Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Bilim ve Teknoloji > Yerbilimleri > Jeofizik > Depremler > Deprembilim, sismograflar,sismoloji,depremçizer, yeraltı araştırmaları,deprem tahmini

Depremler hakkinda Deprembilim, sismograflar,sismoloji,depremçizer, yeraltı araştırmaları,deprem tahmini ile ilgili bilgiler


Deprembilim (sismoloji), depremleri araştıran bilim dalıdır. Mezopotamya, Endonezya ve Etyopya gibi deprem bölgelerinde yaşayan ilk insanlar, yer sarsıntısını tanımışlar ve bundan büyük korku duymuşlardı. Geçtiğimiz yüzyılın insanı ise, Yerkürenin iç

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 29.07.08, 23:19
Yaratıcı
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
Nereden: Ankara
İletiler: 1.364
remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.remşit karanlıkta yolumuzu bulmamızı sağlayan bir ışık.
Standart Deprembilim, sismograflar,sismoloji,depremçizer, yeraltı araştırmaları,deprem tahmini

Deprembilim (sismoloji), depremleri araştıran bilim dalıdır. Mezopotamya, Endonezya ve Etyopya gibi deprem bölgelerinde yaşayan ilk insanlar, yer sarsıntısını tanımışlar ve bundan büyük korku duymuşlardı. Geçtiğimiz yüzyılın insanı ise, Yerkürenin iç yapısını araştırma bakımından depremi bir araç olarak kullanmıştır. Günümüzdeki çalışmalar, yakın bir, gelecekte depremi bir ölçüye kadar denetlemenin olanaklı olacağını göstermektedir. Geliştirilmiş deprembilim teknikleri, günümüzde nükleer denemelerin saptanmasında da kullanılmaktadır.
İlk deprem kayıt aleti, İ.S. 132 tarihinde Çinli Çang Heng tarafından yapılmıştır. Bu, çevresindeki halkada metal toplar bulunan bir vazoydu. Yer sarsıntısı durumunda ortadaki sütun hareket ediyor ve toplardan biri, metal bir kutuya düşerek ses çıkarıyordu. Toplardan hangisinin düşüp, hangisinin yerinde kaldığına bakılarak depremin yönü saptanabiliyordu. Günümüzün çağdaş sismometreleri (deprem-ölçer) bu ilkel sistemin geliştirilmesiyle ortaya çıkmış ve deprembilime büyük katkılarda bulunmuştur. Günümüzde yerkabuğu içindeki zenginliklerin araştırılmasında yapay deprem şokları kullanılmakta ve kabuk içini inceleyen bir endüstri dalı gelişmiş bulunmaktadır (Bk. YERFİZİĞİ).

Sismograflar:
Son birkaç yüzyıl içinde sismograf tasarımında sağlanan ilerlemeler, herhangi bir yerde oluşan yer hareketlerinin doğrudan kaydına olanak vermektedir. Günümüzde her ülkede, sürekli kayıt yapan sabit kayıt donanımları bulunduğu gibi, geçici projeler için de taşınır kayıt aygıtları kullanılmaktadır. Depremi ölçebilen her aygıta sismomet-re adı verilir. Sarsıntıyı bir YAZICI yardımıyla çizerek kaydeden aygıtlara ise, sismograf (depremçizer) denir.
Yerkabuğunun, sismik dalgalara her yöndeki yanıtını kaydedecek bir sismografın yapımı olanaksız
dır. Ancak, bir deprem gözlemevinde, yer hareketlerinin düşey ve yatay yöndeki bileşenlerini kaydetmek için, en azından iki sismograf bulunur. Yatay bileşen iki ayrı doğrultuda olabileceği için, genellikle üç sismograf kullanmak uygundur.
Yatay bileşen sismografı, çok ağır bir SARKAÇ tan oluşur. Nasıl FOUCAULT sarkacı, üstünde bulunduğu yerkürenin dönüşünü kanıtlarken hep aynı düzlem içinde salmıyorsa, sismografın sarkacı da EYLEMSİZLİK momentinden ötürü, altındaki toprak sarsıldığında, olduğu yerde asılı kalma eğilimindedir. Sismograf sarkacının salınımlarının sürmesi, istenen bir durum değildir. Bunu önlemek için sönümleyiciler kullanılır. Her sarkacın belli bir peryodu (sarkacın bir salmımmı tamamlamak için geçen süre) vardır. Oluşan depremin peryodu bununla aynı ise, elde edilen kayıt bir anlam taşımaz. Bir depremin oluşturacağı peryotlar 0,01-0M003 saniye arasında değişebilir. Böyle geniş bir aralığı, tek bir sismografla izlemek sağlıklı değildir. Bu nedenle, değişik peryotlan olan sismograflar yapılmıştır. Sözgelimi, uzun dalgaları kaydetmek için, rezonans peryodu uzun aygıtlar kullanılır. Peryodu birkaç saniye kadar uzun olabilen gerçek bir sarkacın boyu çok uzun olacağından uygulamada bir ucuna ağırlık bağlanmış bir çubuktan oluşan ve destek noktası dışında bir noktadan asılmış sarkaçlar kullanılır. Böylece sarkaç, hafif çe-denge durumunun dışında kalır ve biraz itildiğinde bir dakikaya kadar varan bir peryotla salınmaya başlar.
Düşey bileşen sismografı, temelde yaya asılmış bir ağırlıktan oluşur. Yatay bileşen aygıtında olduğu gibi ağırlık biraz yukarı itildiğinde, yay salınmaya başlar. Yerin hareketi yaydaki uzamalarla ölçülür. Sismografın fiziksel özellikleri olanak sağlarsa, 1 mm' den daha az yer değiştirmeler gözlenebilir.
Deprem merkezine (episantr) yakın olmamak koşuluyla, sismik hareketlerin yeryüzünde neden olduğu hareket pek küçüktür. Bunu görünür duruma getirmek için 1 000-1 000 000 kez büyütmeğe gerek vardır. İlk sismograflar bütünüyle mekanikti. Kaldıraç kuvvetiyle büyütülen hareket, sürekli dönen bir tambur üstündeki isli kağıdı bir uç yardımıyla çiziyordu. Sürtünme kuvvetlerini yenmek için, ağırlığı 1 tona varan sarkaçlar kullanılıyordu. Bu tür sismografların bazıları, günümüzde kullanılmaktadır. İstenmeyen salınımları önlemek için ise, havalı ya da yağlı sönümleyiciler kullanılmaktaydı.
Çağdaş sismograflar, ELEKTROMAGNETİZMA ilkelerine dayanır. Bunlar, elektrikle indüklenebilen bir metal ve onu çevreleyen bir bobinden yapılmışlardır. Sarkaç hareket edince, bobinde bir akım oluşur. Sönüm işlemi de gene elektromagnetik yolla sağlanır. Bu aygıtlar son derece duyarlıdır. Kayıtları doğrudan'banda alabildikleri gibi, BİLGİS AY ARLAR ;la da çözümleyebilirler.
1935'te yerkabuğu hareketlerini ilk kez doğrudan ölçebilen özel türden bir sismograf geliştirildi. Böyle bir aygıt, deprem bölgeleri için son derece yararlıdır. Birbirinden 20 m uzaklıktaki iki nokta arasında beliren uzaklık değişikliklerini ölçer. Gene deprem merkezlerine yakın yerlerde kullanılan tiltmet-reler (kaymaölçer) ise, büyük depremlerden önce biriken kaymaları saptama amacıyla kullanılır.

Yeraltı araştırmaları:
Depremlerden ya da yapay patlamalardan yayılan dalgalar, yeryüzünün iç yapısı konusunda önemli bilgiler verir. Depremler, genellikle üç ana tür dalga oluştururlar. Birincisi yüzey dalgalarıdır. Bunlar, deprem merkezine yakın yerlerde oluşan büyük zararların kaynağıdır. Çok uzağa gidebilen yüzey dalgalarından söz edilse de, genellikle çok hızlı söndükleri bilinir. Deprem merkezinden 300 km uzaklıkta aşağı yukarı yok olurlar. Buna karşılık daha uzun uzaklıklar aşabilen zayıf uzun dalgalar da vardır. Ancak, deprem merkezinden belli bir uzaklıkta gözlenen dalgalar, çoğu kez dünyanın büyük bir kütlesini aşıp gelen dalgalardır. Bunlara da birincil ve ikincil anlamına gelen P dalgalan ve S dalgaları denir. P dalgaları itip çekici etkiler oluştururken, S dalgaları çalkalayıcı etkiler oluştururlar. Bu iki tür, birbirinden bütünüyle farklıdır. P dalgalarında, maddenin tanecikleri, dalganın yayılma doğrultusunda ileri geri hareket eder; oysa S dalgalarında, maddenin tanecikleri, dalganın yayılma doğrultusuna dik doğrultuda hareket eder. P dalgaları S'lerden daha hızlı yol alıp deprem istasyonlarına daha önce vardıkları için, birincil diye adlandırılırlar. Ayrıca S dalgaları, sıvı ortamlarda hızla söndüklerinden buralarda yayılma yapmazlar. Kabuk (yerin dış tabakası) ve manto (çekirdek çevresindeki tabaka) gibi tabakalar üstüne bir dalga geldiğinde, dalga kaynağı durumuna geçer, P ve S dalgaları yaymaya başlarlar. Böylece yeraltındaki tabakaların alt va üst sınırları, bu özelliklerden yararlanılarak saptanabilir. Ayrıca, yerkürenin en iç tabakasını oluşturan çekirdeğin sıvı nitelikli olduğu, buradan S dalgalarının yayılmamasından anlaşılmıştır.
XIX. yüzyıl sonlarında deprem merkezi (depremin oluştuğu noktanın tam üstündeki yeryüzü noktası) yakınlarında, yüzey dalgaları dışında ötekilerinin kolayca söndüğü ve bazı bölgelerde bütünüyle gözlenmediği fark edildi. Bu bölgelere «gölge İç çekirdeğin ise inanılması zor fcîr katı malzemeden oluştuğu, gene gölge bölgelerine düşen zayıf yansıma dalgalarından anlaşılmaktadır.

Deprem tahmini:
Depremler, yerin içindeki malzemenin yer değiştirmesi ya da yeniden düzenlenmesi sonucunda oluşur. Derin ve sığ depremler olarak ikiye ayrılırlar. Daha çok görülen sığ depremlerin yeryüzünden derinliği yaklaşık 50 km kadardır. Bunlar çoğunlukla jeolojik hareketlerin fazla olduğu okyanus ortası eşiği, kıta kenarları gibi bölgelerde ya da Hawaii gibi volkanlı yörelerde oluşur. Okyanus ortasında erimiş malzemeden oluşan magma yukarı doğru çıkar ve deniz tabanı üstünde yayıldıktan sonra, kıta kenarlarında yeniden aşağı doğru iner. Magma, deniz tabanına doğru yükselirkeh, kimyasal yapısı birçok kez değişir (hal değişimleri). Bu da billur yapısının ve dolayısıyle hacminin değişmesine yol-açar. Sürekli sıcaklık ve basınç yitimine uğrayan bütün maddelerin hacminde bir genişleme söz konusudur. Genişleme, çevresindeki kütleleri harekete zorlayarak, deprem dalgalarının ortaya çıkmasına neden olur.
Gene devamlı ısı yitimi sonucu, okyanus ortası eşiklerinde volkanik hareketler kendini gösterir. Eşikler boyunca çok uzaklara, hattâ bunların İzlanda ve Etyopya gibi kara Uzantılarına kadar varan bir ısı akımı doğar.
Magma maddesinin derine inmeye başladığı kıta kenarlarında ise, durum bütünüyle ters yöndedir. Konveksiyon akımları halinde derine doğru inen
magma, yeniden eriyip hal değişimine uğrar. Bunun sonucu olaraky kıta kütlesinin kıyılarında derin odaklı depremler oluşur. Hareket halindeki bu akımlar, erimiş volkanik maddeyi de birlikte taşıdıklarından, su yüzeyinde volkan adaları oluştururlar. Bunların en belirgin örneği Japonya'dır. Japonya'nın güneydoğusunda oluşan depremler, bu bölgedeki derin okyanus çukuruna çöken magmadan kaynaklanmaktadır. Bu yüzden yalnızca birkaç kilometre derinliktedir. Oysa, Tokyo altında söz konusu derinlik 10'larca km'yi bulur. Bu nedenle, deprem denetiminde gelişme sağlansa bile, Japonya'nın bundan yararlanması beklenemez.
Konveksiyon hareketleriyle ilgili olmayan sığ deprem türleri de vardır. Bunlar, yeryüzündeki fay hatlarının kenarlarında ortaya çıkar. Örneğin, İskoç-ya'daki Midland vadisinde olduğu gibi. Bu bölgeler; önemli deprem bölgelerinden çok uzakta bulunabilirler. Bu tip depremleryateş çemberi dediğimiz Büyük Okyanus halkası gibi bölgelerde oluşanlara oranla çok zararsızdır. Bazen derin odaklı, ama belli bir dağılım göstermeyen depremlere de raslanır. Bunlar, kabuk; ile mantonun ayrıldığı,40 km derinlikteki Moho-roviçiç Süreksizliğinde ya da manto içindeki hal değişimleri sırasında ortaya çıkar. Deprem dalgaları yüzeye çıkıncaya kadar oldukça zayıfladığından, genellikle önemli bir etkileri olmaz.
En önemli deprem bölgelerinden biri de, Kalifor-niya'da'ki San Andreas fayı çevresindedir. Bu, kabuk hareketlerinin, konveksiyon sonucunda fay çizgisi boyunca oluştuğu bir geçiş bölgesidir.
Depremler şiddetlerine göre ölçülür. En çok kullanılanı Mercalli ölçeğidir ve l'den 12'ye kadar derecelenir. Küçük değerler, küçük ve zararsız sarsıntıları, büyük değerler de afetlere yolaçabilecek depremleri gösterir. Bir başka ölçek de Richter ölçeğidir. Mercalli ölçeğindeki 12'ye kadar derecelenmeye karşın bu ölçekte bir üst sınır yoktur. Şiddet ölçüleri, ya depremin gözlem istasyonundan algılandığı şiddete ya da deprem merkezinde oluşturduğu şiddete göre değerlendirilir. Oluşan birçok depremin merkezinde sismograflar bulunmayabilir; ama depremin etkisi, uzaklardaki istasyonlarda kaydedilir.
Sismik hareketlerin izlenmesi alanında pek çok aygıt kullanılmaktadır. Bunlar depremi tanımlayan yeni kuramların gelişmesini ve sarsıntıların önceden kestirilmesi konusunu gündeme getirir. Yerkabuğundaki kayma ve gerilmelerin artışı, oluşacak bir depremin son belirtileridir. Bunlardan yararlanılarak son yıllarda, Kaliforniya ve İzlanda'da bazı başarılar elde edilmiştir. Gene büyük bir depremden önce bölgedeki deprem hareketlerinde bir düşmenin gözlenmesi de bir belirteç olarak alınabilir. Bunun nedeni belki de yer içinde biriken gerilimlerin, kütleleri yavaş yavaş harekete geçirmesi ve sonunda serbest kalarak bir deprem hareketi yaratmasıdır. Bu harekete sürekli olarak sürtünme kuvveti karşı koyar. Ancak bu kuvvet yenildiğinde, bütün enerji serbest kalarak bir yıkıma yolaçabilir.

Nüve Forum
Kaynak:4
2.cilt / s.511-517
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]

#sadece remşit#
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 03.07.13, 02:48
Acemi
 
Üyelik tarihi: Dec 2009
Nereden: İzmir-Türkiye
İletiler: 5
Mehmet Senoz doğru yolda ilerliyor.
Standart Cevap: Deprembilim, sismograflar,sismoloji,depremçizer, yeraltı araştırmaları,deprem tahmini

Deprem Özet Bilgisi
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
araştırmaları, deprem, deprembilim, depremçizer, sismograflar, sismoloji, tahmini, yeraltı

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 09:46 .