iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 19:01 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Kültür ve Sanat » Edebiyat » Gustav Flaubert

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 18.08.08, 12:26
Standart Gustav Flaubert

18.08.08, 12:26



Gustav kasırgası. | Gustav Mahler - Avusturyalı besteci ve orkestra | Carl Gustav Jung, İsviçreli psikiyatrist, analitik psikolojinin kurucusu |

Gustav Flaubert


Bir cerrahın oğlu olarak Rouen'de dünyaya gelen Gustav Flaubert, Paris'te başladığı hukuk eğitimini yarım bıraktıktan sonra yalnızca edebiyatla ilgilenmeye başladı. Yaşadığı kasaba olan Croisset'ten Kuzey Afrika'ya, Yunanistan ve Filistin'e yaptığı geziler dışında ayrılmayan Flaubert, onun için düşkırıklığıyla sonuçlanan 1848 Şubat devrimi sırasında Paris'te bulunuyordu. Yazarın ölümünden sonra yayınlanan 'İlk Yapıtları' adlı eseri ile 'Kasım' adlı romanı o günlerin romantik havasını yansıtır. İlk ürünleri her ne kadar romantik izler taşıyor olsa bile Flaubert, Balzac'ın gerçekçiliğine ve onun kullandığı yöntemlere bağlı kalarak, 1848 Devrimi sonrası ile İkinci İmparatorluk'un kuruluşu sırasında değişen koşulları uygulamaya çalışmıştır.

Başlangıçta kendi günündeki Burjuva yaşam ilişkilerindeki boşluğa, ikiyüzlülüğe ve sıradanlığa karşı kişisel nefretle dolu eleştiriler kaleme almış; roman ve hikâyelerinde kapitalist sistem idealini, bu sistemin kişiliği yıkıcı etkilerini parlak bir biçimde ortaya koymuştur. Bu tutuma en iyi örnek, kendisinin eleştirel gerçekçi yazarlar arasında ilk sıralarda yer almasına neden olan "Madame Bovary"dir. Kamuoyu bu romanda Emma Bovary'nin trajik yazgısının her türlü suçlamadan uzakta tutulması karşısında büyük bir şaşkınlığa düşmüş, bu nedenle yazar genel ahlak kurallarını ihlal ettiği gerekçesiyle mahkemeye bile verilmiştir. Romanın kadın kahramanı, taşrada görev yapan bir doktorun eşi olarak yaşamaktan bıkarak kendisine romantik idealler doğrultusunda bir yaşam kurmaya çalışır. Emma Bovary için sonuç tam bir trajedi olur ve genç kadın eşinden boşandıktan sonra girdiği borç batağından kurtulamayarak canına kıyar.

Flaubert'in ikinci romanı 'Gönül ki Yetişmek' ise özyaşam öyküsü niteliğindedir. Flaubert'in bütün yapıtlarında olduğu gibi bu romanın kahramanı da içinde bulunmak zorunda kaldığı olaylar yüzünden ortalama bir yaşam süren kişidir. Flauber, "Salambo" adlı romanında ise burjuva gerçekliğinin dışına çıkarak, romanının konusunu M.Ö 241 yıllarından almıştır. Geniş araştırmalar ve incelemeler sonucunda yazdığı "Salambo"da Kartaca egemenliğine karşı ayaklanan ücretli askerlerin mücadeleleri ile 19. yüzyıl Fransa'sında yer almaya başlayan kanlı sınıf çatışmaları arasında bir bağlantı kurar. Kendi dönemindeki burjuvazinin darkafalılığı üzerine yazdığı "Bouvard ile Pecuchet" adlı romanını tamamlayamamıştır.

Yaşamı kapitalist sisteme karşı sürekli cephe almakla geçmiştir. İçinde yaşadığı gerçekliğe egemen olmanın yegane yolunu yazarlık olarak gören Flaubert, tek bir sayfa için bile günlerce çalışarak kusursuz bir üslup yaratmıştır. Kitaplarını ve yarattığı başkahramanları manevi ve ahlaksal çöküşü anlatmanın sanatsal araçları olarak değerlendiren Gustav Flaubert, birçok yazarı da etkisi altına almayı başarmıştır. "Effi Bries"ı, Madam Bovary'den esinlenerek yazan Fontane, yakın çevresinde bulunan Maupassant, Emile Zola ve Turgenyev üzerinde uzun süren etkileri göze çarpmaktadır.

Eserleri
Romanları: Madame Bovary (1857), Gönül ki Yetişmekte (Education Sentimentale, ikinci baskı 1869), Salambo (1863), Ermiş Antonius ve Şeytan (La Tentation de Saint Antoine, 1874), Üç Hikâye (Trois Contes, 1877), Bouvard ile Pecuchet (1881)





» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Kültür ve Sanat » Edebiyat »

kaynak:
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
oguzgolcik kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
remşit (18.08.08)
Sponsorlar
  #2  
Alt 18.08.08, 12:30
oguzgolcik - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Araştırma Görevlisi
Üyelik tarihi: Jan 2008
Nereden: istanbul
İletiler: 3.191
Ettiği Teşekkür: 3.401
2.247 tane iletisine 5.197 kere teşekkür edilmiş
oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!oguzgolcik öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
  Send PM
Standart Cevap: Gustav Flaubert

MADAME BOVARY
KONU: Madam Bovary romantik düşler peşinde koşan bir kadındır. Emma Bovary, güzel bir köylü kızıdır. Bir doktorla evlenmiştir, orta halli bir yaşam sürer. Sevmek ve sevilmek ihtiyacı, doyumsuz tutkular arasında çırpınıyor, asla ulaşamayacağı bir mutluluğu arıyordu. Bu yüzden korkunç serüvenlere atıldı, çok acı düş kırıklıklarına uğradı. Sevdi, sevilmedi; en değerli, en kutsal şeylerini feda etti, karşılığında ihanet gördü. Ruhundaki sönmeyen tutku onu çok daha korkunç bir akıbete sürükleyecekti. Madam Borvary kadın ruhunun acılarını eşsiz bir güçle anlatan olağanüstü bir romandır. Pasif, silik, Emma'nın isteklerini karşılamaktan uzak biri olan Charles ise karısının hırsı nedeniyle felakete sürüklenir.
ÖZET: Charles Bovary, orta halli bir ailenin oğludur. Annesi oğluna ne kadar düşkünse babası da o kadar ilgisizdir. Annesinin kendisine düşkünlüğü nedeniyle arkadaşlık ilişkilerinde zorluk çeker. Annesi ise sürekli oğlunu kendi istekleri doğrultusunda yönlendirir. Charles annesini baskısıyla tıp okur ve dul bir kadınla evlenir. Kısa bir süre sonra Charles’ın hasta karısı ölür. Bu arada Charles bir çiftlikte Rouault Baba’ya bakmaktadır. Bu çiftlikte tanıştığı Roualut Baba’nın kızı Emma ve Charles arasında bir yakınlaşma başlar ve evlenirler. Emma Bovary, zengin olma hayalleriyle yıllar geçtikçe bunalıma girer. Charles karısı için çok üzülmektedir ve hava değişikliğinin iyi geleceğini düşünerekten Yonville’e taşınmaya karar verirler. Başta çok mutlu olan evlilikleri Emma Bovary’nin avunmaması nedeniyle gittikçe kötüleşir. Zengin olma hayalleri onu mutsuzluğa itmektedir. Güzelliğinin yanında iyi bir eğitim alması ve terbiyesi ile çevresindekileri etkilemeye başlar. Genç ve yakışıklı Leon da etkilenenlerin arasındadır; ama Madam Bovary’den beklediği karşılığı bulamaz ve böylece Yonville’i terk eder. Kısa bir süre sonra Emma, Rodolphe adlı bir adama âşık olur ve onunla ilişkiye girer. Rodolphe için her tür fedakârlığı göze alır ve o kadar çok para harcar ki, son olarak elinde sadece imzaladığı senetler kalmıştır. Bu ilişki Emma’ya zarar vermeye başlamıştır. Rodolphe Emma’yı terk eder ve Emma Bovary ciddi bir bunalıma girer. Charles karısını iyileştirmek için her türlü çareye başvurmuştur; fakat sonuç alamamıştır. Ödenmeyen senetler sonucunda evlerine haciz konur. Bu acılara dayanamayan Emma Bovary ilaç içerek intihar eder. Charles Bovary de karısının acısına dayanamaz ve kısa bir süre sonra o da ölür.

ŞAHIS KADROSU:

Emma Bovary: Romanın başkahramanıdır. Romantik istekleri mantığının önüne geçmiş, güzel bir kadındır. Daima gözü yükseklerdedir. Elindeki ile yetinmeyi bilmeyen, doymayan bir kişiliğe sahiptir o nedenle hayatta hiçbir zaman mutlu olamamıştır. Emma Bovary, okuduğu romanların etkisiyle aristokrasiye ve büyük burjuvaziye hayranlık duyan, aristokrasinin bir parçası olmayı hayal eden ve buna ulaşmak için çabalayan, bu sınıfa giremese de, en azından onlara yakın olmayı arzulayan bir kadındır. Bir üst sınıfa dâhil olabilmesinin tek yolunu o sınıftan erkeklerle birlikte olmakta bulmuştur. Ve bunu iki tane âşık edinerek yapmıştır. Gene de mutlu olamayınca romanın sonuna doğru borç batağına batmıştır. Çünkü âşıkları için yapamayacağı şey yoktu. Bu borçtan kurtulamayınca ve âşıkları da kendisine yardım etmeyince arsenik içerek ölümünü kendi elleriyle hazırlamıştır.

Charles: Tembel bir kocadır. Hayatı boyunca hep annesinin istediklerini yapmaya mecbur kalmıştır. Çocukluk yıllarından kalma bu eziklik onu zayıf karakterli biri yapmıştır. emma’ya karşı büyük bir zaafı vardır. Onun kendisini aldatabileceğini hiçbir zaman düşünmemiştir. rodolphe ile emma’nın mektuplarını bulduğu zaman çok üzülmüştür.

Homais: Meraklı ve misafirperver bir eczacıdır.

Rodolphe: Zengin ve çapkın bir erkektir. Emma Bovary’le yaklaşık iki yıl beraber olmuştur. Kaçacakları akşam Emma’ya bir mektup yazarak onu terk etmiştir. Çünkü bu aşkın sorumluluğu ona fazla gelmiştir.

Lheureux: Çıkarcı bir insandır. İnsanların hayatına karışan bir satıcıdır. Aynı zamanda çok paragözdür.

Rollet Ana: Dürüst bir hizmetkârdır. İşini sevmemesine rağmen güvenilir bir sütannedir.

Leon: yakışıklı ve saf bir duygusaldır. Emma Bovary’ye âşıktır. Önceleri yüz bulamazken, Paris’e gidip işlerini yoluna soktuğu zaman Emma Bovary’le uzun süreli bir ilişki yaşamıştır. Onu çok sevmektedir.

MEKÂN: Yonville kasabasının, Honfleur yakınlarında geçmektedir.

ZAMAN: 19.yy.’daki Fransa anlatılmaktadır.

DİL VE ÜSLŬP: Madam Bovary’nin dili oldukça sade ve akıcıdır. Argo sözcüklere rastlanmamaktadır. Anlatım genellikle betimlemelerden oluşmuştur. Aynı zamanda karşılıklı diyaloglara da yer verilmiştir.

FİKİRLER: Romanın başkahramanı olan Emma Bovary, elindeki ile yetinmeyip, boş hayallerinin peşinden gidip, elindekileri de kaybeden bir kadındır. Madam Bovary beklentilerimizi olanaklarımıza göre sınırlandırmamızı gerektiğini anlatır. “Madam Bovary” gerçek hayatta yaşamış olan insanların öyküsüdür. Karakterler günlük yaşamdan alınmıştır. Burda alt sınıftaki insanların üst sınıf olma isteklerine boş hayallerle ulaşamayacakları vurgulanmaktadır. “Flaubert, romanındaki her detayı gerçeklerle yoğurmaya çok önem vermiştir. Gerçekten de karısının sadakatsizliği sebebiyle perişan bir halde ölen Normandiyalı bir kasaba doktorunun yaşamış olduğu, Yonville kasabasının ise Honfleur yakınlarındaki Ry olduğu bilinmektedir. Bunun yanı sıra Dr. Lariveire’i tanınmış bir doktor olan babasını örnek alarak yaratmıştır. Emma’nın öldüğünü anlatan manzarayı yazarken küçükken yaşadıkları hastanenin pencerelerinden otopsilerin yapıldığı yerde gördüklerini yazdığı ve hatta Emma’nın intiharını anlatabilmek için kendisini arseniğin tadına bakacak kadar yoğun bir çalışma içerisindedir. Gerçekçiliğe olan tutkusuyla Flaubert, roman kahramanlarının hiç birine yakınlık duymadan yazmıştır metnini. Natüralizmin kurallarına uygun olarak, “bilimsel” bir yaklaşımı vardır. Her karakteri ve her olayı titizlikle inceler, kişilerin ve olayların nedenlerini araştırır ve bütün bunları mükemmel bir dille okuyucuya aktarır. Bu nedenle, kahramanları ile duygusal bağlar kurmaz, onları haklı çıkarmağa çalışmaz, ama araya girip bir yargılamada da bulunmaz.

GUSTAVE FLAUBERT
Flaubert, 1821’de Fransa’nın Rouen bölgesinde doğdu. Babası tanınmış bir doktordu. Hukuk tahsili için 18 yaşında Paris’e gitti, ama ısınamadı bu mesleğe ve tekrar Rouen’e dönerek ailesine ait kent dışındaki bir eve yerleşti. Bundan sonraki yaşamı boyunca iki kez Fransa dışına yolculuk yapması ve arada bir Paris’teki edebiyat çevrelerini ziyaret etmesi dışında, hep yalnız yaşadı ve ibadet edercesine edebiyatla ilgilendi. İlk romanı olan “Madam Bovary”, 1857 yılında “Revue de Paris” dergisinde tefrika edildiğinde hükümet tarafından kamunun ahlak ve dini duygularına hakaret edildiği gerekçesiyle yasaklandıysa da dava beraatla sonuçlandı ve Flaubert ülke çapında ünlendi. Bundan sonraki yıllarda “Salammbo”, “Duygusal Eğitim” ve “Üç hikâye” adlı diğer önemli eserlerini tamamladı ama maddi sıkıntılarından kurtulmasına yetmedi yazdıkları, üstelik sağlığı da bozuldu. 1880 yılında geçirdiği felçten kısa bir süre sonra da öldü...

ROMANTİZM ELEŞTİRİSİ

“Kadın kahramanın manevi dramı, yani romantik düşlerin yitimi, aşk acıları, yaptıklarından duyduğu korku ve pişmanlık, yüce duygulardan aniden silkinip küçük burjuva hesaplara geçişi, hem duygusal bakımdan hem de Flaubert’in bunlara verdiği önem, hikâyenin ardındaki bencil toplumsal çerçeveye nazaran ağır basar”. Bu bakımdan bir tip romanıdır “Madame Bovary”. Emma Bovary’nin başka bir hayata duyduğu ihtiras, çok büyük düş kırıklıklarına sebep olur. Toplumdaki yozlaşma, Emma Bovary karakterleri üzerinden okuyucuya iletilir. Flaubert, burjuva yaşamını, insanı tüketen, çabalarını ve umutlarını silip götüren bir bataklık olarak görür ve Madame Bovary’de bir küçük burjuva kadınının çöküşünü, manevi acılarını ve bu kadının dramının arkasında yatan bayağı, önemiz ve küçük dünyayı anlatır. Toplumsal olayların sözcüsü ise eczacı Homet’tir. Bu karakter ise, Fransız Devrimi’nin ‘kutsal’ ilkelerini ikiyüzlü bir biçimde ağzından düşürmeyen ama pratikte asla onlara sadık olmayan liberalizmin temsilidir. Kendinden kısa bir süre sonra yazmaya başlayan Zola tarafından sistematize edilen Natüralizm (Doğalcılık) akımının ilk yazarıdır Flaubert. Romanını biraz da manifesto olarak görmüş ve Fransa’da o yıllara kadar egemen edebi akım olan romantizme saldırmayı görev edinmiştir. “Madame Bovary”de, romantizm hareketinin prensip ve duygularına kapılan ve onları ciddiye alan boş kafalı bir kadının nasıl felakete sürüklendiğini göstermeyi de amaçlamıştır. Flaubert’in bütün metne yayılan hicvi, en çok, Emma’nın okuduğu eserler aracılığıyla romantizme yönelir. Romanda bir kaç ana temanın yanında, çok sayıda da yan tema var. Mesela, Suçkov, “Gerçekçiliğin Tarihi” adlı incelemesinde, “Madam Bovary”nin önemli bir motifi olarak, yabancılaşma sürecini gösteriyor; “kalabalık içerisinde yalnızlık... Gerçek iletişimin, manevi ilintinin pratikte ortadan kalkmasına varacak denli insanların birbirine yabancılaşmış ve birbirine kayıtsız olduğu çok kalabalık bir dünyadaki ıssızlık...”

MADAME BOVARY HAKKINDAKİ YORUMLAR
Madame Bovary, Gustave Flaubert tarafından 19. yüzyılda yazılmış bir romandır.Bir çok otorite tarafından ilk modern realist roman sayılan Madame Bovary ilk kez 1857 yılında basılmıştır. Yapıt döneminde büyük yankılar uyandırmış, kitabın tamamının basılması için Flaubert'in mahkemeye gitmesi gerekmiştir. Romantizmin idealist yaklaşımına bir tepki olarak ortaya çıkan roman, realizm akımının ilk ve en önemli örneklerindendir.
2007 yılı çağdaş yazarlar oylaması,(basılı bulunan en üst on sıralamaya hak kazanmış kitaplar içinde )Madame Bovary'yi şimdiye kadar yazılmış en büyük roman birincisi olarak ve ikinci ise sadece Leo Tolstoy'un Anna Karenina eserini seçmiştir
. Hem ele aldığı konu, hem de Flaubert'in üslubu metni çarpıcı kılmıştır. Anlatılan, Emma Bovary'nin trajik hayat hikâyesi ve karşılıksız aşkları gibi görünmekle birlikte Flaubert, Emma'nın şahsında, 19. Yüzyıl Fransız kadınının kıstırılmış hayatını, evlilik müessesesinin insan doğasına aykırılığını, toplumsal değer yargılarının ve ahlak anlayışının ikiyüzlülüğünü ele alır.
Realizm akımının temsilcisi sayılan Gustave Flaubert(1821–1880) Madame Bovary’i 1856’da Revue de Paris’te tefrika olarak yayımlatır. Aslında romana gerçek bir olay kaynaklık etmiştir. Bir gazete haberine göre, rouen yakınlarındaki bir köyde, bir taşra doktoruyla evli olan Delphine Delamare adında bir kadın, tekdüze yaşamından sıkılarak başka erkeklerle ilişki kurmuş, altından kalkamayacağı borçlar etmiş, sonunda kendisini zehirleyerek yaşamına son vermiştir.
Dostlarının tavsiyesi üzerine “ Gerilimli bir güncel konu”yu işlemeye karar veren flaubert, beş yıla yakın süre çalışarak, bu sıradan olayı bir yazın eserine dönüştürür ve böylece “madam bovary” ortaya çıkar.
Romanın tefrika yayını sürerken resmi sansür kurulu’nun tepkisi üzerine Savcı Pinard, “ahlaka ve dine aykırılık” gerekçesiyle Flaubert ve romanı yayımlayan dergi aleyhine dava açar. Dava, aklanmayla sonuçlanır. Ne var ki, bu biraz da Flaubert ailesinin zenginliği ve toplum içerisindeki “ saygın” yeri göz önüne tutularak verilmiş bir aklanma kararıdır. 1884'te Flaubert'in ölümünden dört yıl sonra Guy de Maupassant da yıllar önce yazarın edebiyat dünyasında yarattığı bu yankıyı "Madam Bovary edebiyat dünyasında bir devrim" diye niteliyordu. Bu kitap en özet açıklamasıyla roman sanatında bir yenilik diyordu Maupaussant: "Bu roman diğer büyük romanlardan oldukça farklı. Bu romanda sonuna kadar yazarını ve imgeleme gücünü duyumsuyoruz. Bu roman ne trajik, ne duygusal ne de ne tutkulu diye nitelenebilir. Çünkü bu kitapta yazarın düşüncelerini, düşünme şeklini görüyoruz. Dolayısıyla görünen, hayatın ta kendisi..." Elbette herkes Maupassant gibi düşünmemişti Madam Bovary ilk yayımlandığında bazı eleştirmenlere göre romanda ne tutku ne de duygu vardı. Sadece aritmetik yer alıyordu. Ancak Flaubert romanının tefrika edilmesinden üç gün sonra 18 Aralık 1856'da yazdığı bir mektupta "Evet bu kitapta doğduğum ve büyüdüğüm taşranın ahlaki kurallarına saldırı var. Size zavallı kadın Bovary'nin üzüntülerini, sıkıntılarını ve sefaletini ne kadar iyi anladığımı söylemek zorundayım" diyordu. Zaten birçoklarına göre Bovary, Flaubert'in ta kendisiydi. Yazar da "Madam Bovary benim" diyerek bunu kabul etmişti. Ve yaptığı birçok açıklamada kahramanının kendinden izler taşıdığının da altını çiziyordu: "Benim zavallı Bovary'm. Hiç şüphesiz doğduğundan bugüne o taşra kasabasında ağlıyor ve acı çekiyor. Ve ben onu çok iyi anlıyorum."
Flaubert arsenik içti
1821'de Rouen bölgesinde doğan Gustave Flaubert, Paris'te hukuk eğitimi gördükten sonra yeniden Rouen'e döndü ve hayatını ailesinin kent dışındaki evinde geçirdi. Dolayısıyla taşra hayatını çok yakından tanıyordu. Bu nedenle de "Madam Bovary benim" derken o güne kadarki deneyimlerini kitaba nasıl yedirdiğinin altını çiziyordu usta yazar. Ama kitap daha önce de değindiğimiz gibi skandal yarattı ilk aşamada. Kitap hükümet tarafından kamunun ahlak ve dini duygulara hakaret edildiği gerekçesiyle yasaklandı. Flaubert'e dava açıldı. Nihayetinde gelen beraat de yazarın ülke çapında ünlenmesine yol açtı. En özet anlatımıyla Flaubert, Madam Bovary'de 19'ncu yüzyıl Fransız taşrasındaki kadının kıstırılmış hayatını ve evlilik kurumunun insan doğasına ne kadar aykırı olduğunu tartışıyordu.
Yazarın "Benim zavallı Bovary'm" dediği kahramanı Emma Bovary okuduğu romanların etkisiyle aristokrasiye ve büyük burjuvaziye hayranlık duyan, aristokrasinin bir parçası olmayı hayal eden ve buna ulaşmak için çabalayan, bu sınıfa dahil olamasa da, en azından aristokrat sınıfına yakın bir sınıf içinde bulunmayı arzulayan bir kadındı. Ancak kocası Charles pasif, silik, karısının isteklerini karşılamaktan uzak biriydi. Dolayısıyla Bovary'nin isteklerine ulaşmak için kocasının dışında yollar bulmaktan çaresi yoktu. Madam Bovary üslubu ve kurgusuyla geçen zaman içinde bir 'mit' haline gelmeyi başarmış bir roman. Çünkü klasik bir roman olmanın ötesinde o güne kadar yazılmış dönemin ikiyüzlülüğünü, ahlak ölçülerinin göreceliğini anlatan ilk roman.
Flaubert bu romanda tüm deneyimlerini metne katarak her detayı gerçekçi bir şekilde okuyucuya yansıtır. Dolayısıyla da Madam Bovary, Flaubert'den bir süre sonra yaşayan Emile Zola'nın adıyla anılan natüralizm akımının ilk ürünü olarak kabul edilir. Çünkü Flaubert bu romanda her ne kadar Emma'yı sürekli kayırsa da tüm kahramanlara mesafeli durur. Gerek olayları anlatırken gerek insanların ihtiraslarını, duygularını çözümlerken bilimsel bulguları göz önüne alır.
Örneğin karısının sadakatsizliği sebebiyle perişan bir halde ölen Normandiyalı bir kasaba doktorunun yaşamış olduğu, kitaptaki Yonville kasabasının ise Honfleur yakınlarındaki Ry olduğu bilinmektedir. Bunun yanı sıra kahramanlarından Dr. Lariveire'i tanınmış bir doktor olan babasını örnek alarak yaratmıştır. Emma'nın ölümünü anlatırken, manzarayı küçükken yaşadıkları hastanenin pencerelerinden otopsilerin yapıldığı yerde gördüklerini yazdığı ve hatta Emma'nın intiharını anlatabilmek için kendisini arseniğin tadına bakacak kadar yoğun bir çalışmaya verdiği ve bu yüzden hasta olduğu da söylenir.
Nobakov'un "Emma Bovary denen kız hiç yaşamadı. Madam Bovary kitabı ise sonsuza dek yaşayacak"; Mario Vargos Llosa'nın "Madam Bovary'nin olağanüstü tarafı, kahramanlarının, onları yaratan yapı ve üslup sayesinde, o dünyevi arzuları ve vatandaş dertleriyle sıradan insanlar olmalarına rağmen, bizi derinden etkileyebilmeleridir" ve Theodor W. Adorno'nun "Proust olmadan Joyce, Flaubert olmadan da Proust olmazdı" diye niteledikleri Madam Bovary, ilk yayımlandığından bugüne geçen yüz elli yıl içinde birçok kez filme alındığı gibi onlarca dile de çevrildi. Elbette Türk diline de. Bunlardan biri bu yıl Temmuz ayında İletişim Yayınları tarafından yayımlanan Semih Tiryakioğlu çevirisi, Geoffrey Wall'un önsözünü, Julian Barnes'ın da sonsözünü yazdığı Madam Bovary Diğeri ise Can Yayınları'nın usta edebiyatçı Tahsin Yücel'in elinden çıkan çevirisi.
'Bovaryzm histeridir'
Flaubert'in yarattığı Emma Bovary karakteri 1892 yılında Jules de Gaulthier tarafından bir psikolojik durumu adlandırırken kullandı ve bu psikolojik bozukluğa 'Bovaryzm' adı takıldı. O günden sonra da bovaryzm tıpkı narsizm, donjuanizm, sadizm ya mazoşizm gibi geniş bir kullanıma kavuştu. Psikoloji sözlüklerinde yerini aldı. Bovaryzm psikolojide ötekine özenmek, onun daha iyi olduğuna inanmak, kendi kendinden uzaklaşmak, bir hayal dünyası içinde yaşamak, hayatla ilgili tanımlamaları hayallardeki kurgular üzerine yapmak ve yaşananlarla istenenlerin birbiriyle örtüşmemesi gibi anlamlara geliyordu. Jacques Lacan, bir insan kralın deli olduğuna inanıyorsa, bir kral daha azına inanmaz" diye Bovaryzm'i açıklarken Jean Allouch'a göre Bovaryzm "Cinselliğin ve kelimelerin birbirine yabancılaşmış birleşmesidir." Sartre'a göre ise sadece "Bovaryzm histeridir..."


kaynak:
__________________
Oğuz Gölcik Yazıları

Konu oguzgolcik tarafından (18.08.08 saat 12:33 ) değiştirilmiştir..
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
oguzgolcik kullanıcısının bu bilgilendirici iletisine teşekkür eden üye :
remşit (18.08.08)
Sponsorlar
Cevapla

Tags
flaubert, gustav

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz