Nüve Forum


Medya hakkinda Medya üzerine ile ilgili bilgiler


MEDYA ÜZERİNE Düşüncelerim Üç yıl önce Medya üzerine eğilmeye başladım, bu eğilmeye başlamamda hangi nedenler tam olarak etkili oldu bilemiyorum ama. Ulusal çapta yayın yapan kanallara bakan, haberleri takip eden

Like Tree2Likes
  • 1 Post By durankestel
  • 1 Post By Selim Hoytur

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 02.08.13, 08:42
Acemi
 
Üyelik tarihi: Jun 2011
İletiler: 17
durankestel doğru yolda ilerliyor.
Standart Medya üzerine

MEDYA ÜZERİNE Düşüncelerim


Üç yıl önce Medya üzerine eğilmeye başladım, bu eğilmeye başlamamda hangi nedenler tam olarak etkili oldu bilemiyorum ama. Ulusal çapta yayın yapan kanallara bakan, haberleri takip eden biri idim, ulusal çapta yayın yapan gazetelerin köşe yazıları okuyan biriydim. Buralarda tutarsızlıklar görmeye başladım, sonraları haberlerin bir çoğu gerçekten beni bilgilendirmiyordu. Medya üzerine eğilmem böyle başladı sayılır.

Şöyle bir parantez açayım burada. Tam da bügünlerde olan olan olaylar, insanı medya üzerine düşünmeye itebilir, ve ileriki zamanlarda medya ile ilgili nasıl düzenlemeler yapılmalı gibi bir soru sorma gereği duyabilir veya medya sağlıklı bir yapıya nasıl kavuşabilir gibi sorular insanların kafasına bu günlerde gelebilir. Bunu neden böyle diyorum, Çünkü insaların hayatlarında terslikler, içlerinde çatışmalar, belirsizliklerin artması, tutarsızlıkları fark ettiklerinde kendi hayatlarını sorgulama gereği duyabiliyorlar, bu durumların sonucunda oluşan kaygılar, insanlar hayatlarını yeniden gözden geçirmek için olumlu olabiliyor. Bu durumu düşünerekten insanların bir çoğunun medya üzerine düşünmeye gidebileçeklerini düşünüyorum insanların.

Ben de şimdi burada düşünmek isteyenlere, bu konu üzerinde düşünmüş biri olarak düşüncelerimi aktarmaya çalışaçağım. Düşüncelerimi aktararak konu hakkında farkındalık yaratmaya çalışaçağım. (Şunu belirteyim, bu yazıdıklarımı okuyanlar benim düşüncelerimin izlerini takip edeceklerdir. Herkez kendi içinde benim izlediğim yolu izlemesi gerek, yoksa sadece benim düşüncelerimi okumuş olaçaksınız – her kez kendi düşünce sürecini yaşamalı-. Ben bu düşünmeyi şu örneğe çok benzetiyorum. Dağınık halde bulunan bir pazılı yapar gibi oluşturdum, bazen bazılın bir yerindeki bir parçayı aldım çok başka yere koydum, bazen pazıldaki bir parçayı nereye koyaçağımı düşündüm, bazen pazılın nasıl bir şekil olabileçeğini düşündüm, aşağıda yazaçaklarım nasıl pazıl olduğunu ortaya koyaçak, bakalım pazılı nasıl bulaçaksınız.

Ben şöyle bir yol izleyerek başladım düşünmeye, haberlerdeki tutarsızlıkları gördükten sonra Medya üzerine çeşitli kitaplar okudum, Medyayı farklı açılardan incelemiş araştırma yazıları okudum. Medyaya bakışım, gazeteleri inceleyişimde değişmeler başladı. Kişilerin haber kaynaklarına bakışını gözlemledim, haber kaynaklarını değerlendirmesini, haberlerin toplum üzerindeki etkisini gözlemledim.

Şimdi günümüz medyasını ve günümüz insan ilişkilerini ve toplumun genel yapısını düşünerek aşağıdaki hikayeyi yazdım -aşağıdaki yazı, hikayenin konusu sayılır-. Hikaye yazarak başlamanın daha iyi olaçağını düşündüm.
Hikayenin konusu şöyle;
Gazetenin, televizyonun, internetin, radyonun ve benzeri iletişim araçlarının olmadığını düşünün ve 500 kişiden oluşan bir topluluk olduğunu düşünün ve bu topluluk diğer topluluklarla neredeyse hiç iletişime girmediğini düşünün, bu toplulukta insanlar ihtiyaçlarını karşılamak için tarlada çalışmakta, normal ibadet edeçekleri yerleri var, toplanma, eğlenme yerleri var diyelim, bu kişilerin bir birinden haberdarlar. Bu toplulukta sözlü olarak bir biri hakkında bilgi edinmekteler. Herşey sıradan giderken birgün bu köye dışarıdan bir kişi geliyor, bu kişi çok güzel genç bekar bir kız, nerden geldiği belli değil -bir belirsizlik var- ve bu kız bu topluluğun kaldığı yerde kalmak istiyor – neden kalmak istiyor belirsiz- bu kız nerede kalaçak -bu olayın çözülmesi gerek- sonra bu kızın bu toplulukta bir yer edinmesi için sosyal roller içine girmesi gerek. Bu kızın geçmişi hakkında belirsizlik olduğu için -insanlar belirsizlik durumlarından hoşlanmadıkları için hemen bir tanım vermeye gidebiliyorlar- ve kendisini hiç tanımadıklarından bu kız hakkında kulaktan kulağa haberler yayılmaya başlıyor. Köyün diğer bekar kızlarıda bu kızı kıskanıyor. Bu kız bu toplumun davranışlarına giyimiyle ve davranışlarıyla hiç uyum sağlamıyor -onun yetiştiği topluluğun giyimine ve davranışlarına uyum sağlamıştı- ahlakçılar var bu toplumda da. Işte bu kız bir olay ve bu olay karşısında bu topluluk nasıl tavır alaçak, nasıl bu kız hakkında bilgi sahibi olacak, bu toplum yoğun olarak çalışan bir toplum, kız hakkında bilgi sahibi olmak için ayrı bir zaman ayıramayaçak kadar meşgüller işleriyle, köylüler kendi yerlerine bu işi yapaçak dört kişi seçiyorlar -seçtikleri kişilerden biri köyün bekar kızlarından, biri ahlakçılardan, biri köyün genç delikanlısı, biride köyün fakir ve diğer toplulukları merak ettiği için gezmiş biri-. Bu kişiler çeşitli kaynaklardan bilgi topluyorlar, kızla iletişime giriyorlar, kızın geldiği yeri araştırıyorlar, kızın geçmişine ulaşmaya çalışıyorlar, hepside hemen hemen aynı bilgilere ulaşıyorlar.
Şimdi bu toplumda yaşayan kişilerin tutumlarından bahsedeyim. Beş sınıfa ayırabiliriz buradaki kişilerin tutumlarını.
Bazı kişiler aynı ailede yaşayan kişilerin duygularından, isteklerinden bile habersiz şekilde yaşayıp gitmektedirler, hemen hemen herşeye karşı duyarsızdırlar.
Başka bir tutum ise ailesindekilerin dugularından, isteklerinden, sorunlarından bir nebze haberdardır, ama duyamazlıktan, görmemezlikten gelirler - görmek duymak onları bazı konularda rahatsız edeçektir, o yüzden duymazlar görmezler-.
Bazı kişilerin tutumları ise ailesinde, çevresinde olan olaylara karşı tepki vermekte hep tereddütlüdürler, bunların kaygı ve korkuları vardır.
Bir takım kişilerin tutumları ise herşeyin farkında olup, her gerektiğinde de tepkisini ortaya koyabilen, sağırlığı, dilsizliği, görmemezliği seçmemişlerdir, olaylara karşı tutumları nettir, korkuları ve kaygıları çok azdır, bu kişiler toplumu için çalışmayı seçmişlerdir, seçerken ise birşeyleri değiştirmek istemektedirler.
Bazı kişilerin tutumları ise -çok çok azınlıkta bir grubun- ailesinde, çevresinde, toplumunda yaşanan olayların farkında, herşeye rağmen doğru bilginin peşinde, mücadele etme yöntemlerini biliyorlar, bir önceki saydığım kişilerle buraya kadar benzer, ama bu gruptaki kişiler hiç birşeyin değişmeyeçeğini bildiği halde, mücadelesini vermekteler, bunlar insanlardan birşey peklememekte, hayal kırıklıkları gibi şeyler yaşamamakta, insanlığı iyi tanımakta.
Olay hakkında araştırmaları tamamlayan ve hemen hemen aynı sonuclara ulaşan dört kişi, elde ettiği bilgileri köyün meydan gibi bir yerinde açıklamaya başlıyorlar. Bekar kız edindiği bilgileri kendi süzgeçinden geçirerek anlatıyor, köye yeni gelen kızı kendine rakip gördüğü için kızı köyden gitmesi gerektiği şeklinde konuşuyor. Ahlakçılarda kızın bulundukları toplumda ahlakın bozulaçağı düşüncesi ile kızın köyden gitmesini istiyorlar. Genç delikanlı ise kızın köyde kalması için bir konuşma yapıyor, genç erkek kızla pazarlık yapmış, cinsel yönden bir beklentisi var genç erkeğin. Fakir delikanlı ve merak için diğer yerleri gezen kişi ise kızın ona maddi yönden ve onun merakını gidereçek şekilde gezmesi için olanaklar yaratmayı vaad ettiği için, edindiği bilgileri yorumlarken kızın köyde kalması yönünde olur. Şimdi burada halk nasıl karar verecek, iki kişi gitsin dedi, iki kişi kalsın dedi, halktan bazı kişiler bu olayı umursamayaçaktır, bir çoğu ise daha önce duygusal bir bağ ile bağlı oldukları kişinin görüşünü benimseyeçektir, veya daha önce deneyimlerinden etkilenerek karar vereçektir, bazısı ise kalmasında veya gitmesinde grup içinde kendi konumuna bir fayda sağlayaçaksa kalması gerekiyor, faydası yok ise gitsin yönünde karar vereçektir. Küçük bir grup ise kendi toplum içindeki çıkarını, kendi duygusal bağını düşünmeden, değer görme, yalnız kalma gibi şeyleri düşünmeden inandığı doğru değer için, olayı sorgulayaçak, araştıraçak ve kendi vardığı kararda ikna olduktan sonra topluma anlatmaya çalışaçaktır, bu küçük gruptaki kişilerden bir grup birşeyleri değiştirmeye odaklanaçaktır ve değişmediğini gördüğünde mücadeleden vazgeçecektir, bu grubun içindeki diğer küçük grup ise değiştirmeye çalışmadan inandığı doğruları söylemeye devam edeçektir.

Bu hikayenin konusu bu, burada olanları günümüz için düşünelim.

Medyanın benim kafamdaki tanımı şöyle;
Insanların bir birinden haberdar olma, insanların beklentilerini ve isteklerini iktidarlara veya bir birine iletme araçı. Ortak sorunlar hakkında mücadele etme yollarını gösterme araçı, Toplumu istenilen değerleri öğretme araçı, bireyleri toplumsallaştırma, eğitme araçı olarak medya kullanılmaktadır.
Medyanın günümüzdeki yapısından, bulunduğu durumdan bahsedeyim.
Türk toplumunda Medya çok kullanılmaktadır, bir çok olaydan haberdar olduğumuz yer televizyonlardır, gazetelerdir, internettir. Televizyonun başında çok zaman geçiririz. Yüzde 40 ımızda internet kullanmaya başlamıştır, az bir kişide gazete okumaktadır.
Türkiye de medya büyük sermaye sahiplerinin dir, (Bursa da ki büyük gazeteler ve haber kanalları iki üç Bursalı iş adamının elindedir). Devlet televizyonları ise hükümetin televizyonudur.
Ulusal çapta ve yerel çapta yayın yapan özel medya kurluşlarının bir çoğu, özellikle yerel çapta olanlar, belli bir süreliğine bir idolojinin sesini duyurmak için kurulurlar. Televizyonlarda ve gazetelerde çalışanlar, yazarlar, müdürler, tamamıyla sermayeyi koyan kişiye bağımlı olarak çalışmaktadır. (Yazarlar ne kadar tarafsızdır. Mesela, yaxarlar sermaye sahibinin yanında çalıştırdığı işçilerin işçi haklarını öğrenmeleri için, devamlı bu konu hakkında yazı yazabilirmi veya sermaye sahibinin yapmış olduğu dolandırıcılık ile ilgili yazılar yazabilir mi, Şu örnekteki gibi bir durum yok mu sizce, diyelim iki takım futbol maçı yapıyor ve bu iki takımı yöneten hakemin parasını ise futbolcular ödüyor, bu hakem ne kadar bağımsız karar verebilir sizce). ve yerel gazetelerde çalışan kişilerin çoğu habercilik, gazetecilik alanında eğitim görmemiş kişilerdir. Bu durumları düşünmek gerek. Medyaya daha özgür çalışabileçeği ortamlar yaratmak için çalışmak gerek. (Muhasebe-Mali müşevirlerik mesleğinde de kayıt dışı engellenmeden mesleki bağımsızlıktan söz edilmesi ve mesleğin kalitesinin artmasından söz edilmesi zor olduğu gibi). Facebook, Twitter gibi sosyal ağalar ise bilgi palaşımında anlık mesajlar verilebiliyor ama buradaki kullanıcıların burada paylaşılanları doğrulaması zor olmakta ve belli yönlendirmelere çok açık haldedir. -Buraları kullanan kişilerin buradaki palaşımları çok dikkatli bir şekilde sorgulama, karşılaştırma yapıp okumaları gerek-.


Haberlerin veriliş şekillerine baktığım da şunu görüyorum, kısa kısa bir çok olaya yer verilmekte, bu olayların çözümünde kişiler nasıl yer almalı gibi bir bilinçlendirme uyandırılmamakta -Bu duruma aslında habersizlik deniyor-.
Kişilerin özel hayatları yıpratıcı şekilde yansıtılmakta (Kişiler kendi iç dünyalarında dalgalı bir haldedir, bu dalgalanmaları sorgulamakta, düşünmekte, hatalarını düzeltmeleri için zaman tanımaktalar kendilerine, ama bu yaşanan hatalar hemen göz önüne sürülürse, kişilerin yaptıkları hataları düzeltmeleri daha zor olur, bu onlara yardımcı olmaz).
Şiddet olayları çok verilmekte, mesela trafik kazaları hergün verilmekte, trafik kazasında şu kadar kişi öldü, arabanın yuvarlandığı yer gösteriliyor, yaralı gösteriliyor, ama şu verilmiyor, bu trafik kazaları neden olmakta, trafik kazalarının önlenmesi için Türkiye çabında nasıl çalışmalar yapılmakta olduğu, varsa bu önleme çalışmalarında nasıl yer alınması gerektiği, yoksa önlemek için fikir yürütenlerin fikirlerine yer vermiyorlar.
Mesela Türkiyenin bir bölgesinde ciddi bir deprem olsun, deprem ile ilgili haberler yapılmakta, deprem uzmanlarına çeşitli iletişim araçlarında söz hakkı verilmekte ama depremin yaraları sarıldığında, deprem ile ilgili haber yapılmamakta, halkın deprem konusundaki bilinçi diri tutulmak için haberler yapılmamakta. Deprem önleme çalışmaları hangi aşamada olduğu ile ilgili haberler yapılmamakta -Haberlerin yapılması bu çalışmalar üzerinde, halk denetimi yapılmış olmaktadır-.
Gazeteler ayrılımcılık yaratan olayları, halkın günlük ilgisini çekeçek olayları, sansansyon yarataçak olayları, daha çok satabilmeleri için bu tarz haberleri birinci sayfadan verebilmekte.
Bir televizyon kanalında oynayan bir dizi var, bu dizide oynayan baş karakterin özel hayatında sansasyonel bir gelişme oluyor. Dizinin yayınlandığı kanalın haberlerinde bu olay kanala ve diziye zarar gelmeyeçek şekilde verilmekte, diğer kanallara baktığımda ise her kanal bu dizinin yayınlandığı kanal ile ilişkilerine göre bu haberi vermekte. Bu çok kolaylıkla biriki karşılaştırma sonucu anlaşılabilen bir gözlem.
Geçenlerde sabah saatlerinde haberleri izliyorum, haberde gezi parında yaşananları veriyor, ama bu gezi parkında bu olaylar neden yaşanmış, niçin yaşanmakta, burada ne istenmekte, bunları hiç söylemiyor, yaşanan olayları gerilim, korku niteliğinde bir kaç kare veriyor.
Ortağokul ve lise yıllarını gençler günde 4 saatlerini televizyon başında geçirmekte veya internet başında. Emekli olmuş bir çok kişi de hayatlarını televizyon başında geçirmekte.
Dernekler, vakıflar, Meslek odalarında ve buna benzer diğer sosyal ortamlarda pek birlikte olunmamakta. Bizde genelde Yaşlılar camilerde birlikte olmakta, gençler avm lerde gürültülü ortamlarda, sosyal ağlarda birlikte olarak bir biriyle haberleşmekte, ev kadınları evlerde bir birbiriyle buluşmakta.

Medyayı takip eden halkın genel tutumundan bahsedeyim, ve nasıl takip edilmesi gerektiğini yazmaya çalışayım.
Türk toplumunda genelde, babanın veya büyüklerin yaptığı hareketlerin pek sorgulanmasına izin verilmemekte, bulundukları çevrenin dışında çıktıklarında gençleri kötü şeylerin beklediği şeklinde bir algı yaratılmakta, ailelerin çocuklarına karşı tutumları baskıcı, ilgisiz, aşırı ilgili olmakta ama pek az aile demokratik bir aile olabilmekte.
Okuma yazma oranları Türkiye genelinde pek iyi değil – kadınlarda okuma yazma oranı daha düşük- gizli okuma yazma bilmeyenlerde var -okuma yazma öğrenmiş ama çok kullanmadığından neredeyse unutma aşamasına gelmiş- okumak insana yük getirir -ben tarafsız, bağımsız olmayan, kafası özgür olmayan, bilimsel bilgi alış yöntemlerini bilmeyen birinin okuması bence kişiye zarar vermekte). Yazmak kendini ifade etme biçimidir, -yazmak için yazanların olduğunu biliyorum, alıntılar yaparak yazan, kendi düşüncesi olmadığı halde, kendini farklı göstermek için yazan kişiler var, bu kişiler yazarak kendi gerçeklerinden biraz daha uzaklaşırlar-. Okuma ve yazmayı doğru düzgün yapan bir nesil hayal ediyorum (Daha fazla açıklama için, Bilgi üzerine yazıma bakılabilir)-, ki bu nesil medyanın denetimini yapsın. Ama ilk iş ailede başlamalı, sonra okullarda ve sonra iş yaşamında devam ettirilmeli, böyle olmadığı sürece medya bizi istediği yöne yönlendirir.
Benim çevremden bazı örnekler vereyim, okuma yazma bilmeyen bir yakınım, haberleri dinler iken, haberlerde olan olayın bütününü anlamıyor, daha önce tecrüpe ettiği hayat görüşü ile ilgili veya bildiği mekanlar ile ilgili bir kelime geçerse o kısmı anlıyor. Okuma yazma bilen yakınlarımda ise şunu görüyorum: Medyanın verdiği bir habere hiç kuşku ile yaklaşmıyor, hemen doğru gibi algılıyor, birincil ikincil kaynak araştırmasına girmiyor, haberi farklı kaynaklardan izleyip karşılaştırmaya gitmiyor, haberdeki bilgi ve yorum kısımlarını ayırt edemiyor, tartışma programlarına pek ilgili olmuyor. Hayat görüşlerine yatkın oldukları gazeteleri ve televizyonları seyretmekte -Hangisi objektif haber verir, objektif haber verecek kanal arayışı içinde değiller pek-. Daha çok kendi yaşanmışlıkları ile, hayalleri ile bağlantı kurdukları dizileri seyrediyorlar, toplumsal olaylara karşı pek ilgili değiller -bana dokunmayan yılan bin yaşasın görüşüne yatkınlar- Bu okuma yazma bilen kişilerin içinde Üniversite bitirmiş kişilerde var.
Şunu gözlemliyorum, bir grupta beş altı kişi sohpet ediyor, bu sohpet edenlerden biri mahallede olan bir olayı anlatıyor, mahallede olan olayı anlatan kişi, bu grupca güçlü görülen bir kişi ise bu kişinin dediğini hiç sorgulamıyorlar, mahalledeki olayı anlatan kişinin bu olayı nerden öğrendi, nasıl öğrendi, kendi yorumuna nerede başladı, niye bize bunu anlatıyor, olayı anlatan kişi ile olay arasında nasıl bir bağlantı olup olmadığı gibi sorular, pek bu anlatana sorulmuyor, anlatan kişi ve onu dinleyenler arasında konu hakkında bir uyuşmazlık olduğunda anlatan kişiye duygusal yakınlık gösterenler daha çok bu kişinin tarafını tutmakta. Olayın doğruluğundan çok olayın bize nasıl bir yararı olur veya bize nasıl bir zararı olur üzerinde düşünüyorlar genelde. Ben sorular sormaya başladığımda ise rahatsız oluyorlar. Bu sorgulamaları buralarda başardığımızda -buralardan başlanmalı- Medya daha farklı olaçaktır. Sorgulayacak kişilerin çoğunlukta olması, medyanın kontrolünü sağlayacaktır.

Medya konusunda yapılanlara ve yapılaçaklara değinmek istiyorum.
Medya kesinlikle sermaye sahipleri ile ilişkisini kesmeli. Medya hükümetlerin denetimi altına girmemeli. Tüm Medya organlarınca kabul görmüş, Medyayı denetleme ve ceza yaptırımına sahip bir üst kurum kurulmalı. Kesinlikle ve kesinlikle kişiler medya yı okumasını bilecek.
Şimdi bunları açmam gerek, medya hükümetlerin kontrolünde olmadığında, özel sektöre bırakılaçaktır, özel sektörü kontrol etmeye kalktığında da yine yeni inançlarına ve tarafına göre yayınlara izin vereçek, kendi inançına ve tarafına ters olanlara izin vermeyecektir. Kamuda adam kayırmayı, torpilciliği, politikacıların kamuyu çıkar araçı olarak kullanılmasını engellemek için, kamu malları, işyerleri özelleştirilmekte ki iyi bir yönetim sağlanabilsin diye. Özel sektöre aktarılmakta kamunun işleri. Özel sektörü denetlem ve gerekli düzenlemeleri yapmak için, devlet işe karıştığında da, adam kayırmalar olmakta, özel sektör sahipleri bu düzenlemeleri yapan kurumların başına gelmek için çalışmakta, buralara adamlarını yerleştirmek için çalışmakta olduğunu okumaktayım, sohpetlerde duymaktayım.
Medya üzerine şöyle bir yapılanmadan bahsedeçeğim, bu yapılanma diğer iş alanları içinde uygulanabilir.
Hayalimizde bir gazete kuralım şimdi bu gazeteyi bir organizasyon olarak düşünelim, bu organizasyonun bir arada olmasını sağlayan elemanlar olmalı bu organizasyonu bir araya getiren elemanlar şunlardır; yazarlar, editörler, sermaye sahipleri, kameramanlar, spikerler, sunucular, personel işleri, temizlikciler, güvenlikciler, yayın dağıtıcılar... dır. Bu organizasyonun hiç bir parçası diğerinden önemli olmamalı, fakat bazı organları daha fazla yük yüklenicisi olur, bazıları küçük bağlantı elemanları gibi olabilir. Bu organizasyonun devamlı işler halde tutmak için ve iyi hizmet vermek için nasıl bir yapılanma içine girmesi gerektiğini düşünelim derim. Bunu en ince ayrıntısına kadar açalım derim, benim bilgim bunu en ince ayrıntısına inecek kadar yeterli değildir -Ben medya yı dışardan takip eden, medyanın bire bir içinde değilim, medyanın içinde olan kişilerin kitaplarını okumuş biriyim. Ben şuna inanan biriyim, işin içinde olanlar en iyi çözümleri üretebilirler, en iyi şekilde sorunları tespit edebilirler ve en iyi çözümleri üretebilirler diye düşünüyorum-.
Mesela sermaye sahipleri bu işletmenin yüzde 30 hissesine sahip olsun. Yazarlar yüzde 35 hisseye sahip olsun. Editörler yüzde 5. Yayın dağıtıcılar yüzde 5. Kameramanlar, sunucular, spikerler yüzde 5 hisseye. Güvenlikciler, temizlikciler, personel işleri yüzde 5. Yüzde 15 de halka açılsın.

NOT:
Ben bir devleti oluşturan unsurları ve bu unsurların ayrıntılarını incelemeye kalkıştım 2005 yıllarında. Üç ana başlık altında toparladım bu incelememi; Güvenlik, Yurtaşlık, Sosyal diye. Güvenliği şöyle açtım, Adalet, eştlik, İnsan hakları, Basın Yayın, Eğitim Öğretim, İktisati ve Anayasal güvenlik, Savunma. Sosyali ise şöyle açtım, -Aile, -Meslek, -Din, inançlar-, Devlet teşkilatı, Örgütlenme, yerel yönetim, denetim, -Ekonomik planlama, Sosyal güvenlik, yaşam kalitesi, refah algısı. -Yoksunluk, yoksulluk, yolsuzluk, yozlaşma. Yurtaşlığı ise şöyle açtım, -Ulus, Vatandaşlık, Millet, milliyetçilik, -Laiklik, egemenlik, -Kültür-. Bir Devlet üzerine düşünmek isteyecek kişilerin, düşünmesi gereken kavramlar. Ben bu açtığım konuların her biri hakkında elimde güzel kaynak kitaplar var, çeşitli makaleler var, ve bu konuların hepsi hakkında bir derleme yapmışımdır, bu derlemeyi yaparken bilimsel araştırma yönetmleri ile ilgili kitapları okuyarak, hangi yöntemler izleniri öğrenerek takip etmeye çalıştım sayılır. Tabi bu incelemelerim devam etmekte, anlamaya çalışmaktayım.
Ve bu konular hakkında kendi yazılarımı yazmaya başladım yaklaşık iki yıldan beri. Basın üzerine yazacağım bu yazıya da bu noktadan bakılmalı.


Tabi bu yukarıda yaptığım sınıflandırma ve ayrıntıları bir kerede oluşmadı, hep bir konunun ayrıntısına inmeye çalıştım, hep sorular sordum, hep bağlantılar kurmaya çalıştım, hiç bir kavramı üstün körü geçmeye çalışmadım. Mesela Kültür nedir dedim, gittim kültür ile ilgili bir çok kitap aldım, Kültür kavramına bakarken Antrapoloji bilimi ile tanıştım, Antrapoloji biliminin genelini anlamaya çalıştım nedir ne deyildiri, sonra Antrapoloji biliminin kültür üzerine yazılarını okudum, sonra Sosyal psikoloji ile tanıştım sosyal psikoloji kitapları aldım okudum, sosyal psikolojinin kültüre bakışını okudum...

Duran Aydogmus
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 02.08.13, 15:48
Selim Hoytur - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 5.878
Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Medya üzerine

Medyayı anlamak, verilen mesajların, olayların yorumunu doğru algılayabilmek için medya okur yazarlığı çok önemli. Bu bir eğitim meselesi ve ders olarak eğitim hayatında ciddiye alınmalı diye düşünüyorum. Medya okur yazarlığı ülkelerin istikrarında çok ta önemli bir yol. Gerek kendi ülkemizde gerekse komşu ülkelerde yaşanan olaylar bu konunun aciliyetini bir kez daha vurdulamıştır.
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 02.08.13, 16:11
loli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Editör
 
Üyelik tarihi: Apr 2006
Nereden: Ankara
İletiler: 8.182
Blog Başlıkları: 6
loli isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart Cevap: Medya üzerine

Medyayı her yönüyle bir show olarak algılarsak, (gerek haber bültenleri, gerekse tartışma programları..) izlediğimiz en güvenilir ekran yüzlerinin kullanıldığı yayınlarda dahi sorgulamadan hiç bir bilgiye "evet doğrudur" anlayışı ile bakmayız. Acabalarımız oldukça araştırmayı ve farklı kanallardan medyaya servis edilen bilgilere daha temkinli yaklaşmayı becerebiliriz.
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03.08.13, 13:51
Acemi
 
Üyelik tarihi: Jun 2011
İletiler: 17
durankestel doğru yolda ilerliyor.
Standart Cevap: Medya üzerine

Bilgi ve Belge Edinme Hakkımızı kullanalım,

Haberleri kaynağından edinelim.

Bir haberi duyduğumuzda, okuduğumuzda mutlaka bu haberi doğrulatalım, aynı bir dedektifin göstermiş olduğu hassasiyeti gösterelim, her haber için bu kadar zamanım yok demeyin, ben bir ayakkabı alırken, bir iki saatimi ayırabiliyorsam, bir haberi doğrulatmak içinde bir iki saatimi ayırmalıyım, neden mi, ayakkabım eskidiğinde nasıl ayağıma zarar veriyorsa, yanlış bir haberde insanlara öyle zarar verir, yanlış haberler sonucunda oluşturduğumuz düşünceler, bizim hatalı işler yapmamıza, istemeden kötülemeğe ye, adaletsizliğe, haksı rekabete, karalamaya neden olabiliriz. Nasıl ayakkabısız yolda yürüdüğümüzde canımız açıyorsa, yanlış haber sonucunda oluşturduğumuz kanaatlerde çanımızı yakabiliyor.
İyi bir ayakkabıyı seçimi için, nasıl birçok kriteri devreye sokuyorsak -paramız kadar ayakkabıya bakarız, ayakkabı hava alır mı, ayakkabı şu elbise ile iyi gidermi, bu ayakkabı giyeceğim ortama uygun mu gibi.-
Bir haber hakkında bilgi edinirken de -haber okumak bilgi edinmek değildir, bilgi edinmek ise öğrenmek değildir- şu altı adamımızı devreye sokalım , bu adamların isimleri şunlar; nerede, nasıl, ne zaman, kim, neden, neyle. Bu adamlarımızı çalıştıralım, çalıştırdıktan sonra gün sonunda ne iş çıkardıklarına bakalım, çıkardıkları işe değer verelim. Bu adamlarımızın elde ettiği bilgilere önyargı ile yaklaşmayalım. Tabi bu yazdıklarımı doğru bilginin peşinde olanlar okusun ve dikkate alsın. Doğru bilginin peşinde olmayanlar zaten kendi kafalarına göre bilgileri yorumlayacaktır.

Bilgi ve Belge edinme yollarına nasıl ulaşacağımızı açıklamaya çalışacağım.

Kamuda, bir bilgiye veya belgeye ulaşmak için -Merkezi idare kapsamındaki kamu idareleri ile bunların bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşlarının, köyler hariç olmak üzere mahalli idareler ve bunların bağlı ve ilgili kuruluşları ile birlik veya şirketlerinin, T.C. Merkez Bankası, IMKB ve üniversiteler de dahil olmak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz olarak enstitü, teşebbüs, teşekkül, fon ve sair adlarla kurulmuş olan bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının-. 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanun - çerçevesinde, yukarıda yazdığım kurum ve kuruluşlardan, gerçek kişi ve tüzel kişi olarak bilgi ve belge isteyebilir. Bir kurumdan istediğimiz bilgiyi mail yazarak, dilekçe ile isteyebiliriz. Geri dönüşler istediğimiz kurum cevaplayabilirse 15 gün içinde dönüş yapar. İstediğimiz belge gönderdiğimiz kurum dışında bir kurumda ise, gönderdiğimiz kurum o belgenin olduğu kuruma bizim yazımızı ilgili olabilecek kurumu gönderir ve geri dönüş 30 gün içinde olur -15 gün içinde geri bildirim olmadığında, gönderdiğimiz kurumdan mesaj gelir bize, gönderdiğimiz kurum, ilgili belgenin diğer kurumda olduğunu yazılı bildirir. Geri dönüş için bir 15 gün daha beklenir- geri dönüşler, mail, fax, posta ile yapılmakta -istediğimiz belgenin masrafı varsa masraf bize bildirilir ve bizden geri dönüş beklenir-. Çeşitli konularda bilgi ve belge istenmekte -devletin gizliliğini etkileyecek bilgiler verilmemekte, rekabeti bozacak bilgiler, davayı etkileyecek bilgiler verilmemekte, daha ayrıntılı bilgi için "Bilgi edinme hakkında kanunun uygulanmasına ilişkin esas ve usuller hakkında yönetmelik" e bakılabilir. Mesela neler istenebilir, bir kurum hakkında çıkan haberin doğrulu, olayın gelişimi hakkında bilgi ve belge istenebilir, ABD başkanının Türk Başbakanına verdiği hediyeler hakkında bilgi ve belge istenebilir. Mesela ben bir keresinde, Bursa Sevgi evlerinde çıkan bir haber ile ilgili bilgi istemiştim, haberde Sevgi evlerinde Alevi çocuklara zorla namaz kıldırılıyor diye, bu haberin doğruluğunu ve haberin ayrıntıları için bilgi istedim, şimdi ismini hatırlamadığım bir bakanlığa gönderdim, o bakanlık da benim dilekçemi Bursa Valiliğine gönderdi ve bana 30 gün içinde yazılı dilekçe ile haber hakkında ve bu olay üzerine başlatılan inceleme hakkında posta ile detaylı bir açıklama geldi.
İstediğim bilgi ve belge hakkında ret cevabı çıksa idi, Başbakanlığa bağlı Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kuruluna ret yazısı gönderilir ve bu dilekçe burada incelenir, incelenen dilekçe kabul görürse bu istediğim bilgi ve belgeler ilgili kurum tarafından bana verilir. Mesela İstihbarat Teşkilatının PKK ve Abdullah Öcalan ile yapmış olduğu görüşmelerin tam metinleri istenebilir, İstihbarat teşkilatından yazılı dilekçe veya mail ile yazılarak istenebilir, geri dönüş olumsuz olur ise Bilgi edinme ve değerlendirme kuruluna dilekçe gönderilir ve buradan da geri dönüş ret çıkarsa, İdari mercilere başvurulabilir.

Bir fikir sahibi olmadan/sentez yapmadan önce bilginin kaynağını öğrenmek için bu yolları açıklamaya çalıştım.

Özel sektörde haberleri doğrulamak daha uğraş gerektirebiliyor, ama özel sektörde de altı adamımızı -nerede, nasıl, ne zaman, kim, neden, neyle- devre sokuyoruz ve ilgili yerlerde bu adamların çalışması için zemin hazırlıyoruz. Haberi yapanın mailine ulaşabilir, veya telefonuna, buna nasıl ulaşırız, ya yazıyı yazdığı yerde vardır, ya da bağlı bulunduğu odadan veya birlikten isteyebiliriz. -Tüm çabamız bilginin kaynağına ulaşmak, doğruyu bilmek için- ulaştıktan sonra haberi yapan kişiyle konuşuyoruz, tabi konuşurken dedektif gibi, altı adamımızı devreye sokarak konuşuyoruz. Varsa görüntü, ses, veya herhangi bir kanıt istiyoruz, bu kişiye inanmamakta ısrar ediyoruz -adamın sinirleri bozuluyor . Ben bu sorgulamayı, Aileme, akrabalara ve arkadaşlara yapıyorum bazen kızıyorlar, sen bize inanmıyor musun diye veya niye sorguluyorsun diye tamam bazen bende çok soru sorarak ipin ucunu kaçırıyorum gibi-. Ama ben şunu iyi biliyorum, çoğu kişi gerçek bilgi ile ilgilenmiyor. Sadece kendini destekleyici bir haber geldiğinde, inanmak istediği şekilde inanıyor. Gördüğü olayı kendi İnancını destekleyecek şekilde sana aktarabiliyor, ve çoğu zaman kendi İnancını destekleyecek şekilde olayı genelleyebiliyor, genellemedeki amaç inandırıcılığı artırmak. Herkes kendi değer yargılarına, algısına göre olayı, kişileri yorumluyor, bende olayı veya kişileri kendi değer yargılarıma ve algı düzeyime göre olayı sıfırdan sorgulamayı yeğliyorum, ve bu davranışımı çok seviyorum. -Bu yazıda bu davranışları neden böyle yapıyorların temellerine inmeyeceğim-.

Duran Aydoğmuş.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 03.08.13, 14:02
Selim Hoytur - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 5.878
Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Cevap: Medya üzerine

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak'tan vazgeçmek bir süreç istiyor.
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 03.08.13, 14:16
loli - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Editör
 
Üyelik tarihi: Apr 2006
Nereden: Ankara
İletiler: 8.182
Blog Başlıkları: 6
loli isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart Cevap: Medya üzerine

Teknolojiyi iyi kullanan büyük çoğunluk olaylara at gözlüğüyle bakma kalıbını yıktılar. Bu da araştırmacı bir kitlenin hızla çoğaldığını gösterir. Son yaşanan olaylarda da Türkiye vatandaşlarının diğer ülke halklarına göre çok üst görüşlü olduğunu duruşuyla gösterdi.
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 03.08.13, 16:10
Acemi
 
Üyelik tarihi: Jun 2011
İletiler: 17
durankestel doğru yolda ilerliyor.
Standart Cevap: Medya üzerine

Selim Hoytur, demişsiniz ki, Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak'tan vazgeçmek bir süreç istiyor.

İnsanoğlu belirsizlikten hoşlanmaz, belirsizlikten hoşlanmayan insanoğlu genelde bir belirsizlik karşısında kolay tanımlamalara gidebiliyor, kendini güvende hissetmek için.

İnsanlar iki yoldan bilgi edinirler ve bu edindikleri bilgilere göre tutumunu belirlerler. Birinci gruptakiler -çoğunluğu oluşturur- kendileri bir konu hakkında uzun uzadıya inceleme, gözlem yapmazlar, onların çevresinde değerli gördükleri bir kişinin fikirlerini dinlerler sadece, o kişi onların yerine her şeyi düşünür, genellikle atalarının izinden pek ayrılmamaya bakarlar, seçim yapmaktan kaçınırlar. her sorunun cevabı çevresinde hemencecik vardır, bilgi edinmeye gerek duymazlar, çünkü herşeyi bilirler zaten. İkinci gruptaki kişiler ise araştırma yaparlar, gözlemlerde bulunurlar, seçimde bulunmaktan kaçınmazlar, belirsizlik durumlarında olaylara temkinli yaklaşırlar, hemen kolayca değerlendirmede bulunmadan tutum almazlar.
Birinci grupdakilerin değer verdiği güç sahibi kişilerin yok olması ve güç sahibi kişinin değerinin değişmesi sonucu ona inanıp da karar veren kişilerin tutumları da buna göre değişir. Birinci gruptakilerin kendi fikirlerini birikimli olarak oluşturamazlar bir türlü. ve bunun böyle olması sonucu kişi yanlışa düşerse ve hep olaylar hakkında yanlış tutumları beslediğini, çevresi veya başka bir neden fark ettirirse. İkinci gruptakilerin yaptığı gibi yapmaya yönelebilir.

Benim kısaca açıklamam böyle, Selim Hoytur sizin açıklamanız nasıl açaba bu vazgeçme süreci ile ilgili.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 03.08.13, 21:03
Selim Hoytur - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 5.878
Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Medya üzerine

Duran Bey;
Bir bireyin algılama ve değerlendirebilme yetisi için bireyin veri toplama, ilişkilendirme, neden ve sonuç bağı kurabilmesi için gerekli koşullar, bilgiye dayalı karar mekanizması ve en önemlisi bilimin sınırları gibi konular hakkında yeterli birikimle donatılmaş olması gereklidir.

Konunun özü, bu alt yapı olmadan, politikacısından, askerine, akademisyeninden sanatçısına, tüccarından, kasabına kadar herkes TV’lerde, radyolarda belli bir konuda ileriye dönük öngörülerde bulunan bir kişinin gerçek bir bilim insanı mı yoksa medya şarlatanı mı olduğunu fark edemeyecektir.

Yine bu alt yapısı olmadan insanlar, Birleşmiş Milletler Gelişim Programı çerçevesinde her yıl sunduğu İnsani Gelişim Endeksi sıralamasında neden Türkiye’nin Azerbaycan’dan, Bulgaristan’dan geri olduğunu anlamada zorluk çekecektir.

Gelişimin sadece ve öncelikle günlük ekonomik verilerle, borsadaki sıçramalarla ilgili olmadığını, yaşam süresinden, okullaşma oranına, bilgiye erişim olanaklarından kişi başına düşen ulusal gelire dek bir çok parametre cinsinden oluşturulan bir modele göre belirlendiğini fark edemeyecektir.

Saygılar
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü

Konu Selim Hoytur tarafından (03.08.13 saat 21:34 ) değiştirilmiştir..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
medya, üzerine

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 06:26 .