Nüve Forum


Medya hakkinda Laleli Cami Sokağı ile ilgili bilgiler


Ben hep geç dönerdim eve akşamları… Sokaklarda el-ayak çekilmiş ve herkes çoktan yatmış olurdu. Laleli Cami'nin çeşmesi bazan tıp tıp damlardı. Vardiyaya kalkan tek-tük polislerden, fırıncılardan ve matbaacılardan başka kimseye

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 10.08.14, 13:45
Selim Hoytur - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Profesör
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 5.878
Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!Selim Hoytur öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Laleli Cami Sokağı

Ben hep geç dönerdim eve akşamları…
Sokaklarda el-ayak çekilmiş ve herkes çoktan yatmış olurdu. Laleli Cami'nin çeşmesi bazan tıp tıp damlardı. Vardiyaya kalkan tek-tük polislerden, fırıncılardan ve matbaacılardan başka kimseye rastlanmazdı Sarayönü'ndeki çorbacı dükkanında. Annem benim için anahtarı hep pencereye bırakırdı. Pancurları sessizce açardım. Huriyaba, Senihaba, Teslimaba, Kezbanaba komşularımızdı. Evimizin kemerli ve rutubetli kocaman bir "sündürmesi" vardı… Avlusunda da bir yasemin ve bir limon ağacı…
Annemi uyandırmamaya çalışmam boşunaydı. Ayak seslerimi mutlaka sezer, nyatağından kalkar ve,
-Sana bir çay yapayım, derdi…
Laleli Cami Sokaðý-laleli_cami_sokagi.jpg

Delikanlılık damarımızın tutuştuğu yıllardı. Ortalıkta kan ve barut kokusu vardı. Esir şehrin mahkumları gibiydik. Okullar tatil edilmiş, barikatlar kurulmuştu. Henüz onbeş yaşındaydık, ama böyle elimiz kolumuz bağlı oturamazdık. Laleli Cami'deki o büyük "sündürmeli"
evde arkadaşlarla oturup karar aldık. 64'ün ilk aylarıydı. Biz de dağa gidecek ve Rumlarla savaşacaktık
Hazırlıklarımızı tamamlayıp ertesi gün erkenden uyandık. Galiba yedi kişiydik. Dağdaki yılanlara karşı beraberimizde sarmısak bile almıştık. Ancak önce bizi oraya gönderecek makamı bulmalıydık.
Sarayönü'nde arayıp sorduk. Bizi bir "ilgili"nin huzuruna götürdüler…
Halimize şöyle bir göz attıktan sonra,
-Evinize dönün, siz daha çocuksunuz, dediler…
Oysa bu olaydan birkaç ay sonra bizi Yıldırım Bölüğü'ne almışlardı.
***
Nazım Hikmet'i de o yıllarda keşfettik işte.
Ilk okuduğum şiirleri "Piraye'ye Mektuplar"dı. Hepimizi sarsmıştı. O güne dek hiçbir şair bizi bu kadar
etkilememişti. Nazım'ın kitabını bir gün lise sınıfında masamda gören hocamız Hilmi Refik, alıp bir göz gezdirdikten sonra,
-Siz şanslı sayılırsınız, dedi. Biz üniversiteyi bitirdik de Nazım Hikmet'ten haberimiz olmadı. Yıl 1968'di…
Liseyi çoktan bitirmiştik, dört arkadaş Sovyetler'e gitmeye hazırlanıyorduk. Lefkoşa'da Şahin sinemasında bir şiir gecesi düzenlemeye hazırlanan Sönmezliler Ocağı, bu görevi bize vermişti. Biz de bunu bir Nazım Hikmet gecesine çevirmeyi kararlaştırdık.
Laleli Cami'deki o eski evin "sündürme"sinde toplanıp provalar yaptık. "Kerem Gibi" ve "Bu Memleket
Bizim" şiirlerini de beraber ve solo okuyacaktık. "Ben yanmasam, sen yanmasan, o yanmasa" diyecekti üç kişi sırayla.
Sona hep birden:
"Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?" Düşündüğümüz gibi yaptık. Kalabalık bir salonda ve ön sıralardaki sivil siyasi şube görevlileriyle…
Gecenin ardından zamanın günlük gazetelerinde çok yazı çıktı. Özellikle bir kişinin kaleminden.
Bize "meczup çocuklar" diyor ve ezilmemizi talep ediyordu. Kimliğini gizli tutan yazar,
-Yılanın başı küçükken ezilir, diyordu.
***
Ben hep geç dönerdim eve akşamları. Pancurları sessizce açar, anahtarı bıakıldığı yerden alırdım.
1985'in baharıydı. Annem çok geç olduğu halde o gece hala uyumamıştı. Başında ve göğsünde
ağrıları vardı ve ağrısını nedense başına koyduğu bir buz parçası ile dindireceğini sanıyordu.
-Seni doktora götüreyim, dedim.
-Bu saatte doktor mu bulunur, dedi.
Direndi, istemedi.
Bu, benim annemi son görüşüm oldu. Huriyaba, Senihaba, Teslimaba ve Kezbanaba da öldü çoktan.
Laleli Cami'de artık kimse oturmuyor.
Şener Levent
afrikagazetesi.net
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
cami, laleli, sokaã¤å¸ã¤â±, sokaäŸä±, sokağı

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 06:12 .