iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 09:22 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !
Sponsor Reklam

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Toplum ve Yaşam » Sağlık » Kanser » Kanserler

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #101  
Alt 19.03.07, 01:57
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: Kanserler

Prostat kanserine karşı domates
Trabzon (AA)- Domatese kırmızı rengini veren içindeki ''likopen'' maddesinin erkeklerde görülen prostat kanserine karşı etkili olduğu ve 50 yaşın üzerindeki erkeklerin günde en az 3-4 domates tüketmesi gerektiği bildirildi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Atilla Gör, domatesin, birçok hastalığın yanı sıra erkeklerde görülen prostat kanserine karşı etkili olduğunu söyledi. Prostat kanserinin, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinin başında geldiğine ifade eden Prof. Dr. Gök, şöyle devam etti: ''Prostat kanseri, ileri yaşlarda her erkeğin korkulu rüyası. Prostat büyümesi 50 yaş civarı erkeklerin yüzde 30'unda, 60 yaşındaki erkeklerin yüzde 50'sinde, 80 ve daha yukarı yaşlardaki erkeklerin ise yüzde 90'ında görülebilir. Büyüyen ve uzun süre tedavi edilmeyen prostat, idrar birikmesi, idrar yolu iltihabı, gözle görülür şekilde idrardan kan gelmesi ve seyrek de olsa böbrek yetmezliği gibi önemli rahatsızlıklara sebep olabiliyor. Domatesin içerisinde bulunan ''likopen'' denilen madde, prostat kanserinin oluşumu engelleyebiliyor. Bunun için özellikle 50 yaşının üzerinde bulunan erkekler, her gün en az 3-4 tane domates yemeli. Domatese kırmızı rengini veren ''likopen'' adlı antioksidan maddenin tek başına kansere karşı koruyucu etkisinin fazla olmadığı biliniyor. Sebzenin bütün olarak yenmesi gerekiyor.''

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #102  
Alt 19.03.07, 02:01
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: Kanserler

Çilek kanseri önlüyor
SAMSUN (İHA) - Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Leyla Demirsoy, çileğin elajik asit ihtiva ettiğini ve kanseri önlediğini bildirdi.

TÜBİTAK aracılığıyla ABD'ye giden ve M. Michigan Üniversitesi'nde akademik çalışmalar yapan Yrd. Doç. Dr. Demirsoy, çileğin A, B ve özellikle soğuk algınlığına karşı koruyan C vitaminleri bakımından zengin olduğuna dikkat çekerek, "Çilekte kalsiyum, demir, fosfat gibi mineraller vardır. İhtiva ettiği mineraller vitaminler ve asitlerden dolayı hazmı kolaylaştırır, metabolizmayı düzenler. İnsan vücudunun çileğe ihtiyacı vardır" dedi.

Çileğin kıştan yaza dönerken diğer meyvelerin mevsimi olmadığından dolayı pahalılaştığı dönemlerde albenisi için tüketildiğine işaret eden Demirsoy, çilek rekoltesinin arttırılması çalışmalarının sürmesinin önemini vurguladı.


Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #103  
Alt 19.03.07, 14:47
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: Kanserler

Hastanın kendi hücrelerini çoğaltıp kanseri yendiler 19 Mart 2007




İsveç Karolinska Enstitüsü Hücre ve Gen Tedavileri Merkezi Koordinatörü Türk bilim adamı Prof. Dr. Sirac Dilber, vücutta mikrop veya tümöre karşı ilk mücadeleyi veren "Naturel Killer" (NK) hücreleriyle kanser türlerini tedavi çalışmalarını sürdürüyor.

Önceliği, tekrarlayan bir çeşit kan kanseri olan "multiple myeloma" araştırmalarına verdiklerini söyleyen Prof. Dilber, kemik iliği nakli olmuş, ancak hastalığı tekrarlamış 8 kişiden aldığı NK hücrelerini, üç hafta içerisinde 500 kat çoğalttı. Hastalık nedeniyle uyuşukluk hali gösteren hücrelerin çoğalınca eski fonksiyonlarını taşıdıkları gözlendi. Çoğaltılan hücreler, laboratuvar ortamında, kişilerden alınan kanseri hücrelerle aynı ortama konuldu ve kanserli hücreleri öldürdü. Ekip, çalışmada çoğaltılan hücrelerin kansersiz hücrelere zarar vermediğini de ispat etti. Prof. Dr. Sirac Dilber, yöntemi insanlarda denemek için etik kurul onayı beklediklerini bildirdi.

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #104  
Alt 23.03.07, 21:35
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: Kanserler

Konu: John Hopkins'den Kanser Güncellemesi



1. Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır. Bu kanser hücreleri birkaç
milyara kadar çoğalmadıkça standart testlerde görülmezler. Doktorlar kanser
hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını
söyledikleri zaman, bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerle saptanamayacak
düzeyde olduğu anlamına gelir.

2. Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.

3. Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir
ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur.

4. Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna
işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerine
bağlı olabilir.

5. Çoklu beslenme eksiklini yenebilmek için diyeti değiştirmek ve ek takviye
almak bağışıklık sistemini güçlendirir.

6. Kemoterapi hem hızlı çoğalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliğinde,
sindirim sisteminde v.s.'deki hızlı büyüyen sağlıklı hücreleri yok eder ve
karaciğer, böbrekler, kalp, akciğerler v.s.'de organ tahribatına yol açar.

7. Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve
organları da yakar, yaralar ve zarar verir.

8. Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar.
Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok olmasına
yol açmaz.

9. Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok fazla toksin yüklenmesine
maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye düşer, ya da yıkılır;
dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik düşer.

10. Kemoterapi ve radyasyon kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve
dirençlerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de
kanser hücrelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir.

11. Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak
için ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır.

KANSER HÜCRELERİ AŞAĞIDAKİLERLE BESLENİRLER:

a. Şeker kanser besleyicidir. Şekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli
bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi
tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir
tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar.
Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir
seçenek Bragg'in aminosu veya deniz tuzudur.

b.Süt vücudun, özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur.
Kanser mukusla beslenir. Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek
kanser hücreleri aç bırakılabilir.

c. Kanser hücreleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve
sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir.
Ette, özellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri,
büyüme hormonları ve parazitleri bulunur.

d.%80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve
biraz meyveden oluşan bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de
fasulye içeren pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca
emilip 15 dakika içinde hücre düzeyine ulaşabilen ve sağlıklı hücreleri
besleyen ve çoğalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. Sağlıklı
hücre üretimi için gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze
sebze (sebzelerin çoğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu için ve
günde 2-3 kez çiğ sebze yiyin. Enzimler 40 oC'de yok olurlar.

e. Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çikolatadan uzak durun. Yeşil çay
daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen
toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya
filtrelenmiş su içiniz. Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır.

12. Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister.
Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine
neden olur.

13. Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten
kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran
enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser
hücrelerini yok etmelerini sağlar.

14. Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar,
vitaminler, mineraller, EFA'lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek,
vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı
olur. E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı,
istenmeyen veya ihtiyac olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan,
apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduğu bilinmektedir.

15. Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. Öngörülü ve olumlu
bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar. Öfke, affetmezlik ve acı bedeni
stresli ve asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı
öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin.

16. Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük egzersizler ve
derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı
olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir
yöntemdir.





JOHN HOPKINS HASTANESİ'NDEN KANSER GÜNCELLEMESİ



1. Mikrodalga fırına plastik kap koymayınız.

2. Dondurucuya su şişesi koymayınız.

3. Mikro dalga fırınına plastik ambalaj koymayınız.

John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda bülteninde yayınlamıştır. Bu
bilgi Walter Reed Ordu Tıp Merkezi tarafından da yayınlanmaktadır. Dioksin
kimyasalları kansere, özellikle de göğüs kanserine, neden olmaktadır.
Dioksinler vücudumuzun hücreleri için son derece zehirlidir. Plastik
şişelerdeki suyu dondurmayınız, çünkü bu plastiğin içindeki dioksinin
salınmasına neden olur.

Castle Hastanesi Sağlıklılık Programı Yöneticisi Dr. Edward Fujimoto bu
sağlık tehdidini anlatmak için yakınlarda bir televizyon programına çıktı.
Dioksinleri ve bizim için ne kadar kötü olduklarını anlattı. Plastik kaplar
içindeki yiyeceklerimizi mikrodalga fırınlarda ısıtmamamız gerektiğini
söyledi. Bu özellikle de yağlı yiyecekler için geçerli. (İngilizce metindeki
fat sözcüğünün gerçek anlamı hayvansal yağdır.)

Söylediğine göre yağ, yüksek sıcaklık ve plastik kombinasyonu dioksinin
gıdaya geçmesine ve sonunda vücudumuzun hücrelerine ulaşmasına neden
olmaktadır.

Bunun yerine kendisi yemekleri ısıtmak için Corning Ware, Pyrex gibi cam
kaplar veya seramik kaplar kullanılmasını tavsiye etmektedir. Yani hazır
yemek ve çorbalar ısıtılmadan önce ambalajından çıkarılıp uygun kaplara
konulmalıdır.

Kağıt uygundur, ama kağıdın içinde de ne olduğu bilinmemektedir. Sıcaklığa
dayanıklı cam kap kullanmak daha güvenlidir. Kendisi yakın bir zamanda fast
food restoranlarının plastik köpük kaplardan kağıt kaplara döndüğünü de
hatırlattı. Nedenlerden bir dioksin sorunuydu.

Kendisi plastik ambalaj malzemesi ile örtülmüş yiyeceklerin mikrodalga
fırında pişirilmesinin aynı derecede sakıncalı olduğunu da söyledi.
Y,yiyecekler radyasyona maruz kalıp ısınıca, yüksek sıcaklıkta plastiğin
içindeki zehirli toksinler eriyip yiyeceklerin üstüne damlamaktadır.
Yiyecekler plastik yerine kağıt havlu ile örtülebilir. *


Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #105  
Alt 25.03.07, 19:13
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: Kanserler

Kansere karşı mercimekli savunma

Araştırmalara göre haftada en az iki kez mercimek tüketmek meme kanseri riskinde yüzde 24'lük bir azalma sağlıyor


tkumeli@milliyet.com.tr

Besin olarak tüketilen kurubaklagillerin başlıcaları nohut, mercimek, bakla, fasulye, bezelye, börülce ve soya fasulyesidir. Kurubaklagiller olgunlaşmış tohumlar olduğundan, esas bileşimleri karbonhidrat ve proteindir. Tanelerin dış kısımlarında posa, iç kısımlarında ise nişasta bulunur.
Kurubaklagiller olarak kategorilendirilen besin öğesi içeriği zengin olan mercimek, düşük yağ içeren önemli bir bitkisel protein kaynağıdır ve ete tercih edilebilir mükemmel bir alternatiftir.

Posa ve demir deposu

Mercimek posa (lif) içeriği zengin bir besindir. Bu sayede açlığın giderilmesine ve iştahın dengelenmesine yardım eder.

Çözünür posa açısından zengindir. Çözünür posa kolesterolün düşürülmesine yardım eder, kan şekerinin dengelenmesini sağlar, tokluk sağladığı için kalori alımının azalmasını sağlar ve bu sayede kilo vermeye yardımcıdır.

Aynı zamanda çözünmez posa da içerir, bu sayede kabızlığın önlenmesine yardım eder, sindirim sistemi rahatsızlıklarına karşı koruma sağlar.

Folik asit içerir. Folik asit eksikliğinde homosistein seviyesi artar, damar duvarlarına zarar vererek kalp hastalıkları için ciddi bir risk faktörü haline gelir. İçeriğindeki folik asit sayesinde doğumsal kusurların, kalp hastalıklarının ve osteoporoza neden olan kemik kırıklarının önlenmesini sağlar.

Vejetaryen beslenenler için önemli bir demir kaynağıdır. Anemiye karşı korur, demir depolarının yeniden doldurulmasını sağlar. Özellikle regl dönemlerinde olanlar, demir eksikliği riskine sahip olanlar için mercimek iyi bir seçenektir. Önemli bir demir kaynağı olan etlerden farklı olarak yağ içermemesi ve düşük kaloriye sahip olması nedeniyle tercih edilmelidir.

Kas sağlığı için önemli bir mineral olan magnezyumun kaynaklarındandır. Magnezyum damarlardaki düz kaslara etki ederek kan basıncının düşürülmesine ve kanın damarda daha rahat akmasına yardım eder. Araştırmalar magnezyum eksikliğinin ani kalp kriziyle ilişkili olduğunu göstermiştir.

Bilimsel veriler
Archives of Internal Medicine'da yayımlanan bir makalede mercimeğin kolesterol düşürücü etkiye sahip mükemmel bir posa kaynağı olduğu ve içeriğindeki yüksek posa ile koroner kalp hastalığı riskini yüzde 15 azalttığı belirtiliyor. Yine içeriğindeki posayla kan şekerini dengelemeye yardım ederek yemek sonrası kan şekerinin hızla yükselmesini engellediği vurgulanıyor.
Klinik çalışmalar da mercimek bakımından zengin bir diyetin diyabeti kontrol altına almaya yardımcı olduğunu kanıtlıyor. İnsülin direnci, hipoglisemisi veya diyabeti olanların özellikle mercimek gibi kurubaklagilleri muhakkak tüketmeleri tavsiye ediliyor.
Mercimeğin kansere karşı koruma sağlayabileceği de çalışmalarda yer alan bir diğer önemli nokta. Haftada iki veya daha fazla öğünde mercimek tüketmenin meme kanseri riskinde yüzde 24'lük bir azalma sağladığı ortaya konmuştur.
Araştırmalar ayrıca mercimek gibi baklagilleri daha çok tüketip daha az et yiyenlerin daha ince olmalarının yanında daha düşük kalp hastalıkları, kalp krizi ve inme riskine sahip olduğunu gösteriyor.

haftanın bilgisi

Kurubaklagillerin faydaları
Mercimeğin de yer aldığı kurubaklagiller;

Düşük yağ içerirler

Protein için önemli kaynaktırlar

Posa bakımından zengindirler

Demir, kalsiyum, selenyum ve folat içerirler

Antioksidanlar bakımından zengindirler

Düşük glisemik indekse sahiptirler

Kalp hastalığı, diyabet, obezite ve kanser gibi kronik hastalıklar için riski azaltıcı etki gösterirler

haftanın besini

Ispanak saplı yeşil mercimek yemeği
Malzemeler: 1 kilo ıspanak sapı, 100 gram yeşil mercimek, 1 yemek kaşığı sıvıyağ. l Hazırlanışı: Mercimek haşlanır. Ispanak sapları doğranır ve bir tencereye atılır. Haşlanmış mercimek ve sıvıyağ eklenir, pişirilir. Sumak ve naneyle servis yapılır. İstenirse domates ve soğan da eklenerek pişirilebilir.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #106  
Alt 25.03.07, 19:15
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: Kanserler

Yağlı gıdalar kanseri tetikliyor!

Yağlı gıdalarla beslenmek ve kan şekerinin yüksek olması kadınlarda meme kanseri riskini artırıyor.


21 Mart 2007 Çarşamba
Journal of the National Cancer Institute’ta yayınlanan araştırmada, menopoza girmiş 188 bin 736 kadının beslenme alışkanlıkları ayrıntılı bir şekilde incelendi. 4,4 yıllık bir zaman diliminde, araştırma kapsamındaki kadınlardan 3501’i meme kanserine yakalandı.

Araştırmacılar, günlük kalorilerinin yüzde 40’ı yağlardan oluşan kadınların meme kanserine yakalanma riskinin, kalorilerinin yüzde 20’si yağlardan oluşan kadınlardan yüzde 15 oranında fazla olduğunu belirledi.

Şeker-kanser bağlantısı

İsveçli bilim adamlarını yaptığı bir araştırmada da, kan şekeri yüksek kadınların kansere yakalanma ihtimalinin daha fazla olduğu görüldü.

Yaklaşık 65 bin kişi üzerinde yapılan, 13 sene süren araştırma döneminde, 2478 kişi kansere yakalandı.

Umea Üniversitesinden bir ekibini yaptığı araştırmada, yüksek kan şekerinin 49 yaş altı kadınlarda meme kanseri riskini artırdığı belirlendi. Araştırmada, kan şekeri yüksekliğinin kadınlarda pankreas, deri ve rahim kanseri riskini de artırdığı saptandı.

Kan şekeri seviyesinin yüksekliğinin erkeklerde riski artırdığına dair bir bulguya ise rastlanmadı.

Diyabet uzmanları, aradaki bağlantıyı kanıtlamak için başka araştırmalara ihtiyaç olduğunu belirttiler.



Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #107  
Alt 12.04.07, 11:59
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: Kanserler

Kanser tedavisinde devrim




İngiltere'de yayımlanan Independent gazetesi, Kanser tedavisinde devrim niteliğinde gelişmeler olduğunu bildirdi.



Bilim adamlarının kemoterapi ilaçlarının etkisini artıran ve yan etkilerini ortadan kaldıran bir yöntem geliştirdiğini aktaran gazete, "RNA müdahalesi adı verilen ve bazı genlerin etkisizleştirilmesi temeline dayanan bu yöntemle Taxol adlı ilaç, akciğerdeki kanserli hücrelerde 10 bin kat daha etkili oldu" ifadesine yer verdi.


Ancak bu yöntemin insanda denenmesi için daha fazla laboratuvar çalışmaması ve hayvanlar üzerinde deneye ihtiyaç duyuluyor. Araştırmacılar, bu çerçevede, hastalar üzerindeki deneylere beş yıla kadar başlanabileceğini belirtiyor.



Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #108  
Alt 12.04.07, 12:26
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: Kanserler

Mucize içecek ayran




Vazgeçilmez içeceklerinin başında gelen ayran, içeriğindeki yoğurt bakterilerinin antikanserojen etkisiyle kanserin başlangıcını önlüyor ve tümör hücrelerinin gelişimini geriletiyor.


Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni Ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar, vücudun ter yoluyla kaybettiği su ve mineralin yerine konması açısından büyük önem taşıyan ayranın, sağlık açısından son derece yararlı bir içecek olduğunu söyledi.

Mineral ve vitamin deposu

Ayranın, hayli zengin bir içeriğe sahip. Kalsiyum ve potasyum içermesi nedeniyle özellikle kemik ve dişlerin oluşumuna olumlu etki yapıyor. A, B12, D, B2 ve B6 vitaminleri ile protein deposu bir içecek.

Yan etki yok

Prof. Dr. Tayar, ayranın bugüne kadar hiçbir olumsuz etkisinin saptanmadığına işaret ederek, şöyle konuştu: "Ayran, özellikle içeriğinde bulunun yoğurt bakterileri sayesinde çok önemli bir içecek. Yoğurt bakterilerinin antikanserojen etkileri araştırmalar sonucunda ortaya kondu. Bu araştırmalarda, özellikle yoğurt bakterilerinin kanser başlangıcını önlediği ve tümör hücrelerinin gelişimini geriletiği saptandı. Yoğurt bakterileri taşıyan ayran ayrıca, kolesterol miktarını azaltmasının yanı sıra, toksik maddelerin nötralizasyonunu da sağlıyor."

Ayranın, vücudun sıvı dengesinin korunması açısından da önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tayar, terleme sonucu kaybedilen sıvının, yine mutlaka sıvı tüketimiyle geri kazanılması gerektiğini ve bu sıvının sodyum ve klorür iyonları açısından zengin olmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.

Ayran

- Elektrolit yönünden oldukça zengin bir içecek. Bu sebeple, bolca ayran tüketmek gerekiyor.
- Bağırsak florasının stabilitesini artırıyor ve düzenliyor.
- Sindirim sistemindeki olumsuzlukların giderilmesine yardımcı oluyor. Birçok sindirim bozukluğu üzerinde tedavi edici etki yapıyor.
- Vücudun sıvı akışını dengelemek ve normal kan basıncını sağlamak için gerekli olan potasyumu sağlıyor.
- Kilo almaktan kaçınanlar için de son derece fayda bir içecek.


Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #109  
Alt 12.04.07, 12:50
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: Kanserler

Kırmızı biber mucizesi


A.A

Acı kırmızı biberin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, özellikle kanser hücrelerini yok eden özelliği, İngiltere'de yapılan bir araştırmayla bir kez daha doğrulandı.


Nottingham Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, jalapeno biberinin (acı kırmızı biber) içinde bulunan "kapsaisin" maddesinin, hücrelerin enerji üreten ısı odası mitokondriye saldırarak, kanser hücrelerinin ölümünü tetiklediği belirlendi.

Araştırmaya göre, kapsaisindeki molekül ailesi vaniloidler, kanser hücrelerindeki protein gelişimine engel olarak "apostosis"i veya hücre ölümünü tetikliyorlar. Vaniloidler, bunu yaparken, etraftaki sağlıklı hücrelere zarar vermiyorlar.
Kapsaisin etken maddesini akciğer ve pankreas kanser hücrelerinde deneyen bilim adamları, bu etken maddenin tümörlü hücrenin tam kalbine saldırdığını belirterek, "Tüm kanserlerin (Aşil topuğunu) keşfettiğimizi düşünüyoruz" diye konuştular.

Araştırmaya başkanlık eden Timothy Bates, kanserli hücredeki mitokondrinin biyokimyasal yapısının normal hücrelerdekinden çok farklı olduğunu kaydetti. Bates, bir doz kapsaisinin bir kanser hücresinin apostosise girmesine yol açtığını, ancak normal hücrede bu sonuca yol açmadığını belirterek, "Bu, kanserli hücreleri doğuştan diğerlerinden ayıran ve savunmasız olduğunu gösteren bir durum" dedi.

Türkiye'de sıklıkla tüketilen acı kırmızı biberde de yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisinin başta kanser olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğu hekimlerce daha önce dile getirilmişti.

TÜRKİYE VE ABD'DEKİ ÇALIŞMALAR

Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi'nde geçen yıl yapılan bir araştırmada da acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisinin, kanser başta olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğu belirlenmişti.

Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necat Yılmaz, çalışmalarının sonuçlarına göre, kırmızı biberin içerisinde bol miktarda bulunan kapsaisin maddesinin insan sağlığı üzerine birçok olumlu etkiye sahip olduğunu belirlediklerini ifade etmiş, "Ağrı kesici ve iltihap çözücü etkisini P- maddesi yok ediyor, kanser önleyici etkisini ise içindeki kırmızı karotenoid maddesi sağlıyor. Ayrıca kırmızı biber kolesterol düşürücü, mide asidini düzenleyici ve mikrop öldürücü etkilere sahip. Sanıldığının aksine kırmızı biber zayıflatıcı etki de gösteriyor” diye konuşmuştu.
Yılmaz, bu faydaların sağlıklı kurutulmuş ya da taze yenilen kırmızı biberde görüldüğünü bildirmişti.

ABD'nin Los Angeles kentindeki Cedars-Sinai hastanesi Kanser Enstitüsü ve Kaliforniya Üniversitesi'nde yapılan bir başka araştırmada da kırmızı biberin içinde yoğun olarak bulunan ve acılığını veren kapsaisinin, prostat kanseri hücrelerini yok eden etkisi ortaya çıkarılmıştı. Los Angeles'taki Cedars-Sinai Hastanesi Kanser Enstitüsü ve California Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre, acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisin, kanserli prostat hücrelerine enjekte edildiğinde, bunların parçalanarak yok olmalarını sağlıyor.

İSOT-CAPSICUM-ANITUM

Türkiye'de isot (ısı otu), bilim çevrelerinde ise “capsicum anitum” adıyla bilinen kırmızı acı biber, sevilerek tüketilen ve kültürü yapılan bir bitki. Anavatanının Meksika olduğu sanılan ve Azteklerin yazılı belgelerinde söz ettikleri kırmızı acı biber, Avrupa'ya 15. yüzyılın sonlarında geldi, 16. yüzyılda kıta ülkelerine ve Osmanlı topraklarına yayıldı.

Kırmızı biberi en çok tüketen ülkelerden olan Hindistan'a ise bu bitki 17. yüzyılda Portekizliler tarafından ulaştırıldı. Hint ve Meksika mutfağında çok sık kullanılan kırmızı acı biber, Türkiye'de en fazla Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yetiştirilmekte ve tüketilmekte. L.T. Tresh adlı bilim adamı, 1846 yılında bibere acılığı veren maddenin kristal yapısında olduğunu tespit ederek, adını “capsaicin-kapsaisin” koymuştu.

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #110  
Alt 12.04.07, 14:02
nuvekolik
Ziyaretçi
İletiler: n/a
  Send PM
Standart Ynt: Kanserler

Brokoli ve domates prostata bire bir 17 Ocak 2007




Brokoli ile domatesin prostat kanseriyle mücadelede en yararlı besinler olduğu belirtildi. Illinois Üniversitesi’nden araştırmacılar, brokoli ile domatesin özellikle birlikte tüketildiğinde, tümörün gelişmesini engellediğini ortaya çıkardılar.

Prostat kanserinin, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinin başında geldiğine dikkat çeken uzmanlar, bu hastalığa yakalanan kişilerin her gün bir porsiyon brokoli ile 2-3 adet domatesi birlikte çiğ olarak tüketerek mücadele etmelerini salık verdiler. Brokoli ile domatesin içerdiği maddelerin birlikte kanser hücrelerine saldırarak büyümelerini engellediği belirtildi.

YÜZDE 40 AZALMA

Illinois Üniversitesi yiyecek bilimi uzmanlarından Prof. John Erdman, "Araştırmalar, her öğünde taze domates tüketen kişilerin prostat kanserine yakalanma riskini yüzde 40 azalttığını gösteriyor. Brokolide bulunan sülfür, kanserin gelişmesini geciktiriyor. İki sebze de içerdikleri açısında değişik ancak birbirini mükemmel bir şekilde tamamlıyor" dedi.

Araştırmacılar, laboratuvarda prostatlı farelerin bir bölümüne, her gün bir miktar domates ve brokoliyi birlikte yedirdiler. Bir başka grup fareye sadece domates, diğer gruba da sadece brokoli verildi. 22 hafta sonra, brokoli ve domatesin birlikte verilen fare grubundaki tümörlerin, diğerlerine oranla daha küçük kaldığı görüldü. Uzmanlar, "Brokoli ile domates birlikte tüketildiğinde, etkisinin güçlü olduğu kesin. Pişmiş domates, belki de çok daha iyi. Burada alınması gereken ders, çeşitli meyve ve sebzeleri değişik şekillerde hazırlayarak tüketmenin gerekliliği" dediler.

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla