Nüve Forum


Mitoloji hakkinda Yunan Mitolojisi ile ilgili bilgiler


Yunan Mitolojisi'nde temel kaynaklar Homeros ve Hesiodos'un eserleridir.Bu mitoloji Notlarının hazırlanmasında Azra Erhat'ın Mitoloji Sözlüğü ve Çeşitli mitoloji sitelerinden yararlanılmıştır... APHRODİTE Homeros'a göre Zeus ile Dione'nin kızıdır.Adı "köpükten çıkan" anlamına

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 01.12.07, 22:31
nuvekolik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Yunan Mitolojisi

Yunan Mitolojisi'nde temel kaynaklar Homeros ve Hesiodos'un eserleridir.Bu mitoloji Notlarının hazırlanmasında Azra Erhat'ın Mitoloji Sözlüğü ve Çeşitli mitoloji sitelerinden yararlanılmıştır...

APHRODİTE
Homeros'a göre Zeus ile Dione'nin kızıdır.Adı "köpükten çıkan" anlamına gelir.Hesiodos'un Theogonia'sında ise sulardan çıkar (Uranos ile Köpüklerin birleşmesinden doğar).Aphrodite sevgi,aşk ( cinsel aşk ) ve yasak ilişkilerin tanrıçasıdır.Üremek için birleşmeyi de simgeler.En fazla cinsel ilişkiye giren fahişeler Aphrodite'e göre önemlidir,hiç ilişkiye girmemiş kadınlar ise kadından sayılmazlar.
Praksiteles'in (Praxiteles) Knidos Aphrodite heykeli için Phyrne'den model olmasını istemiştir.Praksiteles'in en önemli özelliği Apollon'daki gibi vücuda "S" formu vermesidir.Milo Aphrodite'yi en beğenilen tasviridir.Ozanlar Altın Aphrodite olarak sıfatlandırırlar.Bu güzeller güzeli tanrıça hep gülümser,işveli ve gönül alıcıdır.Aphrodite tasviri günümüzde en çok ayna saplarında görülür.Ayağının altında istiridye,yunus,kaplumbağa gibi hayvanlar olabilir.Saçlarını kurutmaya çalışan (denizden çıktığı için ) Aphrodite heykeli sıkça görülür.Sulardan doğduğu için suyla ilgili binalarda süsleme olarak ortaya çıkar.
APOLLON
Zeus'un güzel saçlı Leto'dan olan oğlu ve Artemis'in ikiz kardeşidir.Yunan mitolojisindeki en önemli tanrılardan biridir.Kıta Yunanistan'a özgü bir tanrı olarak kabul edilirken,yapılan araştırmalar Apollon'un artık Anadolu kökenli bir tanrı olduğunu ortaya koymuştur.Apollon kelimesi de Yunanca değildir.İlyada'nın bazı bölümlerinde Apollon,Lykegenos sıfatıyla da anılmaktadır.Likyalı anlamına bu sıfat onun Likya bölgesiyle bağlantısını gösterir.Efsanelerinde okçu,gümüş yaylı ve hedefi vuran anlamında çeşitli sıfatlarla anılır.Bazı efsanelerinde onun için parlak ışık,ışık saçan (Phoibos) sıfatları kullanılır.Ancak Apollon güneş ya da ışık tanrısı değildir.Asıl güneş tanrısı Helios'tur.Apollon'un sıfatlarından biri de sarışındır.Bu sıfat Apollon'un yaydığı ışığa işaret edebileceği gibi doğrudan doğruya onun saç rengi ile de bağlantılı olabilir.
Apollon çok iyi bir okçudur,hedefini hiç bir zaman şaşırmaz.Kardeşi Artemis ile paylaştığı bu okçuluk yeteneği Apollon'a büyük bir üstünlük sağlar.Apollon ve Artemis'in oklarıyla ölmek tatlı,acısız,uykuya dalar gibi huzurlu bir ölüm demektir.Aletlerden ok,yay ve lir;hayvanlar kurt,yunus balığı,kuğu,karga;bitkilerden defne,palmiye ve zeytin ağacı tanrının simgesidir.
Bir tanrı olarak Apollon'un nitelikleri çok fazladır.
a.Ekin-tarım tanrısıdır.
b.çobanların tanrısıdır.
c.Sağlık ve ceza tanrısıdır.İnsanları iyileştirir,onları suçlarından arındırır.(bu niteliği oğlu Asklepios'a geçmiştir).Ama aynı zamanda oklarıyla etrafa veba ve ölüm de saçar.(ilyada'da Troya savaşı sırasında Akha ordularına veba salmıştır).
d.Geleceği haber verir.Apollon bilicilik tanrısıdır.Apollon tarafından esinlenen insanlar bilici,kahin veya falcı olurlar.Bilicilik ilkçağ'da son derece önemlidir.Yunan efsanelerinde Delphoi önemli bilicilik merkezi olarak geçer.Ancak İlkçağ'ın ilk ve en önemli bilicik merkezleri Anadolu'dadır.Anadolu'daki en önemli ve en eski merkez Didim'dir.(Apollon'un doğum yeri olan Patara'da önemli bir merkezdir).Didim'deki bilicilerin çoğu kadındır.Ellerindeki kutsal değnekle kuyunun başında oturur,sularda gördükleri ışıltıları yorumlar,rahiplere bildirirler.Bilici kadınlar arasında en ünlüsü Troya Kralı Priamos'un kızı Kassandra'dır.
e.Kent kapılarındaki bekçiliğinden dolayı yeni kurulan şehirlerin koruyucusu,günlük yaşamın düzenleyicisidir.Yol ve kapılar tanrısıdır.
f.Güzel sanatların bilim ve müziğin koruyucusudur.Musalar korosunun yönetici olarak ün yapmış,bu konuda pek çok efsane oluşmuştur.Kimi yetenekleri konusunda Apollon son derece kıskançtır.Bu özellikle Phrigya'lı Marsyas'a karşı öfkesini konu eden bir mitosta çok belirgindir.Marsyas iki delikli kavalın bulucusu sayılır.Ancak bu kavalı asıl bulan tanrıça Athena'dır.Apollon çeşitli özelliklere sahip olsa da tasvirlerde genel de tek bir biçimde gösterilir.Güçlü ve ideal fiziğiyle genç erkek güzelliğini temsil eder ve genellikle çıplaktır.En ünlü aşkı Daphne'dir.Ancak Daphne Apollon'a yüz vermez.Ve korkup kaçar.Apollon peşinden koşarak kızı yakalar.Ancak Athena gibi bakire kalmaya yemin etmiş olan Daphne,toprağa yalvarır kendisini saklamasını ister.Bu isteği kabul edilir.Ve Daphne'nin vücudu bir defne ağacına döner.Bu duruma çok üzülen Apollon defneyi kutsal ağacı yapar.Ünlü ozan ve savaşçıları defne yapraklarından yapılmış taçlarla onurlandırmıştır.
ARTEMİS
Artemis,Yunan Mitolojisine göre Leto ve Zeus kızı,Apollon'nun kız kardeşidir.Doğum yerinin Efes olduğu kabul edilir.Adı Apollon'un adı gibi Yunanca değildir.Dokunulmamış,bozulmamış anlamına gelen "artemes" sıfatından türemiştir.
Artemis ok,yay ve arabayla yakından ilgilidir.Onun için "hedefi vuran","gümüş yaylı" sıfatları da kullanılmıştır.Yayını sadece avlanmak için değil kardeşi Apollon gibi insanları cezalandırmak ve öldürmek için de kullanır.Örneğin bir kere de 14 çocuk doğurduğunu söyleyerek tanrıçaya nisbet yapan Manisalı Niobe'nin çocuklarını oklarıyla öldürmüştür.Çocuk doğururken ölen kadınlardan da Artemis sorumludur.Tanrıçanın zalimliği ile bir başka hikaye avcı Aktaion'la ilgilidir;Kentavros Kheiron'un yetiştirmesi Aktaion öyle yaman bir avıdır ki,Thebai bölgesinde onun üstüne kimse yoktur.Gurura kapıldığı için Artemis'ten üstün bir avcı olduğunu söylemiştir.Bu küstahlığa dayanamayan Artemis'te Aktaion'u geyiğe dönüştürmüş ve elli köpeğini de üstüne salmıştır.Parçaladıkları geyiğin efendileri olduğunu anlamayan hayvanlar uluyarak Aktaion'u aramaya koyulmuşlar.Sonunda Kherion'da onları avutmak için Aktaion'un heykelini yapmıştır.
Bazı efsanelerde Artemis doğa güçlerini ve özellikle hayvanları elinde tutan Patnia Theron olarak gösterilir.Bazı destanlarda avcılık ve bakire nitelikleri de yer almaktadır.Artemis,Efes Artemisi'nde olduğu gibi kişiliğinde dişiliğinin üç aşamasını;yani kızlık,kadınlık ve analık aşamalarını birleştirir. Yunan Mitolojisinde Apollon güneşle,Artemis'de ayla ilgilidir.Bu yüzden Phoibe veya Selene adlarını almıştır.
HERAKLES
Herakles,Zeus ve Miken Kralı'nın kızı Alkmene'nin oğludur.Kadına aşık olan Zeus ona kocası kılığında yaklaşmıştır.Herakles'in Zeus'un çocuğu olduğunu anlayan Hera onunla sürekli uğraşmış ve ölümüne neden olmuştur.Herakles doğduğu günden itibaren tanrısal bir kuvvete sahiptir.Hera'nın gönderdiği iki büyük yılanı öldürdüğünde henüz birkaç günlük bebektir.
Herakles üstün bir eğitim görmüştür.En iyi yaptığı işler ok atmak,araba kullanmak ve güreşmektir.18 yaşına geldiği zaman Kitharion ormanlarında yaşayan ünlü canavarı, öldürmüştür. Kendisine ödül olarak Thebai kralının kızı Megara verilmiştir.Bu kızdan üç oğlu olmuştur.Hera işe karışarak Herakles'i çıldırtmış,Herakles'te karısını ve çocuklarını öldürmüştür.Suçlarından arınması için Miken Kralı'nın hizmetine girip,onun her istediğini yapması gerekmiştir.Kralın Herakles'e yaptırdığı 12 işe mitolojide Herakles'in görevleri denir.Bu işler şunlardır;
***8226; Hiçbir silahın işlemediği Nemea aslanını boğarak,öldürmek
***8226; Lerna bataklığındaki 9 başlı ejderi yok etmek
***8226; Artemis'in kutsal hayvanlarından Kyreneia geyiğini yakalamak
***8226; Erymanthos dağında yaşayan büyük yaban domuzunu ağla tutmak
***8226; Auigias'ın ahırlarını bir günde temizlemek ( iki büyük ırmağın yataklarını değiştirip ahırlardan geçirerek)
***8226; Girit'e gidip Poseidon'un Minos'a verdiği azgın boğayı getirmek
***8226; Troya Kralı Diomedes'in insan eti yiyen kısraklarını yakalamak,bunun için önce Diomedes'i öldürmüştür.
***8226; Amazonlar kraliçesi Hippolyte'den kemerini almak.Kemeri almak için kraliçe ile anlaşmış,ancak Hera'nın kışkırtmasıyla Amazonlar,Herakles'e saldırmış,Herakles'de kraliçeyi öldürmek zorunda kalmıştır.
***8226; Okeanos'un bir adasında bulunan 3 gövdeli dev Geryoneus'un sığırlarını çalmak,
***8226; Hesperidler'in altın elmalarını getirmek,
***8226; Hermes'in ölüler ülkesini koruyan Kerberos adlı köpeği yeryüzüne çıkarmak ( Kerberos'u daha sonra geri götürdü)

Ancak Herakles'in çilesi bunlarla bitmedi.Bu 12 işten sonra sayısız mecralara girişti.Lydia kraliçesi Omphale'nin hizmetinde bir yıl kadın kılığında çalıştı,yün eğirdi.Prometheus'u kurtardı,Troya'yı tahrip etti.Argonatların seferine katıldı.Deineiara ile evlendi,Kentavros Nassos karısına yaklaşmak isteyince onu oklarıyla yaraladı.At adamın kanıyla kaplanmış olan gömleği Herakles'in vücuduna yapışarak onu tutuşturmaya başladı.Bu dayanılmaz acıya son vermek için Herakles bir odun yığını hazırlatarak kendisini alevler içine attı.
Herakles'in ölümüne başta Zeus olmak üzere bütün tanrılar üzülmüş ve onu Olympos'a götürerek ölümsüzlük bağışlayıp tanrıça Hebe ile evlendirmişlerdir.Fizik ve Moral gücün simgesi olan Herakles Yunanistan'da hem tanrı hem de kahraman olarak saygı ve tapınım görmüştür.Heraklesoğulları denilen çocukları Yunan yarımadasının ataları sayılmışlardır.
KYBELE
Tarih öncesinin aydınlanabilen en gerilerine dek gidildiğinde,Akdeniz çevresinde,kuzey ülkelerinde,Asya içlerindeki tüm kültür ve uygarlıklarda çeşitli isimlerle anılan ancak hep aynı öze indirgenebilen bir Ana Tanrıça ile karşılaşılır.Uzun zamandır yapılmakta olan arkeolojik çalışmalar sonucu ana tanrıça dininin kaynağının Anadolu olduğu kesinlik kazanmıştır.Hacılar ve Çatalhöyük'te yapılan çalışmalar ana tanrıça motifinin MÖ.6500-7000'lere kadar uzandığını ortaya koymaktadır.Ana tanrıça ayakta,oturmuş ya da uzanmış olarak tasvir edilir.Geniş kalçalı,karınlı,iri göğüslü ve daima çıplaktır.Kalça,göğüs ve vurgulanan üreme organı analığı,üremeyi,dişiliği,hayatın sürmesini ve bereketi simgeler.Ana tanrıçanın bu özellikleri Kybele'den Artemis'e kadar bütün ana tanrıça imgelerinde vardır.Heykellerin bir bölümünde doğum yaparken gösterilir.Bazen göğsünün üzerinde, kollarında bir erkek çocuğu taşır.Bu,tanrıçanın hem çocuğu,hem de sevgilisi olan Attis'tir. Ana tanrıça oturmuş ya da doğum anındaki pozisyonlarında iki yanında leoparla gösterilir. Leopar,ana tanrıçanın kutsal hayvanıdır ve onun hayvanların kraliçesi olmasını ve doğa üzerindeki sınırsız egemenliğini simgeler.
Frig yazıtlarında karşımıza Matar ya da Mother adıyla anılan bir ana tanrıça çıkar.İki kez de Kubileya adıyla anılır.Ana tanrıça motifleri arasında en bilinenidir.Kubileya,"dağların" demektir.Bu isim tanrıçanın doğaya ait olduğunu gösterir.Batı dillerine,Mehter ya da Mother (ana,anne) olarak girmiştir.Roma dünyasında Manga Mather,büyük ana anlamındadır.Buna ek olarak,Grekler ve Romalılar onu Frigce Kubileya adından ya da sıfatından dolayı Kybele (Cybele) biçiminde çağırdılar.Ancak dualarda Ana-Anne biçiminde anıldı.Hellenistik dönemde adı Kybebe'dir.
Kybele'nin Prehistorik dönemlerden beri gelen ana tanrıçayla ilişkisi olduğu önerilmektedir.Bronz ve Erken Demir Çağı'nda ana tanrıça geleneğinin devam ettiği belirtilir. Ancak esas tartışma Geç Hititlerdeki Kubaba adlı tanrıçanın Friglerin tanrıçası ile aynı olup olmadığı üzerinedir.Friglerin Mother olarak adlandırdıkları ana ile özellikle Kargamış'ta Kutsanan Kubaba'nın ilişkisi henüz kesinlik kazanmış değildir.
Anadolu'da fazla tanınmamış çok sayıda Kybele anıtı vardır.Bunlar özellikle Afyon-Eskişehir civarında yeralan Açıkhava tapınaklarıdır.Burada nişin içinde,ortada ana tanrıça, iki yanında arka ayakları üzerinde duran birer aslan kabartması bulunur.Ana tanrıçaya tapınmaya gelenler,Kybele'nin simgelediği bereket ve doğurganlıktan pay almak için Kybele'nin ve aslanların üreme organlarını dokunarak aşındırdıkları görülmektedir.
Ana tanrıçanın çok iyi bilinen bir efsanesi vardır.Bu efsane de hem analık niteliği hem de kültünün özellikleri anlatılmaktadır.Tanrıça,Attis (ateş) adlı erkeğe aşık olur.Attis, Kral Midas'ın kızıyla evlenmek üzereyken karşısına çıkarak çıldırtır ve kendi kendisini hadım etmesine neden olur.Akan kanda bit ve çiçekler,menekşeler biter ve Attis bir çam ağacına dönüşür.Bir başka efsaneye göre Attis,ana tanrıçanın tek başına yarattığı oğludur,büyüdükten sonra da onun sevgilisi olmuştur.Attis Efsanesinde simgelediği gibi akan kan yitirilen erkeklik gücü daha evrensel bir nitelik kazanarak bereket ve canlılığın daha geniş bir alana, yani bütün doğaya geçmesini sağlamaktadır.Kybele,şiir ve düzyazıda adından en çok söz edilen tanrıçalardan biridir.Özellikle Romalı yazarlar Kybele'den sık sık bahsetmişlerdir.
NİKE
Eski Yunan ve Roma dünyasında,Olympos tanrılarının soyundan gelmeyip de soyut kavramların kişileştirilmiş biçimi olan tanrıçalardan biridir.Nike,zafer kavramının somutlaştırılmış biçimi,zafer tanrıçasıdır.Homeros'un destanlarında rastlanmaz.Hesiodos'a göre ise Pallas'la Okeanos'un kızı Styks'ten doğmuştur.Olympos tanrıları kuşağından önce olmasına rağmen kimi efsanelerde Athena'nın oyun arkadaşı olarak geçer.Nike,resimlerde kanatlı,hızlı uçan ve göklerden süzülerek zaferi getiren bir genç kız olarak gösterilir.Nike,Athena'nın ön isimlerinden biri olarak da geçer.Heykel ve resimlerde en çok tasvir edilen ölümsüzler arasında yer alır.
POSEİDON
Zeus'un kardeşidir.Zeus ona denizlerin,deniz canlılarının ve tüm akarsuların hakimiyetini vermiştir.Poseidon'a yer altında yürüyen denir.Depremler yaratır ve karaları sarsar.Aynı zamanda atlarında tanrısıdır.Tunç nallı atların çektiği arabası ile hem denizin altından hem de üstünden gidebilir.Yunus balığının yanı sıra Poseidon'un elinde taşıdığı üç çatallı yaba onun simgesidir.(atribü).Bu yabayı fırlattığı zaman,denizde fırtınalar korkunç dalgalar meydana gelir.Görünüşü Zeus'a benzer,orta yaşlı ve sakallıdır.Poseidon,Zeus ve Athena ile devamlı mücadele halindedir.Özellikle Atina kentinin baş tanrısının belirlenmesi için mücadele vermişlerdir.Poseidon kente at,Athena da zeytin ağacı bağışlamıştır.Atinalıların Athena'nın bağışını seçmeleri üzerine kızan Poseidon yabasını yere vurmuş kentin de içinde bulunduğu yarım adanın tuzlu sular altında kalmasını sağlamıştır.
Poseidon,Nereidlerden (su perisi) Amphirite ile evlidir.Bu tanrı çiftinin Triton adındaki çocuklarının vücudunun üst yarısı insan,alt yarısı balık şeklindedir.Birleşme yerinde de bir çift at bacağı vardır.Daha sonraları bu tür deniz canavarlarının hepsine birden Triton denmiştir.Triton deniz kabuğundan (deniz minaresi) borusunu öttürerek,denize hükmeder.Tatlı ve güzel nağmelerle denizin azgın dalgalarının yumuşamasına neden olur. Poseidon'un başka sevgililerinden çocukları da olmuştur.Bunlardan biri de insan yiyen bir dev olan Polyphemos'tur.Odysseus arkadaşlarını yiyen devi sarhoş edip,tek gözünü kör etmiştir.Bu nedenle de Poseidon'un düşmanı olmuştur.
ZEUS
Tanrıların en büyüğüdür.Rheia ve Kronos'un oğludur.Gaia ve Uranos torunlarından birinin ölümsüzler arasında kral olacağını söylediği için. doğan tüm çocuklarını yer Kronos.Rheia Zeus'u doğuracağı gün Girit'e kaçar ve orda İda Dağı'nda bir mağarada doğurur.Kronos'a da bir bez içine taş koyup verir.Kronos Taşı yutar ve hiç bir şeyin farkına varmaz.Daha sonra Zeus babası Kronos'u yener ve kardeşlerini kusturur.Böylece üçüncü kuşak tanrıların Olymposluların hakimiyeti başlamış olur.Zeus'un Kardeşi Hades'e yer altı dünyası,Poseiodon'a Okyanusların hakimiyeti,Zeus'a Göklerin hakimiyeti düşer.Zeus Yağmur yağdırır,gökleri gürletir,şimşekler çaktırır.Troia Savaşı'ndaki rolü çok büyüktür.İda Dağı'nın tepesinde yönetir Troia Savaşını.Herşey onun buyruğuyla olur.Bazen Akhalar üstün bazen de Troialılar.Zeus buyruklarını Kartalının aracılığıyla iletir insanlara.Kartalın uçuşuna göre iyiye veya kötüye yorulur buyruk.Akhalar kötü durumdayken yalvarır Agemmemnon Zeus'a:

Zeus Adaletli bir düzenin kurucusu ve koruyucusu sayılır.İlyada'nın son bölümünde Akhilleus,oğullarını kesip öldürdüğü Kral Primos'un korkusuzca bir gece vakti Akha Gemilerine gelip oğlu Hektor'un cesedini istemesi üzerine Akhilleus seslenir.

Zeus tüm bunlara rağmen evrende tek hakim değildir.Bunu Troya Savaşı'nda oğlu ve çok sevdiği Sarpedon'unun Patrakios'la teke tek döğüşünde,Sarpedon'un güç durumda kalmasına rağmen ona yardım edememesinden anlıyoruz.Troya Savaşı'nda Hektor'la Akhilleus teke tek döğüşür.Hektor uzun bir süre dayanır Akhilleus'a karşı.Ama sonunda dayanamaz geri kaçar.Troya Surlarında bir kovalamaca başlar Hektor'la Akhilleus arasında.Bütün bunları izleyen Zeus Hektor için üzüldüğünü söyler.Bu sırada Zeus'un kızı Athena çıkışır babasına.Ve Hektor'un ölümlü bir adam olduğunu ve ölümüne izin vermesi gerektiğini söyler.SOnra Zeus Athena'nın Hektor'a kurduğu tuzağa ve Apollon'un Hektor'u kaderine bırakmasına izin verir.

KRAL MİDAS'IN KULAKLARININ UZAMASI
Efsaneye göre Marsyas adındaki bir Satiros (Keçi ayaklı, sivri kulaklı yarı insan yarı hayvan yaratıklar) bir gün kırlarda dolaşırken Athena'nın icat ettiği ancak çalarken yüzü çirkinleştiğinden fırlatıp attığı flütü bulmuş. Bir tanrıçanın eseri olduğu için çok güzel sesler çıkaran flütü çalmaya başladı..ve bir süre sonra marifetin kendisinde olduğuna inanmaya başlayarak kendini Apollon'a rakip görmeye başladı. Bunun üzerine Apollon kazananın kaybedene istediğini yapabilmesi şartıyla Marsyas ile bir yarış yapmaya karar verdi.

Apollon'un arkadaşları olan Musa'lar ve Phrygia (Fyrigia) kralı Midas yarışmada hakem oldular. Apollon gitarı ile çok güzel şarkılar çalarak ortalığı inletti. Marsyas da flütü ile ondan geri kalmayarak çok güzel şarkılar çaldı. Hakemler tereddüt ediyorlardı. Bunun üzerine Apollon Lir'ini eline aldı. Okadar güzel o kadar hoş şarkılar çaldı ki dağlar taşlar heyecandan titrediler. Marsyas Apollon gibi çalamayacağını itiraf etmek zorunda kaldı. Apollon anlaşma gereği Marsyas'ı ölümle cezalandırdı. Yarışma sırasında Marsyas'ın tarafını tutarak onun daha iyi çaldığını iddia eden Midas'a da ceza verdi. Onun kulaklarının iyi işitmediğini söyleyerek insanlara özgü kulakları ona uygun görmedi ve Midas'ın kulaklarını uzatarak eşek kulaklarına çevirdi. Midas kulaklarından öyle utanıyordu ki sürekli başında bir kalpakla dolaşmaya başladı. Fakat berberi saçlarını keserken kulaklarını farketmişti. Midas hiç kimseye anlatmama şartıyla berberine yaşamını bağışladı. Fakat berber bu sırrı içinde saklamakta çok zorlandı. Birilerine söylemezse patlayacağını düşünüyordu, diğer yandan söylediği taktirde Kral'ın kendisini öldürmesinden korkuyordu. Sonunda bir gün daha fazla dayanamayarak ıssız bir yerde bir çukur açtı, ve oraya eğilerek yavaşça "Haberiniz varmı, Kral Midas eşek kulaklıdır" diye fısıldadı. Bunu söyleyince üzerinden büyük bir yük kalkmış gibi oldu ve rahatladı. Fakat kazdığı çukurun yanındaki kamışları hesaba katmamıştı. Kamışlar rüzgarla sallandıkları zaman "Midas'ın kulakları eşek kulakları, Midas'ın kulakları eşek kulakları" diye sırrı her tarafa yaydılar.
ZEUS'UN DOĞUŞU
Kronos ile Rhea'nın evliliklerinden Hestia, Demeter, Hera adlarında üç kızla, Hades, Poseidon, Zeus adlı üç erkek çocuk dünyaya geldi. Babasına yaptıklarını unutmayan Kronos kendisinin de oğullarından aynı karşılığı göreceğinden korkuyordu bu yüzden Karısının her yeni doğurduğu çocuğu yutup, karnında saklıyordu.

Rhea yalnız "Zeus"u onun elinden kurtarabildi. Tanrıça gecenin karanlığından faydalanarak çabucak koşup Girit adasında "İda" dağının tepesine çıktı. Çocuğunu da beraber götürmüştü. Gaia çocuğu aldı ve onu bir mağaranın dibine sakladı. Rhea bir kocaman taşı kundak bezlerine sarıp Kronos'a verdi. Kronos bu taşıda hemen yuttu, oğlunun dünyada yaşadığını bilmiyordu. Ve ilerleyen zaman içinde oğlu büyüyüp yenilmek nedir bilmeyecek, sıkıntı nedir duymayacak, gücü ve kuvveti ile babasını kendisine boyun eğdirecek, onun bütün imtiyazlarını, şan ve şerefini elinden alacak, onun yerine bütün ölmezlerin başı olacaktı. Gerçekten Zeus, ormanların sık dalları arasında büyüdü; keçi sütünü emdi; bağırmalarını babası duymasın diye Kuretoslar da onun başında kalkanlarını çarparak gürültüler çıkardılar. Olgunluk çağına gelince Zeus saklandığı mağaradan çıktı. Kronos'u yuttuğu tanrıları ve taşı çıkarmaya zorladı. Sonra onu gökten kovup dünyanın ta dibine, yerin ve denizin alt tabakasının daha da altına attı.

Zeus karısı Hera, çocukları, kardeşleri ve öbür tanrılarla birlikte Olympos dağına yerleşip saltanat sürmeye başladı. Fakat bu sefer de karşısına; Gaia ile Uranos'un Othrys dağına yerleşmiş oğulları Titan'lar çıktı. Her iki taraf ellerine kocaman kayalar alıp savaşmaya başladılar. Pelion dağlarını Ossa dağının üzerine yığarak Titan'lar Olympos'a tırmanmaya çalıştılar. Savaşın gürültüsünden gökler, yerler, denizler sarsıldı, Tartaros yani cehennem bile o yaygara ile çalkalandı. Fakat Zeus'un Tanrısal silahına, yıldırımına hiç bir şey dayanamadı. Bereketli toprak titreyerek yanıyor, her şey kaynıyordu. Yerler parçalandı, dağlar eridi ve Titan'lar yenilerek Tartoros'a atıldılar. Hepsi de zincirlere vuruldu ve üzerlerine üçyüz kaya yuvarlandı. Helland, Yunanistan toprağı, yüksek dağları, derin uçurumları ile karmakarışık bir manzaraya sahipti. Eski Yunanlılar bunu Zeus'un Titan'larla olan savaşına bağlar.

Bundan sonra ilk zamanlarda ki karışıklık sona erdi. Kainat düzen buldu. Tabiatın kaba, vahşi ve kör kuvvetleri; Tanrısal zeka tarafından yenilmiş ve emir altına alınmış oldu.
BÜYÜK TANRILAR
Zeus Kronos'u tahtından indirip Titanları yendikten sonra Evrenin en kudretli Tanrısı olarak kaldı. Dünyayı idare etmek için diğer tanrı ve tanrıçalarla birlikte Olympos dağını seçti ve oraya yerleşti. Tanrılar dağı Olympos'ta saraylarını kuran ölümsüzlerin hepsi birbirleriyle akraba idiler. Hera, Poseidon ve Demeter ile karanlık yeraltı aleminin idaresini üzerine alarak aşağı inen Hades,Zeus'un kardeşleri,Apollon,Athena, Artemis ve evlatları, yeğenleri yada torunları idi.

Hepsinin bir araya gelmesinden bir Tanrılar ve Tanrıçalar Cumhuriyeti kurulmuştu. Eski Yunanlıların Tanrıları insan biçimindeydiler. Yalnız onların insanlardan daha kuvvetli, daha büyük, daha güzel vücutları vardı. Ayrıca insanların sahip olmadıkları bir takım özelliklerede sahiptiler. İstedikleri kılığa girerler, istedikleri anda kainatı bir baştan bir başa katederlerdi. Onlar insanlar gibi ölümlü değillerdi, yaşlanmazlardı da.

Eski Yunanlılar herşeyin bir Tanrısı olduğuna inanırlardı. Onlara göre denizin, dağların, gökklerin herşeyin bir tanrısı vardı. Her tanrının bir çok yardımcıları, hizmetçileri bulunurdu. İkinci derece de tanrılar da vardı ama tüm bunların üzerinde yetkileri diğerlerinden üstün 12 büyük tanrı vardı, bunların altısı kadın altısı erkekti;

Baş Tanrı Zeus,, güzel sanatlar Tanrısı Apollon; harp,savaş Tanrısı Ares, sanayi Tanrısı Hephaistos, Tanrıların habercisi ve güzel sözlerle kandırmasını ve inandırmasını bile Hermes, deniz Tanrısı Poseidon, zeka Tanrıçası Athena, aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite, avcılar ve iffet Tanrıçası Artemis, çoğalma- toprak Tanrıçası Demeter. Bu Tanrılar ve Tanrıçalardan başka karanlık yeraltı aleminin ve cehennemlerin Tanrısı Hades bulunduğu gibi sonradan Olympos 'a alınan şarap Tanrısı Dionysos da var.
EROS ( AMOUR )
Eros annesi Aphrodite gibi dünyaya güzellik ve neşe getirir, insanların gönüllerini aşk ateşi ile yakar, insanların mutluluklarını yada sonlarını hazırlardı. Sırtında bir çift kanadı vardı. Bu kanatlarla uçarak dünyayı dolaşır geçtiği yerlere çiçek kokuları saçardı. Eros'un elinde her zaman okları olurdu. Bu oklarla insanları kalplerinden vurur onları birbirlerine aşık ederdi. Ve bir gün kendiside bir güzele aşık oldu.

Psykhe (Ruh) bir kralın üç kızının en güzeli idi. Gerçekten o kadar güzel, o kadar alımlıydı ki görenler onu Aphrodite sanıyorlar ona tapınıyorlardı. Aphrodite bir ölümlü ile karıştırılmaktan hiç hoşlanmamıştı. Bu yüzden bir gün oğlu Eros'u yanına çağırdı ve onu dünyanın en çirkin erkeğine aşık ederek cezalandırmasını istedi. Eros annesinin isteğini yerine getirmek için hemen yola koyuldu. Psykhe'yi bulduğunda, çok gururlu alon ve kimseye aşık olmamakla övünen bu genç kızı, dünyanın en çirkin, en kötü erkeğine aşık etmeye niyetliydi ancak kalbini nişan alarak oku atmak üzereyken Psykhe'nin güzelliği aklını başından aldı. Onu başkasına aşık etmek isterken kendisi aşık olmuştu. Psykhe'yi alıp sihirli bir saraya götürdü. Bu saray uyuyan bir ormanın ortasında kurulmuş, muhteşem fakat ıssız bir saraydı. Kanatlı güzel delikanlı gece karanlık düştükten sonra kendini göstermeden saraya giriyor ve sevdiği ile buluşuyordu. Sihirli sarayda bir insanın isteyebileceği her şey vardı. Fakat Psykhe'nin tek istediği kendisini deliler gibi seven bu delikanlının yüzünü görmekti. Fakat Eros bunu kabul etmiyordu, gece hep karanlıkta geliyor ve güneş doğmadan da gidiyordu, akşamları sarayda ateş yada mum yakılmasını yasaklamıştı. Psykhe ne kadar yalvrsa da fayda etmedi.

"Aşkımızın sırrını kalbinde taşıdığın sürece mutlu olacaksın" dedi Eros "Beni görmeyi aklından bile geçirme, kim olduğumu yada kimin oğlu olduğumu öğrenme, bilmeden tanımadan beni körü körüne sev..senden gizlenen şeyleri öğrenmeye çalışarak mutlu olma fırsatnı elinden kaçırma."

Ve Psykhe de bunu kabul etmiş..Eros'u görmeden kim olduğunu bilmeden körü körüne sevmişti. Irlikte çok mutluydular ancak Psykhe'nin kızkardeşleri onların bu mutluluğunu kıskandılar..bir gün kardeşlerini ziyarete geldiklerinde ona sevdiği delikanlının dünyanın en çirkin en iğrenç en vahşi görünüşlü adamı olduğunu söylediler. Eğer güzel bir delikenlı olsaydı, sevdiğinden yüzünü gizlemezdi, seni böyle ıssız bir sarayda tutmzdı dediler. Ve ona gece sevdiği gelmeden önce yanan bir lambanın üzerine vazoyu ters çevirip koymasını söylediler. Böylece Eros uyuduktan sonra vazoyu kaldırıp aydınlıkta onun yüzünü görebilecekti.

Psykhe merakına engel olamayarak kardeşlerinin dediklerini yaptı. Yanan lambayı bir vazonun altına gizleyerek sevdiğini beklemeye başladı. Eros her şeyden habersiz saraya dönmüş kendinisevdiği kadının kollarının arasına bırakmıştı. Kısa sürede uykuya daldı. Psykhe Eros uyuyunca gürültü yapmadan yavaşça yataktan kalktı ve ters çevirdiği vazoyu alarak lambayı eline aldı, yatağa yaklaştığında gördükleri karşısında hayrete düştü. Çirkin ve iğrenç bir erkek görmeyi beklerken genç çok yakışıklı bir erkekle karşılaşmıştı. Eros'un yakışıklılığı dünyada ki başka hiç bir erkekle kıyaslanamadı. Yüzü tarif edilemeyecek kadar güzel bu delikalıyı görünce Psykhe'nin ona duyduğu aşk daha da arttı..sevdiğini alnındn öpmek için eğildiğinde elindeki tabağı düz tutamadığından içinde fitil bulunan lambanın kızgın yağından bir damla Eros'un çıplak omzuna damladı. Eros duyduğu acıyla sıçrayarak uyandı. Sevgilisinin kendisini dinlemeyip yüzünü görmek için ona oyun oynadığını anlayınca hemen kanatlarını açıp uçarak oradan uzaklaştı. Eros'un gitmesiyle Psykhe için yaptığı büyülü sarayda bozuldu. Psykhe üzüntüden ne yapacağını bilmez olmuştu. Hatası yüzünden dünyada her şeyden çok sevdiği kişiyi kaybetmenin acısıyla yollara düştü Sevdiğini tekrar bulma ümidiyle tüm dünyayı dolaştı, sayısız yerler gezdi ** bir türlü Eros'un izine rastlayamadı. Nihayet dolaşmaktan bitkin bir halde Aphrodite'in sarayının kapısını çaldı. Onun kendisine acıyıp oğlunun yerini söyleyebileceğini düşünmüştü ancak Aphrodite ona yardım etmek bir yana onu bir köle olarak çalıştırmaya başldı. Zavallı Psykhe sevdiğine ulaşabilmek için buna da razı oldu ve tek kelime dahi etmeden kendisine emredilen her şeyi yaptı. Eros için her türlü acıya katlanmaya razı oldu.

Nihayet bir gün Eros'un yanan omzu iyileşti ve kendisine bu kadar yürekten bağlı olan sevgilisinin kaderini değiştirmek için Olympos'a gitti. Zeus'un ayaklarına kapanıp Psykhe'nin kurtarılması ve kendisine eş olarak verilmesi için yalvardı. Zeus onun tüm isteklerini kabul ederek Hermes'e Psykhe'nin Olympos'a getirilmesini emretti.

Psykhe tanrılar katına getirildi ve orada hayatta her şeyden daha çok sevdiği erkekle evlenerek çok mutlu bir hayat sürdü.

Evrenin Yaradılışı ve Tanrıların Doğuşu

Uranos "Gök" ve Gaia "Yer"

Kronos'un Saltanatı

Zeus'un Doğuşu

İnsanın Yaratılışı

İlk Kadının Yaratılması

Tufan, Deukalion ve Pyrrha

Danae

Leda

Antiope

Ganymedes

Lykaon ve Kallisto

Büyük Tanrılar

Hera (Junon)

Athena (Minerve)

Lydia'lı Arakne'nin Örümcek Oluşu

Apollon (Phoebus)

Daphne

Sumbul

Apollon'un Oğlu Asklepios

Kral Midas'ın Kulaklarının Uzaması

Artemis (Diana)

Artemis ve Büyük Aşkı Orion

Niobe'nin Kaya Oluşu

Hermes (Mercuius)

Hermes'in Görevleri

Hermes'in Çocukları

Inakhos'un Kızı "İO"

Keçi Ayaklı Pan

Ares (Mars)

Ares'in Oğlu Kyknos

Aphrodite (Venüs)

Aphrodite ve Adonis

Pygmalion

Hermaphrodite

Hero ile Leandros

Pyramos ve Thisbe

Eros (Amour)

Hestia (Vesta)

Hephaistos (Vulcan)

Europa
__________________

Konu loli tarafından (17.04.08 saat 22:07 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
mitolojisi, yunan

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:06 .