Nüve Forum

Nüve Forum > akademik > İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi > Siyasal Bilimler > Bilgi Toplumu: İyi Haber, Kötü Haber

Siyasal Bilimler hakkinda Bilgi Toplumu: İyi Haber, Kötü Haber ile ilgili bilgiler


"Bilgi Toplumu": İyi Haber, Kötü Haber Giriş Modern toplumun yüzyıllara dayanan birçok yerleşik özelliği var, ama neredeyse bir o kadar da değişmeye yüz tutmuş özelliği... Hatta modern toplumun bugün için

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 15.07.08, 18:53
akademik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart Bilgi Toplumu: İyi Haber, Kötü Haber

"Bilgi Toplumu": İyi Haber, Kötü Haber

Giriş
Modern toplumun yüzyıllara dayanan birçok yerleşik özelliği var, ama neredeyse bir o kadar da değişmeye yüz tutmuş özelliği... Hatta modern toplumun bugün için ağır basan yanının "değişmeci" karakteri olduğu ve bu değişim trendinin, gitgide, nitelik itibariyle farklı bir toplum yaratmakta olduğu kanaati bugün oldukça yaygındır. Böyle köklü bir dönüşümün fiilen gerçekleşip gerçekleşmeyeceği pek belli olmamakla beraber, son yıllarda yoğunluk kazanan modernizm-postmodernizm tartışması bu ihtimalin ciddi olarak gündemde olduğunu gösteriyor. Eğer dünya gerçekten de modernizm sonrasına doğru gidiyorsa, bu süreçte en etkili faktörlerden birinin enformasyon teknolojisindeki baş döndürücü gelişme olacağı söylenebilir. İddia edildiğine göre, dünyayı bir "bilgi toplumunun eşiğine getiren bu gelişmenin önemli bir sonucu bilginin (information) hızla yayılması ve adem-i merkezileşmesi, dolayısıyla da bilgi otoritelerinin yıkılmakta olmasıdır.
"Bilgi Toplumu" denen olgunun nasıl bir şey olduğunu, teorik açıklamalardan önce, hayatımızın içinden; evimizdeki, işyerimizdeki, yayın dünyasında ve medyadaki, özel, sivil ve resmi iş ve işlemlerdeki gözle-görünür etkilerinden dolayı aşağı-yukarı hepimiz biliyoruz. Bugün "İnternet" kullanımının Türkiye gibi "gelişmekte olan" bir ülkede bile hızla yayılmakta olduğu ayan-beyan ortada. Nitekim, Türkiye'deki meraklı bir kişi söz gelişi Amerika'da kendi ilgi alanına giren yayınları, bilgi ve dokümanları izleyebiliyor; dünyanın öbür ucundaki eş-dostuyla anında haberleşebiliyor, yabancı gazete ve dergileri izleyebiliyor; bir Türk araştırmacı örneğin Federal Supreme Court'un en son içtihatlarını okuyabiliyor; bir öğrenci dünyanın neresinde hangi üniversitelerin hangi şartlarla öğrenci kabul ettiğini, belli bir alanda en "kaliteli" eğitimin hangi eğitim-öğretim kurumunda verildiğini araştırabiliyor, bir sivil toplum örgütü kiraladığı bir internet sayfası sayesinde bütün dünyaya sesini duyurabiliyor; İnternet ortamında "sanal miting"ler yapılabiliyor vs... Kısaca, geleneksel bilgi otoriteleri ve bilgi tekelleri yıkılıyor, adeta bilgi "demokratikleşiyor".

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 15.07.08, 18:54
akademik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart "Bilgi Toplumu": İyi Haber, Kötü Haber

Bilgi Toplumu ve Demokrasi
Bu bizi "bilgi toplumu"nun bizatihi değeri ve demokrasi ile ilişkisi hakkındaki klasik tartışmaya götürüyor. Hiç şüphe yok ki, "bilgi toplumu", bünyesinde onu insanlık için değerli kılan çok ciddi potansiyeller barındırıyor. Bunların başında, ileri enformasyon teknolojisinin insanın bilgi donanımını zenginleştirmek ve yeni durumlara intibakını kolaylaştırmak suretiyle, gerek birey-insanlar olarak kendimizi-gerçekleştirmek yolundaki seçeneklerimizi, gerekse farklı hayat tarzı anlayışları arasında " diyalog" imkanlarını arttırması gelmektedir. Bilgi toplumunun imkanları bizim farklı kültürler ve referans sistemleri hakkındaki -en azından- "malumat"ımızı arttırır ve bunun bir bilince dönüşmesine katkıda bulunabilir. Ahlaki açıdan düşünüldüğünde, değerli eylemler sadece bir "niyet" meselesi değildir; bunun için bilgisel bir donanıma da ihtiyacımız var. Öte yandan başka kültürlerde de "bizimki"nden farklı da olsa "anlamlı" bir hayatın mümkün olduğunu ve bunun nasıl gerçekleştiğini öğrenmek, onlardan öğrenmemizi ve kendi hayat tarzımızı zenginleştirmemizi kolaylaştırabilir. Keza, bilgi toplumu bilginin adem-i merkezileşmesini sağlamak suretiyle, toplumsal ve siyasal tahakküm imkanlarını azaltıyor.
Öte yandan "bilgi toplumu"nun sağladığı kolaylıklar çerçevesinde olup-bitenlerden haberdar olmamızı ve bunun sonucunda bu "gidişat"a müdahale etmemizi kolaylaştırabilir. Bu nokta özellikle demokrasi teori ve pratiği açısından önemlidir. Siyasal süreçlerin nasıl işlediği ve çevremizde nelerin olup bittiği hakkındaki bilgisel donanımımızın artması bu süreçlere aktif katılımımızı hem daha fazla motive edebilir, hem de kolaylaştırabilir; siyasi tercihlerimizi daha anlamlı ve bilinçli hale dönüştürebilir. Sivil siyasi aktörlerin-başta siyasi partiler olmak üzere- kamu meselelerine ilişkin politikalarını öğrenmek için artık parti konferanslarına katılmaya, miting meydanlarına çıkmaya pek az ihtiyacımız vardır; enformasyon teknolojisi açıkça herkesin "oturduğu yerden" siyasal süreçlere katılabildiği bir "kitle demokrasisi" yaratabilir. Başka bir açıdan ifade edersek, bilgi toplumu ortamı hükümetlerin vatandaşların ulaşamayacağı gizli veya yasak bilgi alanları yaratmasını zorlaştırır; bu ise bir yandan hükümetleri daha "şeffaf" olmaya zorlarken, öbür yandan vatandaşların onları denetlemesini kolaylaştırır. Hatta, bu iyimser yaklaşımın mantıki sonucuna kadar götürülmesi durumunda, "bilgi toplumu" çağında totaliter sistemlerin hem kurulmasının hem de kurulmuş olanların idame ettirilmesinin imkansız olduğu bile söylenebilir, söylenmiştir.

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 15.07.08, 18:55
akademik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart "Bilgi Toplumu": İyi Haber, Kötü Haber

Madalyonun Öbür Yüzü
Ama bu madalyonun bir de "öbür yüzü" var. Enformasyon teknolojisinin imkanlarını sadece özel kişiler, vatandaşlar, sivil toplum örgütleri kullanmıyor; bunlara aynı zamanda hükümetler, hatta terör örgütleri ve mafya-türü organizasyonlar da ulaşabiliyor. Daha açık bir ifadeyle, "bilgi toplumu"nun "facilitileri", vatandaşların özel hayatlarını denetim altına almak, hatta bütün bir sivil toplumu bastırmak isteyen hükümetlere de, suç işlemek üzere bilgi toplamak isteyen suç örgütlerine de açık... Hatta enformasyon teknolojisindeki gelişmenin bilginin yeniden -bu sefer daha "incelikli" bir biçimde- merkezileşmesine yol açtığı ileri sürülmektedir. Daha ilginci, mesela Türkiye'de, Bilgi Toplumu'nun olanaklarından en fazla yararlanan medyanın büyük bir kısmı, bütün bu olanakları demokrasinin budanması için kullanabilmektedir. Başka bir biçimde ifade edersek, görünüşe göre sivil bir kurum olduğu için, yurttaşlar adına siyasi iktidarı şeffaflığa zorlamaya hizmet edeceği ve sivil toplumun sözcüsü olacağı farz edilen medya kuruluşları, zaman zaman "devlet"le işbirliği halinde toplumun üstüne üstüne gitmektedir. Daha da kötüsü, medyanın bunu, özgürlüklerinin bastırılmasına çalıştığı yurttaşların doğrudan (gazete ve dergiyi satın alarak) veya dolaylı olarak (vergiler, sübvansiyonlar ve teşvikler yoluyla) finanse ettiği "bilgi toplumu" imkanları sayesinde yapabilmesidir.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 15.07.08, 18:56
akademik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart "Bilgi Toplumu": İyi Haber, Kötü Haber

Son yirmi-yirmi beş yılda "bilgi toplumu"nun muhtemel etkileri hakkında yazan pek çok yazar bu konudaki iyimser görüşe çok ciddi bazı rezervler koymuştur. Bu düşünürlerin işaret ettiği ve bilgi toplumunun imkanları hakkında bizi ihtiyatlı olmaya davet eden hususları şu şekilde özetleyebiliriz:
1. Enformasyon teknolojisi toplumda sosyal iktidarın fiilen az sayıda karar-alıcının elinde toplanmasına ve böylece hakim çıkar gruplarının siyasi sistem içindeki konumlarını pekiştirmelerine yol açabilir. Enformasyon teknolojisi, "iyimserler"in düşündüğü gibi bir "kitle demokrasisi" yaratmaktan ziyade, bir sosyal kontrol aracı olarak, iktisadi ve siyasi iktidar mevkilerinde olanların bu gücü geniş toplum kesimleri aleyhine tekelleştirmeleri sonucunu doğurabilir; Bu tehlike, özellikle Türkiye gibi sivil toplum geleneğinin son derece zayıf olduğu ülkeler için geçerlidir. Nitekim, Türkiye'de, palazlanmasını geleneksel olarak devletle işbirliği yapmasına borçlu olan "büyük sermaye"nin, elindeki enformasyon teknolojisi imkanlarını kendi çıkarına işleyen statükoyu muhafaza -ve askerler eliyle "müdafaa" -etmek üzere kullanma yönünde güçlü bir eğilimi vardır.
Hatırlamak hiç de zor değil: Bundan sekiz-dokuz yıl önce Türk televizyonlarından birinde komedyen Levent Kırca Ekibinin bir parodisi yayınlanmıştı. Senaryoya göre, darbe yapmak isteyen generaller "çok sesli" olan televizyon kanallarını kontrol edemedikleri için komik duruma düşüyorlardı... Parodinin esprisine hepimiz hem gülmüş, hem de radyo-televizyonlarda devlet tekelinin kalktığı bu "medya çağı'nda Türkiye'de bile darbe yapmanın artık "imkansız" olduğuna ikna olmuştuk... Oysa, bu olaydan çok kısa bir süre sonra büyük medyanın yardımıyla Türkiye'nin içine sürüklenmiş olduğu askeri vesayet şartları, o parodiye gülmekle çok kötü yanılmış olduğumuzu gösteriyor. Aslında iki büyük sermaye grubunun denetiminde olan Türk medyası 1997 yazında gerçekleşen fiili darbenin hem teşvikçisi hem de destekçisi olmuş ve daha sonra da halkı egemen askeri iradenin -kendi çıkarlarıyla örtüşen-isteği doğrultusunda manipüle etme gayretini devam ettirmiştir. Türk medyasında hala gerçek bir "çok-seslilik"in var olduğundan söz etmek kendimizi kandırmaktır. Ayrıca, son birbuçuk yıldır olup bitenler, medya sermayesinin kendi çıkarının gerektirmesi halinde, politik pozisyonunu birdenbire değiştirmekte hiç zorlanmadığını da göstermiştir.
2. Enformasyon teknolojisinin imkanlarına dayanarak, yıkılması veya dönüştürülmesi imkansız siyasi iktidar yapıları tesis edilebilir; George Orwel'in "1984" kabusunu andıran bu senaryonun tümüyle gerçekleşmesi belki çok güçlü bir ihtimal değildir; ama yine de bu teorik imkanın sivil özgürlüklerinin tahkimine ve vatandaşların aktif katılımına dayanan bir sosyopolitik sistem için çaba sarf edecek olanların işini zorlaştırabileceği açıktır. Enformasyon kanallarına girişin yasal ve fiili tedbirlerle sınırlandığı, devletin vatandaşlar hakkında sürekli bilgi depoladığı ve "kamu iletişim araçları" sayesinde geniş toplum kesimlerinin manipüle edilebildiği yerlerde, özgürlükçü-demokratların işi gerçekten zordur.
3. Bazı ülkeler teknolojik gelişmeleri sivil özgürlükleri tehdit etmek amacıyla kullanabilirler, kullanmaktadırlar. Burada önemli olan nokta; bunun zaten otoriter veya totaliter olan sistemlerden ziyade, "demokratik" ülkelerde ortaya çıkabilecek bir tehlike olmasıdır. Gerçekten de, birçok Batılı demokraside, hükümetler ellerindeki ileri enformasyon teknolojisini vatandaşların mahrem alanlarına müdahale edecek, özel alanı önemli ölçüde kontrol altına alacak şekilde kullanmaktadırlar. Batı demokrasilerinde özellikle sosyal güvenlik ve refah hizmetlerinin vatandaşlara sunulmasını "kolaylaştırmak" üzere oluşturulan devasa bilgi bankaları, bir anlamda neredeyse bütün vatandaşların "fişlenmesi" anlamına gelmektedir. Sözgelişi, Federal Almanya'da bu amaçla oluşturulmuş olan Sosyal Data Enformasyon Sistemi dünyadaki en kapsamlı veri toplama sistemidir ve nüfusun %95'i (yani bütün çalışanlar ve onların aile efradı) hakkında ayrıntılı veriler içermektedir. Bu kişisel bilgiler araştırma ve planlama amaçlı kuruluşlara olduğu kadar, güvenlik birimlerinin de kullanımına açıktır. ( Michael, J.-Poullet Y. -Steinmuller, W., "Information Technology and Civil Liberties", Berleuer,J. -Clement, A. -Sizer, R. -Whitehouse, D. (eds), The Information Society: Evolving Landscapes (New York: Springer-Verlag, 1990), s.506-7).
4) Silahların ve komuta-kontrol sistemlerinin kompüterize olması, dünyamızın kaderini, güvenirliği şüpheli son derece karmaşık enformasyon sistemlerine bağımlı hale getirmektedir: Bugün, enformasyon teknolojisindeki gelişmelerle, silah sanayinin ve yeni askeri konseptlerin gelişmesi arasında yakın bir ilişki vardır. Bu durum gerçekten de insanlığın kaderi için büyük bir potansiyel tehlike teşkil etmesinin yanında,demokrasi ve sivil yönetim şansımızı da ciddi biçimde zayıflatabilecek bir unsurdur. Çünkü, karmaşık enformasyon sistemlerinin sınırlı sayıda uzmanın kontrolünde olması yüzünden, hem dünya barışı adeta pamuk ipliğine bağlı hale gelmiştir, hem de askeri stratejilerin geliştirilmesinde seçilmiş sivil iktidarların devre dışı bırakılması kolaylaşmıştır. Yine özel olarak Türkiye örneğinde durum daha da vahimdir. Çünkü, Türkiye'de silahlı kuvvetler sadece askeri strateji ve enformasyon sistemleri konusunda değil, genel ve sivil kamusal meselelerin çoğunda da karar insiyatifini kendi elinde bulundurmaktadır.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 15.07.08, 18:57
akademik
Ziyaretçi
 
İletiler: n/a
Standart "Bilgi Toplumu": İyi Haber, Kötü Haber

Sonuç

Görülüyor ki, ister demokratik değerler isterse -başta kendini-gerçekleştirme olmak üzere- diğer insani idealler açısından bakalım, gelişmiş bir enformasyon teknolojisinin iyimser olmamızı gerektiren yönleri bulunduğu kadar, kötümserliğe yol açacak potansiyelleri de vardır. Bu nedenle, "bilgi toplumu" karşısında aşırı bir memnunluğa kapılmak ne kadar yanlışsa, çaresizlik duygusuna teslim olmak da o kadar yanlıştır. Bilgi toplumuyla ilgili bu iki yönlü gerçek bize şunu söylüyor: Genel olarak teknoloji gibi, enformasyon teknolojisinin de hiçbir determinizmi yoktur. Bir noktadan sonra kontrol imkanlarımızı sınırlasa da, bazı şeylerin "elimizin altından kaymakta" olduğunu bize hissettirse de, teknoloji kendi başına bizim kaderimizi belirleme gücüne sahip bir olgu değildir. Kimileri onu bir toplumsal kontrol ve tahakküm aracı olarak kullanmak isteyebilir; ama onu daha katılımcı ve evrensel insani ihtiyaç ve ilgilere daha fazla cevap-verici sistemler geliştirme amacımıza hizmet ettirmemiz de mümkündür. Önemli olan, teknolojiyi evcilleştirmenin ve daha insani, özgürlükçü, barışçı ve demokratik bir toplum kurmanın bizim elimizde olduğuna dair inanç ve ümidimizi yitirmememizdir. Çünkü, eğer bu inaç ve ümidi yitirirsek, "teslim" bayrağını çekmemiz an meselesi olur.


Kaynak=> Prof. Dr. Mustafa Erdoğan

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
"bilgi toplumu":, haber, kötü, ıyi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 05:26 .