iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 01:31 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Köşe Yazarlarımız » Ahmet Dursun » Ahmet Dursun Makaleleri

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #201  
Alt 19.11.07, 12:30
ahmetdursun - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nereden: Türkiye
İletiler: 771
Ettiği Teşekkür: 2
60 tane iletisine 85 kere teşekkür edilmiş
ahmetdursun olağanüstü bir gizeme sahip!ahmetdursun olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Cevap: Truman Dotrİnİ'nden Susurluk' Kontrgerİlla-2

17 Ocak 1992: Çekiç Güç Uçakları, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in içinde bulunduğu helikopteri taciz etti ve inmeye zorladılar. Bitlis kısa bir süre önce Cumhurbaşkanı Özal’a Güneydoğu’daki terör olaylarının Çekiç Güç tarafından desteklendiğini ve Kuzey Irak’ta Çekiç Güç denetiminde bir Kürt Devleti kurulmaya çalışıldığını anlatan bir rapor sunmuştu.
18 Şubat 1992: 2000′e Doğru Dergisi muhabiri Halil Güngen, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve adamları tarafından öldürüldü.
16 Nisan 1992: Kartal Demirağ şartlı tahliye yasasından yararlanılarak tahliye edildi.
27 Mayıs 1992: Muş Alay Komutanlığında gözaltına alınan 5 kişi Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım tarafından yer göstermeleri için alındılar. Bir gün sonra cesetleri bulundu.
25 Aralık 1992: Uyuşturucu Kaçakçısı Şehmuz Daş, Drej Ali lakaplı Ali Yasak’ın kardeşinin düğününe giderken öldürüldü.
24 Ocak 1993: Gazeteci-yazar Uğur Mumcu arabasına konan bomba ile öldürüldü.
17 Şubat 1993: Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in BachCraft B200 tipi uçağı havalandıktan kısa bir süre sonra Ankara’da düştü. Bitlis, emir subayı ve uçak mürettebatı öldü. Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş olaydan hemen sonra yaptığı açıklamada düşme sebebinin buzlanma olduğunu açıkladı.
21 Şubat 1993: İnsan Hakları Derneği Elazığ başkanı Avukat Metin Can, ve Dr. Hasan Kaya, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ve ekibi tarafından öldürüldüler.
17 Mart 1993: Binbaşı Ahmet Cem Ersever ve 30 kadar arkadaşı ordudaki görevlerinden istifa ettiler.
17 Nisan 1993: Cumhurbaşkanı Turgut Özal öldü. Özal’ın ölümünden sonra Süleyman Demirel cumhurbaşkanı seçildi. Demirel’den boşalan Başbakanlığa da Tansu Uçuran Çiller getirildi.
5 Mayıs 1993: Kara Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in uçağının düşmesi ile ilgili olarak takipsizlik kararı verdi.
16 Ağustos 1993: MİT İstanbul Bölge eski Müdürü Nuri Gündeş, Tansu Uçuran Çiller tarafından İstibarat Başdanışmanlığı’na getirildi.
1-7 Eylül 1993: Sabah Gazetesi İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu’nun Olağanüstü Hal Bölge Valiliği hesaplarından 2 milyar’ı kendi adına açılan hesaplara geçirdiğini açıkladı. Başbakan Tansu Çiller, Kozakçıoğlu’nu istifaya davet ederken, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel “paralar örtülü ödenekten teröre karşı mücadele için verilmiştir. Ancak ne için harcandığı açıklanırsa devlet sıkıntıya düşer” dedi.
2 Eylül 1993: Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Bucak Aşireti lideri Sedat Bucak’ı PKK ile mücadele konusunda ikna etti. 1950′den beri Mecliste temsilcileri bulunan ve yaklaşık 10 bin kişilik gücü ile Siverek’teki en büyük aşiret olarak PKK’nın 1979 Temmuz’unda kendini duyurmak için gerçekleştirdiği ilk saldırının hedefi olan Bucaklar, ‘80 sonrasında devlete mesafeli duruyorlardı.
8 Eylül 1993: Korkut Eken, Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı olarak oluşturulan, Özel Harekat Timlerinin eğitilmesi için geçici kadro ile Başbakanlık’ta görevlendirildi.
31 Ekim 1993: Ahmet Cem Ersever’in sevgilisi N******* Boz’un cesedi Ankara’nın Çamlıdere bölgesinde bulundu.
2 Kasım 1993: Ahmet Cem Ersever’in yardımcısı Mustafa Deniz’in cesedi Ankara’nın Polatlı İlçesi Avcılar Köyünde bulundu.
4 Kasım 1993: Başbakan Tansu Uçuran Çiller, basına yaptığı açıklamada: “Türkiye milis hareketine dönüşmüş ve yaygınlaşmış bir terör hareketi ile karşı karşıyadır. PKK’nın haraç aldığı işadamları ve sanatçıların isimlerini biliyoruz, hesap soracağız.” dedi. MİT tarafından hazırlandığı ve MGK tarafından Başbakana aktarıldığı iddia edilen listede, 940 memurun ve 67 Kürt işadamının isimleri olduğu söylenmekteydi.
Kasım 1993: JİTEM Grup Komutanı Emekli Binbaşı Ahmet Cem Ersever’in cesedi, Ankara Elmadağ ilçesi yakınlarında Jandarma Bölgesinde bulundu.
8 Kasım 1993: Haspro şirketi, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne başvurarak silah hibe etmek istediğini bildirdi.
10 Aralık 1993: KKTC’de First Mechant Bank adı ile 500 bin dolar sermayeli bir banka kuruldu. Bankanın yönetimi kurulu Nur İnuğur, Tarık Ümit, Türkan Namlı, Ömür Özçelik, Şirin Berk, Ahmet Cemal Namlı gibi isimlerden oluşuyordu.
16 Aralık 1993: Oral Çelik, İtalya’ya iade edildi.
13 Ocak 1994: İstanbul Emniyeti Yaşar Öz’ün evine baskın yaptı. Öz ile birlikte bir tabanca ve çok sayıda sahte kimlik ele geçirildi. Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, İstanbul Emniyet Müdür Necdet Menzir’i arayarak Öz’ün kendileri için çalıştığını, silah ve belgeleri de kendilerinin temin ettiğini söyleyerek Öz’ü serbest bıraktırdı.
15 Ocak 1994: Kürt asıllı Uyuşturucu Kaçakçısı Behçet Cantürk ve şoförü İstanbul Sapanca’da ölü olarak bulundu. Cantürk’ün 1980′lerde ASALA’ya, 1990′larda da PKK’ya yardım ettiği için devlet tarafından hazırlanan listeye dahil edildiği iddia edildi.
19 Ocak 1994: Hilmi Taruk, Fevzi Taruk, Yemlihan Taruk öldürülen akrabaları, Behçet Cantürk’ün mezarını ziyaret ettikten sonra saldırıya uğradılar. Saldırıda Hilmi Taruk öldü.
14 Şubat 1994: Kulislerde Çiller ailesi tarafından MİT müsteşarı yapılacağı söylenen Mehmet Eymür, 5 yıl sonra Kontr-terör Daire Başkanı olarak MİT’e döndü.
25 Şubat 1994: Avukat Yusuf Ziya Ekinci Ankara’da öldürüldü. Ekinci’nin adının da listede yer aldığı iddia edildi.
1 Nisan 1994: Söylemez ve Bucak aşireti mensupları Ankara Roumors Disco’da çatıştılar. Mehmet Sena Söylemez yaralandı, Memduh Bucak, Vahap Akpınar, Ahmet Oynak öldü.
12 Mayıs 1994: Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı Namık Erdoğan Kırıkkale’de kafasına iki kurşun sıkılarak öldürülmüş şekilde bulundu.
3 Haziran 1994: Savaş Buldan, Hacı Kıray ve Adnan Yıldırım Bolu yakınlarında ölü olarak bulundular. Buldan, Kıray ve Yıldırım görgü tanıklarının ifadelerine göre, polis telsizli kişilerce kaçırılmışlardı
2 Ağustos 1994: Korkut Eken’in kadrosu Başbakanlıktan Emniyet Genel Müdürlüğüne aktarıldı.
15 Eylül 1994: Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kızı Zeynep Özal, Alaattin Çakıcı’nın karısı Uğur Çakıcı’nın evine giderek, İşadamı Selim Edes’in, Emlak Bankası eski Genel Müdürü Engin Civan’dan alacağını tahsil etmesi için yardım etmesini istedi.
19 Eylül 1994: Engin Civan, İşadamı Selim Edes’e vaad ettiği kredi karşılığı aldığı 5 milyon dolar’ı geri vermeyi reddettiği için, Alaattin Çakıcı’nın adamları tarafından vuruldu.
21 Eylül 1994: PKK İtirafçısı General Zinnar kod adlı Alaattin Kanat İstanbul’da Kürt işadamı Şener Er’in babasının kaçırıp, fidye istediği suçu ile tutuklandı. Kanat yakalandığı tarihte er olarak askerliğini yapıyordu. 26 Eylül’de ifade veren Kanat, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın adını verdi.
26 Eylül 1994: Selim Edes teslim oldu ve adam öldürmeye azmettirmek suçundan tutuklandı.
30 Eylül 1994: Hastanede tedavi görmekte olan Engin Civan, mali polis tarafından gözaltına alındı.
4 Ekim 1994: Azerbaycan’da Başbakan Suret Hüseyinov ve OMON (Siyasi Polis) Birliklerinin lideri Ruşen Cevadov, Devlet Başkanı Aliyev’i devirmek için bir darbe girişiminde bulundular. Cevadov ile anlaşan Aliyev darbeyi bastırdı ve Hüseyinov Bakü’den kaçtı.
12 Ekim 1994: Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın eşi Semra Özal, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığında Civan davası ile ilgili tanık olarak ifade verdi.
22 Ekim 1994: Diyarbakır Lice’de Tuğgeneral Bahtiyar Aydın öldürüldü. Resmi açıklamalara göre saldırı PKK tarafından yapılmıştı.
4 Kasım 1994: Dündar Kılıç’ın kızı Uğur Çakıcı, Alaattin Çakıcı’dan boşandı.
11 Kasım 1994: Avukat Medet Serhat öldürüldü. Olayın tanığı olan eşi, katil zanlısı olan Tevfik Ağansoy’u teşhis etti.
3 Aralık 1994: Özgür Ülke gazetesinin Kumkapı’daki merkezi, Cağaloğlu ve Ankara büroları aynı anda yapılan saldırı ile havaya uçuruldu. Savcılıkça yapılan araştırmada İstanbul’daki patlamada kullanılan araçlardan birinin, Ankara’da polis tarafından gözaltına alınan ancak arabası geri verilmeyen bir kişiye ait olduğu tespit edildi.
4 Aralık 1994: Ahmet Özal’ın sahibi olduğu Kanal 6 Televizyonu ve Mehmet Ali Ilıcak’ın sahibi olduğu Akşam gazetesi Dündar Kılıç ile Alaattin Çakıcı’nın yaptığı iddia edilen bir telefon görüşmesin yayınladılar. Konuşmada Dündar Kılıç, kızı Uğur Çakıcı’nın şarkıcı Seda Sayan ve İstanbul Emniyet müdür yardımcısı Mehmet Çağlar ile ilişki kurduğunu söylüyor ve Alaattin Çakıcı da Uğur Çakıcı’yı kendisinin öldürmesi gerektiğini bunu da yapacağını söylüyordu. Uğur Çakıcı ve Dündar Kılıç kasedin sahte olduğunu iddia etti.
12 Aralık 1994: Korkut Eken, Abdullah Çatlı ve Ayhan Çarkın Azerbaycan’a gitti. Kısa bir süre sonra bu gruba Ruşen Cevadov’un davetlisi olarak Özel Harekat Daire Başkan Vekili İbrahim Şahin de katıldı. İddiaya göre dörtlü, Cevadov’un başında bulunduğu OMON Birliklerini eğitti.
19 Aralık 1994: Ömer Lütfü Topal’ın eski tetikçisi Bülent Fırat, Vatan Caddesindeki bir otoparkta öldürüldü. Fırat’ın otoparka el koyduğu ve Akgün Oteli Kumarhanesini haraca bağlamaya kalkıştığı için Topal ile arası açılmıştı.
29 Aralık 1994: Ankara 2 Nolu DGM yargıcı Kd. Binbaşı Ülkü Coşkun, Emniyet’in telefon santrallarına dinleme için cihaz yerleştirmesine izin verdi.
10 Ocak 1995: Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, DGM Başsavcılığına başvurarak, GSM hatlarının dinlenmesi için PTT ve özel şirket hatlarına özel bir sistemin bağlanması için gerekli yasal iznin verilmesini istedi.
12 Ocak 1995: Ankara 2 Nolu DGM yargıcı Kd. Binbaşı Ülkü Coşkun, Emniyet’in telefon santrallarına dinleme için cihaz yerleştirmesine tekrar izin verdi.
15 Ocak 1995: İran asıllı Asker Simtko ve Lazem Esmaili isimli uyuşturucu kaçakçıları Polat Rönesans Otelindeki Emperyal Casino’ya girerken kaçırıldılar.
20 Ocak 1995: Alaattin Çakıcı’nın eski eşi ve Dündar Kılıç’ın kızı Uğur Kılıç, Bursa Uludağ’da öldürüldü. Çakıcı eski karısını namusunu temizlemek için öldürttüğünü açıkladı. Uğur Kılıç’ın Amcası İbrahim Kılıç, olaydan sorumlu olanların cezalandırılacağını söyledi.
28 Ocak 1995: Asker Simtko ve Lazem Esmaili’nin cesedi Silivri yakınlarında bulundu. Jandarma Kayıtlarına göre Simtko ve Esmaili PKK tarafından Kürt işadamları listesini hazırladıkları için öldürülmüşlerdi.
Şubat 1995: Mehmet Özbay, Chicago Başkonsolosluğuna başvurarak eskisini kaybettiği için yeni bir pasaport ve nüfus cüzdanı aldı.
5 Şubat 1995: Uğur Kılıç’ı Uludağ’a götüren uçağın pilotları esrarengiz bir kazada öldüler.
27 Şubat 1995: Abdullah Çatlı, Mehmet Özbay adına düzenlenmiş sahte pasaportla Trabzon havaalanından çıkış yaptı. Çatlı’nın Azerbaycan’a gittiği iddia edildi.
2 Mart 1995: MİT Görevlisi Tarık Ümit, İstanbul’da kaçırıldı.
6 Mart 1995: Tarık Ümit’in 34 ZU 478 sahte plakalı Kırmızı Chevrolet Camaro marka arabası İstanbul Silivri yakınlarında Jandarma Bölgesinde terkedilmiş olarak bulundu.
10 Mart 1995: Ailesi Tarık Ümit’in kaçırılması olayında devletin konuyu derinlemesine araştırmadığını iddia etti ve Ümit’in yerini bildirecek olanlara 500 milyon ödül vaad etti.
12 Mart 1995: İstanbul’da Gazi Mahallesinde dört kahve otomatik silahlar ile tarandı. Alevi kökenli iki kişinin ölmesi üzerine çıkan olaylarda polis ve halk birbiri üzerine ateş etti. İki gün süren çatışmalarda 21 kişi öldü. Gerginlik askeri birliklerin müdahalesi ile yatıştırıldı.
13 Mart 1995: Tansu Uçuran Çiller, ‘Terör Örgütlerinin Finans Kaynağının Kurutulması İçin Alınacak Tedbirler Genelgesi’ni yayınladı.
15 Mart 1995: Azerbaycan Devlet Başkanı Haydar Aliyev’e ikinci defa darbe girişiminde bulunuldu. Azerbaycan Meclis Özelleştirme Komisyonu üyesi ve TİKA personeli Ferman Demirkol’un ve Türki Cumhuriyetlerden sorumlu Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir’in adının da karıştığı darbe girişimi Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in, haber vermesi üzerine önlendi. OMON Birliklerinin Başkanı Ruşen Cevadov, teslim olduğu halde Aliyev’e bağlı birlikler tarafından öldürüldü. Aliyev, Azeri televizyonunda olayda Türkiye’nin sorumluluğu olduğunu söyledi. Ferman Demirkol, Demirel’in ricası ile özel bir uçakla Türkiye’ye getirildi. Uçakta Demirkol dışında Çatlı ve bir kaç arkadaşının olduğu iddia edildi.
21 Mart 1995: Meydan Gazetesinde yayınlanan bir haberde Tarık Ümit’in hayatta olduğu ve liderliğini Abdullah Çatlı’nın yaptığı ülkücü mafya tarafından kaçırıldığı iddia edildi.
4 Nisan 1995: BOTAŞ’ın Ceyhan Bölge Müdürlüğü’nde bulunan petrol çamurunun tahliyesi için açtığı ihaleyi Güven Sazak ve Ahmet Baydar’ın ortak oldukları Baysa isimli şirket kazandı.
30 Mayıs 1995: Çakıcı’nın adamlarından Recep Çiçek, Cankurtaran Holding başkanı Emin Cankurtaran’ı yaraladı.
30 Ağustos 1995: Engin Civan’ın vurulması olayına adı karışan Nurullah Tevfik Ağansoy, Almanya’da yakalandı.
Eylül 1995: Abdullah Çatlı, Güven Sazak’ın Baysa şirketindeki hisselerini satın aldı ve Mehmet Özbay kimliği ile yönetim kuruluna girdi.
3 Eylül 1995: Özel Harekat Daire Bşk. Vekili İbrahim Şahin, Abdullah Çatlı ve bir grup özel timci Ayhan Akça ve Ziya Bandırmalıoğlu’nun oğullarının sünnet düğününde bir araya geldiler ve aynı pistte göbek attılar.
27 Eylül 1995: Özer Uçuran Çiller’in de bir dönem kuryeliğini yapan Mehmet Urhan, uğradığı bir bombalı saldırı sonucu öldü. Saldırıda ayrıca Matild Manukyan yaralandı.Urhan, Çiller aleyhine İstanbul Bankası soruşturmasında ifade veren tek tanıktı. Olay polis kayıtlarına, İGDAŞ’ın aksini ispat etmesine rağmen, doğal gaz patlaması olarak geçirildi.
28 Kasım 1995: Musevi asılı tefeci Nesim Malki, iş görüşmesi için gittiği Bursa’da öldürüldü. Malki’nin borç kayıtlarını içeren defter kayboldu.
1 Aralık 1995: Borsacı Yener Kaya İstanbul’da arabasının içinde yakılarak öldürüldü. DYP Milletvekili adayı Kaya’nın evrak çantası arabada bulunamadı.
25 Ocak 1996: Adalet Bakanlığı tarafından yanlışlıkla tahliye edildiği için aranan Haluk Kırcı, İstanbul’da yakalandı.
1 Şubat 1996: Haluk Kırcı, gözaltında bulunduğu İstanbul Emniyet Müdürlüğü İnfaz Nöbetçi Amirliğinden firar etti. İddialara göre Kırcı’nın firarında Emniyet Amiri Sedat Demir’in yardımı olmuştu.
9 Şubat 1996: MİT, Ankara Emniyetinden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım için Metin Atmaca Sahte kimliği ile pasaport aldı.
12 Mart 1996: Eskişehir’de, Resul Söylemez ve Nasır Söylemez’in cesetleri bulundu. Bölgede çatışma sonucu şaranpole yuvarlanmış bir araç içine Fatih Bucak’a ait bir cep telefonu bulundu.
22 Mart 1996: Afyon Valisi Ahmet Özyurt’un kızı ve Baku Regency Oteli kumarhane müdürü damadı Baku’deki evlerinde ölü olarak bulundular.
3 Nisan 1996: Engin Civan, tahliye edildikten sonra, para cezasının ilk taksidi olan 6,25 milyar lirayı ödedi ve yurtdışına kaçtı.
12 Nisan 1996: Korkut Eken, tekrar BOTAŞ’da görevlendirildi.
26 Nisan 1996: Abdullah Çatlı, Kıbrıs Emperyal Jasmine Court Otel’de 424 numaralı odaya yerleşti. Aynı tarihte otel sahibi Ömer Lütfü Topal da oteldeydi. Çatlı, otelden 1 Mayıs tarihinde ayrıldı.
28 Nisan 1996: Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfü Topal’ın ortağı Hikmet Babataş, Bodrum Gümbet’te öldürüldü.
6 Mayıs 1996: Şam’da, PKK lideri Abdullah Öcalan’a yönelik bir bombalı saldırı düzenlendi. Öcalan saldırıdan yara almadan kurtuldu.
24 Mayıs 1996: Yaprak TV sahibi Mehmet Ali Yaprak, Gaziantep’te polis oldukları söylenen kişilerce ikinci kez kaçırıldı ve 6 gün boyunca rehin tutuldu..
11 Haziran 1996: Söylemez Kardeşler Çetesi ortaya çıkartıldı. Çetenin beyni olduğu iddia edilen Mehmet Sena Söylemez, DYP milletvekili Mehmet Ağar’ı kardeşini öldürtmek ve Adalet Bakanı olduğu dönemde de kendisini öldürmeye çalışmak ile suçladı. Söylemezler ile ilişki içinde olduğu söylenen 2 Emniyet Müdürü, 1 Emniyet Amiri, 1 Baş komiser, 2 Komiser Yardımcısı, 1 Üsteğmen, 1 emekli Üsteğmen, 5 Astsubay, 1 emekli Astsubay yüzünden Üniformalı Çete olarak da adlandırılan Söylemez Kardeşler çetesi hakkında Ankara 1 nolu DGM’de dava açıldı. Basına konuşan TBMM Faili Meçhul Siyasi Cinayetler Araştırma Komisyonu başkanı Avundukoğlu, “devlet içine çöreklenmiş başka çeteler de var” dedi.
29 Haziran 1996: Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan ve Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Uçuran Çiller, Refah-Yol koalisyon hükümetini kurdular.
4 Temmuz 1996: İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek yaptığı basın toplantısında Çiller ailesinin, Jandarma Yüzbaşı Hüseyin Pepekal aracılığı ile mafya ile birlikte Gladio benzeri bir örgütlenme kurduklarını iddia etti.
7 Temmuz 1996: İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek yaptığı basın toplantısında Özer Uçuran Çiller’in, silah kaçakçısı Hüseyin Duman ile birlikte çalıştığını iddia etti.
11 Temmuz 1996: Kocaeli Çetesi olarak da bilinen örgütün lideri Hadi Özcan, Rize’de yakalandı ve ilk ifadesinde Abdullah Çatlı ile birlikte BOTAŞ ihalesine girdiklerini anlattı. Özcan ve Çatlı, iddialara göre Ceyhan’da Boru hattından çalınan ham petrol ile Baysa tarafından satın alınan petrol çamuru karıştırıyor ve dünya piyasasına sürüyordu.
28 Temmuz 1996: Kumarhaneler Kralı olarak da tanınan Ömer Lütfü Topal İstanbul Sarıyer, Tazeceviz sokağındaki evinin önünde çapraz ateş ile öldürüldü. Daha sonra yapılan incelemede Çatlı’nın, cinayetin işlendiği saatlerde birçok kere Ercan Aksoy, Oğuz Yorulmaz ve Ayhan Çarkın isimli Özel Tim mensubu polislerle ve iş ortağı Ali Fevzi Bir ile telefon görüşmesi yaptığı ortaya çıktı.
6 Ağustos 1996: Özel Tim’de görevli polisler Ercan Aksoy, Oğuz Yorulmaz, Ayhan Çarkın Ankara Emniyeti Koruma Müdürlüğünde görevlendirildiler.
7 Ağustos 1996: Şanlıurfa milletvekili Sedat Edip Bucak’ın istemi ile Ercan Aksoy, Oğuz Yorulmaz, Ayhan Çarkın Bucak’ın yakın koruması olarak atandılar.
8 Ağustos 1996: Diyarbakır, İçel ve Hakkari’de faaliyet gösteren 3′ü polis, 7 kişilik bir çete silahları ile birlikte yakalandı.
25 Ağustos 1996: MİT İstanbul Bölge Başkanlığı İstanbul Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu’na yolladığı tek sayfalık bilgi notunda: “Topal cinayetinin failleri, Özel Timciler Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz, Ayhan Çarkın ile Topal’ın ortakları Sami Hoştan ve Ali Fevzi Bir’dir” dedi. Bilgi notu polis kayıtlarına kimliği bilinmeyen bir telefon ihbarı olarak geçirildi.
27 Ağustos 1996: Üç Özel Tim polisi, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz ve Ayhan Çarkın, İstanbul Emniyet Genel müdürlüğünde sorguya alındılar. Özel Timciler daha sonra ‘bize istediklerini söylememiz için işkence yapıldı’ dediler.
28 Ağustos 1996: ‘80 öncesinde bavul cinayetleri diye de bilinen 13 cinayete de adı karışan ülkücü Nurullah Tevfik Ağansoy, Babek Deniz Taksi isimli Cafe’de uğradığı silahlı saldırı sonucu Çakıcı’nın adamlarınca öldürüldü. Olayda Çiller’in korumalarından Polis memuru Celal Babür, saldırganlardan Recep Çiçek ve Ayşegül Balaban isimi vatandaş öldü. Tevfik Ağansoy’un karısı olaydan İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ’ı sorumlu tuttu. Ağansoy’un yerini Çakıcı’ya haber verenin o gün Cafe’de bulunan Selçuk Ural olduğu iddia edildi.
29 Ağustos 1996: Emniyet Özel Harekat Daire Başkanvekili İbrahim Şahin, İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın talimatı ile üç özel timci polisi Ankara’ya götürdü ve serbest bırakıldılar.
16 Eylül 1996: Oral Çelik, Türkiye’ye iade edildi. Çelik, Türkiye’de iki davadan dolayı hakim karşısına çıkartılacak: Malatya’da Öğretmen Nevzat Yıldırım’ın öldürülmesi ve Abdi İpekçi Cinayeti.
21 Eylül 1996: İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek açıkladığı İkinci MİT Raporunda Çiller Özel Örgütü isimli bir örgütten bahsetti. Perinçek bu örgütün liderlerinden Abdullah Çatlı’nın Mehmet Özbay sahte kimliği ile yeşil pasaport taşıdığını açıkladı.
19 Ekim 1996: Sakarya’da 5 kişilik bir çetenin 3 üyesi silahları ile birlikte ele geçirildi.
1 Kasım 1996: Sedat Bucak, Abdullah Çatlı, Hüseyin Kocadağ, Gonca Us ve Bucak’ın korumaları iki Mercedes ile geldikleri Kuşadası Onur Otel’e yerleştiler. İki oda tutan grup, akşam yemeğinden sonra öldürülen Ömer Lütfü Topal’a ait kumarhanede oyun oynadılar ve 3 Kasım günü saat 14.00′de otelden ayrıldılar. Otelin faturasını Ali Oto isimli müteahhit ödedi.
__________________
http://ahmetdursun374.blogcu.com/
Bilginin arşivlendiği yer.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
  #202  
Alt 19.11.07, 12:36
ahmetdursun - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nereden: Türkiye
İletiler: 771
Ettiği Teşekkür: 2
60 tane iletisine 85 kere teşekkür edilmiş
ahmetdursun olağanüstü bir gizeme sahip!ahmetdursun olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Belçika bölünmeyi tartışıyor

Belçika bölünmeyi tartışıyor:
Großansicht des Bildes mit der Bildunterschrift: Ülkelerinin bölünmesi tartışmalarından rahatsız olan Belçika vatandaşları bayrak asarak tepkilerini ifade ediyorlar.
Avrupa Birliği’nin kurucuları arasında yer alan Belçika'daki siyasi kriz büyüyor. Yaklaşık 5 aydır federal hükümetten yoksun ülkede bölünme senaryoları konuşuluyor. Kriz komşu ülkeler tarafından da kaygıyla izleniyor.
Belçika Kralı II.Albert, hükümet kurma görevini, haziran ayında yapılan genel seçimlerin galibi Hristiyan Demokrat Yves Leterme’e verdi. Ancak Leterme’in Valon partileriyle aylardan beri sürdürdüğü koalisyon arayışı sonuçsuz kaldı. Müzakere sürecinde bizzat devreye giren Kralın çabaları da durumda bir değişiklik yaratmadı.
Başbakan milli marşı karıştırırsa...
Hükümeti kurmakta hala kararlı olduğunu vurgulayan Leterme’in, Belçika milli marşı “Brabançonne”u söylenmesi istenince Fransızların milli marşı “Marseillaise”ini söylemeye başlaması, ülkenin içinde bulunduğu durumu somut olarak ortaya koyan bir olay olarak gösteriliyor.

Belçika’daki siyasi krizin ardında ekonomik ve tarihi nedenler yatıyor. Kuzeyde, Hollanda dilinin bir lehçesi kabul edilen Flamancayı konuşan Flamanlar yaşıyor. Güneyde ise Fransızca konuşan Valonlar bulunuyor.

Güneye kıyasla daha zengin olan Flamanlar’ın birçoğu artık Valonlara maddi katkı sağlamak istemiyor. Flaman siyasi partileri, “artık Valonların sosyal sigorta ve hastane masraflarını karşılamak istemiyoruz” sloganlarıyla dikkat çekiyor.
Ekonomik faktörler etkili
İki bölge arasında oluşan ekonomik dengesizlik giderek derinleşiyor. İşsizlik bunun açık bir göstergesi: Flamanların yaşadığı kesimde işsizlik oranı yüzde 8 dolayında. Buna karşılık Valonlar uzun süredir yüzde 20’lere varan işsizlikle mücadele ediyor.

Ancak ülkelerinin bölünmesine karşı çıkan Belçika vatandaşları da boş durmuyor. İmza kampanyaları düzenleniyor, basın açıklamaları yapılıyor, pencerelerine, balkonlarına Belçika bayrağını asanların sayısı artıyor.

Federal parlamentonun genç üyelerinden Kattrin Jadin, Belçika’nın kendine özgü yöntemlerle şimdiye dek birçok krizi aşmayı başardığını, bu krizin de üstesinden geleceklerini belirtiyor.
Lüksemburg Başbakanı’nın tepkisi

Belçika’daki gelişmeler komşuları tarafından da kaygıyla izleniyor. Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker, siyasi krizin Belçika’ya uluslararası alanda büyük itibar kaybettirdiğini, bölünme adımlarından endişe duyduğunu açıkladı. Bölünme senaryolarına Lüksemburg’un da dahil edilmesine tepki gösteren Juncker, "Belçika meselesinin yanıtı Belçikadadır" diyerek, ülkesinin bu tartışmalardan uzak tutulmasını istedi.

Flaman-Valon geriliminde tarihi faktörler de etkili oluyor. Belçika’da 19’ncı yüzyılda var olan ekonomik ve siyasi denge, geçen yıllar içinde bir anlamda ters yüz oldu. O dönemde Valonlar maden ocakları ve sanayi tesislerinin ortaya çıktığı bölge olarak daha zenginken, günümüzde ticaret ve birçok Avrupa Birliği kuruluşuna ev sahipliği yapmanın da etkisiyle Flamanlar asıl varlıklı taraf haline geldi. Flamanlar, Fransızca konuşan Valonlar’ın bir zamanlar kendilerini egemen sınıf olarak hakir görmelerini hiçbir zaman unutmadılar.
Çekoslovakya formülü
Aslında Flamanlar ile Valonlar arasındaki gerilim her zaman varlığını korudu. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Valonların referandumla Kral 3’ncü Leopold’u reddetmeleri ülkeyi neredeyse bir iç savaşın eşiğine sürükledi. Toplumlararası gerilimde şiddet artık Belçika’da konuşulmuyor. Ülke basınında ve siyasal çevrelerde "Çekoslovakya örneği" sürekli gündeme getirilirken, 1993'te, birkaç günde bölünen bu ülkenin sınırlarının ve koşullarının Belçika'ya çok benzediği üzerinde duruluyor. Çekoslovakya'nın bölünmesinin "6 ayda" ve "kolaylıkla" tamamlandığı hatırlatılıyor.
Belçika’daki siyasi yapının karmaşıklığı da mevcut gerilimi artıran faktörlerden. Flaman, Valon ve Alman olmak üzere 3 toplumun ayrı bölgesel parlamentoları, hükümetleri, ayrı medya organları, üniversiteleri ve polis örgütleri var. Bu yapının en üstünde ise aylardır kurulamayan federal hükümet yer alıyor.
Kurt Gerhardt
YABANCIMEDYADATURKIYE
***********
Avrupa'nin gobeginde neler oluyor boyle..?
Zulf-u yare dokununca isler hic te uzaktan gazel atmaya benzemiyormus degil mi?
Belcikalilar dua etsin ki kanli katiller aralarinda dolasmiyor, meclislerinde temsil edilmiyor.
Bu Belcikalilar da fasist galiba, baksaniza tek bayrak, tek ulke falan diyorlar.
Kac kisiylermis acaba..?
Belçika’da bölünmeye karşı birlik yürüyüşü ,
Belçika’nın daha fazla bölünmesine ve haritadan silinmesine karşı olan Belçikalılar, Brüksel’de geniş katılımlı bir yürüyüş düzenleyerek birlik ve beraberlik çağrısı yaptılar. Sayıları 25 bin kadar olan göstericiler, Belçika bayraklarıyla katıldıkları yürüyüşte ana mesajlarının “ülkeyi haritadan silmekte kararlı gözüken politikacılara” yönelik olduğunu belirttiler. “Belçika’nın birliği için” düzenlenen bir kampanya çerçevesinde 140 bin imzalı bir dilekçe, Belçika Parlamentosu başkanlığına teslim edildi. Belçika’da 10 Haziran’da yapılan genel seçimlerden bu yana, siyasi partiler arasında başlatılan koalisyon hükümeti kurma temasları sonuç vermezken, 5 aydan fazla süredir devam eden siyasi kriz kamuoyunda da gerginlik ve fikir ayrılıklarına neden oluyor.

Haziran'daki genel seçimlerden sonra siyasi krizin giderek derinleştiği ve bölünme senaryolarının ağırlık kazandığı Belçika'da halk, Valon ve Flaman partilerini uzlaşmaya çağırdı. Brüksel'de toplanan binlerce kişi, "Tek Belçika" pankartları taşıyarak ülkenin ikiye bölünmesine karşı çıktı. Hükümet kurmakla görevlendirilen, Flaman kesiminin güçlü isimlerinden Hıristiyan Demokrat Partisi (CDV), 162 gündür Valon partileriyle koalisyon arayışlarında başarılı olamadı. Bizzat devreye giren Belçika Kralı Albert'in temasları da somut bir sonuç getirmedi. 1830'da Fransa ve Almanya arasında tampon bölge olarak kurulan Belçika'da, 6 milyon Flaman ve 4.5 milyon Valon yaşıyor. Zengin Flamanlar ülkeden ayrılmak istiyor.ALINTI.
***********
BİR HABER:
AB'nin kalbi Belçika 3 parça
Belçika’da 10 Haziran’da yapılan genel seçimlerden bu yana siyasi partiler arasındaki koalisyon kurma temasları yeniden askıya alınırken, ülkede parçalanma rüzgârları esiyor .
Flaman kesiminde evlere Flaman bayrakları, Valonya’da Valon bayrakları asılıyor. Brüksel’de de sokaktan geçenlere 20 bin adet “Brüksel bayrağı”dağıtıldı. Ve Belçika bölündü Resmen olmasa da halk ülkeyi üçe böldü.
Flaman kesiminde evlere Flaman bayrakları, Valonya’da Valon bayrakları asılıyor. Brüksel’de de insanlara Brüksel bayrakları dağıtıldı Ülkede Belçika bayrakları kaldırılarak yerlerine bölge bayrakları asıldı.
Okullarda artık bölgesel marşlarla ders başı yapılmaya başlandı. Belçika’da10 Haziranda yapılan genel seçimlerden bu yana siyasi partiler arasındaki koalisyon kurma temasları bir kere daha askıya alınırken, ülkede parçalanma rüzgarları esiyor. Belçika basını ve kamuoyunda gerginlik ve bölünmüşlük.ALINTI
__________________
http://ahmetdursun374.blogcu.com/
Bilginin arşivlendiği yer.

Konu ahmetdursun tarafından (19.11.07 saat 12:37 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Kelime düzeltmesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #203  
Alt 19.11.07, 12:41
ahmetdursun - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nereden: Türkiye
İletiler: 771
Ettiği Teşekkür: 2
60 tane iletisine 85 kere teşekkür edilmiş
ahmetdursun olağanüstü bir gizeme sahip!ahmetdursun olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart PKK nın dış faaliyetleri.Özel dosya-1

PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜN DIŞ ÜLKELERDEKİ FAALİYETLERİ VE İÇ YAPISI ÖZEL DOSYA

PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜN TÜRKİ CUMHURİYETLERDEKİ FAALİYETLERİ

Terör örgütü PKK, Avrupa'dan İran, Suriye ve Kuzey Irak'a gelen militanların geçiş noktası olarak Ermenistan'dan sonra Gürcistan'ı da kullanmaya başladı. Ermenistan'daki kampları yeniden faaliyete geçiren örgüt, Türkiye ve Avrupa'dan götürdüğü gençlerin Kazakistan'daki Abay Alma-Ata Devlet Üniversitesi'nde eğitim görmelerini sağlıyor.


Örgüt için Ermenistan büyük önem taşıyor. Örgütün, Gümrü, Spitag, Erivan, Laçin ve Kelbecer'de kampları var. Ermenistan'da PKK'ye en büyük desteği Taşnak Partisi veriyor. Mart 1930'dan bu yana çıkartılan Yeni Yol (Raye Taze) adlı gazete tamamen PKK'nin kontrolüne geçerken, Erivan'ın Sesi Radyosu'ndan da propaganda yapılıyor. Gürcistan'da faaliyet gösteren Kürtlerin Hakları ve Dini Vakfı, Kürt Gençleri Derneği, Kürt Kültür Derneği, Yezidi Kürt Kadınlar Derneği PKK'nin kontrolünde. Örgütün, Gürcistan sorumluluğunu uzun süre Uluslararası Kürt Kültür ve Enformasyon Bürosu başkan yardımcılığı görevini yürüten Abdurrahman Patiyav yapıyor.


PKK'nin, Kazakistan'daki faaliyetleri de Moskova merkezli olarak yürütülmekte. Kazakistan'da yaşayan yabancıların kurduğu dernekler Cumhurbaşkanı'nın başkanlık yaptığı ''Halklar Assamblesi'' ne bağlı. Bu derneklerden biri PKK'nin kontrolündeki Kürt Kültür Derneği. Dernek devletin temin ettiği bir büroda faaliyet gösteriyor. Rapora göre, PKK'nin Kazakistan'daki faaliyetlerinin yoğun olmasının nedenlerinden biri de Prof. Dr. Nadir Nadirov . Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev 'in danışmanlığını yapan Nadirov, Kürt Ulusal Kongresi üyesine destek veriyor.
Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK-KUK) :

· Ö.Şerif VANLI Başkan’lığında, Rue J.Stass, 41 Saint-Gilles/BRÜKSEL/ BELÇİKA, adresinde faaliyetlerinin yürütmektedir.

· 1995 yılında PKK terör örgütünün V nci kongresinde, örgüt başının direktifleri doğrultusunda, sözde kürt ileri gelenlerinin katılımı ile Kürt Ulusal Kongresi toplanmıştır.

Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu (KON-KURD) :

· Ali (K) Cenap YETER Başkanlığında, Av.Louise, 459/a 1050 BRÜKSEL/ BELÇİKA, adresinde faaliyetlerini yürütmektedir.

· Bünyesinde 9 Federasyon bulunmaktadır.

· Dokuz (9) Avrupa ülkelerinde bulunan PKK uzantısı Kürt derneklerinin (130) oluşturduğu Federasyonları, 01 Ekim 1993’de gerçekleştirdiği kongre ile bir çatı altında toplanmış ve Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu adını alarak, BELÇİKA’da kurulmuştur.

· PKK terör örgütü kontrolünde faaliyet yürütmekte olan KONKURD’un amacı; Avrupa’da yaşayan Kürtlerle diğer göçmen toplumları ve AB vatandaşları arasındaki uyumu, dayanışmayı ve yardımlaşmayı esas alarak, demokratik bir ortamda birlikte yaşamalarını sağlamak gibi görünmekle birlikte esas olarak, örgüt başkanlık konseyinin talimatları doğrultusunda örgüte müzahir kitlenin koordineli bir şekilde yürüterek örgütün barınma ve idame imkanlarını genişletmek, propaganda ile sempatizan kitleyi bilinçlendirmek, örgüte terörist eleman temini için çalışmalar yapmak, örgüte gelir desteğini artırmak ve malzeme ihtiyaçlarını karşılamaktadır.
Federasyonlar :

· Avrupa’daki PKK terör örgütünün oluşturduğu federasyonlar ilk defa, Almanya'da, değişik tarihlerde kurulmuş 12 PTÖ yanlısı derneğin bir araya gelerek, Almanya'nın 1993 tarihinde koyduğu yasak nedeniyle oluşan kurumsal boşluğu doldurmak amacıyla; 27 Mart 1994 tarihinde BOCHUM kentinde, legal görünümlü olarak, Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM)'nu kurmuştur.

· Bunun yanısıra; Avrupanın diğer sekiz ( ülkesinde de federasyonlar kurulmuş ve faaliyetleri yürüten derneklerini de aynı şekilde, bulunduğu ülkelerde kendi bünyesi altında bir araya getirmeye başlamıştır.

· Anılan federasyonların amacı, federasyon ve derneklerin faaliyet gösterdiği alanlarda yaşayan kürtlerin taleplerini ve sorunlarını bulunduğu şehirlerdeki parti, sendika, kilise ve demokratik kitle örgütlerine aktarmak, çözmek ve bulunulan ülkede terör örgütüne destek sağlamaktır.

· PKK terör örgütü, Avrupa’nın çeşitli ülkelerde, gençlik, öğrenci, aile, sosyal ve kültürel amaçlarla kurulmuş bulunan uzantısı 350’nin üzerinde oluşum ile amaçları doğrultusunda faaliyetlerini yürütmektedir.

PKK’NIN CEPHE ÖRGÜTÜ

a) ERNK-Yurtdışı

PKK’nın yurtdışında sürdürdüğü propaganda ve örgütlenme gibi temel faaliyetlerin önemli bir kısmı ERNK faaliyetleri olarak sürdürülmektedir. Bu faaliyetleri ülkeler, bürolar ve birlikler olarak tasnif etmek mümkündür.

ERNK’nın faaliyetlerini sürdürdüğü ülkeler, Avrupa Cephe Merkezi, Kafkas ülkeleri, Balkan ülkeleri, Ortadoğu ülkeleri olarak tasnif edilebilir. Bunların dışında PKK Japonya’dan Avustralya’ya, Güney Afrika’dan Kanada’ya kadar pek çok ülkede temsilcilik bulundurmaktadır.


ERNK’nın Avrupa Cephe Merkezine bağlı büroları, genellikle yurtiçi (metropol kentler), dış ilişkiler, eğitim, basın yayın, maliye konularında faaliyet göstermektedirler.

Temel propaganda ve örgütlenme teşkilatları ise birliklerdir. PKK’nın faaliyetlerini kamufle eden birlikler, sözde “demokratik-mesleki birlikler” adı altında örgütlenmişlerdir. Hukukçular Birliği, Gazeteciler Birliği, Yazarlar Birliği gibi.

b) ERNK-Yurtiçi

PKK’nın yurtiçi faaliyetleri, başta HADEP olmak üzere legal sendika, dernek ve benzeri legal kuruluşlar içinde kamufle edilmiştir. Ancak, henüz oluşma aşamasında da olsa bazı özgün örgütlenme deyimleri söz konusudur.

PKK, ERNK’nın yurtiçi faaliyetlerini geliştirmek amacıyla “Eyalet Cephe Karargahı/Konseyi” isimli birimler oluşturmuştur.

c) ERNK’nın Din ve Mezhep İstismarına Dayalı Faaliyetleri

KİH (Kürdistan İslam Hareketi)

PKK terör örgütünün Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, halkın dini duygularını istismar ederek örgüt bünyesine kanalize etme amacıyla, cephe birimi içinde oluşturduğu Mollalar Birliği, Din Yayanlar Birliği, Dindarlar Birliği gibi İslami motif taşıyan paravan oluşumlarını, yakın dönemde Abdurrahman DÜRRE’nin başkanlığında birleştirmek suretiyle Kürdistan İslam Hareketi ismiyle yeni bir paravan örgüt oluşturarak, diğer dini oluşumları kendi ideolojik hedeflerine kanalize etmeyi amaçladığı bilinmektedir.

Bu yöndeki örgütlenme faaliyetlerini Avrupa ülkelerinden başka Mısır, Suriye ve Türkiye gibi Müslüman Kürt nüfusun bulunduğu ülkelerde sürdürmekte, propaganda amaçlı seminer ve konferanslar tertiplemektedir.

KAB (Kürdistan Aleviler Birliği)

12 Eylül öncesinde olduğu gibi Alevi inanca sahip vatandaşlarımızı bir takım provokasyonların içine çekebilmek için yurtdışında Kürdistan Aleviler Birliği isimli kuruluş geliştirilmiştir

Asıl gaye;

· Sözde Gazan, Botan, Amed adıyla tabir ettikleri bölge üzerindeki operasyonları etkisiz kılmak amacıyla Sivas, Kahramanmaraş, Erzincan, Tunceli, Adıyaman, Malatya gibi illerdeki Alevi vatandaşlarımızı harekete geçirerek cepheyi genişletmek,

· Alevi gençliği kendi saflarına çekerek eleman kaybını telafi etmeye çalışmak

· Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman, Malatya, Tunceli-, Sivas, Erzincan gibi çok sayıda Alevi inanca sahip vatandaşlarımızın yaşadığı bu bölgeleri Karadeniz, Toroslar ve İç Anadolu bölgelerine açılmada temel almak, Kurt Alevileri PKK, Türk Alevileri DHP vasıtasıyla kendi saflarına çekerek, adı geçen bölgelere açılımı sağlamaktır.

KUM (Kürdistan Ulusal Meclisi)

Terör örgütü PKK, uluslararası kamuoyu nezdinde terörist kimliğini maskelemek, kendisinin Kürt halkının gerçek temsilcisi olduğu imajını vermek ve uluslararası kuruluşlarla diyalog zemini oluşturmak amacıyla “diplomasi cephesi” olarak nitelendirdiği ulusal meclis çalışmalarına 1990 yılında gerçekleştirdiği IV. Kongrede aldığı kararla start vermiştir. Kürdistan Ulusal Meclisi’ne sadece diplomatik misyon verilmemiş, aynı zamanda siyasi kurumlaşma, yasama ve yürütme organı işlevi de yüklenmiş. böylece KUM vasıtasıyla geleceğin Ulusal Kongresinin altyapısı da oluşturulmaya çalışılmıştır.

Terör örgütünün lideri Abdullah ÖCALAN. 8 Haziran 1993 yılında Lübnan’ın Barelias Kasabasında yaptığı toplantıda “örgütün ana hedefinin siyasi alanda tanımak” olduğunu açıklamıştır.

1992 yılı başlarında hazırlık çalışmaları başlayan ve yıl sonunda toplanması beklenen KUM, yurtiçinde bir varlık gösterememiş, Avrupa ülkelerinde sözde bir seçim yapılarak Avrupa kontenjanından 15 milletvekili seçilmiştir.

1993 yılında KUM için yeni bir atak yapılmış, çoğunluğu yurtdışından olmak üzere 400 kişi Kuzey Irak’ta bulunan Zeli Kampı’na çağrılmıştır. Ancak, çağrılanlardan 134 kişi Zeli Kampı’na ulaşmıştır.

Yaklaşık 3 aylık eğitimden geçirilen bu şahıslara KUM’un oluşturulabilmesi için evvela Eyalet Meclislerinin teşkilatlandırılması. KUM’un da Eyalet Meclisi temsilcilerinden oluşturulması talimatı verilmiştir. Söz konusu şahıslar 1993 yılında bu yönde çalışmalara başlamışlar, ancak 1994 yılında bu çalışmalarını durdurmuşlardır.

Sözde Sürgünde Kürdistan Parlamentosu, ERNK ve ona bağlı olan aşağıdaki kuruluş temsilcilerinden oluşmuştur:

ERNK; PKK’nın cephe örgütü,

TAJK (Tevgera Azadiya Jinen Kürdistan-Kürdistan Özgür Kadın Hareketi); ERNK bünyesinde yer alan bir kadın komitesi olup, son dönemde YAJK (Yektiya Azadiya Jinen Kürdistan-Kürdistan Özgür Kadınlar Birliği) olarak isimlendirilmiştir.

YWRK (Yektiya Welatparazen Rewşanberen Kürdistan-Kürdistan Yurtsever Aydınlar Birliği); ERNK’nın sözde aydınlan bünyesinde toplayan alt örgütlenmesi.

YCK (Yektiya Civanen Kürdistan-Kürdistan Gençler Birliği); ERNK'nın gençlik örgütlenmesi.

HÜNDER-KOM (Kürdistan Sanatçılar Birliği); ERNK’nın kültür ve sanatla uğraşan kesime yönelik bir kuruluştur.

Kürdistan Yurtsever Esnaflar Birliği; ERNK’nın yurtdışında bulunan Kürt orijinli vatandaşlara hitap eden bir örgütlenmesi.

Kürdistan Yezidiler Birliği;Yurtdışında bulunan Yezidi kökenli vatandaşları PKK terör örgütüne kazandırma amacını taşıyan oluşum.

Asuriler Birliği; Çeşitli Avrupa ülkelerine göçmüş bulunan ve çoğunluğunu Iraklıların oluşturduğu bir örgütlenme.

KUM (Kürdistan Ulusal Meclisi) Avrupa Grubu; PKK tarafından sözde ulusal meclis oluşturmak amacıyla Avrupa ülkelerinde yapılan sözde bir seçim sonucu oluşturulan ancak, etkinlik kazanamayan yapılanması.

Kapatılan DEP eski milletvekilleri ve yöneticileri; PKK’nın güdümünde hareket eden ve bilahare yurtdışına çıkan milletvekili ve yönetici grubu.

KON-KURD (Avrupa Kürt Devleti Federasyonu); Çeşitli Avrupa ülkelerinde bulunan ve çoğunluğu PKK’nın güdümünde olan derneklerin üst kuruluşu.

KİH (Kürdistan İslam Hareketi); PKK tarafından dindar kesimi kazanmak amacıyla oluşturulan örgütlenme.

KAB (Kürdistan Aleviler Birliği); PKK tarafından Alevi vatandaşları kazanmak amacıyla oluşturulan örgütlenme.

ORDU-ARGK (ARTEŞE RIZGARIYA GELE KURDİSTAN) (KÜRDİSTAN HALK KURTULUŞ ORDUSU) İŞLEVİ VE YAPISI

PKK, kuruluşundan itibaren silahlı mücadeleye büyük önem atfetmiş, kendini kamuoyuna tanıtma ve etkinlik kurma aracı olarak silahlı yöntemi seçmiştir. Eğiterek yetiştirdiği her elemanını savaşçı olarak algılayan örgüt, savaşçılık yeteneği olmayan kişilere fazla itibar etmemiştir.

12 Eylül Harekatı ile birlikte silahlı grupları dağıtılan örgüt, 1981 yılında Lübnan’da gerçekleştirmiş olduğu I. PKK Konferansı’nda;
“Partinin yeniden inşasıyla birlikte silahlı mücadele anlayışına öncelik vermek, silahlı mücade1eyi hemen bir gerilla savaşı olarak düşünmemek, gerilla savaşını hazırlayacak alt birimlerin de olduğunu görmek, siyasi mücadeleyi sürekli geliştirecek bir silahlı mücadele çizgisini uygulamak gereklidir.

...Gerilla güçlendirilmeden, Kürdistan koşullarında siyasi sonuçlar alınabileceğini, siyasi sonuçlara ulaşılabileceğini sanmak gülünç olur. Gerilla... Kürdistan tarihinde, Kürdistan IJlusal Kurtuluş mücadelesinde diğer ülkelere kıyasla daha büyük ve daha önemli rol oynayacaktır. ...Gerilla savaşının, halk savaşının bu biçimini Kürdistan’da uzun süre ve çok güçlü bir şekilde uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.

Kürdistan’da sabırla ve özenle hazırlanmış bir gerilla mücadelesinin gelişimi içinde ve onunla birlikte geniş kitlelerin ayaklanması beklenmektedir... Bu durum şimdiden akılda tutulmalı, halk ayaklanmasının hazırlıkları ve sorunları daha şimdiden partinin gündemine getirilmeli, özellikle bu konuda sorumluluk alan arkadaşlar, bu iş üzerinde düşünmeye ve planlar geliştirmeye çalışmalıdırlar.


Askeri örgütlenme açısından küçük silahlı gruplar, gerilla grupları, gerilla ordusu ve giderek halk ordusunun örgütlendirilmesi bu alanda kurulacak örgüt biçimleridir.” şeklindeki açıklamalar ile silahlı mücadeleye verilen önem açıkça ortaya konulmuştur.

Bu dönemde hazırlanan ve sürdürülecek olan silahlı faaliyetlerin teorik çerçevesi niteliğindeki” Kürdistan’da Zorun Rolü-Ulusal Kurtuluş Siyaseti ve Ulusal Kurtuluş Savaşı” isimli bir kitapçık hazırlanarak örgüt mensuplarının istifadesine sunulmuştur. 1982 yılı başında hazırlanan bu kitap ile PKK’nın silahlı faaliyetlere verdiği önem, siyasi faaliyetlerin PKK açısından üstlendiği rol ve silahlı faaliyetlerin ne tür yöntemlerle tırmandırılacağına açıklık getirilmek istenmiştir. Bu kitap incelendiğinde daha o dönemde PKK’nın silahlı faaliyetlerinin diğer bütün faaliyetlerin dinamosu olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.

Nitekim, genel hazırlık dönemi tamamlanarak silahlı faaliyetlerin başlamasından hemen önce Temmuz 1994 tarihinde üst düzey örgüt mensuplarınca yapılan toplantıda Abdullah ÖCALAN’ın verdiği talimat doğrultusunda HRK (Hezen Rızgariya Kürdistan-Kürdistan Kurtuluş Birliği) adı altında bir askeri aparatın kurulmasına karar verilmiş ve alınan karar gereğince HRK takım ve grupları kısa zamanda kurulmuştur.

Örgüt lideri Abdullah ÖCALAN' ın bilahare HRK’nin kuruluş ve fonksiyonlarına ilişkin olarak yaptığı açıklamalarında “HRK birimleri halkımızın kurtuluş ordusunun çekirdekleridir. Bu olgu ne kadar yükseltilse, ne kadar üzerinde durulsa yeridir. 0 halde partimizin silahlı mücadelesini ve bunun somut boyutu olan HRK olayını en az ideolojik, politik kalkış kadar dikkatle değerlendirmek gerekmektedir” demek suretiyle HRK’nin muhtevasını belirlemiştir.

PKK tarafından oluşturulan bu takım ve gruplar sözde gerilla taktiklerinin başladığı 1987 yılına kadar askeri aparat olarak faaliyetlerini sürdürmüşlerdir.

1986 yılında yapılan PKK III. Konferansı’nda alınan bir kararla HRK isimli askeri aparat lağvedilerek yerine ARGK (Arteşe Rızgariya Gele Kürdistan-Kürdistan Halk Kurtuluş Ordusu) isimli askeri aparat kurulmuştur. Bu kuruluşun hemen ardından görevlilerine ve yapısına uygun yönetmeliği hazırlanmıştır.

“ARGK Genel Yönetmeliği” başlığını taşıyan bu yönetmelik. “Genel Hükümler. Halk Savaşı, Gerilla Birlikleri. Örgüt Yapısı, Örgütsel İşleyiş, Suç ve Ceza” bölümlerinden oluşmaktadır. Bu tarihten sonra Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da gerçekleştirilen kanlı terör eylemlerinin tamamı ARGK adına üstlenilmiştir.

Kuruluşundan günümüze kadar kendisini yukarıdan aşağıya ve yatay olarak organize etmeye çalışan ARGK’nin henüz oturmuş bir hiyerarşisi yoktur. Bununla birlikte yukarıdan aşağıya doğru “Yüksek Askeri Konsey, Genelkurmay, Ana Karargah, Sahra Komutanlığı, Eyalet Komutanlığı” gibi bir kurumlaşmaya ve tabur, bölük, takım, manga gibi askeri birlikler oluşturmaya çalışmaktadır.

ARGK’nin üst birimleri; Başkomutanlık, Yüksek Askeri Konsey ve Genelkurmaylık olarak isimlendirilmiştir.

Başkomutan; ARGK’nin Başkomutanı olarak PKK’nın lideri olan Abdullah ÖCALAN gösterilmiştir. Silahlı eylemlerin hemen tamamı Abdullah ÖCALAN'in talimatları üzerine gerçekleştirilmiştir.

Yüksek Askeri Konsey; Ana karargah sorumluları, sahra komutanları, eyalet komutanları, PKK/MK üyeleri, tabur düzeyindeki bölge ve birlik komutanları gibi üyelerden oluşur. Başkomutanın belirlediği esaslara uygun planlama ve yürütme faaliyetlerini üstlenmiştir.

Genelkurmaylık; Yüksek Askeri Konsey üyeleri arasından seçilen bir yürütme ekibidir. Yüksek Askeri Konsey kararları doğrultusunda sevk ve idareden sorumludur. Genelkurmaylık faaliyetlerini ana karargah ve alt komutanlıklar vasıtasıyla sürdürmektedir.

Ana Karargah; Silahlı faaliyetlerin sevk ve idaresi yönünden tüm destek faaliyetlerinin organizasyonundan sorumludur. Ana Karargah başlıca “İstihbarat Bölümü, Planlama. Hareket Bölümü. Eğitim Bölümü, Lojistik Bölümü, Muhabere Bölümü, Sağlık Bölümü, Arşiv-Sicil Bölümü, Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler Bölümü, Milis Bölümü gibi bölümlerden oluşur.

Alt Komutanlık Karargahları; Saha Komutanlığı, Eyalet Komutanlığı. Bölge Komutanlığı karargahlarından ve yerel komutanlıklardan oluşur.

Birlikler; Örgütçe sözde düzenli ordunun kurulması için oluşturulan birlikler zaman zaman tugay ve alay olarak isimlendirilmişse de, fiiliyatta tabur düzeyinde bazı birliklere rastlanmıştır. Daha ziyade takım, manga düzeyinde hareket esas alınmıştır.
__________________
http://ahmetdursun374.blogcu.com/
Bilginin arşivlendiği yer.

Konu ahmetdursun tarafından (19.11.07 saat 12:59 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Yazı düzenlemesi
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #204  
Alt 19.11.07, 12:57
ahmetdursun - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nereden: Türkiye
İletiler: 771
Ettiği Teşekkür: 2
60 tane iletisine 85 kere teşekkür edilmiş
ahmetdursun olağanüstü bir gizeme sahip!ahmetdursun olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart PKK nın dış faaliyetleri.Özel dosya-2

Birlikleri, düzenli ve hareketli birlikler olarak ikiye ayırmak mümkündür.

Düzenli Birlikler; Manga 7 kişiden, takım 3 mangadan, bölük 3 takımdan, tabur 3 bölükten oluşur.

Hareketli Birlikler; Fizik, eğitim ve donanım yönünden vurucu gücü yüksek elemanlardan oluşan, bir bölgede daha ziyade sindirme ve sansasyonel amaçlı eylemlere yönelen ve takım, bölük seviyesinde hareket eden silahlı birliklerdir.

Milis Komutanlıkları; Genellikle aranır durumda olmayan işbirlikçileri silahlandırarak sabotaj, pusu, kundaklama gibi eylemlere sevk eden birimlerdir.

PKK’NIN ORTADOĞUDAKİ ROLÜ

Lübnan: PKK örgütünün Lübnan topraklarına yerleşmesi, Suriye ile eş zamanlıdır. 1982 yılına kadar Filistinli örgütlere ait kamplarda kalan PKK, 1982 yılından sonra müstakil kamplarda faaliyet sürdürmeye başlamıştır. Yıllarca PKK militanlarının eğitildiği ve Mahsun Korkmaz Akademisi olarak isimlendirilen Helvi Kampı Lübnan topraklarında bulunmaktadır.

PKK terör örgütü, Lübnan’dan sadece eğitim değil, ekonomik amaçlı da istifade etmektedir. Bir kısım örgüt mensubu veya sempatizanı örgütçe kurulan işyerlerinde çalışmaktadır. Bekaa’nın önemli bir uyuşturucu merkezi olduğu bilinmektedir. Yine Lübnan’da yerleşik bulunan Türk ve Suriye asıllı Kürtler ile Lübnan asıllı Kürtler arasında eleman temini çalışmaları devam etmektedir.

Kuzey Irak: K. Irak, örgüt faaliyetleri açısından yurtdışı veya cephe gerisi olarak değerlendirilmiştir. Başlangıçta yurtiçine girişte sıçrama tahtası rolü oynayan K. Irak, giderek örgütün hakimiyet ve iktidarlaşma sahası olarak rol oynamaya başlamıştır.


PKK terör örgütü mensupları ilk defa 1982 yılında K.Irak’a yerleşmişlerdir. K.Irak’a ve Iran sınırına yerleştirilmek üzere gruplar halinde Suriye üzerinden gönderilen PKK mensupları. IKDP (BKDP) kamplarının yanı başında veya IKDP’nin gösterdiği mıntıkalarda üslenmişlerdir.

Irak, Iran ve K.Irak’a(Irak'ın Kuzeyi) yerleştirilen PKK militanlarının iaşeleri ilk etapta IKDP tarafından karşılanmıştır. Bölgeye yerleşen PKK mensuplarının evvela aldıkları talimat gereği araziyi tanıma ve keşif çalışmaları, daha sonra Türkiye sınırından sızarak Hakkari ve Şırnak’ın sınıra yakın köylerinde ilişki kurma çalışması yaptıkları tespit edilmiştir.


PKK mensupları, K.Irak’a yerleşirlerken daha ziyade sınıra yakın. Türkiye’ye geçişlere elverişli. Türkiye’den gelen kaçakçılarla kolay irtibat kurabilecekleri, zamanla IKDP’nin kontrolünü boşa çıkarabilecekleri yerleri tercih etmişlerdir. Bu nedenle zamanla IKDP ile aralarında sürtüşmeler meydana gelmeye başlamıştır. PKK, K.Irak’a yerleştikçe bağımsız harekete başlamış. IKDP’nin gösterdiği yerlerin dışında da kamplar oluşturmuşlardır. Nitekim kısa zamanda Türkiye-Irak sınırı boyunca hareket serbestisi, beslenme ve barınma imkanları elde etmişlerdir.

K.Irak’a yerleşen PKK, 1988-1991 yılları arasında meydana gelen göçler nedeniyle önemli avantajlar elde etmiştir. 1991 yılından sonra 36'ncı paralelin kuzeyinin güvenli bölge ilan edilmesinden sonra BKDP ve KYB gibi yerel otoriteleri aşmak için yoğun bir çaba içine girmiştir. PKK, 8-27 Ocak 1995 tarihinde gerçekleştirdiği V. Kongresinden sonra K. Irak’ın kendileri için temel ve vazgeçilmez bir faaliyet alanı olduğunu ilan etmişlerdir.

Örgüt, K.Irak’ta denetim bölgeleri oluşturmayı. bu bölgelere dayanarak direkt veya paravan örgütler vasıtasıyla yöre halkını kendi saflarına çekmeyi. yine paravan örgütler vasıtasıyla Federe Parlamento’da temsil edilmeyi, yandaş örgütler veya ittifak kurabileceği örgütlerle ulusal kongreyi oluşturmayı hedefleyerek bu yönde çaba sarf etmiştir.

V. kongreden sonra bölgede üslenme faaliyetlerini yoğunlaştıran örgüt, BKDP ve KYB’den sonra bölgede üçüncü güç, giderek bölgenin tek hakimi durumuna gelmek için yoğun çaba harcamıştır. Öte yandan KYB’nin PKK’ya destek vererek bölgedeki rakibi BKDP’nin etki alanını daraltmaya çalıştığı görülmüştür.

PKK, bir taraftan bölgenin etkili güçleri olan BKDP ve KYB’ni etkisizleştirmeye çalışırken, bir yandan da kolayca boyun eğdirebileceği küçük örgütlerle ittifaklar kurmuş tur.

Yine PKK’nın, BKDP ve KYB haricinde K.Irak’ta bulunan küçük örgütler ve gruplarla “Ulusal Demokratik Birlik” adı altında bir birlik oluşturması. bu bölgede kalıcı olmak istediğinin diğer bir göstergesidir.

Libya: Libya-PKK ilişkileri 1982 yılından itibaren gelişmiştir.

PKK’nın Libya’da sürdürdüğü ilişki, işçiler arasında para. eleman kitle desteğini sağlamanın yanı sıra Libya’nın siyasi desteğini sağlama amacına yöneliktir.

PKK’NIN İRAN BAĞLANTISI

PKK, K.Irak’ta IKDP vasıtasıyla 1982 yılında yerleşmiştir. Ancak, zamanla IKDP’den bağımsız olarak İran Devrim Muhafızları ile irtibat kurarak IKDP’yi bertaraf etmeye çalışmıştır.

İran-PKK ilişkileri 1987 yılından itibaren hızla gelişmiş, 1993 yılında bir durgunluk dönemi geçirmiş, 1995 yılından itibaren yeniden gelişmiştir. Halen İran’da PKK’nın pek çok kamp ve barınak yeri ile Urumiye’de hastanesi bulunmaktadır. Örgüt Iran topraklarını aynı zamanda Ermenistan ve Azerbaycan gibi ülkelere geçiş için kullanmaktadır.

Ortadoğu bölgesinde yapılan uyuşturucu kaçakçılığında, son 20 yıl içerisinde büyük bir artış kaydedilerek, münferit olaylardan sistemli ve profesyonelce yürütülen uluslararası boyuttaki kaçakçılık faaliyetlerine dönüşüm olduğu göze çarpmaktadır. Bu konuda terör örgütü PKK da, uyuşturucu ticaretini Avrupa'ya yerleştirdiği profesyonel aracılarla yürütmekte ve bu yolla finansman ihtiyacını karşılamaktadır.

Türkiye'de yakalanan eroin maddesinin menşei itibariyle %90'dan fazlasının Iran, Irak ve Suriye Bekaa'daki uyuşturucu merkezlerinden ülkemize girdiği ve Avrupa'ya sevk edildiği bilinmektedir. Terör örgütü PKK, İran’da sağlanan uyuşturucu maddelerinin ticari organizasyonu için Abdullah Öcalan'ın kardeşi Osman Öcalan'ı görevlendirmiştir.

18.12.1992 tarihinde Akdeniz'in uluslararası sularında batırılan Kısmetim 1 gemisindeki uyuşturucunun, terör örgütü PKK'ya ait olduğu zaten daha önce istihbarat servisleri tarafından açıklanmıştır.

Ortadoğu'daki terör hareketlerine damgasını vuran İran’ın da, terör örgütleri ile olan bağlantısı oranında uyuşturucu kaçakçılığına adı karışmaktadır. Aynı zamanda, İran’da meydana gelen rejim değişikliği sonucu, ülkelerinden ayrılarak Amerika ve Avrupa ülkelerine yerleşen İranlıların, İran’daki akrabaları aracılığı ile uyuşturucu kaçakçılığına başlamış olmaları, uyuşturucu kaçakçılığı organizasyonundaki İran’ın etkisini arttırmıştır.

Ortadoğu'da afyon sakızı maddesinin işlenmesi ve tüketilen bölgelere sevk edilmesinde, İranlı kaçakçıların ön plana çıktığı görülmektedir.

PKK’NIN SURİYE BAĞLANTISI VE PKK’NIN UYUŞTURUCU EKİMİ

Suriye, Türkiye ve batıya karşı izlediği "Şantaj Politikasını' geçmişte çok iyi uygulamış ve işgal altında tuttuğu Lübnan'ı uluslararası terörizm için bir barınak, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı açısından da bir liman haline getirmiştir.

Suriye'nin yönlendirdiği uyuşturucu trafiğinde 1988'den itibaren terör örgütü PKK da önemli bir yer tutmaktadır. Suriye'den G.Kıbrıs'a oradan da Rum gemileriyle Avrupa ve ABD'ye gönderilen uyuşturucu kaçakçılığında terör örgütü PKK mensupları dağıtıcı rolündedir.

Suriye'nin çıkarları için farklı birçok alanda hizmet gören terör örgütü gençleri, ölme ve öldürme için Türkiye'ye sokarken Suriye adına taşeronluğuna soyunduğu uyuşturucu taşımacılığında da, özellikle bu gençler arasından seçtiği kadınları kullanmıştır. Özel Büro elemanları tarafından Aralık 1990'da Adana'da yakalanan 4 kadın militandan Öznur Dağ ve Zahide Özbek ifadelerinde, "Bekaa'da eğitim gördükten sonra seçilip, uyuşturucu kaçakçılığında yer aldıklarını" açıklamışlardır.

İstihbarat Servileri uzun süreden beri, PKK'nın 1984 yılından bu yana Avrupa ülkelerine yönelik uyuşturucu ticareti yaparak kendini finanse ettiğini belirtiyor ve açıkça PKK ile mücadelede Avrupalılar'ın taraf olması gerektiğini anlatıyor. PKK sindirilmeden ve mali kaynakları kurutulmadan Avrupa'da giderek salgın haline dönüşen uyuşturucu kullanımının önüne geçilemez. Özel Büro, bu konudaki sorumluluğun ortak olduğuna işaret ediyor.

Nitekim Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan bir rapora göre PKK İran, Irak, Suriye'nin Türkiye sınırları, Ermenistan sınırının dağlık kısımları ve Suriye'nin denetimindeki Lübnan'ın Bekaa Vadisi'nde uyuşturucu hammaddesi bitkiler olan hint keneviri ve haşhaş ekiyor. Bunları hasat ettikten sonra uyuşturucuya çevirip Avrupa'da pazarlanıyor. Öyle ki PKK, sırf Bekaa'daki ekim dolayısıyla yılda 60 ton civarında esrar, eroin ve baz morfin üretiyor.

PKK uyuşturucu sevkiyatında Abdeh, Tripoli, Beyrut, Sayda, Sur ve Minyan gibi göz yumulan veya kontrolün gevşek olduğu yerleri seçiyor. PKK Avrupa'daki pazarlama faaliyetleri için Doğu kökenli ve daha önce uyuşturucu, altın ve silah kaçakçılığına ismi karışmış bazı ailelerden yararlanıyor. Baybaşin, Kocakaya, Yıldırım, Koylan, Aksoy, Polat ve Cantürk aileleri bu işbirliği yapan ailelerin başında geliyor. PKK'nın Avrupa'ya sağ-salim varan uyuşturucuyu tüketicilere ulaştırmak için kullandığı yol ise siyasi amaçlı dernekler ve deşifre olmamış militanlar. PKK'nın bu amaçla Almanya'da 187, Avusturya'da 10, Belçika'da 6, Fransa'da 23, Danimarka'da 9, Fillandiya'da 2, Hollanda'da 12, İspanya'da 1, İngiltere de 10, İsveç'te 20, İsviçre'de 13, İtalya ve ABD'de 13 derneği bulunuyor.

İstihbarat servisleri, bu yasadışı ticaretten sağlanan kara paralarla MED-TV'nin kurulduğunu belirten belgeleri Belçika makamlarına verince, PKK'ya karşı ılımlı tavrıyla dikkat çeken bu ülkede bir anda dengeler değişmişti. MED-TV yöneticileri, kuruluş sırasında kullanılan 500 milyon Belçika Frangı tutarındaki paranın kaynağını bir türlü açıklayamadılar. Bu arada PKK'nın kara paralarının aklanmasına 2 Belçika vatandaşı aracı oluyordu. Özel Büro’nun sorgulamasından sonra alınan bilgilere göre PKK, yasadışı kazançlarını MED-TV'nin yanısıra Kıbrıs Rum Kesimi'ndeki uydurma bir finans şirketi aracılığıyla aklamaya çalıştığı anlaşıldı.

Yine bir Kanadalı işadamı, 1996 başında Kıbrıs Rum Kesimi'nden getirmeye çalıştığı 13 milyon DM ve 5 milyon İsviçre Frangı'nı FATF üyesi Lüksemburg'daki Banque Continentale'da aklamaya çalışınca yakayı ele vermişti. Banque Continentale, Kanadalı işadamından bir başka kara para aklayıcısı kişiyle ilişkisinden şüphelenerek polise ihbar etmişti. Kanadalı işadamı, daha sonra mahkemede alacağı komisyon karşılığında akladığı parayı MED-TV'ye aktaracağını kabul etmişti. Lüksemburg Polisi, kara paranın kaynağı konusunda yaptığı incelemede, sözkonusu paranın Avusturyalı bir işadamı tarafından Kıbrıs Rum Kesimi'ne getirildiğini öğrenmişti.

Ayrıca, 1992 Ocak ayında İspanya’da gerçekleştirilen bir operasyonda terör örgütü PKK'ya gelir sağlamak için uyuşturucu kaçakçılığı yapan 2 kişi yaklaşık 2 milyon dolar değerinde eroin ve 60 bin dolar para ile yakalandılar. İspanyol polisinin büyük bir titizlikle bir yıl sürdürdüğü izleme sonucu yakalanan Abdullah Keçeciyan ve Veci Kahveci'nin eroin ticaretinden elde ettikleri parayı silah alımında kullanabilmesi için teröristlere ulaştırdığı, İspanyol polisi tarafından açıklanmıştır.

Uyuşturucu kaçakçılığından terör örgütü PKK'nın 1990 yılındaki payı, 300-400 milyon dolar olarak hesaplanmaktadır.

KÜRT MAFYASI UYUŞTURUCU TRAFİĞİNE YÖN VERİYOR

Avrupa'da yaşayan ve çoğunluğunu Kürt kökenlilerin oluşturduğu Türkiyeli gruplar uyuşturucu trafiğini elinde tutuyor. İdeolojiler farklı olsa da çıkarda birliktelik var. Başka yerde bir araya gelmeyen Kürtler ve Türkler beraber hareket ediyor. Eğer pazara girmeye çalışan rakip bir oluşum varsa işbirliğine gidiliyor. Mesela, İngiltere pazarına girmeye çalışan Arnavut mafyasına karşı ortak hareket ediyorlar. İngiltere, eroinin en pahalı olduğu ülke. Pahalı olması, bu ülkenin uyguladığı sıkı güvenlik politikası ve yakalanması durumunda satıcıya verilen astronomik hapis cezalarından kaynaklanıyor.

Yılda 250 milyon paundluk uyuşturucu sokuluyor bu ülkeye. Bütün eroin piyasası Türk-Kürt işbirliği ile kontrol edilirken kokain Kolombiyalıların, esrar ise Kuzey Afrikalıların denetiminde. İngiltere'de 15 bin ile 23 bin sterlin arasında olan eroin fiyatı son kullanıcıya ulaştığında kilosu 100 bin sterline fırlıyor. Normal şartlarda hayal bile edemeyeceği paraları bir seferlik işte kazanabilen Kürt gruplar bu sektörü bırakmak istemiyor.

Sanıkların çoğu Türk ya da Kürt olunca çok sayıda Türk avukatın uzmanlık alanı bu konu oluyor. İngiltere'deki ceza avukatlarından sadece Cemil Gürsel'in elindeki davaların toplamı 28 milyon sterlin ediyor. Kürt ve Türk mafya ayrımı en azından resmi makamlar tarafından dile getirilmiyor. Tamamı "Turkish Mafia" olarak adlandırılıyor. Eroinin ülkeye getirilmesi işini, başında birkaç Kürt ailenin olduğu Türkiyeliler yapıyor. Sokaklara dağıtımı ise Kolombiyalılar başta olmak üzere Afro Karabian olarak adlandırılan grup yapıyor. Buna rağmen belli bölgelerin dağıtımı tamamen Kürtlerin elinde. Mesela İskoçya'da son kullanıcıya dağıtımı Kürtler yapıyor.

Sokak boyutunda ise PKK ve Baybaşin ailesinin ismini kullanan çok sayıda sokak çetesi var. Kendilerine ''Wood Green'in Kürt Bulldogları'', ''Tottenham gençleri'' ve ''Bombacılar' gibi isimler takan çetelerin en büyük hedef kitlesi Kürt gençler. Gerek ağızlarının sıkı olması gerek feodal yapıdan kaynaklanan sağlam ilişkiler yüzünden aralarına ajan giremiyor. Bu sebeple uyuşturucu dağıtıcılarının ana hedefi Kürtleri elde tutmak. Karşı çıkanlar ya pasifize ediliyor ya da 'uyarılıyor'. Uyarılanlardan biri Londra Halkevi Müdürü İbrahim Doğuş. Kürt gençleri uyuşturucu satıcılarının kuryesi olmaktan kurtarmak isteyen Doğuş ayağından vuruldu. Bütün engellemelere rağmen bugün yaklaşık bin Kürt-Türk uyuşturucu suçundan İngiliz cezaevlerinde yatıyor.

Para aklama ve cinsel suçlar ikinci sırada geliyor. Kimse resmi olarak kanıtlayamıyor; fakat yasadışı örgütlerden elde edilen yüklü paralarla iş yerleri alınıyor, buralar Kürt mültecilere uygun şartlara veriliyor. Bu yöntemle hem para aklanıyor, hem düzenli gelir elde ediliyor hem de örgüte sempatizan toplanabiliyor.

Polis Kasım 2002'de Harringey'e büyük bir operasyon yaptı ve yüzlerce kişiyi gözlem altına aldı. Hatta sokakları kameralarla donattı. Aylarca iz süren Scotland Yard polisi Kuzey Londra'daki bazı adresleri bastı. Normal şartlarda silah taşımayan İngiliz polislerinin yanında SO19 adı verilen özel harekat timlerinin de katıldığı operasyonda 550 polis ev ve iş yerleriyle dernekleri bastı. Silahlar, uyuşturucular ve sahte pasaport yapımında kullanılan malzemeler ele geçirildi. Keşfedilen bir hücre polisi bile şaşkına çevirdi. Çünkü tek odalı bir dairenin gizli bölmesinde işkence odası ortaya çıkartıldı. Scotland Yard'a göre burası haraç vermeyi reddeden esnafların çengellere asılıp elektrikle işkence edildiği yerler. Yine aynı polis kaynaklarına göre çevrede 250 kişilik sokak çeteleri var.
KÜRT MAFYASI ROMANYA’DA

Kürt mafyasının etkili olduğu bir diğer ülke ise Romanya. Avrupa'ya kaçışlarda üs olarak kullanılan bu ülkede uyuşturucunun yanında insan kaçakçılığı en çok yapılan iş. Romanya'nın geniş düzlükleri, Bulgaristan üzerinden kolay geçiş yapılabilmesi bu ülkeyi Kürt mafyası için önemli kılıyor. Esnaflardan haraç almak da en sık görülen yöntem. Romanya'da başta uyuşturucu ve silah kaçakçılığı olmak üzere çeşitli yasadışı faaliyetleri bulunan PKK ve bu ülkedeki Türk şirketlerinin büyük bölümünden haraç topluyor. PKK, Romanya'daki 4 binin üzerindeki kayıtlı şirketin yaklaşık yüzde 90'ından haraç alırken, Avrupa'ya transit geçiş yapan Türk TIR şoförlerinden psikolojik baskı ve tehdit ile para topluyor. Özellikle Bükreş çevre yolundan geçen TIR şoförlerinden bu yolla para alan bölücü terör örgütünün Romanya'da, Mezopotamya Kültür Derneği ve Şark İşadamları Derneği adı altında legal olarak faaliyet gösterdiği; insan, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı konularında yasadışı yollara başvurduğu biliniyor. Sadece İngiltere'de 2003'te 8 milyon sterlin toplayan PKK'nın tüm Avrupa genelinde yıllık topladığı haraç ve bağışların toplamının 50 milyon Euro'ya yaklaşmıştır.

PKK’NIN TV YAYINLARI

YAYIN ADI : MEDYA TV

YAYINA BAŞLAMA TARİHİ : 31 TEMMUZ 1999

YAYIN YERİ : BELÇİKA – DENDERLEEUW BRD STÜDYOSU

KAPSAMA ALANI : AVRUPA, TÜRKİYE, ORTADOĞU, RUSYA

YAYIN FREKANSI : HOT BIRD 4.13 DOĞU UYDUSU (TRANS NO : 117, FREKANS : 10.845 – 10853)

YAYIN PERİYODU : 13:00 – 02:00


YAYIN ADI : MEZOPOTAMYA TV

YAYINA BAŞLAMA TARİHİ : 19 HAZİRAN 2000

YAYIN YERİ : DANİMARKA KİRALIK STÜDYO

KAPSAMA ALANI : AVRUPA, TÜRKİYE, ORTADOĞU, RUSYA

YAYIN FREKANSI : HOT BIRD 4.13 DOĞU UYDUSU (TRANS NO : 117, FREKANS : 10853)

YAYIN PERİYODU : 08:00 – 12:30



YAYIN ADI : C TV

YAYINA BAŞLAMA TARİHİ : 12 MAYIS 1999

YAYIN YERİ : BELÇİKA DENDERLEEUW BRD STÜDYOSU

KAPSAMA ALANI : AVRUPA, TÜRKİYE, ORTADOĞU, RUSYA

YAYIN FREKANSI : HOT BIRD 4.13 DOĞU UYDUSU (TRANS NO : 117, FREKANS : 10.845 – 10853)

YAYIN PERİYODU : 06:00 – 07:00

PKK’NIN GAZETE VE DERGİLERİ

· AKIN KURDISH NEWS

· AVAŞİN

· AXİNA WELAT

· BAWERİ

· DENGE XWENDEWAN

· DRUJBA

· FONİ TON KÜRDİSTAN

· JİNA SERBİLİND

· KONGRE

· KÜRDİSTAN

· KÜRDİSTAN İRO

· KÜRDİSTAN REPORT

· KÜRDİSTAN RENDBRIEF

· KÜRT KONSEYİ BÜLTENİ

· LALİŞ

· LEKOLİN

· MEZOPOTAMYA’NIN SESİ

· ÖZGÜR POLİTİKA

· ROJA KÜRDİSTANE

· RONAHİ

· SERXWEBUN

· STERKA CİWAN

· STONE RODİNİ

· ZÜLFİKAR

· KÜRDİSTAN NEWS

· NYHEDS BREV VE DOSYA DERGİSİ

PKK’NIN İNTERNETTEKİ BÜROLARI (PALMTALK ODALARI)

· kurdistan. K U R D I S T A N –united

· Qolka S/LAND kudayasho mudan hambalyo s/land viva

· Kurdistan **Chaxanay**Trr Tss Tss [ HKK ]

· Kurdistan.-*^^*-. Era Dengi Kurdistan e .-*^^*-.

· Kurdistan***Chaixanay*hawleryakan^*^

· qolka Majeerteen VS Mariixaan

· qolka,aqyarta.inta,iskaftan.tagano.kubaashalan.

· * Denge Azadi (()) Ozgurlugun Sesi *

· Kurdler-Apocu-Kemalist Guruh Ve Turkler

· qolka ma jiraa jaceyl mase waa la isku daneystaa

· djib doorashadi somaliland wlc all

· Kurdistan+^^*+ Hawler+*+ ShaRii+*+ DeRiiNm +^^*+

· kocka*kec*u*xortein*ezidiya

· kusdistan**Slemany.*.Shary*.*Halmato.*.Qorbany**

· Kurdistan*^^* Kech u Kurani *RomanS*

· kochka zaxoka dir

· Kocka Kurdistane

· kurdistan+*+Boki+*0*+Sharana+*0*+Sulemany+*

· qolka(macmacan_xamar_cade)welcom

· Ahmet_Kaya_Ve_Dostlari

· iran khouzestan bakhtiari

· kocka ((*+*+Ezidxana+*+Kuristane*+*+)) Lalish

· Kurdistan@Rojihelat@Mehabad@Shari,Shirinm

· kurdstan_slimani_bahashty _dniya

· Kurdistan:*^^*P E S H R A w*^^* W*^^* Socialist

· @-@_-K o N Y a K u r T L e r i_@-@_-Z i n D i

· Afg_Khaateraat e Zindagi Bacha Wa Dokhtara*Altal*

· K U R D I S T A N A ... min

· Kocka gele . . . K u r d i s t a n

· Kurdistan ** Kurdistan iXoshawestan *W* azezan

· Kocka*..*Kurdistan*..*Welate*..*Kurda*..*

· KURDISTAN*dashti*bitwn*hawargay*dlan

· Kurdistan+*+zhwani +*+xoshaueste *U* zame *ashqan

· kurdestan_rojhalat_kermashan_dalahoo

· kurdstan//.je zhwani azizanw xoshawestan

· Kocka Kurdistane ( Lawan )
__________________
http://ahmetdursun374.blogcu.com/
Bilginin arşivlendiği yer.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
  #205  
Alt 19.11.07, 21:03
ahmetdursun - ait kullanıcı resmi (Avatar)
Çılgın
Üyelik tarihi: Feb 2007
Nereden: Türkiye
İletiler: 771
Ettiği Teşekkür: 2
60 tane iletisine 85 kere teşekkür edilmiş
ahmetdursun olağanüstü bir gizeme sahip!ahmetdursun olağanüstü bir gizeme sahip!
  Send PM
Standart Kur'an:abd'nİn Yenİ Sİlahi Kur'an

ABD’nin yeni silahı: Kuran
ABD 254 milyon dolara Irak’taki hapishanelerde Kuran kursu açtı.
Tuğgeneral Stone: “Yeni silahımız Kuran. Ilımlı imamlarla çalışıyoruz”
Amerikalılar’ın Irak’taki hapishaneleri bugüne kadar skandallarla gündeme geldi. Ebu Garib hapishanesinde çekilen işkence fotoğrafları ortaya çıktığında dünya şoke oldu. Irak’taki Amerikan hapishanelerinin başına getirilen Tuğgeneral Douglas Stone şimdi bu hatıraları silmek için kolları sıvadı. Hapishaneleri direnişçilerin “fikrini değiştirecek” rehabilitasyon merkezleri haline getirmeye çalışan Stone, LA Times gazetesine “En büyük silahımız Kuran... Direnişçilerin radikal fikirlerini Kuranla değiştirmeye çalışıyoruz” dedi. Pentagon bunun için Irak’taki iki hapishanede “aydınlanma” sınıfları açtı.
Serbest kalanlar 5 kat arttı
Bu sınıflarda derse giren bir ‘ılımlı’ imam “Onlara Kuran’da insan öldürmeyi günah sayan bölümleri gösterdiğimde çok şaşırıyorlar. Hedefimiz ne uğruna savaştıklarını anlatmak” diyor. 254 milyon dolar bütçeli programın ikinci bölümü ise direnişçilerin durumlarını Amerikalı otoritelerle paylaşmasını öngörüyor. Salıverilmeleri konusunda karar verecek olan kurulun karşısına çıkıp hikayelerini anlatan tutukluların erken çıkma olasılığı artıyor. Dosyanın ele alındığı ilk görüşmede serbest bırakılanların oranı yüzde 8’den yüzde 35’e çıktı.
BAŞARILI OLDU
Her gün Kuran dersine giren mahkumlar dersi sıralarda dinliyor. Bugüne kadar programa katılıp salıverilen 1000 kişiden hiçbiri tekrar suç işlemedi. Yetkililer kursun başarı oranının yüzde 70 civarında olduğunu söyledi.
ABD, yöntem değiştirdi
İnsanların dinsel inançlarını, geçmişte olduğu gibi, bir silah gibi, bir karşı ideoloji gibi kullanmıyor; o insanların inanç çevresinde örgütlenmelerinden yararlanmaya ve onları ulusal devlet düzenlerine karşı bir silah olarak kullanmaya çalışıyor.

E mperyalizmin küreselleşme diyerek yeni "sivil ve askeri" işgal yöntemlerini "Project Democracy - Sivil Örümceğin Ağında, Azerbaycan'da Proje Demokratiya - Adım Adım Teslimiyet, Savaşmadan Yenilmek" gibi kitaplarıyla gündeme getiren araştırmacı-yazar Mustafa Yıldırım , günümüzde ABD'nin dinsel inançları, geçmişte olduğu gibi, bir silah gibi, bir karşı ideoloji gibi kullanmadığını; yöntemini değiştirerek "insanların inanç çevresinde örgütlenmelerinden yararlanmaya ve ulusal devlet düzenlerine karşı bir silah olarak" kullanmaya çalıştığını ifade etti. Yıldırım, "Kutsal inançlarla örülmüş örgütler şebekesini yönetmek; denetim altında tutmak istiyor. Dünyadaki bütün dinlere ve mezheplere sahip çıktığını ileri sürüyor Washington. Bu çok ciddi bir projedir" dedi. Mustafa Yıldırım, dünya ve Türkiye'deki son gelişmelere ilişkin sorularımıza şu yanıtları verdi:

- Hem ülkemizde, hem de dünyada yaşanan dinsel kabarmayı bir "gericilik" dalgası olarak mı algılayacağız, yoksa kurgulanmış bir küresel egemenlik tasarımı olarak mı?
- Ortaçağdan bu yana dinsel egemenliklerin olduğu, din devletlerinin kurulduğu bir gerçek. 20. yüzyılda da, miğfer içinde kalmış, NATO müttefiki olmuş, Amerikan koruması altına girmiş devletlerde de din kullanılmıştı. Örneğin, 1946'da Türk hükümeti ABD ile ilk anlaşma yaptığı günden başlayarak Türkiye'de politika birden değişiyor; din eğitimi ile ilgili ilkeli politika yön değiştiriyor. Bu durum değerlendirilirken " Yobazlığa prim verildi" deniyor, oysa aslında bu bir siyasi anlaşmanın sonucuydu. ABD sosyalizme, komünizme karşı dini kullanarak örgütlenenleri bir araç olarak kullanmak istiyor. Ve insanları en güzel ve en kolay cepheleştireceğ i alan; kutsallığı nedeniyle, dokunulmazlığı nedeniyle dindir. Elbette dinin kendisi değil; ama dini kullanarak kendilerine egemenlik ortamları ve tartışmasız bir güç sağlayan, kimi zaman mezhepçilik, tarikatçılık olarak örgütlenenleri destekliyor. Bugün durum biraz değişik.

- Farklılık nerede? Destekleyen ile desteklenen yine aynı değil mi?
- Bugünkü durum geçmişin uzantısıdır; ama yöntem farklıdır. Geçmişte, Sovyetler Birliği'ne ve tanım olarak komünizme karşı ideolojik kullanım önde geliyordu. Bu kullanım yalnızca Türkiye'deki tarikatları kullanarak olmamıştı, Latin Amerika'da kiliseler, Hıristiyan mezhepleri, tarikatları, Uzakdoğu'da Budistler kullanılmıştı. Hatta provokasyonlarda, kanlı kışkırtmalarda da din yoğun olarak kullanılmış; kiliselere bomba atılmış, sonra da halka "Kızıllar, komünistler, anarşistler kilise bombaladı" diyerek ayaklanma çağrıları yapılmıştı. Tıpkı bizde camilerin bombalanması ve daha sonra halkı örgütlü bir kalkışmaya, kendi kardeşlerini boğazlamaya sürüklemek gibi. Bir cephe oluşturmaktı o dönemdeki kullanım. Oysa bugün 'Demokrasi Projesi' dediğimiz operasyonda, dünyanın 90'a yakın ülkesinin içeriden yeniden yapılandırılması , egemenin ülkelerin iç düzenini kendi amacına göre uydurma projesinde dinin ayrı bir yeri var...

- Bu kez nasıl bir kullanım söz konusu?
- Bu kez dini ideoloji olarak kullanmıyor.. . İnsanların dinsel inançlarını, geçmişte olduğu gibi, bir silah gibi, bir karşı ideoloji gibi kullanmıyor; o insanların inanç çevresinde örgütlenmelerinden yararlanmaya ve onları ulusal devlet düzenlerine karşı bir silah olarak kullanmaya çalışıyor. Kutsal inançlarla örülmüş örgütler şebekesini yönetmek; denetim altında tutmak istiyor. Dünyadaki bütün dinlere ve mezheplere sahip çıktığını ileri sürüyor Washington. Bu çok ciddi bir projedir.

- Nasıl bir proje bu? Tek din yaratma gibi bir şey mi?
- Dinin kendisini kullanmıyor aslında, o dine bağlı olan insanları bir şekilde değerlendirip onların kendi ülkelerindeki kuralları, yasaları yok etmelerini sağlarken, kutsal inançların koruyuculuğuna soyunuyor.

- Ne yapıyor örneğin?
- Ülkeler, kendi iç birliğini, ulusal birliğini korumak için bazı kayıtlar koyar. Din konusunda, dinsel örgütlenmeler konusunda kayıtlar ve koşullar koyar; her şeye izin vermez; örneğin ulusal birliği, toplumsal dayanışmayı geliştirici bir eğitim düzeni oluşturur. Ama o ülkelerde kimi dinsel öbeklerin, mezheplerin çevresinde örgütlenen marjinal oluşumlar vardır. İşte ABD, peşine Avrupa Birliği'ni de takarak, bu ülkelerde kayıtlı, koşullu yaşayan insanlara "din hürriyeti" adı altında sahip çıkmaya ve onların özgürlüğünü savunmaya başladı. Dikkat edin burada dinin kendisini kullanmıyor, din ile ilgili oluşumları kullanıyor.

- Projenin amacı ne?
- Amaç, o ülkelerde ulusal birliği parçalamak. Dünyayı yeniden biçimlendirirken, yeni bir dünya düzeni kurulurken, dünya yeniden kolonileştirilirken, yeniden işgal edilirken, bu yayılmaya, işgale direnen ülkeler, insanlar, uluslar, topluluklar, hatta aşiretler elbette olacaktır. Ulusal devletler ve uluslar, ABD ve ortaklarının dünya egemenliğine muhalefet etmesinler diye dinsel oluşumlara sahip çıkıyor; onlara özgürlük vaat ederek bir müdahale aracı elde ediyor. Örneğin, petrol nedeniyle işgal operasyonunun odak noktası Ortadoğu'daki toplumlarda dinin birleştirici etkisi çok yüksek. İşgale karşı buralardaki insanlar dinsel inançları nedeniyle birlik olabilirler, kenetlenebilirler ve direnebilirler. İşte bunu önlemek istiyor ve dine bu yüzden sahip çıkıyorlar. Özetle, din hürriyeti kisvesi altında dinleri de kendi içerisinde bölmeyi amaçlayan ABD bir yandan da etnik ayrıcalıkları fitilleyerek üniter devlet yapılarını yerle bir ederek zayıf federatif devletler oluşturma politikası güdüyor.

- Bu sahip