
24.11.07, 12:47
|
| |
| Genel Yönetici Üyelik tarihi: May 2006
İletiler: 3.921 Ettiği Teşekkür: 1.035
2.367 tane iletisine 5.323 kere teşekkür edilmiş
| | | |
Cevap: 24 kasım öğretmenler günü nüz kutlu olsun Benim öğretmenlerim 23/11/07Öğretmenler Günü gelince herkes bir şeyler w yapmak için elinden geleni ardına koymama yarışına girişiyor. Bankalar uzun vadeli kredi borçları takdim ediyorlar. Kredi kartları ise sonsuz taksit imkânı sunuyorlar. Tekstil markası mağazalar yüzde ıo öğretmen indirimi sağlıyorlar. Restoranlar öğretmenlere özel mönü hazırlıyorlar. Öğretmenlere sunulan bu "avantaj fırsatları" sonunda, hep verenler kazanıyor! Belediye hariç! Onlar "Öğretmenler Günü" boyunca bütün öğretmenlere, tıka basa yolculuk yapılan şehir içi otobüslerinde bedava yolculuk imkânı tanıyorlar. Kim bilir öğretmenler ne kadar mutlu oluyorlardır?! Eskiden sık kullanılan argo replik vardı: -Hey bana baksana? -Sana belediye baksın! Öğretmenlik, 12 Eylül'den sonra belediyenin bakacağı hale getirildi. •••
Bütün olumsuzluklara karşın öğretmenler ve öğretmenlik yine başı dik olarak yoluna devam ediyor. İki yıl önce Doğubayazıt, Van ve İğdır köylerinde görev yapan genç kadın öğretmenleri konu alan "Modern Çalıkuşları" başlıklı National Geographic dosyası hazırlamıştım. O çalışma sırasında tanıştığım köy öğret-menlerindeki yüksek öğretmenlik ideallerini görünce inanmakta zorluk çekmiştim. Bu kadar ağır koşullarda böylesine bir meslek sevgisi nasıl yaşayabilirdi? Bu ancak "ruh haliyle" açıklanabilirdi. Öğretmenlik meslekten öte bir şeydi, sanatçılık gibi... Para kazansınlar-kazanmasınlar, seyirciler tiyatroyu doldursunlar-boş bıraksınlar, şarkılarını dinleyenler olsun-olmasın, kitaplarını okusunlar-okumasınlar hiç fark etmez. Onlar üretmeye devam ederler. Öğretmenler de aynen öyle... Devlet köle ücreti verir, isterse onu da vermez, itibar etmez, çalışma koşulları düzeltileceğine kötüleşir, okulların fiziki yapıları dökülür, sobaları yakacak odun bulunmaz, öğrenciler hâlâ koltuk altlarında her gün bir tezek parçasıyla gelirler... Öğretmenlerin, öğretmenliği bunlardan hiç etkilenmez. Öğretmenler sadece pırıl pırıl gözlerle neşe içinde okulun kapısından içeri koşan öğrencileri görür. Onların öğrenme heyecanı ile tatmin olurlar. Bu heyecanın para olarak karşılığı yoktur.
Askeri darbeler işte bu "öğretmenlik aşkını" bir türlü öldüremediler. •••
Geçenlerde İZTV'den Vedat Atasoy ile Sinop'taydık. Vedat, Pendik İlkokuPundaki sınıf öğretmeni Zehra Doruk'un orada yaşadığını öğrenmişti. Aradı, buldu, buluştular. 25 yıllık özlem giderdiler. Vedat, ilkokul öğretmeninin kendisi için ne ifade ettiğini şöyle anlattı: -Ötekiler hocalarımız oldu, siz öğretmenimizdiniz, hep öyle kaldınız, bir tanesiniz! Ayrılırken Zehra öğretmen yıllar sonra "okuyup adam olmuş" öğrencisiyle buluştuğu tarihe şöyle not düştü: -Benim hayatımdaki en mutlu günüm! Bu satırların yazarı için de "unutulmaz öğretmenler" vardır elbette... Beykoz Ahmet Mithat Efendi İlkokulu'ndan Mustafa Kara, Beykoz Orta Okulu'ndan Beden Eğitimi Öğretmenim Şahin Köktürk, resim öğretmenlerim Nedim Gürsel, Lale Köktürk, müzik öğretmenim Lütfullah Küçükaltan, DİSK'e bağlı Maden-İş Sendikası'nda işçi sınıfı bilimi ve hayat öğretmeni Süleyman Üstün ve 1970'lerin başında Ortaköy Öğretmen Okulu kapısında çıkışını beklediğim aday-öğretmen Serpil Ergüney... Hepsinin özel bir yeri var. Ama "en özeli" en sonda... Bütün öğretmenleri saygıyla selamlıyorum. Nazım ALPMAN
__________________ Bilmek; en ağır yüküdür insanın. |