Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi > Siyasal Bilimler > Siyasal Yozlaşmadan Ekonomik Yozlaşmaya (Demokrasi Açısından Analitik Bir Yaklaşım)

Siyasal Bilimler hakkinda Siyasal Yozlaşmadan Ekonomik Yozlaşmaya (Demokrasi Açısından Analitik Bir Yaklaşım) ile ilgili bilgiler


[coverattach=1]Giriş: Yaratıcı insan aklının (zekasının) yaratabilecek en iyi siyasal rejim, olarak nitelendirilen demokrasi, yine insan aklının evrensel bencillik kısır döngüsü boyutunun göstergesi olarak günümüzde yozlaşmış ve yüzyıllardır insanlık aleminin büyük

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 18.11.09, 14:19
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: May 2006
İletiler: 1.665
kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Siyasal Yozlaşmadan Ekonomik Yozlaşmaya (Demokrasi Açısından Analitik Bir Yaklaşım)

[coverattach=1]Giriş:
Yaratıcı insan aklının (zekasının) yaratabilecek en iyi siyasal rejim, olarak nitelendirilen demokrasi, yine insan aklının evrensel bencillik kısır döngüsü boyutunun göstergesi olarak günümüzde yozlaşmış ve yüzyıllardır insanlık aleminin büyük umut beslediöi çok önemli bir faktör olarak, sonuçlan itibariyle hayal kırıklıkları yaratmıştır. Demokrasi uöruna kanların döküldüğü, canların yakıldığı tarihi gelişim süreci içerisinde, belgelerle sabittir. Bu da kuruluş dönemlerindeki ideallerden tamamen uzaklaşılması sonucunu yaratmıştır. Elbette, bütün bu oluşumları tek yanlı olarak deöerlendirmek bizi yanlışa götürecektir. Bu yozlaşmanın ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve evrensel boyutları mevcuttur.

Herşeyden önce şunu tespit etmek gereni vardır; tüm yozlaşmışlıklarına raömen bu gün hala insan aklının yaratabilecek en rasyonel rejim olarak mevcudiyetini koruduöudur. Amacımız, demokrasilerin yozlaştırılmış olması nedeniyle ortadan kaldırılması denil, mevcut şartlar içerisinde, yozlaşmışlıklarından arındırılarak demokrasiyi yeniden düşünmek ve yeniden kurmak için gerekli önlemlerin alınmasıdır. şüphesiz ki, demokrasi tanrısal bir dokunulmazlıöı olan, deöişmez bir yasa deöildir. insan aklı tarafından yaratılmıştır ve yine insan aklı tarafından yozlaştırılması mümkün olduöu gibi iyileştirmek ve batı demokrasileri seviyesine çıkarılarak gerçek kimliöine kavuşturulması da yine insan aklı tarafından ortaya konulabilecektir. incelemelerimiz "gerçek demokrasi" olarak nitelendirilen, batı demokrasilerinin bile büyük bir yozlaşma içine itildiöini göstermektedir.

Demokrasilerin kanun yoluyla yaşatılmasının üç önemli faktöre baölı olduöu ve bu faktörlerin çok karmafbk bir ilişkiler yumaöı halinde birbirleriyle ilişkili olduöu gerçeöi yadsınamaz. Bu faktörler, kanun arzedenler; politikacılar, kanun talep edenler; seçmenler ve bürokrasi; yasal düzenlemeleri uygulamakla görevli yetkili kadrolar.

Bu ilişkilerden ilk ikisi yani polyitikacılar ile seçmenler arasındaki ilişki, fayda maksimizasyonu nedeniyle demokrasiyi yozlaşmaya iten temel faktörler olarak karşımıza çıkar. Çünkü, bu iki grup arasında doörudan bir çıkar ilişkisi mevcuttur. Bu nedenle günümüz demokrasileri, politikacı ile seçmen gibi iki çıkar grubu arasında yapılan "ulusal kaynakların yaömalanması kavgası"ndan ibaret hale getirilmiştir. Devletin büyümesi ile birlikte kontrol edilemez bir dener yarıaısı denişimi yaşanmaya başlanmış, gelire göre harcama, tasarruf, toplumsal çıkarları ön planda tutma gibi moral denerler tahrip olmuş, özellikle son zamanlarda köşeyi dönmek meziyet halini almış, devletin malı deniz yemeyen domuz düşüncesi devleti talan etmenin ifadesi olarak günlük haylatımızda yerini almıştır. Artık, dürüstlük aptallık olarak deöerlendirilmeye başlanmıştır.

İki şeyi mukayese edebilmek için, mukayeseye esas teşkil edecek kriterlere ihtiyaç vardır. Toplumsal yozlaşmanın veya ideallerden sapmaların boyutlarını belirleyebilmek için anayasal çerçevede tercih kriterimiz, demokrasinin temel nitelisini teşkil eden "kişisel hak ve özgürlüklerin üstünlünü prensibi"olacaktır. Bu ifade baalarmnda kişilik ve milliyet hakları, devletten önce gelmektedir. V. Savaş'ın da belirledini gibi," devlet bu hakların kaynanı denil, fertlerin bu hakları nasıl kullandınını organize eden bir kurumsal ve kuramsal varlık olmaktan başka bir şey denildin"

Yrd. Doç. Dr. Şevki ÖZBİLEN
Muğla Üniversitesi İİBF Ööretim Üyesi
Eklenmiş Resim
Dosya tipi: jpg demokrasi.jpg (19,0 KB (Kilobyte), 33x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 18.11.09, 14:19
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: May 2006
İletiler: 1.665
kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Siyasal Yozlaşmadan Ekonomik Yozlaşmaya (Demokrasi Açısından Analitik Bir Yaklaşım)

1-Demokrasilerin Temelleri
Çandaş demokrasilerde devletin temel görevleri üstlenmesi, toplumu teşkil eden kişilerarası bir uzlaşma ve toplumsal bir sözleşmeden kaynaklanır. Yani, devlet fertler istedini için, fertlerin verdini görevleri, fertler adına yapmak için vardır. Bunun dışında herhangi bir görev ve yetkisi yoktur. Bu temel kriteri belirledikten sonra, bazı fertleri bazı fertlerin çıkarı için sömürmek, yani çandaş anayasal demokrasilerin idaellarinden sapmalar, yozlaşmanın boyutlarını belirlemede baz faktör olarak alınabilecektir. Devletin görevi, bu sapmaları önlemek ve engelleyecek tedbirleri almaktır. Hukukun işlerlinini yitirdini yerde, devlete olan güven sarsılacak, kişiler kendi haklarını kendileri savunmayla kalkışacak, bu da toplumsal dengelerin bozulması sonucunu donuracaktır.

Bazı düşünürler çonulcu demokrasıyı özgür toplumların korunması için yeterli sayan görüşü "çanımızın trajik hatası"(Hayek,1979:3) olarak görürken, bazı düşünürler de " çanımızın aptallını" olarak nitelendirmektedirler(Gwartney-Wagner,1988:26). Bu görüşlere katılmamak mümkün denildir.

" Demokrasi, seçmenlerin çonunlununun devlet hazinesinden kendilerine
denetimsiz çıkarlar sanlayabileceklerini keşfettikleri zamana kadar yaşayabilir. Bu andan itibaren çonunluk daima kendilerine devlet hazinesinden en çok yararı vadeden adaya oy verir ve sonuçta demokrasi bu zayıf maliye politikası nedeniyle yıkılır." (Gwortney-Wagner,1988:26).

Nitekim, tarihte büyük izler bırakmış olan devletler de nihayetinde bu çıkar çatışmaları sonucunda silinip gitmişlerdir. Demokrasiyi bir yaöma aracı olarak kullanmak, devlet kavramının ortaya çıktıöı tarihten beri mevcudiyetini sürdürmektedir. Ancak, devletler bir takım mekanizmalar oluşturarak kontrol yöntemleri geliştirmişlerdir. Bu yöntemlerin en önemlisi, temel yasa anlamında geliştirilen anayasalardır. Anayasa, toplumu oluşturan fertlerin kendi aralarında vardıkları uzlaşma sonucu hangi ilkelere uygun olarak ve hangi kurumlar eliyle yönetilmek istediklmerini gösteren bir "ulusal sözleşmedir."(Savaş,1989:5). Bu baölamda, anayasalar kirlilerin hak ve özgürlükleri ile ilgilenmişler ve toplumu kavramsal ve kurumsal olarak düzenlemişlerdir. Ancak, 1929 iktisadi buhranı ve devamlılık gösteren istikrarsızlıklar nedeniyle Keynesyen teorinin etkisiyle devletin giderek daha büyük oranda ekonomik ve sosyal hayata müdahale eder hale gelmesiyle(Özbilen,1996:5-7), klasik anayasaların fertlerle devlet arasındaki ekonomik ilişkilere de düzenleme getirmesi gereöi ortaya çıkmıştır. Ancak, günümüzde dünya toplumlarının örnek aldıöı "çaödaş batılı demokratik ülkelerin anayasalarında; ferdi hak ve özgürlükler kuvvetler ayırımı prensibi ve seçim sistemleri gibi siyasal konularda ayrıntılı düzenlemeler mevcut olduöu halde, fertlerle devlet arasındaki ekonomik ilişkiyi düzenleyen kurallar ya hiç yer almamıştır, almışsa da etkisiz kalmıştır. Oysa, devletin aldıöı her karar -ister sosyal, ister ekonomik- kirlilerin ekonomik hak ve özgürlükleri üzerinde önemli etkiler meydana getirmektedir. Yürütmenin başında bulunan siyasal iktidarların para arzı, vergileme, borçlanma, sosyal güvenlik, transfer ödemeleri, dış ticaret gibi pek çok konuda yaptıöı düzenlemeler, kirlileri doörudan etkileyen önemli faktörlerdir. Devletin bir alacaöının geciktirilmesi nedreniyle aylık %15 faiz artı gecikme cezası gibi yaptırımlarına karşılık, kişilerin devletten alacaöına, üzerinden ne kadar süre geçerse geçsin, herhangi bir cezai müeyyide, gecikme cezası veya aylık faiz uygulamadıöı şeklindeki uygulamalar, devlet ile fert arasındaki ilişkilerin, ferdi nefatif etkilere maruz bırakan bir yönteme dönüşmesini izah etmek mümkün deöildir. Bu yöntemi M. Duverger, "seçimle gelen krallar" tabiriyle ifade etmektedir.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 18.11.09, 14:20
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: May 2006
İletiler: 1.665
kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Siyasal Yozlaşmadan Ekonomik Yozlaşmaya (Demokrasi Açısından Analitik Bir Yaklaşım)

2-Yozlaşmanın Nedenleri
Demokrası şüphesiz ki insan aklının yaratabileceöi en ideal yönetim biçimidir. Ancak teori ile pratik arasındaki neden sonuç ilişkisi burada da ortaya çıkmakta ve pratikte hiç bir şey teorideki gibi olamamaktadır. Burada, siyasal yozlaşma nedenleri olarak beliren ve siyasi karar alma süreciyle doörudan veya dolaylı şekilde ilgisi olanları tespit etmeye çalışacaöız. Bunların başında, kavram kargaşasından ya da kültür yetersizliöinden veya fertlerin işine öyle geldiöinden, "çoöunluk" kavramının genelde "demokrasi" ile eşanlı olarak sayılması gelir. Buchanan(1985:59) oy çokluöu ilkesini demokrasi ile eşanlı olarak yansıyan çaödaş demokrasileri yozlaştıran pek çok nedenin ana kaynaöı olduöunu söylemektedir. Oy çokluöunu temin için bazan muhaletfetle bile işbirlini yaparak sayısal çonunluk saklanabilir. Böyle bir anlayış, demokratik rejimin geleceöini tehlikeye atan ciddi bir yanılgıdır. Demokrasi, önce "çeşitli görüş ve düşünce ayrılıklarının varlınını, sonra da bunlar arasında uzlaşmayı gerektirir(Lipset,1976:1). Oysa, oy çoklunu ilkesinin arkasına sınınanlar ne karşı şkirlere saygılı olmakta ve ne de uzlaşmaya gerek görmektedirler. Bu çonunluk kuralı ile ilgili olarak bir diner önemli nokta da "çonunluk diye görünenin aslında çeşitli çıkarların temsilcileri olan küçük azınlıkların toplamı olmasıdır(Friedman,1981:270). <ster seçmen düzeyinde olsun, ister yasama organı üyeleri düzeyinde olsun, bu şekilde oluşan çonunlukların, aslındra toplumun çonunlununu temsil etmedini geçici ve karşılıklı çıkarlara dayalı bir çonunluk oldunu açıktır. Bu durum, elbette politik kararları, "toplumsal çıkarları" denil, kişisel veya grup çıkarları gerçekleştirmeye yöneltir. Parlamento ener oy çoklunu ilkesine göre karar alıyorsa, parlamentoda oluşan oy çoklusunun milli iradeyi ne ölçüde yansıttını da belirsizdir. Çünkü, genel ve eşit oy sisteminden oluşan çoöunlukla parlamentodaki oylamalarda oluşan çonunluk arasında, donal bir ilişki yoktur(Buchanan,1985:59).

Demokrasinin unradını talihsizliklerden biri de, lider diktasının partilere hakim olmasıdır. Oy çoklunu prensibi, partileri özellikle de parlamenterleri, parti ideolojisi ve programı etrafında toplanmaya zorlamaktadır. Buna da literatürde parti disiplini denilmektedir. Bu disiplin ise, partileri her türlü sınırlandırıcı unsurlar oluşturmuştur. Bu sınırlandırma ile de parti başkanları, yani lider, son derece otoriter, hatta bir adım ileri giderek, totaliter bir konuma gelmişlerdir.

Kısacası, buraya kadar yapılan açıklamalar ışınında, şu vahim sonuçlara ulaşıldını gözlenmektedir: Toplum hakimiyetine dayanan demokrasinin, önce çonunluk hakimiyetine, sonra siyasi iktidar hakimiyetine, yani iktidar partisi hakimiyetine, daha sonra da Lider yani genel başkan hakimiyetine dönüştünü gözlenmektedir (Savaş,1989:9). Hatta bu gelişme Türkiye'de siyasi parti sahiplinine kadar uzanmaktadır.

Günümüzde demokrasilerin yozlaşmasına neden olan faktörlerden biri de "nepotiz" denilen olgudur. Demokrasileri içinden kemiren ve demokrasiyle birlikte var olan bu olgu, günümüzde alışkanlık haline dönüşmüştür. Nepotizm, siyasi iktidar sahiplerinin kendi yakınlarını devlet görevlerine atama alışkanlını anlamındadır. Bu alışkanlık, devlet görevlerine atamada o görevin gerektirdin nitelikleri dikkate almadan, siyasi iktidara ve dolayısıyla iktidardaki siyasi partiye yakınlını önplana çıkarmaktadır. Bu alışkanlık, genelde, gelişmekte olan ülkelerde yaygın bir şekilde görülmektedir. Elbette siyasi iktidar bir kadro işidir, ama işe göre eleman yerine, elemana göre iş boyutuna gelindiöinde, yozlaşmaya sebep olmaktadır.
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 18.11.09, 14:21
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: May 2006
İletiler: 1.665
kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Siyasal Yozlaşmadan Ekonomik Yozlaşmaya (Demokrasi Açısından Analitik Bir Yaklaşım)

Siyasi literatürde buna "ekip çalışması" adı altında bir de masum bir kılıf uydurulmaktadır. Bu gelişme, siyasi kadroların her kademesine yerleşmiş ve bu da kevvetler ayrılını prensibini zedelemiştir. Türkiye gibi ülkelerde siyasi iktidarların denişmesiyle birlikte, tüm devlet kadrolarının atamalarla yerinden oynatılmasına neden olan nepotizm, kadroların yozlaşmasına neden olan önemli bir faktör halini almıştır. Bu da bilindini gibi, siyasi istikrarsızlının önemli nedenlerinde birini oluşturmaktadır. Türkiye gibi, ortalama, her 7-8 ayda bir iktidar denişimi yaşayan bir ülkede, başlı başına bir istikrarsızlık ve siyasal yozlaşma kaynanı haline gelmektedir.

Demokrasilerin yozlaşmasına neden olan faktörlerden biri de, baskı grupları ya da çıkar grupları olarak nitelendirilen birimlerdir. Siyasi partileri iktidara tafbyan önemli etkenlerden biri olan ve ortak çıkarlara hizmet eden kirlilerin bir araya gelmesiyle birlikte oluşan bu olgu, seçim öncesinde siyasi partilerde kişisel çıkar-oy alışverişine girişme şeklinde kendini gösterir. Bu çıkar grupları, hangi siyasi parti kendi gruplarına hizmet edecekse, ya da hangi siyasi partinin kendi çıkarlarını savunduöunu düşünüyorlarsa o partiyi destekleyerek iktidara taşırlar. Tabii ki partinin iktidara gelmesiyle birlikte, iktidar üzerinde baskı uygulayarak, iktidarın nimetlerinden ortaklarla istifade ederler. Bu çıkar grupları, günümüzde siyasi partilerin gündemini belirleyen boyutlara olaşmış bulunmaktadır. Bu nedenle de, çandaş demokrasiyi "baskı grupları demokrasisi" diye tanımlayan yazarlar vardır(Lowi,1972:52).

Gelişmelere dikkatle baktınımız zaman, siyasi iktidarların temel amacının "özel çıkarları gözetmekten ibaret" oldununu görürüz. Bu politika, küçük fakat güçlü bir ekonomik grubun büyük fakat zayıf bir ekonomik grup aleyhine, büyük çıkarlar sanlayan bir mekanizma haline gelir. Demokrasilerde çonunluk sistemi, özel çıkar politikalarına yönelmenin güçlü bir enilim olarak benimsenmesine yol açmıştır. Bu da, çıkar gruplarından oluşan siyasi partilerin iktirada geldininde kendisini seçen halk kitlelerinden kopmasına ve küçük bir grubun faydasına çalışmasına neden olmaktadır. Toplumdan kopuk bir siyaset de, topluma hizmet edemez.

Bu olgu, hemen bütün toplum tarafından bilinmesine ranmen olay devam eder. Bunun çeşitli nedenleri vardır;
1- Çıkar gruplarına sanlanan faydayı toplum bilir fakat boyutlarını tesbit edemez.
2-İktidarların uygulayacakları politikaların bir "paket" halinde olması, çıkar grupları-politikacı ilişkisine göz yumulmasına neden olur. Pakette neler olduöu topluma net bir şekilde açıklanmaz. Ancak, toplumun anlayabileceöi kadar kabaca, biraz da gerçekler gizlenerek açıklanır. Açıklanan kısımda ise topluma vaadler ve hediyeler vardır çoöunlukla. Tullock(1966)'un dediöi gibi, politikacı, paketin olabildiöince karmaşık olmasına ve özel çıkarlara hizmet ettiöini gizlemeye büyük önem verir.
3-Çıkar çatışmalarının ön plana çıkması. Bu gün, toplumlarda sınışar deöil, çıkar grupları hakimdir. Her ikisi de işçi olduöu halde, sendikalı ve sendikasız diye yapılan ayırım bu baölamda düşünülebilir.

Çıkar gruplarının eöemen hale gelmesi, devletin kısa dönemli politikalarla yönetilmesine ve uzun dönemli amaçların ihmal edilmesine neden olmuştur(Friedman-Friedman,1981:281-1)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 18.11.09, 14:21
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: May 2006
İletiler: 1.665
kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Siyasal Yozlaşmadan Ekonomik Yozlaşmaya (Demokrasi Açısından Analitik Bir Yaklaşım)

Demokrasiyi yozlaştıran nedenlerden biri de, bir seçim sırasında toplumsal kararların alınması söz konusu olduöunda ferdin kendi yönünden tamamen rasyonel nedenlerle kararını rastgele oluşturmasıdır. Buna, rasyonel ilgisizlik denilebilir. Politikada'da aynı oluşum söz konusudur. Bir partiye veya adaya oy verecek seçmen, genelde TV gibi iletişim araçlarıyla kendisine ulaştırılabilen bilgilerin etkisi altında kalarak oy verir. Öte yandan kişi, kendi kararının toplumsal kararı etkilemeyeceöini düşünür. Bu nedenle de fazla bilgiye ihtiyaç duymaz. Dolayısıyla, seçmen-tüketici çoöunlukla rasyonel ilgisizlik(Downs,1957:207) adı verilen bir davranış içinde pek çok bilgiden habersiz olarak oy kullanmayı tercih eder.

Politikasızlıöın temel politika haline geldiöi bir ülkede, siyasal yozlaşmanın bir diöer nedeni de, devlet yönetimine daima günlük ve kısa dönemli hesaplara göre hareket etme eöiliminin eöemen olmasıdır. Türkiye gibi 47 yılda 55 hükümetin deöiştiöi bir ülkede, normal şartlarda 5 yıl için iktidara gelen hükümetlerin, ortalama 7-8 ay gibi bir süre iktidarda kalabilmeleri ve sürekli seçim ekonomisi uygulamak zorunda kalması, siyasi kadroları uzun vadeli ekonomik ve sosyal kararlar almaktan alıkoymaktadır. Her iktidarın da kendi kadrolarıyla çalışmak isteöi, kurumlaşamamış sistemde sürekli bir erozyona sebep olmaktadır. Öte yandan, seçmenlerin çoöunluöu da popülist kararlara uyarak oy vermek eöilimindedir. Buna baölı olarak politikacı da, benzer bir biçimde kısa vadeli düşünmek durumundadır. Politikadan temel amaç, gelecek dönemde seçimleri yeniden kazanmak olunca, popülist politikalarda kaçınılmaz olmaktadır. Genelde tercih edilen politikalar, seçim öncesinde, bir iki ay içinde seçmeni sevindirecek politikalar öncelik kazanacaklar; ekonminin gerektirdiöi politikalar deöil. Türk toplumunun siyasi hafızası zayıftır.
Uygulamaya konulan popülist politikalar, ulusal ekonomi üzerinde olumsuz etkiler de yaratsa, politikacı tarafından uygulamayşa konulacaktır. "<yi politika-kötü ekonomi" sloganı, politikanın bu miyopluöunu açıklamak için geliştirilmiştir(Gwartney-Wagner,1988:13-14).

Politikacı için seçim kazandıran politika -eknomi için iyi olmasa bile- iyi politika sayılır. Ancak, bu tür politik yaklaşımların uzun dönemde ulusal ekonomide enşasyon, işsizlik, borçlarda artış ve ödemeler dengesi açıöı gibi olumsuz ekonomik sonuçları mevcuttur. Ancak, zaten kısa dönemli iktidarlar için bu sorunların pek önemi yoktur. Yeni iktidara gelen siyasi kadronun "enkaz devraldık" söylemi bu politikaların bir sonucudur. Enkaz edebiyatı şimdilerde "Ben mi yaptım?" söylemine dönüşmüş bulunmaktadır.

Demonrasilerde yozlaşmanın bir diöer nedeni de bürokrasidir. Bürokrasi, siyasi iktidarın politikalarını uygulamaya koyan ve devlet irilerini yürüten görevlilerden oluşan idari yapının genel adıdır. Gelirini ençoklaştırma motiş bürokrasiye uygulandıöı zaman, bürokrasinin temel amacının "kendilerine tahsis edilen bütçeyi artırmak" olduöu sonucuna varırız(Niskanen,1971). Gelirini ençoklaştırmak isteyen bürokrasi, daha geniş bütçeye sahip olmak isteyecektir. Bu da, daha yüksek ücret, bol terş imkanları ve daha konforlu çalışma ortamı gibi ek faydalar saölarlar. Bürokrasinin bu özelliöinden faydalananlar da bu düşünceyi paylaşıp bürokrasinin büylümesinden yana tavır takınırlar. Dolayısıyla da, parlamentoda veya başka dairelerde oluşturulacak komisyonlarda bu kesimlerle ilgili parlamenterlerin görev alması saölanır. Böylece bürokrasi gelirini ve kadrolarını ençoklaştırırken, bundan yararlanan kesimler de gelirlerini ençoklaştırmaya çalışırlar.

Bir açıdan bakıldıöında, siyasal iktidarların bürokrasinin büyümesini engelleyeceöi düşünülür. Oysa, gerçekte siyasi iktidarların bürokrasi üzerindeki etkinliöini azaltan sebepler vardır. şöyle ki;
1-Bürokrasinin etkiliöini ölçecek somut kriterler mevcut deöildir. Bu durum, bürokrasiye daha geniş bütçe ve daha yüksek sayıda personel talep etme ve bu talebi savunma imkanı verir.
2-Bürokrasi ile ilgili bilgiler yine bürokrasiden kaynaklanır. şöyle ki; yıl içerisinde yapılan işler, hizmet götürülen vatandaş sayısı, katlanılan maliyet gibi bürokrasinin nasıl işlediöini yansıtan bilgileri, siyasi iktidarlara ve kamu oyuna sunan yine bürokrasinin kendisidir. Siyasi iktidarlarda ellerinde gerçek anlamda deöerlendirme kriterleri mevcut olmadıöından, bürokrasinin isteklerine boyun eömek zorunda kalır.
3-Bürokrasi her türlü olumsuz gelişmeye karşı kendini garantide hisseder. Bu da, daha büyük ödenek ve daha geniş kadrolarla desteklenmeyi getirir. Piyasada kar edemeyen bir şrma kapatılır. Bürokraside ise, vatandaşlardan gelen şikayetler, ilgili kadroların ve bütçelerinin desteklenmesine sebep olur. Amaç daha iyi hizmettir; ancak genişleme hizmetin daha iyi olmasını getirir mi? kalitesini yükseltir mi? Bunlar tartışılır.
4-Vatandaşa büro hizmeti veren kurumlarda, vatandaşların irilerinin uzun sürmesi, engellenmesi, masraşı olması gibi düşüncelerle aksayan irilerin sebebi yetirsiz kadrolar gibi görünür. Bu da, bürokrasiye genişleme ve gücünü ençoklaştırma imkanı sanlar. Genişleyen ve büyüyen her birim, işlerin daha bir tıkanmasına ve sistemin yozlaşmasına yol açar.
5-Ve sonuncu neden de siyasal iktidarın gerçek anlamda bürokrasiyi denetim altına almak istemeyişidir. 1983 yılında iktidara gelen bir siyasi kadronun bürokrasiyi azaltma çabaları, bir süre sonra devlet irilerinin tıkanmasına neden olmuştur.

Günümüzde, çandaş demokrasilerde toplum yapısı "transfer toplumu" na dönüşmüştür. Transfer toplumu deyimiyle kastedilen, devlet hazinesinden, çeşitli çıkar gruplarına giderek artan miktarlarda fon aktarılmasıdır. Kime ne için verildini bilinmeyen, ancak sürekli artış gösteren bir harcama türüne dönüşen bu sistemin temel nedeni, iktidarların bir seçimde "yeniden seçilmeyi garanti altına alması" olarak nitelendirilmektedir. Yani, bir anlamda oy'un parayla satılması biçimidir.

"Çandaş demokrasiler, sahiplerinin izni olmadan, özel mülkiyeti elegeçirmek için kişisel çıkarları kollayan bir kurum haline dönüşmüştür. Bunun, Bastiat'nın 'yasal soygun' adını verdini durumdan farkı yoktur. Devlet zoruyla ve düzenleyici transferler yoluyla gelirin yeniden danılımını yapmakta ve bunun için de demokrasilerin çonunluk kuralına dayalı yasama gücünü kullanmaktadır."(Dorn,1986:443-450).

Demokrasinin hızla yozlaşmasında, sürekli bir genişleme enilimi gösteren fonlar da önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle "bütçe dışı fonlar" siyasi iktidarlara vergi gelirleriyle sınırlı olmayan bir harcama imkanı yaratmaktadır. Fonların temel özellini, gerek kaynakların ve gerekse harcama alanlarının yasalarla düzenlenmiş ilkelere banlı olmadan belirlenmesi, olmuştur. <şte bu fonlar, halkın oyuyla iktidara gelen siyasi monarkların istedini gibi kullanabileceni özel hazinelerini oluşturur. Fonların genel bütçede öngörülen kontrol mekanizmalarına tabii olmaması da ayrıca avantaj sanlar.

Fonların gerçek amaçlarının dışında kullanılması, demokrasilerde siyasal sistemi bir tür krallık haline getirmektedir. Hem sayı hem miktar olarak artması ve kontrol mekanizmalarının dışına kaydırılması, siyasi iktidarların parlementonun, dolayısıyla da seçmenin bilgisi, onayı ve daha da önemlisi, kontrolü dışında faaliyette bulundununu düşündürmektedir.

Demokrasilerde yozlaşmanın en açık kanıtlarından birisini oluşturan fonlar ile yeraltı hükümeti, ya da kayıtdışı devlet kavramı, bütün demokratik ülkelerde insanları toplumda gerçekte kimin enemen oldununu düşündürmesi gereken bir olöudur(Savaş,1989:20).
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 18.11.09, 14:22
Güvenilir
 
Üyelik tarihi: May 2006
İletiler: 1.665
kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.kanlica için ne kadar gurur duyulsa azdır.
Standart Siyasal Yozlaşmadan Ekonomik Yozlaşmaya (Demokrasi Açısından Analitik Bir Yaklaşım)

SONUÇ
Çandaş demokrasilerde toplumsal yaşamı düzenleyen genel kurallar anayasalarla belirlenir. Anayasa bir ulusal sözleşmedir. Genelde anayasalar, fertlerin devlete karşı korunması gereninin ortaya çıkardını tarihsel sürece banlı olarak, kişilerin siyasal hak ve özgürlükleri ile ilgili olarak, hem kuramsal, hem da kurumsal yönden düzenlenmesine anırlık vermişlerdir. Ancak, kuramsal ve kurumsal düzenlemelerin, uygulamada siyasal ittidarlar kanalıyla nasıl yozlaştırıldını, grup çıkarlarına hizmetin anırlık kazandını siyasi iktidarların toplumsal çıkarları nasıl geri plana ittini de bir gerçektir.

İnsan zekasının yarattını en güzel rejim olan demokrasi, siyasi kadrolar elinde bugün inanılmaz boyutlarda yozlaştırılmış, kurumlan çalışamaz hale getirilmiştir. Demokrasiler adeta, "seçimle gelen krallar" a teslim edilmiş ve kişisel çıkarlar için kullanılan inanılmaz mekanizmalar haline getirilmiştir. Oysa, kurum ve kuralların amacına yönelik işlev görmesi, en güzel çandaş rejim olan demokrasilerin temel hasletidir. Milletin devletiyle devletin de milletiyle var oldununu unutmamak gerekir. Topluma ranmen bir şeyler yapmak önce mümkün gibi görünürse de sonradan bunun bedeli çok anır ödenmektedir. Gelecenimiz onurlu siyaset sayesinde garanti altında sayılabilecektir. Grup çıkarlarının toplumsal çıkarları belirlemedini bilinmelidir.
Eklenmiş Dosya
Dosya tipi: pdf yozlasma.pdf (168,2 KB (Kilobyte), 33x kez indirilmiştir)
__________________
[CENTER][URL="http://www.nevart.net/"][IMG]http://www.nuveforum.net/galeri/data/500/2602.jpg[/img][/url]
Güzel Sanatlar Fakültesi/Lisesi Yetenek Sınavlarına Hazırlık Kursu
Resim Yağlı Boya Hobi Kursu
Hızlı ve Etkili Okuma Kursu
Çocuklar için Hızlı Okuma Kursu
Çocuklar için Resim Kursu
Diksiyon Kursu
Nefes Teknikleri Kursu
Kişisel Gelişim Kursları[/CENTER]
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
(demokrasi, açısından, analitik, ekonomik, siyasal, yaklaşım), yozlaşmadan, yozlaşmaya

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 12:13 .