafından (12.10.08 saat 00:28 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
oguzgolcik kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
CiwCiw (11.10.08)
Sponsorlar
  #2  
Alt 11.10.08, 23:52
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.373
Ettiği Teşekkür: 3.799
2.391 tane iletisine 5.590 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

ÇOCUKLUK

Çocukluk dönemi, insan yaşamındaki en kapsamlı ve en önemli bölümü kapsamaktadır. Hiç şüphesiz ki burada ki amacımız; okul öncesi dönemi de kapsayan ve 2 ile 12 yaş arasındaki bu dönemi her yönüyle ve tüm ayrıntılarıyla incelemek değil, 6 -11 yaş arasında ilköğretimin 1. ve 2 devresini kapsayan çocukluk dönemine “Eğitim” açısından bakarak kısa ve akılda kalıcı hatırlatmalar yapmaktır.

ALTI - DOKUZ YAŞ ARASI ÇOCUKLARIN

EĞİTİMİNDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR

Bu yaşta çocuklar genel olarak bedeni , zihni ve duygusal gelişimleri yönünden okul olgunluğuna erişmiş sayılırlar. Geç olgunlaşan çocukların eğitim problemleri vardır. Bu yaş çocukların eğitiminde dikkat edeceğimiz hususları gözden geçirelim:
Birçok çocuk, ev hayatında karşılaşmadıkları, ancak okul hayatında önem verilen yazılı semboller karşısında uyumsuzluk gösterir. Bu durumda öğretmenlerin anlayışlı ve sabırlı olmaları , aileleri ile işbirliğine gitmeleri gerekir. Ruh sağlığının olumlu gelişiminde başarının önemi büyüktür. Bu dönemde çocukların yetenekleri, ilgileri yönünde başarı göstermeleri için imkanlar hazırlanmalıdır. Çocuklara verilen ödevler , onların çalışma ve öğrenme güçlerine uygun olmalıdır. Çok zaman alan ve yeteneklerinin üstündeki ödevler öğrencilerin ruh sağlığını bozar. Öğretmen bu dönemde çocukların her biri ile ayrı ayrı ilgilenmeli , onlara değer verildiğini hissettirmelidir. Kusur işleyen , yaramazlık yapan çocuklara ”haylaz , beceriksiz ,aptal ’’ gibi küçük düşürücü sözler söylenmemelidir. Bundan dolayı öğrencilere sınıfta ayakta bekletme , arkadaşlarıyla ilişkilerini kesme gibi cezalar verme yoluna gidilmemelidir. Grup dışı bırakılan , yalnız kalan çocuklarla ilgilenilmeli , onlara roller vererek , arkadaşlarının yanında iti-bar kazanmaları sağlanmalıdır. Çocuğa her fırsatta yakınlık göstermek , kişisel problemleriyle ilgilenmek gerekir . Onlara sabahları “günaydın ’’ demek , gözler karşılaştığı zaman gülümsemek , dersten sonra onunla konuşmak , teneffüste yanına gitmek gibi davranışlar öğretmen – öğrenci arasında olumlu bağları kuvvetlendirir.

DOKUZ – ONBİR YAŞ ARASI ÇOCUKLARIN

EĞİTİMİNDE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR

Bu yaşlar çocukluğun son yılları olup , ilkokulun ikinci devresini yani dördüncü ve beşinci sınıfları kapsarlar. Dokuz - on bir yaşındaki çocuklar , daha önceki ve sonraki dönemlere göre daha dengeli ve istikrarlı bir durumdadırlar. Bunları gözden geçirelim. Bu dönem çocuğu okul hayatına uyum sağlamış olup , onda erinlik buhranları belirmemiştir. Bu yaşlar eğitimin kolay devresidir. Bu devrede, arkadaşları ile işbirliği yapma ve sosyal yönden olumlu davranış geliştirmeyi öğrenirler. Bu devrede çocuklara ilgi ve seviyelerine uygun bol okuma materyali, okuma yeri ve zamanı sağlanmalıdır. Süratli ve anlayarak okuma alışkanlığı buna bağlıdır. İyi okuma öğrenmeyen çocuklar , bu eksiklik yüzünden kişiliklerinde olumsuz etkiler meydana getirir. Çocuk bu yaşlarda , kendini yönetmeli , sorumluluk almalı , fikir üretmelidir. Evde , o- kulda bir çocuk gibi değil , sorumlu bir kişi gibi davranılarak büyüdüğü hissettirilmelidir. Ço- cuklar bu devrede bağımsız tavır göstermek istemektedirler. Bunun için eve arkadaş getirme- lerine , arkadaşlarını ziyarete gitmelerine izin verilmelidir . Böylelikle kişiliklerinin gelişimi fırsatı kazanırlar. Yetişkinler çocuklarının bazı itaatsizlik ve dik başlılıkları karşısında soğuk davranmamalı , nedenlerini anlayışlı ve hoşgörülü şekilde araştırmalıdırlar. Bu devrede başa- rısızlığın etkisi çocuklar üzerinde , öteki çağlara göre daha olumsuzdur. Her çocuğun yetenekli olduğu bir alan vardır. Öğretmen , o çocuğu tanımalı , bir alanda başarılı yaparak çocuğun kendine güvenini geliştirmelidir.Bu çağ çocukları hayvan beslemeyi, koleksiyon yapmayı çok severler. Buradan yola çıkarak ilgileri ve seviyeleri doğrultusunda eğitim daha sağlıklıverilebilir.
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 11.10.08, 23:54
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.373
Ettiği Teşekkür: 3.799
2.391 tane iletisine 5.590 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

İLKOKUL ÇAĞINDA *** RASTLANAN RUHSAL PROBLEMLER

a.Davranış Bozuklukları
:
Davranış bozuklukları, huzursuzluk, sinirlilik, geçimsizlik, saldırganlık, yalan söyleme çalma ve okuldan kaçma gibi değişik şekillerde olabilir. Yakınlarından birinin ölümü ya da önemli bir aile sorununda çocukta davranış bozukluğu ortaya çıkabilir . Ayrıca , ruhsal gelişme ve çevreyle ilişki sorunları olan çocuklarda daha ciddi ve sürekli bozukluklar da görülebilir. Örneğin : Çocuğun evde ya da okulda dayaktan korkması veya evde ana-babasının da yalan söylemeleri sonucu çocuk yalan söylemeyi alışkanlık haline getirebilir. Öğrencinin sorununun evde sürüp sürmediğinin öğrenilmesi açısından ailesiyle de görüşülmesi , ondan sonra karara varılması gerekecektir . Ailenin çocuğa yaklaşımı ve ilgisi çok önemlidir.
Çocuğun ağır üzüntüler karşısındaki tepkileri , daha hoşgörülü bir ortamda daha rahat çözümlenebilir. Saldırgan çocuktaki güç ve enerjinin spor alanına , yararlı sosyal çalışmalara (tiyatro , izcilik v.b.) kaydırılması çok olumlu sonuçlar doğurur.
Bazı çocuklar zeka düzeylerin normal olmasına karşılık , öğrenme güçlüğü ve aşırı hareketlilik , yerinde duramama , ödevlerini geçiştirme , düzensiz ve bozuk yazı yazma gibi davranış bozuklukları gösterirler. Derste durmadan yanındakiyle konuşur , dikkat azlığı nedeniyle başarısız olurlar. Öğretmen uyardığı , susturduğu hatta ceza verdiği zaman bile biraz sonra tekrar elinde olmadan çocuk eski kıpranışına başlar. Bunlar ‘’ aşırı hareketli ’’ çocuklardır. Tedavi edilmesi gereken bir davranış bozukluğu olup , hekime baş vurulması gerekir. Bunların yanı sıra öğretmen sürekli yalan söyleyen , başkasının eşyasını alan ve bunu alışkanlık haline getiren çocukların ailelerini ikna ederek bir ruh sağlığı uzmanına gidilmesini sağlamalıdır.

b. Duygusal Bozukluklar :
Bu gruptaki sorunlar daha çok öğrenciyi tedirgin eden belirtilerdir. Kekemelik , tik , okul korkusu , gece işemesi , tırnak yeme , parmak emme , korkular , bunaltı , uyku ve yeme bozuklukları bu grupta sayılabilir.

1. Kekemelik:
Çoğunlukla 2-7 yaş grubu çocuklarda , konuşmanın en hızlı geliştiği dönemde görülen bir konuşma bozukluğudur. Normal konuşan çocuk , yaşadığı aile içi kavga , hayvandan korkma , dövülme , trafik kazası gibi herhangi bir korku sonucu zamanla ve ya aniden kekelemeye başlayabilir. Toplulukta kekemelik artar. Öğrencide zamanla çekingenlik , güvensizlik , başarısında düşüklük , arkadaşları ile geçimsizlik görülür. Ağır konuşma bozuklukları sınıf içi destekle çözümlenemiyorsa , öğrenci ve ailesi ruh sağlığı uzmanı bir hekime başvurmaya ikna edilmelidir.

2.Tikler :
Tikler ani bir korku ve gerilimle ortaya çıkan göz kırpma , kaş kaldırma , burun oynatma gibi belirtilerdendir. Daha çok 6 yaşından sonra görülür. Çok önemli bir belirti olmamasına karşın , çocuk ve gençlerin bu belirtiye verdikleri önem , onların ruh sağlığını etkiler. Öğretmen , tiki olan çocukların sorunlarıyla ilgilenmeli , ancak , sınıfta veya başka bir zaman öğrenciyi bu belirtiyi düzeltmesi için uyarmamalıdır.

3.Okul Korkusu :
Çoğunlukla ilkokulun ilk sınıflarında ortaya çıkar. Ailenin yakınmasına , hatta öğretmeni suçlamasına sebep olabilecek ölçülere varır. Büyük ölçüde okula gitmek istememe, karın ağrıları, bulantılar gibi belirtiler okul saatlerinde görülür. Çocuk okula gitmeye zorlanırsa huysuzlaşır, ağlar, tehditlerde bulunur. Okula gitmeyince bu şikayetler kaybolur.
Böyle bir durumda öğrencinin okula ait bir sorunu olup olmadığını öğretmenin araştırması doğru olur. Bazen dikkat çeken bir olay öğrenciyi korkutabilir , arkadaşlarına yaklaşmaktan kaçınmasına neden olabilir. Böyle bir sorunun çözümlenmesi öğrenciyi yeniden okula döndürür. Anne ve baba çocuğa soğukkanlı davranmalı , korkutmadan ve cezadan uzak durmalıdır.

4.Gece İşemesi :
Gece işemelerinin %5 kadarı bedensel hastalıklar sonucunda ortaya çıkar. Bağırsak paraziti , idrar yolu iltihapları , omurganın doğumdan kaynaklanan bozuklukları gibi. Geri kalan nedenler arasında akrabalarda da aynı sorunun görülmüş olması , yani kalıtım etkeni önemli yer tutar. Erken ve baskılı tuvalet eğitimi , kardeş doğumu , kardeş kıskançlığı , anne ile çocuğun ilişki bozukluğu , sert cezalar , korku ve ayrılıklar belli başlı ruhsal etkenlerdir. Altını ıslatan çocuklarda %60 uyku derinliği görülür.

5.Tırnak Yeme :
Tırnak yeme ve parmak emme genellikle 5-6 yaşlarında başlayan bir güvensizlik işaretidir. Ailede yetersiz ilgi ve sevgi gören çocukta , okulda baskılı eğitim alan öğrencide , sıkıntı , gerilim ve saldırganlık duygusunun açığa vurulmadığı hallerde , huzursuz çocuklarda sıkça görülmektedir.

6. Öğrenme Güçlüğü :
Okul başarısı birçok uygun faktörün bir arada bulunmasına bağlıdır. Her şeyden önce çocukta zeka gelişmesi çocuğun yaşına uygunluk göstermelidir. Bunun yanında başka etkenler de vardır. Örneğin: Çocuğun duyu organlarında görme bozukluğu ,işitme azlığı gibi bir bozukluk olmamalıdır. Öğrenme uygun ortamda gerçekleşebilir. Evdeki uyarı ve ilgi okuldaki öğretime temeldir.
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 11.10.08, 23:55
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.373
Ettiği Teşekkür: 3.799
2.391 tane iletisine 5.590 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

İLKOKUL ÇAĞI VE OKUL

Bireysel ayrılıklar yüzünden her öğrencinin her şeyi aynı sürede , aynı düzeyde öğrenemeyeceği nihayet kabul edilmiştir. Bu nedenle:
1. Öğretimde bireysel farklılıklar dikkate alınmalıdır.
2. Öğretime , yakın çevrenin problemleri ele alınarak başlanmalıdır.
3. Öğretim yoluyla edinilen bilgilerin değerlendirilmesi objektif ölçülerle yapılmalıdır.
4. Eğitim rehberliği, bireysel ayrılıklar söz konusu olduğuna göre programlar
bireyselleştirilmelidir.
5. Öğrenci bütün yönleri ile tanınmalıdır.
6. Öğrencilerin seviyelerine uygun düşecek programlar hazırlanarak uygulanmalıdır.
7. Okul öğrencilerine yeteneklerine göre seçebilecekleri meslek yolları göstermeli , klavuzluk yapılmalıdır.
8. Okul disiplini , uygunsuz davranışa düşecek cezanın kararlaştırılması durumundan kurtarılmalıdır. Bunun yerine bozuk davranışı araştıran bir yaklaşımı olmalı , disiplin problemi bir ceza mahkemesi uygulaması olmaktan çıkarak eğitici ve düzeltici tedbirler alma durumuna getirilmelidir.

ERGENLİK

ERGEN KİMDİR?
Ergenlik ve bu süreci kapsayan problemler yüzyıllardır varola gelmiş, bireysel ve sosyal olumsuzluklara neden olabilecek bir dönemdir. Özellikle son yıllarda gerek ailelerin ve gerekse eğitim kurumlarının gence verdiği önem, ergenin bu dönemi nasıl problemsiz atlatabileceği konusunda da araştırmaları beraberinde getirmiştir. Çünkü modern pedagoji bu dönemi de aşılamayan olumsuz duygu ve davranış kalıplarının, insanı bir yaşam boyu etkisi altında bıraktığını bilmektedir.
O halde nedir ergenlik? Ergenlik dönemi çeşitli şekillerde belirtilmektedir. Genel hatlarıyla; ergenlik çocukluktan çıkıp, yetişkinliğe geçiş arasındaki süreci içine alır. Yaş olarak ise genellikle 12-21 yaşları arasındaki dönemdir. Bu dönemde tek bir temel bölge yoktur. Çünkü vücudun fiziki- fizyoloji olarak hızlı bir gelişime girmesi sonucu, öncelikle ilgiyi birincil ve ikincil cinsiyet organları çekerken, aynı zamanda fizyolojik değişikliklerde ilgiyi çekmektedir.
Ergenliğe has temel tarz ise, yeni bir kimlik (ego- benlik) duygusu kazanmaya çalışması, aynı zamanda sosyal düzendeki yerinin ve rolünün ne olacağına ilişkin bir duygu geliştirmesidir. Bu döneme has model olabilecek kimselerle özdeşleşerek onlar gibi olmak ister. Ergen genellikle mantık yerine kendi zevklerine, görüşlerine uygun, beğendiği kimseleri model alır. Aynı zamanda, bu dönemde akran gruplarıyla da etkileşimde bulunur.

ERGENLİK DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ NELERDİR?
Bu dönem çok çeşitli boyutlarıyla ( fizyolojik, psikolojik, sosyal) kendini ortaya koyduğundan; ana hatlarıyla sınırlandırma yapılacak olursa;

FİZİKİ VE FİZYOLOJİK DEĞİŞMELER:
Bu dönemde fiziki büyüme hızının arttığı görülür. Bunlar 1. Derecede cinsiyet özelliklerinin kazanılması ( cinsiyet organının büyüyüp gelişmesi) 2. Derecede cinsiyet özelliklerinin kazanılması ( göğüslerin büyümesi, ses tonu ve deri dokusunun değişmesi, cinsi bölgeler, koltuk atları ve yüzde tüylenmeler), vücut organının değişmesi( kol, bacak, boyun, baş ve gövdeye göre daha hızlı büyür), yüz organlarının değişmesi ( çene ve burun çıkıntılarında artma görülür) ile boy ve kilodaki hızlı artışıdır. Organizmanın fiziki olarak gelişmesi neticesinde erkeklerde gece boşalmaları, kızlarda ise ay hali ( Regl) görülmeye başlar.
Bedensel gelişimindeki bu değişim ergenin davranışlarını da doğrudan ilgilendirir. Hızlı büyüme ve bedende ki değişmelere, yorgunluk ve huysuzluk gibi belirtilerde katılır. Hatta bu belirtiler abartılır. Çünkü çocuğun o güne kadar olan görev ve sorumlulukları değiştirmiş ve bu ona ağır gelmektedir. Yorgunluk şikayetleri ardından sinirlilik ve huysuzlukta görülür. Sindirim sisteminde düzensizlikler, iştah dalgalanmaları olur. Bunlar hem hormonlarındaki değişikliklere göre hem de iç organlardaki büyümelere bağlıdır. Halsizlik, baş ve sırt ağrıları, bitkinlik hissi görülür.
Hormonlar vücudun kimyasal dengesinde etkili olur ve pek çok davranışını doğrudan etkiler.

Genel anlamda ergende şu olumsuz öğeler görülür:

- Yalnızlık isteği
- Çalışmaya karşı isteksizlik
- Ahenksizlik
- Can sıkıntısı
- Huzursuzluk
- Toplumsal zıtlık
- Otoriteye karşı direniş
- Karşı cinse yönelmiş zıtlık
- Duygusallığın artması
- Kendisine güvensizlik
- Cinsellikle fazla uğraşma
- Aşırı çekingenlik
- Hayal dünyasına kaçma

SOSYAL DEĞİŞMELER:
Ergenin fiziki ve fizyolojik değişime uğraması sonucunda, toplum içindeki rolü de değişir. Daha önceki çocuksu davranışlar yerini uygun, yetişkin davranışlarına bırakır. Ergen kendi kişiliğine kavuşabilmek için, önce ana- baba etkisinden sıyrılmaya çalışır. Onları olaylı ve açık olarak eleştirir. Ergen bir yandan ana- baba etkisinden sıyrılmaya çalışırken, öte yandan kendilerine yeni modeller seçerler. Bunlar bir öğretmen, bir sporcu, bir şarkıcı veya siyesi bir lider olabilir. Ergen hayran olduğu bu kişilere her yönden benzemek ister. Ergen, duygularındaki oynaklık nedeniyle, bir süre sonra kendisine yeni bir model seçer ve onunla özdeşim kurar. Ergenin duygularındaki oynaklık genellikle kimlik değişimi tamamlanıncaya kadar sürer.
Bu dönemde ergenin sosyal olaylara ilgisi artar. Bir çok kimseyle kavgaya girer. Çeşitli olaylar hakkında görüş bildirmekten zevk duyar. Aynı zamanda gürültülü müzikten hoşlanır. Süse ve giyime merak sarar. Akran gruplarınla birlikte eğlencelere ve gezilere katılmaktan zevk alır. Ergenin toplumdaki rolünün değişmesi birçok problemi de beraberinde getirir. Bu problemlerin ergeni bunaltması, onda can sıkıntısı, huysuzluk, davranışlarında ve çevresine uyum da ahenksizlik, çalışırken yada oynarken çabuk yorulması sonucu çalışma isteksizliği yaratır. Gerer aile içinde, gerekse çevre de bazı kavga ve dargınlıklara hazırdır. Sosyal zıtlıklar içindedir. Bebekliğinden beri diğer insanlarla birlikte olmaya can atarken, bu dönemde arkadaşlarına küser, onlardan kopar, gruptan ayrılır ve yalnız kalmak ister. Yalnızlık isteği onu bazı faaliyetlere katılmaktan alı koyar.
Ergen olumsuz diyebileceğimiz duyguları genellikle üç şekilde yaşamayı tercih etmektedir. Birincisi yetişkin sorumluluğunu ve rolünü üstlenmeyen ergen bu zorlanmadan dolayı çok az sorumluluk gerektiren ve kendisini güven içinde hissettiği çocukluk yıllarını yaşamaya devam eder. İkinci olarak, ergen gereğinden fazla olgunlaşır. Bir çok problemi çözerken olgun bir kimsenin kimliğine bürünür. Yaşından büyük sorumluluk gösterir. Üçüncü olarak ise, ailesi yakın çevresi tarafından destek bulamayan ergen, mistik eğilimlere katılmayı tercih eder. Ergen mistik eğilimlere katılmakla, toplumdaki rolünü belirlemiş olur. Katıldığı eğilim görüş, fikir, tutum ve tavırlarını ön eleştirisiz kabul eder. Yani kendisinden nasıl olması isteniyorsa öyle olur.
Her üç durumda da kendisini yaşamaz ve bu durum yalnızlığa yol açar. Kendisini yaşamayan ergenin bir kimlik geliştirmesi mümkün değildir. Ergenin gerek çocuk kalmayı tercih etmesi, gerek olgun bir kişinin kimliğine bürünmesi, gerekse mistik eğilimlere katılmasının altında yatan sebep, problemleri ile baş edemeyen ergenin kendisini yapayalnız hissetmesi halidir. Kimlik duygusunu geliştiremeyen ergen, ben kimim sorusuna olumlu bir cevap bulamayarak, nereye yöneleceğini ve toplumdaki rolünün ne olacağını kestiremeyecek demektir.
Bu durumda kimlik duygusu geliştiremeyen ergen, arkadaş seçiminde yanılgılara düşecektir. Bunalımlı, başarısız, kişiliksiz olmasından dolayı, akran grupları dahil çevresi tarafından reddedilecektir. Çevrenin bu tutumu karşısında ergen toplumda kendisini yalnız hissetmeye başlayacaktır.
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 11.10.08, 23:56
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.373
Ettiği Teşekkür: 3.799
2.391 tane iletisine 5.590 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

NEDEN ERGENLİK DÖNEMİ
PROBLEMLER VE ÇATIŞMALAR DÖNEMİ OLARAK YAŞANIR
Yüzyıllardır ergenlik dönemi problemlerin ve çatışmaların en yoğun yaşandığı; hem aile hem de çocuk için oldukça zor atlatılan bir dönem olmuştur. Aslında bunun temelinde yatan nedenleri hemen herkes üç aşağı beş yukarı bilir. Çünkü herkes çeşitli şiddetlerle de olsa bu dönemden geçmiştir. Ana başlıklar altında bu dönemin, ergende yarattığı kaybın boyutlarını şöylece sıralamak mümkündür.
Genç ergenin statüsü belli değildir. Kısa bir süre öncesine kadar çocuktu ve ondan bu davranış örüntülerini sergilenmesi beklenirdi. Oysa bu kez büyük biri gibi davranması istenir hatta bu konuda uyarılar alır. Ergen nasıl davranışını şaşırtmıştır. Yani bir statü karmaşası yaşar. Bu karmaşa toplumdan gelen bazı nedenlerle artar.
Ergenlik dönemi bir değişim dönemi olduğundan, kişinin biyolojik yapısında bir geçiş dönemidir. Bu biyolojik değişim, gencin her dönem değişim sürecine girmesini sağlıyor. İşte kimi zaman bu süreç davranış örüntülerine kaygı – çatışma olarak yansıyabilir.
Ergenlikte duygusal yoğunluk artar. Dolayısıyla davranışlarda aşırıya kaçılır ve duygular allak bullaktır. Ergen, tabir yerindeyse havadan nem kapar. Hem bakışı, hem davranışı kendi ruh haline göre yorumlar. Dolayısıyla içsel çatışmaları yoğunlukla yaşar.
Ergenlik döneminde dengesizlikler yoğundur. Göz yaşları kendini aniden kahkahaya,kendine güven yerini güvensizliğe, ilgi yerini vurdum duymazlığa bırakabilir. Bu dalgalanmalar, kendini ergenin bireysel ve sosyal davranışlarında da gösterir. Dolayısıyla ergenin uyumsuz yaşaması kaçınılmaz bir sonuç olur. Yukarıda ana hatlarıyla ergenlik döneminde ortaya çıkan çatışma ve problemlerin nedenleri verilmeye çalışıldı .P eki ama bu dönemdeki problemleri sıralamak gerekirse nasıl bir kategori gurubu geliştirilebilir ? yapılan araştırmalara göre en yoğun yaşananları şu maddelerde sıralaya biliriz.

a) Fiziksel görünüş ve sağlıkla ilgili olan problemler.
b) Evde, dışarıda toplumsal ilişkilerle ilgili problemler.
c) Karşı cinsle olan ilişkilerdeki problemler.
d) Okul ve ödevlerle ilgili olan problemler.
e) Gelecekle ilgili planlar üzerindeki problemler.
f) Töresel ve dinsel birtakım problemler.
g) Mali durumla ilgili problemler.

Ergen, yaşadığı bu tip problemleri çözmedikçe kendisinde bir yetersizlik duygusu geliştirir. Zihni devamlı kendi problemi ile uğraşır. Bu nedenle dikkat toplaması ve çalışması zorlaşır. ( Yada bazen tam tersi kendini aşırı güven ve mutluluğun arkasına saklar.) Ergen hırpalanmadan bu uyumsuz davranış örüntülerinden kendini kurtarabilirse huzura kavuşur ve kendisinde yeterlik duygusu gelişir.
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 11.10.08, 23:57
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.373
Ettiği Teşekkür: 3.799
2.391 tane iletisine 5.590 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

ERGENLİKTE OKUL – ÖĞRETMEN UYUMSUZLUĞU

Ergen için okul verdiği eğitimle değil, bütün birimleriyle önemlidir. Öğretmenin fiziksel yapısı, ahlaki kişiliği, davranışı, arkadaşlarıyla ilişkileri, okulun mimari yapısı, sınıfların düzeni. Bütün bunlar okul yaşamını oluşturur.
Okul başarısı nadiren sadece zihinsel yeteneklerin sonucudur. Başarısızlık nadiren gerçek bir yeteneksizliğe tekabül eder. Birçok araştırma bunu göstermiştir. Kötü randımanın nedeni, okul yada öğretmene bağlı çatışmalar, yani zihin dışı etkenlerdir. Yine yapılan araştırmalar göre, öğrencilerin yarıya yakını 11-12 yaşından itibaren verilen öğretime uyum sağlamamaktadır. Hatta üstün yetenekliler arasında dahi % 30 u okula uyum sağlamada güçlük çekmektedir. Sosyo ekonomik etkenler de işin içine girmekte ve işçi ya da köylü çocuklarında uyumsuzluk daha sık olmaktadır.
Okula uyum güçlüğü çeken erkek çocuklar genelde 11-14 yaşları arasında, kız çocukları da 14-18 yaş arasında daha belirgindir.
Ganenstari; okul başarısıyla zeka arasındaki ilişkileri saptamak amacıyla her iki cinsten denekler üzerinde bir araştırma yaptı. Araştırmada zeka ( Terman) testiyle ölçüldü, okul başarısı da bütün yıl sonu notların ortalamasıyla belirlendi. Bu iki cinsten denekler üzerinde bir araştırma yaptı. Bu iki etken arasında çok zayıf bir korelasyon saptandı. Okul başarısı çok zayıf bir oranda gerçek zekaya bağlıdır. Zekayı da çevre koşulları ve özellikle ergenliğe özgü kalgı ve güvensizlikler etkiler.
Okul, başarıyı değerlendirme tekniği ile de ergeni rahatsız edebilir. Not vermenin keyfi yada adaletsiz olup olmadığını bilmek söz konusu değildir. Gençler bu sistemi değersiz bulurlar. Önemli olanda budur. Okul başarısı ve uyumsuzluğu bir çok araştırmanın konusu olmuş ve başarısızlığın bir ceza görünümü aldığı, daha başarılı olmak için bir cesaretlendirme olmadığı görülmüştür.
Okul – ergen uyumsuzluğunun bir diğer boyutuysa programlardır. Okul programları düzenli biçimde güçleşir. Oysa ergenin zihinsel olgunlaşması ne düzenlidir ne de tüm yeteneklerde eşlenmiştir. Böylece okul onları aşan anlatım araçları empoze ederek bazı öğrencileri engeller ve başarısızlığa uğratır.
Okula yada öğretmene bağlı olmadan, ergenin kişiliğine bağlı diğer etkenlerde okul yaşamını bozabilir. Bunlardan biri kişinin kendi idealini gerçekleştirmekte karşılaştığı pratik güçlüktür. Gerçeklik kişisel duyguların doyumuna nadiren imkan verdiği için ergenin birçoğu engellenme duygusu hissederler. Bu engellenme çeşitli nedenlerle çok güçlü olursa tepkileri sadece duygusal alanda değil, zihinsel alanda da görülür. Önce öğrenme isteğini etkileyen bir kenetlenme ortaya çıkar. Çabaların yararsızlığını gören genç okul ortamının tümüne karşı bir düşmanlık duyar. Bu durumda başarısızlık önce ve özellikle ergenin en yetenekli olduğu konularda ortaya çıkar.
Okul öncelikle ve özellikle öğretmen yoluyla öğrenci üzerinde etkide bulunur. Ergenler kendilerini ve öğretmen arasında nesnel bir psikolojik bağın kurulması için gerekli niteliklere çok önem verirler. Öğretmen tarafından anlaşılma ve tanınma gereksinimi, sadece bir yetişkin tarafından basit bir değerlendirme isteği değil, daha çok başka bir kişi tarafından tanınarak ve anlaşılarak kendini tanıma ve kendini anlama isteğidir. Öğrencilerini gerçekten çok güçlü şekilde etkileyen öğretmen vardır. Bu etkiler ergeni rahatsız edebilir. Çünkü işlenen konular üzerinde onun kendi başına kişisel bir tanı edinmesine engel olur.
Öte yandan öğretmenin çok hoşgörülü ve babacan tutumu da öğrencilerde güven yaratmaz, güven arayan ergen öğretmenin zayıflığında hiçbir dayanak noktası bulamaz. Son bir sorunda tek öğretmenli okulda ( İlköğretim I. Kademe), çok öğretmenli okula geçiştir. Aniden çok çeşitli etkilere maruz kaldığını hissetmek ergen için kaygı ve uyumsuzluk kaynağı olabilir.
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 11.10.08, 23:58
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.373
Ettiği Teşekkür: 3.799
2.391 tane iletisine 5.590 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

ERGENLİK DÖNEMİNDE PSİKOLOJİK PROBLEMLER

Sigara – İçki Ve Madde Bağımlılığı
Arkadaş Grupları Ve Çetelere Yönelme
Cinsellik
Fanatizm
İnternet Tutkusu
İntiharlar

ERGENLİK DÖNEMİNDE SİGARA – İÇKİ VE MADDE BAĞIMLILIĞI
Ergenlik döneminin duyularda ve davranışlarda eş güdünün olmadığı bir dönem olduğu önceki başlıklarda ele alınmıştı. O halde ergen kaygı yaratan bu olumsuzluklar ve çelişkiler içinde nasıl bir kaçış yolu izleyecektir? Sağlıklı ve güvenli kişilik yapısına sahip birey, bu kaygı sürecini hem kendi hem de toplum lehine çevirebilir. Herhangi bir enstrüman çalmaya yönelme, çeşitli sanatsal ve kültürel aktiviteler yada spor faaliyetleri gibi... Ama ne yazık ki gençliğin bir kısmı sigara, alkol yada uyuşturucu madde bağımlılığı ile bu kaygı sürecini aşmaya çalışıyor. Peki neden bu yollar izleniyor ve her geçen gün bu zehirler gençler arasında yaygınlaşıyor.
Bunu maddeler halinde sıralayacak olursak;
1. Kendini gösterme, büyüdüğünü kanıtlama çabası. Ergen özellikle büyüdüğünü kanıtlamak için ilk basamak olan sigara ile işe başlar. Elinde sigara ile (özellikle yetişkinlere) meydan okur. Aslında ilk etapta içtiği sigara kendisi için de rahatsız edici ve zevk vermeyen bir maddedir. Ama ergen kendini ortaya koymak için bunu yapar. Bu da yaşamın sonuna kadar sürecek kötü bir alışkanlık kazanmasına, bedenine ve etrafındakilere zarar vermesine neden olur.
2. Arkadaş grubuna dahil olma, dışlanmama ve kendini yalnız hissetmemek için o grubun kurallarına uymaya çalışır. Genelde de sigara – içki – uyuşturucu madde kullanımı yaygın olan bu tarz sağlıksız gruplar; içine aldıkları üyeleri de bu kurallara uyması için baskı altında tutarlar. Ergen zaten acizlik duyguları içinde ait olmak, ait olduğu gruptan dışlanmamak için bu kötü alışkanlıklarla tanışır. Zaten zamanla bu bağımlılık yapıcı maddelerin esiri olur ömrünü ya hastane ya hapishanede, ıslahevinde heba eder yada intihar ederek hayatına son verir.
3. Ergen, bu maddelerin gençlik bunalımlarını aşmaya yardım edeceğini düşünür. Düzensiz fikirler, içsel ve toplumsal çatışmalar, ailevi sorunlar, cinsel kimlik arayışı gibi nedenler ergeni bunalıma sürükler. Kendisinin anlaşılmadığını düşünen ergen, bu çaresizliğini içki veya uyuşturucu madde ile gidermeye çalışır. Oysa zamanla yalnızlık ve çaresizliği artar, toplumdan dışlanır. Yani düşündüğü gibi, bu maddeler yalnızlığı ve çaresizliğe ilaç olmak yerine; onu iyice aciz ve yalnız kılar.
4. Merak. Bir kısım gençte bu tarz bağımlılık yapan maddeleri sadece merak ettiğinden deneme ihtiyacı duyarlar. Onları “Bir kereden bir şey olmaz” zihniyeti bağımlılığa iter. Sonuçta pek çoğu da bu bağımlılıktan geri dönemez.
Sigara – içki yada uyuşturucu madde bağımlılığı ergenin gücü , büyüdüğünün göstergesi olmaktan ziyade onun yalnızlıkla acizliğinin kanıtıdır. Bu nedenle yetişkinler, ana – babalar – öğretmenler böyle bir durumda kızıp sinirlenmek çocuğu cezalandırmak yerine; ona yardım edebileceği yöntemler aramalıdır.
a) Öncelikli ve önemli husus inandırıcılıktır. Özellikle ebeveynlerini ve öğretmenlerini model alacak olan ergen onlar gibi davranmaya ve yaşamaya çalışacağından, zararlı madde bağımlısı böyle bir yetişkinin vereceği öğütlerin, gencin gözünde hiçbir önemi yoktur.(elinde sigara ve içki kadehiyle bunların zararlarını anlatan bir yetişkinin sözleri gence ne derece inandırıcı gelebilir)

b) Çocuklarınızı – öğrencilerinizi önemseyin. Sizler onlara ne kadar güvenir, ne kadar gurur duyduğunuzu hissettirir, ona zaman ayırıp problemleriyle ilgilenirseniz; onlarda kendilerini o kadar değerli hissederler. Dolayısıyla problemlerinden kaçmak için zararlı madde bağımlılığına yönelmezler.
c) Çocuklarınızın hayatına gereksiz müdahale etmeyin. Ama yaşam şekillerini, arkadaş çevrelerini ortamlarını ve harçlıklarını nereye harcadıklarını; onlara hissettirmeden araştırır. Böylece hatalı bir adım atmalarını engellemek daha kolay olur.

d) Bu tür madde bağımlılığı batağına sürüklenen gencin ihtiyacı olan en son şey ebeveynlerinin yada öğretmenlerinin baskıları, sözlü yada fiziksel şiddet kullanmalarıdır. Bu nedenle ana – baba ve öğretmenler, gence yardım etmeye çalışmalı, onu dinlemeli ve çözüm için birlikte kararlar almalıdır.
ERGENLİK DÖNEMİNDE ARKADAŞ GRUPLARI VE ÇETELERE YÖNELME
Gençlik kültürünün ilk geçiş özelliğini gruplaşmalar oluşturur (smith).Bunlar enformal ya da ergen gruplarıdır. Genelde bu gruplar, aynı toplumsal düzeyde yer alan aynı cinsten kişiler oluştururlar. Gruplaşmalar ya da klikler ergenlik dönemindeki ergenler arasında biçimlenir. Toplumsal statülerinde bir gelişme olmasını isteyen ergenler, bir sınıf üstte olan bir grubun üyesi olurlar.
Ergenliğin başlamasıyla birlikte daha önce aile tarafından karşılanan işlevlerden bir çoğunu akran grubu üstlenir. Bu gittikçe artan bir biçimde aileden bağısızlaşmanın ilerlemesi için önemlidir. Akran grubu ergen için çocuklukta yetişkinliğe, bağımlılıktan gittikçe -artan bağımsızlığa; aile denetiminden, gittikçe artmakta olan kendini denetime hızla geçiş döneminde tutulacak bir dal olmaktadır. Bu geçiş doğası itibarıyla tedricidir ve grup içindeki akranlarla özellikle liderle yapılan özdeşimle geçiş kolaylaşır.
Ergenliğin ilk yıllarında, özdeşimler genellikle aynı cinsten olan üyelerle kurulur. Ergenliğin ortalarına doğru ise karşı cinsten gruplara doğru bir eğilim ortaya çıkar. Bu eğilim arttıkça ergenler için daha önem kazanmaya başlar ve ergenliğin sonların da her iki cinsten akranlarla sürekliliği olan ilişkiler kurulmaya başlanır.
Gruplaşmalar anlaşılacağı üzere erinlik-ergenlik döneminde önüne geçilmez bir oluşum sürecidir. Bu süreç kimi zaman gencin kendini bulması, özdenetiminin sağlanması ve sosyalleşmesi açısından gereklidir ve sağlıklı sonuçlar doğurur. Ama kimi zamanda denetimden uzak problem kaynağı gruplaşmalar oluşur ki, bu gencin geleceğini bile tehlikeye sokabilecek bir tehdittir.
Çeteleşme ya da çete grupları diye adlandırılan oluşumlara gelince; çete, dışarıdan herhangi bir yardım görmeyen ve sosyal bir hedefi olmayan, kendiliğinden oluşan yöresel bir gruptur. Ortak ilgilere sahip çocukların oluşturdukları gruplaşmadır.
Anne babaların, öğretmenlerin ya da gençlik liderlerinin her hangi bir desteği olmadan ergenler tarafından kurulmuştur. Çete, otorite nedeniyle yetişkinlere düşman olmayabilir. Bununla birlikte çeteler ne yetişkin onayına ihtiyaç duyar, ne de dışardan bir kontrole tabi olmak ister. Onlar kendi otoritelerini kendileri sağlarlar.
Özellikle Avrupa’da amaçsız, çocukça suç işleyen çeteler toplumsal bir sorun oluşturmaktadır. Ülkemizde de özellikle son yıllarda bu tarz çeteleşmelerin olumsuz sonuçlarını yaşamaya başladık. Özellikle orta okul ve lise düzeyinde oluşun bu çetelerin üyeleri, henüz yerleşmeyen kişilikleri – yetersiz özgüvenleri ve kendilerini değersiz hissetmelerini (grubunda verdiği rahatlıkla) şiddet ve kavga yoluyla bastırmaya çalışırlar. En basit ifadeleri ile ; kız meselesi , maç meselesi, senin- benim mahallem ya da grubum gibi sudan bahanelerle ; taşlı sopalı hatta bıçaklı kavgalara girmekte, yaralanmakta hatta ölüme gitmekteler. Bu gençlerin dışardan çok güçlü, hiçbir şeyden korkmayan bir görüntü ya da daha doğru bir ifadeyle imajları vardır. Oysa psikolojik yapıları incelendiğinde, kendine “dayı” maskesi takan bu gençlerin, aslında zayıf kişiliğe sahip, öz güvenden yoksun çelişkilerle dolu tutarsız bireyler olduğu görülür. Bu aciz yönlerini gizlemek için kabadayılığa baş vurduğu saklanamaz bir gerçektir.
Toplumsal uyumu zedeleyici ve gençlerin hem yaşamını hem geleceğini tehdit eden bu oluşumların önüne geçmekte ana-baba ve eğitimcilere düşmektedir. Özellikle okullarda, bu grupları dışlayıp cezalandırmak çözüm değil tam aksine çözümsüzlüktür. Bu gençleri anlamak, onları kabullenmek problemi çözmenin yarısıdır. Ailelerin çocuklarıyla yeterli ve gerekli iletişim kurmaları ve kendilerini ortaya koymaları için zemin hazırlamaları gençlerin böylesi gruplaşmalara yönelmelerine de engel olacaktır.
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 11.10.08, 23:59
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.373
Ettiği Teşekkür: 3.799
2.391 tane iletisine 5.590 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: eğitim nedir?-aileler ve öğrenciler okuyunuz okutturunuz.

ERGENLİK DÖNEMİNDE CİNSELLİK
Ergen cinselliği, ergenlikten olgunluğa kadar süren dönemdeki insan cinsel yaşamının bir görünümü olarak tanımlanabilir. Bu görünüm içinde;
1. Cinsel organların, cinsel etkinliğe hazırlığı
2. Bedenin değişik bölümlerinin cinsel uyarımı
3. Cinsel uyarma ve orgazm
4. Çoğalma
Gibi olgulardan birini ya da bunların herhangi bir birleşimini amaçlayan davranış, düşlem, duygu ve tutumlardır. Pratik açıdan, olağan ergen cinselliği yaklaşık olarak 12-21 takvim yaşları arasındaki insan cinsel yaşamının koşullarını konu alır. Söz konusu dönem 12-17 yaşları arası ön ergenlik ve 17-21 yaşları arası son ergenlik olmak üzere ikiye ayrılır.
Ergenlik döneminde gencin hem fiziksel hem de duygusal açıdan değiştiğini-geliştiğini biliyoruz. Sağlıklı olan bir genç bu dönemde cinsel açıdan da gelişir. Ve bir takım ilkler yaşar. Bu cinsel deneyimler – gelişmeler kızlarda ve erkeklerde ciddi bir farklılık göstermez. ( Bu fark fizyolojik olmaktan ziyade toplumsal baskılar sonucudur). Genellikle karşı cinse duyulan ilgi- istek ve mastürbasyon temeline dayalı olan ergen cinselliği, aslında hassas bir geçiş dönemidir. Özellikle ebeveynler unutulmamalıdır ki, bu her gencin yaşaması gereken fizyolojik bir süreçtir. Bu dönemde ergen yada onun bu tür aktivasyonlarını engellemek, aşağılamak yada en sık yapılan şekilde suçlamak, gençte tamiri zor izler bırakabilir. Kendini suçlu ve hata yapan biri gözüyle gören genç ya cinsel aktivasyonunu tamamen bilinç altına iter ve hiçbir ihtiyacı yokmuş gibi davranır ( ki bu gençteki cinsel hayatını son derece olumsuz etkiler) veya sapkın davranışlarıyla adeta kendini suçlayanlardan intikam alır. ( eşcinsellik, hayvanlarla cinsel ilişki, sürekli mastürbasyon vs gibi. Ama bunların da çoğunluğunun geçici olduğu unutulmamalıdır)
Bu durumu en sağlıklı çözüme ulaştıracak kişiler yine ebeveynlerdir. Anne kız çocuğa baba ise erkek çocuğa sağlıklı bir model olmalı, onları bu dönemde yalnız bırakmamalı, destek çıkmalıdır. Cinselliğin doğal bir süreç olduğunu gencin bundan dolayı korkup, kendini suçlamaması gerektiği ergene anlatımladır. Onun kaygıları azaltmaya çalışılmalı ve sağlıklı cinsel bilgiler verilmelidir.
Ergenin cinsel davranışları ile ilgili daha doğrusu bu davranışlara yönlendiren bir takım dış etkenler vardır.
1. Kültür: Kültür gence cinselliği yaşama sınırlarını çizer. Nereye kadar kabullenir olacağını, nereden sonra aşılanacağını belirler.
2. Din: Dinin yasak koyucu kuralları cinselliğin sınırlarını belirleyici niteliktedir.
3. Çevre
4. Ailenin sosyo – ekonomik düzeyi
ERGENLİK DÖNEMİ VE FANATİZM
Fanatiklik ergenlik sürecinin bir başka boyutudur. Genç savunduğu şeyler uğruna gerekirse canını verir. Farklı görüşe, fikre tahammülü yoktur. Aslında bunun altında yatan neden öfkedir. O nedenle ergen ve öfke konusuna açıklık getirmekte fayda vardır.
Çocukların ve gençlerin fiziki yada özgürlük gibi psikolojik davranışlarının engellenmesi öfkeyi artırır. Engellenme fazla olduğu için gecekondu bölgelerinde öfke fanatizme daha çabuk dönüşür. Öfkenin ifade biçimi yaş, cinsiyet ve kişilik farklılıklarına göre değişir. Ağlama, gülme, kendine zarar verme ( başını duvara vurma), inatçılık, konuşmama, surat asma, alaya alma, acısını başkasından çıkarma, uyuşturucu ve keyif verici maddelere yönelme bunlar arasında sayılabilir.
Öfkeyi artıran nedenler arasında sosyo- ekonomik ve sosyo- kültürel nedenler, hatalı disiplin uygulamaları (farklı muamele), organik nedenler(guatr, sara, psikopatik sapma, beyin urları, iç salgı bezi düzensizlikleri, kuduz vs), öfkeyi içine atma ve iklim koşulları gibi nedenler sayılabilir.
Sonuç itibarıyla öfkenin yol açtığı fatanizm hem genç hem de mensup olduğu toplum açısından sağlıksız ve uyumsuz davranış örüntüsüdür. Gencin enerjisinin iyi bir yöne kanalize edilmesi sonucu olumlu yönde geliştirilebilir.( spor, sanat aktiviteleri gibi)
İNTERNET TUTKUSU
İnternet; globalleşen, bilgi çağının her geçen gün daha fazla içine giren dünyanın artık vazgeçilmezlerinden birisi, gelişmiş Avrupa ülkelerinde artık evlerde – işyerlerinde – okullarda – her tür kurum kuruluşlarda – kafeteryalarda vs. bilgisayar donanımı mevcut. Bu insanların, kopmaz yaşam biçimi durumunda. Hatta bu ihtiyaç o kadar yoğun hissediliyor ki, laptop adı verilen, diz üstü, kullanımı daha pratik bilgisayar hayatın her alanında devreye giriyor. (otobüste – uçakta - yolculu yaparken, parkta dinlenirken vs.).Ülkemizi özellikle bilimsel açıdan gelişmekte olan bu ülkeler kategorisine koyacak olursak, konunun önemi daha anlaşılacaktır. Bilgisayar ve onun getireceği kolaylıklar artık bizlerinde yaşamının bir parçası olma yolunda.
Son dönemlerde bilgisayar teknolojisinin gençler arasında en çok yaygınlaşan boyutu İnternet tutkusu oldu. Bu ilginin nedenlerini şöylece sıralamak mümkün:
1. Bilgi çağının vazgeçilmezi olan bilgisayarların genç kuşak arasında ilgi ile merak uyandırması.
2. Bilgisayar ve onun sağladığı imkanlar (İnternet , sanal alemler vs) ve kolaylıkların, gençlerin önüne yepyeni bir dünya açmış olması,
3. İnternet sayesinde gençlerin yeni ufuklara yelken açması, yeni arkadaşlıklar edinmesi, pek çok yeniliği ilk kez keşfetmesi, sayılabilir.
Ne yazık ki ülkemiz gençleri üzerinde yapılan araştırmalarda, bilgisayar kullanımının daha ziyade İnternet girişimlerinin temel nedeni kolay ve hızlı bilgiye ulaşmak, ya da bilimsel araştırmalar değil de, İnternet arkadaş edinme ve diyalog kurma, sanal alemleri dolaşma ( özellikle cinsellik yönü ağır basan siteler) olarak ortaya çıktığı saptandı. Bu amacın sadece küçük bir bölümü olan – İnternet sitelerinin bağladığı bir olumsuzluk değil tabii. En az kullanıcı da bu sorumluluğun farkında olmalıdır. Peki bu tarzda kullanılan İnternet bağımlılığının yol açacağı sorunlar neler olabilir? Bunları şöyle sıralamak mümkün;
1. En önemli unsur, İnternet’i sadece birkaç siteye girmek yada arkadaş edinip sohbet olarak algılama alışkanlığı devam ettikçe, bilgisayar kullanımının asıl amacına gençler arasında ulaşamamasıdır. Bu da bilgi çağının hızla ilerlediği dünyada ve ülkemizde, gençlerin bilimsel – kültürel alanda geri kalması, çağı yakalayamaması anlamına gelir.
2. Az da olsa birkaç örneğinin yaşandığı gibi, edinilen arkadaşlarla uzun süren yazışmalar – tanışmaların ardından ortaya çıkan uyumsuzlukların şiddetle son bulması.
3. Özellikle sağlıksız ve gençlerin cinsel – psikolojik yaşamlarında travmalara yol açabilecek şekilde hazırlanan yayınların, gençler tarafından takip edilmesi.
Son olarak bilgisayarın ve yan unsurlarının gençlerin yaşamında olumlu bir dayanak olmasını sağlamak için neler yapılacağına göz atmakta fayda vardır.
1. Özellikle sosyo – ekonomik düzeyi uygun olan ailelerin evlerinde muhakkak bilgisayar bulundurmaları, bunu kullanmaları, gençlere de örnek olmaları son derece önemlidir.
2. bilgisayar kullanımı öğretmen kursların vs. genç tarafından takip edilmesi de kullanımı amaca uygun kılar.
3. İnternet yayını yapan kafeteryaların denetiminin amacına uygun olarak yapılması
( zaten bunların çoğu yasalar ölçüsünde yayın yapmaktadır
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 12.10.08, 00:03
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.373
Ettiği Teşekkür: 3.799
2.391 tane iletisine 5.590 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!