Alıntı:
| Darvin teorisine gelince, Darwin amatör Bir Araştırmacıydı, Sırf Kafasında TasarLadıĞı Gerçek Dışı TeoriLerLe inSanLarı Kandırmaya çaLıştı, AsıL Amacı Kandırmak oLmaSa biLe Yine de Kandırmış oLdu AncaK Şimdi Bu Teorinin GerçekDışı oLduĞu KanıtLandı. Evrim SaçmaLığı, inSanLarı İnançLarından UzakLaştırmak için KapitaList, MateryaList kominist Görüşte oLanLarın Oyuncağı hâLine GeLdi. sevgili warmgrey, DNA OLAYINI HESABA KATMIYORSUN ANLAŞILAN. DARWİN TEORİSİ % 100 ÇÜRÜTÜLMÜŞTÜR..... |
Evrim teorisinin karşısında bir anti tez henüz oluşturulmamıştır.
Sevgili Pena,
Hesaba katmadığım DNA olayını biraz açarsan, ona göre o konuda bir cevap verebilirim. Ama emin ol, ben her şeyi hesaba katarak yazarken, evrimin çürütüldüğünü iddia eden yalancılar, sizleri kandırmak için hiç bir şeyi hesaba katmadan işkembeden sallıyorlar, metinleri çarpıtıyorlar, kasıtlı yanlış tercümeler yapıyorlar.
Alıntı:
| kanlı düzen kominizm ile rusya çinde, rusyada kamboçyada ve dünyanın diğer onlarca yerinde nmilyonlarca insan katledildi. darwinzm dolayısıyla mataryelizm kominizmin temelini oluştutur. |
1. Bir siyasi akım izm ile adlandırılır. Evrim teorisi siyasi bir görüş olmadığından, bu teoriyi ilk ortaya atan Darwin de siyasetçi olmadığından Darwinizm diye bir tanımlama baştan yanlıştır.
2. Materyalizm maddeciliktir. Maddecilerin bir kısmı tanrı tanımazken, bir kısmı tanrı tanırlar. Maddecilik de tanrı ve yaratılış ile ilgilenmez. Mevcut temel bilimleri kullanarak evreni açıklamayla ilgilenir.
3. Evrim teorisi, maddeciliğin yani müspet ilimin altında yer almakla birlikte, eş anlamlı değildir.
4. İnsanın vahşeti her daim olmuştur. Bugün Akıllı Tasarımın en büyük savunucularından biri Amerika Birleşik Devletleri başkanı Sayın Bush'dur ve ortadoğuyu kana bulamıştır. Bu durumdan akıllı tasarımcılar sorumludur diyebiliriz sizin bu yaklaşımınıza göre...
Alıntı:
| kominizme göre din tehlikelidir. darwinizm öyle şeylere sebep olmuştur ki. çürütülmesine rağmen insanlık acısını hala çekmektedir.. |
Alıntı:
| görüşüne hepimiz saygılıyız ama DARWİN nasıl haklı olabilir.konuya dümmdüz bir mantıkla bakınca belki haklı olabilirsn.ama manevi şeyler de var ve bunlar gözardı edilemicek kadar önemli. herkes bilirki darwin bir insan çenesi iskeletini ve maymun çenesi iskeletini kombine edip o zamanın cahil topluluğunu kandırmıştır. |
İddia : “Evrimci bilimadamları evrim teorisini sahtekârlıklarla ayak tutmaya çalışmaktadır. Birçok sahte fosil oluşturulmuş ve bunlar evrim teorisi kanıtlamak için kullanılmıştır. Piltdown adamı, Nebraska adamı, Archaeoraptor gibi…”
Cevap: Tek gerçek sahtekârlık 1912′de Charles Dawson’ın orataya çıkardığı ve Piltdown adamı olarak adlandırılan sahte fosildir. Bu sahtekârlık 1953 yılında bilim adamlarının incelemeleriyle ortaya çıkarılmıştır. Tabiki bunun bu kadar uzun sürmüş olması bilim adına güzel bir örnek değildir. Ama bu sahtekârlığın ortaya çıkarılması ilerki yıllarda ortaya çıkan yeni teknolojik gelişmelerle mümkün oldu. Zaten ilerki yıllarda bulunan Australopithecus ve Homo erectus fosilleri Piltdown adamının insanın evriminde uygun bir yere oturmadığını göstermekteydi. Artan şüphelerle fosiller üzerinde incelemeler yapıldı ve sahtekârlık ortaya çıkarıldı. Piltdown adamıyla ilgili ayrıntılı bilgi için Piltdown Man başlıklı yazıyı inceleyebilirsiniz.
Bir de Nebraska adamı var. Ama bunda Piltdown adamında olduğu gibi bir sahtekârlık falan yok. Bilimsel bir yanlışlık var ve kısa sürede bundan dönüldü. Ama nedense yaratılışçıların arasında çok popülerdir. Nebraska adamıyla ilgili ayrıntılı bilgi için buraya ve buraya bakabilirsiniz.
Archaeoraptor, hakemli bilimsel dergilerde değil bir popüler bilim dergisinde yayımlanmıştır. Nature ve Science dergileri makaleyi reddetmiştir. Ama National Geographic hakem onayından geçirmeden kabul etmiştir. Ayrıca Archaeoraptor ile ilgili yazının ana yazarı bir bilim adamı değil National Geographic dergisinin sanat editörü Christopher P. Sloan’dır. Zaten 2000 yılında yani bu yazıdan 1 yıl sonra Nature dergisinde bu fosilin geçersizliğiyle ilgili bir makale çıkmıştır.
Alıntı:
| yani o bile bu teorinin doğru olmadığını biliyordu.hatta bu onun günlüğünde falan da yazıyor.herşey sudaki küçük mikroorganizmadan türedi diyor insan bu organizmanın dışında gelişmiş olamazmı.yani o organizma yaratıldıktan sonra ilk insan yaratılmış olamazmı.hayır diyorsa darwinin varlığını kabul ettiğin ilk organizma nasıl oluştu.bu konu hakkında az da olsa bir araştırma ve biraz mantık bellki biraz maneviyat bu konuyu aydınlatıyor....sana bukonuda birsürü bilgi belge sunabilirim |
İnsan bu organizmanın dışında da gelişmiş olabilirdi tabii ama malesef bulunan tüm kanıtlar, o mikro organizmadan türediğimiz yönünde.
O mikro organizmanın nasıl oluştuğu her yerde anlatılır. O sebeple çok detaylı girmeyeceğim. Sadece şunu söyliyeyim, o dönemki dünya okyanuslarının ortamı bir takım kimyasal reaksiyonlara izin verdi ve önce aminoasitler, ardından tek hücreliler ortaya çıktı.
Alıntı:
| DARWIN EFSANESİNİN SONU Darwin'in teorisi, hiç bir somut bilimsel bulguya dayanmıyordu. Hatta, Darwin'in kitabındaki "Teorinin Zorlukları" başlıklı uzun bölümde itiraf ettiği gibi, teori bir çok önemli soru karşısında açık veriyordu. |
Alıntı:
| Darwin, teorisinin önündeki zorlukların gelişen bilim tarafından aşılacağını, yeni bilimsel bulguların teorisini güçlendireceğini umuyordu. Ancak gelişen bilim, Darwin'in umutlarının tam aksine, teorinin temel iddialarını birer birer dayanaksız bırakmıştır. Öyle ki evrim teorisi bugün, lehinde yürütülen tüm propagandalara rağmen, Avustralyalı ünlü moleküler biyolog Michael Denton'ın Evolution: A Theory in Crisis adlı kitabında vurguladığı gibi "kriz içinde bir teori"dir. |
Alıntı:
| Darwinizm'in bilim karşısındaki yenilgisi, üç temel başlıkta incelenebilir: 1) Teori, hayatın yeryüzünde ilk kez nasıl ortaya çıktığını asla açıklayamamaktadır. 2) Teorinin öne sürdüğü "evrim mekanizmaları", gerçekte hiç bir evrimleştirici etkiye sahip değildir. 3) Fosil kayıtları, evrim teorisinin öngörülerinin tam aksine bir tablo ortaya koymaktadır. |
2. Teorinin öne sürdüğü mekanizmalardan kastınızı biraz daha açarsanız, tartışmaya devam edelim.
3. Fosil kayıtları, evrim teorisinin öngörülerini tamamıyla destekleyici veriler ortaya koymaktadır. Son zamanlarda bir kesim tarafından bunlar çarpıtılmaya çalışılsa da, işin aslı budur.
Alıntı:
| Hayat Tesadüfen Ortaya Çıktı İddiasının Geçersizliği Darwin teorisini 1800'lerin ortasında geliştirmişti. O dönemin en dikkat çekici özeliği ise, bilim düzeyinin bugünle kıyaslanamayacak kadar geri olmasıydı. Ne Darwin ne de teoriye öncülük eden diğer isimler, canlıların nasıl üredikleri, nasıl bir biyokimyaya sahip oldukları, kalıtımın nasıl gerçekleştiği gibi konularda hemen hiç bir bilgiye sahip değillerdi. Canlılığın detayları gözlemlenemediği için, hayatın tesadüfen ortaya çıkmış ve yine tesadüflerle gelişmiş olabileceği iddiasını makul gösterebilmişlerdi. Oysa 20. yüzyılın gelişen bilimi, canlılığın detaylarında evrimcilerin hiç ummadıkları kadar karmaşık bir bilgi ve plan olduğunu ortaya çıkardı. Darwin ve yandaşları "bir hücrenin oluşması için gerekli kimyasalları karıştırıp uzunca bir süre beklemek yeterlidir" diyorlardı. Oysa 20. yüzyılın ikinci yarısında modern elektron mikroskoplarının altında incelenen canlı hücresi, bambaşka bir tablo ortaya koydu. Hücrede o denli karmaşık bir tasarım vardı ki, bu yapının tesadüfen oluşması, ünlü İngiliz astronom ve matematikçi Sir Fred Hoyle'un ifadesiyle, "bir hurda yığınına isabet eden kasırganın savurduğu parçalarla tesadüfen bir Boeing 747 uçağının oluşması" kadar imkansızdı. (Fred Hoyle, Nature, 12 Kasım 1981) |
Canlılığın kendiliğinden oluşması ile evrim teorisinin bir ilişkisi yoktur. Evrim teorisi türleşmenin nasıl oluştuğuyla ilgilenir. Canlılığın nasıl oluştuğu hala belirsizliğini koruyan bir konudur ama bilim dünyasındaki baskın görüş abiyogenezdir. Yani canlıların cansız maddelerden oluştuğu görüşü. Ama bunun nasıl olduğuyla ilgili farklı görüşler mevcuttur, değişik hipotezler vardır. Bunların evrim teorisiyle ilgisi yoktur. Evrim teorisi canlılığın oluşumundan sonraki kısım ile ilgilnir ve bunlarla ilgili tezler ortaya atar. Zaten ancak canlılar evrim geçirebilir tersini düşünmenin de mümkün olmadığını düşünüyorum.
Yani cansız maddeler evrimleşerek boeing oluşturmazlar.
Bir hücrenin veya proteinin bir anda şans eseri oluştuğunu kimse iddia etmiyor. Ama yaratılışçılar her zaman için bu tip aslında var olmayan düşünceleri varmış gibi gösterip bunları sözde çürüterek evrimi çürüttüklerini iddia ediyorlar.
Alıntı:
| Hatta bu benzetme bile yetersizdir; çünkü insanoğlu ulaştığı teknolojiyle Boeing 747 yapabildi, ama bugün hala dünyanın hiç bir laboratuvarında tek bir canlı hücresi bile sentezlenemedi. |
Alıntı:
| Peki bu neyi gösterir? Bu kadar karmaşık bir yapı, evrim teorisinin iddia ettiği gibi tesadüflerle ortaya çıkmış olamaz. Nasıl bir saat, çarkların tesadüfen meydana gelmesiyle oluşamaz ve kendisini yapan bir saatçinin varlığını ispatlarsa, hücre-ve canlılığın tüm diğer parçaları-kendilerini yaratan üstün bir Yaratıcı'nın varlığını ispatlar. Bugün evrim teorisini kriz içine sokan en büyük gerçeklerden biri budur. Nitekim hiç bir evrimci canlılığın tesadüfen nasıl ortaya çıktığı sorusuna cevap aramaya bile çalışmamaktadır. |
Alıntı:
| Hayali Mekanizmalar Canlılığın yeryüzünde tesadüfen ortaya çıkmasının imkansız oluşu gibi, canlı türlerinin birbirlerine dönüşmesi de imkansızdır. Çünkü doğada böyle bir güç yoktur. Doğa dediğimiz taşı, toprağı, havayı, suyu oluşturan bütün, bilinçsiz atomların bir toplamıdır. Bu cansız madde yığını, bir solucanı balığa çevirecek, sonra onu karaya çıkarıp sürüngen yapacak, sonra kuş yapıp uçuracak ve en son olarak da insana dönüştürecek bir güce sahip değildir. Bunun aksini iddia eden Darwin, "evrim mekanizması" olarak tek bir kavram öne sürmüştü: Doğal seleksiyon. Doğal seleksiyon doğal seçme demektir. Güçlü ve içinde bulunduğu doğal şartlara uygun olan canlıların hayatta kalacağı düşüncesine dayanır. Örneğin aslanlar tarafından tehdit edilen bir zebra sürüsünde, daha hızlı koşabilen zebralar hayatta kalacaktır. Ama elbette bu mekanizma, zebraları evrimleştirmez, onları başka bir canlı türüne, örneğin fillere dönüştürmez. Nitekim doğal seleksiyonun canlıları evrimleştirdiğine dair tek bir gözlemlenmiş delil yoktur. Ünlü bir evrimci olan İngiliz paleontolog Colin Patterson, bu gerçeği şöyle itiraf eder: "Hiç kimse doğal seleksiyon mekanizmalarıyla yeni bir tür üretememiştir. Hiç kimse böyle bir şeyin yakınına bile yaklaşamamıştır. Bugün neo-Darwinizmin en çok tartışılan konusu da budur. (Colin Patterson, "Cladistics", Brian Leek ile Röportaj, Peter Franz, 4 Mart 1982, BBC) Doğal seleksiyonun hiç bir evrimleştirici etkiye sahip olmadığını gören evrimciler, 20. yüzyılda iddialarına bir de "mutasyon" kavramını eklemişlerdir. Mutasyonlar, radyasyon gibi dış etkenler sonucunda canlıların genlerinde meydana gelen bozulmalardır. Evrimciler ise bu bozulmaların canlıları evrimleştirdiğini öne sürerler. Bu iddia bilimsel veriler tarafından yalanlanmaktadır. Çünkü gözlemlenen tüm etkili mutasyonlar, canlılara sadece zarar verirler. Mutasyonlar insanlarda mongolizm, Down Sendromu, albinizm, cücelik, orak hücre anemisi gibi zihinsel ya da bedensel bozukluklara ya da kanser gibi hastalıklara neden olmaktadırlar. Bugüne dek, canlıların genetik bilgisini geliştiren tek bir mutasyon bile gözlemlenememiştir. Bu nedenle Fransız Bilimler Akademisi Eski Başkanı Pierre-Paul Grassé, bir evrimci olmasına rağmen "ne kadar çok sayıda olurlarsa olsunlar, mutasyonlar herhangi bir evrim meydana getirmezler." itirafında bulunur. (Pierre-Paul Grassé, Evolution of Living Organisms, Academic Press, New York, 1977, s. 88) Evrimin Fosil Kayıtlarındaki Çöküşü Evrim teorisi, 20. yüzyıldaki bir diğer büyük hezimetini de fosil kayıtlarında yaşadı. Evrimin öne sürdüğü ve canlıların ilkel türlerden gelişmiş türlere kademe kademe evrimleştiğini göstermesi beklenen "ara geçiş formlarına" (örneğin yarı balık-yarı kuşlara ya da yarı sürüngen-yarı memelilere) bir türlü rastlanamadı. Eğer gerçekten bu tür canlılar geçmişte yaşamış olsalardı, bunların sayılarının ve çeşitlerinin milyonlarca hatta milyarlarca olması ve bunların fosillerinin bulunması gerekirdi. Evrimciler 19. yüzyılın ortasından bu yana dünyanın dört bir yanında hummalı fosil araştırmaları yaparak bu ara geçiş formlarını aradılar, ama tek bir tane bile bulamadılar. Ünlü İngiliz paleontolog (fosil bilimci) Derek W. Ager, bir evrimci olmasına karşın bu gerçeği şöyle itiraf eder: Sorunumuz şudur: Fosil kayıtlarını detaylı olarak incelediğimizde, türler ya da sınıflar seviyesinde olsun, sürekli olarak aynı gerçekle karşılarız; kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde oluşan gruplar görürüz. (Derek A. Ager. "The Nature of the Fossil Record". Proceedings of the British Geological Association, vol. 87, no. 2, s. 133) Yapılan kazılarda ve araştırmalarda elde edilen bütün bulgular, evrimcilerin beklediklerinin aksine, canlıların yeryüzünde birdenbire, eksiksiz ve kusursuz bir biçimde ortaya çıktıklarını göstermektedir. |
Alıntı:
| Tüm bu bulgular, 20. yüzyılın sonunda evrim teorisini kesin biçimde geçersiz kılmıştır. Ancak bu gerçek dünyanın çoğu ülkesinde kamuoyundan gizlenir ve insanlar evrim masalları ile aldatılmaya devam edilir. Evrim dogmatik bir ısrarla savunulur. Bunun tek nedeni ise, bazı çevrelerin, yaratılış gerçeğini ve dolayısıyla Allah'ın varlığını ideolojik ve felsefi nedenlerle kabul etmek istemeyişleridir. Yaratılış karşısında öne sürülebilecek tek alternatif evrim olduğu için de, ısrarla bu bilim dışı efsaneyi yaşatmak istemektedirler darwine yani onun bile inanmadığı teorisine KATILMIYORUMM... hatta bu konuda haymatloslu arkadaşımızında bir yazısını hatırlatmak isterim,linke bakınız... Darwinin Turk dusmanligi |
Konunun Allah inancıyla da ilgisi yoktur. Bu konu bilimsel bir konudur.
Evrim teorisine katılmayabilirsiniz. Kabul de etmeyebilirsiniz. Ben sadece Galileo'nun verdiği yanıtı vermekle yetineceğim : "Dünya yine de dönüyor..."
Saygılar











