|
#1
|
|
08.08.08, 14:29
Ampul'un çalışma ilkesi-akkor telli lamba-Tungsten halogen lambalar-Lamba türleri | İlk lambalar-yumuşak lamba- sert lambalar-Langmuir-toryumlu tungsten filaman | Istanbul haritası online sokak sokak | Civa, Doğada bulunuşu,Özütleme,Kullanım alanları,Zehirliliği | Buharlı Gemi | Yüz yılı aşkın bir süre önce FARADAY, CROOKES ve Thomson gibi araştırıcılar, bir akım kaynağına bağlanmış elektrotlar içeren kapalı cam tüpleri incelediler. Tüplerin içinde atmosfer basıncında hava bulunduğunda, elektrotlar arasındaki aralıktan, gazı iyonlaştırmaya yetebilecek değerdeki eşik gerilimine ulaşmadan hiç akım geçmez; ancak bundan sonra bir ark ya da kıvılcımla aşılabilir (Bk. İLETİM, ELEKTRİKSEL). Ne var ki,tüp içindeki gazın basıncı azaltıldığında, ilgi çekici olaylar gözlenir. Bu olayların ortaya çıkmasıyla ilgili pek çok değişken vardır. Tüpün biçimi, elektrotlar arasındaki uzaklık, gazın çeşidi ve basıncı bunların başlıcalarıdır. İlk araştırmalardan, tümü de geniş anlamda deşarj tüpü olan çek sayıda çağdaş aygıt ortaya çıkmıştır. Bu aygıtlar arasında flüoresan lambalar, SOKAK AYDINLATMA lambaları, KATOT IŞINI TÜPLERİ (TV, osiloskop, radar ekranları dahil), termoiyonik radyo VALF'lan ve yüksek yeğinlikteki flaş ışıkları sayılabilir. Gazların çoğu yalıtkandır. Bir ortamdan herhangi bir akımın geçebilmesi için, serbest elektronların bulunması gerekir. Her zaman var olan kozmik ve radyoaktif ışınım nedeniyle, genellikle bir miktar serbest elektron bulunur, ama bunların taşıyabildiği akım, nerdeyse ölçülemeyecek kadar düşük değerdedir. Uygulanan gerilim artırıldığında, serbest elektronlar, gazın öteki atomlarıyla çarpışıp onları da iyonlaştırarak, yeni taşıyıcılar üretecek kadar hızlandırırlar. Bunun sonucu olarak gerilim düşer ve akım hızla yükselir. Devrede çok küçük bir dış direnç varsa, elektrotlar arasında, bütünüyle iyonlaşmış bir çizgi boyunca, düşük bir gerilimle çok büyük bir akım taşınabilir. Ama deşarj tüplerinde, genellikle bu olayın oluşmasına izin verilmez. Çalışması: Laboratuvar gösterileri için yapılmış yalın bir deşarj tüpünde, elektrotlar tüpün uçlarına yakın bölgelere takılmış ve deşarj tüpü bir vakum pompasına bağlanmıştır. Elektrotlar arasındaki gerilim 10 000 voltluk bir gerilim indükleyebilen, bir İNDÜKSİYON BOBİNİ'yle sağlanır. Hava ya da başka bir gazdan geçen akım, atmosfer basıncında, mikro-amper düzeyindedir. Ama basınç, atmosfer basıncının 1/15'ine kadar indirildiğinde, akım geçmeye başlar ve elektrotlar arasındaki gaz görünür duruma gelerek, düzensiz ve dengesiz iyonlaşmış akımlar ile elektrotları birbirlerine bağlar. Basınç daha da düşerse, ışımalar kuvvetlenir, birleşir ve düzensiz yollar izleyecek yerde, kararlı bir biçim alır. Işık akımları elektrotlar arasındaki aralığı doldurur. Bunların renkleri gazın türüne bağlıdır (sözgelimi havada pembe, azotta kırmızımsı ve neonda parlak kırmızı olur). Atmosfer basıncının on binde birine inildiğinde, her iki elektrot çevresinde de ışıma oluşur. Katotun çevresindeki bu eksi yüklü ışıma, katottan «Crookes karanlık bölgesi»yle ayrılmıştır. Enine karanlık ve aydınlık bantlar biçimindeki artı yüklü ışıma ise tüpün çoğunu doldurur. Artı yüklü ışıma, katot ışımasından «Faraday karanlık bölgesiyle ayrılmıştır. Basmç düştükçe bu bölge büyür; 1/100 000 atmosfer basıncında, artı yüklü ışıma, anot tarafında yiter; çünkü, artık iyonlaşabilecek gaz nerdeyse kalmamıştır. Katot, ışıldamayı sürdürür. Katot ışınları bombardımanı nedeniyle, tüpün karşı ucundaki camda başka bir ışıma ortaya çıkar. Bu ışınların enerjileri uygulanan gerilime bağlıdır. Radar ve TV ekranlarında bu ışınlar, tüpün katota bakan ucunda bulunan fosforla (ışıma Özelliği olan kimyasal bir madde) kaplanmış bir ekrana düşerler. 1940'lardan önce en çok raslanan deşarj tüpleri, termoiyonik valflardı (vakumlu lambalar). Bunların içleri çok düşük basınçlara kadar boşaltılmıştır ve genellikle ikiden (anot ve katot) çok elektrot içerirler. Triyotta araya bir de ızgara konmuştur. Bazı lambalarda elektrot sayısı 12'ye kadar yükselir. Lambanın görevi normal olarak bir elektrik ya da elektronik devresinde akım geçişini denetlemek, yükseltmek ya da değiştirmektir. Bu tür lambaların çoğu elektronik devrelerde küçük akımları denetlemek için kullanılmaktaydı. Tiratronlar ve ignitronlarsa sayıları giderek azalmakla birlikte, yüksek akım mühendisliğinde hâlâ kullanılmaktadır. Elektronikte gazlı ya da vakumlu lambalar, yerlerini büyük ölçüde TRANSİSTÖR'lere ve YARIİLETKEN temeline dayanan başka aygıtlara bırakmıştır. Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Fizik » Elektrik » Elektronik » Elektik- Elektronik Devre Elemanları Kaynak:4 2.cilt / s.522-527 Konu remşit tarafından (08.08.08 saat 14:33 ) değiştirilmiştir.. |
| Sponsorlar |
| |
|
#2
| ||||
| ||||
| Flüoresan lambalar: Günümüzde en önemli deşarj tüpü, flüoresan lambalardır. Işıklandırma için en çok kullanılan tür, düşük basınçlarda cıva buharıyla doldurulmuş ince cam tüplerdir. Bunlara, ilk çalışmaya yardımcı olmak için argon da eklenir. Normal sıcaklıkta cıva sıvı haldedir; bu nedenle, deşarj argonla başlar ve tüp ısınır; böylece cıva da ısınıp buharlaşır. Her iki uçta, ısıtıldığında, hemen elektron üreten bir maddeyle kaplanmış filaman tipi elektrotlar bulunur. Akım (genellikle ALTERNATİF AKIM) verildiğinde, filamanlar ısınır ve akımın yarı çevrimine göre ya anot ya da katot özelliği göstererek elektron üretirler. Argon deşarjını başlatmak için, elektrotlar arasında yüksek gerilime gerek vardır; bu iş için bir star-ter ve bir şok bobini ya da balast gerekir. Filamanlar ısınınca, starter devreyi kendi kendine açar ve bir in-düksiyon bobini olan şok bobininin yüksek gerilimli, kısa bir elektrik şoku oluşturmasına neden olur. Bu da önce argon deşarjını, kısa bir süre sonra da cıva deşarjını başlatır. Bu olay, elektrotlar arasında sürekli elektron akımının bir kez oluşmasından sonra, kendiliğinden sürüp gider. İyonlaşmış buharın morötesi ışınımı güçlüdür. Tüpün iç yüzüne kaplanmış olan flüoresan maddenin üstüne düşen, görünmeyen ve zararlı morötesi ışınım, bu madde tarafından soğurularak, görünür ışık biçiminde yeniden salınır. Bu ışığa, flüoresan kaplamanın karışımı düzenlenerek, istenilen renk verilir. Kaplama çoğu zaman beyaz ya da «sıcak beyaz»dır. Flüoresan lambalar, normal lambalara göre daha düşük sıcaklıklarda çalışır. Elektrik enerjisinin çoğu ışık vermede, daha azı:da ısı vermede harcandığından, bu lambalar daha verimlidir. 80 watt'lık bir flüoresan lamba, 100 watt'lık filamanlı lambanın verdiği ışık kadar ışık verir. Flüoresan lambanın çalışmaya başlaması için daha yüksek akıma gereksinim olduğundan ve filaman, ömrü sınırlı bir maddeyle kaplı bulunduğundan, bu tür lambaların sık sık açılıp kapatılması sakıncalıdır. Starter devresinde bir bozukluk yoksa, lambanın çalışmaz duruma gelmesine, filamanın üstündeki oksit kaplamanın bitmesi neden olabilir. Sokak lambaları: Sokak lambalarının çoğu, şu ya da bu türden deşarj lambasıdır. En çok kullanılan, sarımsı turuncu bir ışık veren sodyum ve mavimsi yeşil bir ışık veren cıva lambalarıdır. Sodyum buharlı lambalar, genellikle düşük basınçlı türdendir. Tüp içinde, atmosfer basıncının yüzde biri basınçta neon gazı bulunur. Lamba sönükken sodyum buhar halinde değildir; çünkü sodyum, 98°C nin altında katıdır. Neon fazla ışık vermemekle birlikte, düşük sıcaklıklarda da deşarjı sürdürebilir. Bu da tüpü, dolayısıyle de sodyumu ısıtmaya yeterlidir. Sodyumun toplam ısınma süresi 8-15 dakika arasındadır. Sodyum buharının ışığı, nerdeyse yalnızca tek dal-gaboyu içerir (daha doğru bir dayişle, birbirine yakın iki dalgaboyundan oluşmuştur). Bu monokromatik (tek renkli) ışık, bir raslantı olarak gözün en duyarlı olduğu renktir; bu nedenle, verimli bir sokak aydınlatması için çok yararlı olmaktadır. Ancak, bu ışıkta renklerin görülmesi olanaksız olduğundan, kent merkezlerinde ve benzeri yerlerde yüksek basınçlı lambalar günden güne daha çok kullanılmaktadır. Yüksek basınçlı lambalar, büyük bir güç yüklemesiyle çalışır. Böylece sıcaklık ve basınç artırılarak, tayfın sarı bölümünün iki yanındaki renklerde de ışıma oluşturulur. Bu lambalardan elde edilen ışık, daha beyaz görünmektedir. Sodyum buharının tepkimeye girme özelliği fazladır; adi soda, kireç camıyla hemen kimyasal tepkimeye girer. Bu nedenle, lamba camının iç çeperine, sıcak sodyuma dayanabilen düşük silisli bir astar sürülür. Cıva buharlı lambalar, sodyum buharlı lambalara oranla daha yüksek, yaklaşık 1 atmosfer basınçta çalışır. Ancak bu basınç, çalışmanın başlaması için yeterli değildir. Cıva soğukken sıvı halde olduğundan, deşarjın başlamasına yardımcı olmak için argon kullanılır. Buna ek olarak, ana elektrodun yakınındaki bir yardımcı deşarj başlatma elektrodu, deşarjı sürdürür ve tüpü ısıtır. Verimli çalışmaya başlaması için gerekli ısınma süresi, 5 dakika kadardır. Elektrik çok kısa bir an kesilse bile lamba söner ve yeniden çalışmaya başlayabilmesi için, buhar basıncı uygun bir değere inene kadar soğuması gerekir. Cıva lambası yeşilimsi mavi bir ışık verir; ışığının bileşiminde kırmızı yoktur. Bunu tamamlamak için, lambanın içine flüoresan bir kaplama yapılabilir. Flüoresan kaplama, istenmeyen morötesi ışınları soğurur ve kırmızı ışık olarak yeniden salar. Söz konusu lambalar, normal flüoresan lambalardan farklıdır; bunlarda basınç, flüoresanlardaki gibi düşük değildir. Düşük basınçlı lambalarda, ışık üretimi flüoresansa dayanır; oysa yüksek basınçlılarda, flüoresan madde yalnızca renk düzeltmek için kullanılır. Yüksek güçlü ve yüksek basınçlı cıvalı lambalarda renk ve verim, başka metallerin HALOJEN'li birleşiklerinin eklenmesi yoluyla da artırılabilir. Sodyum iyodür, cıva iyodür bileşikleri projektörlerde ve renkli televizyonlar için gerekli olan aydınlatma miktarını sağlamak amacıyla stadyum ışıklandırmalarında sürekli olarak kullanılmaktadır. Başka türleri: Flüoresan madde kaplanmadan ve morötesi soğurmayan cam kullanılarak yapılan cıva buharlı lambalar, MORÖTESİ LAMBA'ların temelini oluşturur. Başka bir tür deşarj tüpü de, büyük güçte, bir anlık ışık parlaması vermek için düzenlenmiştir. Bunlar uçaklarda sinyal lambası olarak, deniz fenerlerinde, FLAŞ'larda ve LASER'lerde kullanılabilir. Bu aygıtlarda genellikle ksenon gazı kullanılır. Yüksek deşarj gerilimi bir KONDANSATÖR'ün yüklenip boşaltılmasıyla elde edilir. Otomobil farlarında ve projektörlerde kullanılan KUVARS HALOJEN lambaları, deşarj tüpü değildir. Bu lambalar, çok yüksek sıcaklıklarda iyot buharı içinde çalışan tungsten filamanlı lambalardır. Nüve Forum » kütüphane » Bilim ve Teknoloji » Fizik » Elektrik » Elektronik » Elektik- Elektronik Devre Elemanları |
| Sponsorlar |
| |
![]() |
| Tags |
| buharlı, civa, çalışması, deşarj, flüoresan, lambalar, lambaları, sokak, tüpü, türleri |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|