Nüve Forum

Nüve Forum > gazete haber ve makale yorumları > Din ve Felsefe > Mürşid-i Kamilin Alametleri

Din ve Felsefe hakkinda Mürşid-i Kamilin Alametleri ile ilgili bilgiler


MÜRŞİD-İ KAMİLİN ALAMETLERİ İnsanların mertebece en mükemmelleri peygamberlerdir.Peygamberlik yani nübüvvet ve risaletin kapısı kapanmıştır, lakin mirascıları devam etmektedir. Ulemadan irşada kabiliyeti olan yani veli-i mürşid, Peygamber’ in zamanından itibaren kıyamete

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 29.07.06, 14:54
Acemi
 
Üyelik tarihi: Jul 2006
İletiler: 3
sinful doğru yolda ilerliyor.
Standart Mürşid-i Kamilin Alametleri

MÜRŞİD-İ KAMİLİN ALAMETLERİ



İnsanların mertebece en mükemmelleri peygamberlerdir.Peygamberlik yani

nübüvvet ve risaletin kapısı kapanmıştır, lakin mirascıları devam etmektedir.



Ulemadan irşada kabiliyeti olan yani veli-i mürşid, Peygamber’ in zamanından itibaren kıyamete kadar devam edecekler.Demek irşad ve velayet kapısı kapanmayacaktır.Bunun kapanması, dinin ortadan kaldırılması demektir.



Allah Teala bir kulunu hidayet etmek murad ettiğinde onu veli-i mürşide

sevk eder. Kalbi samimiyet ve ihlas şartıyla, eli veli-i mürşidin eli

içindeyken tevbe etmesiyle hidayete erer.Bu da hidayet için Adetullah’tan

biridir.Hidayet ettiği vakitte veli-i mürşide sevk eder; dalalete sevk etmek

murad ettiğinde de, veli-i mürşidi ondan uzaklaştırır.Nitekim El-Kehf

süresinin,



“...Allah kimi hidayete erdirirse, işte o hakikaten (sırat-ı müstakime)

ulaşmıştır.Kimi de sapıklığa sevk ederse, artık elbette onun için de (irşad

edecek) bir veli-i mürşidi bulamazsın.” Mealindeki 17’nci ayetinde veli-i

mürşide işaret edilmiştir.İbrahim Hakkı konuyu buraya getirerek şöyle dedi:



Keramat-ı veli hakdır nebisi mu’cizatıdır

Keser az müddet içre çok mesafe Evliyaullah



Allah Teala’ nın sevdiği kulunun kerametleri hakdır.Ve onun kerametleri

nebisinin mucizeleridir.



Az bir müddette çok mesafeyi evliyaullah geçer.



Veli, ismi fail manasındaysa, Allah’ ı seven ve Allah Teala’ nın da

ondan hoşnut olduğu; ismi mef’ ul manasındaysa, Allah Teala’nın kendisine

yardımcı olması manasındadır.Her iki itibarla veli iki kısımdır.Birincisi,

nebilerin nübüvvet makamlarına mirasçı olup bilfiil irşadda bulunmayan

zevattır.İkincisi, rasullerin risalet makamına mirasçı olandır.İşte buna

veli-i mürşid denilir.Bu makamda olanlara veli-i mürşid denildiği gibi,

“Sıddikun” da denilir.Fakat Gikem-i Ataiyye’ de tasrih olduğu üzere, veli-i

mürşidi tanımak, Allah Teala’yı tanımaktan zordur.Zira Allah Teala’ nın

varlığını, birliğini, kudretini göstermeyen hiçbir zerre yoktur.Veliyi

gösteren hiçbir delil yoktur.Onun için veli-i mürşidi tanımak daha

zordur...Evet, veli-i mürşidi tanıyan mutlaka hidayete erer.



Beyazıd Bestami kaddesallahu sırrahussami’ nin birgün: “Beni gören

mutlaka ahirette Allah Teala’ yı görecek ve hidayete erecektir.”demesi

üzerine, ulemai su’ dan biri: “Bu çok ifratlı bir sözdür.Çünkü Ebu Cehil

Peygamber’i gördü; ne hidayete erdi, ne de ahirette Allah Teala’ nın Zat-ı

Şerif’ ini görecek.” Demiş; Beyazıd kendisine şu cevabı vermiştir: “Hayır,

öyle değildir. Ebu Cehil Peygamber’ i, Ebu Talib’ in yetimi Muhammed bin

Abdullah olarak gördüğünden, kemalatından mahrum oldu.Lakabı Ebu-l-Hikme

iken Ebu Cehil oldu.Fakat arkadaşı olan Hazret-i Ömer Radıyallahu

Anh,Peygamber Sallalahu Aleyhi ve Sellem’ i Muhammed Rasulullah olarak

gördü.Dolayısıyla hidayete erdi ve Onun ikinci sırdaşı oldu.Binaenaleyh

Peygamber’ i dahi bir beşer olarak görmek, hidayetten ulaştırmaya vesile

olur.Görülmez mi, El-Araf suresinin: “...(Habibim) onları Sana bakar

görürsün.Halbuki onlar (Allah’ ın elçisi) olarak Seni görmezler.” Mealindeki

198’nci ayetinde bu beyan edilmiştir.”



Evet böylece mü’minler aşağıda sıralayacağımız evsafa haiz veli-i

mürşidi, mürşid olarak görürlerse ve sayesi altına girerlerse Allah Teala’

nın izniyle hidayete ereler.Zira Allah Teala onları, hidayete erdirmek için

vesile kılmıştır.Evet veli-i mürşid...



Allah Teala kuluna hidayeti dilediği zaman, ona tevfiki de ihsan eder.



Tevfik, Allah Teala’ nın kuluna verdiği kuvvetle, onu razı gördüğü ahlak

ve taate sevk etmesidir.Kulun buna talib olması, saadetidir; reddetmesi de

şekavettir.



Hidayet, Allah Teala’ nın kuluna herhangi bir vesile ile hayr yolunu

tarif etmesi, hayrı işlemek imkanını kalbine atmasıdır.Kulun bunu kabul

etmesi saadet,reddetmesi dalalettir.



Kulun Allah Teala’ dan kendisine verilen tevfik ve hidayeti kabul etmesi

rüşd; reddetmesine gayy denilir.



Tevfik ve hidayette, mürşide ihtiyac yoktur.Amma kulun bunları kabul

etmesinde veli-i mürşid şarttır.



Veli-i mürşid, özü, sözü ve hareketi birleşmiş; iman, İslam ve ihsan

makamlarına kavuşmuş sadık bir beşerdir.Allah Teala, böyle olan sadıklarla

beraber olmamızı emretmiş; Et-Tevbe 119’uncu ayette:



“Ey iman edenler Allah’ tan korkun.Ve Sadıklarla beraber olun.”

buyurmuştur.Evet bu emr, vücübu ifade etmektedir.Sadıkların da evsafı her ne

kadar, El-Bakara suresinin 177’nci ayetinde beyan edildiyse de yine de

ayet-i kerimeyi gözönüne getirip veli-i mürşidi tanımak ve beraberinde olmak

için gayreti harcamamız lazımdır.O ayette imandan sonra, sadıktırlar,

emindirler, yakin üzerindedirler, namaz kılarlar, zekatın dışında infak

ederler, takva sahibidirler, halkın eziyetine tahammül etmekte, günahları

terk etmekte ve emrleri yerine getirmekte sabredicidirler, ahidlere

vefalıdırlar, zekat verirler, Allah yokunda cihad ederler diye on vasıfları

beyan edilmiştir.Fakat bununla beraber mutemed kitablardan vasıflarını,

alametlerini bilelim:



1-Müridin ihtiyacını giderecek derecede fıkıh ilmine; itirazcıların

şübhelerini izale edecek derecede de akaid ilimlerine yetkili olmasıdır.Aksi

takdirde, ifsad edeceği ıslah edeceğinden fazla olur.



2-Kalbi ilimlerin inceliklerine ve nefsin afatlarına, ruhi hastalıklara

vakıf olmasıdır.Aksi takdirde kendisine olan ruhi hastalık müridlerine

akseder.



3-Müslümanlara umumen, müridlerine hususen rahm ve şefkat sahibi

olmasıdır.Onlardan zayıfları gördüğü vakitte, rıfk u mülayemetle nasihat

etmesi gerekir.Hatta keşfen alınlarında şaki olduklarını görse dahi yine de

şefkat etmesi gerekir.



4-Hiçbir müridinin ayıbını diğerine bildirmemesidir.Şayed birini irşad

etmek için bir şey söylerse, tenhada söylemesidir



5-Müridlerinin mallarını almaktan sakınması ve onların elindeki

menfaatlere göz dikmemesidir.



6-Emr-i ma’ ruf ve nehy-i anilmünkeri tebliğ etmede kusur

etmemesidir.Yakınına ve uzağına, çekinmeden usanmadan ma’ rufu tebliğ

etmesi, yasaklardan vazgeçirmeye çalışması cihad olduğu gibi, irşadıdır.Bu

vazife de ne kadar mükemmel olursa, o kadar veli-i mürşiddir.



7-İhtiyaçtan fazla müridlerinin yanında oturmamasıdır.Oturduğu vakitte

tedrisatı, adab ve erkanı, şeriat ve tarikati bildirmesi gerekir.



8-Nefsinin hevasına kapılmama, güldürmekten sakınması, başı boş söz

söylememesidir.



9-Kendisine hürmet etmeyen kimseyi tahkir etmemesi; ve hürmetini kimseye

emretmemesi, şöyleki, normal bir avam tabakası gibi görünmesidir.Bununla

beraber vakarını koruması ve fazlaca, yani kıymetini düşürecek derecede

hareket etmemesi gerekir.



10-Kabiliyetli ve azameti kalblerinde yerleşmiş müridlerine tenhada özel

muamelede bulunmasıdır.



11-Bir müridinin kalbinden kendisinin düştüğünü gördüğü takdirde, öfkeli

ve gazab suretinde onu kovmamasıdır.Böyle birisini kovmak istediğinde,

zahiri iltifatını kesmesidir.



12-Halini ıslah ve faydalanmak için gelenlere iltifat etmesi ve hiçbir an

irşad etmekten gafil kalmamasıdır.



13-Müridlerinden biri kendisine bir keşfini yahud rüyasını yahud

müşahedelerini anlattığı zaman onu güzel dinlemesi ve fakat şu kemale erdin;

yahud da bu kemalattan mahrum oldun; yahud keşif ve rüyan şeytanidir veya

rahmanidir dememesidir.Zahiri telkinle, uygun gördüğü şeriat emrini

bildirmesi kafi gelir.Her halukarda bu hususta müridlerini ümidsizliğe

düşürmemesi ve mağruriyete de kapılmamalarını temin etmesi lazımdır.



14-Müridlerinin varidatlarını, keşif ve kerametlerini, rüya ve

müşahedelerini, ıhvanına yahud ıhvanından başkasına söylemelerini

engellemelidir.Has olan müridlerinin başka bir şeyhle sohbet etmesini de

engelleyebilir.Fakat bu umumi değildir.



15-Yalnız kalabileceği bir yeri; ve müridleriyle olabileceği bir yeri

yeri temin etmesidir.



16-Müridlerini, hareketleri, ibadetleri, yeme ve içmelerinden haberdar

etmemesidir.Şayed müridlerinden biri kendisini takib ederse, onu azarlaması

lazımdır.



17-Müridlerinin aşırı yeme ve içmeye dalmalarını men etmesidir.



18-Sevgisi, teslimi ve ihlas kalbinde yerleşmiş müridinin, başka kamil

bir şeyhle sohbetini men etmesidir.Şayed onun sohbetinden zarar görmezse

serbest bırakmalıdır.ekmel-ul-ulema diyor ki: “Bizim zamanımızda meşayıhın

bunu tatbik etmesi doğru değildir.Çünkü zamanımızda bu menhiyat daha büyük

zarar getirir.”



19-Umera ve hukemenın meclislerinden sakınmasıdır.Onlar yanına

geldiklerinde hürmette kusur etmemelidir.Özellikle fasık olan hükema ve

umeranın yanlarına gidenin irşadı zayıftır.



20-Tebliğ ve irşadda yumuşak olmasıdır.



21-Müridlerinden biri onu davet ettiğinde,menhiyat olmadığı takdirde

icabet etmesidir.İcabet edemediği yerlerde mazereti beyan etmeli ve iffetini

korumalıdır.



22-Müridlerin meclisinde sükunetle oturmasıdır.Onların yanında ayağını

uzatmamalıdır.Yumuşak sesle onlara sohbet etmelidir.Şöyleki kendisine taklid

edenlerden her biri numune olabilsin.



23-Müridlerinden biri ziyaretine geldiğinde, ona yüzünü ekşitmemesi;

ayrıldığında ona dua etmesidir.Kendisi müridini ziyaret ettiğinde, en güzel

hal üzere olmasıdır.



24-Dara düşen müridlerini sorması; ayrılan müridlerin neden ayrıldığını

araştırması; elinden geldiği kadar müridinin ihtiyacını gidermesi; müridine

yardım etmekten aciz kaldığında ona dua etmesidir.



25-Kamil bir şeyhten seyr-i süluku tamamlaması ve icaze

almasıdır.İcazesiz posta oturanın dostu şeytandır.



26-Fakir ve zenginler arasında fark etmemesidir.



27-Süslü püslü elbiseleri talep etmemesi; ve pek yırtık da giymemesi;

izzet ve şerefini giyiminde saklamasıdır.



28-Beka makamına geçmemiş ise, kendi rabıtasını men etmesi vacibtir.



29-Benlikten sakınmasıdır.



30-Müridlerin zekatını kabul etmemesidir.Meğer çok fakir veya miskin

olsa, o zaman en emin müridlerinden alması caizdir.



31-Filan yerde filan kimse, bana şu kadar bağışta bulundu veya hürmet

etti gibi sözleri asla ağzına almamasıdır.Çünkü böyle söylemek dilenciliktir.



32-Evladlarının istikbali için mal, mülk hazırlamamasıdır.Çünkü onların

rızkı Allah’ a aiddir.Şayet Cenab-ı Hakk Rezzak ismiyle ona tecelli edip

zengin kılarsa, tabii ki çoluk çocuklarının haklarını düşünmelidir.



33-Müslümanların türbelerini ücretsiz ziyaret etmesidir.



34-Ehli şeriatin ehli tasavvufa yaptıkları itirazlara teslim olmasıdır.Mesela şeriatte bilgin bir hukukçu dese ki, zamanımızda ehli irşad yoktur; onun itikadına iştirak edip evet demesi lazımdır; ta ki inkarı ziyade olmasın.Yani münkirini daha daha inkara sokmamalıdır.



35-Kendisine muasır meşayıhları hiçbir zaman tenkid etmemesidir.



36-Kendisine talib olmayanlara, kalblerini celbemek için telkinde bulunmamasıdır. Bilhusus sahibli müridlere dikkat etmek gerekir.



37-Duayı taleb edenlere dua için acele etmemesi; sonra eğer istikamete

arzusu varsa dua etmesidir.



38-Misafirlerine bizzat hizmet etmesidir.



39-Kendisine ve yahud müridlerine nasihatte bulunanlara diliyle ve yahud

mektubla teşekkürünü bildirmesidir.Zira bu kamilin alametidir.



40-Şer’ i maslahatın dışında cemaatlere gitmemesidir; namaz cemaati

müstesna.Ne kadar kamil olursa olsun namazı cemaatle kılmayı terk edemez.



41-Kendisinden ikrah edeni haklı görmesidir.Tasfiye-i nefsin

alametlerinden birisi de budur.



Şeyhin bundan başka yüz kadar alameti vardır. Ancak biz bu kadarla iktifa

ettik.Kut-ul-Kulub, Tenvir-ul-Kulub, Sirac-ul-Kulub ve İhya’ nın şerhinden

burayı özet olarak aldım.Şeyh Abdulvahhab Şa’rani’ nin Lataif-ul-Minen eseri

baştan sona kadar, kamil mürşidin alametini anlatmaktadır. Meşayıhın

ittifakıyla şeyhin fıkhı güzel bilmesi, şayet kendisi ümmi ise etrafında

fıkıh bilginlerinin bulunması şarttır.Bunsuz hiçbir zaman irşad sahih

olmaz.Cahillerin peşine düşmek kadar zarar yoktur.





DİLARA YAYINLARI EHLİ SÜNNETİN NAZARI İ’TİKADIN ÖLÇÜSÜDÜR SAYFA:568
__________________
DE, KORKMA MÜSLÜMANIM GÖĞSÜN İMANLA DOLSUN, İRTİCA DEDİĞİN İSLAMSA BAŞIMIN TACI OLSUN !!!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
alametleri, kamilin, mürşid-i

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 00:47 .