Nüve Forum


Bilimsel Sınıflandırma hakkinda Irk ile ilgili bilgiler


IRK, -kı (ar. ırk). 1. insan türünün altbö-lümü. (Bk. ansikl. böl. Antropol. ve Ge-net.) ***8212;2. Coğrafi uzaklık ya da ıslah ve ayıklanma yoluyla aynı hayvan türünün alt bölümlere ayrılmasıyla ortaya

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09.09.10, 18:05
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Irk

IRK, -kı (ar. ırk). 1. insan türünün altbö-lümü. (Bk. ansikl. böl. Antropol. ve Ge-net.) ***8212;2. Coğrafi uzaklık ya da ıslah ve ayıklanma yoluyla aynı hayvan türünün alt bölümlere ayrılmasıyla ortaya çıkan topluluk. (Bk. ansikl. böl. Zootekn.) ***8212;Esk. Irk u güher, damar, maya. || Irk-ı ah-mer, kızılderili, kırmızı ırk. || Irk-ıasfer, sarı-derili, sarı ırk. || Irk-ı ebyaz, beyaz derili, beyaz ırk. || Irk-ı esved, siyah derili, siyah ırk.
***8212;Esk. bot. Kök. || lrk-us-sûs, meyankökü. || Irk-üz-zehep, altkökü denilen bir bitki. ***8212;Esk. tıp. Damar. || lrk-un-nisa, siyatik. ***8212;Huk. Irk ayrımı -> IRKÇILIK. ***8212;ANSİKL. Antropol. ve Genet. insan türünü ırk açısından bilimsel savlarla sınıflandırma çabaları XVIII. yy.'da başlamıştır. Öne sürülen insan ırklarının sayısı ve kapsamı o zamandan beri çok değişmiş ve ırkların sınıflandırılmasında büyük ölçüde keyfi davranılmıştır. Değişik ad ve kavramlar altında anılsalar da, bunların çoğu ortak özellikler taşır ve sonuçta üç büyük ırk bulunduğu görülür: beyaz ırk (beyaz derili ya da kafkassı), siyah ırk (kara derili ya da negroid), sarı ırk (sarı derili ya da mongoloid). Bunlar Linne'nin türleri sınıflandırma anlayışı çerçevesinde, yani "tip" denilen örnekler bir araya getirilerek belirlenmiştir. Başlıca tipler, dünyanın keşfi ve sömürge fetihleri sırasında Batı Afrika ve Uzakdoğu halklarının görülmesi ve bunların sınıflandırmayı yapanların mensup olduğu Avrupa halklarıyla karşılaştırılması sonucunda ortaya çıkan aykırılıklara dayanılarak belirlenmiştir.
insanların ırk olarak sınıflandırılması, açıkça ya da üstü kapalı olarak, genetik bakımdan insanları çeşitlendiren özellikleri sınıflandırmaya dayanır. Oysa genetik bakımdan değişik olan her şeyi ırk özelliği saymak, kendine özgü genlerin toplamı olan her insanı başlıbaşına bir ırk saymak sonucunu doğurur. Bu bakımdan, doğru sayılabilecek tek yaklaşım, insan topluluklarını, genetik benzerlik derecesine dayalı gruplaşma mantığına göre ve bireylerin birbiriyle evlenme eğilimlerine bakarak sınıflandırmaya çalışmak olabilir. Buna, birtakım karakterler açısından, topluluklar arasındaki farklılığın (ya da biyolojik uzaklığın) ölçülüp hesaplanmasına dayanan sayısal sınıflandırma yöntemi denir; bu yöntemde ele alınan karakterler tamamen ya da kısmen genetiğe dayanır ve topluluk "küme"lerini sınırlandırmada esas alınır. Henüz pek çok eksikleri bulunan bu yöntemin insan türüne uygulanması, insan topluluklarının yeryüzüne biyolojik uzaklıklar içinde hemen hemen homojen dağıldığını varsayar ki, böyle bir görünüş her türlü sınıflandırmayı olanaksız kılar. Bu yüzden günümüzde antropo-biyolojistlerin pek çoğu her türlü ırk sınıflandırmasını reddetmektedir.
***8226; Genetikçi için bir topluluk, biyolojik özü bakımından, çeşitli karakterler gösteren bir bireyler toplamı değildir; çeşitli alellerı temsil eden bir genler toplamıdır. Alel, kromozomlarda belli bir yerde bulunan genlerin eylem biçimlerinden birine tekabül eden genlerin toplamı olarak tanımlanır (örneğin en iyi bilinen kan sistemindeki 4 alel, A,, A2, B ve O gibi). Demek ki, bir topluluğun özelliklerini belirtmek için, her temel karakter bakımından o topluluğun genetik varlığının içeriğini belirlemek yeter; bu da çeşitli alellerin belirme sıklığı hesaplanarak sağlanabilir. Temel olarak ele alınıp incelenecek karakterler kanla ilgili olanlardır; kan sistemleri, hemoglobinin yapısı vb. Bu araştırmalara ilişkin eğreti bir görüş 1976'da A. F. Mourant tarafından yayımlanmış ve 70'ten fazla sistem belirtilmiştir; (Répartition des groupes sanguins et des autres polymorphismes humains [insan kan gruplarının ve diğer çok-biçimliliklerinin dağılımı]).
İlk çarpıcı sonuç, bir ırka özgü "belirtici" gen araştırmasının başarısızlığa uğramış olmasıdır. Eğer herhangi bir ırkta ve bu ırka mensup önemli sayıda bireyde yalnız onlara özgü bir gen bulunsaydı gerçekten o gen "belirtici" olurdu. Gerçi yalnız bazı topluluklarda bulunan ve başkalarında hiç bulunmayan bazı genler bulunmuştur: örneğin yalnız Uzakdoğu'da ve Güney Amerika'da bulunan Diego geni, Orta Afrika'da bulunan Gm6 geni, Güney-Doğu Asya'da bulunan E hemoglobini geni; ama bu genler bulundukları topluluklarda da çok seyrektir ve sistemli araştırmalar yapıldığı takdirde başka insan gruplarında bulunmayacağı da kesin değildir.
Birinci sonuçtan çıkan ikinci sonuç da şudur: çeşitli topluluklar kesin karakterlerle birbirinden ayırt edilemez, ancak kademeli bir ayrılık sözkonusu olabilir. Nitekim, ABO sistemi bakımından, çeşitli avrupa topluluklarının hepsinde 4 alelin (A,, A,, B ve O) bulunduğu, ama örneğin B aletinin doğudan batıya doğru gittikçe azaldığı görülür: Ural'da % 20-25, Polonya1 da % 10-15, Pireneler'de % 5'ten az. Aynı biçimde, Rhesus sistemi bakımından, d alelinin (rhesus negatif) sıklığı kuzeyden güneye doğru azalır: Bask ülkesinde °/o 50, ispanya'da % 40, Mağrib'de % 30, eski Fransız Batı Afrikası'nda °/o 20, Zaire ve Angola'da % 10, Güney Afrika'da % 10'dan az.
Demek ki, ender istisnalar dışında bir ırk, bazı alellerin varlığına ya da yokluğuna göre değil, o alellerin az ya da çok bulunmasına göre belirlenebilir: bu da ırklar arasında kesin sınırlar bulunmadığını gösterir.
Bu bağlantı, sınıflandırma yönteminin büsbütün gereksiz olduğunu göstermez, ama ona genetik uzaklık* kavramının sokulmasını gerekli kılar.
X, Y, Z ile gösterilen üç toplulukta a, b, c, alellerinin görülme sıklığı (frekans) f^, fxç... olsun; bu frekanslara bakılarak topluluklar birbiriyle karşılaştırılıp X'in Y'ye mi, yoksa Z'ye mi daha çok benzediği saptanabilir mi? Bu sorunun tek yanıtı, txa, fxt>... frekanslarından başlanıp yapılacak hesaplamalarla dXY uzaklığını bulmaktır; eğer dXY < d^ ise X, Y'ye Z'den daha yakın demektir.
Böyle düşünülünce soruya birçok yanıt bulunur; matematikçiler, hepsi aynı sonuca ulaşmayan, tamamen akla yatkın, pek çok uzaklık tasarlamışlardır. Bununla birlikte, gruplar arasındaki genetik uzaklıkları hesaplamak için kullanılan formüllerin çoğu, incelenen karakter sayısı yeterince yüksek olduğu takdirde oldukça benzer sonuçlar vermektedir.
Uzaklıkları hesaplamak için kullanılacak formül bir kez belirlendikten sonra, insan ırklarının tanımı belli bir yol izlenerek yapılabilir: 1. her topluluk, çeşitli karakterler bakımından o toplulukta rastlanan çeşitli alellerin frekanslarıyla belirginleşir; 2. ¿w uzaklıkları topluluktaki çeşitli çiftlere (X, Y) ilişkin frekanslara göre hesaplanarak bulunur; 3. d'nin küçük çıktığı toplulukların aynı ırktan, tfnin büyük çıktığı toplulukların ayrı ırktan olduğu kabul edilir.
Ancak bu yol, insan türü için doğru sonuç vermez.
Topluluklar ikişer ikişer ele alınarak hesaplanan uzaklıkların tümü öyle bir dağılım gösterir ki, bu uzaklıklardan hangilerinin küçük, hangilerinin büyük olduğu kesin bir biçimde belirlenemez, ancak keyfi olarak belirlenebilir. Nitekim amerikalı genetikçiler R. Lewontin ile M. Nei'nin, birbirlerinden bağımsız olarak elde ettikleri iki sayı bu sonucu vermiştir. Rast gele alınan insan grupları arasındaki uzaklıkların ortalaması 100 kabul edilirse, bilinen "beyaz", 'sarı" ve "siyah" ırklarda, aynı "ırk"a ait gruplar arasındaki ortalamanın 93'e eşit olduğu görülür: başka bir deyişle, aynı ırktan olan iki grup arasındaki uzaklık, rasgele alınan iki grup arasındaki uzaklıktan ancak % 7 kadar azdır. Bu yöntem aynı ulusa ait gruplar (sözcüğün hukuki anlamında) ele alınarak uygulanacak olursa ortalama 85'e düşer.
Demek ki, aynı ırka (beyaz, siyah, sarı) ya da aynı ulusa ait olmak, genetik yapı bakımından büsbütün anlamsız değildir, ama sonuçları çok önemsizdir: rasgele alınan herhangi bir beyaz, ortalama olarak, "Fransa'da fransız ana babadan doğma bir beyaz"dan, herhangi bir başka Fransız'a göre genetik bakımdan daha uzaktır, ama uzaklık sapması sadece °/o 7-8 dolayındadır; yeryüzünde rasgele ele alınan herhangi bir kişi, ortalama olarak herhangi bir beyaz'a göre aynı Fransız'dan genetik olarak daha uzaktır, ama uzaklık sapması gene % 7-8 dolayındadır.
Bu sapmalar, istatistik açıdan anlam ta-şısalar bile, ırkları sınıflandırma çabasının bilimsel dayanaklardan yoksun olduğunu göstermektedir.
Bu sonuçlar genetik farklılığın, temelde, gruplar arasında değil, grupların içinde bulunduğunu göstermektedir; bu durum, hem eşeyli üreme mekanizmasıyla (çünkü rolü çeşitliliği yaratmaktır), hem de (sürekli ve aralıksız genetik engellerin oluşmasına çok ender olarak olanak veren) insan davranışıyla açıklanabilir.
Evrim mekanizmasının çözümlenmesi (- topluluk genetiği') gerçekten, gruplar arası göçlerin, genetik frekansların değişiminde (rastlantıya, özellikle doğal ayıklanmaya bağlı) öteki etmenlerden daha çok ağırlık taşıdığını göstermektedir. Bu göçler sonucunda meydana gelen genetik alışverişler, uzun süre yalıtılmış (ayrı) kalmanın yarattığı ender farklılıkları hızla yok etmiştir.
***8212;Zootekn. Her ırk, kuşaktan kuşağa geçen birtakım ortak özelliklerle belirgindir. Hayvancılıkta, bir hayvan, aynı ırktan ana babadan geliyor ve kendisi de o ırka özgü standart ortak özellikler taşıyorsa (bu özellikler her ırk için bellidir) safkan sayılır. Belli bir ırkta, bir hayvan, özellikle performansları (görünüş, süt verimi, vb.) bakımından yeterli niteliklere sahipse, damızlık olarak seçilir. Aynı şekilde, bir ırk, alt -küme ya da çeşitlere ayrılır; her çeşit, o ırkın geri kalan hayvanlarından özel ıslah çalışmalarıyla ayrılan bir saf ırk bölümü anlamına gelir: türlere göre, bu ırk çeşidi bir dal, tip ya da soy sayılabilir (örneğin Hollanda alaca sığır ırkında, Avrupa siyah alacası ile Kuzey Amerika siyah alacası).
Saf ırk üretiminin, hayvancılık düzenini kolaylaştırmak ve bölgesel koşullara uygun hayvan sürüleri elde etmek gibi faydaları vardır; ama bir hayvan topluluğunun özelliklerini, hızla değişen çevre koşullarına uyarlamak için kısa sürede değişiklik yapmak üzere çaprazlamaya baş-vurulsa da ilerlemeler gene de hayli yavaş olmaktadır.
Böceklerde, klin denen (bazı kelebeklerin değişik renkli biçimi) ve morfolojik, fizyolojik ya da ekolojik bakımdan değişiklik gösteren tipler vardır. Uygulamalı entomolojide, biyolojik ırk dendiği zaman, bir türün, üzerinde yaşadığı hayvansal ya da bitkisel konağın özgül yapısına göre ayrılan çeşitleri anlaşılır; böcek zehirlerine dayanıklı ırklar da belirlenmiştir. (- sinek.)

kaynak:2-cilt:9
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
irk

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 14:06 .