Nüve Forum


Fizik hakkinda CERN Kabalist Bir Proje mi? ile ilgili bilgiler


Bilimin 'Yeni Boyutu', Kabalistlerin 'Üst Dünyası' mı? "Günümüzün önde gelen kabalistlerinden" Dr. Rav Michael Laitman'ı iyibilgi okuyucuları gayet yakından tanıyor. Kabalanın öğretilmesine ve yaygınlaşmasına kendini adamış Dr. Laitman, Bnei Baruch

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09.04.10, 21:46
Deli Dolu
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 143
mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.
Standart CERN Kabalist Bir Proje mi?

Bilimin 'Yeni Boyutu', Kabalistlerin 'Üst Dünyası' mı?

"Günümüzün önde gelen kabalistlerinden" Dr. Rav Michael Laitman'ı iyibilgi okuyucuları gayet yakından tanıyor. Kabalanın öğretilmesine ve yaygınlaşmasına kendini adamış Dr. Laitman, Bnei Baruch Kabbalah Eğitim & Araştırma Enstitüsü'nün kurucusu ve başkanı. Aynı zamanda felsefe konusunda doktorası, biyosibernetik dalında da yüksek lisansı var. Kendileri geçen sene Antalya'nın ev sahipliği yaptığı, 1’inci Avrasya Kabala Kongresi'nin önde gelen davetlilerindendi. Yaptığı bir açıklama ile bütün semavi dinlerin kökenine kabalayı yerleştirmeye kalkmıştı. (Hafıza tazelemek isteyenler için iki adet iyibilgi özel makalemiz var: Bu kabala hangi kabala? Ne istedikleri artık sır değil!)
Kabalacı Dr. Laitman bir kez daha karşımızda. Nasıl mı? İşte o hikaye:
Konumuz İnsanlık tarihinin en önemli deneylerinden biri sayılan, CERN'deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'ndaki deney. Evrenin sırrını ifşa etmek amacıyla yola çıkan CERN'deki bilimadamları, 2008'de başlayan deneyin devamını 30 Mart 2010'da, çizilen korku senaryolarını atlatarak, başarıyla gerçekleştirdi. Son deneyi yorumlayan, projede görevli Türk biliminsanı Dr. Bilge Demirköz deneyin yolaçabileceği sonuçları şöyle yorumlamıştı:
"Daha yüksek boyutlarda yaşıyor olabiliriz. Fakat farkında olmayabiliriz. Görmediğimiz boyutlar olabilir. Bu da evrenin sırrı olabilir... Bu boyutları şu anki doğada değil ama yüksek enerjilerde görme ihtimalimiz artıyor. Mesela burada bulmaya çalıştığımız olaylardan bir tanesi ekstra boyutların izini bulabilmek. Tüm maddeye kütlesini verdiğini düşündüğümüz 'Higgs' parçacığını bulmaya çalışıyoruz. Bunun olduğunu tahmin ediyoruz ve varsa bulmak istiyoruz." (Yeni boyutlar açılabilir)
Böylesine önemli sonuçlar doğurabilecek bu deney ve CERN bütün dünyanın gündemindeyken, biz de iyibilgi olarak konuya dikkat çekmek amacıyla bir araştırmaya girdik. Tesadüfe bakın ki, yerin kilometrelerce altından bakın kimler ve neler çıktı? Birazdan, Dr. Laitman'ın bu projeye 'dolaylı ve dolaysız yollardan' nasıl dahil olduğunu okuyacaksınız. Biz nasıl haberdar olduk, diye soruyorsanız, cevabı çok basit. Laitman'ın kendi sitesinden. Ve açıklamaların hepsi, deneyin ilk bölümün gerçekleştiği 2008 senesine ait.
Öncelikle, CERN'deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda gerçekleştirilen parçaçık deneyi için Laitman gibi bir Kabalacı neden yorum yapar? Bir tarafta bilim, öbür tarafta bir "mistik"...İkisi bir araya nasıl gelirin cevabını merak ettik. Ve gördük ki, Dr. Laitman bu deneye iki yoldan dahil oluyor. Biri uzun zamandır öğrencim dediği, projede yer alan doktor ünvanlı bir şahıs yoluyla. Diğeri de kendi sitesinde, kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevaplarla. Genelde bu sorular, deney öncesi üretilen felaket senaryoları üzerine kurgulanmış. Laitman da kimi zaman eski öğrencisi ile sohbet ederek, kimi zaman da soruları cevaplandırarak, CERN'deki deney ve Kabala hakkında detaylı bilgiler veriyor.
Başlangıç olarak şu soruyu ele alalım: Bu deney yüzünden oluşması muhtemel kara delikler, dünyanın sonunu getirir mi sorusuna şöyle bir yorum getiriyor, Sayın Laitman:
"İnsan kısıtlı algılara sahiptir, bu yüzden isteklerinin ve düşüncelerinin kaynağı olarak kendini görür, fiziksel hareketle şeyleri değiştirebileceğini sanır. Oysa gerçekte bu sadece yukarıdan, Yaratıcı (Çevreleyen Işığın - Ohr Makif) yoluyla gerçekleşebilir. O yüzden sakin olmanızı tavsiye ederim, keza bilim insanları kukla gibidir, bütün hareketleri Yaratıcı tarafından yönlendirilir." (Is a Gigantic Underground Particle Accelerator a Cause for Worry? | Laitman.com)
Konusunda uzman bilimadamlarının bile korku senaryoları ürettikleri bu deneye, Laitman'ın yaklaşımı ne kadar sakin, değil mi? Ortalıkta kara-delik senaryolarının gezdiği bir dönemde, Laitman bilim insanlarını 'onlar zaten Ohr Makif'in kuklaları' diye nitelendiriyor. Kim bu Ohr Makif denilen yaratıcı? Laitman'ın felaket senaryolarına karşı "güvencesi" ve bilgisi neye dayanıyor?


________________________________________
Yukarıdakine benzer, kendine yöneltilen soruları sitesinde cevaplandırmasının dışında, CERN ve Laitman arasındaki ilişki daha dolaysız ve kişisel boyutlara varabiliyor. Örneğin "Fiziğin kaderi, Büyük Hadron Çarpıştırıcısına bağlı" başlıklı yazısında şöyle denmiş:
" İsviçre'deki küresel fizik deneyinin katılımcılarından biri olan eski öğrencim Dr. Valdas Rapsevichus ile LHC üzerine sohbet ettik. Özetle, fizik yeni veriler aldıkça gelişir. Yüksek enerji fiziği dalında, 30 yıla yakın bir zamandır ciddi anlamda yeni veriler alınmamıştı. Eğer bu LHC sayesinde yeni keşifler olursa, örneğin Higgs Boson parçacığı, süper-simetri vs...- işte o zaman fizik bir bilim olarak ilerleyebilir, ve bunun için ödenek alabilir. Eğer hiçbir keşif yapılmazsa, o zaman finansman duracak ve fiziğin bilim olarak sonu olacaktır." (30 Ekim 2008'deki konuşması)
Çok ilginç, değil mi?
1) Deneyde çalışan bir bilim adamı (Dr. Valdas Rapsevichus), Kabalacı Laitman'ın uzun süredir öğrencisiymiş. Hem bir bilim adamı hem de Kabala öğrencisi...
2) Yeni keşifler olmazsa, finansman da bitecek ve fiziğin sonu gelecekmiş bir bilim dalı olarak. Kim finansman sağlayacak peki bu deneylere? CERN'e yatırılan milyarlarca avronun sahibi gerçekten hükümetler mi? Yoksa Laitman'ın bildiği, bizim bilmediğimiz bir finansör mü söz konusu?
Biz de sayın Laitman'a soruyoruz: Diyelim ki, petabytelarca verinin analiz edilmesinden sonra, bekleneni veremedi bu deney. O zaman fizik bir bilim olarak bitmiş sayılacaksa, yerine yeni bir şey gelecek mi? Mesela Kabala?
Laitman bu soruyu aslında cevaplamış. Hem de aylar önce!
Kendisine yöneltilen "Teklik maddesi ve Yüksek Işık (Partzufim ve Sefirot) bilimsel olarak kanıtlanırsa, o zaman Kabala öğretisi dünyayı ele geçirir! Ama öteki taraftan fizik, kabalanın bir parçası değilse, bu asla mümkün olmayacak. Bu yüzden kabalanın savunduğu şeyler gerçek dünyada mümkün olamaz" şeklinde bir 'eleştiriye' şu şekilde cevap vermiş:
"Yüksek ışık" (Sefirot) insan tarafından kendi içinde üretilmediği sürece varolmaz. Ayrıca insanlar bu ışığı yaratmak için gerekli olan algılardan yoksundurlar. O ışığı üretebilmek için algıları genişletmek gerekir. Kabbalah bu algıların geliştirilmesi için bir metodtur. Maddi olarak nitelendirdiğimiz dünyayı doğuştan edindiğimiz algılar sonucu vardır. Yüksek dünya ise Kabbalah sayesinde geliştirdiğimiz ruhani algılarımızla duyumsayabiliriz. Bu manevi algılarımızla hissetiğiz şey de 'ışıktır'.
Kabbalah'ın bilimi, dünyamızın bilimini asla yenmeyecek, çünkü biz her ikisini birbirinden tamamen farklı iki dünya olarak algılıyoruz: maddi ve manevi."
(Bundan sonrasına çok dikkat! Bir önceki paragrafta Laitman'ın şu varsayımını göz önünde bulundurmanızı rica ediyoruz: "Eğer bu deney sonucu yeni bir keşif olmazsa, fizik bir bilim olarak sona erer...")
Laitman devam ediyor:
"Peki nasıl olacak? İnsanlar gayet basit bir şekilde kavrayacaklar ki, doğal algılarıyla edindikleri hisler, kendilerini tatmin etmeyecek, ve amacı bu algılarımız gelştirmek olan müspet bilimlerin ne kadar beyhude olduğu anlaşılacak. Bunu anladıklarında, kendi algılarını ve müspet ilimleri reddecekler, yüzlerini Kabbalah'a dönecekler."
Kısaca toparlayalım. Bir Kabala uzmanı olan Prof. Laitman'ın uzun süreli öğrencilerinden biri, CERN'deki LHC deneyinde görev alıyor. Onunla yaptıkları bir programda, bu deney, fiziğin kaderini belirleyecek manasına gelen sözler ediliyor. Ve şöyle bir fikir ortaya atılıyor: Eğer keşif sağlanırsa, finansman gelir, fizik bir bilim dalı olarak devam eder. Yok eğer keşif sağlanmazsa, fizik bilimsel bir disiplin olarak sona erer. Laitman, bu sözlerinden tam 4 ay önce ise, müspet ilimlerin insanları tatmin etmeyeceğini ve herkesin kabalaya döneceğini 'öngörüyor'.
Şimdi sıra iyibilgi sorularında:
1- Laitman'ın, benim uzun süreli öğrencim dediği Dr. Rapsevichus dışında daha kaç tane kabalist, bu deneyde görev alıyor?
2- Madem Kabala, beyhude olarak nitelendirdiği müspet ilimlerden daha iyi, neden Laitman'ın öğrencisi(leri?) bu projede yer alıyor? Madem bütün insanlık müspet ilimi bırakacak, kabalistler neden bu projeyle ilgileniyorlar?
3- O kadar para harcanan bu proje ve deneyden hiçbir sonuç alınamazsa, yetkililer halka nasıl hesap verecek? Sonuçta bu para, katılımcı 20 ülkenin vatandaşlarının ödediği vergilere ait. Acaba birileri, bütün bu deney ile birlikte insanların müspet bilimlere olan güvenini mi sarsmayı hedefliyor?
Asıl tehlikeli soru şu: Kabala ne? Masum bir mistik akım mı? Yoksa işin içinde simya ve kara büyünün olduğu ezoterik bir öğreti mi? Kabala'nın Ohr Makif diye nitelendirdiği ve ışıkla bağdaştırdığı 'yaratıcısı' kim? Kabalistler, yerin altında ne arıyor?
Kaynak
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
CERN Kabalist Bir Proje mi?-image001.jpg  
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09.04.10, 22:02
Deli Dolu
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 143
mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.
Standart CERN' de Esrarengiz Yok Oluş Dansı

Bu heykeli deneyin tepesine neden diktiler?

Aşşağıdaki resim Fransa-İsviçre sınırında bulunan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN)'in kampüsünde çekildi. Hani şu yerin altındaki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda "Büyük Patlama"yı taklit etmeye çalışan, "Tanrı parçacığı" olarak da bilinen Higgs Boson parçacığının varlığını araştıran deneyin yapıldığı yer.

Resimde gördüğünüz heykel, bir tanrıya ait:

Hindu tanrısı Şiva'ya...

"Neden nükleer araştırma merkezinde bir Hindu tanrısının heykeli var?"

CERN'de bir tanrı heykelinin, Şiva heykelinin, ne işi var sorusunu anlamak için, Hinduizm'de Şiva neyi temsil eder ona bakmak gerekiyor.

Hinduizm çok-tanrılı dinler içersinde, öğrenilmesi en zor olanlardan. Binlerce tanrının bulunduğu, bir o kadar mezhebin boy gösterdiği bu din hakkında, makalenin konusundan sapmaması için şunu bilmemiz yeterli olacaktır: Şiva, Hinduizm'in tanrılar hiyerarşisinde en büyük tanrılardan biri. Milyonlarca insan tarafından en büyük tanrı olarak kabul ediliyor. Neyi temsil ediyor diye sorarsanız, en basit şekliyle "yokoluş/varoluş çemberini" diyebiliriz.

Ama temsil ettiği kavramdan öte, daha önemli bir şey var ki, o da heykelin içinde bulunduğu durum.

Dikkat ederseniz, Şiva bu heykelde bir çemberin içinde bulunuyor. Elinde alev topu tutarken, bacaklarının pozisyonundan dans ettiğini görebiliyoruz. Heykelin pozisyonuyla ilgilenmemizin sebebi, bu imajın Hinduizm'de temsil ettiği anlamı kavrayabilmek. Tanrı Şiva'nın dans eden figürü, Hinduizm'de 'Nataraja' (Dans tanrısı) adıyla biliniyor. Ve Nataraja'nın iki türlü dansı var. Biri maskulin, öbürü feminen. Maskulin dansın adı Tandava olarak biliniyor, yokoluşu sembolize ediyor. Feminen dansın adı ise Lasya, o da varetmeyi sembolize ediyor. Yokoluş ve sonrasında varoluş ve tam tersi, bir döngü halinde. Bu yüzden tanrı, çemberin içinde. Bilin bakalım, kampüsteki Şiva hangi dansı yapıyor?

Kampüsteki dans Tandava...Yani yokoluş.

Kafalar karışmadıysa, bu iki resme bir bakın. Üstteki, LHC olarak bilinin Büyük Hadron Çarpıştırıcısının parçası.

Hayalgücümüzü zorlayalım biraz. Ve...

Unutmadan: Aşşağıdaki resimler de CERN'in kampüsünden. Çeşitli alfabelerde yazıtlar. Çince, Sanskritçe ve Latince belli oluyor da diğerleri nece? Daha da önemlisi orada ne yazıyor? Aynı şeyin farklı alfabelerde temsili mi? Alttaki mavi ışıklar lazer mi? Güvenlik için mi? Yoksa basit ışıklandırma mı? Vs. vs...




CERN'deki Hindu tanrısı Şiva'nın yokoluş dansı, bir mesaj mı? Tüm dünyayı ilgilendiren bu kadar büyük bir deneyin yapıldığı yere, kim neden bu tür sembolleri yerleştiriyor? Neden "bilimsel bir deney", bu kadar çok dini motifi (tanrı parçacığı, yok oluşu sembolize eden tanrı figürleri) içersinde barındırır? Geçen yazımızda yerin altındaki Kabalistler'i gördük. Şimdi de yerin üstünde hindu tanrısı. Kimbilir daha karşımıza neler çıkacak...

Editör'ün notu: İnternette Fritjof Capra isimli bir fizik uzmanının (Fiziğin Tao'su isimli kitabın yazarı) sitesinde, bu heykelin 18 Haziran 2004 senesinde, Hindistan hükümeti tarafından hediye edildiği iddia edilmiş.

Kaynak
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
CERN Kabalist Bir Proje mi?-image002.jpg   CERN Kabalist Bir Proje mi?-image005.jpg   CERN Kabalist Bir Proje mi?-image008.jpg   CERN Kabalist Bir Proje mi?-image009.jpg  

CERN Kabalist Bir Proje mi?-image011.jpg   CERN Kabalist Bir Proje mi?-image013.jpg   CERN Kabalist Bir Proje mi?-image015.jpg   CERN Kabalist Bir Proje mi?-image004.jpg  

__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09.04.10, 22:09
Deli Dolu
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 143
mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.
Standart CERN Kabala ve 248

Matematiğin en güzel şekli, CERN'deki deneyde ortaya çıkar mı? Çıkarsa buna matematikçiler mi sevinir sadece? Yoksa 248'i özlemle bekleyen başka birileri mi var?


248 sayısının sizin için bir özelliği var mı?

Antony Garrett Lisi adındaki kuramsal fizik uzmanı için çok büyük bir anlamı var. "Herşeyin fevkalade basit bir teorisi" adlı makalesi ile mikro ve makro fizik teorilerini bir araya getirerek, bilim insanlarının yıllardır hayalini kurduğu, herşeyi tek bir formül ile açıklayacak teoriyi bulmaya çok yaklaşmıştı. Dahi çocuk olarak lanse edilmişti, 2008'in Mart ayında Scientific American dergisinde makalesi yayınlandığında. Tüm bilim dallarında etkisini gösterecek, Einstein'in rölativitesi ile kuantum fiziğini aynı sepete koyacak, mucize teori olacaktı. Lisi mucize teorisini, matematik konusunda doktora yapmadıysanız, detaylarını pek de kolay anlayamayacağınız Lie Cebiri adında bir matematik dalı üzerine temellendirmişti. Kısaca E8 Lie Grubu olarak bilinen bir cebir modeli üzerine kurulu. Bu grupla ilişkili olarak bizi ilgilendiren kısım ise kimi matematikçi tarafından, matematiğin en güzel şekli olarak adlandırılan 248 boyutlu şekil. Aşşağıdaki resim, E8 kök sisteminin 2 boyut üzerinde temsili.


Daha sonra Jacques Distler ve Skip Garibaldi adlı iki uzman, Lisi'nin teorisinin "ne yazık ki" doğru olmadığını, yazdıkları bir makaleyle, bilim dünyasına gösterdiler. Fakat Lisi'nin attığı taş, hala dalgalanmaya sebep oluyor. Daha doğrusu onun attığı taşı kullanan birileri. Kısaca iki ayrı grup var. Birincisi Lie Grubu Atlası ve Temsili adlı 20 kişilik bilim insanı topluluğu. Konu üzerinde en detaylı çalışmaları yapan uzmanların yayınladığı makaleler ve çalışmalar, CERN'deki bilim topluluğu tarafından takip ediliyor ve kimi çalışmalarda kullanılıyor. Hatta kimi uzmanlara göre E8 grup cebiri, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda gerçekleştirilen deneyin temeli sayılıyor.(Ancak tüm bilim insanları aynı görüşte değil, bunu da belirtelim) Son safhada Atlas grubundaki uzmanlar için CERN'deki deney bu sebeple gayet önemli, keza onların ilgilendikleri matematik, CERN'deki bilim insanlarınca da kullanılıyor. Ve LHC deneyinde o matematikten yararlanılırsa, hem kendilerinin hem de E8 cebirinin prestiji artacak.

Bir başka grup daha var ki, onların matematiğin bu dalı ve 248 sayısı ile ilgilenmelerinin bilim dışı bir sebebi var. 248 sayısı Yahudiler'in kutsal kitabı Torah'daki mitzvot aseh ("pozitif emirler") denk geliyor. Torah'ın mistik yorumu olan Zohar kitabına göre 248 sasyısı, insan vücudundaki parça sayısını temsil ediyor.Ve Kabala ile ilgilenen bir takım Musevi "mistiği", E8 grubundaki 248 boyut / parçacık ile yüzyıllardır inceledikleri Kabala mistisizminin kesiştiğini düşünüyorlar. Örneğin Torah'da, kabalistlerin en çok önem atfettikleri isim Hz. İbrahim, kabala numerolojisine göre 248'e denk geliyor. Kabala içersinde daha buna benzer o kadar çok hesapta 248 sayısı geçiyor ki, hepsini burada tek tek anlatmaya kalkarsak, günlerce yazmamız gerekebilir.

Kısaca şunu bilmek yeterli olacaktır: CERN'deki deneyi takip eden matematikçiler, 248 boyutlu E8 grubundan ne kadar faydalanıyor bilinmez. Ama onların arkasında, deneyin sonuçlarından 248 elementi çıkartmak için bekleyen onlarca Kabalacı olduğu kesin.

Kaynak
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
CERN Kabalist Bir Proje mi?-image016.jpg   CERN Kabalist Bir Proje mi?-image018.jpg  
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 09.04.10, 22:11
Deli Dolu
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 143
mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.mumunal ... O'nu tanımayan yok ki.
Standart Hoşgeldin CERN Cini.

Antievren arayışının ardında ne yatıyor? Yoksa...

Paul Dirac (1902-1984), bilim tarihine damgasını vurmuş en önemli matematikçilerden birisidir. Kuvantum mekaniğine bugünkü halini veren, bu alanda birbirinden ayrı, birleştirilemez gibi görünen teorileri bir araya toplamış isimdir. Konumuz açısından bizi ilgilendiren düşüncesi ise anti-parça ve anti-madde teorisidir. Daha sonra kendi adıyla bilinecek olan Dirac Denklemi'ni adım adım oluştururken karşısına çıkan bir problemden dolayı, atomun üç ana parçasından biri olan eksi yüklü elektronun mutlaka bir "antisi" olması gerektiği (proton artı yüklü ama zıttı değil) fikrini ortaya atar. Buna anti-elektron manasında "pozitron" denir. Tabii elektronun antisi oluyorsa, neden proton'un, neden nötron'un antisi olmasın? Onların da olması gerektiğini düşünerek bu anti-parçacıklardan, anti-madde fikrine ulaşır, Divac.
Anti-madde, Da Vinci Şifresi'nin yazarı Dan Brown'un bir diğer ses getiren kitabı, Melekler ve Şeytanlar'da geçer. Kitabı henüz okumamış olanların keyfini kaçırmamak için çok derine inmeden, şu kadarını söylesek yeter: Kitab'ın başlangıcında Antimadde ve CERN (Meşhur Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın bulunduğu) arasındaki ilişkiden bahsediliyor ve daha sonra hikayeye Illuminati karışıyor. (Melekler - Şeytanlar / Madde - antimadde) CERN'de antimadde deneylerinin yapıldığı ve çok çok çok küçük miktarlarda elde edildiği biliniyor. CERN'deki Atlas deneyi bunun üzerineydi.
İşte Divac'ın ortaya attığı ve gerçek olduğu kanıtlanan bu antimadde fikri, gene Divac tarafından bir adım daha ileri götürülüyor ve ortaya antimaddelerden yapılmış bir evren fikri çıkıyor.
Bazı kuramcılar madde ve antimadde arasındaki ilişkiyi şöyle açıklıyor. Madde aslında enerjidir (Einstein'ın E=mc^2 denkeleminden). Enerjiden madde yapabilmeyi, bir hamur oyununa benzetin. Nasıl küçükken oyun hamurlarından kalıplar vasıtasıyla çeşitli şekiller çıkarılıyorsa, işte bu evrenin de madde halinin ortaya çıkartılmasında enerji hamur vazifesi (yani hammadde) görüyor. Peki ana hamurdan çıkardığımız kalıpın yerinde ne oluyor? Boşluk. İşte o da antimadde. Buna göre de aslında antievren bizim göremediğimiz bir şey. İşte CERN'deki deneylerinde aslında bu antievrenin bulunması ("evrenin sırrı" diye yapılan açıklamalar) olarak görüyor, aynı kuramcılar.
İşte işin dini boyutu da burada giriyor.
Kur'an-ı Kerim'in Zariyat Suresinin 49. ayetine göre: "Her şeyden de çift çift yarattık ki, düşünüp öğüt alasınız."
Internette dolaşan çeşitli iddialara göre, CERN'in antimadde arayışının ardında, aslında Cinler alemine erişme "hırsı" yatıyor. (Yeni Şafak gazetesi yazarı İbrahim Karagül'de CERN ile ilgili bir yazısında bu olasılığı dile getirmişti)
Bir an için bu fikrin gerçek olduğunu düşünelim.
CERN'deki bilim insanları, neden antievrene (ya da cinler alemine) erişmek istesin?
Kaynak
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
cern, kabalist, mi?, proje

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 01:05 .