Nüve Forum

Nüve Forum > gazete haber ve makale yorumları > Bilim ve teknoloji > Enerji > Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir?

Enerji hakkinda Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir? ile ilgili bilgiler


***9829; NÜKLEER SANTRAL SORULARI ***9829; Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir? ***9658; Çevreyi kirletmez. ***9658; Karbondioksit ve karbon monoksit salmaz. ***9658; Azot ve sülfür oksitleri salmadığı için asit

Like Tree35Likes

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 24.08.08, 20:46
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bilimsel
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 2.559
Blog Başlıkları: 5
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir?

***9829; NÜKLEER SANTRAL SORULARI
***9829; Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir?
***9658; Çevreyi kirletmez.
***9658; Karbondioksit ve karbon monoksit salmaz.
***9658; Azot ve sülfür oksitleri salmadığı için asit yağmurlarına neden olmaz
***9658; Ülkenin nitelikli personel sayısını arttırır.
***9658; Gelişmişlik kriteri olarak gösterilen 3 büyük teknolojiden biri olduğu için ülke ekonomisinde ciddi bir zenginleşmeye neden olur.
***9658; Ülke Uranyum ve Toryum yataklarına sahip ise kaynak bakımından dış ülkelere bağımlı olmaz. (Ülkemiz her ikisine birden sahiptir.)
***9658; Risk açısından en düşük tehlike riskine sahip teknolojinin rahatlığını sağlar.
***9658; Birim Kilovat başına termik santralar den daha ucuza mâl olan elektrik enerjisi sağlar.
***9829; Nükleer santral termik santrale benzer mi?
Evet. Kısaca Nükleer santral de aynen bir kömür santralı gibi termik santraldir. Farkı ise kömür yerine kullanılan URANYUM metalidir. Uranyumun atom çekirdeğinin hızla çarpan bir nötron tarafından ikiye bölünmesi neticesi ortaya çıkardığı muazzam enerji işin temelidir. Bu yanma veya parçalanma olayını gözle görmemiz mümkün değildir. Ancak sadece durduğu yerde kızaran ve inşaat demirine benzeyen uzun çubukları gözleyebiliriz. Bunlara da ***8220;yakıt çubukları***8221; denilir. Aynen evlerimizdeki elektrikli sobalarında kızaran ısıtıcılara benzerler. Farkı ise kızarmaları için enerji ihtiyacı yoktur. Sanki kendiliğinden kızarır durur gibi durumdur***8230;.Isı kontrolü ise bu çubukların aralarına yerleştirilen özel alaşımlı (bor karbür) çubuklar ile sağlanır. Araya bu çubuklar girince reaksiyon azalır ve ısı düşer, çubuk aradan çekilince reaksiyon artar ve ısı yükselir.

***9829; Nükleer santral kazanı apartmanlardaki kalorifer kazanına mı benzer?
Evet. Sadece onun çok büyüğü . Ne kadar büyük derseniz 10-15 metre boyunda 3-5 metre çapında silindirik yapılı bir kazandır. Kullanılan çelik kalınlığı ise 15-25 cm civarındadır. İşte bir nükleer santral içinde büyük bir kazan ve bu kazan içine sokulmuş yüzlerce çubuktan ibaret bir yapı mevcuttur. Kaynatılan sudan çıkan buhar ise elektrik jeneratörünü çevirmek amacı ile çelik borular vasıtası ile jeneratörü çevirecek buhar tribününe gönderilir. Dönen türbin direkt olarak elektrik jeneratörünü çevirir.

***9829; Nükleer santralin kazanı ve boruları dışında başka parçası var mı?
Elbette vardır. Nükleer santral aslında bir beton yığınıdır dersek, hata yapmayız. Önce kazanı ve insanları koruyacak betondan kalın bir kubbesi olan yuvarlak bir betonarme kavanoz misali bir kabuk yapılır. Buna koruma kabuğu denir. Çapı 50-60 metre civarında olan bu kabuğun kalınlığı ise 1.5-2 metre kalınlığında olmaktadır. Yüksekliği ise 20 katlı bina kadar olup içi tor çeliği olan özel bir betondur. Mühendislerin, teknisyenlerin %75 i bu bina içinde çalışır. Bina dışında ise yakıt deposu, buhar tribünü, elektrik jeneratörü, trafo ve destek üniteleri mevcuttur.

***9829; Açık ve Kapalı Nükleer Santral nedir?
Güvenlik amacı ile üstü kapalı bir kubbe ile koruma altına alınan santrallere KAPALI sistem nükleer santral denilir. Böyle bir kubbesi olmayan etrafı basit tuğla ve üzeride fabrika çatısı gibi kapatılan yani betondan koruma kabuğu olmayan santrallere AÇIK sistem denilir.

***9829; Koruma kabuğu betonu ne kadar sağlamdır?
Koruma kabuğu beton kalınlığı kriteri son derece katı bir şart içermektedir. Şayet bir uçak dikine bu binanın yani koruma kabuğu üzerine kaza ile düşerse beton çatlamamalıdır !!! Siz hiç böyle bir şart duydunuz mu? Ama bu gerçek ve bu yüzden BETON 1.5-2 m kalınlığındadır. Şimdi düşünün deprem bu yapıya ne yapabilir? Elbette hiçbir şey yapamaz. Gördüğünüz gibi güvenlik dünyada en çok nükleer santraller de uygulanır. Ne kadar mı? Neredeyse yatırımın %40 güvenlik için harcanır. Karşıtlar güvenlik konusunda bilgi kirliliğini bilerek yaratırlar.

***9829; Koruma kabuğu olmadan nükleer santral yapılabilir mi?
Batıda asla mümkün değildir. Çünkü bu konuda uluslar arası Atom Enerji kurumunun şartları içinde böyle bir yatırı kimse yapamaz. Bu kuruma üye olmayan tek birlik Sovyetler birliği idi. Rus veya doğu modeli olarak adlandırılan bu santrallerde ucuzluk; güvenliğe tercih edilmiştir. İşte bu nedenden dolayı Rusya***8217;nın 1990 öncesi santralarında koruma kabuğu yoktur. Bulgaristan ve Ermenistan santralleri de açık yani koruma kabuğu olmayan santrallerdir.

***9829; Nükleer Santrallerin bacası var mıdır?
YOKTUR. Çünkü çekirdek reaksiyonu neticesi bir gaz ortaya çıkmaz. Termik santrallerin çıkardığı atık gazlar ise iki yönlü sıkıntı yaratır. Hem atmosfere gaz salarlar hem de bacadan çıkan kurum ve partikül atıkları ile çevredeki bitki örtüsünü ve toprağa zarar verirler. Zaten dünyayı küresel ısınmaya sokanda bu atık baca gazlarıdır. Yani felaketin suçlusu kömür, doğalgaz, ve petrolden açığa çıkan gazlardır. İnanılmaz boyuttaki bu sayıları verelim siz yorumlayın. 1000 MW bir kömür santralinden yılda: 6 milyon ton CO2 , 120 bin ton SO2 , 25 bin ton NOx gazı çıkmaktadır. Dünyadaki binlerce termik santralı düşünürseniz yaşadığımız bu küçük gezegeni nasıl mahvettiğimizi kolay anlayabilirsiniz. Soğutucu kulelerinden çıkan buharı ***8220;nükleerin dumanı***8221; diye sunmaya gayret edenlere de rastlanmaktadır.

***9829; Nükleer Santral yılda ne kadar uranyum çubuk kullanır?
1000MW gücünde bir santralden ortalama yıllık 25 ton yakıt kullanır. Dolayısı ile yılda 25 ton kullanılmış yakıt çubuğu atığı oluşur. Uranyumun özgül ağırlığının çok yüksek (20***8217;ye yakın) olmasından dolayı bu kütle 6 kişilik bir yemek masası ebadındadır. Kısaca yılda 1 yemek masası büyüklüğünde atığı vardır. Bu atık kömür santraları ile kıyaslanamaz. Örneğin 1000MW gücündeki kömür santrali 1 yılda (600 bin ton) yani 600.000.000 kg kül çıkartır. Bu da günlük (1.650 ton) 1.650.000 kg kül yada 110 büyük kamyon civarın da kül demektir.

***9829; Nükleer santral yakıt atıkları nasıl saklanır?
Dünya da atığı veya hurdası GRAM ile takip edilen nadir malzemelerdendir. Altın, Gümüş, Platin, hurdaları nasıl kıymetini kaybetmez ise kullanılmış yakıtlarda o denli kıymetlidir. İleride defalarca kullanılabileceği düşüncesi ile kimse bu hurdalarını satmaz veya vermez. Başta Rusya bu yakıt çubuklarının bedelini ödeyerek almaya her an hazırdır.

***9829; Uranyum yakıt çubukları ve atık yakıtlar ışın yayar mı?
Kullanılmamış yakıt çubuklarını elle tutmanızda bir engel yoktur. Yani radyoaktif değildir. Işın yaymaz. 2.5 yıl civarında kullanılan ve kazan içinden çıkan kullanılmış çubukları ise elle tutamayız. Çünkü ışın yayarlar. Yani Radyoaktiftirler. Bu nedenle vinçler vasıtası ile çıkarılır ve soğuma havuzlarına konulur.
***9829; Türkiye de Uranyum ve toryum madeni mevcut mudur?
Evet. MTA tarafından bulunmuş 9200ton uranyum ve 380.000 ton toryum rezervimiz vardır.

***9829; 50 yıl sonra ömrü biten Santralin yakıt çubukları nerede ve nasıl korunur.?
Nükleer santralar de işi biten yakıt çubukları bir havuza aktarılıp orada beklemeye alınır. Yapılan olimpik boyutlarındaki bu havuz ölçüleri öyle hesaplanmıştır ki 50 yıllık çıkan yakıtı alabilecek boyuttadır. Dolayısı ile 50 yıl sonra kapatılan bir santralde havuz dışında bir atık yakıt yoktur. Gerekli ise santral de bu havuzla birlikte ve küçük bir güvenlik personeli muhafaza edilebilir. Çünkü bu malzemeler oldukça stratejiktir. Alıcısı olmasına rağmen çok az sayıdaki ülkeler bunu satar.

***9829; Nükleer santral yapım maliyeti ve süresi nedir?
1000 MW gücünde nükleer santralin yapım maliyeti 1.7-2.5 milyar dolardır. Kömür ve su santral yapım maliyetleri de benzerdir. Doğalgaz santral yapım maliyeti ise bu değerin 1/3 oranında olup oldukça ucuza mal edilmektedir. Nükleer santral yapım süresi 4-6 yıl arsında değişmektedir. Baraj ve kömür santralleri de bu süreye yakın süreçlerde olabilmektedir. Ancak doğalgaz santral yapımı en kısa olanıdır 1-1.5 yıl arasında bitirilip işletmeye alınabilir. Yapım süreleri açısından nükleer en uzun süreyi almakta olsa da enerji maliyetleri içinde en ucuzu hidrolik,nükleer ve kömürdür. En pahalısı ise doğalgazlı santrallerdir. Ayrıca doğalgaz da dışa bağımlıdır. Bazı kömür santrallerimizde ithal kömür kullanıldığını da unutmayalım.

***9829; Hangi enerji kaynakları ulusaldır?
Bir ülke için hidrolik santraller ve nükleer santraller ulusal enerji olarak kabul edilir. Enerjide dışa bağımlılık yok gibidir. Kömür ülke içinde çıkmakta ise ulusal bir enerji türüdür. Doğalgazı ve petrolü olmayan ülkemiz için bu son iki kaynakta maalesef dış ticaret açığımızı kabartmaktan başka işe yaramamaktadır. Doğalgaz dan elde edilen elektrik ise dünyada en pahalı elektriktir. ABD***8217;de enerji bakanlığının açıkladığı maliyet sıralaması, en pahalıdan ucuza doğru şöyledir: Doğalgaz, Petrol, Kömür, Nükleer. Listede olmayan hidrolik ise tüm dünyada en ucuzdur ve ülkesi için ulusal bir kaynaktır. Sadece yağışlara bağlı olan bu enerji türündeki en büyük risk; kuraklıktır. Bu sebeplerden dolayı bazı bilim adamları su enerjisini ana kaynaklar yerine, yenilenebilir kaynak olarak kabul etmektedirler.

***9829; Nükleer santral radyasyon yayar mı?
Hayır. Ne radyasyon, ne kül, ne de baca gazı atığı nükleer santral için mevcut değildir. Yakıt çubuğu çıktısı (atığı) ise yılda bir yemek masası büyüklüğü hacminde olup 25 ton civarındadır. Bu nedenlerden dolayıdır ki şehir kenarlarına ve deniz kenarlarına en risksiz bir şekilde sadece nükleer santral ve doğalgaz santralı kurulabilir.

***9829; Amerika veya Fransa da niçin bazı nükleer atıklar problem oluyor?
Çünkü onlar kullanılmış yakıt atığı değildir. Çok tehlikeli boyutta olan bu atıklar genelde atom bombası yapımı için plütonyum ayrışımında, bazı arge faaliyetleri sonucunda ortaya çıkarlar. Örneğin ABD nötron bombasına ulaşırken ne denli nükleer atık çıkardı bu bilinemez. Netice olarak başa bela ve problem olan atıklar işi biten nükleer santral yakıt çubukları değildir.

***9829; Nükleer santralin yapıldığı yörede işsizlik ve gelişime katkısı ne olur?
Bir nükleer santral yapımında 1500-2000 kişi çalışmaktadır.4-5 yıl sürecek bu santralın yapımında hakim malzeme beton ve çelik konstrüksiyondur. Tamamı yerli imkanlar ile karşılanacaktır. Az sayıda yabancı firma mühendislerinin de üretimin bitmesine kadar başında bulunmaları doğaldır. Yapıldığı bölgede işsizlik çok azalacağı gibi birçok mühendis ve firma yetkililerinin o bölgeye yerleşmelerinden dolayı kira, emlak, arazi değerleri aniden yükselir. Bölgeye gelen kamyon ve malzeme miktarını düşünmek, sadece bu insanların barınma ve yiyecek sorunlarını bile çözümlemek amacı ile yöre halkına düşecek katma değeri hesaplamak bile oldukça zordur. Kısaca bu yatırımı bir demir-çelik, yada suyu olmayan bir baraj yatırımına benzetmek olasıdır. Ayrıca bölgesinden göçerek başka yörelere göçenler de bu tip projeler ile geriye memleketlerine dönebilmektedirler.
***9829; Nükleer santral yerli imkanlarla yapılabilir mi?
1986 yılında TAEK tarafından yapılan inceleme neticesi: ilk santralde %25 yerli katkı kullanılabileceği, 5. santralde ise bu oranın %93.5 seviyesine ulaşacağı hesaplanmıştır.

***9829; Nükleer santral fiyatı ne kadardır?
Dünya piyasalarında Nükleer Santral fiyatların peşin ve vadeli fiyatları oldukça farklılıklar arz etmektedir. Peşin olarak güncel değerleri 1.7-2.5 milyar dolar seviyesindedir.Ülkemizde 1996 yılında yapılan son ihalede teklif edilen fiyatlar ise şöyledir: AECL(Kanada) 2.6 milyar $, Westinghouse (ABD): 3.3 milyar $, NPI (Fransa-Almanya) : 3,2 milyar $.

***9829; Nükleer Enerjinin ikinci sıradaki kullanım alanı neresidir?
Gemilerdir. Dünyada bugüne kadar yapılan toplam nükleer denizaltı sayısı 400 dür. Halen 150 adedi çalışır durumdadır. Ayrıca çeşitli devletler de nükleer güçle çalışan 22 uçak gemisi, 13 destroyer ve 8 buzkıran gemisi hizmet vermektedir.


kaynak:
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları

Konu Jeli tarafından (24.09.08 saat 19:19 ) değiştirilmiştir.. Sebep: yazi karakterleri duzenlendi
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 24.08.08, 20:53
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bilimsel
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 2.559
Blog Başlıkları: 5
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir?

NÜKLEER ENERJİ POLİTİKASI VE DİKKATE ALINMASI GEREKENLER

1992 yılında Birleşmiş Milletler iklim değişikliği çerçeve anlaşması ile başlayan ve anlaşmayı takiben, Aralık 1997'de Kyoto Protokolü ile yeni bir aşamaya giren süreç sonucunda, gelişmiş ülkeler serbest bıraktıkları sera gazları miktarlarını 1990 yılındaki değerlerine geri çekmek taahhütü ile, sınırlandırmayı ve azaltmayı kabul ettiler. Fosil kaynaklı geleneksel enerji kaynaklarının ağırlıklı olarak kullanımından sera gazı sorunu yaratmayan enerji kaynaklarına yönelme, ciddi bir dönüşüm maliyeti gerektirmekte idi. Kyoto protokolü, maliyet sorunlarına bir çare olarak çok yeni ve akılcı pazarlama tekniği tanımları içeriyordu: Temiz Kalkınma Mekanizması (TKM) ve karbon alış-verişi[1]. Her iki tanım da gelişmiş ülkelere durumdan fayda çıkarmanın, dönüşüm maliyetini en aza indirmenin ve hatta uzun vadede ekonomik fayda sağlamanın yöntemlerini sunmaktadır.
Sera gazı sorunu yaratmayan bir enerji kaynağı olarak nükleer enerjinin TKM içerisine dahil edilip edilmemesi konusunda ise ülkeler arasında görüş ayrılıkları bulunuyor. Nükleer enerjinin TKM içerisine dahil edilmemesi gerektiğini savunan bazı ülkeler Bonn ve Marrakesh***8217;deki iklim değişikliği toplantılarında, nükleer enerjinin TKM***8217;ye dahil edilmesinden kaçınılması ile ilgili tavsiye niteliğindeki bir maddeyi bu toplantılardaki kararlar arasına dahil ettirdiler.
Karbon alış-verişine enerji talebi gittikçe artan ülkeler açısından bakıldığında ise, salt yeni enerji yatırımlarına ihtiyacın varlığı söz konusu olduğunda, nükleer enerjinin öncelikli bir seçenek olacağı. Bu görüşümüze dayanağımız ise Kyoto protokolünün uluslararası yaptırımlar sürecinin 2012***8217;den itibaren uygulanmaya başlıyacağı ve bu tarihten itibaren kömür öncelikli olmak üzere petrole dayalı enerji yatırımlarının sorunlar yaratabileceği. Özellikle Avrupa kapısında bekleyen Türkiye için yaptırım kelimesinin anlamını takdir etmek daha kolay. Diğer bilinen gerçek ise, diğer temiz enerji seçeneklerinin önümüzdeki on yıl için kalkınma yatırımlarının ihtiyaçlarını karşılamaktan ziyade otomotiv, konut, ticari binaların enerji ihtiyaçlarını, o da belli ölçülerde, karşılayabileceği. Türkiye, Kyoto protokolünü henüz onaylamamış olsa da Birleşmiş Milletlerin (BM) 1992'deki iklim değişikliği çerçeve sözleşmesini meclisden geçirdi. Sözleşmeyi onaylaması nedeni ile BM***8217;nin ilgili karbon fonlarından yararlanmaya da hak kazandı. Türkiye Kyoto protokolünü onaylarsa en ucuz olan kömürle enerji üretim yatırımlarını terk etmek zorunda. Bu nedenle, Türkiye***8217;nin iklim değişikliği toplantılarını son derece ciddiye alması, konu ile ilgili politikalar üretmesi gerekecek. İlave olarak, eğer nükleer enerji ihtiyacı konusundaki bakış açısı paylaşılıyorsa, Türkiye, ilgili toplantılarda nükleer enerjinin TKM***8217;ye dahil edilmesini aktif olarak savunmak mecburiyetindedir.
Stratejik açıdan bakıldığında ise petrol ve doğalgaz enerji yollarının politik ve askeri bakımdan ciddi sorunlar içermesi, fiyatlarda dalgalanmalar yaratması, buna karşın, nükleer yakıtın Kanada, Avustralya ve Afrika***8217;nın politik bakımdan kararlı ülkelerinden elde edilebilmesi başlıca neden. Özellikle Kanada ve Avustralya***8217;daki cevherlerin daha yüksek kalitede olması nedeni ile öncelikle yönelilen ülkeler olmaları. Enerji stratejisinde bilinen gerçek ise, enerji çeşitliliğinin gerekliliği.
Yukarıdaki nedenlerden dolayı da nükleer enerji Türkiye gündeminde olacaktır. Ancak, nükleer enerji konusuna eğilirken aşağıdaki hususlara dikkat ederek planlamaların yapılmasında yarar vardır.

Türkiye***8217;de Nükleer Teknoloji ile İlgili Eğitim

Türkiye***8217;de nükleer mühendislik eğitimi 1970***8217;lerde İstanbul Teknik Üniversitesi***8217;ne bağlı Nükleer Enerji Enstitüsü***8217;nün yüksek lisans ve yüksek mühendislik eğitimi vermesi ile başlar. Bu program 2002 yılından itibaren Enerji Enstitüsü***8217;ne dönüştürülmüş ve nükleer mühendislik eğitimi yeni oluşturulan enstitüde bir alt program eğitimine dönüştürülmüştür. Bu hali ile her ne kadar nükleer eğitim devam ediyor olsa da bu alt programın da zamanla tamamen kalkması endişesi söz konusudur. Örneğin, enstitü bünyesindeki araştırma reaktörü yıllarca eğitim ve araştırmalar için çok önemli bir işlevi yerine getirmesine karşın son yıllarda artık kullanılmamaktadır.
Günümüzde hem lisans hem de lisans üstü düzeyinde nükleer mühendislik eğitimi veren tek bölüm 1982 yılında faaliyete geçmiş olan Hacettepe Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi***8217;ne bağlı Nükleer Enerji Mühendisliği bölümüdür. Ayni üniversitenin Nükleer Bilimler Enstitüsünde ise 2004 yılından itibaren radyasyon fiziği alanında tezsiz yüksek lisans programı başlatılmıştır. Nükleer teknoloji alanında eğitim veren diğer bir enstitü, Ege Üniversitesi***8217;ne bağlı Nükleer Bilimler Enstitüsüdür. Enstitüde nükleer tekniklerle erozyon hızı ölçümü ve analizi, dozimetri teknikleri konularında çalışılmaktadır.
Günümüzde, Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği bölümünden her yıl 8 ila 10 öğrenci nükleer mühendis olarak mezun olmaktadır. Yaklaşık 12 yüksek lisans öğrencisi ve 8 doktora öğrencisi mevcuttur. İş olanağı çok kısıtlı olması nedeni ile mezunlardan bir kısmı başka alanlarda iş bulmakta ve mesleklerinden kopmaktadırlar. Bölüm mezunlarından bazıları da yurt dışındaki üniversitelerde yüksek lisans ve doktora eğitimlerine yönelerek bulundukları yerlerde iş arayışı içerisindedirler. Bu nedenle, gerek nükleer enerji karşıtı propoganda gerekse geçmişte uygulanması planlanan nükleer enerji programlarının hükümetlerce askıya alınmaları nedeni ile, kurulacak bir nükleer santrale mesleğin gerektirdiği bilgi ile donanımlı insan gücünün yetişmesi, bu alana olan ilginin de azalması sonucunda, kısa vadede pek umut verici gözükmemektedir. Eğer 59. hükümet 2011 yılına kadar üç veya dört nükleer santral planlamakta karalı ise, enerji planlamasına paralel olarak nükleer alanda her düzeyde yetişmiş insan konusunu son derece ciddiye almak zorundadır.
Türkiye***8217;de nükleer mühendislik konusunda gittikçe yaşlanan bir akademik personel kadrosu olup, akademik personelin yaş ortalaması 45 ve üzerine tırmanmaktadır. Kadroların dolu olması nedeni ile genç akademik personelin yetişmesi zorlaşmakta ve genç nükleer mühendisler için akademisyenliğe yönelmek eski cazibesini yitirmektedir.

Teknik ve Ekonomik Konular

Teknik ve ekonomik açıdan dikkate alınmasında fayda olan konular aşağıda sıralanmıştır.
1. Buhar türbinli nükleer güç santralleri ani güç taleplerini hemen karşılayamazlar. Talepte ani yükselme ve düşmeleri arzu edilen sürede karşılamaları güvenlik riskleri içerdiğinden tam kapasitede sadece günlük ortalama güç talebi ihtiyacına yanıt verecek tarzda kabul edilmeleri ve bu amaçla devrede kalmaları en uygunudur. Bu durum demir-çelik ve çimento sanayileri için de en tercihli çalışma rejimidir.
2. Nükleer güç santrallerinden yararlanan bazı ülkeler santralleri gün boyunca sürekli olarak en yüksek güçte devrede tutarlarken, örneğin ABD***8217;deki nükleer santralleri de gün boyunca talep değişikliklerine uygun olarak önceden belirlenmiş adımlarla elektrik çıkış gücünü yavaşça ayarlayan güç takip işletimi uygularlar. Amaç nükleer enerji maaliyetini optimize etmektir. Öte yandan, Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), ***8220;Elektrik Enerjisi Üretiminde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri***8221; başlıkıklı, Mart 2003 tarihli raporu, Türkiye***8217;de hem son yıllarda kurulan özel sektör doğal gaz santrallerinin yüzde yüz alım garantisi ile çalıştığına hem de bu santrallerin bazılarının şebeke frekansını 50 Hertz***8217;de tutabilme özeliğinden yoksun olduğuna dikkat çekmektedir. Dikkat çekilen hususlar, ilave olarak nükleer santralin Kyoto Protokolünce önerilen karbon alış-verişi çerçevesinde kurulması durumunda önlenen karbon gazı atımı tahminlerinden sapmaya da neden olacağından, başlangıçtaki maaliyet hesaplarında yanılmaya neden olabilir. Bu nedenle adı geçen rapordaki hususların, Türkiye***8217;deki bir nükleer santralin de yük takip işletim programını zorunlu kılabileceğinden, irdelenmeleri gerekir.
3. Nükleer güç santralinin sigortalanması konusu dikkatlice ele alınmalıdır. Nükleer güç santrali endüstrisi olan ülkelerde olası kazalar sonucundaki mali riskleri ortadan kaldırmak için uygulamalardan biri, her bir santralin olabilecek en yüksek miktarlarda sigortalanmasının yanı sıra bu miktarı aşan kaza durumlarında nükleer santral şirketlerince oluşturulan havuzdaki paradan yararlanılması esasına dayanır. Kaza sonucu oluşacak hasarın karşılanması dışında, civardaki diğer iş sahiplerininin mali kayıplarından, çevre kirlenmesinden, sağlık sorunlarından sorumlu tutulabileceğinden, yıllar itibari ile bu tür yan nedenlerden dolayı uğrayacağı mali kayıplarla ilgili fon oluşturması da gerekir. Doğaldır ki sigorta ödemeleri kazanılan deneyimle orantılı olarak azalma gösterir. Türkiye***8217;de kurulacak bir nükleer güç santralinin gerek deneyim eksikliği gerekse kendi havuzunu oluştaracağı büyük bir endüstrisi olmayacağından, deneyimli ülkelere kıyasla, sigorta maliyetinin elektrik üretimine daha yüksek oranda yansıması olasıdır.
4. Nükleer güç santralini işleten firmanın mali durumunu gözlem altında turmakta yarar olacaktır. Üretim maliyetleri çeşitli nedenlerle yükselme eğiliminde ise, doğal olarak şirket karı düşecek hatta zarar olasılığı doğacaktır. Bu durumun süreklilik kazanması durumunda, nükleer santralin güvenli çalışmasını denetleyen otorite (muhtemelen Türkiye Atom Enerji Kurumu), santrali işleten firmanın, nükleer santrali güvenli işletebilmesi için yeterli mali güce sahip olup olmadığını sorgulamak durumunda kalacaktır. Bu nedenle, denetleyicinin finans, pazar ekonomisi, iş yönetimi konularında tecrübeli, peryodik raporlar hazırlayan elemanlar bulundurmasında yarar vardır.
5. Hat kaybı, yani, güç nakil hatlarındaki enerji kaybı, nükleer güç santralinin işletim maliyetini arttırır. Her ne kadar yaklaşık yüzde dört dolayındaki hat kaybı normal kabul edilse de, Türkiye***8217;deki hat kaybının yüzde sekiz ila yüzde oniki aralığında olduğunu ifade eden raporlar vardır. Hat kaybına kaçak kullanım da dahil edilirse toplam kayıp yüzde yirmiye ulaşır. Örneğin hat kaybının 8 MW olduğu durumda, eğer alıcı tarafında 100 MW***8217;lık bir güç talebi varsa, santralin çıkış gücü 108 MW elektrik olmalıdır. 8MW***8217;lık kayıp ise yaklaşık 2500 ila 5000 evin elektrik ihtiyacını karşılayabilir. Nakil hattı uzadıkça hat kaybının kontrolü zorlaşır. Bu nedenle de güç santrallerinin bulunduğu yer hedef tüketim bölgesine yakın olmalıdır.
6. Türkiye***8217;de elektrik dağıtımı TEDAŞ tarafından yapılmaktadır. TEDAŞ şebekenin güvenirliliği ve kararlı çalışmasından sorumlu olan firma konumundadır. Nakil hatlarındaki arızaların sıklığı ve güç talebindeki ani kesintiler nükleer güç santrallerinin güvenli çalışmasına direkt etkendirler. Bu nedenle TEDAŞ, şebekenin kararlılığına ve güvenliğine etken olacak böylesi değişimlerin etkilerini nükleer güç santralinin dikkatle takip edebilmesine imkan verecek mekanizmalar, yöntemler sağlamakla sorumlu olmalıdır.
7. Nükleer güç reaktörlerinin bulunduğu çevrede soğutma amaçlı kullanılacak su alanının (deniz, nehir, göl) yeterince soğuk kalması ekolojik açıdan gereklidir. Bilindiği gibi nükleer santralin bulunduğu yerdeki su alanında bir miktar sıcaklık artışı söz konusudur. Soğutma suyunun boşaltıldığı su alanı sıcaklığının 28 oC***8217;ye ulaşması durumunda ısı nedeniyle sudaki oksijen miktarı azalacağından balıklar boğulma tehlikesi ile karşı karşıya kalırlar. İlave olarak, su alanının yeterince soğuk olmaması santralin ısıl verimini de etkiler.

Nüve Forum
[1] Haluk Utku, ***8220;Karbon Gazı Alış-Verişi***8221;

Haluk Utku
Hacettepe Üniversitesi
Nükleer Bilimler Enstitüsü Öğretim Üyesi
06800 Beytepe, Ankara


kaynak:
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 25.08.08, 00:39
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bilimsel
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 2.559
Blog Başlıkları: 5
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir?


Nükleer Enerji Nedir?

Atom çekirdeklerinin parçalanması sonucunda büyük bir enerji açığa çıkmaktadır. Ağır atom çekirdeklerinin nötronlarla bombardımanı sonucunda bu çekirdeklerin parçalanması sağlanabilir; bu tepkimeye ***8220;fisyon***8221; adı verilmektedir. Her bir parçalanma tepkimesi sonucunda açığa fisyon ürünleri, enerji ve 2-3 adet de nötron çıkmaktadır.
Uygun şekilde tasarlanan bir sistemde tepkime sonucu açığa çıkan nötronlar da kullanılarak parçalanma tepkimesinin sürekliliği sağlanabilir (zincirleme tepkime). Bunun haricinde hafif atom çekirdeklerinin birleşme tepkimeleri de büyük bir enerjinin açığa çıkmasına sebep olmaktadır. Bu birleşme tepkimesine ***8220;füzyon***8221; adı verilmektedir. Bu tepkimenin sağlanabilmesi için atom çekirdeğinde bulunan artı yüklerin birbirini itmesinden kaynaklanan kuvvetin yenilmesi gereklidir. Bu nedenle çok yüksek sıcaklığa çıkılan sistemler kullanılmaktadır. Çok yüksek sıcaklıkta yüksek enerjiye ulaşan atom çekirdeklerinin çarpışması ile füzyon tepkimesi sağlanabilmektedir. Fisyon ve füzyon tepkimeleri ile elde edilen enerjiye ***8220;çekirdek enerjisi***8221; veya ***8220;nükleer enerji***8221; adı verilmektedir.
Parçalanma (fisyon) tepkimesi ve zincirleme tepkime
Nükleer Enerjiden Elektrik Üretimi
Nükleer reaktörler nükleer enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren sistemlerdir. Temel olarak fisyon sonucu açığa çıkan nükleer enerji nükleer yakıt ve diğer malzemeler içerisinde ısı enerjisine dönüşür. Bu ısı enerjisi bir soğutucu vasıtasıyla çekilerek bazı sistemlerde doğrudan bazı sistemlerde ise ısı enerjisini başka bir taşıyıcı ortama aktararak türbin sisteminde kinetik enerjiye ve daha sonra da jeneratör sisteminde elektrik enerjisine dönüştürülür. Malzemelerin çok çeşitli fiziksel, kimyasal ve nükleer özellikleri sebebiyle pek çok değişik nükleer reaktör tasarımı mevcuttur. Aşağıdaki şekilde bir Basınçlı Su Reaktörünün basit şeması verilmiştir. Bu tasarımda reaktör kalbindeki yakıtlardan ısı enerjisi basınç altında tutularak kaynaması engellenen su ile çekilmektedir. Çekilen ısı enerjisi buhar üreteçlerinde ikinci devredeki suya aktarılmakta böylece üretilen buhar ile türbin-jeneratör sistemi döndürülerek elektrik enerjisi üretilmektedir.

Basınçlı Su tipi Bir Reaktörün Basit Şeması
Nükleer Enerji ile İlgili Olumlu/Olumsuz Görüşler Nelerdir?
Doğal Gaz / Nükleer
Olumsuz
Ülkemizde enerji konjektürü değişmiştir, 20 yıl önce hayal bile edilemeyen doğal gaz kullanılmaktadır.
Olumlu
Elektrik üretiminin sürekliliği yönünden, nükleer santrallar, termik ve hidrolik santrallara göre daha güvenli ve emre amadedir.
Günümüzde elektrik enerjisi üretimi için artan bir hızda kullanılmaya başlayan gaz santrallarının da toplam enerji üretimindeki yüzdesinin belli bir oranı geçmesi stratejik olarak ülke çıkarlarıyla bağdaşmayacaktır.
Hali hazırda, Türkiye***8217;nin olası bir gaz kesinti riskini varsayarak, gaz kullanarak elde edilen enerjinin genel enerji üretimi oranına getirdiği bir kısıntı yoktur. ( Gaz depolama kapasitesi ise 1996 yılında 8 günlük tüketim idi).
Enerji Talebi, Yenilenebilir enerji
Olumsuz
Enerji talep tahminlerinin sağlıklı yapılmamasından dolayı var olacak açık abartılmıştır.
Hidrolik ve termik yerli potansiyelimiz var olanın çok altında hesaplanmıştır, 1970***8242;li yılların sonlarında termik kapasite en çok 50 GWs, hidrolik kapasite ençok 75 GWs, günümüzde ise termik 120 GWs, hidrolik kapasite ise 125 GWs olarak tahmin edilmektedir, hidrolik potansiyelimizin daha yüzde 70***8242;inin bakir durumda olmasından dolayı nükleer enerji teknik bir zorunluluk olamaz ve acele edilmemelidir.
Olumlu
2000 yılından sonra tahmin edilen talebin karşılanabilmesi için ilave güç santrallarına ihtiyaç bulunmaktadır, yerli hidrolik ve termik kaynaklar yetersiz olduğu için, ithal kaynaklı seçenekler içinde nükleerin de olması gereklidir.
Olumsuz
Rüzgar, güneş ve jeotermal gibi yenilenebilir kaynaklar, dünya enerji üretiminde azımsanamayacak katkılar sağlamaktadırlar.
Olumlu
Rüzgar, güneş veya jeotermal enerji kullanımının yöresel katkılarının dışında genel enerji açığını karşılamaktan uzaktır.
Dünya elektrik enerjisi üretiminin %80***8242;inin yenilenemeyen kaynaklardan, %19***8242;u ise hidrolik kaynaklardan sağlanmakta, rüzgar, güneş, jeotermal, biokütle gibi yenilenebilir kaynakların payı ise %1***8242;in altında kalmaktadır. (Ref: Nükleer Mühendisler Derneği).
Nükleer santrallarda kullanılan yakıtın temin edilmesinde ve saklanmasında avantajları bulunmaktadır, 1000 MWe üreten bir nükleer santral her yıl yaklaşık 30 ton (7 m3) yakıt tüketir.
Toryum madeninin nükleer santrallarda yerli rezerv olarak kullanıldığında, ülke enerji gereksiniminin karşılanmasında çok ciddi bir alternatif olabileceği düşünülmelidir.
Türkiye***8217;nin toryum rezervlerinin çıkarılmasının toryum tenörünün düşük olmasına rağmen nadir toprak elementlerinin değerlendirilmesi ile birlikte düşünüldüğünde fizibil olabilecektir.
Olumsuz
Enerji açığının karşılanmasında acil olarak yeni kaynaklar yaratmak yerine var olan kapasiteyi daha verimli kullanmak için dağıtım şebekesinin rehabilite edilmesi gerekmektedir, Şebeke kayıpları %18 civarındadır, 2010 yılında düşünülen 2000 MWe nükleer kapasitenin, üretilecek toplam enerjinin %5***8242;ini geçemeyeceği hesaplanmıştır, bu %5 ile uğraşmak yerine %18 değerinin azaltılması gerekir.
Olumlu
Kayıplar, iletim ve dağıtım olarak iki türlüdür. İletim kayıpları uluslararası standartlarda olduğu halde faturalanmamış kayıplar dağıtımda önemli bir yüzdeyi oluşturmaktadır.
Olumsuz
Nükleer santralların atık sorununu çözülememiştir ve bu konu son derece belirsizdir.
Olumlu
Nükleer santrallarda kullanılan kullanılmış yakıtlar, 10-20 yıl süre ile santral sahasında saklanacaklardır. Bu dönemde aktivitelerinin %98***8242;inden fazlasını kaybedeceklerdir. Asıl sorunu oluşturan uzun ömürlü radyoaktif maddeler de camlaştırılacak, camlaştırılan bu maddeler de kademeli koruma mantığı çerçevesinde kurşun, beton ve korozyona dayanıklı kaplar içine konulacak, bu kaplar da jeolojik olarak kararlı bölgelerde yerin yaklaşık 1000 m altında hazırlanacak beton zırhlı galerilerde saklanacaktır.
1000 MWe gücündeki bir nükleer reaktör, yılda yaklaşık olarak 27 ton (7 m3) kullanılmış yakıt üretmektedir.
Olumsuz
Nükleer enerji üretimi, dünyada vaz geçilen bir teknolojidir.
Türkiye***8217;de yapılması planlanan santral, modası geçmiş ve eski teknoloji ile tasarlanmış olacaktır.
Olumlu
Dünya geneline bakıldığında yeni kurulacak nükleer santralların sayısının çok sınırlı kaldığı doğrudur, ancak her ülkenin enerji planları, kendisine özgü özellikler taşımaktadır. Bu bağlamda herhangi bir teknolojinin kullanım artış hızı, dünya ve bölgesel koşulların paralelinde, dönem dönem değişiklikler arzedebilir. Bu gün Avrupa***8217;da bir çok ülkede yeni nükleer santral yapımından vaz geçildiği tam olarak doğru değildir. Bu ülkelerin enerji stratejilerine bakıldığında enerji açıklarını ağırlıklı olarak Fransa***8217;dan karşıladıkları görülür. Fransa, toplam enerji üretiminin %75***8242;ini nükleerden sağlamakla birlikte, aynı zamanda nükleer enerjiye dayalı bir enerji ihracatçısı konumuna gelmiştir. 2000 yılındaki toplam ihracatını yaklaşık olarak 70 TWh olacak şekilde planlanlamaktadır. Günümüzde Fransa***8217;nın diğer Avrupa ülkelerine yaptığı ihracat: 17000 GWh (İngiltere), 15000 GWh (Almanya), 18000 GWh (İtalya), 7500 GWh (İsviçre).
Bazı Avrupa ülkelerinin yeni nükleer santral kurmama kararının altında, o ülkelerin bu teknolojiden vaz geçtikleri anlamı çıkarılmamalıdır. Sadece öznel koşulların getirdiği stratejiler çerçevesinde başka ülkelerden özellikle Fransa***8217;dan enerji ithal etme yönünde tercihleri, pratikte, nükleer kaynaklı enerji kullanımında artış yaptıklarını göstermektedir. Bugün Alman Siemens firması, Almanya***8217;da yeni bir nükleer santral kurulmasa bile, Framatom (Fransa) ile birlikte nükleer teknoloji alanında yatırım yapmakta ve yeni bir nükleer reaktör tipi (EPR) üzerinde çalışmaktadır. EPR reaktörlerinin ilk olarak Fransa***8217;da kurulması planlanmaktadır. Ayrıca, Almanya***8217;da ileriye yönelik toryum yakıtlı çevrimler üzerinde çalışılmaktadır. (Ref: Nuclear Engineering International, February 1996)
Türkiye***8217;ye teklif edilen nükleer santrallar için, kurucu firmanın kendi ülkesinde kurduğu santralların en yenisi örnek alınacaktır. Bu durum, TEAŞ***8217;nin şartnamesinde güvence altına alınmştır. Bu bağlamda, kurucu firma, mutlaka bir referans santral göstermek zorunluluğundadır.
Olumsuz
Ülke sanayiine yüksek teknoloji ve kalite getireceği söylenen nükleer santrallar, bu beklentiyi boşa çıkaracaktır, çünkü ülkenin uzun vadeli nükleer teknoloji politikası ve buna yönelik insan kaynağı ve altyapı geliştirme niyeti bulunmamaktadır. Aksine dışa bağımlılığı artıracaktır. Türkiye, var olan kapasitesiyle bir nükleer santralın kurulmasının, işletilmesinin ve denetiminin altından kalkamaz..
Olumlu
Türkiye***8217;deki var olan insan potansiyelinin ve kaynaklarının uygun şekilde organize edilmesi ve bu yöndeki siyasi destek, kararlık ve sürekliliğin temin edilmesi ile nükleer teknojiyi ülke yararına kullanmak olanaklıdır. Olumlu düşünmek ve bunun için gerekli adımları atmak gereklidir.
Toryum potansiyelimizin de hammadde olarak enerji dışa bağımlılığımızı ortadan kaldırabilecek bir potansiyel olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir.
Yer seçimi ve deprem
Olumsuz
Ülkemizde üzerine nükleer santral yapılacak yer yanlış seçilmiştir. Bu bölge, deprem bölgesindedir ve sismik analizleri tam yapılmamıştır.
Olumlu
Akkuyu sahası, sismik olarak üzerinde Nükleer santral yapılabilecek en güvenli yerlerden biridir. Akkuyu ile ilgili yer analizleri, 1970***8242;li yıllarda başlatılmıştır. İTÜ, MTA ve ODTÜ tarafından hazırlanan birbirleri ile uyumlu teknik raporlar bulunmaktadır ve bu çalışmalar da uluslararası yeterliktedir.
Dünyada bir çok santral, sismik olarak Akkuyu***8217;dan çok daha aktif bölgelerde güvenli olarak çalışmaktadırlar,
Nükleer santralların tasarımında esas alınan deprem kriterleri, klasik yapılarda kullanılanlara göre son derece tutucu kabuller içermaktedir. Nükleer dışı yapılarda kullanılan tek bir deprem şiddeti değeri olmasına karşın, nükleer santrallar 1000 yıl ve 100000 yıllık bir zaman diliminde olası iki farklı en büyük deprem şiddetine göre tasarlanmaktadırlar. İlkinin olması durumunda, santral, deprem sonrası normal işletmesine devam edecek, İkincisinin olması durumunda ise birçok sistemin zarar göreceği var sayılmasına rağmen, santralı güvenli bir şekilde durduracak ve soğutulmasını sağlayacak sistemler ayakta kalacaktır.
Olası kazalar ve Güvenlik
Olumsuz
Dünyada kazalar saklanmaktadır ve hele Türkiye gibi bir ülkede nükleer santral işletmesiyle ilgili olumsuz her olay saklanacaktır.
Olumlu
Nükleer santralların işletilmesi ile ilgili Türkiye bir çok uluslararası antlaşma ve sözleşmenin altına imza atmıştır,
Nükleer Güvenlik Denetimi Antlaşması ile, nükleer alanda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Denetimini kabul etmekteyiz, Nükleer Kaza ve Radyolojik Acil Durum Hallerinde Yardımlaşma Sözleşmesi, Nükleer Kazaların Erken Bildirimi Sözleşmesi, Fiziksel Korunma Sözleşmesi, Nükleer Güvenlik Sözleşmesi gibi birçok uluslarası andlaşma ve anlaşmanın altında Türkiye***8217;nin imzası bulunmaktadır.
Yurtdışı ve yurtiçi kamuoyunda nükleer enerji üretimiyle ilgili olan ve aslında nükleer santralların tasarımında göz önünde bulundurulan olağan dışı her olay kaza olarak tanıtılmaktadır.
Çevre
Olumsuz
Nükleer santrallar, radyoaktif çevresel kirliliğe yol açması nedeniyle son derece tehlikelidir.
Olumlu
Fosil yakıtlı, özellikle kömür santralların, çevre etkisi nükleer santrallarla kıyaslanamayacak ölçüde olumsuzdur. Tam tersine, nükleer santrallar, çevre etkisi bakımından tercih edilmesi gereken bir seçenektir,
Normal işletme koşulları altında çalışan nükleer reaktörler, dışarıya verebilecekleri en fazla radyoaktive, normal doğal radyasyon seviyesinin %0.1-1***8242;i ile sınırlandırılmıştır, pratikteki durum ise bu sınırların altındadır.



kaynak:
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 25.08.08, 09:22
Şebnem - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Sep 2006
İletiler: 6.440
Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Şebnem öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir?

"Nükleer enerji üretimi, dünyada vaz geçilen bir teknolojidir.
Türkiye***8217;de yapılması planlanan santral, modası geçmiş ve eski teknoloji ile tasarlanmış olacaktır."


Bu konu ürkütüyor insanı..
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 25.08.08, 11:30
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bilimsel
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 2.559
Blog Başlıkları: 5
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir?

Al***305;nt***305;:
Şebnem´isimli üyeden alıntı Mesaj***305; göster
"Nükleer enerji üretimi, dünyada vaz geçilen bir teknolojidir.
Türkiye***8217;de yapılması planlanan santral, modası geçmiş ve eski teknoloji ile tasarlanmış olacaktır."

Bu konu ürkütüyor insanı..
-------------------------------merhaba------------------------------

efendim böyle grünüyor gibiysede maalesef gerçek böyle değildir.
alt yapı enerji politikalarını tamamlamış olan ülkeler alternatif enerjileri denemektedirler mesele budur.
müslüman ülkelerin hiç birinde nükleer santral yoktur bildiğim kadarı ile bir tanesi hariç
türki cumhuriyetlerdede yoktur.
alternatif enerji kaynaklarından en akılcısı gibi görünen hidro elektrik santralleri küresel ısınmaya kurban olmuşlardır.
termik santraller ise biliyorsunuz tam bir çevre felaketine neden olmuşlardır.
üsteik ekonomikte değillerdir.
rüzgar santralleri kapazite açısından bireysel işletmelerde daha aktif olabilmektedir.
güneş enerjisi ise en akılcı çözümlerin başında gelmektedir.
zira bir örnekle almanyanın güneş enerjisini kulanımı türkiyenin 4000 katıdır.
petrol ve doğalgazla üretilen elektrik enerjisininde durumu malum türkiyede ve bütün dünyada.
kısaca çok uzun vadede sonuç alınabilecek diğer enerji alternatifleri malesef türkiyenin enerji ihtiyacına kısa sürede cevap veremiyecektir.
çevre ve denge oluşumu açısından ne kadar karşı durulsada bu bir gerçektir.
teknolojik olarak nükleer santraller eski değil enerji ihtiyaçlarını tamamlamış ülkeler için demodedir.
kaldıki bir nükleer santralle enerji açığımızda çözülmeyecektir.
diğer enerji üretimlerinide devreye sokmak gerekmektedir.
ülkemiz hızla elektrik üretiminde dünyanın çok gerisine düşmekle bir enerji krizi yaşamaktadır.
dolayısı ilede dünyanın en pahalı elektriğini üretmekle aynı zamandada en pahalı elektriğini tüketmekteyiz.
her konuda olduğu gibi bu enerji konusunada iktidarın sanki bir buluşuymuş gibi bakmakta doğru değildir.
zira bütün hükümetler bu konuda çalışmalar yürütmüşler proje aşamasıda bu iktidar döneminin içerisine rast gelmiştir.


saygılarımla .
oğuz gölçik yazar..
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 25.08.08, 11:32
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bilimsel
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 2.559
Blog Başlıkları: 5
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir?

NÜKLEER ENERJİ, TORYUM ELEMENTİ VE TÜRKİYE İÇİN ÖNEMİ
Y. Doç. Dr. İbrahim ATILGAN
Gazi Üniv.,Müh.Mim.Fakültesi
Makina Mühendisliği Bölümü

GİRİŞ
nerji uluslararası politikalara yön verebilen güçlü bir enstrümandır. Küreselleşmeyle birlikte, kısa ve uzun vadede güvenilir kaynaklardan enerjiyi sağlama anlayışı, enerji dünyasının en kritik konusu haline gelmiştir. Dünyada özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızlı nüfus artışı ve endüstrileşme, elektrik enerjisine olan talebi de hızla artırmaktadır. Günümüzde ekonomik yeterlilik, bir ülke için bağımsızlığın temel ilkelerinden biridir. Ekonomik yeterliliğin sağlanması, o ülkenin gereksinimini karşılayacak enerjiye sahip olmasına bağlıdır. İhtiyaç duyulan enerjinin üretilebildiği bir ülkede yaşayan insanların yaşam koşulları, daha refah ve çağdaş bir seviyeye ulaşır.
Doğal gaz ve petrol gibi enerji kaynaklarının çok yetersiz olduğu ülkemizde, kömür yakıtlı santraller ve hidroelektrik santrallerden üretilen enerji yeterli düzeyde ihtiyacı karşılayamamaktadır. Bugün ülkemizin bir enerji sorununun olduğunu ve bu sorunun gelecekte daha ciddi boyutlara ulaşacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Dolayısıyla yakın gelecekte enerji sıkıntısıyla karşılaşılmaması için, şimdiden gerekli önlemlerin alınması yoluna gidilmesi gerekmektedir. Buna göre Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ekonomilere sahip ülkelerin düzeyine yetişmek için, daha çok enerji yatırımı yaparak gelişmesini sağlamak zorundadır. Ülkemiz açısından bakıldığında, bu sorunun bir an evvel çözümü için nükleer santrallerin kurulmasına öncelik verilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarını da iyi değerlendirmesi gerekir. Dünyanın ikinci büyük toryum rezervlerine sahip olan ülkemiz, bu yeraltı zenginliğini çok iyi bir şekilde kullanarak değerlendirmesi gerekecektir. Toryum gibi yerli kaynağımızın varlığı, gelecekte tam olarak nükleer enerji kullanımında Türkiye için bir güvence olacaktır.
NÜKLEER ENERJİ
Bugün fizyon sonucu (çekirdek bölünmesi) olayına dayalı nükleer enerji, klasik enerji teknolojileri arasında yer almaktadır. Nükleer santrallerin reaktör ünitelerinde, bugün için nükleer fizyon reaksiyonu güvenli biçimde denetim altına alınmış olarak gerçekleştirilmektedir. Bir nükleer elektrik santralinin reaktörü, uranyum gibi fizyona uygun maddelerden oluşan nükleer yakıtın, çekirdek bölünmesi sonucu açığa çıkan nükleer enerjisini, sürekli-güvenli ve kontrollü biçimde ısı enerjisine dönüştüren ana bölümüdür. Bu bölümde elde olunan ısı enerjisi ile buhar elde edilerek, herhangi bir termik santralde olduğu gibi buhar türbini ve jeneratör ikilisinden elektrik üretilmektedir. Fizyon işlemi sırasında ortaya çıkan radyoaktivitenin, reaktör çalışanlarına ve çevreye zarar vermemesi için, reaktör güvenliği kapsamında gerekli önlemlerin alınması en iyi şekilde sağlanabilmektedir. Nükleer enerji ile elektrik üretim teknolojisindeki tehlike olasılığı, diğer elektrik üretim teknolojilerinden daha azdır [1].

Nükleer Enerjinin Durumu
Büyük boyutlara ulaşan enerji açığını ancak nükleer elektrik santralleri ile (özellikle gelişmekte olan ülkeler için) karşılanabileceği gerekliliğinden, bu enerji kaynağının geliştirilmesi ve yenilenmesi yoluna gidilmiştir. Bugün üçüncü nesil diyebileceğimiz nükleer elektrik santralleri; oldukça geliştirilmiş ve yenilenmiş olması, alternatif enerji kaynakları içersinde bugün için en uygun çözüm olarak kabul edilmektedir. Nükleer teknoloji, dünyanın elektrik gereksinmesinin % 17'sini karşılamanın yanı sıra, tıpta ve endüstride kullanılan birçok izotopun üretilmesi ile de insanlığın hizmetindedir. Günümüzde 31 ülke nükleer enerji santralı işletmektedir. Dünya genelinde, 1000'i aşkın ticari, askeri ve araştırma amaçlı nükleer reaktör işletilmektedir [2]. Nükleer enerjinin dünyadaki durumuna baktığımızda; Aralık 2000 tarihi ile Eylül 2002 tarihi arasında kurulu bulunan nükleer santral sayısı 438'den 442'ye çıkmıştır. Bu santrallerin net gücü 356746 MWe (MegaWatt-elektrik) ve üretilen enerji 2544 TWh (milyar kW-saat)'dir. İnşa halindeki santrallerin sayısı 35 adet ve bu santrallerin net gücü yaklaşık 27743 MWe olacaktır [3]. Bu ülkelerin nükleer enerji payları Tablo 1'de gösterilmiştir.
Tablo 1. Nükleer Elektriğin Dünyadaki Enerji Payları [4]

Mayıs 2001'de yayınlanan "ABD Ulusal Enerji Politikası" özellikle kaynak çeşitliliğine değinmekte ve bu ilkenin uygulanması amacıyla yerli kaynaklara (gaz, kömür ve petrol) yönelmenin yanında nükleer ve hidroelektrik potansiyelden de faydalanmanın gerekliliğine işaret etmektedir. Bu politikanın paralelinde, ABD 2010 yılında yeni nükleer santralleri devreye almayı planlamaktadır. Dolayısıyla yukarıda belirtilen verilere göre, dünyada nükleer enerjiden vazgeçildiğini söylemek son derece yanıltıcı olur.

Nükleer Enerjinin Çevresel Boyutu
Nükleer santrallerin çevre ve insana zarar verebilecek şekilde kaza yapma riski, günümüzde kullandığımız diğer teknolojik sistem ve ürünlere göre, yok denecek kadar azdır. Bir nükleer santralin çevresinde yaşayan insanlara yüklediği yıllık doz doğal radyasyonun çok altındadır. Günümüzde doğal kaynaklar dışında insan yapımı radyoaktif maddelerden de radyasyon alınmaktadır. Örneğin, x ışınları TV, radyoaktif serpintiler ve çeşitli malzemeler gibi. Doğal ve yapay radyasyon kaynaklarından alınan ortalama etkin doz 2,4 mSv/yıl (mSv=0,0001 Sievert=0,1 rem) civarındadır. Normal işletme şartlarındaki bir nükleer güç santralinin toplam doza katkısı 0,01 - 0,001 mSv/yıl arasındadır ve yıllık çevresel radyasyon dozu ise, 1/100 ve 1/300 arasında olmaktadır (Uluslararası Radyasyondan Korunma Komitesi'nin belirlediği kabul sınır değerleri).
Nükleer güç santralleri işletme sırasında atmosfere kirletici gazlar salmazlar. Fosil yakıt kullanımında ise sera etkisine sebebiyet veren karbondioksit (CO2) iklim değişikliği üzerinde etkiler yaparken diğer emisyonların etkileri bölgeseldir. Özellikle fosil yakıtların yanmasından çevreye ve insan sağlığı açısından çok daha vahim sonuçları olan kükürtdioksit (SO2) ve azotoksiktler (NOx) asit yağmurlarına yol açarak, göllerdeki doğal yaşamı tehdit etmekte, ormanları ve tarım alanlarını tahrip edebilmektedir. Bu tür emisyonları en az salan enerji kaynakları yenilenebilir enerji kaynakları ve nükleer enerjidir. Eğer şu an dünyada kurulu bulunan 442 adet nükleer santral yerine, aynı gücü üreten kömürle çalışan termik santraller olsaydı, her yıl dünya atmosferine 2300 milyon ton CO2 , 42 milyon ton SO2 , 9 milyon ton NOx ve 210 milyon ton kül daha fazla olarak atılmış olacaktı [3]. 1000 MWe gücüne sahip bir kömür santralinin yıllık yakıt, atık ve emisyon miktarlarının, aynı güçteki bir nükleer santralinin miktarlarıyla karşılaştırılması Tablo 2'de verilmiştir[5].
2020 yılına yönelik tahminlerde, enerji talebi % 65 artarken, CO2 emisyonunun da aynı paralelde (yaklaşık % 65) artacağı öngörülmektedir. Kyoto Protokolü şartları gözönüne alındığında ve bunun sonucunda fosil kaynaklara olan bağımlılığın azaltılması gereği düşünüldüğünde, nükleer enerjiye olan talep gelecek yirmi yılda, ciddi bir şekilde artma eğilimine girecektir. Kyoto Protokolü global CO2 emisyonunu, 2008-2012 yılları arasında 1990 yılı değerinin % 5,2 altına indirmeyi hedeflemektedir. Ayrıca CO2 emisyon vergisi de gündemdedir ve söz konusu vergilendirme nükleer santralleri, üretim maliyeti açısından, kömürle çalışan termik santrallere göre daha cazip hale getirecektir [3].
Her enerji alternatifinde olduğu gibi nükleer enerji üretiminde de atık porblemi söz konusudur. Nükleer sektör son yıllarda atık teknolojisinde önemli gelişmeler kaydetmiştir ve modern radyoaktif atık depolama teknolojileri, oldukça yüksek güvenlik kriterlerini sağlamaktadır. Nükleer atıklar genel olarak düşük, orta ve yüksek seviyeli atıklar olarak sınıflandırılır. 1000 MWe gücünde, % 75 yük faktörü ile çalışan ve yılda 6,6 milyar kWh enerji üreten bir nükleer güç santrali için yıllık radyoaktif atık miktarları aşağıda verilmiştir:
Düşük seviyeli radyoaktif atık 460 ton
Orta seviyeli radyoaktif atık 310 ton
Yüksek seviyeli radyoaktif atık 27 ton (3 m3)
(kullanılmış yakıt)
Düşük ve orta seviyeli atıklar kolayca yeraltında veya yer üstünde saklanabilmektedir. Bunlar santralda kullanılan plastik kutular, eldivenler, filtreler vb., endüstride kullanılan atıklar, tıpta kullanılan radyoaktif maddelerden oluşurlar. Kullanılmış yüksek seviyeli atıklar olarak bilinen yakıtlar, reaktörden çıkarıldıktan sonra içersindeki radyasyon miktarının çok düşük düzeye inmesi için reaktör binası içersindeki havuzlarda uzun müddet bekletilir. Yaklaşık on yıl sonunda kullanılmış yakıtlar % 99 oranında radyoaktivitelerini kaybederler. Geriye çok uzun yarı ömürlü izotopların (çekirdeğindeki proton sayısı aynı, nötron sayısı farklı atomlar) yer aldığı bu yüksek seviyeli radyoaktif atıklar camlaştırılarak korozyona dayanıklı kaplar (3 mm çelik, 100 mm kurşun ve 6 mm titanyum) içersinde derin jeolojik yapılar (deniz dibi, yeraltı sularının bulunmadığını gösteren tuz yatakları, kristal veya sediment kayalar) içersinde izole edilirler. Ayrıca atık depolama ile ilgili, ayrıştırma/dönüştürme seçeneği ise son zamanlarda araştırma aşamasındadır [6, 7].
Tablo 2. 1000 MWe Gücündeki Nükleer ve Kömür Santrallerinin Yıllık Karşılaştırılması


Nükleer Teknolojide Güvenlik
Nükleer santraller gerek normal çalışma koşullarında, gerekse olası bir kaza durumunda çevreye zarar vermeyecek biçimde tasarımlanır. Tasarım aşamasında, santralin normal işleyişi esnasında olabilecek her türlü insan ve alet hatasının kazaya neden olmaması için gerekli tüm önlemler alınır. Örneğin reaktöre su sağlayan bir pompa devreden çıkarsa (bozulursa), diğer yedek pompalar bu işlevi yerine getirecektir. Sistemi çalıştıran ani elektrik kayıplarına karşı, elektrik kaynağının çeşitlendirilmesi yoluna gidilmiştir. Buna göre şebeke elektriğine ilave olarak, otomatik sisteme giren dizel jenaratörler ile akü sistemleri ayrıca kullanılabilmektedir. Olası bir kaza durumunda yerçekimi etkisinden faydalanılarak sistemi % 100 korumaya alan oluşumlar mevcuttur. En önemlileri, nötron yutucu kontrol çubuklarının basınçlı su reaktörlerinde yerçekimi etkisiyle aşağı düşerek reaktördeki fizyonu durdurması veya reaktör basınç kabından belli bir yükseklikteki su rezervinin, yine yerçekimi etkisiyle soğutma suyunu sağlamasıdır. Fizyon olayını durduracak daha değişik kontrol sistemleri de vardır. Örneğin, nötron yutucu özelliği olan boronlu suyun reaktöre basılması ve fizyon olayının durdurulması sağlanır.
Nükleer santrallerde fizyon sonucu açığa çıkan radyoaktif maddelerin ve radyasyonun çevreye ulaşabilmesi için, aşması gereken içiçe pek çok engel mevcuttur. Bunlar en içten dışa doğru sıralanırsa:
Yakıt: Nükleer yakıtların seramik yapıda oluşları nedeniyle radyoaktif maddelerin sadece % 1 yakıttan dışarı çıkabilir.
Yakıt Zarfı: Nükleer yakıt elemanları zirkonyum alaşımından yapılmış iki ucu kapalı silindirik bir boru içersindedir. Bu borular aşınmaya karşı çok dayanıklı olup radyoaktif maddelerin soğutucuya geçmesini engeller.
Reaktör Kabı (Kalbi): Paslanmaz çelikten imal edilen bu kap; basınç, sıcaklık ve radyoaktiviteye karşı oldukça dayanıklıdır. Dizaynları, üretimleri ve testleri titizlikle yapılır.
Beton Zırh: Reaktörün en dışında, biyolojik kalkan görevi yapan 120 cm kalınlıkta betondan yapılmış zırhtır. Dışarıya radyasyon çıkmamasını garanti altına alır.
Birinci ve İkinci Koruma Kabuğu: Birinci yapı çelikten imal edilmiştir, santralin nükleerle ilgili tüm parçaları bunun içersinde yer alır. İkinci yapı ise betonarme olup 1,5-2 metre kalınlığında son koruyucu bariyerdir. Her iki koruma kabuğu da reaktörü olası bir kaza durumunda radyoaktif sızıntıların çevreye ulaşmasına engel olur. Ayrıca uçak düşmesi, füze saldırıları gibi dış etkilerden reaktör ekipmanlarının korunmasını sağlamış olurlar.
Nükleer santrallerin yapımında diğer önemli husus, santralin yapılacağı yerin seçilmesidir. Yer seçiminde en önemli kriter, reaktörün yapılacağı bölgenin sismik ve meteorolojik özellikleridir. Sismik özellik denilince meydana gelebilecek bir depremde, santrale ne kadarlık bir ivmeyle kuvvet uygulanacağını göstermesi açısından önemlidir. Nükleer santral genelde santral sahasından yaklaşık 60 km uzaklıkta Richter ölçeğine göre 8 ve santral yerinin 30 km derinliğinde Richter ölçeğine göre 6,5 büyüklüğünde meydana gelebilecek depremlere karşı önlem alınabilecek tasarımı yapılır. Meteorolojik olaylar da (hortum, tayfun, sel gibi doğal afetler) göz önüne alınarak tasarımda dikkate alınır [3].
TORYUM ELEMENTİ
Bu element, torit torianit ve monazit gibi cevherlerin içinde bulunan ve uranyumdan üç kat daha fazla rastlanan metaldir. Doğal toryum, tümü radyoaktif olan izotopların bir karışımından oluşur. Özellikle toryum 232, yakın gelecekte nükleer santrallerde geliştirilmekte olan reaktörlerde yakıt olarak kullanılarak, nükleer sanayi için önemli bir enerji elementi olacaktır. Toryum, 21. yüzyılın en stratejik maddesi olma nedeniyle, 2005 yılına kadar yapılması planlanan yeni tip nükleer enerji santrallerinde bir numaralı yakıt olarak kullanılacak, bu durum trilyonlarca varil petrole eş değerde bir enerji karşılığına denk gelmiş olacaktır. Belirtildiği gibi yeni nesil nükleer santraller, uranyum yakıtının yanı sıra, toryum elementi gibi daha tehlikesiz, verimli ve problemsiz yakıtların yakılması dönüşümüne uğrayarak, bu tür enerji santrallerinin önemini bir kez daha ortaya koyacaktır.
1980 yılında nükleer güç santrallerinin verimi % 60 civarında idi, 2001 yılı sonu itibariyle bu değer % 30 artış ile % 90'a çıkmış durumdadır. Bu artış yakın zamanda toryum gibi yeni elementlerin yakıt olarak kullanılmasıyla daha da artacaktır. Bu örneklerden anlaşılacağı üzere enerji açığının kapatılmasında nükleer enerjinin önemi, bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Toryum uranyum gibi doğrudan enerji üretilebilecek bir madde olmamasına karşın, uranyum ve/veya plutonyumla birlikte kullanıldığında, uranyuma göre fazla ve uzun süreli enerji üretme kapasitesine sahiptir. Toryum katkılı yakıtlar, sırf uranyum içeren yakıtlara göre çok daha az miktarda bölünme ürünü (radyoaktif atıklar) çıkartmaktadırlar. Bütün bu avantajlar toryumu nükleer yakıt olarak kullanmak için cazip hale getirmektedir. Ancak bunların yan ısıra teknik ve ekonomik bazı zorluklar vardır. Bunların başında halen dünyada işletilmekte olan nükleer güç reaktörlerinin temel tasarımında bir değişiklik yapmadan toryumun kullanılmasının sağlanması gelmektedir. Bu konuda gerek AB, gerek ABD, Kanada, Kore ve Japonya'nın halen sürdürülen çalışmalarında, temel hedef, mevcut Hafif Sulu Reaktörler (LWR) veya Ağır Sulu Reaktörler (HWR) gibi ticari reaktörlerin yakıt dizaynında bir değişiklik yapmadan toryum-uranyum-plutonyum yakıtlarının etkin olarak kullanılması ve böylece plutonyum stoklarının azaltılmasıdır [8].

Toryumun Türkiye'deki Durumu
Dünyanın ikinci büyük toryum rezervlerine sahip olan Türkiye'nin en önemli toryum yatağı Eskişehir-Beylikahır bölgesi ve Sivrihisar-Kızılcaören yakınlarındadır. Bunun dışında Malatya-Darende-Kuluncak, Kayseri-Felahiye ile Sivas ve Diyarbakır il sınırları içinde toryum izlerine rastlanmıştır. MTA tarafından yapılan çalışmalarda Koca Devebağırtan ve Küçük Höyüklü yörelerinde görünür rezerv olarak % 2,78 ortalama tenörlü (elementel yoğunluk) toplam 4500000 ton nadir toprak oksiti (NTO) ile % 0,21 ortalama tenörlü yaklaşık 380000 ton toryum oksit (ThO2) olduğu belirlenmiştir. Aslında bu görünür rezerv yurdumuzun kesin potansiyeli değildir. Toryum rezervinin kesin olarak tespiti için çalışmalar sürdürülmektedir. Koordinatörlüğü TAEK (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) Teknoloji Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülmekte olan "Türkiye'deki Toryum Yataklarının Haritalandırılması, Zenginleştirilmesi Yöntemlerinin Geliştirilmesi ve Projelendirilmesi" adlı proje ile çalışmalar devam etmektedir. Dünyada bulunan önemli toryum rezervleri Tablo 3'de verilmiştir.
Tablo 3. Dünyadaki Toryum Rezervleri (Ton)

* Derinlik, kalınlık, cins ve kalite bakımından madencilik ve üretim işlemlerine bağlı olarak fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlenmiş kısmıdır.
Tablo 3'de görüldüğü gibi dünyadaki genel rezervlere bakıldığında Türkiye'deki miktarın önemi, yakın gelecekte enerji sektörü için oldukça önem teşkil edecektir.
Türkiye'deki rezerv, toryum-232 olarak yüzde yüz oranda oksitlenmiş toryum içermektedir. Reaktörlerde yakıt olarak kullanılırken kurşun hedef denilen bir muhafaza (silindirik boru) içersinde toryum tabletler kullanılır. Bu sistem üzerine (kurşun hedefler takımı) hızlı protonlar gönderilerek atomsal parçalanma neticesi enerji elde edilir. Bu yeni nesil reaktörlerin eskileriyle mukayese edilmesi mümkün değil ayrıca kesinlikle patlama (reaktör kor erimesi) tehlikesi olmadığı gibi Çernobil benzeri bir felaketle karşılaşılması söz konusu değildir. Radyoaktif kalıntı da minumum seviyelerde olmaktadır. Bu da nötronlarla yok edilerek kontrol altında tutulabilmektedir. Herşeyden önemlisi doğa kirlenmesi olmayarak temiz bir çevre etkileşimi ortaya çıkacaktır.
Dünya toryum rezervlerinin Türkiye'de dahil olmak üzere belirli birkaç ülke elinde toplanmış olması, uranyum üretiminde şimdilik bir sıkıntı çekilmemesi nedeni ile, toryuma dayalı nükleer santraller üzerindeki geliştirme çalışmaları şu an yavaş ilerlemektedir. Fakat yine de bu tür santrallerle ilgili ön araştırmalar tamamlanmıştır. Avrupa'nın ilk prototip toryumlu nükleer santralı 2005 yılına kadar tamamlanacaktır. Ayrıca Japonya ve ABD'de yeni nesil kendi santrallerini yapma çalışmalarını sürdürmekte ve bizler gibi gelişmekte olan ülkeler için, pazar sahasını şimdiden araştırmaktadırlar. Buna göre Türkiye, nükleer stratejisini en kısa zamanda belirleyerek orta ve uzun dönemde toryum yataklarının değerlendirilmesiyle ilgili tüm çalışmalara bir an önce başlamalıdır.
SONUÇLAR ve İRDELEMELER
Sürdürülebilir kalkınmanın çevresel uyumluluk kriteri çerçevesinde nükleer enerji, mevcut enerji üretim teknolojileri arasında öncelikli tercihlerden birisi olmak durumundadır. Özellikle Türkiye gibi enerji yoğunluğu yüksek teknolojileri kullanma gereği olan ülkelerde çevresel uyumluluk şartını en iyi sağlayan seçenek nükleer teknolojidir. Nükleer enerji kullanımı, başta CO2 olmak üzere SO2 , NOx ve toz emisyonları gibi çevre ve biyosfer kirleticilerini en aza indirmenin en etkin yoludur. Nükleer teknolojideki güvenlik sürecinde, yenilik ve sürekli iyileştirmelerle uygun gelişmeler sağlanmıştır. Günümüzde işletilmekte olan modern nükleer santrallerin, nükleer güvenlik açısından en istenmeyen durum olan, reaktör kor (kalp) erime olasılığı, bir işletim yılında, yaklaşık olarak 1/100 000 ile 1/10 000 000 arasında değişmektedir. Bu oran, nükleer santrallerin oldukça güvenirli olduğunu göstermektedir.
Toryum elementi Türkiye için oldukça önemli bir yeraltı zenginliğidir. Ortalama % 0,2 tenör değeri ile belirlenmiş rezerv, yaklaşık 380000 ton dur. Bu değer dünyanın ikinci büyük rezervidir. Yapılacak yeni aramalarla rezervin önemli ölçüde artması beklenebilir. Toryum tek başına fisil madde olmadığından doğrudan nükleer yakıt olarak kullanılamaz ve bir tetikleyiciye gereksinimi vardır. U235 veya Pu239 ile birlikte kullanıldığında nötron-Th232 tepkimesi sonucunda U233 fisil maddesi üretilebilir. Bu madde modern reaktör tasarımında kullanılabilecek en iyi yakıt tipidir. Yeni nesil ticari reaktörlerde yakıt tasarımında bir değişiklik yapılmadan toryum-uranyum-plutonyum yakıtları etkin bir şekilde kullanılacaktır [8]. Bu nedenle toryum elementi, ülkemiz açısından oldukça önemlidir. Buna göre ülkemizde kurulması planlanan nükleer santraller için toryuma dayalı yakıt çevrimi opsiyonu mutlaka değerlendirilmeli ve seçilecek teknolojinin bu opsiyona açık olması bir ölçüt olmalıdır. Ayrıca ülkemizde mevcut olan toryum cevherinin çıkarılmasına ve nadir toprak elementlerinden ayrıştırılmasına yönelik araştırma ve geliştirme çalışmalarına hız verilmelidir.
KAYNAKÇA
1. Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği, "21. Yüzyıla Girerken Türkiye'nin Enerji Stratejisinin Değerlendirilmesi", TÜSİAD-T/98-12/239, İstanbul, 1998.
2. Devlet Planlama Teşkilatı, "Elektrik Enerjisi", "Özel İhtisas Komisyonu Raporu", DPT : 2569-ÖİK:585, Ankara, 2001.
3. TAEK (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu), "Sürdürülebilir Kalkınma ve Nükleer Enerji", Ankara, 2000.
4. IAEA (International Atomic Energy Agency), News Brief, 2002.
5. IAEA, "Choosing The Nuclear Power Option Factors to be Considered", Viyana, 1998.
6. Rogner, H., "Sustainable Energy Development-Economics and Externalities", IAEA, 2000.
7. TAEK Teknoloji Dairesi, "Nükleer Atık İdaresi ve Dünyadaki Uygulamalar", Ankara, 2000.
8. UAEA, "Utilisation of Thorium Fuel, Options in Emerging Nuclear Energy Systems", Teknik Komite Toplantısı, Viyana, 1999.

Nüve Forum
kaynak:
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları

Konu Jeli tarafından (24.09.08 saat 19:20 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 25.08.08, 16:00
wakan - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
İletiler: 602
Blog Başlıkları: 3
wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!wakan çok güzel bir geleceğe sahip olacak.Bu şimdiden belli oluyor!
Standart Cevap: Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir?

ülkem yoksul,insanları sefil yaşamaktadır....
tüm gelişmiş ülkelerde yıllar önce nükleer santral kurulmuştur....kaldırmak gibide bi niyetleri yoktur...

emperyalist oyunlardan biride çevreci grupları üzerimize salıp aman ne kadar kötü bu nükleer santral denmesidir...ve ne yazıkki buna oldukça inanılmaktadır....

bu ülkenin hemen acil yoksulluğunun bitmesi gerekiyor....bunun için ne gerekiyorsa yapılmalı..ne gerekiyorsa..gerisi lafı güzah bence....

aydınlatıcı bilgiler için teşekkürler sayın oğuz gölcik.....

Nüve Forum
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 25.08.08, 19:08
zamane3436 - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çekingen
 
Üyelik tarihi: Jul 2008
İletiler: 51
zamane3436 olağanüstü bir gizeme sahip!zamane3436 olağanüstü bir gizeme sahip!zamane3436 olağanüstü bir gizeme sahip!
Standart Cevap: Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir?

Al***305;nt***305;:
wakan´isimli üyeden alıntı Mesaj***305; göster
ülkem yoksul,insanları sefil yaşamaktadır....
tüm gelişmiş ülkelerde yıllar önce nükleer santral kurulmuştur....kaldırmak gibide bi niyetleri yoktur...

emperyalist oyunlardan biride çevreci grupları üzerimize salıp aman ne kadar kötü bu nükleer santral denmesidir...ve ne yazıkki buna oldukça inanılmaktadır....

bu ülkenin hemen acil yoksulluğunun bitmesi gerekiyor....bunun için ne gerekiyorsa yapılmalı..ne gerekiyorsa..gerisi lafı güzah bence....

aydınlatıcı bilgiler için teşekkürler sayın oğuz gölcik.....

bu tür konulara olan duyarlılığı için oğuz göçik'e ve sağduyulu yorumunuz için size teşekkürler.
milli menfaatlerimiz hususunda haddasiyetleri takdir etmememek mümkün değil.

<<dün sabah gazetesinde ki bir haber dikkatimi çakmişti.
sinopta 30 ülkeden 70 çevreci gösteri yapmış.28 tanesi gözaltına alınmış.gözaltına alınanlardan 25'iyabancıymış.>>

hani insan şöyle demek istiyor.
"ne kadar düşünceliler"
enerjide dışa bağımlılığın bedelini ağır ödüyoruz.
butür çözümlere ihtiyacımız var.
türkiye güçlü olmak için ne gerekiyorsa yapmalıdır,kimin ne dediği hiç önemli değil.

Nüve Forum
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 24.09.08, 13:44
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Bilimsel
 
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 2.559
Blog Başlıkları: 5
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Nükleer santralin bir ülke için çekici yanları nelerdir?

Nükleerde teklifler alınıyor


Nükleer santral ihaleleri 3 kez başarısızlıkla sonuçlanan Türkiye, yarışma şeklindeki dördüncü ihaleye bugün çıkıyor. 13 yatırımcının şartname aldığı ihale için son teklifler alınacak.




Yaklaşık 50 yıl önce nükleer enerji konusunda çalışmaya başlamasına rağmen nükleer santral ihaleleri üç kez başarısızlıkla sonuçlanan Türkiye, yarışma şeklindeki dördüncü ihaleye çıkıyor. Mersin-Akkuyu***8217;da kurulması planlanan Türkiye***8217;nin ilk nükleer santral inşaatı için geçen Mart ayında açılan yarışma çerçevesinde son teklifler bugün alınacak ve teklifler açılacak.
Türk firmalarının yanı sıra Kanada, Japon, Fransız, Rus, Güney Kore, Çin, Hollanda ve Almaya firmalarının ilgi gösterdiği ihale için firmalar son tekliflerini ihale saat 14.00***8217;e kadar verebilecekler. Kapalı zarflar saat 14.30***8217;dan itibaren açılmaya başlayacak.

Alım garantisinin bulunduğu 15 yıl boyunca devlete satacağı elektrik için en ucuz fiyatı verecek firma ihaleyi kazanacak. TAEK***8217;in nükleer santral ölçütlerini karşılamayan firmalar ihale dışında kalacak.

10-11 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM
Nükleer santral, ilk yatırım maliyetlerinin yüksek olmasına karşın yakıt maliyetlerinin düşüklüğü, dışa bağımlılığın azaltılması ve çevre kirliliği açısından en temiz enerji elde etme yöntemi olması nedeniyle Türkiye***8217;nin tercihleri arasında bulunuyor.

Nükleer santralın 3 bin megavat (MW) gücünde olması durumunda 5-6, 5 bin MW gücünde olması durumunda 10-11 milyar dolarlık bir yatırım söz konusu olacağı belirtiliyor. Türkiye elektrik enerjisi üretimi içinde nükleer santrallerinin payının 2020 yılına kadar asgari yüzde 8, 2030 yılına kadar ise yüzde 20 olmasını hedefliyor.

TAEK***8217;İN NÜKLEER KRİTERLERİ NELER?
İhalede TAEK***8217;in nükleer santral kriterlerini yerine getirmeyen firmanın teklifi kabul edilmeyecek. TAEK***8217;in kriterlerine göre, nükleer güç santrali güncel ve kanıtlanmış teknolojik yenilikleri kapsayacak. Başta uluslararası atom enerji normları olmak üzere uluslararası normlara uygun olacak. Santralin ciddi kaza sınıfına giren kazalara karşı da radyolojik sonuçları hafifletecek önlemleri alacak şekilde tasarlanmış olması değerlendirmede dikkate alınacak.

EN AZ 40 YIL HİZMET EDECEK
Nükleer güç santralinin hizmet edeceği süre en az 40 yıl olacak. Yerli katkı payına yönelik plan ve program önerilecek. Plan ve programda en az yüzde 60 yerli katkı payına ulaşılacak süreç gösterilecek.

İşletme deneyimi, santralların işletme deneyimi değerlendirmede dikkate alınacak. İkinci nesil santrallerin işletme deneyimini gösterir tedarikçinin ülkesine veya diğer ülkelerdeki referans örnek ve örneklerinin belgelenmesi gerekecek.

Değerlendirmeye alınacak santral tipleri teknolojik olarak sınanmış olacak. Bu nedenle 4. nesil nükleer santraller değerlendirmeye alınmayacak. Teknolojik sınanmışlık ölçütüyle üçüncü nesil santrallerin önünün açılması hedefleniyor.

KAÇ FİRMA ŞARTNAME ALDI?
Mersin Akkuyu***8217;da kurulması planlanan Türkiye***8217;nin ilk nükleer santral inşaatının yapım ve işletimi için bugüne kadar 13 yerli ve yabancı firma TETAŞ***8217;tan şartname aldı. Söz konusu firmalar şöyle:
AECL Atomic Energy Of Canada Limited (Kanada)
Itochu Corporation (Japonya)
Vinci Construction Grand Projets (Fransa)
Suez Tractebel (Fransa-Belçika)
Atostroyexport (Rusya)
KEPCO (Güney Kore-Türkiye)
China Nuclear Power Components Co. (Çin)
Unit Investment N.V. (Hollanda)
Hacı Ömer Sabancı Holding (Türkiye)
Alsim-Alarko Sanayi Tesisleri (Türkiye)
Hattat Holding (Türkiye)
RWE (Almanya)
Ak Enerji (Türkiye)

NÜKLEER ENERJİ RÜYASI 1960***8217;DA BAŞLADI
Türkiye***8217;nin nükleer enerji rüyası 1960***8217;ta başladı. ABD soğuk savaş döneminde jüpiter balistik füzelerinin Türkiye***8217;de konuşlanması karşılığında Küçükçekmece***8217;de nükleer araştırma reaktörünün kuruluşuna yardım etti. İlk nükleer enerji projesi ise 1967-1970 yıllarında gündeme geldi. 7 yıl sonrası için 300 MW***8217;lık kurulu güçte bir santral düşünüldü. Ancak proje rafa kaldırıldı. 1974***8217;te Akkuyu***8217;da bir nükleer santral kurulması planlandı, fakat bu projede de hayata geçirilemedi.

1983 yılında dönemin Başbakanı Turgut Özal tarafından Akkuyu***8217;da 600 MW***8217;lik kurulu güçte bir nükleer santral projesi gündeme getirildi. Ancak yap-işlet-devret modelinin öne sürülmesi, nükleer ile yolları bir kez daha ayırdı.

1987 Çernobil kazasının ardından TAEK***8217;in Nükleer Enerji Dairesi kapatıldı. 1994 yılında danışmanlık ihalesi açıldı ve Güney Kore kazandı. 1998***8217;de nükleer santral ihalesi tekrar açıldı. ABD-Japonya ortaklı Westinghouse-Missubishi konsorsiyumu, Kanada***8217;nın AECL (Candu) ve Almanya-Fransa ortaklı NPI firmaları ihaleye teklif verdiler. 25 Temmuz 2000 tarihinde dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, nükleer enerji planlarından çok pahalı olduğu için vazgeçildiğini açıkladı ve bakanlar kurulu kararıyla ihale ertelendi.

Nüve Forum
kaynak:
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları

Konu oguzgolcik tarafından (24.09.08 saat 13:46 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 24.09.08, 17:45
Selim Hoytur - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 5.878
Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Nükleer Enerji İhalesi Yapıldı

İhaleye Atomstroyexport-Inter Rao-Park Teknik ortaklığı teklif verdi.



Nükleer santral ihalesi TETAŞ'ın Ankara'daki Genel Müdürlük binasında yapıldı. 13 firmanın şartname aldığı ihaleye 6 zarf sunuldu. Zarflardan 5'inde teşekkür ifadesi, birinde de teklif yer aldı.

TETAŞ Genel Müdürü Hacı Duran Gökkaya, "Atomik Sport Eksport Rusya beraber olduğu firmalar İnter Rau ile Rusya, Park Teknik Elektronik Mekanik Turizm Sanayi Ticaret AŞ Türkiye iş ortaklığı birlikte müracat ederek teklifte bulunmuştur" diye konuştu.

Bundan Sonraki Süreç
Rakamı açıklanmayan teklifi önce TETAŞ değerlendirecek. Bu çerçevede ilk olarak firmanın şartnameye uygunluğu denetlenecek. Ardından TETAŞ ikinci zarfı atom enerjisi kurumu TAEK'e gönderecek. Kurum 15 gün içinde değerlendirmesini yapacak.

Rus firmasının verdiği teklif TAEK'ten onay alırsa üçüncü zarf açılacak ve firmanın teklifi Bakanlar Kurulu'nun onayına sunulucak. İhale işlemlerinin tamamlanmasından sonra santralin kurulması aşamasına geçilecek.

Santrali kuracak ve işletecek olan şirkete 15 yılı aşmamak koşuluyla ürettiği elektriğe alım garantisi verilecek.

Nüve Forum
kaynak
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
çekici, nelerdir?, nükleer, santralin, ülke, yanları

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 14:00 .