Ynt: Kanserden korunmak için nasıl beslenmeliyiz? Kanserin kanıtlanmış tek sebebi var, sigara
Anadolu Sağlık Merkezi Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof. Dr. Haluk Onat, “Kanserin kanıtlanmış tek sebebi var, o da sigara. Bütün kanserlerin yüzde 50’sinin müsebbibi o
04.09.2006
Anadolu Sağlık Merkezi Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof. Dr. Haluk Onat, “Kanserin kanıtlanmış tek sebebi var, o da sigara. Bütün kanserlerin yüzde 50’sinin müsebbibi o. Hatta akciğer kanserinin yüzde 99’unun” diyor. İşte bu nedenle tıptaki gelişmeleri bir kenara koyuyor ve “Mesele tedavide değil, kanser olmamakta... Kanser yaptığını bile bile insanlar sigara içiyorsa, reçete belli. Öyle bir fiyat koyun ki, kimse içmesin!” diyor
Kendisi de 15 yıl sigara tüttürmüş... Ama 22 yıldır yeminli bir sigara düşmanı! Anadolu Sağlık Merkezi Onkolojik Bilimler Koordinatörü Prof. Dr. Haluk Onat, “Kanserin tek kanıtlanmış sebebi var, o da sigara” diyor. Ve önce kendini eleştiriyor: “15 yaşında sigaraya başladım. Tam 15 yıl içtim. 22 yıldır içmiyorum ama bu demek değil ki, o 15 yılın faturası çıkmayacak. Yıllar önce bıraksanız da, bir tahribatı mutlaka kalıyor.” Peki kanser vakalarında sigaranın sorumluluğu ne oranda? Bütün kanserlerin yüzde 50’sinin müsebbibi sigaraymış. Hele ki sözkonusu akciğerlerse bu oran yüzde 99’a çıkıyor! Yani dünyada en çok rastlanan kanser türünün akciğer kanseri olması tesadüf değil. Tüm kanserler içindeki oranı yüzde 30... Ama iş bununla bitmiyor. Gırtlak, yemek borusu, pankreas ve mesane kanserlerinin baş sorumlusu da yine o...
SİGARA İÇMEMEYE YEMİNLİ
Prof. Onat anlattıkça, neden yeminli bir sigara düşmanı olduğunu anlıyorum. Zira hergün bu meret yüzünden kanser olmuş hastaları kurtarmak için savaşıyor. “Sigara içmeselerdi, çok büyük bir olasılıkla bu hastalığa yakalanmayacaklardı” diyor üzüntüyle. Sonra sinirleniveriyor, “Peki ama nasıl olur da ölümcül olduğunu bile bile insanlar sigara içer?” diyor. Ve kansere ilişkin koruma ve tedaviler üzerine konuşmaya başlıyor. Ben kemoterapi, radyoterapi üzerine bir şeyler söylemesini beklerken, o “vergiden, zamdan” bahsediyor! “Akciğer kanserine karşı en kesin çözüm, sigaranın fiyatını artırmak... Bakın İngiltere’ye bir paket sigara 5 pound (15 YTL)... Türkiye’de ise en pahalısı 4.5 YTL. Sanki herkes içebilsin diye ucuz tutulmuş... Devlet koysun vergiyi, yapsın 10 YTL. Benzinden, elektrikten, köprüden alacağı vergiyi sigaradan alsın” diyor.
Çözümü söylerken bile bu işin zorluğunun farkında... Malum koskoca sigara tekelleri buna kolay kolay izin vermez... Ama bir şey daha malum... Paketin üzerine “Sigara kanser yapar” yazarak da, sigara kullanımı engellenemiyor.
GARDİYAN GENİŞ KORUMAK LAZIM!
Hocam en baştan başlayalım mı konuşmaya... Kanser nedir?
Kanser bir gen hastalığı... Hücreler mükemmel bir sistem içinde çalışır, büyür, çoğalır ve ölürler... Burada genetik bir kontrol vardır. Kanser, hücrelerdeki bu kontrol mekanizmasının bozulmasıdır.
Biraz açabilir misiniz?
Vücudumuzda hücrelerin hastalıklara karşı çok iyi koruyucu mekanizmaları vardır. İşte o hücreler üzerindeki genetik kontrol mekanizmaları bozulursa o zaman hücrelerde anarşi başlıyor. Kontrolsüz bir biçimde büyüyor, çoğalıyor ve ölmüyorlar... ‘Ölmemek’ önemlidir kanserde. Aynı yaprak dökümü gibi. Yaprak nasıl gelişiyor, yeşeriyor, sararıp dökülüyor. Hücreler de aynı böyledir. Böyle olması gerekir. Ama kanserde hücreler anarşik bir şekilde çoğalıyor ve ölmüyorlar. Büyüyorlar, büyüyorlar, saldırgan hale geçiyorlar. Beslenmeleri için kendilerine damarlar yapıyorlar. Sonra kopup başka yerlere gidiyorlar. Koloniler kuruyorlar. Orada yaşayabilmek için kendilerine ortam hazırlıyorlar.
Peki ne oluyor da bu aşamaya geliniyor?
Bizi kanserden koruyan bir genimiz var; p53. Biz ona gardiyan gen de diyoruz. Eğer o gende bozukluk olursa kanser başlıyor...
Nedir o geni bozan?
İşte bu kanserojen maddeler, bazı virüsler, tabii en başta sigara! Aslında genlerdeki bozukluk tamir edilebiliyor. Bozuluyor, tamir ediliyor... Ama hata tekrarlandığı zaman bazen tamir edilemiyor. İşte o zaman hücre kanserleşebiliyor. Kanserojen maddeye genellikle bir kere maruz kalmakla çok nadir kansere olunuyor. Devamlı maruz kalmak gerekir. Buna en iyi örnek sigaradır. Her sigara yakıldığında, oraya çekiçle çivi çakılır gibi oluyor. Yani aynı yere bir kere daha, bir kere daha çekiçle vurursanız ne olur? Sigara içildikçe, miktar arttıkça risk de artıyor. Gardiyan gen mutasyona uğruyor...
Peki yeme içmenin bu gardiyan gen üzerinde bir etkisi var mı?
Olabilir. Ama ispatlanmamış. Bakın bugüne kadar kanser yaptığı kesin gösterilen tek bir neden vardır, o da sigara. İkincisi tarım ilaçları... Üçüncü neden bunlara oranla çok uzak ama bazı kanser yapan virüsler... Bunun dışında söylediklerimizin hepsi ispatlanmamıştır.
Günde 2-3 taneye kadar sigara zararlı değil deniyor. Doğru mu?
Bunu ispat etmek mümkün değil. Nereden biliyorsunuz? Niye 10 tane değil de, 3 tane?
Ben hayatımda hiç sigara içmedim. Astımım var. Dumanından bile tıkanıyorum... Ama evde içiliyor...
İşte sorun bu. Ben hayatımdan sigara içenleri sildim...
Benim akciğer kanserine yakalanma riskim nedir?
İçenle aynı. Bence yakınlarınızın size yaptığı en büyük kötülük bu. Sizin astımınız var üstelik. Pasif içicilikte maruz kalınan duman zaman zaman içenden bile daha fazla. Çünkü onların dışa savurdukları havayı soluyorsunuz sürekli... Bakın çocuk kanserlerinin en önemli nedeni sigaradır. Anne karnındaki bebeğe göbek bağından bir tek sigaradaki kanserojen madde geçer. Bir annenin sigara içmesi demek bebeğini kanser etmesi demek. Çünkü gelişim halindeki hücrelere, yani çoğalan hücrelere daha fazla etkilidir sigaradaki kanserojen madde. Kanser için en iyi ortam sigara ve bebektir. Ondan sonra çocuklar kan kanseri oluyorlar. Ana babalar bize, “Niye çocuğum kan kanseri oldu?” diye soruyorlar. Oysa çocuk kanserlerindeki en önemli neden anne ve babanın sigara içiyor olmasıdır.
Sigara sadece akciğer kanseri yapmıyor herhalde...
Gırtlak kanseri yapıyor, yemek borusu kanseri yapıyor, mesane kanseri yapıyor, pankreas kanseri yapıyor, meme kanserinde riski artırıyor. Yani direkt meme kanseri yapmıyor ama sigara içen kadınlarda daha fazla görülüyor. Rahim ağzı kanserine neden olabiliyor. Dünyada en çok görülen kanser akciğer kanseri. 2000 yılında akciğer kanserinden dünyada 1.1 milyon kişi yaşamını yitirdi. Bu sayı meme kanseri, kolon kanseri ve prostat kanserinden ölenlerin toplamından daha fazla. Ama Amerika’da akciğer kanseri oranı sigara içmeyle mücadeleden sonra düştü.Türkiye’de akciğer kanseri hâlâ artıyor. Sigaraya başlama yaşı 11. Çocukluk yaşında başlanıyor ve ne kadar genç başlanırsa o kadar kötü. Bir de tabii sigara içme süresi ve günde tüketilen sigara miktarı arttıkça kansere yakalanma oranı artıyor.
Peki akciğer kanserinin bulguları nedir?
Bu benim sevmediğim bir soru türü. Kanserin bulguları nedir? Kanserin bulguları ortaya çıktı mı iş bitmiştir. Kanser yarı yolu geçmiştir. Önemli olan belirti olmadan yakalamaktır hastalığı...
Sansasyonel değil, sağlıklı haberler!
Klise sözdür, "İnsan hastalanana kadar sağlığının değerini bilmez"... İşte bu yüzdendir ki, kendimizde, ailemizde, arkadaş çevremizde bir hastalık çıktı mı, sağlığımızı hatırlarız. O zaman ancak tıbbın geldiği son nokta ve en son tedavi yöntemlerine odaklanırız. Belki de biraz basının yanlış yönlendirmesinden kaynaklanır bu... Çünkü dizi dizi yazılarda, "Brokoli kansere iyi gelir" benzeri her derde deva haplar yutturulur. Bu hapı yutmaya meyilli olunca da, diziler böyle sürer gider. Gerçekten bir yararı var mıdır? Biraz... Ama her genel geçer yaklaşımda olduğu gibi yararından çok, zararı vardır böylesi önerilerin. İşte bu yüzden, farklı bir sayfayla birlikte olacağız sizlerle... US News and World Report tarafından 16 yıldır üst üste tam 5 bin 189 hastane arasında yapılan araştırma sonucunda "ABD'nin en iyi hastanesi" seçilen Johns Hopkins Medicine ile Türkiye'de sağlık teknolojileri, araştırma ve eğitim konularında işbirliği yaptığı Anadolu Sağlık Merkezi'nin uzman doktorlarıyla hazırlayacağımız bu sayfada, Türk insanının en önemli sağlık sorunlarını bilimsel ve etik bir anlayışla okurlarımızla paylaşacağız. Boş umutlar vermekten, yanlış yönlendirmelerden ve sansasyonel önerilerden uzak durarak... |