|
#1
|
|
11.08.08, 11:20
Sendromlar (Capgras sendromu,Cotard sendromu...) | Kamp çadırı | Oksijen Çadırı - kapalı kabin | çingene - gypsy about meanness stinginess | Makedon güzelini arayan Çingene | Ülkemiz birdenbire gene `çok eğlenceli` olmaya başladı (!). Mahfi Eğilmez birkaç hafta evvel yazmış söylemişti. Nerede ise üç yıldır kriz çıkartamadık. Kaşınıyorduk! Duramayız! Bir kriz çıkartalım da kurlar da genel arzuya tabi olsun, döviz yükselsin! Hafızalarımız çok zayıf! 2000-2001 krizlerini neden yaşadığımızı çabuk unuttuk. Hatırlatalım! Krizler ülkede cari denge açığı nedeni ile döviz bittiği için yaşanmamıştı. Tersine krizi yaşadığımız dönemde, dünyada ülkenin tarihinin en büyük döviz varlıkları ile ve IMF şemsiyesi altında kriz yaratmayı becerebilen tek ülkeyiz! Tarihe insanlık tarihinin gelmiş geçmiş en büyük faiz düzeyini yaratarak geçtik! Peki, nasıl becerdik? Kriz, ülke vır vır ile çingene çadırına döndüğü ve ortadaki cahil, cühela yorumları beklentileri tamamen tersine çevirdiği için yaşanmıştı. Beklentiler neden değişmişti? Zaten kötü bir altyapı vardı, kırılganlık vardı! Ama tetiklenme de gerekmiyordu! Politikacılar birbirine girdiği, saçmaladığı, ülkede zaten yıllarca öncesinden başlayan ekonomi mantıksızlığı olduğu, ülkenin bütçe açıklarının rekor düzeye çıktığı, faizlerin zaten yüksek reel olduğu, banka ve şirket düzeyinde, hem özelde hem de kamuda inanılmaz risklerin alındığı, sosyal güvenlik sisteminin zaten müflis olduğu, açık pozisyonlar olduğu, görev zararları biriktiği ve medyanın da ortalığı sürekli ateşe verdiği bir ortamda, medya ve politikacı saçmalamaları beklentileri bozmuş, yabancılar da hemen tüymüştü! Krizi biz çıkartmıştık! Bunları unutmayalım! Peki şimdi ne oluyor? Efendim cari açık büyükmüş, hele ocak ayında çok büyük çıkmış! Güzel de ocak ayında döviz rezervi arttı. Ocak ayından bu yana da Merkez Bankası beş milyar dolar satın aldı. Bu nedenle cari açık dövizi bitirmiyor, tersine nedense ülkeye net döviz girişi oluyor. Ocak ayının üstünden dört ay geçti, neyin yasını tutuyoruz şimdi? Şubat, mart, nisan rakamları ilan edildikçe utanmayacak mısınız ey felaket tüccarları? Efendim, Greenspan ABD faizlerini yükseltecekmiş, bu da yabancıların gelişen ülkelerden çıkmasına neden olurmuş, yabancılar gelişen ülke bonolarını satınca değerleri düşermiş, bu da ilerde gelişen piyasa ülkelerinin (yani bizim gibilerin) borçlanma kapılarını kapatır, borçlanma faizlerini yükseltirmiş, bu nedenle de felaket gelecekmiş! Allah Allah, 12 yıl ABD`de oturdum, seçim yılında faizlerin yükseldiğini hiç görmedim. Yükselince de bir defada 0.25 yükselir bu meretler! ABD`de ise seçim 2004 yıl sonunda, bu nedenle faiz yükselmesi için epey zaman var. Yükselse de kaç paralık yükselir, değerli felaket tüccarları? Geçen iki haftada yeterince felaket senaryosu yazdık. İş öyle ayağa düştü ki, bizim mahalledeki kasabın çırağı bile manavın çırağı ile ABD faizinden bahsediyor! Cari denge analizi yapıyor! Bir de tabii teşhisinden çok emin olup, reçeteyi yazıp, tedavi öneren `spindoctors`, yani büyücüler de var. Bir büyük gazetede finansçı ve işadamı bir üstadımız (piyasaya inanır gibi de duruyor) derhal faizin düşürülüp, vergi konmasını söylüyor. Faiz düşürme iç talepte genişleme yaratır, ithalatı ve dış açığı arttırır. Vergi ise iç talebi kısar, bu nedenle de ithalatı azaltır. Yani ilk etkiyi azaltır. Dozlarını ayarlayamazsan, çivi çiviyi söker, sadece enflasyonu arttırdığınla kalırsın. Faiz düşürerek kur yükseltmeyi de daha önce denemiştik, olmamıştı hatırlanırsa! IMF sevmiyor, üstelik de Stiglitz`ci! Aynı gazetede karşı sütunda bir bankacı-iktisatçı üstadımız (o da piyasacı olarak tanınır) hem faizleri hem de vergileri arttırmamız gerektiğini söylüyor. İç talebi ciddi şekilde kısarız da bu faizleri yükseltmek işi, borç döndürmeyi zorlaştırmak, ekonomiyi yavaşlatıp vergi hasılatını da düşürmek ve bu nedenle işsizliği arttırıp sosyal baskıyı arttırmak moralleri bozmak şeklinde yan etkiler sonucu doğurmaz mı? Bir başka gazetede, sosyal demokrat bir iktisatçı faizlerin yükseltilmesini istiyor. Bütçe ve vergi ile ilgili bir şey demiyor! Salt, kendi başına faiz yükselmesi TL`yi daha aşırı değerli hale getirmez mi? Sermaye girişini daha da arttırmaz mı? Aynı gazetede bir başka sosyal demokrat kardeşimiz, ülkede bir sorun olmadığını, bir aylık dalgalanmaların hiç anlamı olmadığını, telaşlanmamamız gerektiğini söylüyor, ama uzun zamandır da reel büyümeyi arttırıp, iç talebi canlandırıp, cari dengeyi daha da açacağını bile bile faizlerin düşürülmesini talep de ediyordu. Hükümetimiz de çok başarılı bir-birbuçuk yıllık uygulamadan ve Kıbrıs başarısından sonra, aniden sendelemeye başladı. Bir ekonomik bakan kurlar için hedef rakam veriyor (serbest kur sisteminde olduğumuzu unutuyor). Bir başka Bakan IMF ile arayı bozacağız diyor (Bakan, kur hedefimiz yok, IMF ile devam edebiliriz, işler iyi diyor! Hatırlıyor muyuz, MHP Başkanı gayet uyumlu davranırken, alttaki Tarım, Ulaştırma gibi bakanlar ve Telekom tayfası saçmaladığı için 2000 tetiklemesinden sorumlu tutulmuşlardı? Hep beraber çenemizi kapatabilir miyiz, değerli `Türk Büyükleri`, medyadaki amatör ve sahtekarlar, panikçiler, felaket tacirleri ve ideolojik muhalefetçiler? Not: Stiglitz olsa derhal sermaye kontrolü koyun, bütçe açığını büyültün gibi tavsiyelerde bulunurdu. Onu da fahri Türk büyüğü ilan ediyorum! » Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Toplum ve Yaşam » Ekonomi » kaynak:
__________________ Oğuz Gölcik Yazıları Konu oguzgolcik tarafından (11.08.08 saat 11:29 ) değiştirilmiştir.. |
| oguzgolcik kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye : | ||
CiwCiw (11.08.08) | ||
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| açlık, arttı, sınırı, türkiye'de, yüzde |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|