Nüve Forum

Nüve Forum > gazete haber ve makale yorumları > Bilim ve teknoloji > Nükleer Teknoloji > Türkiye ürkütücü bir nükleer maceranın eşiğinde mi?

Nükleer Teknoloji hakkinda Türkiye ürkütücü bir nükleer maceranın eşiğinde mi? ile ilgili bilgiler


Türkiye'de nükleer enerjiye giriş kararı toplum tarafından yeterince tartışılamamıştır. Başka ülkeler büyük hatalar işlemişse bizim onları taklit etmek gibi bir mecburiyetimiz yoktur. Bu konuyu ok yaydan çıkmadan tartışmaya açmak bir

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 11.01.08, 22:40
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Türkiye ürkütücü bir nükleer maceranın eşiğinde mi?

Türkiye'de nükleer enerjiye giriş kararı toplum tarafından yeterince tartışılamamıştır. Başka ülkeler büyük hatalar işlemişse bizim onları taklit etmek gibi bir mecburiyetimiz yoktur. Bu konuyu ok yaydan çıkmadan tartışmaya açmak bir yurttaşlık ve hatta insanlık borcu

ERHAN KULA
Yıl 1977. İngiltere Leicester Üniversitesi'nde doktora öğrencisiyim. Oxford Üniversitesi'nden davet üzerine profesör Paul Henderson bulunduğum fakültede tüm akademisyenlere ve öğrencilere bir konuşma yapmak üzere geldi. Konuşmanın konusu İki Büyük İngiliz Hatası (*). Konferans salonu bilhassa İngilizlerin pek fazla hataya mustarip olmadığına inananlar ile dolu.
Profesör kürsüde konuşmak için ayağa kalktı ve salonda çıt yok. Önce bu iki büyük hatanın ne olduğunu söyledi ve sonra da konunun izahına geçti. Hatalardan birincisi, Fransızlar ile ortak yapılan sesten hızlı Concorde süper-jet yolcu uçağı ve ikincisi de nükleer santraller . Henderson bunların herhangi bir ekonomik değeri olmadığını ve büyük paralar harcandıktan sonra her iki maceranın da hüsran ile son bulacağını izah etti.
Sonra hepimize bir soru sordu: "Öyleyse İngiliz hükümeti bu işlere neden girdi? Bir iki dakika düşünün, sonra ben size bu sorunun cevabını vereceğim" dedi. İki dakika geçti ve salonda çıt yok; herkes cevabı merakla bekliyor. Henderson herkesi şaşırtan bir cevap verdi: "Gösteriş. İngiliz hükümeti ve onlara destek veren güçlü çıkar çevreleri bu sözüm ona iki muhteşem teknoloji harikasını hayata geçirelim ve dünyaya İngilizlerin ne gibi bir millet olduğunu gösterelim. Bu karar bu kadar basit alındı."


'İngiliz dinozor'
Birçok dinleyici gibi ben de neredeyse küçük dilimi yuttum. Konuşmanın sonunda hayli uzun soru-cevap süresine geçildi ve neticede ev sahipleri Profesör Henderson'a teşekkür ederek oturumu kapattı. Tabii ki konu Henderson gittikten sonra dinleyiciler arasında uzun uzun tartışıldı. Hocalarımızın büyük bir çoğunluğu bilhassa benim de içinde olduğum yabancı talebeler grubuna şunu açıkladı. "İşte teknoloji düşmanı bir İngiliz dinozorunu dinlediniz. Bunlara Ladite denir ve 100 yıl kadar önce tekstil makinelerine demir çubuklar ile saldırıyorlardı.
Eğer bu gibi insanlar hep karar merciinde olsaydı insanlık hâlâ mağaralarda yaşıyor olacaktı." Fakat hiçbiri bu kararın böyle alınmadığı konusunu iddia etmedi.
Aradan yıllar geçti ve zaman Profesör Henderson'u haklı çıkardı. Super-jet Concorde uçağı milyarlarca sterlin kamu parasının israfından sonra müzeye kaldırıldı. Muazzam sübvansiyonları yutan ilk kuşak İngiliz nükleer santrallar bugünlerde kapanma safhasında. Hükümet bunların yerine neler konacağına dair henüz kesin bir karar veremedi.
Amerika Birleşik Devletleri'nde, Almanya'da, İsveç'te artık mükleer santrallar inşa edilmiyor. Birçok Batı ülkesi artık bu işi bıraktı. Peki Türkiye niçin bu işi başlatmak için 9 Kasım 2007 tarihinde BM'den alelacele bir kanun çıkarttı? Gösteriş için mi? Eğer öyle ise bu kime ve nasıl bir gösteriş? Dünyanın en fakirlerinden olan Hindistan ve Pakistan dahi "elektrik üreten veya üretebilen" nükleer ünitelere sahip.
Nükleer enerjiyi kapatan Batı'nın demokratik ülkeleri bilhassa şu gerçekler üzerinde odaklaşmaktadır:
nükleer enerji çok pahalıdır
çok risklidir
ileri kuşaklara büyük riskler ve parasal maaliyetler yükleyecektir.
Bugün İngiltere'de orta büyüklükteki Coventry şehri gibi (nüfus takriben 400 bin) bir yerleşim biriminin enerji ihtiyacını karşılıyacak tazyikli su teknolojisine dayanan nükleer bir santral kurmak 7-10 milyar dolara mal olacaktır. Türkiye'de kurulacak bir nükleer santral veya santrallar halihazırda pahalı enerji kullanan üreticimizi ve tüketicilerimizi daha da mağdur edecektir. Bu santralların miyadı dolduğunda söküm ve bölgenin temizleme işlemleri 30-40 yıl alacak ve bu işin maliyeti belki kuruluş maliyetine denk düşecektir. Yani bir santral 4-5 yıl içerisinde inşa edilecek, 30-35 yıl faaliyet gösterecek ve 30-40 yılda da sökülerek temizlik işleri sonuçlanacak. Toplam maliyet (işletme maliyetinin dışında) 14-20 milyar dolar. Sinop'ta kurulması düşünülen santral herhalde bu gibi rakamlara ulaşacaktır ve sadece yurdun yüzde 3-4 ihtiyacına cevap verecektir. Durum birazda keçiboynuzu yemeye benziyor; bir dirhem bal için bir çeki odun çiğnemek.
Hafızalardaki vakalar
Nükleer enerji son derece risklidir. İşletme, nüjkleer yakıtın nakli, reaktörlerin sökülmesi ve artıkların giderilmesi büyük riskler taşımaktadır.
Bir de buna gittikce tırmanan terör tehlikesini ilave etmek gerekir. Çernobil ve Three Mile Island'da olan kazalar hâlâ hafızalarımızda yaşıyor. Bugün Çernobil ve çevresinde nükleer kaza ile ilgili kanser ve genetik deformasyon vakalarının çeyrek milyona ulaştığı iddia ediliyor.
Nükleer enerjinin en büyük sorunu artıkların giderilmesidir ki henüz insanlık bu soruna tatmin edici bir cevap bulamamıştır. Bu artıklardan bazıları on binlerce ve hatta milyonlarca yıl aktif kalarak insan sağlığını tehdit edecek durumdadır. Bu riskler en büyük ölçüde ileriki kuşaklarımıza yüklenecektir.
Türkiye'de nükleer enerjiye giriş kararı toplum tarafından yeterince tartışılamamıştır. Başka ülkeler büyük hatalar işlemişse bizim onları taklit etmek gibi bir mecburiyetimiz yoktur. Bu konuyu ok yaydan çıkmadan tartışmaya açmak bir yurttaşlık ve hatta insanlık borcudur.

(*) Profesör Henderson'un bilimsel makalesi şuradadır. 'Two British Errors', Oxford Economic Papers, July 1977.

Erhan Kula: Erhun Kula Bahçeşehir Üniversitesinde iktisat profesörü; bilhassa çevre konuları ile ilgilenmektedir. Nükleer enerjinin yarattığı ve yaratabileceği problemler üzerinde İngiltere, ABD ve İsveç'te uzun yıllar araştırma yapmış olup bu konularda İngiltere ve ABD'de yayınlanmış çok sayıda kitap ve makalesi mevcuttur.

Radikal-çevrimiçi / Yorum / Türkiye ürkütücü bir nükleer maceranın eşiğinde mi?
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 23.10.09, 12:50
Çekingen
 
Üyelik tarihi: Feb 2007
İletiler: 0
hasanusta doğru yolda ilerliyor.
Standart Cevap: Türkiye ürkütücü bir nükleer maceranın eşiğinde mi?

merhaba :madalyonon birde öteki yüzü diye birşey var .nükleere ulaşmak zarureti ve
zorunlu olarak nükleer teknoloji, istemesekde yapmak zorundayız .dünyada var oluş kavgası.çünkü öğle muuazzam silahlar geliştiki.artık konvansionel silahlar tahtadan oyuncaklara döndü.ya nükler teknolojiye geçeceksin .yada .....
not :bir örnek.hindistan bir milyar nüfusu var nükleer silahı var. pakistanı vurmak istiyor fakat oda ne pakistanın nükleer silahı var .zor oyunu bozar .
sen anladın onu.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
eşiğinde, maceranın, mi?, nükleer, türkiye, ürkütücü

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 01:31 .