Nüve Forum


Uydu hakkinda Ay ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]AY a. 1. Yer'in doğal uydusu. (Bk. an-sikl. böl.) ***8212;2. Ay aydın hesap belli, her şey açık seçik ortada. || Ay bacayı aştı, bir işin yapılması için uygun zaman ve

Like Tree3Likes
  • 1 Post By CiwCiw
  • 1 Post By CiwCiw
  • 1 Post By CiwCiw

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 02.06.10, 13:02
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Ay

[coverattach=1]AY a. 1. Yer'in doğal uydusu. (Bk. an-sikl. böl.) ***8212;2. Ay aydın hesap belli, her şey açık seçik ortada. || Ay bacayı aştı, bir işin yapılması için uygun zaman ve ortamın geçtiğini belirtmek için söylenir. || Ay parçası, ayın ondördü gibi, çok güzel kadın ya da kız için kullanılır. || Ay yıldız, türk bayrağı.|| Ay yüzlü, güzel parlak yüzlü kimseler için kullanılır. || Aya sen doğma, ben doğuyorum der, bir kız ya da kadının güzelliğini belirtmek için söylenir. || Aydan arı günden duru, sudan duru, çok temiz, çok saf. || Ayın ondördü, dolunay zamanı.
***8212;Ask. Ay tabya, burçlu tahkimatlarda, kale dışında yapılan tahkimli tabya. (Bu tür tabyalar iki yan, iki cephe ve kaleye açılan bir girişten oluşur.) ***8212;Astrol. Ay ailesinin önderi, ikinci ve dördüncü gece büyük üçgeninin yöneticisi. (Yengeç burcu Ay'ın gökevidir, Boğa'da sürgündedir. Paylardan yoksun, ama Ko-va'dan başlayıp Yengeç'te biten yarım burçlar kuşağında erki olan Ay, nemli sı-cağımsı bir yıldızdır; yumuşatıcı ve gev-şetici etkileri vardır. Devingenlik, yararlılık ve birleştiricilik ilkeleri Ay'da toplanır. Güneş'in karşıtı olmaktan öte, tamamla-yıcısıdır.)
***8212;Esk. sil. Ay balta - ***8212;Giz. bil. Ritmin, özellikle ölüm ve diriliş, doğurganlık ve kadınlık, düş, imgelem ve yansıyan ışın ritminin simgesi. || Ay falı, ayın kutsallığı, ayla kişinin geleceği arasında ilişki olduğu inanışından kaynaklanan fal türlerine verilen ad. (Bk. ansikl. böl.)
***8212;Gökbil. Ay küçülmesi, dolunayla yeniay arasında geçen sûre. (Bu süre içinde Yer'den görülen ay yuvarının aydınlık parçası gittikçe küçülür.) || Ay yılı, on iki kavuşum ayından oluşan süre. || Kavuşum ayı - ***8212;Müc. Ay yakut, elmasa benzeyen bir tür taş. -> BEYAZ- YAKUT. ***8212;Uz. havc. Ay'a inme, bir uzay aracıyla Ay'a iniş yapma. (Bk. ansikl. böl.) ***8212;ANSİKL. Yer'e yakın oluşu, Ay'ın gözlemini kolaylaştırdığından, bu gökcismi daha Eskiçağ'ın başından bu yana özenli incelemelere konu oldu. Nitekim Yunanlılar İ.Û., Ay'ın boyutlarını ölçmeyi ve görünür deviniminin yasalarını bulmayı başardılar. XVII. yy. başında dürbünün bulunuşu, Ay yüzeyinin ve fiziksel özelliklerinin incelenmesi bakımından yeni bir çağın başlamasını sağladı. Nihayet uzak çağında, insanoğlu bu gökcisminin doğrudan keşfine girişti.
***8226; Ay'ın Yer çevresindeki devinimi. Ay'ın devinimini gezegenimizin çekim gücü yönlendirir. Bununla birlikte Güneş ve öteki gezegenler bu devinim üstünde önemli tedirginlikler doğurur. Gezegenler hem doğrudan doğruya Ay'ın kendisini, hem de Yer'in yörüngesinde değişikliklere yol açarak, dolaylı yoldan onun yörüngesini etkilerler.
İlk bakışta Ay'ın Kepler yasalarına uyduğu ve Yer çevresinde 1,023 km/sıı hızla elips biçiminde bir yörünge çizerek döndüğü söylenebilir; ayrıca bu yörüngenin tutulum düzlemine 5° 9' eğik olduğu ve büyük eksenin yarısının 384 400 km'ye, dışmerkezliliğinin 0,054 9'a ulaştığı düşünülebilir. Ne var ki bu bulgular Ay'ın gerçek devinimini etkileyen birçok eşitsizlik göz önüne alınırsa ancak ortalama değerleri verir.
Öte yandan Ay yörüngesinin öğelerin-deki bu değişimlere, onun kendi deviniminde görülen ve Güneş'in etkisinden ya da Güneş-Yer-Ay sisteminin değişken konumlanmalarından kaynaklanan birçok eşitsizlik de eklenir. Bunların en önemlileri Ay tedirginliği ve değişim"dir. Ayrıca Ay'ın deviniminde yüzyıldan yüzyıla hafif bir hızlanma görülür; bu olguyu 1693'te Halley saptamıştır. Bu olayın nedeni kısmen Yer yörüngesinin dışmerkez-liliğindeki yüzyıllık değişimler ve özellikle günlerin uzamasına yol açan, Yer'in kendi ekseni çevresindeki dönüşünün yavaşla-masıdır. Dolayısıyla Ay her yüzyıl Yer'den 2 m uzaklaşmaktadır.
***8226; Ay'ın ekseni çevresindeki dönüşü. Bütün gökcisimleri gibi Ay da kendi çevresinde döner; ama bu dönüş, yıldız dola-nımıyla aynı sürede ve aynı yönde gerçekleşir; bu yüzden Ay, Yer'e sürekli aynı yüzünü gösterir. Bu eşzamanlık Ay yuvarının, tam küre değil, elipsoit olmasından ileri gelir. Ay'ın Yer'e dönük yarıküresi hafifçe basık, karşıt yarıküresi ise ortalama yarıçapına (1 738 km) göre kabarıktır; bununla birlikte sapma 4 km'yi geçmez. Büyük eksen, kararlılaştırma süreci uyarınca Yer'e yöneliktir ve bu olgudan kimi yapay uyduları yörüngelerine oturtmada yararlanılır (yerçekim gradyanıyla kararlılaştırma). Ay dönme devinimini ise küçük eksen çevresinde gerçekleştirir; dolayısıyla Yer'den ancak Ay'ın °/o 50'sinin gözlenebileceği söylenebilir. Gerçekte ise, salınımlar nedeniyle % 59'unu izleme olanağı vardır.
***8226; Ay'ın başlıca engebeleri. Çıplak gözle bakıldığında, Ay yüzeyine yayılmış koyu lekeler görülür. Gerçekte bu görüntüler, çevresi dağlarla çevrili, hafifçe çökük, az çok engebeli, geniş ovalardır. Sözkonu-su gölgeleri geniş su katmanları sanan ilk gözlemciler, bunlara deniz adını verdiler; yanlış da olsa günümüzde bu ad korunmaktadır. Bu oluşumların bir bölümü sınırları iyice belirli daire ya da oval biçimler gösterir (Bunalımlar denizi, Durgunluk denizi vb.); diğerleri ise tersine körfezler, burunlar, göller ve bataklıklarda çevrili kıyılar sunar (Fırtınalar okyanusu, Yağmurlar denizi vb.). Tüm Ay yüzeyinde 22 deniz vardır; çoğu tümüyle Yer'den görülürken, Güney denizi, Sınır denizi, Doğu denizi ve Smyth denizi kısmen gözlenebilir; uydumuzun arka yüzeyinde ise denizlere çok seyrek rastlanır; en önemlisi, 1959'da sovyet uzay aracı Luna 3'ün çektiği fotoğraflarla saptanan Moskova denizi'dir. Bu oransızlık kuşkusuz, Ay'ın iki yarıküresi arasındaki kabuk kalınlığı farkından kaynaklanır.

Ay yüzeyinin aydınlık bölgelerine kıta adı verilir. Kıtalar aşırı ölçüde engebeli, kraterlerle dolu bölgelerdir. Dağ oluşumları bazen gerçek sıradağlar biçiminde gruplaşır ve özellikle denizlerin kıyılarında toplanırlar. Kimi tepeler çok yüksektir; bu alanda rekor, Güney kutbu yakınında bulunan Leibniz dağlarındandır ve çevre bölgelerin üstünde 8 200 m'ye ulaşır (Ay'da yükseltileri ve çukurları ölçmek için, Yer'de kullanılan ortalama deniz düzeyi gibi genel bir karşıtlaştırma düzeyi yoktur). Ama Ay'daki dağlar, Yer'in eski masifleri gibi sivri doruklardan yoksundur ve yuvarlak tepeler, yumuşak çizgiler sunar.

Ay engebelerinin en belirgin nitelikte oluşumları, değişen boyutlar gösteren daire ve çokgen biçiminde çöküntülerdir: Kraterler ya da sirkler (sirk terimi özellikle dağlarla çevrili çok geniş kraterleri belirtir). En büyük kraterlerin çapı 200 km'yl geçer; ama Yer'den ayırt edilebilen en küçük kraterin çapı ise 1 km dolayındadır. Oysa uzay araştırmaları, boyutları birkaç metre, hatta birkaç santimetre olan sayısız krater bulunduğunu ortaya koymuştur. XIX. yy.'da gökbilimci Julius Schmidt 30 000'in üstünde krater saymıştı; ama günümüzde Ay'ın görünen yüzeyinde çapı 1 km'den büyük on kat daha çok krater bulunduğu sanılmaktadır.
[coverattach=2]En büyük kraterlerin kökeni sorunu uzun süre gökbilimcileri uğraştırdı, ilk düşünce bu oluşumları yanardağlara bağlamak oldu; ama bu varsayım sonradan bir yana bırakıldı: yanardağ, tepesinde krater bulunan koni biçiminde bir engebe olmasına karşın sirk dik yamaçlarla çevrili geniş bir çöküntüdür. Geçen yüzyıldan bu yana Ay sirklerini açıklama konusunda karşıt iki kuram öne sürüldü: iç-yapı kuramı ve göktaşı kuramı. Özellikle Zoewy ve Puiseux tarafından XIX. yy. sonunda geliştirilen birinci kurama göre, sirkler birer yanardağ olmasa bile, geçmişte Ay kabuğu henüz yumuşakken etkinlik gösteren iç kuvvetlerden kaynaklanır. 1840'ta Gruithuisen'in öne sürdüğü ikinci kurama göre ise, kraterler göktaşlarının çarpması sonucunda oluşmuştur ve çapları çarpmayı İzleyen patlamanın gücüyle orantılıdır. Bu kuram günümüzde aybilimcilerin büyük çoğunluğunca benimsenmektedir. Çünkü uzay araştırmalarıyla elde edilen ve gezegenlerin tarihleri konusunda bilinen olgulara uyduğu gibi Ay'ın çeşitli engebelerinin belirgin niteliklerini de kusursuz olarak açıklama olanağı verir. Nitekim Güneş sistemi'nin doğuşundan kısa süre sonra bütün gezegenler yoğun bir göktaşı bombardımanına uğramıştır; Merkür ve Mars gibi kimi gezegenler bu bombardımanın izlerini hâlâ taşımaktadır. Öte yandan kimi büyük sirklerin çevresinde gözlenen küçük krater dizileri büyük bir olasılıkla merkez sirki doğuran patlamanın etkisiyle Ay kabuğundan kopan büyük kayaların saçılıp ikincil çarpmalarından kaynaklanmıştır. Birçok genç sirkin (Tycho, Kopernik vb.) çevresinde görülen parlak haleler ve ışınsal izlerin, ilk patlamayla kalkan çok ince maddelerin, çarpma noktasından az çok uzaklara yayılıp yığılması sonucunda oluştuğu varsayılabilir. Ay "denizleri"nde kraterler dışında, çatlaklar, oluklar, yalı-yarlar, vadiler, tek tek tepeler görülür.
[coverattach=3]***8226; Ay toprağı. Ay toprağı, yerine göre, bir milimetreden on beş santimetreye kadar değişen kalınlıkta toz katmanıyla kaplıdır; bu katmana az çok gömülmüş, büyük kayalardan küçük çakıllara değin çeşitli boyutlarda sayısız taş bulunur. Ayrıca Ay yüzeyi mlkrogöktaşlarının çarpmasından doğmuş mikrokraterlerle doludur. Ay toprağının rengi aydınlanma açısına göre değişir; Güneş ışığını arkadan aldığında kül rengini, dik konumda aldığında çikolata rengini alır. Bölgelere göre değişken bir yapı gösteren toz katmanı temelde kayaç parçalarından oluşur; ama ayrıca bir miktar göktaşı kalıntısı içerir: Apollo 15'in iniş alanı olan Apennin dağları eteğinde Bataklıklar denizi'nde toz katmanı çok ince tozlardan oluşur; Fra Mauro krateri yakınında Apollo 14'ün İniş alanının bulunduğu Fırtınalar okyanusu'nda tersine daha iri tozlar yer alır.

kaynak:2-cilt:2
Eklenmiş Resimin Önizlemesi
Ay-1.jpg   Ay-2.jpg   Ay-3.jpg  
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 02.06.10, 13:03
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Ay

Toz örtüsü altında regolitten oluşan çatlak kayaç katmanı uzanır; bölgelere göre katmanın kalınlığı 2 ile 20 m arasında değişir ve yüzeyde zayıf olan tıkızlığı derine indikçe artar.

Biri Ay'a iniş olmak üzere altı Apollo uçuşunda toplam 400 kg'a yaklaşan 2 200 kadar Ay kayacı örneği alındı. Bunlara Ay yüzeyi oyularak alınan ve insansız sovyet uzay aracı Luna tarafından Yer'e getirilen birkaç örneği de katmak gerekir.

Oksijen Yer'de olduğu gibi Ay yüzeyinde de en bol bulunan elementtir. Elementlerin miktarında azalan doğrultuda bir sıralama yapılırsa, her iki gökcisminde de ilginç sapmalarla ve kabaca aynı sonuca ulaşılır. Ay ve Yer kabukları kar-şılaştırılırsa, Ay kabuğu karbon ve oksijen gibi uçucu elementler, kobalt ve gümüş gibi siderofiller (demir dışında) ve potasyum, sodyum, silisyum, rubidyum, skandiyum ve europiyum gibi elementler bakımından daha fakirdir; buna karşılık, kalsiyum, titan ve magnezyum gibi ateşe dayanıklı elementler ile demir ve nadir topraklar bakımından daha zengindir. Hemen hemen bütün kayaçlarda arı metallerin varlığı oksijen yetersizliğinin kanıtını oluşturur.

Ay toprağında bulunan elementlerin büyük çoğunluğu, 4,6 milyar yıl önce, Ay'ın yoğuşması ya da yakalanması sırasında, ortaya çıkan maddelerdir. Bir bölümü ise radyoaktifliğe, göktaşlarına (özellikle doğal demir) ve Güneş rüzgârına bağlanan dış katkılardan kaynaklanır. Ay kayaçlarının incelenmesi sonucunda yalnızca 33 türe bağlı 75 çeşit maden, filizi bulundu; oysa tür sayısı göktaşlarında 80'e ulaşır ve Yer'de 2 000'in üstüne çıkar. Ay'da bulunan filizlerden üçüne daha önce hiç rastlanmamıştı; trankilit (bulunduğu yer Sessizlik denizi'nin latince adından), piroksferroit (demir ve kalsiyum silikat) ve armalkolit. (Apollo 11 'in mürettebatının [Armstrong, Aldrin, Collins] anısını yaşatmak için bu ad verildi.) Bu sonuncu filiz bir demir ve magnezyum tita-nattır ve daha sonra Güney Afrika'da elmas ocaklarında bulunmuştur. Ay'da en bol bulunan filiz silikatlardır; ama iki gökcisminde yer alan kimyasal elementlerin göreli bolluğu konusunda yukarıda belirtilen farklar bu alanda da görülür.

Yer'deki kayaçlar büyük bir çeşitlilik göstermesine karşın, Ay yüzeyindeki kayaçlar iki tipe ayrılır; anortozlar dağlık bölgelerde çok boldur; denizleri ise bazaltlar doldurur. Bu kayaçların bir kısmı göktaşlarının çarpması sonucunda parçalanarak uzaya saçılmış, ardından karışık, gevrek ve küçük parçalar halinde düşmüştür; yüzeyde camsı bir iskelet içinde çimentolaşarak topaklar oluşturmuştur; bunların bileşimi de tozlara yakındır.

***8226; Deprem etkinliği. Apollo 12, 14, 15 ve 16 uçuşlarında yerleştirilen bir depremöl-çer ağı, Ay'ın depremselliğini derinliğine inceleme olanağı verdi. Tektonik bakımdan Ay genellikle sakin bir gökcismi izlenimi vermektedir. İçyapısından kaynaklanan sarsıntılar (yılda 3 000 kadar), çok düşük yeğinliktedir; kaydedilen depremlerin genliği hiçbir zaman Richter ölçeğiyle 3 şiddetinin (yeğinliğinin) üstüne çıkmamıştır. Depremlerin yıllık toplam enerji miktarı, 108 J'dür ve aynı süre içinde Yer'de görülen depremlerin enerjisinden on milyar kez daha düşüktür.

Ay depremlerinin en önemli özelliklerinden biri de, oluştukları derinliktir. Çoğunun merkezi, 700 ile 1 100 km arasında değişen derinliklerine iner; oysa, Yer'deki depremlerin merkezleri genellikle 3 ile 70 km arasında yer alır ve çok seyrek olarak 700 km'ye ulaşır. Bununla birlikte, Ay'da bilinen derin deprem dışmerkezi sayısı azdır ve çoğu yinelenen sürekli sarsıntı merkezleridir. Ay'ın içyapısından kaynaklanan depremlerin bir başka önemli özelliği de, dönemsel olmalarıdır. Toplam enerjinin % 85'ini veren bu depremlerin çoğu Ay'ın yerberi noktasından geçtiği hafta içinde ortaya çıkar. Bu eşzamanlılık büyük bir olasılıkla Yer'in çekim gücünün etkisiyle Ay kabuğunda oluşan bir gelgit olayından kaynaklanır. Yer' in etkisinden doğan 27 günlük bu dö-nemliliğe Güneş'in etkisinden ileri geldiği sanılan 206 günlük (yaklaşık 7 ay) bir gelgit çevrimi eşlik eder.

iç kökenli depremlere, göktaşlarının çarpmasından doğan depremler eklenir. Apollo uçuşları çerçevesinde Ay'a yerleştirilen otomatik istasyonlar çalıştığı süre boyunca, doğal gökcisimlerinin çarpmasından ileri gelen yalnızca iki sarsıntı kaydetti (1972). Ayrıca Amerikalılar, Ay modüllerinin kalkış katını ve Apollo gemisini fırlatmaya yarayan Satürn füzesinin son katını, görevleri bittikten sonra Ay yüzeyine düşürerek yapay çarpmalar oluşturdu. Bu doğal ya da yapay çarpmalar, öngörülenlerin tersine, çok uzun süreli titreşimler doğurdu. Yapay çarpmalarla oluşturulan deprem dalgalarının yayılışı incelenerek, 100 km'lik bir derinliğe kadar Ay'ın yeraltı yapısı üstünde bilgi edinildi; iki doğal çarpma ise bu bilginin 900 km'ye inen katmanlara kadar genişletilmesini sağladı.

***8226; Ayın içyapısı. Apollo depremölçerlerince toplanan verilere dayanılarak,Ay'ın içyapısı konusunda aşağıdaki model çıkarıldı; 1. Ay'ın Yer'den görünen yarıküresinde yaklaşık 60 km'yi, görünmeyen yarıküresinde de 100 km'yi bulan kalınlıkta çok katmanlı bir kabuk; 2. yaklaşık 1 000 km kalınlığında bir manto; 3. oldukça bol miktarda demir içeren yaklaşık 700 km yarıçapında bir çekirdek. Ay'ın, merkezinde sıcaklığın 1 500° C dolayında olduğu ve dolayısıyla çekirdeğin hamurumsu bir nitelik taşıdığı sanılmaktadır (böyle bir çekirdek varsayımı, enine deprem dalgalarının 1 000 ile 1 100 km derinlikten öteye yayılmamasından kaynaklanır; bu olgu da merkezdeki maddenin hiç değilse kısmen erimiş olduğu düşüncesini doğurmaktadır).

***8226; Sıcaklık. Ay'da hemen hemen, hiç atmosfer bulunmaması, aynı noktada geceyle gündüz arasında ortalama 100° C gibi çok büyük bir sıcaklık farkına yol açar. Oysa, aynı fark, Yer yüzeyinde 25-30 dereceyi pek geçmez. En son verilere göre gündüz +117° C'lık bir maksimum ile gece -117° C'lık bir minimum saptanmıştır. Öte yandan Apollo uçuşları sırasında gerçekleştirilen sıcaklık ölçümleri, derine inildikçe metre başına 1,75 "C'lık bir artış olduğunu göstermiştir.

***8226; Manyetik alan. Ay'ın manyetik alanının en önemli özelliği, yeğinlik ve yönünün bir noktadan ötekine çok büyük ölçüde de-ğişmesidir. Yer, aşağı yukarı kuzey-güney doğrultusunda yerleştirilmiş bir mıknatıslı çubuğa benzetilebilir; ama Ay, daha çok, yüzeyinde gelişigüzel saplanmış sayısız küçük mıknatıstan oluşan bir koleksiyon biçiminde karşımıza çıkar. Apollo uçuşları sırasında Ay yüzeyine yerleştirilen manyetometreler, 6 ile 313 y arasında değişen yeğinlikler kaydetti. Bununla birlikte, astronotların getirdiği, en az 3 milyar yaşında pek çok kayaç parçası, katı-laştıkları dönemde Ay'da 3 000 7'nın üstünde bir manyetik alanın bulunduğunu gösteren çok güçlü bir mıknatıslılık belirtileri taşır. O dönemde Ay'ın içkatmanla-rının bugünkünden daha çok akışkan olması yüzünden, bu manyetik alanın bir dinamo* etkisiyle doğması ve Ay soğu dukça bu etkinin kaybolması olasıdır. Bu ,varsayıma göre, Ay'ın bugünkü manye-tikliği bir fosil manyetikliktir ve algılanan manyetik alan da başlangıç manyetik alanının bir kalıntısıdır.

***8226; Ayın kökeni ve evrimi. 4,6 milyar yıl önce, Yer ve Güneş sisteminin öbür geze-genleriyle aynı anda oluşan Ay, ya gazların yoğuşması, ya katı parçacıkların çekimle toplaşması ya da bu iki olayın birleşmesiyle doğdu. Kısa süre sonra dış katmanların sıcaklığı 1 000° C'a kadar yükselerek, en az 200 km derinliğe değin sıvılaştı ve bileşenlerini oluşturan çeşitli maddeler merkezle yüzey arasında yoğunluklarına göre dağıldılar. Bu kimyasal farklılaşma, 4,5 ile 4,3 milyar yıl önce, özellikle anortozit temelli bir kabuk oluşumuna yol açtı. Bu yüzeysel kabuk daha yeni katılaştığı bir sırada, o dönemde gezegenlerarası uzayda bol bulunan çok büyük göktaşlarının yoğun bombardımanına uğradı. Göktaşları, Ay yüzeyinde çok geniş çukurlar açtı ve kayaçların erimesine neden oldu. Bu afet çağı, 3,9 milyar yıl önce kapandı. Son önemli çarpma ise, Yağmurlar denizi'ni oluşturdu.

Nihayet Ay, 800 milyon yıl boyunca, büyük bir iç etkinlik dönemi geçirdi. Kabuk altında yer alan kayaçlardaki radyoaktif atomların açığa çıkardığı ısı, derin katmanlarda ikinci bir erimeye yol açtı; böylece oluşan bazaltik lavlar yüzeye çıkarak çanakları doldurdu ve bugün gördüğümüz denizlerin tabanını oluşturdu. Daire biçimindeki denizleri doğuran büyük çanaklardan lavlar taşarak çevredeki "alçak topraklar"a yayıldı ve düzensiz çevreli denizler ortaya çıktı; örneğin, Fırtınalar okyanusu'nun, Yağmurlar denizi'n-den taşan lavlardan doğduğu sanılmaktadır. Ay'ın arka yüzünde denizlere hemen hemen rastlanmaması ise bu yarıkürede Ay kabuğunun çok daha kalın olması ve bu yüzden, derinlerden gelen magmanın ancak seyrek noktalarda yüzeye ulaşmasıyla açıklanabilir.

kaynak:2-cilt:2
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 02.06.10, 13:03
Administrator
 
Üyelik tarihi: Aug 2006
İletiler: 21.463
Blog Başlıkları: 13
CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!CiwCiw öyle bir şöhrete sahip ki kendinden önce namı yürüyor!
Standart Ay

Yaklaşık 3 milyar yıldan beri Ay'ın görünümü hemen hemen hiç değişmedi, iç etkinlik yatıştı, göktaşı çarpmaları giderek seyrekleşti ve yavaş yavaş soğuyan Ay, en az 1 000 km derinliğe değin katılaştı. Ne var ki, az da olsa, günümüze değin süregelen göktaşı bombardımanı Ay yüzeyinde bazı büyük sirklerin (Kopernik, Aristarkhos, Tycho) küçük boyutlu birçok kraterin, çatlak kayaçlardan (regolit) yüzeysel bir katmanın ve bu katmanı kaplayan toz örtüsünün oluşumuna yol açtı.

Ayin kökeni sorunu, henüz kesin olarak çözülmüş değildir. Ay, Yer henüz akışkan haldeyken Güneş'in gelgit etkisiyle Yer'den kopan bir parça mıdır?Başlangıçta Güneş sisteminin başka bir bölgesinde oluştuktan sonra Yer'in yakınından geçmesi nedeniyle, yakalanıp uydu-laştırılmış mıdır? Yoksa Yer ile birlikte aynı toz halkasının çekimle toplaşmasından doğan bir çift gezegen midir? Günümüzde, bu değişik varsayımlar arasındaki tartışmaya son verecek herhangi bir kesin kanıt bulunamamıştır. Tersine, bu varsayımların yandaşları, aytaşlarının çözümleme sonuçlarından kendi görüşleri doğrultusunda kanıtlar çıkarmaktadır. Bununla birlikte, Yer ile Ay arasındaki kimyasal farkların, birinci varsayım aleyhine tanıklık ettiği söylenebilir. Ama yine de tartışma henüz kapanmamıştır. ***8212;Ed. Divan edebiyatında sevgili, sevgilinin yüzü, yanağı aya benzetilir. Yeni doğmuş ay (hilal), biçimi bakımından kadehtir. Dolanımını tamamlayan hilalin dolunay haline gelmesi gibi kadeh de içki meclisinde elden ele geçerek dolanır. Ramazanın ve bayramın yeni aya bakılarak saptanışı, şiirlerde çeşitli biçimlerde dile gelir. Yeni ay, genç yaştaki sevgilidir. Divan şairlerinin kamer, mah, meh diye adlandırdığı ay, halk edebiyatında sevgi konusu işlenirken sık sık anılır. ***8212;Folk. Ayın kutsal sayılması, Sümer, Hitit uygarlıklarına değin uzanan eski bir inanıştır. Türkler de en eski çağlardan beri ay ve ay ışığını kutsal saymıştır. Ay ışığından gebe kalan kızlar, ay ışığından doğan kızlarla evlenen yiğitler, eski türk mitolojisinin sık yinelenen motifleridir. Olağanüstü yiğitler hep bu göksel analardan ya da kutsal ışıklardan doğar. Günümüzde de yaşayan inanışlara göre, tanrı ayla güneşi, gündüzle geceye bekçilik etsinler diye yaratmış, güneş karanlıktan korktuğundan geceyi bekleme görevi aya verilmiştir. Tanrı geceyle gündüz ayrıla-bilsin diye Cebrail'e kanadıyla ayın yüzünü sildirmiş, böylece ışığı azalmış ve yüzünde lekeler belirmiştir. Bu lekelere ilişkin değişik inanışlar vardır. Kimine göre ay da insanlar gibi Allah'ın bir kuludur. Leke gibi görünenler de ağzı, burnu, gözleridir. Bir inanışa göre de güneş hamur yoğururken ay ona sataşmış, güneş de kızarak hamurlu elini ona doğru sallamıştır. Ayın yüzündekiler hamur lekesidir, islam kökenli bir inanışa göre de bu lekeler Hz. Muhammet'in ayı parmağıyla ikiye bölmesi sırasında olmuştur. Bölünme sırasında kopan parçalar peygamberin göğsüne düşmüştür. Lekeler bu parçaların izidir. (-
Ayın çeşitli durumlarıyla doğa olayları arasında ilişki olduğu da yaygın inanışlardandır. Ayın ağıllanması (hâle) yağmura işarettir. Hilalken uçları aşağı bakıyorsa yağış, yukarı bakıyorsa kuraklık olacağına inanılır. Dolunay, buğday gibi yukarı doğru büyüyen; hilal, havuç gibi aşağı doğru büyüyen bitkilerin ekim zamanını bildirir. Ayın birinci günü dikilen meyve ağacı birinci yılda, ikinci günü dikilen ikinci yılda meyve verir. Dolunay uğurlu, hilal uğursuzdur. Bu nedenle tavuklar kuluçkaya dolunayda yatırılır. Öyle yapılınca yumurtaların cılk çıkmayacağına inanılır.

Ay tutulması da değişik inanışlara konu olmuştur. Bunlardan birkaçı şöyledir: gökte bir ejderha ayı boğmak ister, ay da korkusundan kararır; ay bir inektir, cadılar yakalayıp sütünü sağmak ister ama tutamazlar. Sonunda Kaf dağında kıstırıp sütünü sağarlar, inek yorgun düştüğünden ışığı azalır; ay tutulması cin ve perilerin ayın yüzünü örtmesidir; ayın yolu üzerinde dik bir yokuş vardır. Bunun ardına girince ışığı görünmez olur, yani ay tutulur; ay müslümanların, güneş hıris-tiyanlarin simgesidir. Ay tutulduğunda müslümanların, güneş tutulduğunda Hıristiyanların büyük bir günah işlediğine inanılır. Bu inanışların çoğunda bir düşmandan kaçma ya da düşmanla savaşma sözkonusu olduğundan, ay tutulunca göğe tüfek atılır, davul, teneke çalınır, bir an önce kurtulması için dua edilir. Kimi yörelerde camilerden sela verildiği de olur. Böylece ay ışığını engelleyen güçlerin korkup kaçacağına inanılır.

Anadolu'nun birçok yöresinde aya ilişkin değişik uygulamalar vardır. Ay ışığının tılsımlı bir gücü olduğuna inanıldığından, halk ilaçlarının kimisi ay ışığında ayazlatılır. Böylece tılsım ilaca geçmiş olur. Kabakulağın, "aylık" denen ağız iltihabının aydan kaynaklandığına, aya bakmakla geçeceğine inanılır. Ayı ilk gören değerli bir madene ya da güzel bir yüze bakarsa işi rast gider, içi yazılı bakır bir tas içinde, ay ışığında bekletilen suyu hastalar içerse iyileşeceğine, iyileşemeyecek durumdakilerin de son günlerini rahat geçireceğine inanılır. Savaşta ay tutulursa, savaş kızışır. Ayın yakınında yıldız varsa yangın çıkacağına işarettir. Ay bedirken yalan söyleyenin başına mutlaka bir felaket gelir. Nevruz gecesi bir tekneye su doldurulup ay. ışığında bekletilir ve sabaha değin ibadet edilirse, suyun altın olacağına inanılır. Yeni ay gören cebindeki madeni paraları ters çevirirse bereketi artar. Yeni ay parmakla gösterilirse dolama çıkar. Yeni ay gören güzele bakmamışsa, evde çok bardak çanak kırılır. Hamile kadın hilal görmüşse çocuğu erkek olur. Kimi yörelerde cılız çocuklar bir küreğe konup aya doğru sallanır: "ya al ya ver, ya öldür ya da ondur" denir. Böylece çocuğun kısa zamanda gelişip serpileceğine ya da ölüp gideceğine inanılır.
***8212;Giz. bil. Ay falı. Anadolu'da ay falının çeşitli türleri vardır. Gurbetteki bir yakınını görmek isteyen, ay dolunayken görüntüsünü bir aynaya yansıtır, sürekli buna bakar. Bir süre sonra, görmek istediğini o andaki haliyle göreceğine inanır. Genç kızlar, evleneceği kişiyi görmek için aynı yönteme başvurur. Bir başka yöntemde, bir kalbura konan kaşıklar, aya doğru sallanıp yere atılır. Kaşıkların konumuna göre yorum yapılır. Avuç içindeki çizgilerle, ayın yüzündeki çizgiler arasında ilişki kurarak fala bakma da Anadolu'da yaygındır.

***8212;ikonogr. Sanat alanında, aylara çoğu zaman, köy ya da kent halkının aylar boyunca sürdürdüğü uğraşları sergileyen düzenlemelerde yer verilmiştir. (-
kaynak:2-cilt:2
__________________
NEVART AKADEMİ
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Disleksi Eğitimi
Okuma Güçlüğü
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 06:13 .