İLKOKUL ÇAĞI VE OKUL
Bireysel ayrılıklar yüzünden her öğrencinin her şeyi aynı sürede , aynı düzeyde öğrenemeyeceği nihayet kabul edilmiştir. Bu nedenle:
1. Öğretimde bireysel farklılıklar dikkate alınmalıdır.
2. Öğretime , yakın çevrenin problemleri ele alınarak başlanmalıdır.
3. Öğretim yoluyla edinilen bilgilerin değerlendirilmesi objektif ölçülerle yapılmalıdır.
4. Eğitim rehberliği, bireysel ayrılıklar söz konusu olduğuna göre programlar
bireyselleştirilmelidir.
5. Öğrenci bütün yönleri ile tanınmalıdır.
6. Öğrencilerin seviyelerine uygun düşecek programlar hazırlanarak uygulanmalıdır.
7. Okul öğrencilerine yeteneklerine göre seçebilecekleri meslek yolları göstermeli , klavuzluk yapılmalıdır.
8. Okul disiplini , uygunsuz davranışa düşecek cezanın kararlaştırılması durumundan kurtarılmalıdır. Bunun yerine bozuk davranışı araştıran bir yaklaşımı olmalı , disiplin problemi bir ceza mahkemesi uygulaması olmaktan çıkarak eğitici ve düzeltici tedbirler alma durumuna getirilmelidir.
ERGENLİK
ERGEN KİMDİR?
Ergenlik ve bu süreci kapsayan problemler yüzyıllardır varola gelmiş, bireysel ve sosyal olumsuzluklara neden olabilecek bir dönemdir. Özellikle son yıllarda gerek ailelerin ve gerekse eğitim kurumlarının gence verdiği önem, ergenin bu dönemi nasıl problemsiz atlatabileceği konusunda da araştırmaları beraberinde getirmiştir. Çünkü modern pedagoji bu dönemi de aşılamayan olumsuz duygu ve davranış kalıplarının, insanı bir yaşam boyu etkisi altında bıraktığını bilmektedir.
O halde nedir ergenlik? Ergenlik dönemi çeşitli şekillerde belirtilmektedir. Genel hatlarıyla; ergenlik çocukluktan çıkıp, yetişkinliğe geçiş arasındaki süreci içine alır. Yaş olarak ise genellikle 12-21 yaşları arasındaki dönemdir. Bu dönemde tek bir temel bölge yoktur. Çünkü vücudun fiziki- fizyoloji olarak hızlı bir gelişime girmesi sonucu, öncelikle ilgiyi birincil ve ikincil cinsiyet organları çekerken, aynı zamanda fizyolojik değişikliklerde ilgiyi çekmektedir.
Ergenliğe has temel tarz ise, yeni bir kimlik (ego- benlik) duygusu kazanmaya çalışması, aynı zamanda sosyal düzendeki yerinin ve rolünün ne olacağına ilişkin bir duygu geliştirmesidir. Bu döneme has model olabilecek kimselerle özdeşleşerek onlar gibi olmak ister. Ergen genellikle mantık yerine kendi zevklerine, görüşlerine uygun, beğendiği kimseleri model alır. Aynı zamanda, bu dönemde akran gruplarıyla da etkileşimde bulunur.
ERGENLİK DÖNEMİ ÖZELLİKLERİ NELERDİR?
Bu dönem çok çeşitli boyutlarıyla ( fizyolojik, psikolojik, sosyal) kendini ortaya koyduğundan; ana hatlarıyla sınırlandırma yapılacak olursa;
FİZİKİ VE FİZYOLOJİK DEĞİŞMELER:
Bu dönemde fiziki büyüme hızının arttığı görülür. Bunlar 1. Derecede cinsiyet özelliklerinin kazanılması ( cinsiyet organının büyüyüp gelişmesi) 2. Derecede cinsiyet özelliklerinin kazanılması ( göğüslerin büyümesi, ses tonu ve deri dokusunun değişmesi, cinsi bölgeler, koltuk atları ve yüzde tüylenmeler), vücut organının değişmesi( kol, bacak, boyun, baş ve gövdeye göre daha hızlı büyür), yüz organlarının değişmesi ( çene ve burun çıkıntılarında artma görülür) ile boy ve kilodaki hızlı artışıdır. Organizmanın fiziki olarak gelişmesi neticesinde erkeklerde gece boşalmaları, kızlarda ise ay hali ( Regl) görülmeye başlar.
Bedensel gelişimindeki bu değişim ergenin davranışlarını da doğrudan ilgilendirir. Hızlı büyüme ve bedende ki değişmelere, yorgunluk ve huysuzluk gibi belirtilerde katılır. Hatta bu belirtiler abartılır. Çünkü çocuğun o güne kadar olan görev ve sorumlulukları değiştirmiş ve bu ona ağır gelmektedir. Yorgunluk şikayetleri ardından sinirlilik ve huysuzlukta görülür. Sindirim sisteminde düzensizlikler, iştah dalgalanmaları olur. Bunlar hem hormonlarındaki değişikliklere göre hem de iç organlardaki büyümelere bağlıdır. Halsizlik, baş ve sırt ağrıları, bitkinlik hissi görülür.
Hormonlar vücudun kimyasal dengesinde etkili olur ve pek çok davranışını doğrudan etkiler.
Genel anlamda ergende şu olumsuz öğeler görülür:
- Yalnızlık isteği
- Çalışmaya karşı isteksizlik
- Ahenksizlik
- Can sıkıntısı
- Huzursuzluk
- Toplumsal zıtlık
- Otoriteye karşı direniş
- Karşı cinse yönelmiş zıtlık
- Duygusallığın artması
- Kendisine güvensizlik
- Cinsellikle fazla uğraşma
- Aşırı çekingenlik
- Hayal dünyasına kaçma
SOSYAL DEĞİŞMELER:
Ergenin fiziki ve fizyolojik değişime uğraması sonucunda, toplum içindeki rolü de değişir. Daha önceki çocuksu davranışlar yerini uygun, yetişkin davranışlarına bırakır. Ergen kendi kişiliğine kavuşabilmek için, önce ana- baba etkisinden sıyrılmaya çalışır. Onları olaylı ve açık olarak eleştirir. Ergen bir yandan ana- baba etkisinden sıyrılmaya çalışırken, öte yandan kendilerine yeni modeller seçerler. Bunlar bir öğretmen, bir sporcu, bir şarkıcı veya siyesi bir lider olabilir. Ergen hayran olduğu bu kişilere her yönden benzemek ister. Ergen, duygularındaki oynaklık nedeniyle, bir süre sonra kendisine yeni bir model seçer ve onunla özdeşim kurar. Ergenin duygularındaki oynaklık genellikle kimlik değişimi tamamlanıncaya kadar sürer.
Bu dönemde ergenin sosyal olaylara ilgisi artar. Bir çok kimseyle kavgaya girer. Çeşitli olaylar hakkında görüş bildirmekten zevk duyar. Aynı zamanda gürültülü müzikten hoşlanır. Süse ve giyime merak sarar. Akran gruplarınla birlikte eğlencelere ve gezilere katılmaktan zevk alır. Ergenin toplumdaki rolünün değişmesi birçok problemi de beraberinde getirir. Bu problemlerin ergeni bunaltması, onda can sıkıntısı, huysuzluk, davranışlarında ve çevresine uyum da ahenksizlik, çalışırken yada oynarken çabuk yorulması sonucu çalışma isteksizliği yaratır. Gerer aile içinde, gerekse çevre de bazı kavga ve dargınlıklara hazırdır. Sosyal zıtlıklar içindedir. Bebekliğinden beri diğer insanlarla birlikte olmaya can atarken, bu dönemde arkadaşlarına küser, onlardan kopar, gruptan ayrılır ve yalnız kalmak ister. Yalnızlık isteği onu bazı faaliyetlere katılmaktan alı koyar.
Ergen olumsuz diyebileceğimiz duyguları genellikle üç şekilde yaşamayı tercih etmektedir. Birincisi yetişkin sorumluluğunu ve rolünü üstlenmeyen ergen bu zorlanmadan dolayı çok az sorumluluk gerektiren ve kendisini güven içinde hissettiği çocukluk yıllarını yaşamaya devam eder. İkinci olarak, ergen gereğinden fazla olgunlaşır. Bir çok problemi çözerken olgun bir kimsenin kimliğine bürünür. Yaşından büyük sorumluluk gösterir. Üçüncü olarak ise, ailesi yakın çevresi tarafından destek bulamayan ergen, mistik eğilimlere katılmayı tercih eder. Ergen mistik eğilimlere katılmakla, toplumdaki rolünü belirlemiş olur. Katıldığı eğilim görüş, fikir, tutum ve tavırlarını ön eleştirisiz kabul eder. Yani kendisinden nasıl olması isteniyorsa öyle olur.
Her üç durumda da kendisini yaşamaz ve bu durum yalnızlığa yol açar. Kendisini yaşamayan ergenin bir kimlik geliştirmesi mümkün değildir. Ergenin gerek çocuk kalmayı tercih etmesi, gerek olgun bir kişinin kimliğine bürünmesi, gerekse mistik eğilimlere katılmasının altında yatan sebep, problemleri ile baş edemeyen ergenin kendisini yapayalnız hissetmesi halidir. Kimlik duygusunu geliştiremeyen ergen, ben kimim sorusuna olumlu bir cevap bulamayarak, nereye yöneleceğini ve toplumdaki rolünün ne olacağını kestiremeyecek demektir.
Bu durumda kimlik duygusu geliştiremeyen ergen, arkadaş seçiminde yanılgılara düşecektir. Bunalımlı, başarısız, kişiliksiz olmasından dolayı, akran grupları dahil çevresi tarafından reddedilecektir. Çevrenin bu tutumu karşısında ergen toplumda kendisini yalnız hissetmeye başlayacaktır.