iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 09:09 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !
Sponsor Reklam

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Toplum ve Yaşam » Ekonomi » Dünya Ekonomisi » 'Küresel sıkıntı nereye varır?'

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 28.02.08, 21:17
Standart

'Küresel sıkıntı nereye varır?'


nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
Send PM

28.02.08, 21:17


'Küresel sıkıntı nereye varır?'

Korkmaz İlkorur
Geçen yazımızda belirttiğimiz gibi küresel finans piyasaları son 20 seneden beri çok ciddi bir değişim içinde ve bu değişimin en çarpıcı özelliği 'innovasyon', yani sektörün ürün, hizmet ve kurum boyutlarında getirdiği yenilikler. Bu hızlı ve yüksek kalitedeki finansal innovasyon süreci büyük ölçüde düzenleme ve denetlemeye tabi olmayan hedge fund, private equity şirketleri gibi banka dışı birimler tarafından gerçekleştirildi. O nedenle, bu süreç sonucunda kullanılan hizmet ve ürünlerin kullanımındaki yaygınlığın tam ne olduğunu tahmin etmekte zorlanma var. Dolayısıyla, 2007 Ağustos ayından bu yana yaşanan dalgalanmanın gerçek boyutunun ve etkisinin ne olacağını kestirmek de zor. ABD ekonomisi durgunluğa mı, yoksa gerilemeye mi girer tahmin etmek kolay değil; buna bağlı olarak da dünya ekonomisinin ve belirli bölge ve ülke ekonomilerinin ne ile karşılaşabileceği konusunda üzerinde genel bir mutabakat tesis edilmiş bir fikir yürütmekte de sorun var. İktisatçılar için zor bir durum şüphesiz...
Küresel sıkıntının nereye ve nasıl gideceği konusunda bu durum yaşanırken, geçen hafta İngiltere Merkez Bankası iktisatçıları tarafından hazırlanan bir çalışma yayınlandı. İngiltere Merkez Bankası iktisatçılarından Prasanna Gai, Sujit Kapadia ve Stephen Millard'ın London School of Economics'den Ander Perez ile birlikte hazırladıkları 'Financial innovation, macroeconomic stability and systemic crises ' (Working Paper 340) adlı modelleme çalışması, adı üzerinde, finansal innovasyon, makroekonomik istikrar ve sistemik krizler arasındaki etkileşimi inceliyor. Dolayısıyla, 'Acaba küresel sıkıntı nereye varır?' sorusuna ışık tutmaya çalışıyor.
Çalışma, her iktisadi modelleme çalışmasında olduğu gibi bazı varsayımlara dayanıyor; dolayısıyla, modelin bazı kısıtlamalar içerdiğini kabul etmek gerekir. Gene de, varsayımlar, özellikle, yaşanmakta olan küresel sıkıntının temelinde yatan davranışları olabildiğince içerdiğinden sonuçları boşa atmamak gerekiyor.
Çok basit olarak, modelin temelinde, tüketicilerin tasarruflarının finansal arabulucular tarafından ekonominin üretkenliği yüksek sektörlerdeki yatırım projelerine kanalize edildiği, bu aracıların projeler üzerinde finansal kontrola sahip olduğu; ancak, aracıların, tasarruf sahipleri ile yapmış olduğu anlaşmalar nedeni ile, eğer bu projeler iyi gitmez ise işleri düzeltmek için kullanacakları araçlarda finansal kısıtlarıyla karşı karşıya olduğu varsayımlarını içeriyor. Belirli üretici sektörlerdeki yatırım projelerine tasarrufçuların paralarını yatıran finansal aracılar, eğer projeler iyi gitmezse, bu sıkıntılı aktifleri elden çıkartmaya başlıyorlar. Yani 'sıkıntılı aktif satışı' sürecini başlatıyorlar. Bu, finansal aracıların bilançolarında net varlık düşüşüne neden oluyor; net varlık düşünce, aracılar muhtemelen daha fazla varlık satmaya başlıyorlar ve sonuçta bir sarmal başlıyor ve sistemik krizin oluşmasının yolu açılıyor. Model bu oluşumu gösterdikten sonra, makroekonomik volatilitedeki değişimin ve finansal piyasalardaki gelişmenin etkileri üzerinde duruyor.
Modelin sonuçları, makroekonomik istikrarın ve finansal innovasyonun gelişmiş ülkelerde sistemik kriz çıkma ihtimalini azalttığını gösteriyor. Şüphesiz, bunda, doğru makroekonomik yönetim ve istikrarın bilinen faziletleri yadsınamaz. Finansal innovasyon ise geliştirdiği ve önayak olduğu yüksek likidite olanağıyla gelişmis ülkelerde sistemik kriz olasılığını azaltıyor. Ama, modelin bir başka ciddi sonucu var. Evet, gelişmiş ülkelerde sistemik kriz olasılığı az ama eğer bir sistemik kriz çıkarsa tahribatı da çok yıkıcı oluyor.
Diğer taraftan, modelin sonuçları şunu da söylüyor: Gelişmekte olan ülkelerde makroekonomik volatilite daha yüksek olduğundan sistemik kriz çıkma olasılığı, gelişmişlere kıyasla çok daha yüksek; ama, temeldeki kredi ilişkilerinin boyutu daha küçük olduğundan, etkisi gelişmişlere kıyasla daha düşük ve daha az maliyetli olabilir.
Bank of England'ın bu çalışması, galiba, 'Küresel sıkıntı nereye varır?' sorusu karşısında iktisatçıların eninde sonunda varacağı ortak noktaya işaret ediyor.






Radikal-çevrimiçi / Dış Haberler / Müslümanların yüzde 93'ü ılımlı


Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla