iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:51 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » kütüphane » Coğrafya ve Tarih » Ülkeler » Asya » Çin » Eski Çin-Yang Şao ve Lung Şan Cilalıtaş devri, Çou'lar Sülalesi, Şanglar, Fu-hsi

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09.02.08, 18:25
Standart Eski Çin-Yang Şao ve Lung Şan Cilalıtaş devri, Çou'lar Sülalesi, Şanglar, Fu-hsi

09.02.08, 18:25



Çing Sülalesi-Kang-Hsi ve Çien-Lung, gerileme dönemi, çing sülalesi uygarlığı, sanatı | Çin Tarihi- Eski Çin, İmparatorluk Dönemi Çin, Çinliler Sülalesi | Yin Yang | Barnenez: Plouezoch komününde Cilalıtaş devrinin başlarından kalma tümüslerden biri | Anjou Sülalesi-Angers vikontlari |

Pitekantropus'a (PithecanthropusJ yakın olan Pekin insanı (Sinanthropus peJdnensis), Lan Dien insanı ve insanlık tarihini (Çin tarihini değil) ilgilendiren birbirinden kopuk Yontmataş devri kültürleri bir yana bırakılırsa, özgün bir Çin uygarlığından ancak, Yang Şao ve Lung Şan Cilalıtaş devri kültürleriyle (İ.Ö. III. bin-yıl) söz edilebilir. Huang-ho havzasıyla sınırlı olan bazı taştan gereçlerle, yüksek nitelikli kırmızı {Yang Şao) ve siyah (Lung Şan) toprak çömleklerle nitelenen söz konusu kültürlerin, gerçekte hemen sonraki Şang'lar dönemi tunç uygarlığıyla birçok ortak özellikleri vardır, (toprağa kazılı konutlar; kâhinlikte kullanılan kemikler; sık raslanan gri çömlekler). Şang'lar döneminde tunç (ama soylulara özgü bir ayrıcalık olarak kaldı ve araç gereç yapımında kullanılmadı) ve yazı bulunmuştur.

Bu arada oluşan ve Çou'lar sülalesi döneminde en parlak dönemini yaşayan feodal düzen, İ.Ö. VI. ve V. yy'lardaki büyük çalkantılara kadar ayakta durmayı başarmıştır (söz konusu dönemde demirin ortaya çıkmasıyla tarımsal etkinlikler yoğunlaşmış, nüfus artmış, merkezi bir rejim kurma gereği ortaya çıkmıştır). Efsaneye göre, ilk Çin hükümdarları (yazıyı bulan Fu-hsi; tarımı bulan Şın-nung; Çinlilere giyinmesini, barınmasını, vb'ni öğreten Huang-di) ve onları izleyen sülale (Hsia) daha ilk zamanlardan başlayarak,imparatorluk çağındaki kadar kalabalık ve geniş olan bir Çin'i yönetmişlerdir. Söz konusu' efsaneler aslında, Çin devletinin eskiliğini kanıtlamak için, yerel efsanelerin kesintisiz bir tarih çerçevesinde birleştirilmesiyle ortaya çıkmışlardır; ilk imparatorların tümü, değişik görünümler altında, uygarlık getiren kahraman tipini canlandırırlar. Aslındaysa, tek bir iktidar altında toplanmaktan uzak olan Çin uygarlıkları, birbirlerinden günümüzdekinden daha sıcak olan Kuzey^Çin kurlarıyla (filler ve gergedanlar avlanıyordu) ve çeşitli halklar (henüz özümlenmemiş Çinliler) tarafından ayrılıyor, doğayla uyum içinde bulunmaya özen gösteren küçük kırsal topluluklar halinde yaşıyorlardı. Bu anaerkil kökenli toplumun toteme dayanan, klan özellikleri gösteren yanları vardı. Toplum içinde yükselme aracı, savaşlarda yararlık göstermek ve tunç dökmeyle uğraşmaktı: Dökümcü derneklerinin, ilk kent çekirdeklerinin (el sanatçılarının toplandıkları site-saraylar) temelini oluşturdukları sanılır. Kral Şang'm (İ.Ö. 1450) çevresinde toplanan hizmetkârlar, kâtipler, yazıcılar ya da kâhinler (yazı,o zamanlar kâhinliğe bağlıydı), feodal soyluların kökenini oluşturdular. Bu sınıfın üyelerini toprak sahibi yapmak yetkisi yalnızca kralındı; ayrıca, toprağı verdiği gibi geri de alabilirdi. Yakılan topraklar üstünde yarı göçebe tarım yapılması her köy için uçsuz bucaksız genişlikte alanlar gerektirdiğinden, nüfus yoğunluğuysa nispeten düşük (tarım çalışmaları dönemlerinde, köylüler çok uzakta olan tarlalarda kalırlardı) olduğundan, zamanla "bey"lerin ve topraklarının sayısı büyük ölçüde arttı. Böylece bir dizi karmaşık bağımlılık ilişkisi ortaya çıktı: Kralın görevi, güç durumda kalan derebey-lere yardım etmekti; onlar da bu yardıma karşılık krala vergi veriyorlardı.

Şang'lar döneminin sonlarına doğru doğan feodalite, Çou'lar sülalesi zamanında (İ.Ö. llüü-İ.Ö. 222), en parlak çağını yaşadı. Söz konusu dönemin ortalarına (Î.Ö. VIII. yy.) doğru kralın gücü azaldı ve yeni güçler oluştu: Ülkenin sınır kesimlerindeki prenslikler, ellerindeki yeni olanaklardan (Çi'de tuz ve demir tekeli) da yararlanarak, güçlerini büyük ölçüde artırdılar. Derebeylerin en güçlüsünün kral adına öbür beylere egemen olduğu bu dönemi izleyen "savaşan krallıklar dönemi" nde (İ.Ö. 480-İ.Ö. 222), derebeyleri her türlü bağımlılıktan sıyrılarak kral unvanını aldılar. Başlıca yedi "krallık" arasında patlak veren bitmek bilmeyen savaşlardan sonra, Çin derebeyi ülkeyi yeniden birleştirmeyi başardı (İ.Ö. 222) ve kendini Çin Şı-Huang-Di adıyla ilk imparator ilan etti (İ.Ö. 221). Derebeylik
düzeninin yok olmasının başlıca nedeni, anlayışın değişmesiydi: Merkezden uzaktaki beyler, merkezdeki beyler gibi saray yasalarına ve belirli kurallara uygun savaşlara saygi duymuyorlardı (oysa derebeyliğin ilk dönemlerinde, düşman beyliği yok etmek düşüncesi akıldan bile geçmeyecek bir şeydi); ayrıca, savaş anlayışı da gelişmiş, atlı askerler, daha güçlü silahlar kullanılmaya başlanmıştı. Savaşan krallıklar döneminin başlangıcında, derebeylerin zincirden boşanmış gibi birbirleriyle çarpışmaları, eski düzenin altüst olması, alışılmış kuralların umursanmaması, Çin düşüncesinin tarihindeki en büyük felsefe bunalımını doğurdu. "Yüz okul dönemi" diye nitelenen bu dönemde, işsiz kalan düşünürler, Çin'in her yanım dolaşıp kendilerini dinleyecek, ilkelerini uygulayarak yeryüzünde düzeni yeniden kuracak bir hükümdar aradılar. Söz konusu düşünürlerin en iyi örneği olan Konfuçius, insan ilişkilerini yoluna koyabilecek tek güç olan eski kurallara saygıyı öneren, eğitime dayanan özgün bir düşünce biçimi ortaya attı. Han Fey-dzı ve yandaşlarıysa ("yasacılık okulu";Çin hükümdarlarının akıl hocalarıydılar), hükümdarın etkili olup, cezalandırmaya başvurmasını öneriyorlardı. Bu iki temel eğilime tepki gösteren Lao Dzı (taoculuğun kurucusu) da, dünyadan el etek çekmeyi, insancıl tutkulardan arınmayı öğütlemekteydi. Günümüze öbür okullarla (kâhinler okulu; yin ve yang okulları; tarım okulu) ilgili çok az bilgi kalmış olmasına karşılık, Konfuçius öğretisi, yasacılık ve taoculuk, buddhacılıkla birlikte yakın döneme kadar Çin düşüncesinin kaynakları olmayı sürdürmüş, bu okulların gölgesinde gelişen son derece zengin edebiyat, modern Çin edebiyat ve düşüncesinin kurallarını ve örneklerini oluşturmuştur.

kaynak 3
3.cilt / s.835-838


İlgili Konular

Çin-coğrafyası, tarihi, imparatorluk dönemi, çin edebiyatı, çin sanatı, eski çin
Çin Coğrafyası- Batı, uzak kuzey, kuzey çin, güney çin
Çin Tarihi- Eski Çin, İmparatorluk Dönemi Çin, Çinliler Sülalesi
Eski Çin-Yang Şao ve Lung Şan Cilalıtaş devri, Çou'lar Sülalesi, Şanglar, Fu-hsi
Çin İmparatorluk Dönemi
Çin'in Yakın Tarihi
Çin Halk Cumhuriyeti Dönemi
Çin'in Dışa Açılma Siyaseti
Çin Edebiyatı-edebiyat bilimi, şiir, roman, düz yazı, tiyatro, çağdaş edebiyat
Çin Sanatı-seramik, manzaralar, porselenler, resim ve hat
Çin Seramiği- Çinde Seramik Yapımı
Çin'de Manzara resimleri ve Porselen sanatı- çin porseleni
Çin Resim ve Hat Sanatı
Çing Sülalesi-Kang-Hsi ve Çien-Lung, gerileme dönemi, çing sülalesi uygarlığı, sanatı
__________________

Konu lolipop tarafından (11.02.08 saat 23:08 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
sin nung, huang di, hsia

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz