iconBütün zaman ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu anki saat: 13:49 . | Nüve Foruma Hoşgeldiniz! Forumumuzdan yararlanmak için lütfen Üye Olun !

» Nüve Forum » gazete haber ve makale yorumları » Köşe Yazarlarımız » Ömer Faruk Eryılmaz » Belki başka bahara

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 03.07.08, 15:09
Standart Belki başka bahara

03.07.08, 15:09



Öğrenci Affı Başka Bahara Kaldı | Sen Vazgeçmeyensin... Belki de bu son fırsattır, belki de bu son Ramazandır... | Belki Birgün | Bitmeliydi belki... | Belki bulursun bölümü |

Sonu baştan belli olan bir konu daha var ki, O’ da AKP’ nin kapatılmayacağıdır.
Anayasa Mahkemesinin türban denilen başörtüsü hakkında verdiği karar, AKP nin kapatılmasıyla ilgili davanın ön senaryosudur ve bu karardan sonra bellidir ki, AKP kapatılmayacaktır.
Belki hazine yardımından mahrum bırakılacak, belki birkaç yöneticisi ve Milletvekili yasaklanacak, ama AKP kapatılmayacaktır.
Ancak söz konusu kapatma davası sonunda, bugünkü hükümetin devam edip etmeyeceği, yedeğe alınan Abdüllatif Şener’in (ABD ve kendisinden başka kimsenin bilmediği) misyonunun ne olduğu, ve ne zaman start alacağı belirginleşecektir.
Türkiye’de yanlış giden bir şeylerin olduğu artık dünyanın öbür ucundan da görülebilmektedir. Ülke de ne sol, ne de liberal bir muhalefetin kaldığı bu ortamda, ağababamız(!) ABD muhakkak bir şeyler düşünüyordur.
İşin somut ve inkar edilemez tarafı, Türkiye’de başta ekonomi ve cumhuriyetin temel ilkeleri olmak üzere tüm sistemin gerildiği, gerilediği, çıkmaza girdiği gerçeğidir.
Ülke her geçen gün bir ayrışmaya, ötekileşmeye, bilinmeze doğru sürüklenmektedir.
61 Anayasası için “bu anayasa bize bol geliyor” diyen Demirel’in kafasından, faşist diktatör Evren’in eliyle çıkan, yapanların bile dilini anlamadığı bu ucube anayasanın bizi getireceği yer de bundan farklı olamazdı.
Yüzde doksan üçlerle ve dipçik zoruyla halka onaylatılan bu ucube anayasa ve onun uygulayıcısı Yüksek Mahkeme yüzde kırk yedinin elinde oyuncak oluverdi.
Bundan önceki, bu tür dönemlerde, işin başına getirilen askeri cuntaların şimdi buna gönüllü olmadıkları (başarıyı yakalamalarının da zorluğunu bildiklerinden, ) başka aktörlere gerek duyulmuş, ılıman (!) kişiliğiyle tanınan Abdüllatif Şener böyle bir senaryo için yedeğe alınmıştır.
Bu ise gündeme erken seçimi, bağımsız yeni vekilleri ve yeni partileri getirecek, yönetime gelecek hükümet 24 ocak 1980, 5 Nisan 1994 ve 20 şubat 2001 tarihlerinde yapılan devaliasyonların aynını yapmak zorunda bırakılacaktır.
Bunları tahmin etmek her ne kadar “Ergenekoncu” bir yaklaşım olarak değerlendirilecek olsa da, sadece aklın yolundan yürümektir.
Çünkü Türkiye, son beş-altı yıldır, üretmeden tüketenlerin, sadece satıp savıp, borç taksiti ödeyenlerin ülkesi olmuştur. Bunların da, üretmeden tüketmenin de bedeli enflasyondur. Enflasyonun legalleşmesinin ve devlet tarafından resmen kabul edilmesinin adı da devaliasyondur.
Develiasyon, bu hükümet tarafından paramızdan atılan altı sıfırın yavaş yavaş geri getiriliyor olmasının başka bir türde ki söylemidir.
İMF buyruğunda beş yılı geçkin zamandır, hem ekonomiyi, hem demokrasiyi, hem cumhuriyetin temel değerlerini oyuncak yapan bu iktidarın sonu gelmiştir.
Kapatılmayacaktır ama, hükümette de kalamayacaktır.
Oyuncak bulmuş gibi sevinen, bu güzelim ülkenin aydınlık geleceğini, kendi beyinleri gibi karanlık yapmanın hevesinde olanların umutları hiç gelmeyecek bir başka bahara kalacaktır.
Çünkü Ulu Önder Atatürk’ün çağdaş temeller üzerine kurduğu bu laik ülkenin, ne içerdeki birkaç çağ dışı insanın dileğiyle, ne de dış yaptırımlarla gerilemeyeceği, geriletemeyeceği Atlantik ötesinden dahi anlaşılmıştır.
“Atatürk’ü sevmek zorunda değilim, ama Humeyni’yi seviyorum, çünkü o ABD’ye ve Siyonizme karşı savaştı” diyen genç beyinlere, Atatürk’ün “dünyadaki ilk bağımsızlık savaşını veren ve kazanan” lider olduğunu öğretmeyen 12 eylül faşist döneminin insanlarından, özellikle genç kuşakları Atatürk’ten soğutmalarının sorgusu yapılmadan, bu faşistlerden 12 eylülün hesabı sorulmadan gelinen bu günkü noktada, 12 eylülden beslenen tarikatlar bile horoz örneği kendi mağduriyetlerinden söz edeceklerdir.
Kimse unutmasın ki, Atatürk öyle bir devlet kurmuş, bu ulusa öyle bir aydınlık getirmiştir ki, aradan geçen seksen beş yıldır içten ve dıştan gelen tüm saldırılara, bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da geçit vermeyecektir.
Devletin sadece yasama ve yürütmeden ibaret olmadığı, bunun yargı, basın ve sivil toplum kuruluşları gibi ayaklarının da olduğunu ilgili ve yetkililere anımsatmak ta “Ergenekon’ culuk” değildir.

Yazar
Ömer Faruk Eryılmaz

Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Sponsorlar
Cevapla

Tags
bahara, başka

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz