Nüve Forum

Nüve Forum > gazete haber ve makale yorumları > Toplum ve Yaşam > Medya > Özgürlükte Aşkta ve Savaşta

Medya hakkinda Özgürlükte Aşkta ve Savaşta ile ilgili bilgiler


Babam sigara içtiğimi öğrendiği zaman pek mutlu olduğu söylenemezdi ama yine de bana harçlığımın yanında, bir de sigara parası vermeye başladı. Nedense gidip bütün paramı sigaraya harcayacağımdan ve aç kalacağımdan

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 10.08.14, 12:08
Selim Hoytur - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 5.878
Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Özgürlükte Aşkta ve Savaşta

Babam sigara içtiğimi öğrendiği zaman pek mutlu olduğu söylenemezdi ama yine de bana harçlığımın yanında, bir de sigara parası vermeye başladı. Nedense gidip bütün paramı sigaraya harcayacağımdan ve aç kalacağımdan korkuyordu. Belki, etrafta aç gezen insanlar giderek çoğaldığından böyle bir korkuya kapılmıştı.
Özgürlükte Aþkta ve Savaþta-ozgulukte_askta_savasta.jpg

Insanların aç olduklarını anlamanız için sizden para veya yemek istemeleri gerekmezdi. Ama bunu kavramam için yiyecek vitrinine uzun uzun bakıp, sonra da hiçbirşey almadan yürüyüp giden adamın iyice farkına varmam gerekti. Bir de aktörün hazing hikayesi vardı.
Zamanında çok büyük bir aktördü. Ama Sovyetler Birliği dağılınca o da, o büyük özgürlüğe kavuşup işsiz ve neredeyse aç kaldı. Üstelik artık yaşlanmış ve çökmüştü de. Pazara gidip öyle bir dolaşır, yiyeceklere bakar ve elleri boş, eve geri dönerdi. Bazen pazardaki satıcılar onu eski filmlerinden tanır ve o istemese de hediye niyetine ona bir yiyecek paketi hazırlayıp verirlerdi. Bu paketi verirken, ona olan hayranlıklarını da bildirirler ve eğer bu küçük hediyeyi kabul ederse onları çok mutlu edeceğini söylerlerdi. Kasaptan köpeği için biraz kemik istediğinde ise, kasap ona bol etli bir parça kemik verirdi. Çünkü köpeği olmadığını, okemikleri kendisi için istediğini bilirdi. Bütün bunları herkes bilirdi ama, herkes bildiği herşeyi ancak actor öldükten sonra itiraf etti. Tıpkı aktörün hiç oynamadığı bir filmdeki gibi.
Anlayacağınız, aşkın herkes için en önemli mevzu olduğu günler değildi. Buna karşın, aşkı bir ölüm kalım meselesine dönüştürenler de yok değildi. Boris gibi örneğin. Boris'in de karnı pek tok sayılmazdı ama yine
de gözü aşktan başka birşey görmüyordu. Kimileri bunu henüz on yedi yaşında olmasına bağlıyordu.
Kimileri de onun bir budala olduğunu söylüyordu açık açık. Ama kimin ne söylediği Boris'in umurunda değildi. Kendisinden birkaç yaş büyük bir kıza aşık olmuştu ve gece gündüz ona şiirler yazıp duruyordu.
Kız da önceleri Boris'e âşıktı ama, sonunda ya bu aşk onu bunalttı, ya da onun gibi birşey oldu ve oğlana
artık onu görmek istemediğini söyledi.
Hatta kelimesi kelimesine "Benim aşktan daha önemli dertlerim var", dedi. Bu doğruydu. Kız bir savaş
göçmeniydi. Ailesiyle birlikte yerle bir olmuş ülkelerinden kaçıp gelmişti bu kente. Ama geride sevdiği bir sürü insanı bırakmıştı yine de. Ve şimdi burada, her gün onlardan birinin ölüm haberini almak onu kahrediyordu. Hatta kendini içten içe suçlu hissediyordu. Bir korkak gibi ülkesini terkedip gittiği için kendini affedemiyordu bir türlü. Ama elinden birşey gelmezdi. Bu onun kararı değildi. Boris bütün bunları biliyordu ama yine de yıkıldı. Bir asker gibi gece gündüz kızın kapısının önünde nöbet tutmaya
başladı. Kızı ne zaman görse yalvardı ama o yalvardıkça kız daha da kayıtsızlaştı. Hatta orduya katılacağını ve onu doğruca Çeçenistan'a göndereceklerini ve oradan kesinlikle sağ dönmeyeceğini söylediğinde bile hiçbir tepki vermedi.
Bir gün benim de orada olduğum bir sırada, Boris kızın kapısına dayandı. Kapıyı çaldı çaldı... Sonunda kız dayanamayıp kapıyı açtığında içeri daldı. Elinde bir tabanca vardı. Girişteki koridorda durup tabancayı aşına dayadı. Hem terliyor, hem de titriyordu.
"Kendimi öldüreceğim!" dedi, "Eğer benimle evlenmezsen kendimi öldüreceğim!"
"Hiç durma", dedi kız, "Benim ülkemde insanar her gün savaştan ölüyor ve sen şimdi tam karşımda, aşkın yüzünden kendini öldürme cesaretini göstereceksen, hiç durma!"
Ama Boris kendini öldürmedi. Orada, o koridorda uzun bir süre başına dayadığı tabancayla bir yandan itreyip, bir yandan da ter dökerek durdu. Sonra, bir Afgan savaşı gazisi olan kardeşi gelip onu götürdü. O günden sonra Boris'i hiç görmedik.


Elvan Levent
afrikagazetesi.net
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
ã–zgã¼rlã¼kte, aåŸkta, aşkta, özgürlükte, savaåŸta, savaşta

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 15:54 .