iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 02:05 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Bilim ve teknoloji » Evrim Teorisi Tartışması

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 12.07.07, 20:52
Standart Evrim Teorisi Tartışması

12.07.07, 20:52



Alıntı:
pena´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
Darvin teorisine gelince,
Darwin amatör Bir Araştırmacıydı, Sırf Kafasında TasarLadıĞı
Gerçek Dışı TeoriLerLe inSanLarı Kandırmaya çaLıştı, AsıL Amacı Kandırmak oLmaSa biLe Yine de
Kandırmış oLdu AncaK Şimdi Bu Teorinin GerçekDışı oLduĞu KanıtLandı.

Evrim SaçmaLığı, inSanLarı İnançLarından UzakLaştırmak için KapitaList, MateryaList kominist Görüşte
oLanLarın Oyuncağı hâLine GeLdi.
sevgili warmgrey,
DNA OLAYINI HESABA KATMIYORSUN ANLAŞILAN. DARWİN TEORİSİ % 100 ÇÜRÜTÜLMÜŞTÜR.....
Önce buna bir cevap vereyim. Darwin teorisinin gerçek dışı olduğu, akıllı tasarımcıların ve Harun Yahya isimli şahsın fantazilerini gerçekmiş gibi söylemelerinden ibarettir. Bilim dünyası, Evrim Teorisini bilimsel bir gerçek olarak kabul etmiştir.

Evrim teorisinin karşısında bir anti tez henüz oluşturulmamıştır.

Sevgili Pena,
Hesaba katmadığım DNA olayını biraz açarsan, ona göre o konuda bir cevap verebilirim. Ama emin ol, ben her şeyi hesaba katarak yazarken, evrimin çürütüldüğünü iddia eden yalancılar, sizleri kandırmak için hiç bir şeyi hesaba katmadan işkembeden sallıyorlar, metinleri çarpıtıyorlar, kasıtlı yanlış tercümeler yapıyorlar.

Alıntı:
pena´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
kanlı düzen kominizm ile rusya çinde, rusyada kamboçyada ve dünyanın diğer onlarca yerinde
nmilyonlarca insan katledildi. darwinzm dolayısıyla mataryelizm kominizmin temelini oluştutur.
Darwinizm dolayısıyla materyalizm demek, Darwinizm ile materyalizm'in eş anlamlı olduğunu iddia etmektir ki bu yanlıştır.

1. Bir siyasi akım izm ile adlandırılır. Evrim teorisi siyasi bir görüş olmadığından, bu teoriyi ilk ortaya atan Darwin de siyasetçi olmadığından Darwinizm diye bir tanımlama baştan yanlıştır.

2. Materyalizm maddeciliktir. Maddecilerin bir kısmı tanrı tanımazken, bir kısmı tanrı tanırlar. Maddecilik de tanrı ve yaratılış ile ilgilenmez. Mevcut temel bilimleri kullanarak evreni açıklamayla ilgilenir.

3. Evrim teorisi, maddeciliğin yani müspet ilimin altında yer almakla birlikte, eş anlamlı değildir.

4. İnsanın vahşeti her daim olmuştur. Bugün Akıllı Tasarımın en büyük savunucularından biri Amerika Birleşik Devletleri başkanı Sayın Bush'dur ve ortadoğuyu kana bulamıştır. Bu durumdan akıllı tasarımcılar sorumludur diyebiliriz sizin bu yaklaşımınıza göre...

Alıntı:
pena´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
kominizme göre din tehlikelidir. darwinizm öyle şeylere sebep olmuştur ki. çürütülmesine rağmen
insanlık acısını hala çekmektedir..
Darwinizm derken evrim teorisinden bahsettiğinizi varsayarak tekrar ediyorum : Evrim teorisi çürütülmediği gibi, aksine bilim çevrelerinde giderek güç kazanmaktadır.

Alıntı:
pena´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
görüşüne hepimiz saygılıyız ama DARWİN nasıl haklı olabilir.konuya dümmdüz bir mantıkla bakınca
belki haklı olabilirsn.ama manevi şeyler de var ve bunlar gözardı edilemicek kadar önemli.
herkes bilirki darwin bir insan çenesi iskeletini ve maymun çenesi iskeletini kombine edip o zamanın
cahil topluluğunu kandırmıştır.
Evrim teorisine karşı çıkanlar o kadar bilgisizce karşı çıkmaktadır ki, burada da buna bir örnek görmekteyiz. Darwin bir insan çenesi ile maymun iskeletini kombine etmemiştir. Bu olayın aslı ve yanıtı şu şekildedir :

İddia : “Evrimci bilimadamları evrim teorisini sahtekârlıklarla ayak tutmaya çalışmaktadır. Birçok sahte fosil oluşturulmuş ve bunlar evrim teorisi kanıtlamak için kullanılmıştır. Piltdown adamı, Nebraska adamı, Archaeoraptor gibi…”

Cevap: Tek gerçek sahtekârlık 1912′de Charles Dawson’ın orataya çıkardığı ve Piltdown adamı olarak adlandırılan sahte fosildir. Bu sahtekârlık 1953 yılında bilim adamlarının incelemeleriyle ortaya çıkarılmıştır. Tabiki bunun bu kadar uzun sürmüş olması bilim adına güzel bir örnek değildir. Ama bu sahtekârlığın ortaya çıkarılması ilerki yıllarda ortaya çıkan yeni teknolojik gelişmelerle mümkün oldu. Zaten ilerki yıllarda bulunan Australopithecus ve Homo erectus fosilleri Piltdown adamının insanın evriminde uygun bir yere oturmadığını göstermekteydi. Artan şüphelerle fosiller üzerinde incelemeler yapıldı ve sahtekârlık ortaya çıkarıldı. Piltdown adamıyla ilgili ayrıntılı bilgi için Piltdown Man başlıklı yazıyı inceleyebilirsiniz.
Bir de Nebraska adamı var. Ama bunda Piltdown adamında olduğu gibi bir sahtekârlık falan yok. Bilimsel bir yanlışlık var ve kısa sürede bundan dönüldü. Ama nedense yaratılışçıların arasında çok popülerdir. Nebraska adamıyla ilgili ayrıntılı bilgi için buraya ve buraya bakabilirsiniz.
Archaeoraptor, hakemli bilimsel dergilerde değil bir popüler bilim dergisinde yayımlanmıştır. Nature ve Science dergileri makaleyi reddetmiştir. Ama National Geographic hakem onayından geçirmeden kabul etmiştir. Ayrıca Archaeoraptor ile ilgili yazının ana yazarı bir bilim adamı değil National Geographic dergisinin sanat editörü Christopher P. Sloan’dır. Zaten 2000 yılında yani bu yazıdan 1 yıl sonra Nature dergisinde bu fosilin geçersizliğiyle ilgili bir makale çıkmıştır.

Alıntı:
pena´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
yani o bile bu teorinin doğru olmadığını biliyordu.hatta bu onun
günlüğünde falan da yazıyor.herşey sudaki küçük mikroorganizmadan türedi diyor insan bu
organizmanın dışında gelişmiş olamazmı.yani o organizma yaratıldıktan sonra ilk insan yaratılmış
olamazmı.hayır diyorsa darwinin varlığını kabul ettiğin ilk organizma nasıl oluştu.bu konu
hakkında az da olsa bir araştırma ve biraz mantık bellki biraz maneviyat bu konuyu aydınlatıyor....sana bukonuda birsürü bilgi belge sunabilirim
Darwin'in günlüğünde ne yazdığını tam olarak burada paylaşmanı sabırsızlıkla bekliyorum.

İnsan bu organizmanın dışında da gelişmiş olabilirdi tabii ama malesef bulunan tüm kanıtlar, o mikro organizmadan türediğimiz yönünde.

O mikro organizmanın nasıl oluştuğu her yerde anlatılır. O sebeple çok detaylı girmeyeceğim. Sadece şunu söyliyeyim, o dönemki dünya okyanuslarının ortamı bir takım kimyasal reaksiyonlara izin verdi ve önce aminoasitler, ardından tek hücreliler ortaya çıktı.


Alıntı:
pena´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
DARWIN EFSANESİNİN SONU
Darwin'in teorisi, hiç bir somut bilimsel bulguya dayanmıyordu. Hatta, Darwin'in kitabındaki "Teorinin Zorlukları" başlıklı uzun bölümde itiraf ettiği gibi, teori bir çok önemli soru karşısında açık veriyordu.
Darwin'in bu konuda yazdıklarını da paylaşırsan, işin aslı neymiş tartışırız... (Bu konuyu ben biliyorum, senin de yanlış bildiğini biliyorum. Ama derdim, okuyanların da aslında Darwin'in itiraf filan etmediğini anlamalarını sağlamak)

Alıntı:
pena´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
Darwin, teorisinin önündeki zorlukların gelişen bilim tarafından aşılacağını, yeni bilimsel bulguların teorisini güçlendireceğini umuyordu. Ancak gelişen bilim, Darwin'in umutlarının tam aksine, teorinin temel iddialarını birer birer dayanaksız bırakmıştır. Öyle ki evrim teorisi bugün, lehinde yürütülen tüm propagandalara rağmen, Avustralyalı ünlü moleküler biyolog Michael Denton'ın Evolution: A Theory in Crisis adlı kitabında vurguladığı gibi "kriz içinde bir teori"dir.
Aksine, gelişen bilim Darwin'in teorilerini desteklemekte ve güçlendirmektedir.


Alıntı:
pena´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
Darwinizm'in bilim karşısındaki yenilgisi, üç temel başlıkta incelenebilir:

1) Teori, hayatın yeryüzünde ilk kez nasıl ortaya çıktığını asla açıklayamamaktadır.
2) Teorinin öne sürdüğü "evrim mekanizmaları", gerçekte hiç bir evrimleştirici etkiye sahip değildir.
3) Fosil kayıtları, evrim teorisinin öngörülerinin tam aksine bir tablo ortaya koymaktadır.
1. Darwin'in evrim teorisi zaten hayatın ortaya çıkışıyla ilgilenmez. Adı üzerinde, hayatın gelişimiyle ilgilenir. Teorinin ilgilenmediği bir konudan yenilgiye uğraması mümkün değildir.
2. Teorinin öne sürdüğü mekanizmalardan kastınızı biraz daha açarsanız, tartışmaya devam edelim.
3. Fosil kayıtları, evrim teorisinin öngörülerini tamamıyla destekleyici veriler ortaya koymaktadır. Son zamanlarda bir kesim tarafından bunlar çarpıtılmaya çalışılsa da, işin aslı budur.

Alıntı:
pena´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
Hayat Tesadüfen Ortaya Çıktı İddiasının Geçersizliği

Darwin teorisini 1800'lerin ortasında geliştirmişti. O dönemin en dikkat çekici özeliği ise, bilim düzeyinin bugünle kıyaslanamayacak kadar geri olmasıydı. Ne Darwin ne de teoriye öncülük eden diğer isimler, canlıların nasıl üredikleri, nasıl bir biyokimyaya sahip oldukları, kalıtımın nasıl gerçekleştiği gibi konularda hemen hiç bir bilgiye sahip değillerdi. Canlılığın detayları gözlemlenemediği için, hayatın tesadüfen ortaya çıkmış ve yine tesadüflerle gelişmiş olabileceği iddiasını makul gösterebilmişlerdi. Oysa 20. yüzyılın gelişen bilimi, canlılığın detaylarında evrimcilerin hiç ummadıkları kadar karmaşık bir bilgi ve plan olduğunu ortaya çıkardı. Darwin ve yandaşları "bir hücrenin oluşması için gerekli kimyasalları karıştırıp uzunca bir süre beklemek yeterlidir" diyorlardı. Oysa 20. yüzyılın ikinci yarısında modern elektron mikroskoplarının altında incelenen canlı hücresi, bambaşka bir tablo ortaya koydu. Hücrede o denli karmaşık bir tasarım vardı ki, bu yapının tesadüfen oluşması, ünlü İngiliz astronom ve matematikçi Sir Fred Hoyle'un ifadesiyle, "bir hurda yığınına isabet eden kasırganın savurduğu parçalarla tesadüfen bir Boeing 747 uçağının oluşması" kadar imkansızdı. (Fred Hoyle, Nature, 12 Kasım 1981)
Bu oldukça komik bir yaklaşımdır. Hayat tesadüfen ortaya çıkmaz. Dünya benzeri şartları sağlayan her gezegende hayat ortaya çıkar.

Canlılığın kendiliğinden oluşması ile evrim teorisinin bir ilişkisi yoktur. Evrim teorisi türleşmenin nasıl oluştuğuyla ilgilenir. Canlılığın nasıl oluştuğu hala belirsizliğini koruyan bir konudur ama bilim dünyasındaki baskın görüş abiyogenezdir. Yani canlıların cansız maddelerden oluştuğu görüşü. Ama bunun nasıl olduğuyla ilgili farklı görüşler mevcuttur, değişik hipotezler vardır. Bunların evrim teorisiyle ilgisi yoktur. Evrim teorisi canlılığın oluşumundan sonraki kısım ile ilgilnir ve bunlarla ilgili tezler ortaya atar. Zaten ancak canlılar evrim geçirebilir tersini düşünmenin de mümkün olmadığını düşünüyorum.

Yani cansız maddeler evrimleşerek boeing oluşturmazlar.

Bir hücrenin veya proteinin bir anda şans eseri oluştuğunu kimse iddia etmiyor. Ama yaratılışçılar her zaman için bu tip aslında var olmayan düşünceleri varmış gibi gösterip bunları sözde çürüterek evrimi çürüttüklerini iddia ediyorlar.

Alıntı:
pena´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
Hatta bu benzetme bile yetersizdir; çünkü insanoğlu ulaştığı teknolojiyle Boeing 747 yapabildi, ama bugün hala dünyanın hiç bir laboratuvarında tek bir canlı hücresi bile sentezlenemedi.
Eh, yeterince uzun beklenirse (örneğin bir 500 bin yıl), o hücre de sentezlenir elbette...

Alıntı:
pena´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
Peki bu neyi gösterir? Bu kadar karmaşık bir yapı, evrim teorisinin iddia ettiği gibi tesadüflerle ortaya çıkmış olamaz. Nasıl bir saat, çarkların tesadüfen meydana gelmesiyle oluşamaz ve kendisini yapan bir saatçinin varlığını ispatlarsa, hücre-ve canlılığın tüm diğer parçaları-kendilerini yaratan üstün bir Yaratıcı'nın varlığını ispatlar.
Bugün evrim teorisini kriz içine sokan en büyük gerçeklerden biri budur. Nitekim hiç bir evrimci canlılığın tesadüfen nasıl ortaya çıktığı sorusuna cevap aramaya bile çalışmamaktadır.
Zaten yukarıda da söylediğim gibi hiç bir evrim bilimci hayatın tesadüfen ortaya çıktığını söylemiyor. Zaten evrim bilimciler hayatın nasıl ortaya çıktığı ile değil, nasıl sürdüğü ve geliştiği ile ilgileniyor. Ama darwin teorisini kendi inançları için tehlike görenler, bilim dünyası tarafından kabul gören bu teoriye karşı savaş açmış ve böyle ipe sapa gelmez iddialarla teoriyi bilmeyenleri kandırarak teoriyi akıllarınca yok etmek istemektedirler. Bu savaşın çıkışı da zaten kilise kökenlidir. Aslında islam alimlerinden bazıları Darwinden de önce insanların maymunlardan evrildiğini düşünmüş ve yazmışlardır... Ama sonrasında bu hristiyan savaşına bizim müslümanlarımız da alet olmuşlardır. Bu işin bayraktarlığını da H.Y. üstlenmiştir...




Alıntı:
pena´isimli üyeden alıntı Mesajı göster

Hayali Mekanizmalar

Canlılığın yeryüzünde tesadüfen ortaya çıkmasının imkansız oluşu gibi, canlı türlerinin birbirlerine dönüşmesi de imkansızdır. Çünkü doğada böyle bir güç yoktur. Doğa dediğimiz taşı, toprağı, havayı, suyu oluşturan bütün, bilinçsiz atomların bir toplamıdır. Bu cansız madde yığını, bir solucanı balığa çevirecek, sonra onu karaya çıkarıp sürüngen yapacak, sonra kuş yapıp uçuracak ve en son olarak da insana dönüştürecek bir güce sahip değildir. Bunun aksini iddia eden Darwin, "evrim mekanizması" olarak tek bir kavram öne sürmüştü: Doğal seleksiyon. Doğal seleksiyon doğal seçme demektir. Güçlü ve içinde bulunduğu doğal şartlara uygun olan canlıların hayatta kalacağı düşüncesine dayanır. Örneğin aslanlar tarafından tehdit edilen bir zebra sürüsünde, daha hızlı koşabilen zebralar hayatta kalacaktır. Ama elbette bu mekanizma, zebraları evrimleştirmez, onları başka bir canlı türüne, örneğin fillere dönüştürmez.


Nitekim doğal seleksiyonun canlıları evrimleştirdiğine dair tek bir gözlemlenmiş delil yoktur. Ünlü bir evrimci olan İngiliz paleontolog Colin Patterson, bu gerçeği şöyle itiraf eder:


"Hiç kimse doğal seleksiyon mekanizmalarıyla yeni bir tür üretememiştir. Hiç kimse böyle bir şeyin yakınına bile yaklaşamamıştır. Bugün neo-Darwinizmin en çok tartışılan konusu da budur. (Colin Patterson, "Cladistics", Brian Leek ile Röportaj, Peter Franz, 4 Mart 1982, BBC)


Doğal seleksiyonun hiç bir evrimleştirici etkiye sahip olmadığını gören evrimciler, 20. yüzyılda iddialarına bir de "mutasyon" kavramını eklemişlerdir. Mutasyonlar, radyasyon gibi dış etkenler sonucunda canlıların genlerinde meydana gelen bozulmalardır. Evrimciler ise bu bozulmaların canlıları evrimleştirdiğini öne sürerler. Bu iddia bilimsel veriler tarafından yalanlanmaktadır. Çünkü gözlemlenen tüm etkili mutasyonlar, canlılara sadece zarar verirler. Mutasyonlar insanlarda mongolizm, Down Sendromu, albinizm, cücelik, orak hücre anemisi gibi zihinsel ya da bedensel bozukluklara ya da kanser gibi hastalıklara neden olmaktadırlar.


Bugüne dek, canlıların genetik bilgisini geliştiren tek bir mutasyon bile gözlemlenememiştir. Bu nedenle Fransız Bilimler Akademisi Eski Başkanı Pierre-Paul Grassé, bir evrimci olmasına rağmen "ne kadar çok sayıda olurlarsa olsunlar, mutasyonlar herhangi bir evrim meydana getirmezler." itirafında bulunur. (Pierre-Paul Grassé, Evolution of Living Organisms, Academic Press, New York, 1977, s. 88)

Evrimin Fosil Kayıtlarındaki Çöküşü

Evrim teorisi, 20. yüzyıldaki bir diğer büyük hezimetini de fosil kayıtlarında yaşadı. Evrimin öne sürdüğü ve canlıların ilkel türlerden gelişmiş türlere kademe kademe evrimleştiğini göstermesi beklenen "ara geçiş formlarına" (örneğin yarı balık-yarı kuşlara ya da yarı sürüngen-yarı memelilere) bir türlü rastlanamadı. Eğer gerçekten bu tür canlılar geçmişte yaşamış olsalardı, bunların sayılarının ve çeşitlerinin milyonlarca hatta milyarlarca olması ve bunların fosillerinin bulunması gerekirdi. Evrimciler 19. yüzyılın ortasından bu yana dünyanın dört bir yanında hummalı fosil araştırmaları yaparak bu ara geçiş formlarını aradılar, ama tek bir tane bile bulamadılar. Ünlü İngiliz paleontolog (fosil bilimci) Derek W. Ager, bir evrimci olmasına karşın bu gerçeği şöyle itiraf eder: Sorunumuz şudur: Fosil kayıtlarını detaylı olarak incelediğimizde, türler ya da sınıflar seviyesinde olsun, sürekli olarak aynı gerçekle karşılarız; kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde oluşan gruplar görürüz. (Derek A. Ager. "The Nature of the Fossil Record". Proceedings of the British Geological Association, vol. 87, no. 2, s. 133)

Yapılan kazılarda ve araştırmalarda elde edilen bütün bulgular, evrimcilerin beklediklerinin aksine, canlıların yeryüzünde birdenbire, eksiksiz ve kusursuz bir biçimde ortaya çıktıklarını göstermektedir.
Aslında bir dolu geçiş fosili bulunmuştur ama evrim teorisi karşıtları bir türlü kabullenmek bilmemektedirler. Aslında bir film karesi gibi fosiller önlerine konulsa dahi bir kulp bulacaklardır ki bulunan delillerin bir kısmı neredeyse buna yakındır...

Alıntı:
pena´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
Tüm bu bulgular, 20. yüzyılın sonunda evrim teorisini kesin biçimde geçersiz kılmıştır. Ancak bu gerçek dünyanın çoğu ülkesinde kamuoyundan gizlenir ve insanlar evrim masalları ile aldatılmaya devam edilir. Evrim dogmatik bir ısrarla savunulur. Bunun tek nedeni ise, bazı çevrelerin, yaratılış gerçeğini ve dolayısıyla Allah'ın varlığını ideolojik ve felsefi nedenlerle kabul etmek istemeyişleridir. Yaratılış karşısında öne sürülebilecek tek alternatif evrim olduğu için de, ısrarla bu bilim dışı efsaneyi yaşatmak istemektedirler darwine yani onun bile inanmadığı teorisine KATILMIYORUMM...

hatta bu konuda haymatloslu arkadaşımızında bir yazısını hatırlatmak isterim,linke bakınız...
Darwinin Turk dusmanligi
Dediğim gibi, Evrim teorisini geçersiz kılabilmiş bir teori veya kanıt henüz yoktur.

Konunun Allah inancıyla da ilgisi yoktur. Bu konu bilimsel bir konudur.

Evrim teorisine katılmayabilirsiniz. Kabul de etmeyebilirsiniz. Ben sadece Galileo'nun verdiği yanıtı vermekle yetineceğim : "Dünya yine de dönüyor..."

Saygılar
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
warmgrey kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
perwane (06.10.07)
Sponsorlar
  #2  
Alt 12.07.07, 22:29
erceayna - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
Üyelik tarihi: Jul 2006
Nereden: Eskişehir-İstanbul
İletiler: 1.101
Ettiği Teşekkür: 14
38 tane iletisine 51 kere teşekkür edilmiş
erceayna yakında çok ünlü biri olacak!erceayna yakında çok ünlü biri olacak!
  Send PM
Standart Cevap: Evrim Teorisi Tartışması

4. İnsanın vahşeti her daim olmuştur. Bugün Akıllı Tasarımın en büyük savunucularından biri Amerika Birleşik Devletleri başkanı Sayın Bush'dur ve ortadoğuyu kana bulamıştır. Bu durumdan akıllı tasarımcılar sorumludur diyebiliriz sizin bu yaklaşımınıza göre...

Bush akıllı tasarım öyle diyor diye katliam yapmıyor.Ama geçmişte birçok lider evrim teorisini kullanaraktan bazı insanları gelişmemiş ırk olarak nitelendirip onları katletmişlerdir.

Ya arkadaşlar tekrar tekrar aynı konulara dönmüşüz.Bunları birçok kez tartışmıştık.Şu anda askerliğimi yaptığımdan dolayı fazla internete giremiyorum onun içinde tartışmaya katılmayacaktım ama kendimi tutamadım bikaç bişey söylemek istedim.Sanıyorum ki pena isimli üye geçmişe bakmadan konuyu açmış galiba.Geçmişe bakarsanız pena hanım/bey bu tartışmaların aylar önce çok fazla yapıldığını ve bir sonuç alınamadığını göreceksiniz.Zararlımı bu tip şeyler,hayır değil ama sonu yok açıkçası.En azından karşlı tarafın neler söylediğini ve tezlerini öğrenmiş oluyorsunuz.Neyse ben tartışmaya daha da fazla girmeden her iki tarafa da araştırmalarında başarılar dileyeyim.

Ben ve warmgrey çok tartışmıştık bu konuyu ve öğrendişğim birçok şeyin yanında bana dahada önemliş birşeyi öğretti bu tartışmalar.İnsan inanmak istediği şeye inanır.Evrimciler kendilerince süper kanıtlarda koysa ben evrime inanmadım.Ya da ben ne kadar keisn kanıtlarda koysam tartışmaya katılan evrimciler evrime inanmaya devam ettiler.Neyse sağlıcakla kalın .Sevgilerimle....
__________________
Vidayla tutturuldukça onca nükleer bomba... Silahlanmaya karşı tek umuttur halkın elindeki tornavida... Nüve Forum Fenerbahçe'liler Birliği. İnsanHayalEttiğiMüddetçeYaşa
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
erceayna kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
warmgrey (12.07.07)
  #3  
Alt 12.07.07, 23:51
Çılgın
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 948
Ettiği Teşekkür: 262
261 tane iletisine 519 kere teşekkür edilmiş
warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: Evrim Teorisi Tartışması

Sevgili Erce,
Seninle uzun zaman tartıştık. Emin ol sinir bozucu olduğu kadar keyifliydi ve öğreticiydi de...

Söylediklerinde haklısın. Fakat malesef bizim tartışmamızdan sonra forum taşındığından olsa gerek, evrim tartışmalarımızı pena bulamamıştır. (Forumun artık değişmek yerine gelişmesi için bir sebep daha, aynı konuları dönüp dolaşıp tartışmak zorunda kalmayız).

Sana hayırlı teskereler diliyor, bir an önce aramıza dönmeni dört gözle bekliyoruz.

Sevgiler...
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 13.07.07, 09:48
Çılgın
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 948
Ettiği Teşekkür: 262
261 tane iletisine 519 kere teşekkür edilmiş
warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: Evrim Teorisi Tartışması

Bilimsel bir teori, " Bu teori yanlıştır" diyerek çürütülemez.

Bu teorinin karşıtı bir teori ortaya atılır. Örneğin Akıllı Tasarım. Ardından bu yeni teoriyi destekleyen bir delil bulunur (Örneğin günümüzde yaşayan canlıların birkaç milyon yıl önceki fosilleri ile günümüzdeki halleri karşılaştırılır ve aynı olup olmadığına bakılır).
Milyonlarca yıldır aynı kalmış bir canlı fosili neredeyse hiç yoktur. Tüm canlılar evrimleşmiştir.

Eh, karşıda sağlam bir teori yok
Akıllı tasarım denilen teoriyi destekleyen bilimsel delil yok
Tek yapılan, delilsiz ve bilimsiz "Evrim yalandır, evrim şöyledir, evrim böyledir" lafları ederek "Evrim Çürütülmüştür" iddiasında bulunmaktır...

Üstüne üstlük bir de birileri yalan söylüyor, insanlar da bu yalanı doğru zannedip gaza gelip peşinden gidiyor.

Örnek mi?

DARWİN'İN TÜRK DÜŞMANLIĞI YALANI

Şimdi bu iddiayı ortaya atan, meşhur yalancı H.Yahya efendi.
İDDİA
Bakınız bu iddia neymiş önce onu görelim :
“Darwin dediğiniz adamın Türkler hakkında neler yazdığını biliyor musunuz? Darwin bir mektubunda şöyle demiş: ‘Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türk barbarlığına karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, bu tür aşağı ırkların çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından elimine edileceğini (yok edileceğini) görüyorum.’”
Bu iddiayı kullananlar:
1. Bilim Araştırma Vakfı (BAV), BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI
2. Harun Yahya, Darwin'in Türk Düşmanlığı - Harun Yahya
3. Ahmet Demir, Ahmet Demir_ İTİRAZLARA CEVAPLAR
4. Cavit Yalçın, CAVİT YALÇIN.com
GERÇEK :
Yazının orjinali şudur :
The more civilised so-called Caucasian races have beaten the Turkish hollow in the struggle for existence. Looking to the world at no very distant date, what an endless number of the lower races will have been eliminated by the higher civilized races throughout the world.

Çevirisi ise aynen şöyledir :
Kafkasyalı (beyaz ırk) denen daha medeni ırklar yaşam mücadelesinde Türkleri hezimete uğratmıştır. Dünyanın pek uzak olmayan bir tarihte geleceğine bakarsak, sayısız aşağı ırkların üstün uygar ırklar tarafından yok edileceğini görürüz.


Yani metnin orjinalinde BARBAR kelimesi kullanılmamakta. Bu kelime oraya sırf Darwin karşısında milliyetçi duyguları sömürmek amacıyla H. Yahya tarafından monte edilmiş.

İkinci bir falso da, orjinal metinde Bu Tür Aşağı Irklar gibi bir ifade yer almamasıdır. Yine Milliyetçilik duygusunu sömürmek için kasıtlı olarak metnin Türkçesine "Bu Tür" kelimesi eklenmiş, sanki Darwin doğrudan Türkleri aşağı ırk olarak nitelendiriyor gibi bir hava oluşturmak istenmiş. Ama burada metnin orjinalinide, asıl çevirisini de yayınladık...

Bu arada bir saptama : Beat someone hollow bir kalıptır ve birisini hezimete uğratmak anlamına gelir...

Barbar kelimesinin ingilizcesi ise : Barbarian'dır.

Yani anlaşılacağı üzere, Darwin'in evrim teorisine karşı insanların her türlü duygusunu kullanmak isteyen yalancı H. Yahya ve avanesi, utanmadan yanlış çevirilerle göz boyamaya çalışmaktadır...

Konu warmgrey tarafından (20.07.07 saat 18:40 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 13.07.07, 10:28
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Arrow Cevap: Evrim Teorisi Tartışması




Darwin'in TÜRK Düşmanlığı

Türk düşmanlığı, önce Osmanlı'nın duraklama devirlerinde "Türkler Avrupa'dan silinip atılmalıdır" diyen Avrupalı devlet adamları ile başlamış, ardından Osmanlı'nın parçalanmasını hedefleyen 19. yüzyıl emperyalizminin temel düşüncelerinden birini oluşturmuştur. Kendilerini sözde "ileri ve medeni milletler" olarak gören kimi Avrupalılar, Türk Milleti'ni ve medeniyetini olabilecek en uzak coğrafyaya kadar sürülmesi gereken güya "geri ve ilkel" bir unsur olarak görmüşlerdir. Özellikle 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde bu Türk düşmanı fikirler Avrupa başkentlerinde büyük etki uyandırmıştır. Ord. Prof. Enver Ziya Karal'ın yazdığına göre, o dönemde Avrupalılar arasında yaygın olan bu düşüncenin özeti şudur:

"Türkler sarı ırktandır. Turan kökenlidir. Göçebe ve zalim bir güruhtur. Her çeşit değişikliğe ve ilerleme fikrine düşmandır." 1

Bu fikrin tarihin eski bir döneminde kalmış bir yaklaşım olduğunu düşünmek ise büyük bir yanılgı olur. Çünkü Türk düşmanlığı bugün de hala bazı Batılı çevrelerde son derece canlıdır. Başta Almanya olmak üzere Batılı ülkelerdeki Türk azınlıklara karşı şiddet eylemleri düzenleyen, savunmasız Türk soydaşlarımızı acımasızca katleden neo-Naziler ve benzeri faşist gruplar, Türk düşmanlığını bir ideoloji olarak benimsemişlerdir. Avrupa ülkelerinin çeşitli uluslararası siyasi platformlarda Türkiye aleyhinde sergiledikleri ön yargıların kökeninde de, 19. yüzyıldan miras olan Türk düşmanlığının kalıntıları yatmaktadır.

Evrim teorisinin kurucusu olan Darwin, Türk Milleti'ni "yarı maymun aşağı bir ırk" olarak tanımlayan ve yok edilmesi gerektiğini savunan fanatik bir Türk düşmanıdır. Dahası, ortaya attığı teori ile de Türk düşmanlığına sözde "bilimsel" dayanak kazandırmıştır. Günümüzün neo-Nazileri, hala Darwin'in Türk Milleti hakkındaki hezeyanlarından kuvvet bulmaktadırlar.

Eski çağlardan beri materyalist felsefeciler tarafından savunulan evrim fikri, Avrupa'nın gündemine 18. yüzyılın sonlarında girdi. Jean B. Lamarck, Georges de Buffon ve Erasmus Darwin (Charles Darwin'in dedesi) gibi isimler tarafından ortaya atılan evrim teorisini en kapsamlı olarak ortaya koyan kişi ise Charles Darwin oldu. Darwin, o zamana kadar biyoloji biliminde yaygın kabul gören "canlı türlerini Allah ayrı ayrı yaratmıştır" şeklindeki açıklamayı reddetti ve tüm türlerin rastlantılar sonucunda birbirlerinden evrimleştiklerini öne sürdü. Darwin'in iddiasına göre balıkların atası solucanlar, kuşların atası sürüngenler ve insanların atası da maymun benzeri canlılardı.

Bilimsel bulgulara değil, hayal gücüne dayanan bu teori kısa sürede çok sayıda taraftar kazandı. Bu taraftarların ortak özelliği ise, bilimsel kaygılarla değil, ideolojik ön yargılarla hareket etmeleriydi. Çünkü Darwin, canlıların ve insanoğlunu Allah'ın yarattığı reddetmekle, her türlü ateist dünya görüşüne zemin hazırlamış oluyordu. Bu nedenle biyoloji bilimi ile hiçbir ilgileri olmayan birtakım insanlar Darwin'in en hararetli savunucuları haline geldiler. Örneğin komünizmin kurucusu olan Karl Marx, kendi deyimiyle Darwin'in "ateşli bir hayranı" idi.

Evrim teorisi genel olarak materyalist dünya görüşünü desteklerken, bir yandan da özellikle sömürgeciliğe zemin hazırlayan bir boyut içeriyordu. Çünkü evrim teorisini ortaya atanlar ve savunanlar, başta Charles Darwin olmak üzere, insan ırklarının bazılarının evrim sürecinde daha "ileri" olduklarını öne sürüyorlardı. Darwin insanın kökeni konusuna, 1859'da yayınlanan ünlü kitabı Türlerin Kökeni'nde pek az değinmişti. Ama bu kitaba koyduğu alt başlık bile, onun insanlığa ırkçı bir açıdan baktığını gösteriyordu: "Türlerin Kökeni, Doğal Seleksiyon ve Yaşam Mücadelesinde Kayırılmış Irkların Korunması Yoluyla".
Darwin, söz konusu "kayırılmış ırklar" kavramıyla Avrupalı beyaz ırkları kastettiğini ve diğer ırkları da "yarı-maymun ilkel canlılar" olarak gördüğünü ise, 1871 yılında yayınlanan İnsanın Türeyişi adlı kitabında açıkça ifade etti. Darwin bu kitabında insanın maymunlarla ortak bir ataya sahip olduğunu, ancak insan ırklarının farklı evrimsel süreçler izlediğini öne sürüyordu. Darwin'e göre bazı ırklar evrimde çok ileri gitmişken, bazıları hala maymunlara yakın bir seviyedeydiler. Darwin'in "ileri ırklar" olarak saydıkları ise, elbette Avrupalı "Beyaz Adam"dı. Ona göre Beyaz Adam, fiziksel ve zihinsel yönden diğer ırklardan çok ileriydi. Bu farklılığa olan inancını "farklı ırkların zihinsel özellikleri birbirinden çok farklıdır; bu hem duygusal hem de entellektüel yeteneklerinde kendisini açıkça belli eder" diyerek ifade ediyordu.4

Benjamin Farrington Darwin Gerçekte Ne Dedi? (What Darwin Really Said?) adlı kitabında Darwin'in bu ırkçı görüşlerini vurgular ve Darwin'in İnsanın Türeyişi adlı kitabında "insan ırklarının eşit olmadıkları" konusunda çok uzun açıklamalar yaptığını belirtir.5

Ancak Darwin'in bu konudaki görüşlerinin en önemli yönü, "geri kalmış ırklar"a ne olması gerektiği yönündeki yorumlarıydı. Eğer bir insan bazı ırkların diğerinden daha "ileri" oldukları gibi bir fikre kapılmış olsa bile, buradan "ileri" ırkların "geri" kalanlara yardım etmesi, onların gelişimine katkıda bulunması gerektiği gibi insancıl bir sonuç da çıkarabilirdi. Ama Darwin böyle düşünmüyordu. Aksine, "ileri" ırkların "geri" ırkları köleleştirmeleri, hatta yok etmeleri gerektiğini savunuyordu. İnsanın Türeyişi adlı kitabında şöyle yazmıştı:

Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecekler ve onların yerine geçecekler. Öte yandan insansı maymunlar da… kuşkusuz elimine edilecekler. Böylece insan ile en yakın akrabaları arasındaki boşluk daha da genişleyecek..6
Darwin bu ilginç sonuca "yaşam mücadelesi" kavramıyla varmıştı. Darwin bu kavramı öncelikle doğaya atfetmişti. Doğada canlılar arasında kıyasıya bir yaşam mücadelesi olduğunu, her bireyin sadece kendi çıkarları ve yaşamı için çabaladığını ve diğerleriyle savaştığını iddia etmişti. Darwin'in iddiasına göre bu yaşam mücadelesi içinde zayıf bireyler elenirken, güçlü ve uygun yapıya sahip bireyler de seçilip hayatta kalıyorlardı. Oysa ilerleyen dönemde doğada yapılan gözlemler bu iddianın doğru olmadığını, canlılar arasında son derece güçlü dayanışma mekanizmaları bulunduğunu, hatta çoğu canlının içinde bulunduğu grup için kendisini bile bile feda ettiğini ortaya çıkaracaktı.7

Ancak Darwin "yaşam mücadelesi"nin evrensel bir kanun olduğuna inandırmıştı kendisini. Sonra da, doğadaki canlılar için yazdığı bu senaryoyu aynen insan toplumlarına atfetmişti. İnsan ırklarının kıyasıya bir yaşam mücadelesi sürdürdüklerini düşünmüştü. Dahası, bu mücadelenin evrimsel gelişme için gerekli olduğunu, yani bazı insan ırklarının yok edilmesinin insanlığın gelişmesini sağlayacak bir süreç sayıldığını savunmuştu

Evrim teorisinin insan toplumlarına uygulanmasıyla ortaya çıkan bu ırkçı görüş "Sosyal Darwinizm" olarak bilindi. 19. yüzyıldaki bütün ırkçı düşünceler de Sosyal Darwinizm'den ilham aldılar. Bu ırkçıların başında ise, tahmin edilebileceği gibi "Beyaz Adam'ın üstünlüğü"nü savunan sömürgeciler geliyordu. Sömürgecilik, Kristof Kolomb döneminden beridir ortaya atıp da bir türlü "bilimsel" bir açıklamayla destekleyemediği "yerliler bir tür havyandır" iddiasına ilk kez bilimsel görünümlü bir dayanak sağlamış oluyordu. Bu nedenle Darwin'in teorisi, sömürgeciliğe taraftar olan çevrelerden kısa sürede büyük bir destek gördü.

Evrim teorisinin günümüzdeki en önde gelen savunucularından biri olan Harvard Üniversitesi paleontoloğu Prof. Stephen Jay Gould, Darwin'in Türlerin Kökeni adlı kitabı hakkında şöyle der: "Bundan sonra kölelik, sömürgecilik, ırksal farklılıklar, sınıf yapıları ve cinsiyetin rolü ile ilgili argümanlar artık özellikle bilim adı altında yürütülecektir."9 Gould'un sözleri doğrudur. Gerçekten de saydığı bu kavramlar, Darwinizm'in ortaya çıkmasından sonra "Sosyal Darwinizm" adı altında bilimsel bir görünüme bürünmüştür.

Böylece doğal seleksiyon, adaptasyon gibi evrimcilerin kullandıkları terimler antropoloji, sosyoloji, tarih ve felsefenin de sınırları içinde incelenmeye başlandı. Meydana gelen doktrine Sosyal Darwinizm denildi.
Sosyal Darwinizm'in prensipleri şöyledir: Dünya üzerinde insanlar, ırklar, uluslar ve medeniyetler hayatta kalma mücadelesine kitlenmişler ve bu uğurda diğerleriyle büyük bir rekabete girmişlerdir. Gelişmiş medeniyetler atalarından değerli özellikler almışlardır ve bu onları diğerlerinden üstün kılan bir ayrıcalıktır. Az gelişmiş kültürler ise yakında yok olacaklardır ve buna mahkumdurlar. Bu nedenle doğanın düzeni, güçlü ve medeni ulusların, zayıfların elindeki kaynakları kullanmalarını gerektirir. Bunu yaparken her yol ve yöntem serbesttir, ahlaki değerlere gerek yoktur. Dünyanın her yerinde medenileşmiş uluslar, ırklar ve bireyler kendilerinden daha geri olanları yönetme ve sömürme hakkına sahiptir. Bu, - sözde- doğanın özünde olan bir kanundur.

Günümüzdeki evrimciler Sosyal Darwinizm'i "Darwinizm'in yanlış bir yorumu" olarak göstermeye çalışırlar ve Darwin'in gerçekte ırkçı olmadığı imajını vermeye çabalarlar. Oysa gerçek bunun tam aksidir. Sosyal Darwinizm, bizzat Darwin'in kendi eseridir. Alman tarihçi Hans Ulrich Wehler de, bu gerçeği "ilk Sosyal Darwinist'in Darwin'in kendisi olduğunu" belirterek açıklar:

Charles Darwin'i tüm dünyaya tanıtan kitabı, 1859'da yayınlanan ve teorisinin temel çatısını içeren Türlerin Kökeni (Origin of Species) adlı çalışmasıydı. Bir ikinci ünlü çalışması ise, "insanın evrimi" konusundaki iddialarını ve ırkçı teorilerini dile getirdiği 1871 tarihli İnsanın Türeyişi (The Descent of Man) adlı kitabıdır. Bunların dışında Beagle gemisiyle yaptığı yolculuğu ya da bazı bitki ve hayvanlar üzerindeki gözlemlerini konu alan çalışmaları yayınlanmıştır.

Bunlar çoğunlukla teknik kitaplardır. Darwin'in görüşlerini, özellikle de iç dünyasını ve yakın çevresi ile paylaştığı düşüncelerini en iyi yansıtan kaynak ise, ölümünden altı yıl sonra oğlu Francis Darwin tarafından yayınlanan Life and Letters of Charles Darwin (Charles Darwin'in Hayatı ve Mektupları) adlı kitaptır. Bu kitapta Darwin'in çok sayıda mektubu vardır ve bu mektuplarda ilginç görüşler dile getirilmektedir.
Bu kitap yayınlandıktan sonra İngiliz fikir adamları arasında önemli bir yankı uyandırmış, özellikle de Darwin'in taraftarları, kitabın her satırını inceleyerek kendilerine akıl hocalığı yapan kişinin görüşlerini etüd etmişlerdir.

Kitapta yer alan mektuplardan bir tanesi ise, oldukça önemli siyasi mesajlar taşıdığı için büyük dikkat çekmiştir. Özellikle İngiltere'nin Osmanlı İmparatorluğu'na cephe aldığı, İngiliz başbakanı Gladstone'un "Türkler insanlığın insan olmayan numuneleridir. Medeniyetimizin bekası için onları Asya steplerine geri sürmeli veya Anadolu'da yok etmeliyiz"46 gibi sözleri ısrarla tekrarladığı bir dönemde yayınlanan bu mektup kısa sürede önemli bir propaganda malzemesi haline gelmiştir. Çünkü Darwin'in bu mektuptaki fikirleri Gladstone'unkiyle aynı, hatta daha da fanatiktir.

Söz konusu mektup, Charles Darwin tarafından 3 Temmuz 1881 tarihinde W. Graham adlı bir bilim adamına yazılmıştır. Darwin, mektubun girişinde doğada bir amaç ve anlam olmadığı yönündeki klasik materyalist mantıklarını tekrar etmektedir. Ancak sonra konuyu doğal seleksiyon kavramına çekmekte ve doğal seleksiyonun "geri ırkları" eleyerek medeniyetin gelişmesine katkıda bulunduğunu öne sürmektedir. Darwin'in "geri ırk" kavramına kendince örnek olarak gösterdiği millet ise Türk Milleti'dir. Darwin aynen şöyle yazmaktadır:

"Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, TÜRKLER tarafından işgal edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı, ama artık bugün Avrupa'nın TÜRKLER tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor. Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN ÇOĞUNUN MEDENİLEŞMİŞ YÜKSEK IRKLAR TARAFINDAN ELİMİNE EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) GÖRÜYORUM."47


Bu satırlarda Türk Milleti için söylenen sözlerin birer hezeyan oldukları, fanatikçe bir nefretin ve Türklük hakkındaki derin bir cehaletin ürünü oldukları açıktır.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
4 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için kullancısına teşekkür ediyor :
cigdem (13.07.07), eefe (13.07.07), metehan (17.07.07), pena (13.07.07)
  #6  
Alt 13.07.07, 18:12
Çılgın
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 948
Ettiği Teşekkür: 262
261 tane iletisine 519 kere teşekkür edilmiş
warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: Evrim Teorisi Tartışması

Alıntı:
haymatloslu´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
"Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, TÜRKLER tarafından işgal edildiğinde, Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı, ama artık bugün Avrupa'nın TÜRKLER tarafından işgali bize ne kadar gülünç geliyor. Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde TÜRK BARBARLIĞINA karşı galip gelmişlerdir. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN ÇOĞUNUN MEDENİLEŞMİŞ YÜKSEK IRKLAR TARAFINDAN ELİMİNE EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) GÖRÜYORUM."47
Darwin aynen böyle yazmamaktadır. Metnin orjinalini yukarıda vermiştim. Tekrar veriyorum :
The more civilised so-called Caucasian races have beaten the Turkish hollow in the struggle for existence. Looking to the world at no very distant date, what an endless number of the lower races will have been eliminated by the higher civilized races throughout the world.

Tercümesi ise aynen şudur :
Kafkasyalı (beyaz ırk) denen daha medeni ırklar yaşam mücadelesinde Türkleri hezimete uğratmıştır. Dünyanın pek uzak olmayan bir tarihte geleceğine bakarsak, sayısız aşağı ırkların üstün uygar ırklar tarafından yok edileceğini görürüz.

Görüldüğü üzere, orjinal metinde Türklere ne barbar denmektedir, ne de aşağı ırk denmektedir.

Sevgili Haymatloslu'nun verdiği çeviri, Harun Yahya'nın avanesi tarafından kasıtlı olarak çarpıtılmış bir çeviridir.

Darwin'in Türk düşmanı olduğu iddiası tamamıyla asılsızdır.

Şunu kabul etmekte fayda vardır, Avrupalı Latin ve Germen ırklar, yüzyıllarca Türkler karşısında hezimete uğramanın getirdiği bir kompleksle, Türkler karşısında öne geçmeye başlamalarını çok abartmışlardır. Bu, bizim milli takımın yıllarca dünya takımları karşısında başarısız sonuçlar almasından sonra dünya üçüncüsü olduğunda duyduğumuz sevince benzer.

Darwin'de bu heyecanını bilimsel makalesinde yansıtmıştır. Bununla birlikte, orjinal metinde Türklere karşı herhangi bir aşağılama söz konusu değildir.

Sevgili Haymatloslu, demişsin ki :
Bu satırlarda Türk Milleti için söylenen sözlerin birer hezeyan oldukları, fanatikçe bir nefretin ve Türklük hakkındaki derin bir cehaletin ürünü oldukları açıktır.

Elbette metnin orjinali senin yazdığın gibi olsa idi, sana katılmamak mümkün değildi.

Fakat ben yukarıda ve burada tekrar orjinal metni ve çevirisini verdim.
Dolayısıyla, bence Darwin'in Türk düşmanı olmadığı orjinal metinle ispatlanmıştır. Hala bu yanlışta ısrar etmeyin derim...

Evrim Teorisinin diğer konularında ilk yazdığım yazının üzerine, bu teorinin yanlışlığını ıspatlayacak verileri hala beklemekteyim.


Saygılar

Konu warmgrey tarafından (13.07.07 saat 18:15 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
warmgrey kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
perwane (06.10.07)
  #7  
Alt 14.07.07, 00:11
Çılgın
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 948
Ettiği Teşekkür: 262
261 tane iletisine 519 kere teşekkür edilmiş
warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.warmgrey ... O'nu tanımayan yok ki.
  Send PM
Standart Cevap: Evrim Teorisi Tartışması

Alıntı:
haymatloslu´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
Yaradılışı görmemezlikten gelen bilim adamların da ön yargı olduğunu ve yaradılışa ilgili ne kadar delil olsa da bu kimselerin bunu kabullenmeyeceğini belirten ancak kendisi de Batılıların ortaya attığı akıllı tasarım tezini açıkça 'yaratılış' olarak lanse eden Mustafa Akyol, "Dogmalardan kurtulamayan bilim adamları bilimi şöyle algılıyorlar. Bilim, doğayı bir yaratıcıyı kabul etmeden açıklama çabasına giriyorlar. Böyle bir çabayla yola çıkanlar, karşılarına bir yaratıcının var olduğuna dair ne kadar kanıt çıkarsa çıksın kabul etmiyorlar. Yaradılış gerçeğini bilimsel amaca uygun değil bir kenara bırakalım araştırmaya devam edelim diyorlar.


Burada evrim savunucularına bir iftira söz konusu. Elbette ki bir kısım evrim savunucusu ateist olabilir. Bununla birlikte hatırı sayılır bir bölümü bir yaratıcıya, tanrıya veya Allah'a inanmaktadır. Evrim teorisi bir yaratıcının varlığıyla ilgilenmez. Bir yaratıcı yoktur demez. Evrim teorisi, canlıların nasıl oluştuğunu (veya yaratıldıklarını) açıklar. Kanıtlar şunu göstermektedir ki, canlılar dünya üzerinde mantar gibi pat diye oluşmamış, evrimleşerek meydana gelmişlerdir. Kuran'ı Kerim'de Allah'u Teala da buna "Biz bütün canlıları suda yarattık" diyerek işaret etmektedir. Ve yine Allah'ü Teala'nın kendi sözüdür "Biz mantıksız, akla ve mantığa aykırı iş yapmayız".

Alıntı:
haymatloslu´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
Kim olursa olsun, dogmaya kapılmayan, bilime tarafsız bakan her insan şunu görecektir ki, bu gün bilim Allah'ı bulmuştur." dedi. Charles Darwin'in evrim teorisinin gelişen bilimle çürütüldüğünü, ancak yine de hayal ürünü olarak çizilen kıllı insanlardan bu güne gelindiğini savunanların olduğunu belirten Mustafa Akyol, evrim teorisi için gösterilen tüm delillerin çürütüldüğünü ileri sürdü. Canlıların evrim geçirmediklerinin ortada olduğunu ve bunun en büyük kanıtının da fosiller olduğunu ifade eden Akyol, "Elde edilen fosillerde 135 milyon yıl önceki karınca ile bu günkü karınca aynıdır. İlk yaratılan canlılardan olan Trilobit'te bu gün bile hayran kalınan bir göz yapısı vardır. Bunun yaratıldığını ve tasarlanmış olduğunu evrimciler de itiraf etmişlerdir.
Burada bilimin Allah'ı bulduğu veya bulacağı konusunda hem fikiriz. Her ne kadar bilimin amacı Allah'ı bulmak değil, etrafımızda olanları açıklamak olsa dahi...

Klişe sözler, "Gelişen bilimle Evrim teorisi çürütülmüştür...".

Neden klişe? Evrim teorisinin karşısında somut bilgiye dayalı, delile dayalı bir iddia koymadan evrim teorisi çürütülmüştür deniyor. Elbette bu kadar iddialı ve beylik lafları dinleyen ve evrimi anlatan bir tek satır okumamış insanlar da malesef bu söze "Aaa, evrim teorisi çürütülmüş... Ne güzel..." diyerek inanıyorlar.

135 milyon yıl önceki karınca ile bugünkü karıncanın aynı olup olmadığı konusunu bilmiyorum.

Bununla birlikte şunu biliyorum ki, yüzbinlerce yıl önce yaşamış fil ile bugünkü fil, o zamanlardaki at ile günümüzdeki at, köpek balığı vs. vs. daha sayısız pek çok canlı, yüzbinlerce yıl boyunca bolca değişikliğe uğramışken bunları es geçip (ki karınca konusundaki iddianın doğruluğunu da bilmiyoruz, bu konu tarafımdan araştırılacak. Bununla birlikte şunu sormak gerekiyor, hangi karınca türüymüş bu değişmeyen? Bilindiği üzere pek çok karınca türü mevcut dünyamızda... Yani günümüzde dahi birçok karınca türü birbirinden farklı özellikler taşırken, bu iddia oldukça şüpheli) karıncadan örnek vermek, mal bulmuş mağribi gibi tek bir can simidine sarılmaktır. Ama söylediğim gibi, karınca konusu da oldukça şaibeli...

Var olan en ufak hücre bile hayranlık uyandırıcıdır. Dolayısıyla trilobit'in gözünün hayranlık uyandırdığını söylemek, sadece savı desteklemek amacıyla sarfedilmiş bir sözdür.

Alıntı:
haymatloslu´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
Darwin teorisi bir kaç efsaneden ibarettir. Darwin'in evrim teorisi sahtekarlıklar üzerine kurulmuştur. Bu bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Sanayi Devrim kelebekleri bunun en güzel örneğidir. Darwin teorisinde canlılardaki benzerlikleri örnek göstermiştir. Ancak bir birine benzeyen bu canlıların DNA'larının farklı olduğu tespit edilince bu teori de çürütülmüştür.
Darwin teorisi efsane değil, pek çok delil ve bilimsel çalışmaya dayalı bir teoridir ve bugün dahi bilim adamları arasında en geniş kabul gören (%99 oranında) teoridir. Darwin teorisinin sahtekarlık üzerine kurulduğu iddiası bir safsatadan ibarettir.
Darwinin teorisinde canlıların benzerliklerini örnek göstermesinin ardından, bu canlıların DNA'larının farklı çıkması evrim teorisini çürütmeyez. Aksi gibi destekler... (Malesef destekler...). Bu, canlıların çeşitli mutasyonlarla farklılaştığını ve bu farklılaşmanın genetik zinciri de etkilediğini gösterir.

Alıntı:
haymatloslu´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
Evrim teorisi ile ilgili gösterilen resimlerin hiç biri gerçek değildir. Bunlar sadece ressamların tasvir ettikleri çizimlerdir. Bu çizimleri sanatsal ve hayal gücü olarak takdir edebiliriz." dedi. Bütün bunların çizimden ibaret olduğunu gören bilim adamlarının hala niçin evrime inandıklarını kendi mantık örgüsü içinde yorumlayan Akyol, şunları söyledi: "Darwin'in savunucularından Prof. Ali Demirsoy, 'Bir proteinin dizlimi o kadar imkansızdır ki, bu bir maymunun insanlık tarihini yazması kadar imkansızdır' diyor.
Sayın Ali Demirsoy bu ülkenin yetiştirdiği önemli biyologlardandır ve kendisi evrim bilimcidir. Böyle bir sözü sarfetmiş olmasına imkan olmadığını düşünüyorum. Son zamanlarda şu yapılıyor, evrimci bilim adamları bu tip safsata toplantılara çağrılıyor, ardından hiç konuşturulmadan söylemedikleri şeyler söylenmiş gibi yazılarak kullanılmaya çalışılıyor.

Yine de Ali Demirsoy'a isnat edilen, kendi içinde büyük bir yanılgı içeren şu söze bir yanıt verelim :

'Bir proteinin dizlimi o kadar imkansızdır ki, bu bir maymunun insanlık tarihini yazması kadar imkansızdır'

Burada çok büyük bir aldatmaca ve çarpıtma söz konusu. Burada şu iddia ediliyor, başlangıçta sadece bir tane protein molekülü ve kendi kendine evrimleşip hücre oluşturdu...

Doğa, bir maymun ile insanlık tarihi yazmaz. Onun yerine şunu yaparsak bu doğru olur :

1000 tane maymunu, 1000 bilgisayar ve yeterince güçlü bir serverdan oluşan bir bilgisayar ağının başına oturtalım. Her maymun rastgele tuşlara basmaya başlasın. Serverda çalışan yapay zeka programı, maymunların yazdıkları rastgele harf dizilimlerinden anlamlı olanları seçip veri tabanına kaydetsin. Yeterince kelime biriktiğinde, bu kez maymunların bastığı tuşlara bu kelimeleri atasın. Dolayısıyla maymunlar bir tuşa basınca, o tuşa bağlanmış kelime ekrana gelsin. Yapay zeka programımız da anlamlı cümleleri seçip yine veri tabanına kaydetsin. Bu işlemi cümleler ve paragraflar içinde tekrarlasın.

Bu yapıldığında, ortaya insanlık tarihi çıkmasa dahi, oldukça anlamlı bir hikayenin çıkması kaçınılmazdır.

Evrim'in işleyişi ve hayatın başlangıcı da bu şekilde olmuştur. Başlangıçta protein oluşturabilecek sayısız malzeme okyanuslarda yüzmekteydi.

Daha sonra bu malzemelerden bir kısmı protein oluşturabildi. Yeterince protein oluştuktan sonra, yine denizdeki ortamın uygun hale gelmesi ile bazı moleküllerden amino asitler, sonrasında da hücreler oluştu...

Yani başlangıçta protein oluşturabilecek tek bir madde yoktu.

Bu arada, sayın Ali Demirsoy'un söylediği iddia ettiği sözleri kendisinin söylemediğini ve söylemeyeceğini internette bu bilim adamımızın ismini arattırarak rahatlıkla görebilirsiniz.

Ali Demirsoy ile ilgili yaratılışçıların söylediği bir sözü de söyliyeyim bari burada :

Eğer psişik durum bu konuda önemliyse mesela bir dergiye biyolojik faşist olduğuna dair beyanatlar veren Hacettepede Biyoloji Prof'u olan "Kalıtım ve Evrim" adlı popülariteye sahip ve öğrencilerine zorunlu olarak satın aldırıp ders olarak okuttuğu kitabı olan, National Geo.ve Focus gibi dergilere evrimsel biyoloji danışmanlığı yapan Prof.Ali Demirsoy'un psişik durumu daha vahim boyutlardadır.Ağustos 2001 Türkiye Focus dergisinde Ali Demirsoy'un beyanatlarını midesi kaldırabilen varsa okuyabilir.




Alıntı:
haymatloslu´isimli üyeden alıntı Mesajı göster
Ya da diyor, bu tasarlanmıştır, yaratılmıştır, Allah yaratmıştır demek gerekiyor. Ama bunu kabul edemeyeceğimize göre, bilimsel amaca uygun olmadığına göre, evrim teorisini irdelemeliyiz, bunun üzerinde çalışmalıyız diyor. Buradan şu sonuç çıkıyor, ön kabul var. Bilimi şöyle algılıyorlar. Bilim, doğayı bir yaratıcıyı kabul etmeden açıklama çabasıdır. Böyle bir çabayla yola çıkanlar, karşılarına bir yaratıcının var olduğuna dair ne kadar kanıt çıkarsa çıksın kabul etmiyorlar, Yaradılış, bilimsel amaca uygun değil bir kenara bırakalım araştırmaya devam edelim sonucu ortaya çıkıyor. Kim olursa olsun, dogmaya kapılmayan, bilime tarafsız bakan her insan şunu görecektir ki, bu gün bilim Allah'ı bulmuştur." Darwin teorisine karşılık yaradılış gerçeğinin dünyanın her yerinde tartışıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Yunus Çengel, bilimde ön yargının kaldırılması gerektiğini, bundan da bilimin karlı çıkacağını belirtti. Darwin teorsinin bilim değil, ideoloji olduğunun altını çizen Prof. Dr. Osman Çakmak, bilimde ön yargının kaldırılması gerektiğini belirtti. "Maddenin temelinde yaradılış enerjisini görebiliriz" diyen Prof. Dr. Çakmak, bu ideolojinin yaradılış gerçeğine inanmamak için bir bahane kaydetti.
Alıntı:
haymatloslu´isimli üyeden alıntı Mesajı göster

Bilimde ön yargının kaldırılmasını iddia edenler, her nedense mesnetsiz iddialarla insanların aklını çelmeye çabalamaktadırlar. Darwin teorisinin ideolojik bir yönü olduğu yadsınamaz. Fakan günümüzde evrim teorisi, darwin'in bahsettiğinin çok ötesinde bir hal almıştır ve ideolojik değil tamamıyla bilimseldir...

Saygılarımla
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
2 kullanıcı bu yararlı bilgilendirme için warmgrey kullancısına teşekkür ediyor :
Arthas (18.07.07), perwane (06.10.07)
  #8  
Alt 17.07.07, 02:00
Lord-70 - ait kullanıcı resmi (Avatar)