iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 18:26 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Kültür ve Sanat » Mitoloji » Etrüskler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 18.06.07, 16:59
Standart Etrüskler

nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
Send PM

18.06.07, 16:59



|

Etrüsk mitolojisi





Etrüsk heykelciği, bronz.Roma mitolojisine Etrüskler'den geçtiği sanılan, Remus ve Romulus'u emziren kurt inanışını tasvir eden heykelcik.


Etrüsk mitolojisi veya Etrüsk dini, Etrüsklerin mitolojik yazın ve inançları ile birlikte yaptıkları dini adet ve uygulamaların bütünüdür.
Etrüskler Kuzey İtalya'dan gelen, zaman içinde Roma'ya entegre olmuş, kökeni bilinmeyen bir milletir. Bu maddede de yer alacak birçok Etrüsk mitolojisi öğesi, tanrı ve tanrıçası Roma panteonuna girmiştir. Bunların bir kısmı doğrudan girerken, bir kısmı zaten var olan ve benzer özellikler taşıyan öğelere etki ederek, bir tür sentez sonucu girmiştir.
Etrüsklerden geriye çok fazla yazın kalmamış, Etrüsk dili dahi bugün tam olarak anlaşılamamıştır. Ayrıca Romalı yazarların Etrüsklere, dillerine ve dinlere dair kaleme aldığı yazınlar da bugüne ulaşamamıştır. Tüm bu sebepler nedeniyle haklarında çok az şey bilinen Etrüsklerin dini ve mitolojik inanç, yaşayış ve yapılanmaları hakkında çok daha az şey bilinmektedir.
Arkeolojik bulgular da sınırlıdır. Örneğin bugüne ulaşmış mezar kitabelerinde genelde ölen kişinin ismi geçerken, tapınaklara sunulan adak plakalarında sadece adağın yapıldığı tanrı veya tanrıçanın ismi geçer. Bu tip bilgiler de Etrüsk mitolojisine dair ancak yüzeysel bir idrakın gelişebilmesine olanak tanımıştır. Zaten Etrüsk dilinin tamamen anlaşılamamış olması, ele geçecek bulguların da en etkili şekilde kullanılmalarını kısıtlamaktadır.
Bununla birlikte bugüne ulaşan büyük oranda ikonografik materyal bulunmaktadır. Vaso süslemeleri, anıtlar, heykeller, taşlar, rölyefler ve kabartmalardaki ikonografi bize Etrüsk mitolojisi hakkında bilgi sunabilir. Her ne kadar bu ikonografi yoğun bir Helenistik etki altında kalsa ve Yunan mitolojisinden tasvirler içerse de, Etrüsk mitolojisi ile Yunan mitolojisi arasında kurulan bağlar Etrüsk mitolojisini, en azın karşılaştırmalı bir şekilde, anlamaya yardımcı olur niteliktedir. Örneğin Etrüsk mitolojisindeki tanrıların Yunan mitolojisindeki denkleri ve bazı daha yerel tanrıların Yunan mitolojisindeki benzerleri bu ikonografilerden anlaşılabilir. Bu da en azından mitolojik yapılanma ve anlayışa dair önemli ipuçları barındırır.


Etrüsk Tanrı ve Tanrıçaları [değiştir]
Etrüsk mitolojisindeki çoğu tanrının Romalı ve İtalik denkleriyle olan ilişkisi ve hatta isimlerini bu denklerinden almaları Etrüsk dininin İtalyan Yarımadası'ndaki diğer milletlerin dinleriyle birlikte aynı zaman diliminde geliştiğinin düşünülmesine yol açmıştır. Genel görüşe göre dini yapı MÖ 1. binyılın başlarında gelişmeye başlamıştır. Etrüsk panteonu Yunan ve Roma panteonları gibi bir ana tanrı barındırır. Zeus ve Jüpiter'e denk olan bu tanrı Tinia veya Tin olarak anılır. İsminin anlamı "parlayan gün" olan bu figür tasvir anlamında büyük oranda Zeus'a benzer. Yunan Hera veya Romalı Juno ile denk olan ve Tinia'nın eşi konumunda olan Uni isimli bir tanrıça bulunmaktadır. Etrüsk mitolojisindeki, Roma benzeri üçleme Tinia, Uni ve Menerva şeklindedir. Menerva, Romalı Minerva'dan köken alan akıl tanrıçasıdır.
verilebilir. Apulu Yunan tanrısı Bunların dışında birçok Yunan mitolojisi kökenli figür, çoğu zaman tüm mitleriyle birlikte, Etrüsk mitolojisine nüfuz etmişlerdir. Örnek olarak ApuluApollo'nun dengidir ve gerek isim gerekse tüm mitleriyle Yunanlardan Etrüsklere geçmiştir. Bunun dışında ünlü Yunan kahramanı Herkül de Hercle ismiyle Etrüsk mitolojisindeki yerini almıştır. Bunlar ve birçok tanrı ve tanrıçanın özelliklerinin yanı sıra isimlerinin de Yunan mitolojisindeki isimlerden köken almış olması Etrüsk mitolojisindeki Yunan ve Roma etkisini aşikar kılmaktadır.
zikredilebilir. Yunan ve Roma mitolojileriyle olan yakın ilişki bu tanrılarda da göze çarpar. Satre Roma mitolojisindeki Etrüsk mitolojisinde yer alan Tinia dışında tanrılara bakılırsa su tanrısı Nethuns, güneş tanrı Usil, orman tanrısı Selvans, zaman tanrısı SatreSatürn ile denkken Usil Yunan mitolojisindeki Helios ile denktir.
Akıl tanrıçası Menerva, aşk tanrıçası Turan, yer altı tanrıçası Culsu ve ana tanrıça Cel ati adı belirtilebilecek önemli tanrıçalardandır. Etrüsk mitolojisindeki önemli ve güçlü arz tanrıçası Cel ati'nin ismini oluşturan iki sözcük "dünya" ve "ana"dırlar; yani onun ana tanrıça karakteri ismiyle barizdir. Yunan Demeter ile Romalı Terra Mater'e denktir. Bunların dışında daha önemli tanrıçalarla ilişkilendirilmiş daha küçük tanrıçalar bulunur, bunlara özgün bir isim ile Lasa denir. Örneğin Alpanu, Achavisur ve Zipna aşk tanrıçası Turan'ın yardımcısı Lasalardır.

Etrüsk Dininin Özellikleri [değiştir]


Aşil bir Truvalıyı öldürürken onların başında bekleyen çekiçli Kharun tasviri.


Etrüsk mitolojisindeki Yunan etkisi yoğun olsa ve neredeyse her noktaya nüfuz etmiş olsa da, özgün temellerinin yanı sıra Etrüsklerin bu tip etki sonucu dahil olmuş figürleri geliştirdiği de bilinmektedir. Bunun en bariz örneklerinden biri Etrüsk mitolojisindeki yer altı/ahiret inancının yapısı, özellikleri ve tasviridir. Etrüsk yer altı dünyası Yunandakinin temellerine sahiptir. Örneğin kayıkçı Kharon, Kharun (veya Charun) ismiyle Etrüsk mitolojisinde yer alır. Burada ölecek olanların canını alırken kullanacağı büyük bir çekiçle tasvir edilmiştir. Bununla birlikte Etrüsk yer altı inancının barındırdığı demonoloji Yunandakinden çok daha gelişmiştir. Eril ve diliş birçok özgün iblisin yanı sıra Yunan mitolojisindeki iblis ve canavarlar da bulunur.
Bunların dışında belki de Etrüsk din ve mitolojisini Roma ve Yunan'dan ayıran en önemli noktalardan biri tanrıların oluşturduğu bir dini sistemin varlığıdır. Romalıların Etrusca disciplina diye andıkları bir tür Etrüsk din bilimi mevcuttur ve Etrüskler bunun tanrıların insanlara ilham etmesi yoluyla, tanrıların işi olduğuna inanmıştırlar. İlham edilen şeylerin yazılması kutsal kitap fikrini de doğurmuştur.
Bu bilim veya sistem İbrahimi Dinler gibi peygamber benzeri bir öğe de barındırır. Ayrıca içinde birçok farklı gelenek bulunur. Bu geleneklerden biri Tarquinia'dandır. Bu geleneğe göre dünyanın doğurduğu Tages isimli bir çocuk bir köylü tarafından ıssız bir arazide bulunur. Çocuk mucizevi bir şekilde konuşabilen çocuk etrafa ona ilham olunmuş dini mesajları verir ve daha sonra da esrarengiz bir biçimde kaybolur. Etrüsklerin en çok etkilendiği Yunan ve Roma din ve mitolojilerinde bu tip bir peygamber benzeri kişiye rastlanmadığı gibi bu tip sembolizm ancak çeşitli millet, ülke, uygarlık veya kahramanların kökenine dair anlatılarda kullanır.
uzmanlarıydılar. Bu sebepten örneğin Yunandaki dini görevlilerden çok daha farklı özelliklere sahiptirler. Daha sonra bu ruhban sınıfı İlham (veya vahiy) kültürü kutsal kitap edebiyatına yol açmıştır. Örneğin bu kutsal kitaplarından biri yıldırım kitaplarıdır ve yıldırımlara dini bir bakış açısı barındırır. Ayrıca Etrüsk dininde kutsal kitaplarla birlikte özgün bir ruhban sınıfıda mevcuttur. Bu sınıftan kişiler çok saygındılar ve Etrusca disciplinaRoma İmparatorluğuna yayılmış ve Roma dinine nüfuz etmiştir.
Roma İmparatorluğu'ndaki paganist yapıya adapte olan ve Roma diniyle çok yakın bağlara sahip olan Etrüsk dini, kendisi Roma mitolojisinden etkilenirken Roma mitolojisinin ve özellikle dini yapısını etkilemiştir. Bunun en bariz göstergesi Roma sistemine Etrüsklerden geçmiş olan haruspexler yani özel ruhban sınıfıdır. Özellikle ibadet, ritüel anlamında Etrüsk dininin Romadaki dini anlayışa önemli katkıları olmuştur. Hristiyanlığın yükselişiyle Roma paganizmiyle birlikte Etrüsk dini de büyük zarar görmüş ve sonunda paganist inançların yasaklanmasıyla, Roma diniyle birlikte Etrüsk dini de yok olmuştur.

kaynak
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #2  
Alt 18.06.07, 17:01
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Etrüskler

Bu liste Etrüsk mitolojisindeki figürleri barındırır. Burada figür ile kastedilen bu mitolojideki her türlü yaratık ve nesnedir, buna put, tanrı ve tanrıçalar da dahildir.
ve Roma Tanrısı ("Toprak/Dünya Ana") olarak yorumlanırdı. veya yani yönetici sınıfın tanrısı. AdıBilgiAçleTruva Savaşı'nın efsanevi kahramanlarından, Yunan Aşil'den.AitaAyrıca Eita. Yer altı dünyası tanrısı ve ölülerin hükümdarı, Yunan Hades ve Greko-Romen Plüto ile denktir.AivasAyrıca Eivas veya Evas. Yunan kahramanları Ajax, Telamon’un oğlu ve Ajax, Oileus’un oğlu’nun dengidir.AlpanAyrıca Apanu. Lasa’lardan biri ve aşk tanrıçası. Büyük ihtimalle Yunan tanrıça Persephone’nin dengi. Sanatta genellikle kanatlı biçimde çıplak veya yarı çıplak resmedilmiştir.AniCennetin en üst katında yaşayan gök tanrısı. Dilbilimsel açıdan Roma tanrısı Janus ile ilişkilendirilebilir. Dişi dengi, eşi Ana idi.ApluAyrıca Apulu. Gök gürültüsü ve şimşek tanrısı. Açık bir biçimde Yunan tanrısı Apollo'dan türetilmiştir.ArtumeAyrıca Aritimi, Artumes veya Artames. Bereket, orman, doğa, gece, ay ve ölüm tanrıçası. Yunan tanrıça Artemis ile ilişkilidir.AtunisAyrıca Atuns. Popüler yaşam-ölüm-geridönüş (tekrar doğum) Adonis'in Etrüsklü enkarnasyonu, Turan'ın eşi.CauthaAyrıca Cath veya Catha. Bir güneş tanrıçası, ve güneşin kızı. Aynı zamanda başlangıçların ve şafağın tanrıçasıydı.CelAyrıca Cilens veya Celens. Arz tanrısı, Yunan Gaia'nın dengi. Ati Cel ("Toprak/Dünya Baba") veya Apa CelKharontesBir iblis (cin) türü, büyük ihtimalle dilbilimsel açıdan Kharon ile ilişkili.KharunAyrıca Karun. Yeraltı dünyasında ölülerin ruhlarına işkence eden bir iblis, cin. Aynı zamanda yeraltı dünyasının girişinin bekçisidir. Akbaba burunlu, sivri uçlu kulaklı, kızıl saçlı, tüylü kanatlı mavi bir ifrit olarak betimlenmiştir. İnsanları bir çekiçle, zaman zaman da bir balta ile öldürürdü. Ayrıca bazen kızıl saçlı, sakallı bir adam olarak da tasvir edilmiştir. Yunan mitolojisindeki Kharon'a denktir.CulsansKapıların ve eşiklerin tanrısı, iki yüzlü Roma tanrısı Janus'un dengidir.CulsuAyrıca Cul. Geçitlerle ilgili bir yer altı dişi ifriti. Meşale ve makas onun simgelerindendir. Çoğunlukla Culsans'ın yanında temsil edilmiştir.EasunEfsanevi Yunan kahramanı Jason'un Etrüsk mitolojisindeki dengi.EvanKişisel ölümsüzlük tanrısı ve Lasa'lardan biri. Kullanımı yaygın olan Evan ismiyle bir ilişkisi yoktur.FebruusÖlülerin ve saflaşmanın tanrısı. Romalılarca Februalia festivalinde tapılırdı. Şubat ayının ismi ve Roma sıtma tanrısı Febris'in ismi onun isminden türemiş olabilir.FeroniaPek anlaşılamamış kırsal bir tanrıçadır. Temel olarak ona tapan çeşitli Roma kültleri sayesinde bilinmektedir.FuflunsAyrıca Puphluns. Bitki yaşam tanrısı, mutluluk, sağlık, ve herşeyin gelişimi ile ilgilidir. Semia'nın oğludur.Fufluna ya da diğer bir ismi Pupluna olan ve Romalıların Populonia olarak isimlendirdiği şehirde tapınılmıştır. Kısaca Romalılar tarafından sahiplenilmiştir. Dionysus'un dengi olabilir.HercleAyrıca Herc veya Horacle. Güç ve su ile ilgisi olan, efsanevi Herkül'ün dengidir.HortaZiraat tanrıçası.LaranSavaş tanrısı.LasaÇoğulu:Lasas. Turan'a eşlik eden tanrı ve tanrıçalar. Aşk tanrıları. Mezar bekçiliği de yaparlar.Lasa VecuKehanet tanrıçası, nemfVegoia ile ilgilidir.LeinthAita ile birlikte yeraltı dünyasının kapısında bekleyen yüzü olmayan tanrıça.LethansAyrıca Letham. Yeraltı dünyasının koruyucu tanrıçası.LosnaAyrıca Lusna. Ay tanrısı, okyanusla da alakalı. Yunan tanrıçası Leucothea ile alakalı.ManiaEtrüsklerde ve Romalılarda ölüm tanrıçası. Yunan delilik tanrısı Mania ile alakası yoktur. Mantus ile birlikte hükmetmiş ve Lares, Manes, hayaletler, ve gecenin diğer ruhlarını doğurmuştur.MantusYeraltı tanrısı ve Mania'nın kocası.MarisTarım ve bereket tanrısı. Romalıların tanrısı Mars'ın kaynağıdır.MenrvaAyrıca MenervaMenarva. Bilgelik, savaş, sanat, okul, ve ticaret tanrıçası. Yunan Athena ve Romalı Minerva ile alakalı.NethunsSu kuyuları tanrısı. Sonradan tüm nem, deniz ve suların tanrısı olmuştur. Yunan Poseidon ve Romalı Neptün ile denktir.NortiaŞans ve kader tanrıçası.PersipneiAyrıca Ferspnai. Yeraltının kraliçesi. Yunan Persephone ve Romalı Proserpina ile denktir.SatresZaman ve gereklilik tanrısı. Roma tanrısı Satürn'ün çıkış noktasıdır.SelvansAyrıca Selva. Orman tanrısı, Roma tanrısı Silvanus ile akrabadır ve Yunan Silenus ile ilişkilidir.SemlaFufluns'un annesi, arz tanrıçası. Büyük ihtimalle Yunan tanrıça Semele ile ilişkili.SethlansAyrıca Velchans. Ateş tanrısı. Yunan Hephaestus ve Romalı Vulcan ile denktir.TagesAyrıca Tarchies. Bilgelik tanrısı. Jove'in ya oğlu ya da torunudur.TaitleYunan mitolojisi figürlerinden Daedalus'un Etrüsk formu.TarchonEtrüsklerin bir kültürel kahramanıdır. Kardeşi Tyrrhenus ile birlikte oniki şehirlik Etrüsk Federasyonu'nu kurmuştur.TecumLucomenesThalnaDoğum tanrıçası ve Tinia'nın karısı.ThesanHayatın yaratılmasıyla ilişkilendirilen şafak tanrıçasıdır. Romalı Aurora ve Yunan Eos ile alakalıdır.ThethlumthKader ve yeraltı tanrısı.ThuflthaVeya Thuflthas. Bir Erinyes, Tinia adına cezaya çarptırır.TiniaAdı Tins olarak kısaltılmıştır. Etrüsk Tanrılarının baş Tanrısı, göklerin yöneticisi, Uni'nin kocası ve Hercle'nin babasıdır. Yunan Tanrısı ZeusJüpiter ile ilişkilendirlmektedir.TivVeya Tivr. Ay ilahı, büyük ihtimalle Cermen Tanrısı Tyr ile ilişkili.TluscvaBir çift toprak tanrısı Tellus ve Tellumo.TuchulchaYeraltı dünyasının dişi şeytanı. Yarı insan, yarı eşekti ve saçları yılanlar ve akbaba gagalarından oluşuyordu.TuranSevgi ve yaşam tanrıçası ve Vulci ismindeki Etrüsk şehrinin koruyucusudur. Turan, resimlerde genellikle kanatlı bir genç kız şeklinde tasvir edilirdi. Güvercinler ve siyah kuğular onun kutsal hayvanlarıydı ve Turan'ın maiyeti Lasas diye anılırdı. Turan ayrıca Maris'in karısıydı. Yunan Tanrısı Aphrodite ve Roma Tanrısı Venus ile ilişkilendirilmektedir.TurmsTicaret ve mal tanrısı, tanrıların habercisi. Hermes ve Merkür'e benzer.TvathYeniden yaşama dönüş ve ölülere sevgi tanrıçası, Yunan tanrısı Demeter ile ilişkilidir.TyrrhenusBir Etrüsk kültürü kahramanıdır. Tarchon'un ikiz erkek kardeşidir.UniEtrüsk mitolojisinin baş tanrıçası, Tinia'nın eşi, Hercle'in annesi, Perugia'nın efendisidir.UsilGüneş tanrısı.VanthKanatlarında göz olan yeraltı şeytanı. Ölüm habercisidir, ölüm döşeğindeki insanlara ölümde yardımeder. Sonralarda adaleti temsil etmiştir.Veiveİntikam tanrısıdır ve Maris ile alakalıdır.VelthaAyrıca Voltumna. Yeryüzü tanrısı. Sonradan baş tanrı olmuştur. Etrüsk medeniyetinin efendisidir. Romalı mevsim tanrısı Vertumnus'un ilhamıdır.VetisYıkım ve ölümün yer altı (ahiret) tanrısı.VicareTaitle'nin oğlu, Yunan mitolojisindeki Icarus'dan türemiştir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (18.06.07)
  #3  
Alt 18.06.07, 17:02
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Etrüskler

Etrüsk mitolojisi veya Etrüsk dini, Etrüsklerin mitolojik yazın ve inançları ile birlikte yaptıkları dini adet ve uygulamaların bütünüdür.
Etrüskler Kuzey İtalya'dan gelen, zaman içinde Roma'ya entegre olmuş, kökeni bilinmeyen bir milletir. Bu maddede de yer alacak birçok Etrüsk mitolojisi öğesi, tanrı ve tanrıçası Roma panteonuna girmiştir. Bunların bir kısmı doğrudan girerken, bir kısmı zaten var olan ve benzer özellikler taşıyan öğelere etki ederek, bir tür sentez sonucu girmiştir.
Etrüsklerden geriye çok fazla yazın kalmamış, Etrüsk dili dahi bugün tam olarak anlaşılamamıştır. Ayrıca Romalı yazarların Etrüsklere, dillerine ve dinlere dair kaleme aldığı yazınlar da bugüne ulaşamamıştır. Tüm bu sebepler nedeniyle haklarında çok az şey bilinen Etrüsklerin dini ve mitolojik inanç, yaşayış ve yapılanmaları hakkında çok daha az şey bilinmektedir.
Arkeolojik bulgular da sınırlıdır. Örneğin bugüne ulaşmış mezar kitabelerinde genelde ölen kişinin ismi geçerken, tapınaklara sunulan adak plakalarında sadece adağın yapıldığı tanrı veya tanrıçanın ismi geçer. Bu tip bilgiler de Etrüsk mitolojisine dair ancak yüzeysel bir idrakın gelişebilmesine olanak tanımıştır. Zaten Etrüsk dilinin tamamen anlaşılamamış olması, ele geçecek bulguların da en etkili şekilde kullanılmalarını kısıtlamaktadır.
Bununla birlikte bugüne ulaşan büyük oranda ikonografik materyal bulunmaktadır. Vaso süslemeleri, anıtlar, heykeller, taşlar, rölyefler ve kabartmalardaki ikonografi bize Etrüsk mitolojisi hakkında bilgi sunabilir. Her ne kadar bu ikonografi yoğun bir Helenistik etki altında kalsa ve Yunan mitolojisinden tasvirler içerse de, Etrüsk mitolojisi ile Yunan mitolojisi arasında kurulan bağlar Etrüsk mitolojisini, en azın karşılaştırmalı bir şekilde, anlamaya yardımcı olur niteliktedir. Örneğin Etrüsk mitolojisindeki tanrıların Yunan mitolojisindeki denkleri ve bazı daha yerel tanrıların Yunan mitolojisindeki benzerleri bu ikonografilerden anlaşılabilir. Bu da en azından mitolojik yapılanma ve anlayışa dair önemli ipuçları barındırır.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 18.06.07, 17:03
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Etrüskler

Etrüsk Tanrı ve Tanrıçaları [değiştir]
Etrüsk mitolojisindeki çoğu tanrının Romalı ve İtalik denkleriyle olan ilişkisi ve hatta isimlerini bu denklerinden almaları Etrüsk dininin İtalyan Yarımadası'ndaki diğer milletlerin dinleriyle birlikte aynı zaman diliminde geliştiğinin düşünülmesine yol açmıştır. Genel görüşe göre dini yapı MÖ 1. binyılın başlarında gelişmeye başlamıştır. Etrüsk panteonu Yunan ve Roma panteonları gibi bir ana tanrı barındırır. Zeus ve Jüpiter'e denk olan bu tanrı Tinia veya Tin olarak anılır. İsminin anlamı "parlayan gün" olan bu figür tasvir anlamında büyük oranda Zeus'a benzer. Yunan Hera veya Romalı Juno ile denk olan ve Tinia'nın eşi konumunda olan Uni isimli bir tanrıça bulunmaktadır. Etrüsk mitolojisindeki, Roma benzeri üçleme Tinia, Uni ve Menerva şeklindedir. Menerva, Romalı Minerva'dan köken alan akıl tanrıçasıdır.
verilebilir. Apulu Yunan tanrısı Bunların dışında birçok Yunan mitolojisi kökenli figür, çoğu zaman tüm mitleriyle birlikte, Etrüsk mitolojisine nüfuz etmişlerdir. Örnek olarak ApuluApollo'nun dengidir ve gerek isim gerekse tüm mitleriyle Yunanlardan Etrüsklere geçmiştir. Bunun dışında ünlü Yunan kahramanı Herkül de Hercle ismiyle Etrüsk mitolojisindeki yerini almıştır. Bunlar ve birçok tanrı ve tanrıçanın özelliklerinin yanı sıra isimlerinin de Yunan mitolojisindeki isimlerden köken almış olması Etrüsk mitolojisindeki Yunan ve Roma etkisini aşikar kılmaktadır.
zikredilebilir. Yunan ve Roma mitolojileriyle olan yakın ilişki bu tanrılarda da göze çarpar. Satre Roma mitolojisindeki Etrüsk mitolojisinde yer alan Tinia dışında tanrılara bakılırsa su tanrısı Nethuns, güneş tanrı Usil, orman tanrısı Selvans, zaman tanrısı SatreSatürn ile denkken Usil Yunan mitolojisindeki Helios ile denktir.
Akıl tanrıçası Menerva, aşk tanrıçası Turan, yer altı tanrıçası Culsu ve ana tanrıça Cel ati adı belirtilebilecek önemli tanrıçalardandır. Etrüsk mitolojisindeki önemli ve güçlü arz tanrıçası Cel ati'nin ismini oluşturan iki sözcük "dünya" ve "ana"dırlar; yani onun ana tanrıça karakteri ismiyle barizdir. Yunan Demeter ile Romalı Terra Mater'e denktir. Bunların dışında daha önemli tanrıçalarla ilişkilendirilmiş daha küçük tanrıçalar bulunur, bunlara özgün bir isim ile Lasa denir. Örneğin Alpanu, Achavisur ve Zipna aşk tanrıçası Turan'ın yardımcısı Lasalardır.

Etrüsk Dininin Özellikleri [değiştir]


Aşil bir Truvalıyı öldürürken onların başında bekleyen çekiçli Kharun tasviri.


Etrüsk mitolojisindeki Yunan etkisi yoğun olsa ve neredeyse her noktaya nüfuz etmiş olsa da, özgün temellerinin yanı sıra Etrüsklerin bu tip etki sonucu dahil olmuş figürleri geliştirdiği de bilinmektedir. Bunun en bariz örneklerinden biri Etrüsk mitolojisindeki yer altı/ahiret inancının yapısı, özellikleri ve tasviridir. Etrüsk yer altı dünyası Yunandakinin temellerine sahiptir. Örneğin kayıkçı Kharon, Kharun (veya Charun) ismiyle Etrüsk mitolojisinde yer alır. Burada ölecek olanların canını alırken kullanacağı büyük bir çekiçle tasvir edilmiştir. Bununla birlikte Etrüsk yer altı inancının barındırdığı demonoloji Yunandakinden çok daha gelişmiştir. Eril ve diliş birçok özgün iblisin yanı sıra Yunan mitolojisindeki iblis ve canavarlar da bulunur.
Bunların dışında belki de Etrüsk din ve mitolojisini Roma ve Yunan'dan ayıran en önemli noktalardan biri tanrıların oluşturduğu bir dini sistemin varlığıdır. Romalıların Etrusca disciplina diye andıkları bir tür Etrüsk din bilimi mevcuttur ve Etrüskler bunun tanrıların insanlara ilham etmesi yoluyla, tanrıların işi olduğuna inanmıştırlar. İlham edilen şeylerin yazılması kutsal kitap fikrini de doğurmuştur.
Bu bilim veya sistem İbrahimi Dinler gibi peygamber benzeri bir öğe de barındırır. Ayrıca içinde birçok farklı gelenek bulunur. Bu geleneklerden biri Tarquinia'dandır. Bu geleneğe göre dünyanın doğurduğu Tages isimli bir çocuk bir köylü tarafından ıssız bir arazide bulunur. Çocuk mucizevi bir şekilde konuşabilen çocuk etrafa ona ilham olunmuş dini mesajları verir ve daha sonra da esrarengiz bir biçimde kaybolur. Etrüsklerin en çok etkilendiği Yunan ve Roma din ve mitolojilerinde bu tip bir peygamber benzeri kişiye rastlanmadığı gibi bu tip sembolizm ancak çeşitli millet, ülke, uygarlık veya kahramanların kökenine dair anlatılarda kullanır.
uzmanlarıydılar. Bu sebepten örneğin Yunandaki dini görevlilerden çok daha farklı özelliklere sahiptirler. Daha sonra bu ruhban sınıfı İlham (veya vahiy) kültürü kutsal kitap edebiyatına yol açmıştır. Örneğin bu kutsal kitaplarından biri yıldırım kitaplarıdır ve yıldırımlara dini bir bakış açısı barındırır. Ayrıca Etrüsk dininde kutsal kitaplarla birlikte özgün bir ruhban sınıfıda mevcuttur. Bu sınıftan kişiler çok saygındılar ve Etrusca disciplinaRoma İmparatorluğuna yayılmış ve Roma dinine nüfuz etmiştir.
Roma İmparatorluğu'ndaki paganist yapıya adapte olan ve Roma diniyle çok yakın bağlara sahip olan Etrüsk dini, kendisi Roma mitolojisinden etkilenirken Roma mitolojisinin ve özellikle dini yapısını etkilemiştir. Bunun en bariz göstergesi Roma sistemine Etrüsklerden geçmiş olan haruspexler yani özel ruhban sınıfıdır. Özellikle ibadet, ritüel anlamında Etrüsk dininin Romadaki dini anlayışa önemli katkıları olmuştur. Hristiyanlığın yükselişiyle Roma paganizmiyle birlikte Etrüsk dini de büyük zarar görmüş ve sonunda paganist inançların yasaklanmasıyla, Roma diniyle birlikte Etrüsk dini de yok olmuştur.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 18.06.07, 17:05
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Etrüskler

ETRÜSK UYGARLIĞI
ETRÜSKLER
Roma tarihinin en gizemli halklı hiç kuşkusuz Etrüsklerdi.
Etrüsklerin tarihi ile ilgili onlar tarafından yazılan metinlerin olmayışı ve Roma döneminde yazılanların da çoğunun kaybolmuş olması Etrüskler hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmamızı engellemektir.
Aslında Etrüsklerle ilgili gizem daha Etrüsklerin adından başlıyor . Etrüsklerin kendilerine “Rasena ” demelerine rağmen Romalılar onları “ Tusci “ ya da “Etrusci” , Grekler de “ Tyrhennes “ diye adlandırıyorlar.
Etrüsklerin yaşadığı ve Etruria adı verilen bölge Orta İtalya’da kuzeyden güneye 250 km. , Doğuda batıya da 150 km tutan bir yerdi.
Etrüsklerin buraya nereden gelip yerleştikleri bilinmiyor. Bu konuda değişik varsayımlar var .
Bunlardan birincisi Etrüsklerin İtalya kökenli ve Villanova kültürünün devamı oldukları . Bu tezin savunucuları , haklı olarak , Etrüsk kültürünün erken dönemleri ile Villanova kültürünün son dönemleri arasındaki benzerliğe dikkat çekiyorlar.
Fakat burada dikkat çekici olan Etrüsk uygarlığının gelişim evrelerini çok hızlı yaşayıp bir anda ortaya çıkması.
En çok kabul gören görüş Etrüsklerin buraya sonradan yerleştikleri. Fakat Etrüsklerin nereden geldikleri konusunda bugüne kadar fikir birliğine varılabilmiş değil. Bu konuda ilk fikir beyan edenlerden biri de Herodotos’tur ve Etrüsklerin aslında kıtlıktan kaçıp yeni yerler bulmak üzere Etruria’ya göç eden Lydia’lılar olduklarını söyler :
“ Kendileri anlatırlar ki , bugün gerek kendi ülkelerinde , gerekse de Yunanlılarda oynanan oyunları türetenler de kendileridir ve bu Etruria’nın koloni haline getirildiği zamana rastlar ; bakınız ne anlatıyorlar bu konuda . Manes oğlu Atys zamanında kıyıcı bir kıtlık sarmıştı bütün Lydia’yı . Bir süre dişlerini sıktılar Lydia’lılar , sonra kıtlık sürüp gittiği için , çareler aradılar , her biri kendince bir çare sürdüler ileriye . Bu oyunlar , zar , aşık (kemiği) ve top oyunları ,tavladan gayri , hepsi o zaman ortaya çıkmıştır; zira Lydia’lılar tavlayı biz bulduk demiyorlar. Bunları bulduktan sonra bakınız ne yapıyorlardı açlıklarını bastırmak için ; yiyecek peşinde koşmayı unutmak için , iki günün birini oyuna veriyorlardı; ertesi gün oyunu bırakıp yemek yiyorlardı. On sekiz yıl boyunca böyle yaşadılar. Ama kötülük , azalacağı yerde kırımını büsbütün arttırınca kral Lydia’lıları ikiye ayırdı , ‘ Kim kalacak , kim gidecek kur’a çekilsin’ dedi , kaderin kalmak üzere ayırdıkları gene kendi hükmü altında bulunacaktı. göç edecek olanlara da oğlunu veriyordu kral olarak , ki adı Tyrsenos’du. Böylece ülkeden çıkmak için üzere ayrılmış olanlar İzmir’e indiler , orada gemiler edindiler , işlerine yarayacak şeyleri yüklediler , bir yurt ve yaşama çaresi peşinde kıyı kıyı dolanıp sonunda Umbria’ya yanaştıkları güne kadar denizlerde gezdiler ; orada kentler kurdular ve torunları bugün de orada oturmaktadırlar. Lydia’lı adını değiştirdiler, kendilerini yola çıkaran kral adını aldılar ; yeni adları olan Tyrsen’ler sözünü onun adına göre üretmişlerdir.“ ( I , 94 )
Herodotos bunları MÖ beşinci yüzyılda yazmıştır. Ondan sonra gelenler için de de bu görüşü benimseyenler çoğunluktadır. Aslında günümüzde de Etrüskler’in Anadolu’dan göçtükleri tezi çok yandaş toplamaktadır.
Etrüsklerin Anadolu’dan göçtükleri tezini savunanların gösterdikleri en önemli kanıt Lemnos ( Limni ) mezar stelidir. Etrüsklerin göçünün Herodotos’un anlattığı gibi olduğunu kabul edersek , aynı kavimden başka toplulukların da Anadolu’da kaldığını da kabul etmemiz gerekir. ( Bunların mutlaka Lydia’lılar olması gerekmez.) Antik kaynaklarda adı geçen Tyrrhen’lerin bu geride kalan topluluk olduğu düşünülmektedir. Tyrrhen’ler Lemnos Adası’nı da zaptetmişlerdir. 1885 yılında Limni adasında , Kaminia köyünde bulunan bir mezar steli bir anda dikkatleri bu teoriye çekmiştir. Stelin üzerinde bir savaşçı resmi ile Etrüsk yazısına çok benzeyen bir yazı bulunuyordu. Bu stel MÖ yedinci yüzyıla tarihleniyordu ve adanın Atina’lılar tarafından MÖ 510 senesindeki zaptından çok önce idi. Bunun dışında Etrüskler’in ölü gömme adetleri (Örneğin ahşap odalar) , toplumsal hayatları (Örneğin kadına verdikleri önem) ve sanatları Anadolu’daki başka toplulukları hatırlatmaktadır.
Etrüsklerin Kuzey’den geldikleri , Hint-Avrupa’lı bir kavim oldukları yolunda teoriler de olmasına rağmen çok fazla yandaş bulamamışlardır.
Etrüskler hakkında bir ilginç tez de Etrüsklerin Türk oldukları yolundadır. Atatürk’ün tarih tezi doğrultusunda Etrüsklerin de Etiler ve Sümerler gibi Türk kökenli olduklarına inanılmıştır. Atatürk’ün nezaretinde yazılan “Türk Tarihinin Ana Hatları “ adlı kitapta bu konuya da değinilir :
“ Özet şudur : Etrüskler , Türsenler , Türkalar Ege adalarında , Anadolu’da önceden oturmuş kavimlerdir. Bunlara Akalar , Ekeler , Etiler denildiğini biliyoruz.” Bu kavimlerin Türk kökenli oldukları ise daha önceden belirtilmiştir.
Adile Ayda da babası , Atatürk ‘ün yakın çevresinden Sadri Maksudî ’nin yolundan giderek Etrüskler’in Türk oldukları yolunda pek de yabana atılmayacak deliller sunar. ( Bkz . Kaynakça ) Buna göre Latin dilinde etimolojisi açıklanamayan bir çok sözcük de Türkçe’den gelmektedir.
Bu arada Tyrrhen sözcüğü Yunanca’da Turrhnoi şeklinde yazılır ve h’ nın eskiden “a” sesi verdiğini hesaba katarak Turan adı ile bir ilişki düşünebiliriz.
ETRÜSK TARİHİNİN KAYNAKLARI
Etrüsk Tarihi ile uğraşacakların önündeki en büyük zorluk Etrüskler’den bize kalan belgelerin yok denecek kadar az olmasıdır. Bu yüzden Etrüskleri ilişkili oldukları halklarla , Yunanlılarla , Kartacalılarla ve Romalılarla olan ilişkileri çerçevesinde Grek ve Romalı yazarların gözü ile tanıyabiliyoruz. İlk Çağ’da Etrüskler için yazılmış kitapların bir çoğunun da günümüze ulaşmadığı hesaba katılınca iş daha da zorlaşmaktadır.
Etrüskler hakkında elimizdeki ilk kaynaklardan biri yukarıda da aktardığımız bölüm ile ünlü tarihçi Herodotos’tur. Daha önce de gördüğümüz gibi Herodotos Etrüskler’in kökenini Lydia’lılara bağlamaktadır. Herodotos’tan sonra gelen antik yazarların hemen hemen hepsi de Herodotos’un tezini desteklemişlerdir.
Herodotos’tan hemen hemen beş yüzyıl sonra , Halikarnassos’lu Dionisios bu teze karşı çıkar ve Lydia dili ile Toscan dili arasında benzerlik olmadığını ve Etrüsklerin buranın yerli halkı olduğunu iddia eder.
Roma Döneminde Etrüskler konusu ile ilgilenenlerin arasında Nigidius Figidus’u, Varron’u ve Çiçero’yu görebiliyoruz. Roma İmparatorluğu döneminde bu konu ile layığı ile ilgilenen ve büyük bir eser veren ise ünlü imparator Claudius’tur. İmparator olmadan önce yirmi beş ciltlik Tyrrhenika adlı eseri Etrüsk tarihi üstünedir. Claudius’un çeşitli kaynaklara ilk elden ulaştığını ve onun döneminde Etrüsk dilinin hala konuşulduğunu düşünürsek bu eser kaybolmasa idi elimizdeki en önemli kaynak olacağından kuşku yoktur.
Orta Çağ boyunca bu konuda çalışmalar yok denecek kadar azdır . Orta Çağın sonunda , 1498 de bir Dominiken olan Annio de Viterbe tarafından yazılan Antiquitatum Variarum Volumina XVII ‘de Etrüskler ve kitabeleri hakkında bilgi verilmektedir. De Viterbe burada Etrüsk yazılarını İbrani’ce yardımı ile okumaya çalışmıştır.
Rönesans aydınları Etrüskler hakkında bilgi sahibi olmuş olsalar da ( Örneğin Michael Angelo Etrüsk tümülüslerini ziyaret etmiş ve buradaki figürlerden etkilenerek eserlerinde kullanmıştır. ) bu konu üzerine eğilmemişlerdir.Etrüskler hakkında elimizdeki ilk ciddi araştırma , on yedinci yüzyılda bir İskoç baron olan Thomas Dempster tarafından De Etruria Regali Libri Septem’dir. 1616 - 1619 yılları arasında yazılan bu eser ancak yazarının ölümünden bir asır sonra basılabilmiştir.
Etruria’da ilk sistemli kazıların yapılmaya başladığı 1828 yılına kadar sürede Etrüskler hakkında coşkulu fakat dağınık çalışmalar yapılmıştır.
1830 - 1870 yılları arasında yapılan kazılarda ise bugün mevcut koleksiyonlarda bulunan bir çok eser gün ışığına çıkmıştır. 1870 - 1880 yılları arasında çalışmalar daha teknik bir hal almış ve modern Etrüsk arkeolojisinin doğuşu gerçekleşmiştir.
Bugün Etrüskler hakkında en büyük bilgi kaynağımız modern arkeolojinin verileridir. Toscana bölgesi hava arkeolojisinin en iyi uygulandığı yerlerden biri olarak geçer. Yapılan kazıların yakın gelecekte Etrüsk dili ve Etrüsklerin kökeni hakkında bir çok soruyu yanıtlayacağı umulmaktadır.


ETRÜSK TARİHİNİN ANA HATLARI

Etrüskler’in tarihine başlarken ilk söylenecek kuşkusuz Etrüskler’in Roma’dan dört asır önce İtalya birliğini sağlamaya çalıştıklarıdır.

MÖ. Sekizinci yüzyılda İtalya’nın güney kıyıları Grek tüccarlar tarafından iskan edilmişti. Grekler MÖ 750’de Cumae ‘yi kurarak kolonileşmeye buradan başlamışlardı. İtalya’nın kalan kısımlarında ise daha ilkel bir kültür vardı ve halk tarım ve hayvancılıkla geçiniyordu. Etruria diye anılacak topraklar üzerinde ise Villanova kültürü sürmekteydi.

MÖ 700 yılı civarında Etruria şaşılacak bir gelişme göstermiş ve yüksek bir uygarlık düzeyine varmıştır. Etrüskler bu devirde Doğu ülkeleri ve Yunanistan ile büyük bir ticaret hacmine ulaşmışlardı. Etruria hammadde ve gıda maddesi ihraç edip işlenmiş ürünler ve lüks eşyaları alıyordu. Yapılan kazılarda da Etruria’da Yunan ve Doğu kökenli bir çok eşya bulunmuştur. Grek kolonileri ile ticaretin büyük bölümü deniz yolundan oluyordu, çünkü kara yolu Latin kabileleri tarafından kapatılmıştı. Bunun sonucu olarak Etrüskler denizde oldukça kuvvetlenmişlerdi.

MÖ Yedinci yüzyıla tarihlenen tümülüslerden çıkan eserler Etrüsklerin bu çağda büyük bir zenginlik içinde olduklarını ve uygarlık ve sanatta ilerlediklerini göstermektedir. Ayrıca buralarda Suriye , Urartu , Kıbrıs ve Grek kökenli eşyalar bulunması da Etrüsklerin bu devirlerde diğer ülkelerle olan ilişkilerini göstermektedir.

Etrüskler artık İtalya’da yayılma siyasetine de girişmişlerdi. Etrüskler ilk önceleri on iki şehir devletinden oluşan bir konfederasyon oluşturarak birleşmişlerdi.Adı geçen bu ilk şehir devletleri Arretium , Caere , Clusium , Cortona , Perusia , Populonio , Rusellae , Tarquinii , Vetulonia , Volaterra , Volcii ve Valsinii ‘dir. Daha önceleri Falerii ve Veii şehirlerinin de bu birliğe dahil oldukları tahmin edilmektedir.

MÖ Yedinci yüzyılın ikinci yarısında ise Etrüskler bölgede birlik sağlayıp Roma’ya kadar ulaşmışlardı. MÖ 616 yılında ise Etrüsk kökenli Tarquin sülalesi Roma’da yönetimi ele geçirmişti. Bu durum Roma’da Cumhuriyet’in kuruluşuna , yani MÖ 510 senesine kadar devam edecekti.

MÖ. Altıncı yüzyılda ise Etrüskler bölgede büyük bir güç oluşturmuşlardı. Roma yazarları da Etrüsklerin parlak zamanlarını tanırlar . Titus Livius Etruria için “ Tanta opibus Etruria erat ut jam non terras solum sed mare etiam per totam Italiæ longitidunem ab Alpibus ad fretum siculum fama nominis sui implisset / Etruria o kadar kudretli idi ki , yalnız karada değil denizde de , Alpler’den Messina Boğazına kadar , bütün İtalya boyunca şöhreti yayılmıştı. “ diye yazmıştır.( Ab Urbe Condita I , 2)

Bu dönemler İtalya’da ve Roma’da Grek etkisinin en yoğun olduğu dönemlerdir. İşte bu dönemde Grek kültürü bölgeye tam olarak nüfuz edebilmiştir.

MÖ 550 yılı civarında Roma büyük bir Etrüsk şehri görünümünü almıştı . Arkeolojik veriler de bunu desteklemektedir. Bu dönem Roma sanatı Toscanyalı bir karakter almıştı ve yazıtlardan anlaşıldığı kadarı ile Latince’nin yanında Etrüsk dili de konuşuluyordu. Capitol’deki tapınak ise Etrüsk karakterinde idi. Şehir büyük bir refaha kavuşmuştu. Mezarlardan çıkan altın , gümüş , fildişi eserler , bulunan Grek eserleri , şehirciliğin , özellikle de lağım sisteminin gelişmiş olması bunun göstergelerindendir.

Etrüsklerin bu yayılma siyaseti kaçınılmaz olarak Grekler’le karşı karşıya gelmelerine neden oldu. Aslında Etrüskler daha önce Korsika kıyılarında Grekler’le çatışmışlardı ve yeni bir savaş kaçınılmazdı .

MÖ 565 senesinde , Korsika’nın doğusunda , Etruria’nın tam karşısında Alalia şehri kurulmuştu. MÖ 545 senesinde ise Pers akınlarına dayanamayarak buraya kaçan Foçalılar Etruria için tehlike oluşturuyordu. Etrüskler bunun üzerine Grek yayılmasından endişe duyan Kartaca ile ittifak kurdular. Aristo Politika adlı eserinde buna değinmektedir. ( III , 9 , 36 ) :

“ Devlet , bir karşılıklı koruma sözleşmesinden ya da mal ve hizmetleri değiş tokuş etmek için yapılan bir anlaşmadan da fazla bir şeydir ; çünkü öyle olsaydı, Etrüskler , Kartacalılar ve birbirlerine sözleşmeden kaynak olan yükümlülüklerle bağlı bulunan ötekileri tek bir devletin yurttaşlar saymak gerekirdi . Elbette bunların arasında ticaret anlaşmaları , saldırmazlık sözleşmeleri , ve bağlaşmalarını tanımlayan yazılı belgeler vardır . Fakat bu tek bir devlet , tek bir yurttaşlıktan çok farklıdır.”

Kaçınılmaz savaş MÖ 540 senesinde Alaia’da patlak verdi. Herodotos bu savaşı ve öncesini şöyle anlatır :

“[ Phokaia’lılar ] ( Foça’lılar ) Kyrnos’a ( Korsika’ya ) vardıkları zaman beş yıl , oraya ilk olarak yerleşmiş olan kolonlarla ortak yaşadılar , tapınaklar kurdular. Bütün çevrede çapul yaptıkları için , Etrüsk’ler ve Kartaca’lılar aralarında anlaşarak , bunlara karşı yürüdüler. Bir deniz savaşı oldu; bu Phokaia’lılar için bir çeşit Kadmos yenilgisiydi, zira gemilerinin kırk tanesi batmış, kalan yirmisinin de mahmuzları kırılmış, işe yarar hali kalmamıştı. Alalia’ya dönerek kadınlarını ve çocuklarını aldılar, eşyalarından gemiye yüklenecek ne varsa hepsini yüklediler, sonra Kyrnos’u bırakarak Rhegium’a gittiler. “ ( I , 166 )



Savaş Etruria - Kartaca ittifakının zaferi ile bitmişti. Fakat Etruria bu zaferden Kartaca kadar yararlanmasını bilemedi, bundan yararlanan Kartaca oldu . Böylece Etrüsler’in denizdeki hareket sahaları güneyde Yunanlılar doğuda Kartacalılar tarafından kısıtlanmış oldu.

MÖ Altıncı yüzyıl boyunca Etrüsk yayılması kuzeye doğru da gerçekleşti. Kuzeyde daha Villanova kültürünü yaşayan halklar bulunmaktaydı. Buralarda yapılan kazılar , bu yayılmadan sonraki Etrüsk etkisini açıkça göstermektedir. Bunun sonuçlarından biri de kuzeydeki verimli topraklar sayesinde Etruria tarım ürünleri deposu haline geldi. Kuzeye doğru ticarette çok gelişmişti. Kelt ülkelerinde yapılan kazılarda Etrüsk ve İtalya kökenli eşyaların çıkması bu ticaretin ne kadar geliştiğini göstermektedir.

Bu yüzyılın sonunda Etruria gücünün doruğuna ulaşmıştı . Etrüsk hanedanının Roma’dan kovulması da bu zamana rastlar. Titus Livius bu olayı şöyle anlatır :

Roma Etrüsk hanedanından kurtulduktan sonra saldırıya da geçmeye başlar. MÖ 496 da Latium bölgesinde hegemonya sağladıktan sonra MÖ 485 - 474 seneleri arasında Veies ile savaşır. MÖ 474 ‘te üstünlük Roma’ya geçmiştir.

Aynı yıl Etrüsk donanması Cumae’de büyük bir bozguna uğrar . Sicilya’lıların da yardımı ile Cumae’liler Etrüsk donanmasını yok ederler. Roma’nın kaybı ile karayolunu kaybeden Etrüskler’in donmanın kaybı ile de güneye ulaşmaları iyice olanaksızlaşır. Bu arada Pers baskısı İtalya’daki Grek ticaretinin gerilemesine de yol açmaya başlamıştır. Bunun sonucu olarak bu döneme ait mezarlarda Grek eserleri oldukça azalmıştır. Etruria artık giderek fakirleşerek içine kapanmaya başlamıştır. Samnitler’in istilaları ise Etrüskler’i iyice zayıflatır.

Roma - Veies savaşı MÖ 438’de yeniden başlar ve MÖ 395 de Roma’nın kesin Zaferi ile noktalanır . Bundan sonra Roma Etruria topraklarında ilerlemeye başlayacaktır.

Bu arada Etrüskler için yeni bir tehlike doğmuştur ; bu Kuzeyden gelen Keltlerdir.
Keltler’in savaş biçimlerine alışkın olmayan Etrüskler topraklarını Keltler’e kaptırmaya başlarlar. MÖ 350’de Mediolanum ( Milano ) bir Kelt şehri olarak kurulur.

Keltler MÖ 390’da Capitol’e kadar ulaşmışlardır. Kuzeyde Keltler , güneyde de Romalılar arasında kalan Etrüskler , Roma’nın Kelt istilaları altında zayıflamasını fırsat bilerek son bir çaba da bulundularsa da başarılı olamazlar.

MÖ dördüncü yüzyılın ortalarında Etrüsk İmparatorluğu artık bir hatıra olmuştur. Etrüskler iyice sıkışıp güçlerini kaybetmişlerdir.

MÖ 293 yılında Keltler’in Roma tarafından bozguna uğrayıp İtalya’yı terketmesi ile bölge Roma’ya kalmıştır. Bir birlik sağlayamayan Etrüsk toplulukları ise Roma önünde düşmeye başlar. MÖ 280’de son Etrüsk toplulukları olan Vulci ve Volsini’lerin bozgunu ile Etruria tarihten silinir. Buna rağmen Etrüsk halkı varlığını daha uzun seneler sürdürecektir.

Romalılar Etrüsk halkını da Romalılaştırmaya başlar. Eski Etruria’dan Via Aurelia, Via Clodia , Via Cassia gibi önemli yollar geçmeye başlar. Etrüskler Roma hakimiyeti altında sakin yaşamaya başlarlar.

MÖ 91 senesinde Roma lejyonları yanında yer alan Toscanlar Lex Julia ile şehir olma hakkını kazanırlar . Marius ile Sylla arasındakiş iç savaşta ise Etrüsk şehirleri Marius’un tarafını tutarlar. Sylla’nın kazanması ile Etrüsk şehirleri şiddetli bir şekilde cezalandırılırlar.

Artık Etrüsk kültürü de silinmeye başlamıştır. Hristiyanlığın ilk zamanlarında bölgede Etrüsk dili yerini tamamen Latince’ye bırakmıştır. Ve böylece Etrüskler tarih sahnesinden çekilirler.


ETRÜSK YAZISI VE DİLİ

Etrüsk dili kuşkusuz Roma İmparatorluğu’nun ilk zamanlarına kadar bölgede konuşulmuştu . Romalılar arasında , kendi dillerinden çok farklı olan bu dille ilgilenenler vardı . Fakat İlk Çağın sonlarından itibaren bu dil unutulmuş ve günümüze bir kaç anıt ve Latin yazarları tarafından yapılan alıntılar dışında yazılı metin kalmamıştır. Yazıtlar ise çok kısa olup çok az sayıda kelime geçmektedir. İlginçtir , elimizdeki tek Etrüsk el yazması On dokuzuncu yüzyılın ortasına İskenderiye’de bir Hırvat tarafından bulunan bir Mısır mumyasının üzerindeki sargılardaki yazılardır. Zagreb Müzesi’ne götürülen bu yazılar geç dönem alfabesi ile yazılmış olup Hellenistik dönem öncesine tarihlenmektedir.

Günümüzde Etrüsk dili , son gelişmelere rağmen daha tam olarak çözülebilmiş değildir. Eğer çok önemli arkeolojik keşifler yapılmazsa daha da sırrını koruyacağa benzemektedir.

Bunun yanında Etrüsk yazısı büyük ölçüde okunabilmiştir. Etrüsk alfabesi Grek alfabesi ile yakınlık göstermekte olup tıpkı Grek alfabesinde olduğu gibi her ses bir işaretle gösterilmektedir.

Elimizdeki en eski örnek Marsiliana’dan çıkan bir fildişi tabletteki yazıdır ve MÖ 700 yıllarına tarihlenmektedir. Bu alfabede 26 harf vardır. Bunlardan yirmi ikisi Fenike alfabesinden gelme olup , diğer dördü Grekler tarafından eklenen harflerdir.

Cumae ve Etrüsk alfabesinin birbirlerine çok benzemeleri Etrüsklerin alfabeyi buradan aldığını düşündürtmüştür. Fakat Etrüsk alfabesinde Grek alfabesinde olmayan ve eski zamanlarda kaybolmuş Fenike harflerinin bulunması Etrüskler’in alfabeyi İtalya’nın Grek kolonizasyonu öncesinde aldığını düşündürtmektedir.

Alfabeyi çözerken karşılaşılan kolaylıklar , Etrüsk dilini çözerken yardımcı olamamaktadır ; çünkü Etrüsk dilini karşılaştırabilecek bir başka dil yoktur. Türk araştırmacılar bu dilin Türkçe ile akraba olduğunu ve Türkçe yardımı ile çözülebileceğini öne sürmüşlerse de Dünya’daki önemli Etrüskologlar arasında yandaş bulamamışlardır.

Eski yazıların çözülmesinde en çok kullanılan yöntem çift dilli yazıtların çözülmesidir. Ne yazık ki Etrüsk dili için bu durum söz konusu değildir. Bu yüzden Etrüskologlar başka bir yöntem geliştirmişlerdir. Etrüskler başka halklarla, Yunanlılarla , İtaliklerle, Latinlerle yakın ilişkilerde bulundukları için bazı dini formüller ve mezar yazıtları ortak olabilirdi. Buradan yola çıkarak bazı mezar yazıtları okunabildi fakat bunlar hem çok kısa oldukları hem de bir takım kalıpları kullandıkları için Etrüsk dili hakkında beklenen bilgileri vermedi.

Etrüskologlar , Etrüsk dilinin tam olarak çözümü için arkeologların çift dilli bir yazıt çıkartmalarını beklemekteler.


ETRÜSKLERİN İNANÇLARI

Din Etrüskler’in hayatında büyük bir yer tutmakta idi . Titus Livius onlar için “Gens eo magis dedita religionibus quod excelleret arte colendi eas “ demektedir.

Etrüsklerin inançları , doğal olarak dillerine oranla daha iyi bilinmektedir. Latin yazarları onların dini hakkında yeterli olmasa da bilgi aktarmışlardır. Etrüsklerin dini “vahiy edilmiş” bir din idi . Latin yazarları bu yönde bilgiler vermişlerdir.
De Divinatione adlı eserinde Çiçero bunu ilginç bir şekilde anlatır :

Çok eski zamanlarda ( Diğer yazarlar Tarquinia’nın kurucusu Tarchon zamanı diye belirtirler.) bir köylü ( belki de Tarchon’un kendisi ) toprağı sürerken topraktan bir çocuk fırlar. Tages adındaki bu yaratık çocuk görüntüsünde olmasına rağmen kendinde bir yaşlı adama yakışan bir bilgelik vardır. Etruria’nın her yerinden toplanırlar ve Tages de Etrüskler’e Haruspici ( Kurbanın karaciğerine bakarak fal ) sanatını ve dinin esaslarını açıklar . ( Tages quidam dicitur in agro Tarquiniensi cum terra araretur et sulcus altius erat impressus , exstitisse repente et eum affratus esse qui arabat . Is autem Tages , ut in libris est Etruscorum , puerili specie dicitur visus sed senili fuisse prudentia … Tum illum plura locutum multis audientibus qui omnia ejus verba exceperint litterisque mandaverint…De Divinatione II,23 )

Bu efsanede dikkat çekici yönlerden biri de Tages’in anlattıklarını dinlemek için Etruria’nın her yerinden gelip toplanmalarıdır. Burada bu dinin Etrüskler arasında bağlayıcı olduğunu ve “ milli “ bir din olduğunu görüyoruz.

Başka yazarlar göre bu “vahiy”in bir bölümü bir peri olan Vegoia ( ya da Begoe ) tarafından Etrüskler’e bildirilmiştir. Bu peri ayrıca yıldırımları de yorumlamayı öğretmiştir. Bu bilgileri kapsayan Libri Vegonici Augustus zamanından itibaren Palatin’deki Apollon tapınağında saklanmıştır.

Etrüskler’in kutsal kitapları bunlarla da bitmemektedir. Etrüskler’in din esaslarını içeren kitapları üç başlık altındadır :

Libri Haruspicini kurbanın ciğerine bakarak kehanette bulunma sanatını anlatır.

Libri Fulgurales yıldırımları yorumlamayı öğretir. Etrüskler’de on bir çeşit yıldırım vardır ve sadece dokuz tanrı yıldırım atabilir. Bunlardan sadece Jupiter-Tania üç çeşit yıldırım gönderebilirdi. Etrüskler yıldırımları inceleyebilmek için gökyüzünü on altı bölüme ayırmışlardı ve gözlemlerini buna göre yapıyorlardı. Her bölüm bir ya da bir kaç tanrıya aitti . Böylece yıldırımı hangi tanrının gönderdiğini anlayabiliyorlardı. ( Aynı şekilde Babilliler de gökyüzünü dört bölüme ayırmışlardı.)

Libri Rituales ise çok daha geniş kapsamlı idi . dini esasların yanında devletlerin bireyler gibi yaşamı , şehirlerin ve tapınakların kurulması , ordu ve devlet düzeni gibi konuları da içeriyordu. Ritüel kitapları arasına Mısır’ın Ölüler Kitabı’na benzeyen Libri Acheruntici’yi ve mucizelerden söz eden Ostentaria ‘yı da katabiliriz.

Etrüsk dininin özelliklerinden biri de sadece rahiplerin tekelinde olması idi. Rahipler soylu ailelerden seçilir ve toplumda etkili olurlardı .Bütün bu kitaplara rağmen unutulmaması gereken bir nokta da Etrüsk dininin sözlü olarak aktarılması ve inisyatik bir karakteri olmasıdır. Bu kitapların MÖ. 1inci yüzyılda yazıya geçirildiği tahmin edilmektedir. Nigidius Figulus ve Tarquitus bunları Latince’ye tercüme etmişlerdir.

Etrüsk tanrıları da Roma inançlarına geçmişlerdir. Ancak belge eksikliğini ve Grek etkisini de hesaba katarsak Etrüsk panteonunu tam olarak belirlemek çok zordur.

Panteonda en önemli yerlerden biri Tinia’ya aittir. Tinia , Roma’lıların Jupiter’i (Bir çok kaynakta Jupiter-Tinia diye geçer) ya da Grekler’in Zeus’u ile bir tutulur. Ancak onlardan farklı olduğu bellidir. Roma Junon’u ile bir tutulan Uni ve Menerva ile bir üçlü meydana getirir. Etrüsk krallar zamanında bu üçlü Roma’ya da girmiştir. Roma’da da diğer kültürlerde olduğu gibi üç tanrı için kurulmuş tapınaklar vardı.Etrüskler’e göre bir şehir kurulduğunda bu üçlüye tapınak yapılmamışsa , o şehir dini kurallara uygun olarak kurulmamış demektir.

Panteondaki önemli tanrılardan biri de Vertumnus’tur. Köken olarak Volsinii kökenli olup sonradan Romalılara da geçmiştir. Ünlü Latin şairi Propertius Vicus Tuscus yakınlarında heykelini gördüğünü belirtir. Propertius’a göre Bahçe ve ürün tanrısı idi. Propertius ona Volsinii’yi terkettiğini fakat üzülmediğini söyletir :

Tuscus ego , Tuscis orior nec pænitet inter
prœlia Volsinios desruisse focos…
( IV. Kitap )

Etrüsk tanrılarından biri de Fufluns idi . Etrüsler’in şarap tanrısı olan Fufluns zamanla Grekler’in Dionisos’unun karakterini almıştır . Diğer bazı tanrılarda olduğu gibi başlangıçta Etrüsk kökenli olan bu tanrı grekler ile olan ilişkiler sonucunda , özellikle de Dionisos törenlerinin buralarda yayılmasını takip ederek Dionisos’un özelliklerine de sahip olmuştur. Etrüskler’de , özellikle törenleri ile popüler olan bu tanrı için yapılan ayinler zamanla seks alemlerine dönmüştür. Titus Livius bu adetlerin zamanla Roma’ya da geçtiğini söyler :

Hujus mali labes ex Etruria Roman veluti contagitione morbi penetravit. / Bu bela Etruria’dan Roma’ya bir salgın gibi geçti. ( XXXIX , 9, 1)

Etrüskler’in ateş tanrısı ise Sethlans idi. Bazı yerlerde Grekler’in Hermes’ine benzer bir tanrı olan , tüccarların koruyucusu , ölülere yol gösteren Turms’a benzer bir tapımı vardı. Bir başka ateş tanrısı ise Romalılar’ın Vulcanus’una benzeyen Velchans idi. Velchans daha korkulan bir tanrı idi.

Etrüskler’in savaş tanrısı ise yıldırım atan tanrılardan Maris idi.Ares’in hikayesi Etruria’da yayıldıktan sonra Maris Turan’ın aşığı oldu .Turan Roma’nın Venus’üne benzeyen aşk tanrıçası idi. Etimolojik olarak Grekçe turannoV (tiran, kral , kraliçe anlamında ) ile aynı kökten geldiği düşünülmektedir. Gösterimleri Afrodit’e benzemektedir.

Grekler’in Apollon ve Artemis’i ise Etrüsk panteonunda Aplu , Apulu , Aplum , Artemes , Aritimi , Artumi , Artimnes adları ile bulunmaktadır.

Diğer tanrılar arasında Saturnus’a eşdeğer Satre de vardı. Satre için yapılan vahşice kurban törenleri tapımının en belirgin özelliği idi.

Dikkat çeken Etrüsk adetlerinden biri de , Titus Livius’un yazdığına göre , Etrüskler’in her geçen sene için Nortia tapınağına bir çivi çakmaları idi. Bu adet daha sonra Romalılar’a da geçmiştir. Roma’da da her sene Eylül ayında praetor maximus Capitol Jupiter’inin bölmesinin duvarına çivi çakardı.

Etrüsk inançlarında yarı tanrılar ve doğa ruhları da önemli bir yer tutardı. Aynalarda ve bronz tabletlerde Turan’a eşlik eden çıplak perilere rastlanmıştır. Lases adı verilen bu perilerin bazen Tinia ve Minerva’ya da eşlik ettikleri de görülmüştür.
Etrüskler’in öteki dünya hakkında da inançlar geliştirmişlerdir. Sanat eserlerinin büyük bir bölümü öteki dünya kültünün bir parçası olarak oluşturulmuştur. Elimizde yazılı metinler olmasa da ölülerle beraber konulan eşyalardan , yapılan resimlerden , kabartmalardan öteki dünya inançları hakkında bir fikir sahibi olabiliyoruz. Etrüsk inançlarına göre ölen kişinin ruhu kanatlı cinler tarafından öteli dünyaya götürülürdü. Bu tema bir çok mezar odasındaki resimlerde işlenmiştir. Burada oyunlar oynanıp ziyafetler veriliyordu. Burada Etrüskler’e özgü bir çok cin vardı. ( Bazen kader kitabını açan Culsu ve Vanth gibi.) MÖ dördüncü yüzyıldan itibaren ise bu resimlerde öteki dünyanın efendileri de gösterilmeye başlanmıştır. Bunlar Greklerden alınan Eita ( Hades ) ve Phersipnai ( Persefone ) dir. Bu yüzyıldan itibaren öteki dünyanın tasvirleri de değişmeye başlamıştır. Burası artık eziyet çekilen korkunç bir yer olmaya başlar. Charus ve Tuchulcha adında iki korkunç cin de tasvirlerde yer alır. Etrüsk Krallığı çökmeye yaklaştıkça tasvirler daha da korkunçlaşır.
Romalılar Etrüskler’in inançlarından mundus kavramını da almışlardır. Mundus öteki dünya ile bu dünya arasında geçişi sağlayan bir çukurdur. Mundus sözcüğünün de Etrüsk dilinden geldiği düşünülmektedir. Etrüsk aynalarında görüntü tanrıçası Munqu’nun adı geçer. Zaten Latince’de de mundus sözcüğünün ilk anlamı kadın görüntüsü demektir ( Diğer anlamları da Gökyüzü ve Dünya). Roma inançlarına göre religiosi denilen günlerde Mundus açılıyordu ve ruhlar buradan bu dünyaya geliyorlardı.

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (18.06.07)
  #6  
Alt 18.06.07, 17:07
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Etrüskler

Etrüskler Türk müydü?

Haluk Şahin
19/02/2006 Daha önce de söylemiştim: Tarihe ilişkin bazı sorular mevsim fırtınaları gibi arada bir karşımıza çıkar. Bir süre estikten sonra kesin bir sonuca bağlanmadan diner ve unutulur.
'Etrüskler Türk müydü?' sorusu bunlardan birisidir. Tıpkı iki yıl önce bu sütunlarda da tartıştığımız 'Troyalılar Türk müydü?' sorusu gibi.
Anavatan Partisi Diyarbakır Milletvekili Muhsin Koçyiğit, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'a sormuş:
"Avrupa kültürünün oluşmasında çok büyük katkıları olan Etrüskler Türk kökenli miydi?"
Bakan Koç verdiği cevapta bakanlığının bu konuda yönlendirici bir rol oynamak istemediğini ancak araştırma yapmak isteyenlere her türlü yardımı yapabileceklerini söylemiş.
Biyografisinden daha çok mali konularla ilgilendiğini anladığım Koçyiğit bu soruyu niçin sormuş bilmiyorum. Güneş-Dil teorici ya da Pan-Turanist bir merakla mı sormuştur, Halikarnas Balıkçısı gibi Mavi Anadolucu merakla mı sormuştur, AB üyeliğine giden yolda Avrupa kültürüne Türk katkısını öğrenmek için mi sormuştur, ya da salt turistik bir merakla mı sormuştur?
Hangi merakla sormuş olursa olsun, bu merak yoksunu kültürün temsilcisi olarak iyi etmiş!
Etrüskler gerçekten tarihin en gizemli kavimlerinden biri sayılıyor. Bu nedenle, kökenleri konusundaki tartışmaların sonu gelmiyor. M.Ö. 1000 yılı dolayında İtalya'nın Toskana'yı da içine alan Etrurya bölgesinde göze çarpmışlar ve parlak bir uygarlık oluşturduktan sonra M.Ö. 3. yüzyılda kaybolup gitmişler. Kimi tarihçiler Etrüsklerin Avrupa uygarlığının oluşumuna katkılarının Eski Yunan ve Roma kadar büyük olduğunu öne sürüyorlar.
Peki, bu Etrüskler neyin nesi, İtalya'ya nereden gelmişler?
Bu konuda üç-dört savın yarıştığı anlaşılıyor.
Bir teoriye göre, Etrüskler o yörenin has insanları. Ancak, bu sav, dillerinin ve kültürlerinin niçin farklı olduğunu açıklayamıyor. İkinci teoriye göre Kuzey'den gelmişler, ne var ki bu konuda da fazla bir kanıt yok. En kuvvetli olasılık, Anadolu'dan gelmiş olmaları. Heredot bu görüşte. Halikarnas Balıkçısı da bu görüşü destekliyor.
Bir de Etrüsklerin, Saka Türklerinin Tursakalar adlı bir kolu olduğunu savunan tez var. Örneğin Adile Ayda'nın bu savı kanıtlamaya çalışan eserleri bulunuyor.
Konuyu bizim için daha da ilginç hale getiren gelişmelerden birisi 1885'te Limni Adası'nda bulunan bir mezar steli, yani üzerinde yazıt bulunan dikey mezar taşı. Kimi araştırmacılar bu yazıttaki Etrüskçe kelimelerin Orta Asya Türkçesine çok benzediğini öne sürüyor, bunun Etrüsklerin Türk kökenli olduğunu kanıtladığını öne sürüyorlar.
Ve diyorlar ki, "Demek ki, ta o tarihlerde Kuzey Ege adalarında Türk kökenli kavimler varmış."
Öyle anlaşılıyor ki, bu görüş Etrüsk uzmanı Batılı tarihçiler tarafından paylaşılmıyor.
Halikarnas Balıkçısı tam 50 yıl önce bugün Demokrat İzmir gazetesinde çıkan yazısında Toskana ve Etrurya bölgelerinde yaşayan halkın kan gruplarının Anadolu'da yaşayan halkın kan grubuna çok benzediğinin anlaşılmasının Etrüsklerin Anadolu kökeni konusunda kesin kanıt olduğunu öne sürmüştü. (Etrüsklerin Kan Grubu, 19 Şubat 1956, Arşipel, s. 121-125)
Bu kanıta günümüzde değinene rastlanmıyor.
Ama ne gam! Balıkçı'nın görüşü zaten şöyle:
"Anadolu'daki Türklerde Etrüsk kanı vardır, Ancak Etrüskler Türk değildir."
Bakalım Kültür Bakanlığımızca da desteklenmesi vaat edilen yeni araştırmalar ne gösterecek?
Benden de naçizane bir katkı: Etrüsklerden kalan metinlerden birisi , kurbanların ciğerine bakarak fal bakmayı ve kehanette bulunmayı ilgilendiriyormuş.
Sakın 'Ben senin ciğerini okurum lan!' sözü bizlere Etrüsklerden yadigâr olmasın
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (18.06.07)
  #7  
Alt 18.06.07, 17:08
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Etrüskler

Etrüskler de Türk!


Zeki Coşkun
08/06/2007 Mevsim geldi yine, DTO Dünya Türk Olsun- örgütü harekete geçti. Bu kez hem yüksek bir makamdan hem de güzel yerden geldi ses. Makam, Türk Tarih Kurumu, en birinci ağız; başkan Prof. Yusuf Halaçoğlu konuşuyor: Roma tarihinde önemli bir yer tutan Etrüskler, yüzde 97 ihtimalle Türk'tür! Hafta sonu Bodrum'da düzenlenen 'Tarihten Bir Kesit: Etrüskler' sempozyumunda açıklamış bunu sayın Başkan Halaçoğlu. Güzel mi, güzel. Müjdeli bilgiyi aldık. Türk, Amerikalı, Rus, İtalyan 30'a yakın bilim adamının katıldığı sempozyum bitti. Sonuç bildirgesi çıkmıştır ama henüz haberimiz yok.
O kadar bilim adamı ne karara vardı? Yüzde 97 ihtimalin geri kalan yüzde üçlük şüphe payı da giderilmiştir herhalde: Etrüskler, Türk'tür kesinlikle, diyebiliyor muyuz, meraktayım.
Önce, şu mevsimlik dediğim bilgiyi biraz deşelim. Etrüskler'in Türklüğü, benim için yeni değil. İlkokul son ya da ortaokulun ilk sınıfından beri haberim var. Yazarlarını hatırlamadığım sosyal bilgiler kitabında okumuştum. Hem de öyle ihtimal filan değil, kesin bilgi. 'Etrüsk Türkleri' başlığını hatırlıyorum . Yine aklımda kaldığı kadarıyla sayfada bir de Etrüsk vazosu resmi vardı. Vazonun üstünde iki savaşçı figürü yer alıyordu. Çıplak! Şimdi bilgilerimi zorlarsam, Yunan uygarlığının kurucularından Mikenler'in de Türk kökenli olduğuna kadar uzanacağım.
Neyse, Etrüskler'de kalalım. Halaçoğlu'nun sempozyum açış konuşmasındaki tarihsel bulgular ve DNA incelemelerine dayandırılan "Yüzde 97 ihtimalle Etrüskler Türk'tü" açıklaması da geçen yıl ortaya atılmıştı. Mezarlık ve ceset kalıntıları üzerinden DNA araştırması Toskana Üniversitesi'nce yapılmış. Avrupa'nın 'Barbar Türkler' söylemi ve ezberi üstünde şok etkisi yaratan bu genetik bulguunun ötesinde asıl yıkıcı keşif, çalışmalarını yurtdışında sürdüren sanat tarihçi Haluk Tarcan'dan geliyor. Etrüsk dili ve alfabesinin de Türk kökenli olduğunu saptayan Tarcan'ın bu konuda bir kitabı var: Kökenlerindeki Ön Türk Kültürünü Bilmeyen Avrupa Birliği.
Heredot, Etrüsk dilinin hiçbir dile benzemediğini belirtmekteydi. Romalı tarihçi Livius da MÖ 8-6. yüzyıllarda orta İtalya'ya egemen
olan Etrüskler'i, Hint-Avrupa dilinden olmayan bir halk olarak niteliyor. Halikarnas Balıkçısı, Toskana ve Eturya bölgelerindeki halkla Anadolu halkının kan gruplarının çok benzediğini belirterek, Etrüskler'in Anadolu kökenli olduğu sonucuna varıyordu. Ama şu vurguyu da yapıyordu:
"Anadolu'daki Türkler'de Etrüsk kanı vardır, ama Etrüskler Türk değildir."
Türk değil de, Tarcan'a göre, Ön Türk'müş Etrüskler! Saka Türkleri'nin uzantısı olduğunu söyleyenler de var. İspanya'daki Bask halkının da Türk kökenli olduğunu söyleyenler de... Peki şimdi ne olacak? Bence Eturya'ya, İtalya'ya gidemeyen Türkler, buralarda, mesela 'Beyaz Türk' yurdu olarak bilinen Etiler'de kaldı.
Onlardan ayrılan bir grup da Nişantaşı'nı mesken tuttu... Etrüskler'e ne oldu derseniz, Latin halkını sopayla çalıştırarak Roma'yı kurdular. O ünlü dişi kurdun beslediği Romus-Romuilus kardeşlerin Tiber Irmağı kıyısında yurt tutmaları söylencesi de buradan gelir. (Bk: Ergenekon ve Asena söylencesi!) Sonra, Latin aristokrasisi Etrüskler'i kovarak Roma'da krallık devrine son verdi ve Cumhuriyet'i kurdu. Bu durumda? İster ön Türk, ister son Türk olsun, Etrüskler Romalı değil, Avrupalı hiç değil, biz onların ataları değiliz durumu çıkmıyor mu? Hay Allah, yine tutturamadık galiba. Kan tutuyor tutmasına da 'uygarlık' tutmuyor, hayat tutmuyor! Kaldık biz bize.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 18.06.07, 17:09
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Cevap: Etrüskler

Etrüsklerin Anadolu kökenine DNA kanıtıAraştırmalar sonucu Etrüskler’in Anadolu’dan Orta İtalya’ya göç ettikleri, DNA testleri ile kanıtlandı.

18.06.2007 06:25 Yıllardır süren çeşitli araştırmaların ardından Etrüskler’in Anadolu’dan Orta İtalya’ya göç ettikleri tezi, DNA testleri ile de büyük ölçüde kanıtlandı. Araştırma, Torino Üniversitesi’nde yapıldı.
TORİNO Üniversitesi’nin son 4 yıl içerisinde yaptığı çok yönlü araştırmaların sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre Etrüskler’in kökeni, Anadolu’da Lidya bölgesinde yaşanan ve aşırı kıtlık yüzünden toplu halde önce Limni Adası’na, buradan da deniz yolu ile Orta İtalya’daki Toskana bölgesine göç eden insanlara dayanıyor. Araştırmayı yürüten genetik uzmanı Prof. Dr. Alberto Piazza, Toscana bölgesinde Etrüskler’in odaklandığı üç kasaba olan Volterra, Murlo ve Casentino’da toplam 263 kişinden alınan kanın DNA testlerinin, daha sonra Kuzey ve Güney İtalya, Güney Balkanlar, Sicilya Adası, Sardunya Adası, Limni Adası ve Anadolu’nun eski Lidya topraklarında yaşayan toplam 1264 kişinin DNA’sı ile karşılaştırıldığını belirtti. Prof. Piazza, karşılaştırma sonunda Volterra, Murlo ve Casentio’da alınan DNA örneklerine en yakın örneklerin Türkiye’dekiler olduğunun tespit edildiğini belirtti. Testlerde, 5 kişinin DNA’sının Lidya bölgesindekilerle (Batı Anadolu’da Gediz ve Küçük Menderes vadileri arasındaki bölge) tıpatıp uyuştuğunu da sözlerine ekledi.
Fransa’nın Nice kentindeki Avrupa Toplumları Kongresi’nde konuşan İtalyan genetik araştırmacı, gönüllü olarak bu kasabalarda kan veren ve en az üç nesildir Toskana topraklarında oturanların DNA’larının, İtalya ve Balkanlar’daki diğer bölgelere oranla Lidya bölgesindekilere çok daha yakın olduğu bulgusuna ulaştıklarını ve Bodrum doğumlu ünlü tarihçi Heredot’un varsayımının doğru olabileceğini vurguladı. Heredot (MÖ 484-MÖ 425), Etrüsklüler’in Anadolu’dan kıtlık nedeniyle İtalya’ya göç ettiklerini yazmıştı.
İtalyan araştırmacı Prof. Piazza, 30 Etrüsk mezarından alınan DNA’ların, daha önce Ferrara Üniversitesi’nde araştırıldığını ve kendi sonuçlarına benzer sonuçlar alındığını vurgulayarak "Özellikle Etrüskler’ in yoğun yaşadığı Siena’ya bağlı Murlo kasabasında yaşayanların DNA testlerinin sonuçlarına göre, kanlarında normal bir İtalyan’dan çok, Anadolu kökenlilerinkine benzer kanların bulunduğuna rastladık. Bu bakımdan, tezimizin yüzde yüz olmasa bile buna yakın doğrulukta olduğuna inanmaktayız" dedi.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
SELVILV (18.06.07)
Sponsorlar
Cevapla

Tags
etrüskler

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz