Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi > Siyasal Bilimler > Türkiye'de Gelir Dağılımında Adaletsizlik Sorununa Bir Örnek: Kit'lerde Uygulanan Ücret Politikasının Gelir Dağılımında Yarattığı Adaletsizlik Ve Beşeri Sermaye Teorisi İlişkisi

Siyasal Bilimler hakkinda Türkiye'de Gelir Dağılımında Adaletsizlik Sorununa Bir Örnek: Kit'lerde Uygulanan Ücret Politikasının Gelir Dağılımında Yarattığı Adaletsizlik Ve Beşeri Sermaye Teorisi İlişkisi ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Bu makalede; Türkiye'de 657 Sayılı Kanuna tâbi olarak çalışan ve kariyer mesleklerini icra eden kişilerin almış oldukları maaşlar ile 4857 Sayılı İş Kanunu'na tâbi çalışanların almış oldukları ücretler mukayese edilerek,

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 22.08.09, 00:16
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Türkiye'de Gelir Dağılımında Adaletsizlik Sorununa Bir Örnek: Kit'lerde Uygulanan Ücret Politikasının Gelir Dağılımında Yarattığı Adaletsizlik Ve Beşeri Sermaye Teorisi İlişkisi

[coverattach=1]Bu makalede; Türkiye'de 657 Sayılı Kanuna tâbi olarak çalışan ve kariyer mesleklerini icra eden kişilerin almış oldukları maaşlar ile 4857 Sayılı İş Kanunu'na tâbi çalışanların almış oldukları ücretler mukayese edilerek, sonuçların Türkiye'de gelir dağılımında adaletsizlik sorununa bir örnek teşkil ettiği ortaya konulmak istenmiştir. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, gelir dağılımı politikası içinde ücret politikasının önemi anlatılmış takip eden ikinci bölümde beşeri sermaye teorisi varsayımları çerçevesinde ücretlerin oluşumu ile eğitim ve istihdam ilişkileri ele alınmış üçüncü ve son bölümde ise; Türkiye'de enerji sektöründe faaliyet gösteren bir kamu kuruluşunda 4857 Sayılı İş Kanunu'na tabi çalışanlar ile genel olarak 657 Sayılı Kanuna tabi çalışan kariyer meslekleri olarak tanımlanan meslekleri icra edenlerin almış oldukları maaşlar kıyaslanmıştır.

An Example Of Income Distribution Inequality Problem In Turkey: Inequality Created By Wage Policy In State Economic Enterprise On Income Distribution And Its Relation To Human Capital Theory
In this article; salaries of "career occupations" dependent on act of number 657 in Turkey and wages of labour dependent on act of number 4857(Labour Law) are compared to state an example of income distribution inequality in Turkey. This study consists of three sections. In the first section, the importence of wage policy in income distribution policy is explained. In second section, wage formation and education and employment relations are taken in hand in the frame of assumptions of human capital theory. In the last section, wages of labour dependent on act of number 4857 and salaries of career occupations dependent on act of number 657 are compared in a state economics enterprise which displays activity in energy sector in Turkey.

Makale Yazarı
Erdem CAM; Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri ilişkileri Anabilim Dalı Yüksek Lisans Programı.
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg Income distribution.jpg (53,8 KB (Kilobyte), 158x kez indirilmiştir)
__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 22.08.09, 00:17
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Türkiye'de Gelir Dağılımında Adaletsizlik Sorununa Bir Örnek: Kit'lerde Uygulanan Ücret Politikasının Gelir Dağılımında Yarattığı Adaletsizlik Ve Beşeri Sermaye Teorisi İlişkisi

Çağımızda toplumsal politikalarla ilgili temel sorunlardan biri kuşkusuz ücretle ilgilidir. Sanayileşme sürecinde olan ve sanayileşmiş toplumlarda sayıları ile birlikte maddesel ve moral güçleri üretim süreci içinde gittikçe artan, büyüyen işçiler, yaşam düzeylerini belirleyen ve çoğu kez gelirlerini oluşturan ücreti, bütün toplumsal ve ekonomik haklarının ana sorunu yapmışlardır. Ülkelerin gelişme derecelerine göre, ekonomi içindeki yeri değişik görünen ücretlerin kişi bakımından gösterdiği önem çok farklı değildir. Ne tür ülke söz konusu olursa olsun genel olarak işçi, geçinebilmek için hemen hemen tamamıyla ücrete bağlıdır (Talas, 1997: 33). Toplu sözleşme kapsamı içinde olan ya da olmayan işçilerin almış oldukları ücret, Talas'ında belirttiği üzere onların yaşamlarını idame ettirebilmeleri açısından son derece önemlidir ve Avrupa ülkelerinde sendikal hareketin güç kazanması ve işçilerin mücadeleleri sonucunda, işçi ücretlerinde bir yükselme gerçekleşebilmiştir (Işıklı, 2002).
Ancak Türkiye'de sanayileşme hamlesinin adımı olarak yapılandırılan ve günümüze kadar Türk iktisadi yaşamı içerisinde istihdam alanı açmak ve özel sektöre öncü olmak açısından kurulmuş bulunan kamu iktisadi teşebbüslerinde günümüz itibariyle işçi ücretleri yüksek meblağlara ulaşmaktadır. Aslında işçilerin almış oldukları ücretler yüksek değildir. Türk-İş' in her yıl yayınlamış olduğu yoksulluk ve açlık sınırı göstergelerine bağlı olarak bir kıyaslama yaptığımızda ücretlerin çok yüksek olmadığı düşünülebilir ancak ülkenin genel iktisadi şartları, asgari ücretin tutarı ve beşeri sermaye teorisinin varsayımlarını incelediğimizde; KİT'lerde (Kamu İktisadi Teşebbüsü) çalışan işçilerin almış oldukları ücretlerin, memurlara nispeten, son derece yüksek ve adaletsiz bir dağılım mekanizması sonucunda oluştuğunu görürüz.
Nitekim KİT'lerde istihdam edilen işçilerin ücretlerinin bir artış göstermesinde 1963'ten bu yana uygulanan toplu iş sözleşmesi sisteminin bir etkisi olduğu ifade edilmelidir. Bu dönemde, daha önceki dönemlerde kâr oranlarının yüksek olduğu kanaatini taşımakta olan sendikaların ücret artış talepleri yüksek olmuştur. Bu sebeple 1963-1967 yılları arasında gerçek ücretlerin verimlilik artışının üzerinde bir seviyede ve hızla yükseldiği görülmektedir (Yumuşak; Bilen, 2000: 11).
Bu çalışmada bu adaletsiz ve çarpık dağılım üzerine odaklanacak ve konu beşeri sermaye teorisinin varsayımları çerçevesinde tartışılacaktır. Nitekim iddiamızı temellendirebilmek açısından da çalışmanın üçüncü başlığı altında enerji sektöründe faaliyet gösteren bir kamu iktisadi teşebbüsündeki 2002 ve 2003 yılı Nisan Ayı ücretleri ile diğer sektörlerde yer alan nitelikli işgücünün ücretleri kıyaslanacaktır. Günümüze kadar yapılan gelir dağılımı çalışmaları Türkiye'de adaletsiz bir paylaşım olduğunu sektörler itibari ile ya da kişisel ve fonksiyonel gelir dağılımı rakamları ile ortaya koymakta iken (Aktan, 2002: 285-314) eğitim ve istihdam edilebilirlik arasındaki ilişki açısından ve eğitimli insanlar ile niteliksiz işgücünün GSMH (Gayri Safi Milli Hasıla)'dan almış oldukları pay açısından yapılan çalışmalar daha az kalmıştır. Benim bu çalışma esnasındaki kaygımı da; Türkiye'de yaşanan bu adaletsiz dağılım mekanizmasının ortaya konulması oluşturmaktadır.
__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 22.08.09, 00:17
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Türkiye'de Gelir Dağılımında Adaletsizlik Sorununa Bir Örnek: Kit'lerde Uygulanan Ücret Politikasının Gelir Dağılımında Yarattığı Adaletsizlik Ve Beşeri Sermaye Teorisi İlişkisi

I. Gelir Dağılımı Politikası Araçları İçerisinde Ücret Politikası
Gelir dağılımı politikası araçlarını ve bu araçlar içerisinde ücret politikasının tanımlanmasına geçmeden önce ücretin ne olduğuna kısaca değinmemiz, okuyucunun beşeri sermaye teorisi varsayımlarını anlatacağımız bölümünde ve makalenin tümünde bir bütünlük içerisinde konuyu idrak edebilmesi açısından önem arz etmektedir. En genel ifade ile ücret emeğin fiyatıdır. Daha uygun bir tanımlama yapmak gerekirse ücret; bedeni veya fikri emeğin üretime katkısı karşılığında ödenen bedeldir. 1475 sayılı iş kanunu ise ücreti; "genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve nakden ödenen meblağı kapsar" şeklinde tanımlamaktadır (Önsal, 1992: 1). Ücret, bu niteliği yanında aynı zamanda ülkelerin makro iktisadi politikaları içerisinde yer alan gelir dağılımı politikası araçlarından da biridir. Bu bağlamda diğer gelir dağılım politikası araçlarını ise fiyat, maliye, eğitim ve servet politikaları şeklinde adlandırabiliriz (Aksu, 1993: 47). Bu politikalar içerisinde ücret politikası emeğin doğrudan efektif talebini belirleyebilmesinde birincil etkendir.
Dağılım politikası, ilk önce üretim faktörlerini doğrudan veya dolaylı olarak etkilemeyi ücret politikası yolu ile denemektedir. Devlet ve toplu sözleşme taraflarının müştereken yürüttükleri ücret politikası ile birincil dağılımı etkilemesi muhakkak ki en önemli deneme sayılır. Burada devlet asgari ücretlerin, toplu sözleşme tarafları da toplu sözleşme ile asgari ve fiili ücretlerin tayininde rol oynarlar. Demokratik ülkelerde toplu sözleşme düzeni politikası çerçevesinde devlet sözleşme serbestisi tanır. Bu yüzden genellikle devletin müdahalesi dolaylıdır. Fakat zaman zaman ve gerektiğinde devletin doğrudan müdahalesi de olmaktadır. Ayrıca devletin doğrudan ve dolaylı etkileri de ülkelere göre farklılıklar gösterir (Aksu, 1993: 47).
Ücret politikasının amaçları, ücret politikasını yürüten işçi sendikaları, işveren sendikaları ve devlet tarafından farklı şekillerde saptanmaktadır. Bilindiği gibi işçi sendikaları ücret artışları amacını ön planda tutarlar. Böylece de aktif ücret politikası ile milli gelir içersindeki ücretler payının artmasını, ücret yapısının iyileştirilmesini amaç olarak ele alırlar (Aksu, 1993: 47). Nitekim Boratav' ın KİT'lerdeki ücret yapısının kamu harcamaları içinde çok fazla bir yer tutmadığını belirttiği bir makalesinde "özelleştirmeler ve kaynak daralmasına rağmen milli hasıla içinde KİT payı yüzde 13 ten yüzde 11 e düşmüştür" (Boratav, 2000: 219) şeklindeki açıklaması da, gelir yolu ile milli gelirin hesaplanmasından kaynaklanmaktadır. Milli gelir, gelir yolu ile hesaplandığında; KİT'lerdeki ücret seviyesindeki yükseklik sebebiyle, KİT'lerde çalışanların ücretlerinin milli gelir içindeki payı yüksek görünür. Önemli olan KİT'lerde çalışan işçilerin ücretlerini, verimlilik ve etkinlik hesaplarına dayalı bir şekilde alıp almadıkları ve işçiler bu ücretleri alırken, diğer ve nitelikli personelin hangi hesaplama yöntemleri ile ücretlerinin tespit edildiği meselesidir. Ancak işçi sendikalarının taleplerinde iktisat politikası amaçlarından dağılım politikasını ön plana geçirdiklerini de göz ardı etmemeliyiz (Aksu, 1993: 48). Aslında konunun farklı boyutları da vardır; işçilerin toplu sözleşme düzeni içerisinde memurlardan ve nitelikli personelden yüksek ücret almalarını eleştiren ve kendi ücretlerinin de sendikalı işçiler gibi yükseltilmesini isteyen memurların, bu sendikal istekleri karşısında işçilerin sözleşme hukuku ilkelerine; memurların ise statü hukuku ilkelerine göre istihdam edildikleri ve sözleşme hukuku prensibi içerisinde yükselen ücretler dolayısı ile memurların istihdam yöntemlerinin de değiştirilerek yüksek ücret alabilecekleri yönünde doktrinde çeşitli görüşler vardır (Aktay, 2000: 5-6). Doktriner görüşlerin yanında uygulamada, sözleşme ya da statü hukuku ilkeleri prensipleri çerçevesinde işçilerin ve memurların almış oldukları ücretler birbirinden çok farklıdır ve gelir dağılımında adaletsizliğin bir göstergesidir. Ancak bu çalışmanın sınırları konunun hukuki boyutu dışında sosyal boyutu ile çerçevelenmiş olduğu için hukuki görüşlere yer verilmeyecektir.
Ücretlerin yüksekliği karşısında, sendikaların toplu sözleşme düzeni çerçevesinde, belli bir azınlığın yüksek ücret almasını sağlayan tutumlarının arkasında yatan sebepler derinlemesine analiz edilmelidir. Çünkü, işçi sendikaların asıl işlevi sosyal adaleti sağlama yönünde bir mücadele olmalı ve ülkede fikir ya da beden işçisi olan herkesi kapsamalıdır. Bugün Türkiye'de yapılan sendikacılık anlayışının ülke çapında çalışan her kesime hitap ettiğini söylemek bir yana işçi kesiminin bile az bir bölümüne hitap ettiğini söylemek yanlış bir tespit olmaz.
__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 22.08.09, 00:18
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Türkiye'de Gelir Dağılımında Adaletsizlik Sorununa Bir Örnek: Kit'lerde Uygulanan Ücret Politikasının Gelir Dağılımında Yarattığı Adaletsizlik Ve Beşeri Sermaye Teorisi İlişkisi

II. Beşeri Sermaye Teorisi Varsayımları Çerçevesinde Ücretlerin Oluşumu ***8212; Eğitim ve İstihdam İlişkileri
Klasik ekonomistlerden Adam Smith'in 1776'da yayımlanan ünlü kitabı "Ulusların Zenginliği"nde pahalı bir makine ile alışılmışın dışında şeyler üretilebileceğini, eğitilmiş işçinin de buna benzediği belirtilmişti. Smith, eğitim yaparken kişinin çalışamamaktan dolayı kayba uğradığını, normal işçiden daha nitelikli ve verimli olan bu işçinin normal işçi ücretinin üzerinde ücret alması durumunda yaptığı masrafı karşılayıp kazanç elde edebileceğini, eğitimin getirisinin fiziksel masrafı karşılayıp kazanç elde edebileceğini, eğitimin getirisinin fiziksel sermaye yatırımının getirisinden az olmaması gerektiğini, ileri sürmüştü (Biçerli, 2000: 231). Smith'in bu konudaki görüşleri fiziksel sermaye yatırımı üzerine yoğunlaşan ekonomistler tarafından ihmal edilmişti. Ancak 1950'lerin başında bazı ekonomistler Smith'in bu konudaki görüşlerini yeniden keşfederek "Beşeri Sermaye Teorisi"ni geliştirdiler. Teorinin temeli eğitimin verimlilikte yarattığı artış ve dolayısı ile gelirleri arttırdığı ile ilgilidir (Biçerli, 2000: 231). Birey açısından düşünüldüğünde resmi eğitim, işyerinde eğitim, sağlık hizmeti, göç ve iş arama gibi faaliyetler bireye başlangıçta maliyet yüklesede, gelecekte gelirleri arttıracağı ümit ve beklentisi ile yapıldığı için, bunlara da beşeri sermaye yatırımı denir (Biçerli, 2000: 232). Bu bağlamda eğitime yapılan yatırımın ileride gelir dağılımından daha çok pay almak için yapılan bir yatırım olduğu düşünülmelidir. Literatürde bu varsayımın geçerliliğini yitirdiği ve eğitimin artık bir eleme işlevi gördüğü yönünde de bir takım görüşler mevcuttur (Carnoy, 1977: 492-493, aktaran: Uyanık, 2000: 30 ). Eleme hipotezi altında ele alınan bu görüşlere göre ise işverenlerin işe aldıkları bireylerin üretim sürecindeki verimlilikleri hakkında tam bilgi sahibi olmadıklarını ancak, kişinin işletmede bir takım yetiştirme programlarından geçmesi ve çalışması sonucunda bilgi sahibi olduklarını belirtmiştir. Eğitimin, bireyin verimliliğini etkilemeksizin, sadece bir sertifika ya da diploma vererek daha iyi bir iş bulmasına imkan sağladığının ileri sürülmesi nedeniyle bu görüş eleme hipotezi şeklinde adlandırılmaktadır (Uyanık, 2000: 30). Uyanık'ın aktardığı bu görüşün Türkiye açısından geçerli olduğu işgücü piyasaları yanında geçerli olmadığı işgücü piyasalarının da varlığını söyleyebiliriz. Nitekim bu çalışmanın odak noktasını oluşturan KİT'lerdeki işçilerin durumu, bir diğer ifadeyle de işçiler üzerindeki kamu istihdam politikası buna örnek teşkil etmektedir. Türkiye'de bazı sektörlerde kişilerin almış oldukları eğitim ve bitirme dereceleri birer eleme aracı olarak kullanılmaktadır ancak bunun sebebi işgücü piyasasında nitelikli eleman fazlası ya da istihdam imkanlarının darlığından kaynaklanmaktadır. Bir veriye göre 2002 yılında mezun olan üniversitelilerin % 52'si 2003 itibari ile işsizdir (memurlar.net).
Ancak buna karşın toplu sözleşme düzeni içerisinde çalışan ve eğitim yatırımı yapmamış olan birçok kimse de Türkiye şartlarında çok yüksek ücretler ile çalışmaktadır. Bu ortalama olarak on altı sene eğitim yapmış ve bir lisans derecesini almaya hak kazanmış işgücü için adaletsiz bir durumdur ve ülkedeki gelir dağılımındaki adaletsizliğin bir göstergesidir. Nitekim aynı adaletsizlik aynı işi yapan fakat özel sektörde ve kamu sektöründe farklı kurumlarda çalışanlar için de geçerlidir. Bu durumu ücret farklılıkları teorisi çerçevesinde açıklamak mümkün iken, niteliği düşük bir KİT işçisi ile nitelikleri yüksek bir memurun ya da işçi statüsünde çalışan, ancak yaptığı iş itibari ile fikir işçisi konumunda olan bir kimsenin almış oldukları ücret ya da maaş farklarını açıklamak iktisattaki marjinal verimlilik teorisine ya da beşeri sermaye teorisine aykırı düşmekte, anlamlı bir açıklama yapılamamaktadır. Dolayısı ile anlamlı bir açıklama yapılamamasının bizi götürdüğü sonuç; Türkiye'de kamu sektöründe işçilere ve memurlara ödenen ücret ve maaşların liyakat esası ya da iş tanımları çerçevesinde planlı bir şekilde düzenlenmemiş olduğudur.
__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 22.08.09, 00:20
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Türkiye'de Gelir Dağılımında Adaletsizlik Sorununa Bir Örnek: Kit'lerde Uygulanan Ücret Politikasının Gelir Dağılımında Yarattığı Adaletsizlik Ve Beşeri Sermaye Teorisi İlişkisi

III. Türkiye'de Enerji Sektöründe Faaliyet Gösteren Bir İktisadi Devlet Teşekkülünde (İDT) Çalışan İşçi Ücretleri İle Kamudaki Kariyer Mesleklerinin Ücretlerinin Kıyaslanması
Bu başlık altında incelenen konu, bir İDT'de (İktisadi Devlet Teşekkülü) çalışan işçiler ve memurların ücretleri ile diğer bazı sektörlerde çalışan nitelikli personelin ücretleri arasındaki farklar ve göreli olarak niteliksiz işçilerin, gelir dağılımından aldıkları payın yüksekliği üzerine olacaktır. Bu bağlamda kullanacağım veriler adı saklı olmak kaydı ile enerji sektöründe faaliyet gösteren bir İDT'de çalışanların net ücretleri ve diğer bazı kamu kuruluşlarında çalışan kariyer mesleği sahibi kişilerin maaşlarıdır. Tablolar incelendiğinde görülecektir ki; yönetici, denetim elemanı, uzman ve topluma yön veren bir meslek olan akademisyenlik mesleklerini seçmiş kişilerin almış oldukları maaşlar ile işçilerin almış oldukları ücretler arasında ciddi farklar vardır. Bu farkın yanında dikkat etmemiz gereken bir unsur ise bu kişilerin (nitelikli işgücü) istihdam edildikleri alanlarda çalışabilmeleri için yaşamlarının bir dönemi boyunca bir eğitim yatırımı yapmış olmalarıdır. Yani eğitim maliyetini de almış oldukları ücretler üzerine eklersek, yine işçiler toplam gelirden daha fazla pay almaktadırlar. Bu durumda nitelikli işgücü sadece belli bir toplumsal statüyü işgal etmek için mi bu kadar süre eğitim almıştır sorusu üzerinde ciddi olarak düşünmemiz gerekir. Bu kişiler eğitim almışlardır, belli toplumsal statülerine ulaşmışlardır ancak onların yönetiminde çalışan işçilerin ücretlerinin yarısından bile düşük bir maaşla çalışmak durumundadırlar. Hatta bugün kamu neden istihdam alanı yaratamıyor ya da uzun süredir istihdam alanı yaratmak yerine yapılması gereken bazı işleri hizmet alım sözleşmeleri ile karşılıyor sorusuna da bir sonraki sayfada sunulan tabloda (Tablo 1) yer alan rakamlar çerçevesinde yanıt aranabilir.
Yukarıdaki Tablo 1, Nisan 2002 ve Nisan 2003 tarihi itibari ile bir kamu iktisadi teşebbüsünde 1475 sayılı kanuna tabi olarak çalışan işçilerin bazılarının ücretlerini göstermektedir. Yukarıdaki rakamlar çerçevesinde kurumun genel müdürü ile kurumda çalışan bir ustanın ücreti arasında yaklaşık 100 Milyon TL fark varken bu kurumda çalışan bir şoför 1 Milyar 131 Milyon TL civarında bir ücret almakta aynı kurumda çalışan bir güvenlik görevlisi ise 1 Milyar TL civarında bir ücret almaktadır. Bu rakamların yanında bu personel almış oldukları ücretin yanında kurumun sağladığı lojman ve ücretsiz öğle yemeğinden faydalanabilmektedirler. Buna karşın aşağıdaki tabloda yer alan ve kamuda kariyer mesleği olarak adlandırılan kadrolarda çalışan personel maaşları ise bu işçilerin almış oldukları ücretler civarında ya da onun altındadır. Kamuda bir şoför 1 Milyar TL'nin üstünde net ücret alırken, üniversite mezunu ve üç aşamalı sınavı geçerek Sayıştay'da çalışmaya başlayan bir denetçi yardımcısı 687 Milyon TL almaktadır. Diğer taraftan aşağıdaki tabloda yer alan kamu personelinin maaşları 360 Milyon TL ile 1 Milyar 100 Milyon TL arasında değişmektedir. Diğer taraftan akademisyenlerin almış oldukları maaşlar ise çok daha düşük durumdadır. Tüm zamanını ve kafasını yapacağı araştırmalara yormak zorunda olan, her türlü maddi imkansızlık içerisinde bulunan ve akademisyenliğe adım atmış bir araştırma görevlisinin eline geçen aylık maaş 630 Milyon TL civarındadır. Bir doçentin maaşı ise çalıştığı süreye paralel olmakla birlikte 1 Milyar TL civarındadır. Şimdi Türkiye'de almış oldukları ücret açısından bir şoför ya da güvenlik görevlisi ile bir akademisyen arasında hiçbir fark yoktur. Bunun yanında akademisyenler ve pek çok kamu kurumunda çalışan uzman yardımcısı ve üstü personelin lojman ve ücretsiz yemek imkanı bulunmamaktadır. Bu tablolardan yola çıkarak çok fazla şey söylenebilir, ancak bu rakamlar nitelikli personel ile niteliksiz personelin ülkede yaratılan milli hasıladan almış oldukları paydaki adaletsizliğin çarpıcı boyutlarını ortaya koymaktadır. KİT verilerinin ilginç tarafı işçiler bu ücretleri alırken kurumda çalışan mühendisler, müdürler işçilerin aldıkları ücretin altında maaşlar almaktadır. Yani o işçilerin yapmış oldukları işleri tasarlayan, kontrol eden kişiler sadece kol gücü ile çalışan kişilerden daha düşük ücret almaktadırlar. Bu rakamlar dolayısı ile bugün kamuda ki bazı personel işçi statüsüne geçmek için can atar hâle gelmiştir.
Sonuç itibari ile ülkede kamu kesiminin eğitimi ödüllendirmemesi beşeri sermaye yatırımları yoluyla gelir dağılımının daha adil duruma getirilmesi noktasında ülkemiz açısından bir handikap oluşturmaktadır (Yumuşak; Bilen, 2000: 94).
__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 22.08.09, 00:22
Profesör
 
Üyelik tarihi: Oct 2008
Nereden: Amerikadan
İletiler: 7.777
Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.Efe Özcan için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Türkiye'de Gelir Dağılımında Adaletsizlik Sorununa Bir Örnek: Kit'lerde Uygulanan Ücret Politikasının Gelir Dağılımında Yarattığı Adaletsizlik Ve Beşeri Sermaye Teorisi İlişkisi

Sonuç

Türkiye'de gelir dağılımındaki adaletsizliğin yanında aynı zamanda beşeri sermaye, istihdam ve ücretler arasındaki ilişkinin de ortaya konulması ihtiyacı doğmuştur ve bu çalışma içinde belirttiğimiz nitelikteki emek ve almış olduğu ücretler/maaşlar itibariyle gelir dağılımda ki adaletsizliğin bir başka boyutu ortaya konulmaya çalışmıştır. İşçi ücretleri ve memur maaşları arasındaki adaletsiz dağılım mekanizması 657 sayılı kanuna tâbi kariyer mesleğini icra eden personel ile yine 657 sayılı kanunun bazı maddelerine tâbi olarak çalışan ama bunun yanında özel bir statü ile kurulmuş olan "üst kurul" larda çalışan kariyer meslekleri arasında da mevcuttur. Hatta bu üst kurullarda genel idare hizmetleri içinde yer alan "sekreter", "memur" gibi unvanlarda çalışan personel diğer kurumlardaki (657'ye tâbi) uzman yardımcıları ve uzmanlardan daha yüksek gelir elde etmektedir. Tüm bu sorunların yanında, gelir dağılımında adalet meselesi sadece ücret/maaş politikası çerçevesinde incelenebilecek kadar dar bir kapsamda değerlendirilmemelidir. Nitekim, Amartya SEN'in gelir dağılıma ilişkin olarak yapmış olduğu çalışmalarda, Sen Endeksinde ve Sen'in gelir dağılımı sorununu ele alışında gelir dağılımının bir çok boyutu üzerinde durulmaktadır (Sen, 1997). Türkiye şartlarında, eğitime yapılan yatırım karşısında elde edilmesi gereken gelirin elde edilemiyor olması, bunun yanında ülkedeki işçi sendikacılığı anlayışının tüm kitleleri kapsamıyor olması ve beşeri sermaye yatırımı yapmamış ve statüsü 4857 içinde olan çalışanların 657'ye tâbi kamu kurumlarındaki nitelikli personelden daha fazla gelir elde ediyor olmaları sorunun ciddiyetini göstermektedir. Bugün Türkiye'de bu çarpık durum Kuznets'in eğitimin uzun vadede gelir dağılımını eşitleyeceği ya da düzelteceği yolundaki varsayımı ile de çelişmektedir (Carnoy, 1992: 352). Dolayısı ile kamu istihdamında bu adaletsiz gelir dağılımına yol açan ücret ve maaş politikası, mevzuattaki gerekli değişiklikler yapılarak bir an önce beşeri sermaye yatırımı yapmış işgücü lehine değiştirilmelidir.

Makale Yazarı
Erdem CAM; Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri ilişkileri Anabilim Dalı Yüksek Lisans Programı.

Tablolar PDF içerisindedir.
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf 109-350-1-PB.pdf (270,9 KB (Kilobyte), 107x kez indirilmiştir)
__________________
Nevart Akademi
www.nevart.net
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
adaletsizlik, beşeri, dağılımında, gelir, kit'lerde, örnek:, politikasının, sermaye, sorununa, teorisi, türkiye'de, uygulanan, ücret, yarattığı, ılişkisi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 20:15 .