Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Kültür > Kültür taslakları > Çocuk Ve Toplum-Images of the Young Child

Kültür taslakları hakkinda Çocuk Ve Toplum-Images of the Young Child ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Gelişim ve Eğitim Üzerine Denemeler Yazar, Kitap ve Diğer Şeyler Hakkında Ankara Üniversitesi Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi (ÇOKAUM) 1994***8217;te kuruldu. Merkez***8217;in temel amacı çocuk kültürüyle ilgili alanlarda yurt

Like Tree2Likes
  • 2 Post By aşk falı

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 29.10.09, 11:55
aşk falı - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Yaratıcı
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
İletiler: 1.390
aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.aşk falı için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Çocuk Ve Toplum-Images of the Young Child

[coverattach=1]Gelişim ve Eğitim Üzerine Denemeler
Yazar, Kitap ve Diğer Şeyler Hakkında
Ankara Üniversitesi Çocuk Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi (ÇOKAUM) 1994***8217;te kuruldu. Merkez***8217;in temel amacı çocuk kültürüyle ilgili alanlarda yurt içinde ve dışında araştırma ve inceleme yapmak, etkinlikler düzenlemekti. Bu amaçla önce yurt dışında bizimkine benzer kurum ve kuruluşları araştırmaya giriştik. Amerika Birleşik Devletleri***8217;ndeki Küçük Çocukların Eğitimi Ulusal Birliği***8217;ni (NAEYC) böyle keşfettik. NAEYC, çocukların doğumdan sekiz yaşına kadar olan büyümelerini ve gelişimlerini desteklemeyi amaçlayan bir örgüt. NAEYC, çocuk gelişiminin bütün alanlarında araştırmalar, eğitim programları, toplantılar, yayınlar yapıyor. Bu yayınlardan bir kısmını hemen getirttik. Gelişim psikolojisindeki çalışmalarını zaten bildiğimiz David Elkind***8217;in NAEYC***8217;ye bir süre başkanlık ettiğini, daha önce bir kitabının (Elkind, 1993) NAEYC tarafından yayınlandığını bu vesileyle öğrendik. Elinizdeki kitap o kitap.
Daha sonra, Amerika Birleşik Devletleri***8217;nde dünyaca ünlü on gelişim psikoloğunun kendi kalemlerinden çıkan yaşam öykülerinin bir kitapta toplandığı haberi geldi. Bu on kişiden birinin Türkiye***8217;den olduğunu öğrenmek hem gururumuzu okşadı, hem merakımızı kamçıladı. O kişi Prof.Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı idi ve Merkezimizin 1. Ulusal Çocuk Kültürü Kongresi***8217;ne bildiri vermek üzere geldiğinde yeni yayınlanmış bu kitabı da (Thompson ve Hogan, 1996) bize armağan etti. Böylece, diğerleriyle birlikte David Elkind***8217;in yaşamöyküsünü de ayrıntılı olarak bu kitaptan öğrenme fırsatını bulduk. Aşağıda okuyacağınız bilgiler bu kitaptan derlendi.
*
David Elkind, Amerika Birleşik Devletleri***8217;ne Rusya***8217;dan göçmüş Yahudi bir ailenin çocuğu olarak 1931***8217;de doğdu. Ailesi entellektüel bir aile olmadığı, evde de çok kitap bulunmadığı için, okuma delisi küçük David halk kütüphanesine dadanır ve ne bulursa okumaya koyulur. Elkind, bir insanın yaşamını belirleyen etkenleri belleğe dayanarak saptamanın sakıncalı olduğunu söyledikten sonra, kendi yaşamını etkileyen olguları şöyle sıralamaktadır. Önce, radyoda her hafta izlenen bir aile programında, herkesi dinleyen ve sorunlarına rehberlik yapan Paul adında nazik, sempatik bir karakter. Elkind, Paul***8217;le özdeşleştiğini, her zaman onun gibi olmaya çalıştığını, ilerde klinik psikolojiye yönelmesinde bu etkinin önemli olabileceğini söylemektedir. İkinci olarak, ilkokulda şiir ve öykü yazmaya başladığını, yazma eğilimini hep sürdürdüğünü belirtmektedir. Son olarak, Elkind babasına duyduğu ilgiden söz etmektedir. Elkind***8217;in babası makine üreten küçük bir fabrikada makinist olarak çalışan, mühendislerin çizdiği çalışması olanaksız makine projelerini yeniden çizerek işler hale getiren bir işçidir. Elkind, kuramı pratiğe dönüştürme (bu arada, karmaşık kuramları anlaşılır bir dille aktarma) becerisini babasından almış olabileceğini söylemektedir. Gerçekten, David Elkind hem kolay izlenebilen bir yazardır, hem de kuramı uygulamanın içinde üreten bir bilim adamıdır. Şöyle demektedir: ***8220;Çocuk gelişimi öğrenimi gören öğrenciler için gözlem yapmanın ve çocuklarla çalışmanın, örneğin fizik ya da kimya öğrencileri için bir laboratuvar deneyi yapmak kadar önemli olduğuna inanıyorum***8221; (s. 80).
İlköğrenimini Detroit***8217;te bitiren Elkind liseye Los Angeles***8217;de gider; önce sıradan bir öğrencidir, sonra açılır. Lise notlarının iyi olması sayesinde Kaliforniya Üniversitesi***8217;ne (UCLA) başvurusu olumlu sonuçlanır. Hem insanlara yardım etme eğilimi, hem de üniversitenin birinci yılında aldığı psikolojiye giriş dersi ona psikolog olma kararını verdirtir. Sadece lisans derecesiyle psikoloji alanında iş bulamayacağını öğrenince yüksek lisansa başvurur. Yüksek lisansı bitirip doktoraya başladığında yirmi dört yaşındadır. Babası onun akademik başarılarıyla gurur duymakla birlikte hayatını insanlarla konuşarak nasıl kazanacağını anlayabilmiş değildir; çünkü babasına göre, eğer ellerinizle çalışmıyorsanız gerçekte çalışmıyorsunuz demektir. Klinik psikoloji doktorasını UCLA***8217;da bitiren Elkind, doktora sonrası çalışmaları için 1956***8217;da Stockbridge/Massachusetts***8217;e geçer. Orada David Rapaport, Erik Erikson, David Shapiro gibi ünlü psikologlarla birliktedir. Ama onu asıl etkileyen bilim adamı, Freudçu Rapaport***8217;un önerisiyle okumaya başladığı Jean Piaget olur. UCLA***8217;da deneysel metodolojiyle ve niceliksel tekniklerle dolmuş bir kafaya İsviçreli Piaget***8217;in farklı çalışmaları açıkça bilimdışı görünmüştür. Piaget***8217;in bulgularını kendi bildiği katı yollarla yeniden sınar ve kuramcının haklı olduğunu görür. Elkind, ***8220;Piaget***8217;i tanımak hayatımı değiştirdi***8221; (s. 75) demektedir. En önemli değişiklik klinik çalışmaları artık çocuklarla yapmak istemesi. 1957***8217;de bir hastanede çalışmak üzere Boston***8217;a geçer; bir yandan Rhode İsland Eğitim Fakültesi***8217;nde gece öğretimini yapar, bir yandan da Cambridge Çocuk Rehberlik Merkezi***8217;nde yarı-zamanlı olarak çalışır. Bazılarını yayınladığı çocuk öyküleri de kaleme almaktadır; ama düşsel şeyler değil daha çok deneme yazarı olabileceğini de fark eder bu arada. İki yıl böyle çalıştıktan sonra Wheaton College***8217;de (Norton/Massachusetts) öğretim üyesi olur. Fakültenin anaokulunda Piaget araştırmalarını sürdürür, bulgularını yayınlamaya başlar. 1960***8217;da evlenir. Hem klinik çalışmalar yapmak hem de ailesine yakın olmak için yeniden UCLA***8217;ya döner. 1962***8217;de Denver Üniversitesi***8217;nde psikoloji bölümüne bağlı olarak kurulan Çocuk Araştırmaları Merkezi***8217;ne müdür olarak atanır. Burada ülkenin ilk çocuk klinik eğitim programlarını başlatır.
Yetişkin klinik eğitiminin çocuklarla ve gençlerle çalışmaya uygun olmadığına inanmaktadır; çünkü ona göre çocukla çalışmak yetişkinlerle çalışmanın minyatür boyutlara indirilmesi değildir, niteliksel olarak farklıdır ve farklı bir eğitimi gerektirir. Denver***8217;de de Piaget araştırmalarını sürdürür, yasayla başı derde giren gençler için mahkemede danışmanlık yapar. 1963***8217;de Cenevre Üniversitesi***8217;nden bir mektup alır, Piaget onu bir yıllığına Genetik Epistemoloji Araştırma Merkezi***8217;ne davet etmektedir. 1964***8217;te karısı ve oğluyla birlikte Cenevre***8217;ye gider. Cenevre***8217;de Fransızcayı çabucak öğrenir, Piaget***8217;in derslerini izler, Merkez***8217;in haftalık seminerlerine katılır, ergen tartışma gruplarını yönetir. Elkind şöyle sürdürüyor: ***8220;Ancak, Cenevre***8217;ye gelmekteki temel amacım Piaget ile birlikle araştırma yapmaktı. Piaget çok iyi bir araştırma organizasyonu kurmuştu. Her yıl, Piaget, öğrencileri ve Merkez***8217;in üyeleri o yıl için bir konu saptıyor ve herkes bu konuyla ilgili problemleri projeleştiriyordu. Benim olduğum yılın konusu nedensellik idi***8221; (s. 78). Elkind de konuyu araştırır, ama Piaget onun yaklaşımını kendininkine uygun görmez ve bulgularını kitabına almaz (gene de Elkind Piaget***8217;i takdir etmeyi ve yolunda yürümeyi sürdürecektir). 1965***8217;te Denver***8217;e dönen Elkind klinik eğitim programını bütünleyen bir çocuk gelişimi programı başlatmak ister, ama kendi deyişiyle ***8220;yumuşak gelişimci***8221;lere böyle bir çalışmada yer yoktur. 1966***8217;da Rochester Üniversitesi***8217;ne geçer ve gelişimci eğitimi programını orada başlatır. Klinik çalışmayı da bırakmaz, Rochester Çocuk Rehberliği Kliniği***8217;nde ve genç suçlular için mahkemede danışmanlık yapar. Rochester***8217;de klinik değerlendirme ile Piagetci yaklaşımı birleştirerek ortaya attığı iki özgün kavramla (***8220;düşsel seyirci***8221; ve ***8220;kişisel efsane***8221;) ilgili çalışmalarını yürütür ve büyük yankı uyandırır. Elkind yaşamının o yıllarını şöyle değerlendiriyor: ***8220;Rochester***8217;de kendimi evimde buldum. Sadece araştırma, öğretim ve klinik çalışma yapmayı destekleyen bir yer değildi; aynı zamanda benim, eğitimdeki, psikiyatrideki ve de psikolojideki ilgilerime denk düşen güçlü bir disiplinlerarası çevre vardı***8221; (s. 80). Elkind 1978***8217;de Boston***8217;daki Tufts Üniversitesi***8217;ne geçer; oradaki Çocuk Araştırmaları Bölümü***8217;nün, eğitim ile çocuk gelişimini kaynaştırabildiği için kendini çektiğini belirtmektedir. Üniversiteden uygulamalı çocuk psikolojisi alanında doktora programı açmak için izin alırlar; Massachussets Eyaleti hazırladıkları öğretmenlik sertifikası programını kabul eder. Elkind böylece disiplinlerarası ilgilerini gerçekleştirebileceği bir ortamı yeniden bulmuştur. Bir yandan da toplumu çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda aydınlatmak üzere popüler dergi ve gazete makaleleri yazmaktadır. 1981***8217;de yayınladığı Acele Ettirilmiş Çocuk ile kısa zamanda ünlenir. Bu kitapta sosyolog Erving Goffman***8217;ı ve tarihçi Philippe Aries***8217;i izleyerek tezlerini desteklemek üzere gündelik yaşamın malzemelerini (gazete ve dergi kesikleri, müzik, romanlar, filmler, televizyon programları, vb.) kullanmıştır. Bu yaklaşım katı deneysel yöntemlerden oldukça farklıdır. Bu kitabı Her Yerde Yetişkinler Var ve Bizim Gidebileceğimiz Bir Yer Yok (1984) ve Yanlış Eğitim: Risk Altındaki Okulöncesi Çocuklar (1987) izler. Bu iki kitabında da seyahatlarında ve okumalarında topladığı; okulları, klinikleri ziyaretlerinde, çocuk ve ergen gruplarıyla görüşmelerinde elde ettiği malzemeyi kullanmıştır. Elkind***8217;e göre bu yeni, farklı bir araştırma türüdür. 1986***8217;da NAEYC***8217;ye başkan seçilir ve bu görevde 1988***8217;e kadar kalır. Elkind sonraki beş yılda, çocuklar ve gençler üzerindeki baskılara
-postmodern diye nitelediği- daha geniş bir toplumsal tarih bakış açısından bakmaya çalıştığını belirtmektedir; bu çabanın ürünü daha sonra Ties That Stress: A New Family Imbalance (1994) adıyla yayınlanmıştır. Elkind on yıllık bir aradan sonra yeniden geleneksel araştırmaya döner. Ama aynı zamanda eğitime postmodern açıdan baktığı yeni bir kitap üzerinde çalışmaktadır. Elkind***8217;e göre, ***8220;genel olarak sosyal bilimler ve özel olarak psikoloji fizik bilimleriyle aynı şekilde objektif değildir ve olamaz***8221; (s.82). Elkind, bu yüzden sosyal bilimleri terketmeyeceğimizi, ama kişisel tutumlarımızın araştırma bulgularımızı ve yorumlarımızı etkilediğini de bilmemiz gerektiğini söylemektedir. Yine Elkind***8217;e göre, sosyal bilimciler bilimsel bilinç kadar ahlak sahibi de olmalı, araştırdıkları çocukların ve gençlerin yaşam koşulları hakkında kaygı da duymalıdırlar.
*
Bu yaşamöyküsünde bizim için pek çok ders olduğu kanısındayım. Bunlardan birincisi, David Elkind***8217;in, kendi deyişiyle, ***8220;uygulamayı kavram yaratmak için kullanan, kuramı uygulamaya dönüştüren***8221; bir bilim adamı olması. Ülkemizde çocuk gelişimi ve eğitimi alanında bunca araştırma olmasına karşın, ne kavram yaratmada ne de pratik çözüm bulmada özgün hiçbir katkımızın olmaması dikkat çekicidir. Üniversitelerimizde eğitim ve çocuk konularında araştırma yapan bölümlerimiz, enstitülerimiz, merkezlerimiz var; yüzlerce tez araştırması yapılıyor, yapılmakta; ama bugüne kadar bir tek özgün kuram, bırakın kuramı, bir tek özgün kavram bile yaratabilmiş değiliz. Hatta bize özgü gözlemlerimiz, adlandırmalarımız bile yok denebilir. Bu kısırlığın temel nedeni, araştırmalarımızı kendi gözlem ve uygulamalarımızdan değil, yabancı kaynaklardaki sorunlardan hareketle yapmamız, kuram kurmaya ve kavram yaratmaya yönelik biçimde çalışmamamız olsa gerek. Araştırma konularımızı kendi çevremize ilişkin gözlemlerimizden almak yerine başka araştırmacıların incelediği sorunlar arasından seçiyoruz, başkalarının bulgularını yeniden sınıyoruz ve orada kalıyoruz; zaten bu durumda daha ötesine gitmeye de olanak yok. Elkind de Piaget***8217;in kuramlarıyla ilgili pek çok ***8220;tekrar araştırması***8221; (replication studies) yapmış, ama bu onun daha öteye gitmesine, yenilikler getirmesine engel olmamış. Aradaki fark belki yaratıcılık farkı, güdülenme farkı, bilimsel çalışma farkı, hatta bilim anlayışı farkı. Bilimsel çalışma deyince, gerek Piaget***8217;in, gerek Elkind***8217;in çalışmalarındaki özellikler okurların dikkatini çekmiştir. Piaget çevresindeki herkesi ortak bir konu üzerinde yoğunlaşmaya yönlendiriyor (bizde böyle bir ortaklaşma pek görülmez, her birimiz başına buyruk olmak isteriz), Elkind değişik disiplinlerin çabalarını birleştirmeye çalışıyor (bizde farklı formasyondaki kişiler pek bir araya gelmek istemez, gelince de herkes kendi yaklaşımını dayatmaya kalkışır). Bilim anlayışındaki farklılık da çok önemli. Piaget***8217;in ***8220;her psikoloji bir epistemolojiyi gerektirir***8221; kuralını, bizim için, her araştırmacının felsefe bilmesi gerekir diye çevirebiliriz. Piaget***8217;in arkasındaki Kant***8217;ı bilmeden Piaget***8217;i gereğince anladığımızı söyleyemeyiz. Kuramların gökten zembille inmediğini -hatta çoğu zaman o kuramı kuran kişiyle başlamadığını-, arkalarında yoğun bir birikim olduğunu bilmek zorundayız. Gerçekten de, araştırmacılarımızın belirli bir bilim felsefesinin olmayışını en önemli sorunumuz olarak görmek yanlış olmayacaktır. (Öyle görünüyor ki, üniversitelerimizde, bilim felsefesi, epistemoloji, metodoloji sorunlarını tartışabilecek sosyal bilimcilerin, eğitim bilimcilerin sayısı, fen ve sağlık bilimlerindeki meslektaşlarından çok daha azdır.) Belki bu felsefi yoksunluk nedeniyledir ki, konulara gelişigüzel bakıyoruz, kurama yönelemiyoruz, kavram bile yaratamıyoruz. Özellikle genç araştırmacıların formasyonunda bilim felsefesi hiç yok, gençlerin kuramsal birikimleri eksik, hatta gençler emprik araştırma makaleleriyle yetinip kuramsal kitapları artık okumuyorlar bile. Buna bir de dış yayın yapma ve dışardan atıf alma dayatması eklenince, herkes ***8220;evrensel***8221; bilim için çalışma zorunluluğunu duymaya başlıyor, yerel olan her şey
-sorun, gereksinme, vb- güme gidiyor (yerel olmadan evrensel olunamayacağı gerçeğini sanat dünyamız çoktandır biliyor, ama bilim dünyamız henüz fark edemedi galiba).
Bilimle ilgili sorunlarımız özetle böyle. Gelelim eğitimle ilgili sorunlarımıza.
Elkind, her eğitim sisteminin bir eğitim felsefesi olması gerektiğini, bu felsefeyi kavradığımızda daha ileri gidebileceğimizi, eğitim sistemindeki değişimin önce felsefi ve kavramsal düzeyde başlaması gerektiğini savunmaktadır. Elkind***8217;e göre eğitim sistemlerinin dayandığı iki temel felsefe vardır ve bunlar birbiriyle taban tabana zıttır: Psikometrik felsefe ve gelişimsel felsefe. Elkind, psikometrik yaklaşımın eğitimi niceliksel bakış açısıyla ele aldığını, temel amacın başarı testlerinde yüksek puan alacak çocuklar yetiştirmek olduğunu, böylece bir tür ***8220;test bağımlılığı***8221; yaratıldığını, bu sistemin çocukları çok fazla hızlandırdığını ve tek bir kalıba girmeye zorladığını söylemektedir. Gelişimsel yaklaşım ise her türlü eğitim uygulamasının insanın gelişimine uygun olması gerektiğini savunur; öğrenme yaratıcı bir etkinliktir, gelişimsel eğitimin amacı da yaratıcı, eleştirici düşünürler yaratmaktır; çocuğu öğrenmesi için acele ettirmek değil onun gelişim evresine ulaşmasını kollamak önemlidir, ***8220;daha erken daha iyidir***8221; savı da bu nedenle yanlıştır. Psikometrik görüş niceliksel bilgi ve becerilerin kazanılmasını en üst düzeye çıkarmayı savunurken, gelişimsel görüş gelişen zihinsel yetenekleri harekete geçirmeyi ve desteklemeyi savunmaktadır. Elkind***8217;in sözleriyle özetlersek, gelişimsel yaklaşım ***8220;bilmek isteyen***8221; çocuklar yaratırken, psikometrik yaklaşım ***8220;bilmelerini
istediğimiz şeyleri bilen***8221; çocuklar yaratmaktadır.
Şimdi, bizim eğitim sistemimizde bu iki felsefeden hangisi egemen durumda dersiniz? İnsanlar ezbercilikten, çocukların yarış atına, test makinasına dönüştürüldüğünden yakınırken eleştirdikleri aslında psikometrik eğitim anlayışından başka nedir? Kimileri de sistemde reform yapacağım diye güya yeni ölçme teknikleri, not baremleri, sınav türleri, sınıf geçme yolları önerirken ya da uygulamaya koyarken yaptıkları psikometrik yaklaşım içinde umarsızca dönenip durmaktan başka bir şey midir? Elkind, çocuğu birinci sıraya, eğitim yöntemini ikinci sıraya koymadan hiçbir yenileştirme çabasının başarılı olamayacağını söylemektedir. Peki biz yöntemi öne alan ve çocuğu ihmal eden bu yanlış eğitim felsefesini nasıl edindik? Yarattığı dertlerden bir türlü kurtulamadığınız bu ters yaklaşım bize nereden bulaştı? Elkind***8217;in, başka ülkelerin Amerika***8217;daki toplumsal yeniliklerin en kötü yönlerini taklit etme eğiliminde oldukları saptaması bir ipucu olabilir mi?
Gerçekten de, galiba biz belirli bir dönemden başlayarak, yaşam tarzımızı, düşünme ve davranma biçimimizi olduğu kadar, eğitim anlayışımızı ve uygulamalarımızı da yeni yeni tanıdığımız bir dünyanın kendine özgü sistemine uydurmaya kalkıştık. Belki bunda kötü bir niyet yoktu; hatta eğitim anlayışımızı daha bilimsel kılmak gibi iyi bir niyetten bile söz edilebilir. Ama bugün gelinen nokta iyi şeylere ulaşmak için iyi niyetin yeterli olmadığını göstermektedir. Çünkü temel felsefe yanlış, en azından bize uygun değil. (Meslekten psikometristlerin de bizdeki yanlış uygulamaları eleştirdiklerini unutmamak gerek. Demek ki hem yanlış bir felsefe seçerek, hem de onu bile gereğince uygulamayarak çifte kusur işlemek durumundayız.) Aslında Elkind de psikometrik yaklaşımı tümüyle hatalı ya da gereksiz bulmuyor, ama tek başına olduğunda yetersiz ve engelleyici sayıyor. Kısacası, başkası için bile sakıncalı olan bir sistemin bizim için haydi haydi riskli olacağı açık.
Her türlü eğitim etkinliği belirli bir dünya görüşüne, bu görüşün saptadığı önceliklere göre düzenlenir. Toplumda çocuğa verdiğimiz yer, temeldeki çocuk anlayışımız, çocuğu nasıl eğiteceğimizi de belirlemektedir. Yeni eğitim yöntemleri, teknikleri, yolları aramak, dışardan ithal etmek yerine, asıl çocuğa nasıl baktığımızı araştırmak, çocuğun nasıl düşündüğünü ve hissettiğini keşfetmek zorundayız. ÇOKAUM bu amaçla kuruldu,
Elkind gibi yazarları dilimize kazandırmayı da bu amaçla istiyoruz. Bu kitabın bu konudaki tartışmalara ışık tutmasını, eğitimde yeni anlayışların oluşmasına katkıda bulunmasını diliyoruz.
Son olarak, bu kitabı hakkıyla çeviren Demet Öngen***8217;e, dizgiyi ve sayfa düzenini başarıyla gerçekleştiren Hülya Elmir***8217;e, kitabı basan Ankara Üniversitesi Basımevi***8217;ne içtenlikle teşekkür ediyorum.
Bekir Onur
Eylül 1998

İçindekiler
Sayfa
Yazar, Kitap ve Diğer Şeyler Hakkında . 7
Sunuş ..... 23
Önsöz ..... 26
1. Bölüm: Küçük Çocuk İmgeleri ... 31
Dünün, Bugünün, Yarının Çocuğu 35
Geçmişin imgeleri .... 36
20. yüzyıl imgeleri .... 40
Şehvetli çocuk ..... 41
Esnek çocuk ....... 42
Yetenekli bebek .. 46
Geleceğin imgeleri ... 56
Piaget ve Montessori Sınıfta .... 61
Kendini düzenleme yeteneği olan çocuk .....63
Bilişsel yabancı olarak çocuk 68
Mantıksal düşünür olarak çocuk .. 72
Duygusal vatandaş olarak çocuk . 78
Özet ... 84
İş Ender Olarak Çocuğun Oyunudur ..... 87
Maria Montessori ..... 88
Çocuğun işi olarak oyun ... 89
Erik Erikson ..... 93
Montessori ve Freud***8217;u bütünleştirme ... 96
Jean Piaget 102
Oyunun üç türü ... 104
Piaget***8217;in oyun görüşünün doğurguları .. 109
Özet ve sonuç .. 110
Erken Çocuklukta Gelişim 115
Zihinsel yetenekler ... 117
Ön-işlemler . 117
Öğrenme süreçleri .... 120
Bireysel büyüme oranlarındaki değişkenlik .. 121
Düşünce tarzları ...... 124
Gerçekçilik .. 125
Canlıcılık ..... 126
Görüngüsel nedensellik .... 126
Benmerkezlilik ..... 128
Dil gelişimi ... 129
Sözel erken gelişmişlik ..... 129
Toplumsal gelişim: Çerçevelerin kazanılması ... 132
Çerçeve ritimleri .. 133
Çerçeve değişiklikleri 133
Çerçeve uyuşmazlıkları .... 134
Duygusal gelişim ...... 135
Duygusal ve davranışsal sorunlar 136
Özet ve sonuç .. 139
2. Bölüm: Eğitim Sorunları ve Doğurguları 143
Ders Programlarının İnsancıllaştırılması .... 148
Ders programlarına eklemeler yapma . 149
Ders programlarından çıkarmalar yapma .. 151
Ders programlarının yeniden yapılandırılması ... 156
Sonuç . 158
Okumayı Daha İyi Öğretebiliriz 161
Okumayı öğrenmenin ilk evreleri . 161
İleri okuma ve anlama .... 167
Görsel bağımsızlık .... 169
Anlam oluşturma . 172
Kavrama disiplinin ..... 174
Sonuç . 176
İnsan Gelişimine Uygun Uygulamalara Direnme: Eğitim Durgunluğunun İncelenmesi ..... 177
İki eğitim felsefesi .... 180
Öğrenci kavramı . 181
Öğrenme süreci anlayışı .. 184
Bilgi kavramı ....... 188
Eğitimin amaçları 192
Gelişimsel felsefenin uygulamaya dönük doğurguları ..... 195
Öğretmen yetiştirme: Çocuk gelişimi uzmanı olarak öğretmen .. 196
Ders programı: Deneysel bir yaklaşım 198
Ders: Otantik öğretim ..... 203
Değerlendirme: Belgeleme .... 204
Sonuç . 207
3. Bölüm: Günümüzde Çocukların Yaşamı 214
Acele Ettirilmiş Çocuk: Sabırsız Toplumumuz Çocukların Çocuk Olma Hakkını Elinden Alıyor Mu? ...... 218
Çocuklar hangi yaşta okumayı öğrenmelidir? .... 221
Fabrika sisteminin kötüye kullanılması 223
Çocuklara acele ettirilmektedir, çünkü bizler acele ediyoruz .. 226
Acele etmenin etkilerine karşı çıkabiliriz .... 230
Küçük Yaşta Aşırı Yüklenme ... 234
Daha erken mutlaka daha iyi midir? .... 237
Erken çocukluk eğitimindeki değişiklikler Amerikan ailesindeki değişiklikleri yansıtır .. 240
Kamu anaokulları ve anaokulu öncesi programları önemli oranda artış göstermiştir .. 243
Çocuklar en iyi kendi hızlarında öğrenirler 247
Küçük çocukların yanlış eğitilmesini nasıl engelleyebiliriz? ....... 250
Anababaların Sorduğu Sorular ..... 256
Sonsöz ... 292

David Elkind
Çeviren
Yard. Doç. Dr. Demet Öngen
Yayına Hazırlayan
Prof. Dr. Bekir Onur
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Çocuk Ve Toplum-Images of the Young Child-3children1.jpg  
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 4337.pdf (852,6 KB (Kilobyte), 6150x kez indirilmiştir)
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
child, çocuk, toplum-images, young

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 04:59 .