Nüve Forum

Nüve Forum > kütüphane > Kültür > Diller > Dil Aileleri > Çin-Tibet Dilleri > Çince, Çin-Tibet Dilleri Ailesi

Çin-Tibet Dilleri hakkinda Çince, Çin-Tibet Dilleri Ailesi ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]ÇİNCE, Çin'de konuşulan dil, özetlikle de kuzey lehçesine dayalı ortak dil. —Dilbil. Çince, çin-tibet dilleri ailesi içinde tibetçe ve birman diliyle akrabadır. Çin Halk Cumhuriyeti halkının % 90'ından fazlası ve

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 14.08.09, 12:21
lolipop - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Editör
 
Üyelik tarihi: Apr 2006
Nereden: Ankara
İletiler: 7.385
lolipop isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
Standart Çince, Çin-Tibet Dilleri Ailesi

[coverattach=1]ÇİNCE, Çin'de konuşulan dil, özetlikle de kuzey lehçesine dayalı ortak dil. —Dilbil. Çince, çin-tibet dilleri ailesi içinde tibetçe ve birman diliyle akrabadır. Çin Halk Cumhuriyeti halkının % 90'ından fazlası ve ülke dışındaki Çinlilerin oluşturduğu büyük topluluklar (Endonezya, Singapur, ABD, vb.) bu dili konuşur. Ülkede cince dışında han sülalesinden olmayan etnik toplulukların dilleri nüfusun % 6'sınca konuşulur ve bu topluluklar sınırlara yakın yerlerde, özerk il ve bölgelerde yaşar. Bu dillerin en önemlileri arasında tayca (cuang), uygurca, lolo, tibetçe, miao, vb, sayılabilir.
Çince, orta Sarı nehir havzasından başlayarak yayılmıştır. Şang (İ.Ö. XIV.-IX. yy.) döneminin kutsal yazıtlarından, abecenin daha o dönemde var olduğu ve yaklaşık 5 000 harf kapsadığı anlaşılır. Savaşçı krallıklar döneminde, siyasal bölünme, bölgesel ağızların ayrışmasını kolaylaştırmıştır, ancak yazılı dil o dönemde bile kusursuz bir bildirişim aracı niteliğindedir, imparator Çin Şi Huangdi, birleştirme ve merkezileştirme çalışmalarına, tüm imparatorluğa ortak resmi bir yazı benimseterek yazı reformunu da kattı. Tanglar döneminde kuzey çin lehçesi yayıldı ve özellikle buddhacı propaganda aracılığıyla öbür ağızların yerini aldı.
Modern lehçelerin, VI. yy.'daki bu ortak dili temel alarak geliştiği sanılır. Yüenler döneminde başkent'in Pekin'e taşınması ve Mingler' in merkeziyetçi politikaları sonucu Kuzey dili kendini kabul ettirdi: memurlarla aydınlar tarafından konuşulduğu için mandarin adı verilen bu dil sözkonusu döneme doğru modern biçimini aldı. Ancak, sözlü edebiyat küçümsenen bir tür durumuna düştü; çünkü aydınlar, mandarin sınavlarında başarı kazanabilmek için geleneksel yazılı dil vınyan'ı iyi kullanmak zorundaydılar. Yalnız yazılı bir dil olan vın-yan, hem sözcük dağarcığı, hem de söz-dizimi açısından sözlü dilden çok uzaktır. Anlatımda çok özlü olmaya yönelir; üslup ve ahenk uygulamalarına elverişlidir.
Çünkü vınyan, eski metinlerin, tarihçilerle filozofların diline öykünmeyi ve o dili sürdürmeyi amaçlar. Bununla birlikte, Suyun kenarında gibi büyük çin romanları, halk dilinde yazılmıştır. Açık seçikliği ve anlatım zenginliği bakımından ilerici aydınların yaygınlaştırdıkları sözlü dil baihua ancak XX. yy. başında öne çıktı. Böylece vınyan eski bir dil görünümü aldı; günümüzde ancak kalıplaşmış bazı deyimlerde, tarihsel telmih ya da kalıplaşmış sözlerde yer alır. 1949'dan sonra, ortak dilin kullanımı tüm ülkede yoğun biçimde yaygınlaştırıldı: bu dil, putonghua'ön. Pekin telaffuzunun egemen olduğu bu dilin dilbilgisi mandarin lehçesine dayanır.
Ancak günümüzde putonghua, lehçelerin yerini almış değildir. Yalnız mandarinin üç değişik biçimi vardır: kuzey, aşağı Yangzi ve güney-batı mandarini. Han halkının °/o 70'i tarafından kullanılan kuzey ağızları görece olarak türdeş bir bütün oluşturur; oysa. güney çın lehçelerinin sayısı çok daha kabarıktır. Burada, her biri yerel ağızlara ayrışmış 7 lehçe vardır: vu, kuzey mini, güney mini, yüe (ya da kanton lehçesi), şiang, gan ve hakka. Bu çeşitli lehçeleri konuşanlar arasında anlaşma olanağı yok gibidir. Bu bölgelerde putonghua okullarda öğrenilen ikinci bir dil niteliği taşır. Sözdizimsel dizgenin bir lehçeden öbürüne çok değişmemesine karşılık, sözlüksel ve sesçil ayrılıklar büyüktür. Örneğin, mandarinin ses dizgesi VI. yy.'dan bu yana yoksullaşmıştır: vu lehçesinde varlığını sürdüren, sözcük başındaki titreşimliler ve kanton lehçesindeki sözcük sonunda yer alan p, t, k gibi sesler mandarinde artık yoktur. Min ve kanton lehçelerinde, eski Çincenin 4 tonundan kaynaklanan 7 ile 9 ton bulunmasına karşılık, mandarinde bunların sayısı artık ancak 4'tür. Putonghuada, her biri bir başlangıç, bir bitiş hecesi ve bir ton ile tanımlanan yaklaşık 1 250 hece vardır. Bir heceyi ve bir anlamı ayırmada tonun işlevi bir ünlü ya da ünsüzün işlevi kadar önemlidir. Örneğin 4 tonlu şüe hece dizisini ele alalım: orta ton çizme, çıkışlı ton incelemek, inişli-çıkışlı ton kar, çıkışlı ton kan anlamını verir. Bu dört anlamın her biri ayrı göstergelerle yazılır; dar kapsamlı bir sözcükte bile az sayıda hece için 4 500 - 10 000 gösterge bulunur. Örneğin dördüncü tondaki yi hecesinin çeşitli anlamlarını belirten 100 harf vardır. Ancak, çağdaş çince de sözcük genellikle iki heceden oluşur; bu da, bağlamın anlam bulanıklığını engellemediği durumlarda eşseslilerin birbirlerine karıştırılmasını önler.
Lehçelerin çeşitliliği karşısında çin yazısı birliği sağlamada değerli bir etkendir, bunun nedeniyse harflerin heceleri kaydetmemesidir; bunlar bir lehçeden diğerine büyük söyleyiş farklılıkları gösteren simgelerdir. Harfler iki kategoriye ayrılabilir: sesbilgisel bileşeni olanlar ve olmayanlar. Bu sonuncular somut nesnelerin gitgide stilize olan resmini (ağzı simgeleyen harf önce bir yuvarlaktı, sonra dörtgene dönüştü) ya da eylemleri, soyut kavramları belirten uzlaşmalı simgelerden oluşan piktogramlardan kalkılarak geliştirilmiştir. Örneğin, çıkmak ve inmek eylemlerinin yazılışları tam anlamıyla bakışımlıdır; birincisi yukarı, ikincisi aşağıya yöneliktir. Başlangıçtaki en az iki harften oluşan harfler de vardır. Örneğin güneş ve ay birleşerek aydınlık, ağaca yaslanmış bir adam dinlenme anlamını verir. Ancak harflerin çoğu anlamsal bir bölüm ve söyleyişle ilgili yaklaşık bir bilgi veren sesçil bir bölüm içerir. Ter sözcüğünü belirten gösterge han biçiminde okunur. Bu, s; w'yi belirten bir bölümle gan biçiminde söylenen bir başka bölümden oluşur. Her harfin yazımı özelliklerin düzenine ilişkin kesin kurallara bağlıdır. Herhangi bir harfi yalın özelliklerine indirgemeyi sağlayan bir temel tanıtıcılar dizisi vardır. Çok sayıda harfte yer alan bileşenler bunları sınıflandırmaya yarar: bunlar bir sözlükte harfi bulmaya yarayan anahtarlardır.Hazırlanmasını isteyen imparatorun (XVIII. yy.) adını taşıyan Kangşi sözlüğü 214 anahtarlı bir dizgeyi yaygınlaştırmıştır. Anahtarlar, kendilerini oluşturan tanıtıcı sayısının artışına göre sıralanmıştır. Bugün anahtarların sayısı azaltılmaya çalışılmaktadır; kimi sözlüklerde yalnızca 195 anahtar vardır.
Uzun süredir, Çinliler öğrenilmesini ve bellekte tutulmasını kolaylaştırmak için yazılarını yalınlaştırma gereğini duymaktadırlar. Daha 1949'dan önce bu alanda girişimlerde bulunuldu; ancak, yakınlaştırılmış 1 750 harfli ilk dizelge 1958'de yayımlandı. Gerçekte, bu yakınlaştırılmış harflerin çoğu daha önce uygulamaya girmiş, kimi yazı biçimlerinde kullanılmaya başlanmıştı. Yaklaşık 20 yıl sonra, 1977'de, 1958 reformunu izleyen ikinci bir dizelgenin yayımlanması tartışmalara ve anlaşmazlıklara yol açtı. Yeni yazım biçimleri estetik olmadıkları için eleştirildi, ses bileşeninin anlamsal bileşenin yerini almasının herhangi bir harfin yapısında karışıklığa yol açabileceği ileri sürüldü. Buna koşut olarak, cinli dilbilimciler dillerinin sesçil çevriyazısı sorununu ele aldılar. Yüzyılın başından beri yürürlükte olan dizgelerin amacı, her şeyden önce resmi dilin telaffuzunun yaygınlaşmasını kolaylaştırmaktı. Bugünkü dizge, latin abecesini kullanan pinyin'dir ve 1958'de benimsenmiştir. Ancak bunu Çinliler'den çok yabancılar kullanmaktadır: Çinliler pinyin’i yabancılara yönelik yayınlarda, levhalarda ve harflerin telaffuzunu belirtmek için okullarda kullanmaktadırlar. Gerçekte, Pekin lehçesinin telaffuzu tüm ülkede yaygınlaşmadıkça pinyin in gelişme ve benimsenmesi çok yavaş olacaktır.
Çin dilbilgisinin uzun bir geçmişi yoktur. Çinliler' den önce yabancılar dilin işleyişini açıklamaya çalıştılar, ancak aceleyle varılmış, kolay kolay sökülüp atılamayan yargılara vardılar. Her harfin bir anlamı olduğu için Çincenin tek heceli bir dil olduğu sonucuna varıldı. Bu, ancak eski yazılı dil için geçerlidir; çünkü gerçekte sözcüklerin çoğu iki heceden oluşur. Her harfin değişmez yazılı bir biçimi olması Çince de sözcük sınıfı bulunmadığı düşüncesinin ortaya çıkmasına neden oldu. Buna göre Çince de herhangi bir sözcüğün hem ad. hem fiil ya da belirteç, vb-olabildiği düşünüldü. Günümüzde bir sözcüğün sınıf değiştirdiğine sık rastlansa da, artık adları, fiilleri ve öbür sözcük sınıflarını ayırmak gerektiği düşüncesinde birleşilmektedir. Sözcükler ve onları belirten harflerin biçimi değişmediğinden bu geçişler daha da kolayca gerçekleşir. Adların tanımlığı yoktur ve cins belirticisi içermezler; sayı belirticileri de ancak gerekli görüldüğü durumlarda eklenir. Fiiller çekimli olmamakla birlikte, zaman, kiplik ve görünüş ayrımı yapmayı sağlayan fiil son-ekleri vardır.
Çin dili yüzyıllar boyunca Asya'da güçlü bir uygarlık aracı oldu. Uzun süre Çin kültüründen etkilenen birçok ülke (Kore, Vietnam, Japonya) Çin yazısını özümsedi. Bugün cince,konuşucularının sayısı açısından öbür dillerden çok büyük bir farkla, dünyada birinci sırada yer almaktadır.

kaynak:2-cilt:5
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Çince, Çin-Tibet Dilleri Ailesi-cin_kaligrafi.jpg  
__________________

Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
ailesi, çin-tibet, çince, dilleri

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:47 .