Nüve Forum


Turizm Haberleri hakkinda İstanbul ve İstanbul Sarayları ile ilgili bilgiler


Beylerbeyi Sarayı (Üsküdar) İstanbul ili Üsküdar ilçesi Beylerbeyi***8217;nde bulunan Beylerbeyi Sarayı***8217;nın bulunduğu yer ve arkasındaki geniş alanlar tarihte İstavroz Bahçeleri ismi ile tanınıyordu. İstanbul***8217;un fethinden XIX. yüzyılın başlarına kadar geçen

Like Tree10Likes

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 17.01.09, 13:44
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart İstanbul ve İstanbul Sarayları

Beylerbeyi Sarayı (Üsküdar)
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-1.jpg
İstanbul ili Üsküdar ilçesi Beylerbeyi***8217;nde bulunan Beylerbeyi Sarayı***8217;nın bulunduğu yer ve arkasındaki geniş alanlar tarihte İstavroz Bahçeleri ismi ile tanınıyordu. İstanbul***8217;un fethinden XIX. yüzyılın başlarına kadar geçen süre içerisinde İstavroz Bahçeleri şehrin önde gelen mesire yerlerinden birisi idi. Fatih Sultan Mehmet bu geniş araziyi Mir-i Alem***8217;e temlik etmiş sonra da bu arazi vereseden geri alınmış ve Emlak-ı Hümayun***8217;a katılmıştır.
Osmanlı Padişahları İstavroz Bahçeleri***8217;ne büyük ilgi göstermiştir. Sultan IV. Mehmet zamanında bu bahçeler en parlak günlerini yaşamıştır. Burada birbiri ardına kasırlar ve köşkler yapılmıştır. Sultan I. Ahmet, Şevk-ı Abad Kasrı yakınına mescit ve yanına da devlet önde gelenleri için bazı köşkler yaptırmıştır. Sonradan Sultan IV. Murat ismi ile tahta geçen şehzadelerinden Şehzade Murat da burada dünyaya gelmiştir. XVIII. yüzyılın sonlarına doğru Sultan I. Abdülhamit İstavroz Bahçeleri***8217;ni bölmüş ve satmıştır. Bunun sonucu olarak da İstavroz Bahçeleri Osmanlı padişahlarının yaz aylarını geçirdikleri yazlık olmaktan çıkmıştır.
Sultan II. Mahmut (1808***8211;1839) Boğaziçi***8217;nde Avrupai biçimde büyük bir saray yaptırmaya karar verince aklına öncelikle bir zamanların İstavroz Bahçeleri gelmiştir. Bunun üzerine çeşitli kişilerin mülkiyetine geçmiş olan İstavroz Bahçeleri yeniden kamulaştırılmış ve burada çeşitli dairelerden meydana gelen iki katlı ahşap, sarı boyalı bir sahil saray yapılmıştır. Balyan ailesinden Mimar Kirkor Amira Balyan***8217;ın 1826***8211;1832 yılları arasında yaptırdığı bu sarayın çevresinde Mabeyn-i Hümayun, Zülvecheyn, Harem-i Hümayun, Serdap Köşkü, Bendegân Daireleri, hamamlar, mutfaklar ve Has Ahırlar bulunuyordu.
Sultan II. Mahmut 1832 yılı Muharrem ayının beşinci günü Çırağan Sarayı***8217;ndan saltanat kayığı ile bu yeni saraya gelmiştir. Padişahın bu gelişini Reşat Ekrem Koçu şöyle anlatmıştır:
***8220;***8230;Bu esnada saray önünde demirli bulunan harp gemilerinden toplar atılmış ve rıhtım boyunca dizilmiş Hassa askerleri de selam resmine durmuş ve bir mızıka selam havasını çalmaya başlamıştır.
Sultan Mahmut merasim kıtalarını geçerek Boğaziçi***8217;nin kendi devrinde yapılmış ilk büyük sarayına girmiştir. Ertesi günü bütün rical, ulema, yüksek rütbeli askerler sarayın Mabeyn Dairesi***8217;ne gelerek padişaha yeni sarayında mesut gümler geçirmesi temennisinde bulunmuşlardır. Bu arada şairler birbirleri ile yarışırcasına tarihler düşmüşlerdir. Ayıntablı Ayni Efendi Sultan Mahmut***8217;un Beylerbeyi Sarayı***8217;na ilk gelişi için şu tarihi düşürmüştür:
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-2.jpg
İş bu târihi göreydi cem atardı tâcını
Nakli nev sâhil serâ kıldı şehri âli himen.***8221;
İstanbul***8217;a gelen pek çok yabancı devlet adamı ve gezgin Beylerbeyi Sarayı***8217;ndan söz etmiş, hatıralarında saraya geniş yer vermiştir. Mareşal Moltke de Beylerbeyi Sarayı***8217;na şöyle değinmiştir:
***8220;Beylerbeyi Sarayı***8217;nın cephesi pencereden görünmez. Sarayın arka tarafındaki bir kapıdan bahçeye girdim. Havuzlardaki mercan balıklarını, tarhlardaki nadide çiçekleri seyir ile meşgul idim. Bahçe birçok sedlerle arkadaki tepenin zirvesine kadar uzanıyor ve yüksek yeşil duvarlar hududunu tayin eyliyordu. Sarayın deniz cephesindeki pencereleri hep kafesli, kafesler sade harem pencerelerinde olmayıp selamlık kısmı da bunlarla örtülmüştür. Fakat harem tarafındakiler hem daha yüksek hem daha sıktır.***8221;
Miss Pardoe de anılarında Beylerbeyi Sarayına yer vermiştir:
***8220;Sultanın Anadolu yakasındaki yazlık Beylerbeyi Sarayı Boğaziçi***8217;nin en zarif eseridir. Bu sahil boyunca uzanan gayrimuntazam cepheli kâşane olup, Boğaz***8217;ın suları pırıldayan mermer merdivenleri yıkar. Şurada burada esrarengiz kafesli menfezlere girer. Bina ahşaptır. Harem kısmı yaldızlı küçük tahta kepenklerle mestur pencerelerle müzeyyen bir sıra müselleri yüksek dairelerden mürekkeptir. İdare-i Hükümete ait odaları sultanın şahsına mahsus salonlar ve Maiyet-i Şahanenin işgal ettiği yerler, selamlık, sekiz köşeli muazzam bir kısım teşkil eder ki bunun sivri damının tam ortasında yaldızlı, uçları güneş ışığında parıldayan bir yıldızı kavuşturmuş bir hilal vardır. Bütün bina beyaz ve sarıya boyanmıştır; bir insan eserinden ziyade büyülenerek yeryüzüne çıkmış bir peri sarayını andırır.
Merdivenlerin müntehasındaki mermer kapudan müzehher ve muhattar bir bahçeye geçilir. Buradaki havuzlardan savrulan fıskiye suları ruha sukün veren nağmelerini etrafta dağıtırlar. Rengârenk çiçeklerin arasında kavsi kuzahın bütün elvanı ile mülevver parlak tüylü kuşlar dolaşır. Bu güzel bahçeyi deniz tarafındaki nazardan saklayan yaldızlı kafeslerin yanından geçildikten sonra muhteşem bir kapıdan saraya girilir.
Sarayın dâhili iç bakışta bir fevkaladelik arz etmez. Hemen orta yerden Hilâlvari yükselen, bir çift merdiven, yaldızlı muazzam sütunlar salonu nispetsiz bir biçimde küçültmektedir. Fakat hakikatte böyle değildir.
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-3.jpg
Bu salona padişahın maiyetine tahsis edilmiş ve döşemeleri nadide ağaçlardan yapılmış, arabesk tavanlı, müzeyyen en az sekiz geniş oda açılmaktadır.
Yukarı katta devlet işlerinin görüşüldüğü Şark ve Garbin lüksünü mezcetmiş altın yaldızlı daireler bulunur. Burada Türk divanları sim işlemeli kadifeler yerine Avrupakâri koltuk ve kanepeler; Cenevre***8217;den, Sevr***8217;den Pompei***8217;den, İngiltere***8217;den, İran***8217;dan gelmiş türlü tezyinat, eşya, porselen, biblo halılar görülür. Bunlar arasında Hünkâr İskelesi Muahedesi***8217;ni müteakip Rusya Çarı tarafından padişaha hediye edilen dünyanın en muhteşem altı endam aynası vardır. Dairelerdeki mefruşat ve müzeyyenatın hayalleri iki imparatorluğun armaları bulunan bu aynalardan daha füsunkâr tesislere bürünerek in***8217;ikas ederler. Kabartma çiçeklerin zemindeki parlak renkli halıların salona bahşettikleri ışık ve neşe atmosferini, pencerelerin dışında nazarları okşayan fıskiyeler, yaldızlı kafesler teyit etmektedir.***8221;
Sultan Abdülmecit (1839***8211;1861) 1851 yazında sarayda bulunduğu sırada yangın çıkmış, yangın hemen söndürülmüşse de bunu uğursuzluk sayan padişah Beylerbeyi Sarayı***8217;nı terk ederek Çırağan Sarayı***8217;na geçmiştir. Bundan sonra saray kendi haline bırakılmıştır.
Sultan Abdülaziz (1861***8211;1876) tahta çıktıktan bir süre sonra eski saraylarla birlikte Beylerbeyi Sarayı***8217;nı da yıktırmıştır. Bundan sonra Balyan ailesinden Mimar Serkis Balyan ile kardeşi Hassa mimarı Agop Bey Balyan***8217;a bugünkü Beylerbeyi Sarayı***8217;nı yaptırmıştır. Yeni sarayın yapımına 1861 yılında başlanmış ve saray 1864 yılında tamamlanmıştır. Abdülaziz 21 Nisan 1864 günü Cuma namazını Beylerbeyi Camisi***8217;nde kılmış ve ilk defa saraya gelmiştir.
Beylerbeyi Sarayı eskisinden daha küçük ölçüde, Avrupai üslupta bir yapıdır. Yeni Beylerbeyi Sarayı geniş bir rıhtımın arkasında yer almaktadır. Saray deniz köşkleri, selamlık ve harem olmak üzere yapılmıştır. İki katlı sarayın 6 büyük salonu ve 24 odası vardır. Sarayın birinci katı tamamen mermer, ikinci katı mermer taklidi olup, taşları Bakırköy***8217;deki taş ocaklarından getirilmiştir. Simetrik bir düzenin hâkim olduğu sarayın içi ve dışı son derece süslü ve zariftir. Odaları, salonları, tavanları rokoko üslubunda bezemelerle süslenmiştir. Salon ve odaları süsleyen Bohem avizelerinin benzerlerine İstanbul***8217;da o dönemde rastlamak mümkün değildir. Yıldız Çini Fabrikası***8217;nda yapılan nadide vazolar, kristal yanalar, sedef kakmalı ceviz eşyalar, pusulalı, barometreli, termometreli, müzikli saatlerle sarayın içerisi adeta bir masal görünümündedir.
Beylerbeyi Sarayı***8217;nın eski saraydan kalmış olduğu düşünülen ancak, yeterli belge bulunamadığından yapım tarihleri kesinleşmemiş olan yapılar da vardır.
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-4.jpg
Bu yapılardan en tanınmış olanları ise Mermer Köşk ile Sarı Köşk***8217;tür. Mermer Köşk veya Serdap Köşkü tanınan yapı büyük mermer levhalarla kaplanmıştır. Büyük olasılıkla eski saraydan kalmış olan bu yapı denizden sonraki üçüncü set üzerinde, büyük havuzun arkasındadır. Bu yapıda Sultan II. Mahmut dönemine özgü ampir üslubunun özellikleri görülmektedir. Toksan başlıkları, ince uzun yüksek plasterler cepheye düzgün ve eşit aralıklarla yerleştirilmiştir. Bunun dışında cephe görünümünde başka bir dekoratif unsura yer verilmemiştir. Köşkün ortasında büyük bir salon ve iki yanında da birer oda, arkasında da küçük servis bölümleri bulunmaktadır. Son derece sade bir planı olan bu köşkün orta sofasında büyük oval bir havuz ve selsebil bulunmaktadır. Köşkün duvarları somaki taklidi mermerlerle kaplıdır. Tavanlara da çerçeveler içerisinde hayvan ve av resimleri yapılmıştır.
Sarı Köşk***8217;ün yapımı konusunda kesin bilgi olmamakla beraber, Sultan II. Mahmut döneminde yapılan saraydan arta kaldığı sanılmaktadır. Sarayın kuzeydoğu köşesinde dördüncü set üzerindeki bu köşk, yüksek bir bodrum üzerine iki katlı ve kâgir olarak yaptırılmıştır. Köşkün ortasında giriş, barok bir merdivenle çıkılan büyük bir salon, iki yanında da birer büyük oda bulunmaktadır. Plan düzeni dışarıya taşkın haçvari çıkıntılıdır. İçerisi geometrik çerçeveler içerisine alınmış, stilize edilmiş bitkisel motifler ve romantik denizle ilgili resimlerle kaplanmıştır.
Sarayın güney kanadında uzun bir rampa ile çıkılan, üçüncü set hizasındaki düzlükte Has Ahır bulunmaktadır. Rıhtımdaki deniz köşkleri ile benzerliği olan Has Ahır***8217;ın yeni Beylerbeyi Sarayı ile birlikte yaptırıldığı sanılmaktadır. Ahırın girişten sonra ince uzun bir koridoru, bunun iki yanında da ahır bölümleri sıralanmıştır. Sultan Abdülaziz sarayın set set bahçeleri arasına içerisinde aslanların da bulunduğu bir de hayvanat bahçesi eklemiştir.
Beylerbeyi Sarayı***8217;nda birçok tarihi kişi misafir edilmiştir. İran Şahı Nasireddin Şah, Karadağ Prensi, Ayestefanos Antlaşması***8217;ndan sonra İstanbul***8217;a gelen Grandük Nikola bunlar arasındadır. Sultan Abdülaziz***8217;in Fransa seyahatini, Fransa İmparatoru III. Napolyon iade etmiştir. İmparatoriçe Eugenie Beylerbeyi Sarayı***8217;ndaki misafirliğinden anılarında uzun uzun söz etmiştir.
Eski Balıkhane Nazırı Ali Rıza Bey ***8220;13 Asr-ı Hicri İstanbul Hayatı***8221; isimli kitabında İmparatoriçe Eugene***8217;nin Beylerbeyi Sarayı***8217;nda geçen günlerinden söz etmiştir:
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-5.jpg
***8220;İmparatoriçe Türk kadınları usulünde yıkanmayı arzu ettiğinden en maruf hamam ustalarından İstavroz Hamamı***8217;ndaki Vesile Hanım celbedilerek sarayın hamamında müşarünileyhâyı eli ile yıkamıştır. Vesile Hanım Eugenie***8217;nin güzelliğini, endamının tenasübünü, bâhusus billür gibi vücudunu söylemekle bitiremezdi. Bu kadının dediği gibi İmparatoriçe hakikaten pek güzeldi.
Vesile Hanım bellediği birkaç kelime Fransızcayı karışık bir şekilde söyler, İmparatoriçe de pek çok gülermiş. İmparatoriçe giderken kendisine haylice hediyeler vermiş olduğundan bu parayı sermaye yapıp bohçacı olmuş ve hamam ustalığını terk etmişti.***8221;
Sultan II. Abdülhamit (1876***8211;1909) Beylerbeyi Sarayı ile ilgilenmemiş ve Onun zamanında saray kapalı kalmıştır. Tahttan indirilip götürüldüğü Selanik***8217;teki Alatini Köşkü***8217;nden sonra Yunanlıların Selanik***8217;e yaklaşması üzerine Beylerbeyi Sarayı***8217;na getirilmiştir. Abdülhamit sarayın bahçesine bakan ve annesinin öldüğü odayı kendisine seçmiştir. Böylece II. Abdülhamit hayatının son günlerini burada geçirmiş, 1918***8217;de de burada ölmüştür.

Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 17.01.09, 13:46
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart İstanbul ve İstanbul Sarayları

İbrahim Paşa Sarayı (Eminönü)
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-1.jpg
İstanbul Eminönü ilçesi, Sultanahmet Meydanı***8217;nda bulunan İbrahim Paşa Sarayı XVI. yüzyıl Osmanlı mimarisinin önemli yapılarından biri olup, Hipodromun oturma kademeleri üzerinde bulunmaktadır. Yapım tarihi kesin olmamakla beraber, bu yapı Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1520 yılında on üç yıl sadrazamlık yapan İbrahim Paşa***8217;ya hediye edilmiştir.
Evliya Çelebi bu sarayla ilgili olarak; ***8220;En büyük saray, At Meydanı***8217;ndaki İbrahim Paşa Sarayı***8217;dır. Bu zat Kanuni Sultan Süleyman veziridir. Bu sarayın yarısı bölünüp padişahlara mahsus saray yapılıp, has gılmandan ikinin kadar zülüflü padişah gılamı vardır. İstanbul***8217;da bundan büyük saray yoktur***8221; demektedir.
İbrahim Paşa Kanuni Sultan Süleyman***8217;ın 13 yıl sadrazamı olmuş, 1524 yılında evlenme töreni burada 15 gün 15 gece sürmüştür. Bu nedenle sarayın mehterhane bölümünde Kanuni için özel bir taht kurulmuştur. XVII. yüzyıl ortalarına kadar Acemi Oğlanlar Ocağı olarak kullanılmıştır. Sultan III. Murat***8217;ın kızı ile evlenen Bosnalı İbrahim Paşa***8217;nın mülkiyetine geçmiştir. Bunu Selaniki Tarihi şöyle anlatmaktadır:
***8221;İbrahim Paşa Hazretleri***8217;ne Atmeydanı sarayı temlik olunduğudur. Ve sene-i merküme zilkadesinin aharında Padişah-ı gerdun vekar Hazretleri teksire-i Hümayun gönderup vezir-i mükerrem İbrahim Paşa***8217;ya Atmeydanı***8217;nda olan eski İbrahim Paşa Sarayının İçoğlanları sakin olduğu yerden maadasını hibe ve temlik ettim, hüccet-i şer***8217;iye yazulsun ve mülknâme verilsün buyurup ve iç sarayının tamir temrinine şürü olunmak ferman olundu.***8221;
İbrahim Paşa Sarayı kaynaklardan ve minyatürlerden öğrenildiğine göre; At Meydanı***8217;nda (Hipodrom) yapılan şenlik, Sultan III. Murat şehzadesi Mehmet***8217;in sünnet düğünü gibi olayların yanı sıra Osmanlı tarihindeki isyanlarda da ismi geçmiştir. İbrahim Paşa***8217;nın 1536***8217;da öldürülmesinin ardından ondan sonra gelen sadrazamlar tarafından kullanılmış, kışla, elçilik sarayı, defterhane, mehterhane, dikimevi, cezaevi olarak da kullanılmıştır. Bir ara avlusu içerisine evler yapılmış, bir bölümünden askerlik şubesi olarak yararlanılmıştır.
İbrahim Paşa Sarayı ilk yapılışında dört büyük iç avlu çevresinde yapılmış bir saray idi. Osmanlı sivil mimarisindeki ahşap yapıların aksine bu yapı kesme taştan yapılmıştır. Sarayın ikinci avlusu yapının ağırlık noktasını oluşturmaktadır. Birinci avludan daha yüksekte olan ikinci avluya merdiven ve kapılardan girilmektedir. İkinci avlu minyatürlerde padişahın göründüğü bölümlerin sağında belirtilmiştir. Bu mekânlardan arkada bugün olmayan bölümlere geçişi sağlayan kapılar bulunuyordu. Avlunun batı duvarına Sultan II. Mahmut tuğralı 1831***8211;1832 tarihli barok üslupta bir çeşme yapılmıştır. Bugünkü girişin üzerinde bulunan küçük köşkün minyatürlerde görülen köşkün yerine daha geç tarihlerde yapıldığı sanılmaktadır.
İkinci avlunun batı ve kuzey yönünde, zemin kat üzerindeki mekânlar tonoz ve kubbelerle örtülmüştür. Bunların içlerinde ocakların da bulunduğu odalar ve revaklar vardı. Sarayın ikinci avlusunun güneyinde, sultanların At Meydanı***8217;nda yapılan eğlenceleri seyrettikleri Divanhane bulunmaktadır. Burası yazılı kaynaklarda ve minyatürlerde görülen şahnişin olduğu yerdir. Son onarımlar sırasında yenilenmiştir. Selâniki***8217;nin ***8220;Kasr-ı Şahnişin yapıldı***8221; diye belirttiği bu bölümün duvarlarındaki izlerden çini ile kaplı olduğu anlaşılmaktadır. Matrakçı Nasuh***8217;un minyatüründe Divanhane***8217;nin avluya bakan cephesinin ahşap sütunlu olduğu görülmektedir. Buradaki ahşap direkler ahşap kemerlerle birbirlerine bağlanmıştır. Divanhane ayrı bir kapı ile kışlık veya iç divanhane ile de bağlantılıdır.
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-2.jpg
İbrahim Paşa Sarayı***8217;nın üçüncü avlusu ana cephenin sağında, bugünkü Adalet Bakanlığı Arşiv Dairesi***8217;dir. Bunun önüne XIX. yüzyılda Tapu ve Kadastro Binası yapılmıştır. Arkasındaki dördüncü avluda altta koğuşlar, üstte kubbeli revaklar ve kubbeli odalara yer verilmiştir.
Dördüncü avlu 1939 yılında Adliye Sarayı***8217;nın yapı sırasında yıkılmıştır. Y. Mimar Sedat Çetintaş***8217;ın çizimlerinden iki katlı, revaklı, revakların arkasında odalar bulunduğu anlaşılmaktadır. Nurhan Atasoy buradaki ince uzun binanın ahırlar olduğunu belirtmiştir. Nurhan Atasoy ikinci ve dördüncü avlular arasındaki boşluğu dolduran iki katlı, kemerli beşik tonozlu yapının hazine ve batı ucundaki ikinci kata kadar çıkan merdivenin sarayın kulesine ait olduğunu ileri sürmüştür.
İbrahim Paşa Sarayı***8217;nın günümüze gelen bölümleri Türk ve İslâm Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır.

Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 17.01.09, 13:48
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart İstanbul ve İstanbul Sarayları

Çırağan Sarayı (Beşiktaş)
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-1.jpg
İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde Çırağan Caddesi***8217;nde, Çırağan Sarayı***8217;nın bulunduğu alan XVII. yüzyıl başlarında Kazancıoğlu Bahçesi olarak isimlendirilen bir mesire yeri idi. Sultan IV. Murat (1623***8211;1640) tarafından kızı Kaya Sultan***8217;a verilen bu alanda yaz aylarında kullanılmak üzere Kaya Sultan ve eşi Melek Ahmet Paşa bir yalı yaptırmıştır. Sonraki yıllarda Sultan I.Mahmut da bu yalıyı kullanmıştır.
Evliya Çelebi bu yalıdan şöyle söz etmektedir: ***8220;Vacibü***8217;s-seyr bir yalıdır. Bunda febkâni bir şadırvan vardır ki dünyada öyle bir sanatlı fevvâre görülmemiştir.***8221;
Sultan III. Ahmet (1703***8211;1730) zamanında, Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından kullanılan bu alanda Çırağan Şenlikleri yapıldığı için de bu yalı Çırağan Yalısı olarak isimlendirilmiştir. Sultan III. Ahmet***8217;in tahttan indirilmesinden sonra yalı bir süre kendi haline terk edilmiştir. Sultan III. Selim (1789***8211;1807) döneminde padişahın kız kardeşi Beyhan Sultan tarafından kullanılmış, Sadrazam Yusuf Paşa buradaki yapıların yıkılarak yerine büyük bir sahil saray yapılmasını istemiş ise de, zamanın ekonomik koşullarından ötürü bu istek gerçekleşememiştir. Beyhan Sultan yalının yanındaki Rodoslu Yalısı***8217;nı satın almış ve yerine bir mabeyn dairesi yaptırmıştır. Yalnızca 1805 yılında buraya bazı yapılar eklenmiştir.
Sultan II. Mahmut***8217;un (1808***8211;1839) Boğaziçi***8217;nde yaşamak istemesinden ötürü Çırağan***8217;da, kıyıdaki mabeyn dairesinin arkasına yeni bir daire yaptırılmıştır. Böylece biri deniz kıyısında, diğeri de arka tarafta olmak üzere iki mabeyn dairesi meydana getirilmiştir. Bundan sonra 1836 yılında padişahın sürekli kalabileceği bir saray yaptırılması düşünülmüş, çevredeki bazı yapılar yıktırılmış ve Çırağan Sarayı***8217;nın yapımına başlanmıştır.
Dolmabahçe Sarayı***8217;nı yaptıran Abdülmecit Çırağan Sarayı üzerinde durmuş, daha önce burada yapılmış olan yapıları 1859***8211;1860 yıllarında yıktırmıştır. Ancak ekonomik nedenlerden ötürü sarayın yapımı gecikmiştir. Abdülaziz döneminde burası yeniden ele alınmış, Balyan ailesinden Nikogos Balyan***8217;ın tasarladığı, Sarkis Balyan***8217;ın mimarlığını yaptığı sarayın yapımına 1863 yılında başlanmış ve 1871 yılında da tamamlanmıştır. Kaynaklardan öğrenildiğine göre bu saray 4 milyon Osmanlı altınına çıkmıştır. Bu saray II. Abdülhamit tarafından içerisindeki eşyaları ile birlikte Meclis-i Mebusan***8217;a verilmiş 15 Kasım 1909***8217;da büyük bir törenle açılmış, Meşrutiyet***8217;in ilanından ötürü çalışmalarına başlamıştır. Bu sırada sarayın iç bölümleri meclis toplantıları için değiştirilmiştir. Üst katta, denize bakan son derece görkemli salona padişah için bir taht yerleştirilmiştir. Ortadaki salon Ayan Meclisi***8217;ne ayrılmıştır.
Çırağan Sarayı***8217;nı detaylı biçimde inceleyen Y.Mimar Sedat Hakkı Eldem sarayı şöyle tanımlamaktadır:
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-2.jpg
***8220;Bu sarayın yapıldığı devir, Avrupa ve Amerika mimarisinde tam anlamıyla eglektik, yani toparlama ve yakıştırma bir mimarinin egemen olduğu bir zamandır. Çırağan Sarayı***8217;nın mimarları Batı***8217;daki bu akımı benimsemişlerdi. Olağanüstü mimari yetenek ve sanat üstünlükleri, meydana getirdikleri eseri yaşıt Avrupa mimarisi eserlerinden kat kat üstün kılmıştır. Üslup, Avrupa***8217;daki tarihi üslupların tekrarı modasına uygun olarak bir tür Müslüman, daha ziyade Magrip mimarisinden esinlenmekle birlikte bu uyarlama ancak kemer kavislerinde ve takma sütun başlıklarında kalmıştır. Geri kalan ve mimarinin özünü veren elemanlar tümüyle yeni yapıtlardır. Kornişler, silmeler ve benzeri mimari elemanlarda, kavisler ve yumuşak eğilimlerden kaçınılmış, kırık, kesik kontraslı ve kuvvetli geometrik şekiller tercih edilmiştir. Bunlar yakından bakıldığında biraz kaba bile görülebilir. Fakat mimari bütünüyle gayet isabetli ve bağlayıcı bir özellik göstermektedir. Feriye Sarayları, Matbahlar, çeşitli köprüler ve müştemilat ile on***8217;a yakın ayrı binadan oluşan ve 1.300 m. uzunlukta bir rıhtım cephesini kaplayan Çırağan Sarayı, Boğaziçi kıyılarında görkemli bir mimari ve şehircilik eseri olarak meydana çıkmıştır. Bu büyük ölçüdeki mimari hâkimiyet yanında içeriye ait ayrıntılar da aynı mimari üslubu devam ettirebilmiştir. Sarayın iç ve dış mimarisi arasındaki uyum ve birlik ancak en yüksek düzeydeki bir sanat eserinde bulunabilecek niteliktedir. Bütün bina sanki bir kalıptan ve sanki bir elden çıkmış gibidir. Üstelik bu el tamamıyla yeni bir mimari üslup yaratarak bu armoniyi meydana getirmiştir. Şüphe yok ki, Çırağan Sarayı, Batı dünyasında benzeri binalar arasında mimari kıymet ve öncelikle plan kompozisyonu bakımından üstün bir eserdir.
Çırağan Sarayı***8217;nın en ilginç ve en üstün tarafı planıdır. Bu planın kuvveti Türk ev mimarisi geleneğine bağlı kalmış olmasıdır. Bu tarihe kadar bu büyüklükte tek vücut saray bölüğü yalnız II. Mahmut yapıları Çırağan ve Beylerbeyi saraylarında ahşaptan, 15 sene evvel de Dolmabahçe Sarayı***8217;nda yarı kâgir olarak uygulanmıştır. Fakat bu planlar nedense yeni Çırağan Sarayı planına nazaran eski klasik Türk planlarından daha uzak kalmışlardır. Çırağan***8217;a en yakın olan örnek XVIII. yüzyıla kadar uzanan Kıbrıslı Yalısı planıdır. Çırağan Sarayı***8217;nda üç sofalı klasik Türk planı büyük ölçüde uygulanarak sıkı bir dikdörtgen içine alınmış ve eski Türk saraylarını anımsatacak pitoresk cumba ve çıkmalardan kaçınılmıştır. Üç bölükten oluşan plan, cephede de aynen ifade edilmiş ve her bölük arasına birer girinti şeklinde teras konması uygun görülmüştür. Her bölüğün ortasındaki sofa, özel ve büyük pencere elemanları ile belirtilmiş ve bu arada ortadaki cephe elemanı, Avrupa mimari anlayışına benzetilerek sağ ve soldakilere oranla biraz geniş tutulmuştur. Böylece Selamlık Sofası haç şeklinde yani dört kollu olmuştur. Bunun dışında gerek sofalarda gerekse odaların yerleşme ve boyutlanmalarında tümüyle serbest ve fonksiyonel bir şekilde hareket edilmiş, bu tutum cephelerde de belirtilmiştir. Daha fazla önem verilen ve daha zengin olan Hünkâr Hamamı ise ayrı bir kol içinde uygulanmıştır. Bu kol bir köprü şeklinde, sarayı yolun karşı tarafındaki bahçeye bağlamaktadır.***8221;
Saray Beşiktaş***8217;tan Ortaköy***8217;e kadar uzanan alanda beş bölümden meydana gelmiştir. Bunlar Merasim ve Mabeyn daireleri, Daire-i Hümayun, Harem ve Veliaht Dairesi başta olmak üzere on yapıdan meydana gelmiştir. Bu sarayın en görkemli bölümü de ortada bulunan mermer sütunlarla hareketlendirilmiş cephe görünümü ile padişaha ait olan daire idi.
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-3.jpg
Meclis-i Mebusan ve Ayan***8217;ın Çırağan Sarayı***8217;na taşınmasından iki ay dört gün sonra 6 Ocak 1910***8217;da sarayda çıkan yangın birkaç saat içerisinde büyümüş, yalnızca dört ana duvarı ayakta kalabilmiştir. Bu yangının elektrik kontağından çıktığı ve sarayın itfaiyenin yetersizliğinden ötürü yandığı söylenmektedir.
Cumhuriyet döneminde sarayın Beşiktaş tarafındaki birinci binası önce İlkokul, sonra da İETT***8217;ye tahsis edilmiştir. Ondan önce gelen boşlukta Et Balık Kurumu, Soğuk Hava Deposu yapılmıştır. Kıyıdaki eski harem binasına Beşiktaş Kız Lisesi yapılmıştır. Yanmış saray binasından sonraki Yaverler Binası Yüksek Denizcilik Okulu***8217;na, ondan sonra gelen bölümler Galatasaray Lisesi ile Beşiktaş Ortaokulu***8217;na, son bina da Kabataş Lisesi***8217;ne tahsis edilmiştir.
12 Eylül 1980***8217;den sonra İETT deposu boşaltılmış ve restore edilerek Devlet Konukevi haline getirilmiştir. Sarayın bahçesi Türk futbolunda önemli bir yeri olan Şeref Stadı olarak da kullanılmıştır. Bundan sonra sarayın kalıntıları modern bir otel haline getirilmek için Alman turizm şirketi Kempinsky İşletmesi***8217;ne tahsis edilmiştir.
Günümüzde Çırağan Sarayı***8217;nın ana yapısı Çırağan Oteli olarak kullanılmaktadır. Bahçesi olan Şeref Stadı da yeni yapılan otel blokları nedeni ile ortadan kalkmıştır. Bunun yanı sıra Çırağan Sarayı***8217;nın bulunduğu yerdeki Beşiktaş Mevlevihanesi***8217;ne ait olan Mevlevi mezarları sarayın bodrum katında kalmıştır.

Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 17.01.09, 13:54
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart İstanbul ve İstanbul Sarayları

Fer'iye Sarayları (Beşiktaş)
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-1.jpg
İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde, Ortaköy***8217;e uzanan Çırağan Caddesi üzerinde bulunan Fer***8217;iye Sarayları***8217;nın yerinde bugün Galatasaray Üniversitesi ile Kabataş Lisesi bulunmaktadır. Bunların yanında Ortaköy Karakolu veya Tabya Karakolu olarak tanınan Fer***8217;iye Karakolu da bulunmaktadır.
Fer***8217;iye Sarayları XIX. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Bu saraylar Sultan Sarayları, İbrahim Tevfik Efendi Sahil Sarayı, Cemaleddin Efendi Sahil Sarayı ve Seyfeddin Efendi Sahil Sarayları isimleri ile de tanınmıştır. Sarayların mimarının kim olduğu ise bilinmemektedir. Bu saraylara Fer***8217;iye denilmesinin nedeni de padişahın yaz aylarında yaşadığı esas sarayın yanında ikinci derecede önemli yapılar olmasından kaynaklanmıştır.
Fer***8217;iye Sarayları***8217;nda tarihte geçen en önemli olay, Sultan Abdülaziz***8217;in (1861***8211;1876) tahttan indirilmesinden sonra, önce Topkapı Sarayı***8217;na sonra da Fer***8217;iye Sarayları***8217;nın günümüzde Kabataş Lisesi olarak kullanılan bölümüne getirilmiş ve Sultan Abdülaziz burada odasında ölü olarak bulunmuştur. Bazı tarihçilere göre öldürülmüş, bazılarına göre de intihar etmiştir.
Fer***8217;iye Sarayları deniz kıyısında, yan yana üç ana yapıdan meydana gelmiştir. Dikdörtgen planlı bu bölümlerin denize ve yola bakan odaları, odaların arasında geniş ve uzun sofalar yer almaktadır. Yapıların cephe mimarisi simetrik bir düzendedir. Yuvarlak, basık kemerli, dikdörtgen çerçeveli pencereler bezemesiz olup, denize ve arkadan geçen yola açılmaktadırlar. Yalnızca üç katlı olan bu yapıların katları birbirlerinden yatay silmelerle ayrılmıştır. Sarayların odaları ve sofaların tavanları XIX. yüzyıl özelliğini yansıtan kalem işleri ile bezenmiştir. Aynı zamanda son derece değerli ahşap kaplamalar da onları tamamlamıştır. Bunlar günümüzde de varlığını sürdürmektedir.

Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 17.01.09, 13:56
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart İstanbul ve İstanbul Sarayları

Adile Sultan Sarayı (Üsküdar)
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-2.jpg
İstanbul ili Üsküdar ilçesi, Kandilli***8217;de Akıntıburnu***8217;nun sırtlarındaki düzlükte bulunan bu saray, Sultan Abdülmecit***8217;in kız kardeşi Sultan II. Mahmut***8217;un kızı, Tophane Müşiri Mehmet Ali Paşa***8217;nın eşi Adile Sultan (1826***8211;1899) adına Abdülmecit tarafından 1876***8217;da yaptırılmıştır. Sarayın bulunduğu alan Sultan Abdülmecit tarafından Tophane Müşiri Halil Paşa***8217;dan satın alınmış, buradaki konak yıktırılmış ve Sarkis Balyan tarafından bu saray yaptırılmıştır.
Sarayın bulunduğu alan kayalık ve eğimli bir arazidir. Saray bu arazinin doğu-batı yönüne yerleştirilmiş ve batı cephesi tamamen Boğaziçi***8217;ne yöneltilmiştir. Arazi konumundan ötürü sarayın ön yüzü üç, arkası da iki katlıdır. Saray 32.00x93.00 m. ölçüsünde dikdörtgen bir taban üzerine oturtulmuştur. Üç ayrı bölümden oluşan sarayın 55 odası bulunmaktadır. Sarayın çevresi tamamen koruluk olup, sahil yolundaki bir kapıdan içeriye girilmekte ve dolana dolana yükselen bir yolla saraya ulaşılmaktadır.
Sarayın batı bölümü tamamen Adile Sultan***8217;a aittir. Bu bölüm yüksek bir kaide üzerine oturtulmuş olup, birinci katına iki yönlü bir merdivenle çıkılmaktadır. Dört kolonun taşıdığı şahnişli bir girişten sonra sahanlığa geçilmektedir. Girişte mermer döşeli büyük bir taşlık ve bunun iki yanında da büyük odalar bulunmaktadır. Buradan iki yönlü kolonların taşıdığı bir merdivenle de üst kata çıkılmaktadır. Üst kat sultanın özel dairesidir. Zemin katına benzeyen bir plan gösteren bu bölümde denize yönelik salona geniş bir şahniş eklenmiştir. Buradaki sofanın iki yanında da ayrıca büyük salonlar bulunmaktadır.
Sarayın doğu bölümünün girişinde uzun ve büyük bir taşlık bulunmaktadır. Geniş bir merdivenle çıkılan üst kat büyük bir sofanın çevresine sıralanmıştır. Bu salonun doğu ucunda servis bölümlerine yer verilmiştir.
Sarayın ana bölümü harem ve selamlık olarak kullanılan simetrik bir plan göstermektedir. Ortada merkezi bir bölüm büyük ve oval bir salon görünümdedir. Bu bölüm 28.00x10.00 m. ölçüsündedir. İki yana doğru da eyvan şeklinde eklerle genişletilmiştir. Oval salon dekoratif bezemelerinde geç rokoko üslubu açıkça kendini göstermektedir. Ayrıca sarayın bezemeleri arasında meandr motifleri, akantus yaprakları, sekiz köşeli yıldızlar, çeşitli kıvrımlar dikkati çekmektedir.
Sarayın cephesi sade bir görünümdedir. Cepheler üçlü pencerelerle hareketlendirilmiştir.
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-3.jpg
Sarayın arkasındaki bahçede müştemilat binalarına yer verilmiştir. Bazı kaynaklarda sarayın deniz kenarında yalı ve bir de deniz hamamı olduğu söylenirse de bunlardan bir iz günümüze gelememiştir.
Adile Sultan Sarayı 1916 yılında Kandilli Adile Sultan İnas Mekteb-i Sultanisi ismi ile okula dönüştürülmüştür. Cumhuriyet döneminde Kandilli Kız Lisesi olmuş, sarayın bulunduğu alanın altına alt kotlarda betonarme eğitim birimleri eklenmiştir.
Adile Sultan Sarayı 1986 yılı Mart ayının başında yanmış ve saray tamamen harabeye dönmüştür. Yangın sırasında sarayın içerisinde bulunan değerli eşyalar ve aynalar da yok olmuştur. Bu yangından sonra bir süre kendi haline terk edilmiş, bundan sonra İstanbul Valiliği, Kandilli Kız Lisesi Kültür ve Eğitim Vakfı ve Hacı Ömer Sabancı Vakfı***8217;nın ortak girişimleri ile onarılmıştır. Bu onarımlarda yapının yangında hasar gören duvarları güçlendirilmiş, çatısı örtülmüştür. Ödenek yetersizliğinden bir süre yarım kalan yapı, Sakıp Sabancı***8217;nın sağladığı kaynakla 2004 yılında restorasyonu başlamış ve açılışı 28 Haziran 2004***8217;te yapılmıştır.
Günümüzde Adile Sultan Sarayı***8217;nın 500 kişilik ziyafet ve toplantı salonu, 200 kişilik küçük toplantı salonu, 1300 m2***8217;lik kokteyl ve sergi salonu, 20 adet 30***8211;40 kişilik seminer salonları, 150 kişilik lokantası, 60 kişilik kafeteryası ile müze yönetim ve servis birimleri bulunmaktadır. Sarayın işletmesini Lütfi Kırdar Uluslar arası Kongre ve Sergi Sarayı***8217;nı da yürüten UKTAŞ firması üstlenmiştir.

Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 17.01.09, 13:57
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart İstanbul ve İstanbul Sarayları

Neşetâbat Sarayı (Beşiktaş)
İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde, Defterdar Burnu***8217;nda bulunan bu sarayın olduğu yerde XVIII. yüzyılda Sadrazam Şehit Ali Paşa***8217;nın yalısı bulunuyordu. Sadrazamın ölümünden sonra yalı Meselâcı Hasan Paşa tarafından satın alınmıştır. Sultan III. Ahmet Bebek***8217;te Nevşehirli Damat İbrahim Paşa***8217;nın yaptırdığı Hümayun Abat***8217;ı görmek için saltanat kayığı ile buradan geçerken Defterdar Camisi yanında bulunan Hasan Paşa yalısının yerini beğenmiştir. Bunun üzerine Damat İbrahim Paşa***8217;dan burada bir sahil saray yaptırmasını istemiştir. Tersane Emini Kıblelizade Mehmet Bey bu işi üstlenmiştir.
Saray arkasındaki dağ ile deniz arasındaki düzlükte kurulmuştur. Saray 1726 yılında tamamlanmış, Sultan III. Ahmet saltanat kayığı ile saraya gelmiştir. Bu gelişi nedeni ile sarayda kendisine bir ziyafet verilmiş, buradan hoşlanan padişah bunu yazdığı bir beyitle dile getirmiştir:
Biz safa ile Neşatâbad***8217;ı ettik çün mahar
Sana da ey gam adem-i âbada lazımdır sefer.
Sultan III. Selim de bu saraya zaman zaman dinlenmek üzere gelmiştir. Padişahın sır kâtibi Ahmet Efendi padişahın 15 Zılhıcce 1205***8217;te (1790) buraya gelişini şöyle anlatmıştır:
***8220;Neşatâbada, binişi hümayunla teşrif buyurulup agavat kullarına tomak ve pehlivan güreştirilip, yukarı havuz başındaki kasra saye endaz-ı saltanat ve derun-u havuzdaki zevrak çeye agavat kullarını nöbetle bindirip şarkı okutmakla ârâm ve istirehat esnasında kaptan-ı derya Küçük Hüseyin Paşa***8217;nın ve Mora valisi Silahtar Mustafa Paşa***8217;nın birbirini müteakip tahriratlarını vücut eyledi.***8221;
Sultan III. Selim Neşetâbat Sarayı***8217;nı kardeşi Hatice Sultan***8217;ın ikametine tahsis etmiş ve sultan burada yaşamıştır. Hatice Sultan Avrupa mimarisini ve süslemesine yakınlık gösteriyordu. Bu nedenle Büyükdere***8217;de Danimarka Maslahatgüzarı Baron dö Hubş***8217;un evi ile bahçesini görmüş ve sarayı da ona benzer şekilde düzenlemiştir. Danimarka Maslahatgüzarı sultana Mimar Melling***8217;i tavsiye etmiş ve saray ona göre düzenlenmiştir. Mimar Melling sarayın bahçesini Fransız saraylarına benzer şekilde düzenlemiş, dolambaçlı yolların çevresine leylak, akasya ve gül ağaçları diktirmiştir.
Hatice Sultan kardeşinin tahttan indirilmesinden sonra Sultan II. Mahmut zamanında 1821 yılında burada ölmüştür. Saraydaki değerli eşyalarından bazıları Çinili Meydan***8217;da satılmıştır. Sultan II. Mahmut sarayı kızlarına tahsis etmiştir. Bunlardan Saliha Sultan bu sarayda uzun yıllar oturmuştur. II. Mahmut***8217;un kız kardeşi Hibetullah Sultan 1841 yılında burada ölmüştür.
Abdülmecit devrinde saray yine sultanların ikametine ayrılmıştır. Kırım Savaşı sırasında İstanbul***8217;a 1853***8217;te gelen Prens Napeleon bu sarayda ağırlanmıştır.
Neşetâbat Sarayı önden denize, arkadan da yola yönelik yapılar topluluğu halinde idi. Bunlar dikdörtgen planlı iki katlı bloklar olarak yapılmıştı. Yapı üslubu tamamen barok ve rokokoya benziyordu. Saray bölümlerinin ortasında denize yönelik bir salon ve onun çevresinde de odalara yer verilmiştir. Ayrıca cephelerin ortaları ahşap sütunların taşıdığı şahnişlerle dışarı taşırılmıştır.
Hatice Sultan***8217;ın ölümünden sonra bir süre diğer sultanlar burada oturmuş ve 1892 yılında yıktırılmış, yerine Sultan II. Abdülhamit***8217;in kızları Zekiye ve Naime sultanlar için birbirine benzer iki küçük saraylar yaptırılmıştır.

Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 17.01.09, 13:59
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart İstanbul ve İstanbul Sarayları

Çifte Saraylar (Beşiktaş)
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-1.jpg
İstanbul Beşiktaş ilçesi, Fındıklı semtinde Meclis-i Mebusan Caddesi üzerinde bulunan Çifte Saraylar Sultan Abdülmecit (1839***8211;1861) tarafından kızları Cemile ve Münire Sultanlar için yaptırılmıştır. Sarayların yapımına 1856 yılında başlanmış, 1859 yılında da tamamlanmıştır. Mimarı Balyan ailesinden Garabet Amira Balyan***8217;dır.
Çifte Saraylar olarak isimlendirilen bu saraylardan Molla Çelebi Camisi***8217;ne yakın olanı Cemile Sultan***8217;a aittir. Cemile Sultan Mahmut Celaleddin Paşa ile evlenmiştir. Sarayın düğün tarihine kadar tamamlanamaması üzerine sultan bir süre Emirgân***8217;daki Mısırlı İsmail Paşa Yalısı***8217;nda oturmuş ve altı ay sonra bu saraya yerleşmiştir. Cemile Sultan***8217;ın 1915***8217;te ölümünden sonra saraya Dervişzâde Ahmet Paşa ile evli olan Nazime Sultan yerleşmiştir. Sonraki yıllarda Çırağan Sarayı***8217;nın yanması üzerine Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Âyan 1913***8211;1920 yıllarında çalışmalarını bu sarayda sürdürmüştür. Cumhuriyetin ilanından sonra saray 1926***8217;da Güzel Sanatlar Akademisi***8217;ne devredilmiştir. 1 Nisan 1948***8217;de yanmış ve bu yangın sırasında kütüphanesindeki değerli kitaplar, dosyalar, ders malzemeleri ve tablolar da yok olmuştur. Bu olaydan sonra saray Y. Mimar Sedat Hakkı Eldem tarafından hazırlanan proje doğrultusunda yeniden yapılmış ve 23 Nisan 1953***8217;te Güzel Sanatlar Akademisi burada öğrenimine başlamıştır.
Çifte Saraylar***8217;ın diğer bölümünü oluşturan Münire Sultan Sarayı***8217;nda Sultan Abdülmecid***8217;in kızı Münire Sultan yaşamıştır. Sultanın 1862***8217;de ölümünden sonra Abdülaziz***8217;in kızlarından Saliha Sultan, ardından II. Mahmut***8217;un kızı Adile Sultan bu sarayda yaşamıştır. Adile Sultan***8217;ın 1899***8217;da ölümü üzerine saray Sultan Abdülaziz***8217;in damadı Ahmet Zülküf Paşa***8217;ya geçmiştir. Cumhuriyet döneminde bir süre III. Kolordu Komutanlığı karargâhı olarak kullanılmıştır. 1943***8211;1952 yıllarında İstanbul Edebiyat Fakültesi burada ders görmüş, 1970 yılına kadar Atatürk Kız Lisesi olarak kullanılmıştır. Ardından Mimar Sinan Üniversitesine devredilmiş ve Y.Mimar Sedat Hakkı Eldem***8217;in projesi ile yeniden yapılmış ve 21 Kasım 1975***8217;te Mimar Sinan Üniversitesi burada eğitimine başlamıştır.
Çifte Saraylar***8217;ın her ikisi de denize paralel olarak yapılmış ve bu plan düzenlemesi iç mekânda da aynen uygulanmıştır. Birbirlerine simetrik olan eksenlerin ortada kesiştiği alanda büyük ve denize paralel dikdörtgen planlı bir sofaya yer verilmiştir. Bu sofa ikişer direkle yan sofalara açılmıştır. Sarayın odaları deniz ve karaya yönelik cephelere peş peşe sıralanmıştır. Bezemelerde ve mimari yapıda ampir üslubunun egemen olduğu görülmektedir. Bu nedenle pencerelerin üzerine yer yer üçgen alınlıklar, kat silmeleri ve geniş saçaklar eklenmiştir.

Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 17.01.09, 14:00
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart İstanbul ve İstanbul Sarayları

Beyhan Sultan Sahil Sarayı (Beşiktaş)
İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde, Arnavutköy Akıntıburnu***8217;nda bulunan bu saray günümüze gelememiştir. Beyhan Sultan (1766***8211;1824), Sultan III. Mustafa***8217;nın kızı, Sultan III. Selim***8217;in de kız kardeşidir. Halep Valisi Silahtar Mustafa Paşa ile evlendiğinde büyük olasılıkla Eski Saraydan ayrılarak kendisine tahsis edilen Çifte Saraylara yerleşmişti. Beyhan Sultan adına yapılan sahil sarayın yapımına 1800 yılında başlanmıştır. Mimarları Mimarbaşı Mustafa ile Şehremini Hayrullah ağalardır.
James Robertson***8217;un 1853***8211;1854 yıllarında çektiği İstanbul fotoğraflarında görülen yalılar arasında bu sarayın kalıntıları görülmektedir. Buna dayanılarak sarayın görkemli bir cephe görünümü olduğu anlaşılmaktadır. Dar bir rıhtım üzerinde bulunan saray, yüksek bir sağır duvar üzerinde iki katlıdır. Bu katlar denize doğru çıkmalarla genişletilmiştir. Ayrıca tüm cephe pencerelerle kaplanmış, çoğu kafesli olan bu pencereler arasına plasterler yerleştirilmiştir. Üst noktasının üçgen bir şekildeki alınlıkla sonuçlandığı sanılmaktadır.

Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 17.01.09, 14:04
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
İletiler: 1.692
Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!Fehmide Zeytuna çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart İstanbul ve İstanbul Sarayları

Yıldız Sarayı (Beşiktaş)
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-1.jpg
İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde bulunan Yıldız Sarayı, deniz kıyısından başlayarak, kuzeye doğru yükselen tüm yamaçları ağaçlarla kaplı 500.000 m2 yüzölçümü olan koruluk ve bahçeler içerisindeki köşklerden, saraylardan ve çeşitli yapılardan meydana gelmiştir. Sarayın bulunduğu ***8220;Hazine-i Hassa***8221;ya kayıtlı bu arazi Kanuni Sultan Süleyman döneminden beri padişahlar tarafından av sahası olarak kullanılmaktaydı.
Bu araziye ilk kasrı Sultan I. Ahmet (1603***8211;1617) yaptırmıştır. Sultan IV. Murad (1617***8211;1640) bu alana avlanmaya geldiğinde bu kasırda dinlenmiştir. Bunun ardından XVIII. yüzyılda önce Sultan III. Selim (1789***8211;1807) annesi Mihrişah Sultan için bir başka kasır daha yaptırmış ve bu kasra Yıldız ismini vermiştir. Bunun yanı sıra sarayın iç bahçesine de rokoko üslubunda bir çeşme eklemiştir. Sultan III. Selim***8217;den sonra Sultan II. Mahmud (1808***8211;1839) Yıldız Sarayı bahçesinde düzenlenen ok atışları ve güreş oyunlarını seyretmek için buraya gelmiştir. Bu nedenle de 1834***8211;1835 yıllarında yeni bir köşk yaptırarak çevresine yeni bir bahçe düzenlemiştir. Sultan II.Mahmud ***8220;Asakir-i Mansure-i Muhammediye***8221; ismi ile kurduğu yeni ordusunun talimlerini Yıldız Sarayı bahçesinde yaptırmış ve onları izlemiştir. Sultan II. Mahmud***8217;un oğlu Sultan Abdülmecid (1839***8211;1861) burada yapılmış olan köşkleri yıktırmış ve onlardan daha güzel olan ***8220;Kasr-ı Dilküsa***8221; isimli köşkü 1842 yılında annesi Bezm-i Alem Valide Sultan için yaptırmıştır. Sultan Abdülaziz***8217;in (1861***8211;1876) ise, Osmanlı İmparatorluğu***8217;nda bir yüzyılı aşkın süre mimari yapıları ile hâkim olan Balyan ailesine Büyük Mabeyn Köşkünü yaptırmış ardından dış bahçede Malta ve Çadır Köşkleri ile asıl sarayı oluşturan Çit Kasrını onlara eklemiştir. Böylece Yıldız Sarayı, Osmanlı padişahlarının yaptırmış olduğu köşklerle saray kompleksine dönüşmüştür.
Sultan Abdülaziz***8217;in tahttan indirilmesinden sonra yerine geçen Sultan V. Murad (1876) üç aylık saltanatını Yıldız Sarayı***8217;nda sürdürmüştür. Sultan Murad***8217;ın akli dengesizliğinden ötürü tahttan indirilmesinden sonra kardeşi Sultan II. Abdülhamid (1876***8211;1909) Dolmabahçe Sarayı***8217;nın deniz kıyısında bulunması ve sarayın herhangi bir ayaklanmada denizden kuşatılma olasılığını göz önünde bulundurarak Yıldız Sarayı***8217;na taşınmıştır.
Bundan sonra sarayın yeniden yapılanmasına başlanmış, çevredeki araziler satın alınarak bugün Yıldız Parkı denilen dış bahçeler genişletilmiş ve bunun içerisinde de yeni imar çalışmaları yapılmıştır. Böylece saray bahçeleri ile birlikte 80 dönümlük bir araziye yayılmıştır. Yıldız Sarayı Hümayunu ismi verilen bu yapı topluluğunda sultanların, şehzadelerin ikamet olarak kullandıkları, resmi görevlilerin görev yaptıkları köşkler, tiyatro, müze, kitaplık, eczane, hayvanat bahçesi, mescit, hamam, tamirhane, marangozhane, demirhane, kilithane gibi çeşitli yapılar bulunuyordu. Ayrıca sarayın hemen dışında da Osmanlı I.Ordusuna bağlı bir hassa tümeni de konuşlanmıştı.
Sultan Abdülhamid***8217;in tahttan indirilmesinden sonra yerine geçen Sultan Mehmet Reşat (1909***8211;1918) buradaki Hususi Daire denilen köşkün Dört Mevsim Salonunda ameliyat edilmiştir. Sultan VI. Mehmet Vahdettin ise (1918***8211;1922) Dolmabahçe Sarayı***8217;nda ikamet etmiş zaman zaman da Yıldız Sarayı***8217;na gelmiştir.
Ýstanbul ve Ýstanbul Saraylarý-2.jpg
Yıldız Sarayı, Avrupa şehircilik ve saray kompleksine göre biçimlendirilmiştir. Sarayda birbirini izleyen avlular, bu avluların çevresinde yapılar sıralanmıştır. Oldukça geniş bahçenin çevresinde de küçük köşkler, tiyatro, kütüphane sıralanmıştır. Sarayın I.Avlusunda Büyük Mabeyn Köşkü, Yaveran Dairesi, Çit Kasrı, Silahhane, Marangozhane bulunmaktadır. Sarayın II. Avlusunda ise Harem binalarının yanı sıra kültürel ve sanatsal yapılar bulunmaktadır. Has Bahçe adı ile bilinen yerdeki Harem Dairesi***8217;nden başlayan saray Cihannüma Köşkü***8217;ne kadar devam etmektedir. İç Bahçenin değişik yerlerine birbirlerinden bağımsız, Ata Köşkü, Kameriye Köşkü ve Cihannüma Köşkü gibi köşkler yapılmıştır.
Sarayın en görkemli yapısı olan Abdülaziz***8217;in Balyan ailesine yaptırdığı Büyük Mabeyn Köşkü***8217;nün yanında Seyir Köşkü ve Çit Kasrı, onların karşısında da Yaveran Dairesi bulunmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu***8217;nun sona ermesinden sonra saray uzun süre terk edilmiş, bir süre Harp Akademileri binası olarak kullanılmıştır. Bu arada sarayın bazı bölümleri TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı***8217;na, İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi***8217;ne (IRCICA) Yıldız Üniversitesi***8217;ne bağlanmış bir bölümü de 1978 yılında Kültür Bakanlığı***8217;na devredilmiştir.

Kaynak
Kenthaber Kültür Kurulu
Fotoğraflar,TBMM ve www ist.gov.tr, www mimarlıkmüzesi.org ve www kabataserkeklisesi.com adreslerinden alınmıştır.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
sarayları, ıstanbul

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 07:23 .